Main menu
Second Menu
Faik ÖztrakAnasayfa Güncel HaberlerGENEL BAŞKANIMIZ SAYIN KEMAL KILIÇDAROĞLU İLE EKONOMİ MUHABİRLERİ DERNEĞİ’NİN MİSAFİRİ OLDUK

GENEL BAŞKANIMIZ SAYIN KEMAL KILIÇDAROĞLU İLE EKONOMİ MUHABİRLERİ DERNEĞİ’NİN MİSAFİRİ OLDUK

Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve Grup Başkanvekilimiz Sayın Akif Hamzçebi ile birlikte Ekonomi Muhabirleri Derneği’nin simit-peynir kahvaltısına konuk olduk. Başkentin ekonomi muhabirleriyle biraraya geldiğimiz kahvaltı, sıcak bir sohbet ortamında geçti. EMD’ye misafir perverlikleri için teşekkür ederiz.

Genel Başkanımızın programda yaptığı açıklamalar ve sorulara verdiği yanıtlar özetle şöyle:

(Kaynak: ANKA)

KILIÇDAROĞLU EKONOMİYİ DEĞERLENDİRDİ: SON 11 YIL, TÜRKİYE’NİN BORÇLANMA HİKAYESİ

CHP lideri Kılıçdaroğlu, yaptığı sunuş konuşmasında ekonomide bir politika oluşturulması gerektiğini belirterek, ekonomik açıdan herkesin mutlu olacağı bir Türkiye’yi nasıl yaratabileceğini, oluşturabileceğini siyasi iktidarın düşünmesi gerektiğini vurguladı. Bugün içinde bulunulan ekonomik koşulların, bir ülkenin tek başına karar alacağı bir dünya olmadığının altını çizen Kılıçdaroğlu, ABD Merkez Bankası’nın aldığı kararın bütün dünyayı etkilediğini, Türkiye’yi de etkilediğini belirtti. Kılıçdaroğılu, ABD Merkez Bankası’nın aldığı bu kararların Türkiye ekonomisine faturasının ne olduğuna ilişkin olarak bir çalışma yaptırdığını bildirdi. Mayıs 2013’ten, 20 Eylül 2013 arasında son yaşanan krizin ekonomiye faturasının ne olduğunu ortaya koyduklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin toplam döviz açık pozisyonu nedeniyle uğradığı kur farkı zararının 47 milyar TL olduğunu söyledi. Bunun 17 milyar TL’si reel sektörün kur farkı zararını oluşturduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, “Faizlerdeki sıçrama nedeniyle, elinde Hazine kağıdı tutan yurtiçi yerleşiklerin son 4 aydaki zararı 13.5 milyar TL. Borsaya kote edilen şirketlerin değerlerindeki erime 97 milyar TL. Toplam oluşan zarar 157.5 milyar TL. Bu aynı zamanda bizim GSYH’nın yüzde 9.8’ini, yaklaşık yüzde 10’unu oluşturuyor. Çok büyük bir rakam. Bu rakamlar, diğer ülkelerle kıyaslandığında faturanın en ağır çıktığı ülke Türkiye. Artık bugün, gerek yurtiçinde, gerek yurtdışında, Türk ekonomisinin en kırılgan ekonomi olduğu konusunda görüş birliği içindeler” diye konuştu.

-“TÜRKİYE’NİN 2023’TE EN BÜYÜK 10 EKONOMİ ARASINA GİRME ŞANSI YOK”-

AK Parti’nin 11 yıl sıcak parayla ekonomiyi yönettiği eleştirisinde bulunan Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“Dolar boldu. Hep böyle olacağını düşündüler. Ekonomi politikası oluşturmadan kendilerini küresel gelişmelere tümüyle teslim ettiler. Böyle bir politika izlendi. Buna ekonomi politikası denmez. Buna ekonomide teslimiyet politikası denir. Dışarıda alınan karara kendinizi teslim ediyorsunuz. Bu politikayla Türkiye’nin 2023’te, dünyanın milli gelir açısından en büyük 10 ekonomisi arasına girme şansı yoktur. Kendimizi kandırmayalım. Somut örneği şöyle: 1987’de ilk 20 arasında 14. sıradayız. 2012 iki basamak gerilemişiz, 16. sıradayız. Şimdi bir basamak daha gerileyerek, 17. sıradayız. İki ülke daha önümüzdeki süreçte bizi geçerse, ilk 20’de yer almayacağız. Halkı kandıran bir ekonomi yönetimi var. Başbakan ısrarla, ilk 10’a gireceğiz diye umut pompalıyor. İlk 10’a girmek hepimizin ortak arzusu zaten. Kim ilk 10’a girmeyeceğiz diyebilir. Ama bu politika ile bizim ilk 10’a girme şansımızın sıfır olduğunu ekonomi muhabirleri toplantısında ben söylüyorum. Bu politikayla devam edilmesi halinde önümüzdeki süreç bunu gösterecektir. Neden giremeyiz? Dünya sanayi üretimi ligine de baktık. Acaba orada durum ne diye. 1990 yılında dünya sanayi üretimi liginde ilk 20’de 13. sıradayız. 2000 yılında 15. sıradayız. 2010’de ise ilk 15’te bulunmuyoruz. Yani oradan da bizi dışlamışlar. 2002’de her 100 dolarlık imalat için 27 dolar ithalat yapıyorduk. 2007’de 100 dolarlık imalat için 39 dolara çıktık. 2011’de her 100 dolarlık imalat için 43 dolar ithalat yapıyoruz. Üretimi ithalata bağlı olan bir ekonomi haline geldik. Nedeni doların çok ucuz olması, Türk Lirasının beklenenin üzerinde değer kazanması, Türkiye’de üreticinin ve üretimin cezalandırılması…”

-“SON 11 YIL, TÜRKİYE’NİN EKONOMİDE BORÇLANMA HİKAYESİDİR”-

“İhracatın iyi gittiği söyleniyor. Daha da iyi olmasını isteriz” diyen Kılıçdaroğlu, ihracatın Türkiye’ye döviz getireceğini, milli geliri ve kişi başına geliri artıracağını ifade etti. Ama siz orta gelir tuzağından çıkıp, gerçekten ilk 10’a giren bir ülke konumunda olmak istiyorsanız, ihracatta katma değeri yüksek ürünlerin fazla olması gerektiğine dikkat çeken Kılıçdaroğlu şunları kaydetti:

“Bu tabloya da baktık. Acaba biz ihracatımızda katma değeri yüksek ürünleri her yıl artıp yolumuza devam edebiliyor muyuz diye. 2002 katma değeri yüksek ürünlerin yüzde 6.2 , 2011 toplam ihracat içinde katma değeri yüksek ürünlerin ihracat içindeki yeri yüzde 2.8. Yaklaşık 4 puanlık gerileme var. Şu soruyu biz kendimize sorduk. Üretmeden gelir yaratmadan, sadece tüketerek bu süreci nasıl götürürüz. Tek bir yanıtı var borçlanarak, ona da baktık. Aslında son 11 yıl Türkiye’nin ekonomide borçlanma hikayesidir. Yurtiçi, yurtdışı, kişi başı. Belki ekonomi tarihinde çok önemli yeri var. Aslında dramatik tablodur. Geleceği satma tablosudur. Çocuklarımıza gelecek bir Türkiye bırakmama, güvenli bir Türkiye bırakmama tablosudur. 11 yılın ekonomi hikayesi budur. Borçlanma hikayesidir. AKP’den önce, bütün Türkiye cumhuriyeti hükümetlerinin borçlandıkları miktar 130 milyar dolar. Sadece AKP hükümetleri döneminde ise 350 milyar dolar. Müthiş bir borçlanma. Toplam döviz yükümlülüğüne baktık 2002’de 148 milyar dolar, Temmuz 2013 itibarıyla bu rakam 4.3 kat artarak 148 milyar dolardan 638 milyar dolara çıkmış.”

-“REEL SEKTÖRÜN DÖVİZ YÜKÜMLÜLÜĞÜ 251 MİLYAR DOLARA ULAŞTI”-

Reel sektörü masaya yatırdıklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, 2002’de reel sektörün şirketlerinin döviz yükümlülüğünün 31.6 milyar dolar iken, şimdi aynı rakamın 251 milyar dolara ulaştığını kaydetti.

-“VATANDAŞLARIN BANKALARA TÜKETİCİ KREDİSİ BORCU 2.2 MİLYAR TL”-

Kılıçdaroğlu, vatandaşların bankalara tüketici kredisi borcunun 2.2 milyar TL olduğunu vurgulayarak, bu rakamın 2013 yılının Temmuz ayında 229 milyar TL’ye ulaştığını bildirdi. Aynı dönemde vatandaşın kredi kartı borcunun 4.3 milyar TL’den 79 milyar TL’ye çıktığını belirten Kılıçdaroğlu, bunun çok büyük bir rakam olduğunu bildirdi.

-“TÜRKİYE’NİN İÇİNDE BULUNDUĞU KOŞULLAR, IMF’NİN DİKKATİNDEN KAÇMADI”-

Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin içinde bulunduğu koşulların Uluslar arası Para Fonu’nun da (IMF) dikkatinden kaçmadığını vurguladı. Geçtiğimiz günlerde IMF’in önemli bir veri açıkladığını anımsatan Kılıçdaroğlu, “Buna göre Türkiye’deki her bin yetişkinin 875’inin bankalara borçlu olduğunu açıkladı. Türkiye’nin, Singapur’dan sonra, bankalara en çok borçlu vatandaşa sahip ülke olduğunu ortaya koydu” dedi.

Kılıçdaroğlu, gelinen son noktada bankalara borcunu ödeyememiş vatandaşların toplam sayısının 2 milyon 600 bin kişiyi bulduğunu kaydederek, “Bu vatandaşların morotoryum ilan etti, biz borcumuzu ödeyemiyoruz diye. Önümüzdeki günlerde bu politikalar devam ederse bu sayının doğal olarak artacağını hepimiz biliyoruz” şeklinde konuştu.

-“TÜRKİYE, BÜYÜME MASALIYLA KARŞI KARŞIYA”-

Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin bir büyüme masalıyla karşı karşıya olduğunu vurguladı. Türkiye’nin uzun bir tarihsel süreci ele alındığında yıllık ortalama büyümesinin yüzde 5.1 olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“AKP iktidarı döneminde yüzde 5. Darbe olmadı, dünyanın sıcak parası vardı. Büyük masallar anlatılıyordu. Rakamlar bize ait değil. Rakamlar devletin. Bir büyüme masalı, bir gelişme masalıyla toplum uyutuldu. Bu gerçeği halka anlatmak benim sorumluluğum kadar ekonomi muhabirleri olarak sizin de sorumluluğunuz. Halk gerçekleri öğrenmek ister.”

-“YARATTIĞIMIZ KATMA DEĞERİ HAKÇA PAYLAŞMIYORUZ”-

Kılıçdaroğlu, Japonya ile Türkiye’yi kişi başına düşen gelir açısından karşılaştırdı. Japonya’nın kişi başına milli gelirinin Türkiye’nin 7.5 katı olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Dünyanın süper güçlerinden biri Japonya. Ama bizimle çelişen bir tablosu var. Bizim dolar milyarderi sayımız, Japonya’nın iki katı. Japonya’da dolar milyarderi sayısı 22, bizde 43. Yani yarattığımız katma değeri hakça birlikte paylaşamıyoruz. Onun için Kayseri’deki baba küçücük kız çocuğunu alıp, bakanın yanına gidip, ‘Bunun okul masraflarını ben karşılayamıyorum. Siz karşılayın’ diyor. Eğer siz Türkiye’de dolar milyarderi sayısını Japonya’nın iki katına çıkarıyorsanız, herkesin oturup düşünmek lazım” dedi.

-“TÜRKİYE’NİN 224 MİLYAR DOLARA İHTİYACI VAR”-

AKP iktidara geldiğinde Merkez Bankası’nın kasasında her 100 dolarlık kısa vadeli dış borcu için Merkez Bankası kasasında 172 dolar rezerv olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Dolayısıyla ekonomi kırılgan değildi. Şimdi her 100 dolarlık kısa vadeli dış borç için Merkez Bankası kasasında 102 dolar rezerv var. 70 dolar azalmış durumda. Bu oranı diğer ülkelerle de karşılaştırdı arkadaşlar. Her 100 dolar karşılığında Merkez Bankaları’nda Endonezya’da 252 dolar, Güney Kore’de 258 dolar, Hindistan’da 322 dolar, Meksika’da 228 dolar, Brezilya’da bin 145 dolar. Neden bizim kırılgan bir ekonomiye sahip olduğumuzu bu rakamlar ortaya koyuyor. Önümüzdeki bir yıl içinde çevrilmesi gereken dış borç 164 milyar dolar. 60 milyar dolar cari açığı da buna ilave edildiğinde, Türkiye’nin 224 milyar dolara ihtiyacı var” şeklinde konuştu.

-“BÜTÜN EKONOMİ ÇEVRELERİ TÜRKİYE EKONOMİSİNİ ENDİŞE İLE İZLİYOR”-

Bütün ekonomi çevrelerinin Türkiye ekonomisinin endişe ile izlediğini savunan Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“AKP hükümetinin bir ekonomi politikası olmadı. Böyle bir politikaya ihtiyaç duymadı. Çünkü dolar çok rahat bulunuyordu. Düşük faizlerle borçlanıyordu. Bunun hep böyle devam edeceğini düşündüler. Başkaları tedbir aldı, bizimkiler almadı.Merkez Bankası bağımsızlığını kaybetmiş durumda. Dünyada saygınlığı olan bir Merkez Bankası yok artık. Ekonomide bütün tartışmalar gaz fren üzerinden gitti. Nasıl bir ekonomi yönetimidir? Çok başlı bir ekonomi yönetimi var. Vatandaşın derdini dinleyen kimse yok. Vatandaş derdini anlatacak yer bulamıyor, makam bulamıyor. Bakana anlatsa polis alıp götürecek. Ya da hakaret işitecek. Çözüm istiyor vatandaş.”

-“BÜTÜN TOPLUMUN, O İMAMA SAHİP ÇIKMASI LAZIM”-

Önümüzdeki günlerde Trakya’da tarım mitingi yapacağını belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Arkadaşlarımızdan istirham ediyorum. Ayçiçeği üreticisine bir sorun, ağzını bıçak açmıyor. Verilen fiyat, geçen yıl verilen fiyatın altında. Mazota zam geldi. İlaca, gübreye, elektriğe zam geldi. Her şeye zam geldi ancak ayçiçeği ürününün fiyatı düştü. Milyonlarca hektar arazi, Türkiye’de artık ekilmiyor. Çünkü kurtarmıyor. Peki çiftçinin derdiyle ilgilenen var mı? Hayır! İktidarın bütün derdi ne? Başbakan’ın bütün derdi gezi olaylarında bozulan fiyakamı nasıl düzeltebilirim. Düzeltemezsin arkadaş! Niye çabalıyorsun. Saygınlığın kalmadı, iler tutar yanın kalmadı. Toplumu kutuplaştırıp, acaba terör olaylarını nasıl başlatabilirim. Bunun hesabı içinde. Toplumun dikkatini nerelere çekerim bunun hesabı içinde. Siz şöyle bir şey, düşünebilir misiniz arkadaşlar: Bir caminin imamı ‘Ben yalan söyleyemem, din adamıyım’ diyor. Başbakanın yalancı olduğu ülkede herkesin yalancı olması isteniyor. Bu toplumda ciddi bir kültür kırılması, ahlak kırılmasıdır. Bütün toplumun düzgün insanların, namuslu insanların, yurtsever insanların o imama sahip çıkması lazımdır. Yazık günahtır. O imama, müezzine sahip çıkması lazım. Eğer siz sistemi ve siyasal söylemleri yalan üzerine inşa ediyorsanız, yalan üzerine inşa ettiğiniz yolun bir din adamına kadar ulaştığını görmek lazım.”

-“EKONOMİ POLİTİKALARININ BAŞINDA MERKEZ BANKASI’NIN BAĞIMSIZLIĞINI KORUNMASI GELİYOR”-

Ekonomi muhabirlerinin sorularını da yanıtlayan Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ekonomi politikalarını açıkladı. Kılıçdaroğlu, ekonomi politikaların en başında Merkez Bankası’nın bağımsızlığının korunması olduğunu vurgulayarak, bu konuda da bütün dünyaya güvence verileceğini kaydetti. Kılıçdaroğlu, gerçekleştirilecek politikalarla ekonomi yönetiminin çok başlılıktan kurtulacağını söyledi.

Devletin bütün gelirlerinin bir bakanlıkta toplanacağını belirten Kılıçdaroğlu, “Adı Gelirler Bakanlığı olacak. Böylece milyarlarca kağıt tasarrufu yapılmış olacak. Çünkü mükellef gelir vergisi, kurumlar vergisi beyannamesi veriyor. Aynı beyannamelerin bir başka şeklini Sosyal Güvenlik Kurumu’na da veriyor. Biz hepsini tek bir kurumda, Gelirler Bakanlığı’nda toplanacak” dedi.

-BAĞIMSIZ KURUMLAR GERÇEKTEN BAĞIMSIZ OLACAK-

Dördüncü politikanın kurumların bağımsızlığıyla ilgili olduğunu belirten Kılıçdaroğlu,”Bağımsız kuruluşların gerçekten bağımsız olmalarına önem vereceğiz ve onların bağımsızlığını ortadan kaldıran yasal düzenlemeleri ortadan kaldıracağız. BDDK, SPK gibi bütün kurumlar gerçek anlamda ekonomi yönetiminde bağımsız olacaklar” ifadelerini kullandı.

-TEŞVİK POLİTİKASINI ANA OMURGASI SANAYİ-

Bu politikalarla ilgili ekonomi çevrelerinin görüşlerinin alınacağını dile getiren Kılıçdaroğlu şunları kaydetti:

“Yeni bir teşvik politikası uygulamaya koyacağız. Teşvik politikasının ana omurgasını katma değeri yüksek sanayiye vereceğiz. Katma değeri yüksek olan ürünleri kim üretirse ona vereceğiz.Yani seçici teşvik politikası getireceğiz, sektörel veya bölgesel değil.”

-“ÜNİVERSİTELER BİLİM ÜRETECEK”-

Türkiye’nin bilgi toplumuna geçmesi gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“Bilgi toplumuna geçmenin ön koşulu, üniversitelerin özgür ve özerk olmasından geçer. Üniversiteler bilim üretecek. Bilgi üretmeyen üniversiteye üniversite denmez. Bu bağlamda üniversite ile sanayi arasına işbirliğine önem vereceğiz. Üretilen bilgi sanayide üretime dönüşecek. Bu alan için çok özel ve önemli teşvikler getireceğiz. Her yıl en az 5 bin üniversite mezununu yurtdışına doktoraya göndereceğiz. Bunlar, yurtdışına gidecekler, doktora yapacaklar. Sanattan, sinemadan, mühendisliğin her alanından yurt dışına göndereceğiz ve bu kişiler Türkiye’ye gelip Türkiye’yi bilgi toplumuna taşıyacaklar. Dünya bilim çevrelerinde Türkiye’nin kaynaşmasının yolu açılacak.”

-SANAYİ BÖLGELERİNDE YATILI MESLEK LİSELERİ YAPACAĞIZ-

İç tasarrufları artıracak önlemler geliştireceklerini belirten Kılıçdaroğlu, yeni vergi politikası hayata geçireceklerini, asgari ücrette gelir vergisi yüzde 1’e düşüreceklerini ifade etti.

Kılıçdaroğlu, eğitim açısından süratle hayata geçirecekleri diğer bir politikanın ise bütün organize sanayi bölgelerinde yatılı meslek lisesi yapılması olduğunu belirtti. Kesinlikle meslek liselerini özendireceklerini vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Ara elaman ihtiyacını karşılayacağız. Bunu yaparken hedefimiz şu: bütün organize sanayi bölgelerinde yatılı meslek liseleri yapılacak. O meslek liselerinin yönetimi organize sanayi bölgelerin yönetimine terk edilecek. Oradaki sanayici hangi tür ara elaman istiyorsa ona göre eğitim verilecek” ifadelerini kullandı.

-CHP’DE SEÇİM BİLDİRGESİ HAZIRLIĞI-

Kılıçdaroğlu, yerel seçimler için adaylarını ne zaman açıklayacaklarıyla ilgili, kesinleşen adayları yeri zamanı geldiğinde Yüksek Seçim Kurulu’nun takvimine bağlı olmaksızın zaten açıkladıklarını ifade etti. Özellikle Ankara Büyükşehir Belediyesi için Ak Parti’nin adayının netleşmesinin beklenip beklenmeyeceğinin sorulması üzerine de Kılıçdaroğlu, “Hayır. Biz tümüyle onlardan bağımsız çalışıyoruz. AKP adayını erken açıklar, geç açıklar o bizi ilgilendirmiyor. Biz netleştirdiğimiz zaman onu zaten kamuoyuna açıklayacağız” yanıtını verdi. Kılıçdaroğlu İzmir adayının da kısa süre içinde belli olacağını söyledi. Bir başka soru üzerine CHP’nin yerel yönetimlerle ilgili bir “Seçim Bildirgesi” hazırlığı içinde olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, netleşmesinin ardından bildirgenin kamuoyuna duyurulacağını belirtti.

-BAŞÖRTÜLÜ ADAY: “BU TARTIŞMALARI TÜRKİYE’NİN SORUNLARINI HALKTAN KAÇIRMAK OLARAK GÖRÜYORUM”-

Kılıçdaroğlu başörtülü aday konusunda ise şunları söyledi:

“Başvurursa olur, niye olmasın. Biz niye başvurdun demeyiz. Geçmişte de oldu, MHP’den başörtülü birisi başvurdu, milletvekili oldu, parlamentoya geldi. Bir sorunumuz yok ki bizim. Bu tartışmaları Türkiye’nin sorunlarını halktan kaçırmak olarak görüyorum, doğru da bulmuyorum. İnsan sokakta istediği kıyafetle geziyor zaten ama devlet dediğimiz bir tüzel kişilik var. O tüzel kişinin kuralları var, herkes de o kurallara uyacak. Biz de uyuyoruz zaten. Bunu alıp da işte ‘başı örtülü bir kadın siyasetin dışında kalsın…’ Hayır, onun da hakları var, o da kadın, onun da seçme seçilme hakkı var. Niye olmasın? Bunu günlük sıcak tartışmanın bir noktasına getirip temel sorunmuş gibi toplumun önüne koymayı doğru bulmuyorum. AKP bundan besleniyor ve bunu yeniden Türkiye’nin gündemine getirmek istiyor.

Kılıçdaroğlu, Türkiye’deki azınlıklara adaylık başvurusu konusunda “cesaretlendirmek” için bir davette bulunup bulunmayacağının sorulması üzerine de, “Cesaretleri olsun, cesur olsunlar. Onlar da bu ülkenin yurttaştı, cesaret ederler başvururlarsa biz onları değerlendiririz” yanıtını verdi.

-“ARZUM, DERSİM ADI İÇİN REFERANDUM YAPILSIN”-

Kılıçdaroğlu, çözüm süreciyle ilgili, bu konuda kendilerine bilgi verilmediğini ifade ederek, “Nereye gider onu da bilmiyoruz. Dramatik olanı çözüm süreciyle ilgili bilgiler konusunda Kandil’in Türkiye’yi aydınlatması, bilgilendirmesi. Halk çözüm sürecinde nelerin taahhüt edildiğini, karşı tarafın neleri beklediğini Kandil’den öğreniyor. Bu dramatik bir tablodur.

Kılıçdaroğlu, Tunceli olan ilin adının “Dersim” olarak değiştirilmesiyle ilgili bir soru üzerine ise referandum önerisinde bulundu. Kılıçdaroğlu, “Tunceli ile Dersim’in şöyle bir farkı var; Osmanlı Döneminin Dersim coğrafyasıyla bugünkü Tunceli coğrafyası farklı alanda, onu kapsayan bir alan. Adı ‘Dersim’ olabilir, bizce hiçbir sakıncası yok. Milletvekili arkadaşlarımız kanun tekliflerini verdiler zaten. Bölge halkı istiyorsa ‘Dersim’ olmasını, olsun. Doğrusunu isterseniz ben şunu arzu ederim, bölgede bir referandum yapılsın, bölge halkı istiyorsa ‘Dersim’ olsun diye adı, ‘Dersim’ olarak değiştirilsin” diye konuştu. Kılıçdaroğlu, “Bir referandum önerecek misiniz?” sorusuna da, “Olmasını isterim” yanıtını verdi.

-“HARAKİRİ Mİ YAPALIM?”-

Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin, “Şöyle bir beklenti var, Türkiye’de sarsıcı, ses getiren bir muhalefet için daha ne kadar beklememiz gerekecek?” şeklindeki sorusu üzerine de, CHP’nin Türkiye’nin en önemli sorunlarını sürekli olarak gündeme getirdiğini, mücadele ettiğini ancak medyada yeteri kadar yer bulmadığını belirtti.

CHP’nin cezaevinde tecavüz edilen çocukları gündeme getiren parti olduğunu, 4+4+4 eğitim sistemine karşı mücadele ederken Mecliste milletvekillerinin tekme-tokat dövüldüğünü, Suriye politikasında Türkiye’nin yalnızlaşacağını daha en başında söylediklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, “Eleştirilen parti kim? CHP” diye konuştu.

İşçilerin haklarını savunmalarına, taşeron işçiliğe karşı çıkmalarına rağmen sendikaların Ak Parti’ye destek verdiğini belirten Kılıçdaroğlu, “HAK-İŞ’e bağlı Çelik-İŞ, İskenderun’da grev yaptı, greve sahip çıkan CHP. Medyada haber olarak yer aldı mı? Grevi çözen yine CHP. Hak-İş bize destek mi verdi, hayır. Medyanın özgürlüğü savunan kim, CHP. Gazeteciler hapiste, söyleyen kim, CHP. Bu konuyu bütün dünya CHP’den öğrendi” dedi.

Kılıçdaroğlu, Gezi olaylarına sahip çıkan partinin, gençlerin özgürlük taleplerini, demokrasiyi savunan partinin de CHP olduğunu belirterek şöyle devam etti:

“Eleştirilen parti kim, yine CHP. Yeterli olmayabilir ama bize şu eleştiri gelmemeli; ‘Siz olaylar oluyor ve o olayları görmüyorsunuz.’

O nedenle ‘sarsıcı, ses getiren eylem’ neyse, buyurun siz söyleyin. Samimi söylüyorum yapacağız. Biz bütün bunları yaparken sarsıcı, ses getiren eylem olmuyor da ne olacak, harakiri mi yapacağız? Dünyanın bütün demokrasilerinde sivil toplum örgütleri, gazeteler muhalefeti eleştirirler ama siyaset sadece muhalefeti eleştirmek olarak algılanmaz. Biz de siyaset alanı sadece muhalefeti eleştirmekle sınırlı, başka alan yok, kalmadı çünkü. Siyaset yazacaksa, en rahat ‘CHP’yi nasıl eleştiririm’ bir ulusal spor haline geldi. Başka türlü siyaset yapamıyor, AKP’yi eleştirirse işinden olacak.”

-HÜKÜMET TERÖRDEN MEDET UMAR HALE GELDİ-

Kılıçdaroğlu, Beşiktaş-Galatasaray arasındaki olaylı derbiyle ilgili, güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğunu herkesin kabul ettiğini belirtti. Kılıçdaroğlu, “Derbi öncesi bazı çevrelerin attığı tweetlere bakıldığı zaten görülüyor. Oraya olay çıkarmak için gidiyorlar, binlerce kişi biletsiz giriyor içeriye. Polis gerekli önlemleri almıyor. Bütün bunların tamamı bilinçli yapılıyor amaç Çarşı Grubu’nu sindirmek” diye konuştu. Hükümetin “terörden medet umar hale” geldiğini savunan Kılıçdaroğlu, şunları dedi:

“Tipik bir örnek, polis merkezine roketli saldırı yapıldı. Kimse ölmedi. Bakan, ‘Onlar bizim takibimizdeydi’ diyor. Bir, senin takibindeyse niye daha önce yakalamadın? İki, bu saldırıyı medya geniş geniş verdi, AKP’nin zaten arzu ettiği buydu. Üç, Sayın Başbakan Malatya’da bir konuşma yaptı, bu saldırıyla CHP’yi aynı kefeye koydu. Sayın Başbakan promtera bakmadan konuşamaz, uzmanlar tarafından konuşma metinleri önceden hazırlanır. Peki bu saldırının olacağın nereden biliyordu? Sayın Başbakan’ın şu soruyu İçişleri Bakanı’na şunu demesi lazım, ‘Gel bakayım arkadaş, bu saldırıyı yapanlar senin takibinde miydi, evet. Niye yakalamadın? Senin görevden alıyorum.’ Diyebilir mi, diyemez. Büyük bir tezgahın içinde olduğumuzu kimse unutmasın. Derbi olayı da bu tezgahlardan bir başkasıdır. Bir siyasal iktidar terörden medet umar hale gelemez. Hitler döneminde parlamento yangını neyse, onun küçük bir versiyonu yaşanmıştır Ankara’da. 2 bin polis gitti hemen onu buldu. E niye saldırıdan önce bulmuyorsun, elini tutan mı var, sen iktidar değil misin? Toplum AKP iktidarı tarafından farklı bir şekilde yönlendiriliyor ve kurgulanıyor, bir politika, izledikleri politika bu.”

-“RECEP TAYYİP ERDOĞAN TÜRKİYE’NİN KEŞİŞ PİERİDİR”-

İktidarın CHP’nin terör örgütleriyle iç içe olduğuna yönelik bir algı yaratmaya çalıştığını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Halkın CHP’ye eğilimini kesmenin yolu nedir, ‘CHP terör örgütleriyle iç içe’… Bu algıyı yaratmak istiyorlar şimdi. Terör örgütleriyle iç içe olan, terör örgütleriyle masaya oturan sensin. El-Kaide’ye terör örgütünü Türkiye’ye getirip eline silah verip, Apaydın kampında eğiten sensin” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Irak’taki patlamalardan da, Suriye’deki iç olaylardan da AK Parti’nin sorumluluğu olduğunu belirterek, “Recep Tayyip Erdoğan’ın eli kanlıdır, kimse bunu unutmasın. Orada dökülen her kanın sorumlusudur. ‘Ben her türlü koalisyonun içinde yer alırım’ diyor. Bu ne demek? Keşiş Pier’in Haçlı Seferlerinde üstlendiği rolü 21. yüzyılda Türkiye’de Recep Tayyip Erdoğan üstlenmiştir. Türkiye’nin Keşiş Pieridir. Keşiş Pierlerden bu ülkenin kurtulması lazım. Avrupa kurtuldu, 21. yüzyılda Türkiye’nin de kurtulması lazım” ifadelerini kullandı.

-CEMEVİ ÇALIŞANLARINA MAAŞ:  “DİN PARA DEĞİLDİR”-

Kılıçdaroğlu, Demokrasi Paketinde yer aldığı iddia edilen, Alevi dedeleri ve cemevi çalışanlarına maaş bağlanacağı yönündeki düzenlemenin sorulması üzerine, “Cemevlerinin ibadethane olması konusunda, biz defalarca yasa teklifi verdik, AKP reddetti. Şimdi getirirse biz de ona olumlu bakarız. Maaş verilmesi konusunda, içeriğini bilmeden bir yorum yapmak istemiyorum. Din para değildir, dini para gözüyle göremezsiniz. Din inançtır. Din çok güçlü bir duygudur. Kişinin manevi dünyasıdır din. Bunu paraya indirgediğiniz andan itibaren büyük zarar vermiş olursunuz” yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu, hakkında açılan tazminat davalarının hatırlatılması üzerine de, “AKP yargıyı siyasallaştırmadan önce tazminattan ötürü hiç mahkumiyetim yoktu. Yargı değişti, tazminat davalarının da bir kısmı aleyhime döndü ama öyle büyük bir tazminat yükümlülüğü söz olmadı” dedi. Kılıçdaroğlu, hakkındaki davaların tamamını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyacağını da sözlerine ekledi.

 

Yorum yaz

Son Haberler

...
17 May 2018
17 May 2018
17 May 2018

 Son yorumlar

 İletişim

Bize her türlü görüş ve önerilerinizi bildirmek için aşağıda yer alan bilgilerden bize ulaşabilirsiniz.
CHP Genel Merkezi: Anadolu Bulvarı No: 12 06520
Söğütözü / ANKARA
Telefon: +90 (312) 207 40 00
Telefon 2: +90 (312) 420 59 48-49
Faks: +90 (312) 207 40 14
E-Posta: info@faikoztrak.com