Main menu
Second Menu
Faik ÖztrakAnasayfa Basın Toplantıları Güncel HaberlerMİLLETİMİZ, İHALELERİ PAY ETTİĞİNİZ BEŞLİ ÇETEDEN BÜYÜKTÜR

MİLLETİMİZ, İHALELERİ PAY ETTİĞİNİZ BEŞLİ ÇETEDEN BÜYÜKTÜR

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, MYK gündemiyle ilgili düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:

Bugün MYK gündemimizde, tabi öncelikli olarak Suriye sınırında yaşananlar ve tabi ülkenin, vatandaşlarımızın en önemli meselesi olan ekonomik sorunlar vardı. Hatırlayacaksınız, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı geçtiğimiz hafta Rusya’ya güvenli bölgeyi görüşmeye gitti. Adana Mutabakatı diyerek geri döndü. Bu 1998’de imzalanan ve Erdoğan’ın yıllardır ağzına dahi almadığı Adana Mutabakatına Rusya dönüşünde atıf yapması, bunun Rusya’nın emriyle, bu anlaşmanın karşı tarafı olan, Suriye yönetimini muhatap almaya hazırlandığını gösteriyor.

 

ADANA MUTABAKATI İMZALANDIĞINDA AKP DİYE BİR PARTİ DAHA ORTADA YOKTU

Hatırlatayım; Adana Mutabakatı, Türk diplomasi tarihinin önemli başarılarından biridir. Türkiye, tek kurşun atmadan, bölge ülkeleri üzerindeki ikna gücünü de kullanarak Suriye’de haklı taleplerini kabul ettirmiştir. Bu mutabakat çerçevesinde Suriye yönetimi terör elebaşı Öcalan’ı bir daha dönmemek üzere ülkesinden uzaklaştırmış, Suriye sınırları içindeki terör kampları boşaltılmış ve Suriye yönetimi PKK’nın bir terör örgütü olduğunu da kabul etmiştir. Bu mutabakattan bir süre sonra Suriye-Türkiye ilişkileri normalleşmeye başlamış, Adana Mutabakatı AKP diye bir parti yokken imzalanmıştır.

 

EMEVİ CAMİNDE NAMAZ KILMA RÜYALARI SONA ERMİŞ GÖRÜNÜYOR

Erdoğan’ın beğenmediği eski Türkiye, devlet aklını, diplomatik bilgi ve birikimini kullanarak bu anlaşmayı gerçekleştirmiştir. Bu diplomatik başarıyı Putin’in Erdoğan’a hatırlatması, bir çıkış yolu olarak göstermesi, ülkemizde kaybolan kurumsal hafızayı ve liyakat açığını açık, seçik ortaya koymaktadır. Saray Cumhuriyet Halk Partisini ve Dışişleri Bakanlığındaki yetkin kadroları dinlemiş olsaydı, Putin’den akıl almak ya da emir almak zorunda kalmazdı. Artık yeni Türkiye diyerek ülkemizi Suriye’de bataklığa sürükleyenlerin öyle gözüküyor ki, Emevi Caminde namaz kılma hayalleri, rüyaları sona ermiştir. Erdoğan Suriye konusunda Cumhuriyet Halk Partisini dinlemiş olsaydı bugüne kadar yaşadığımız acıları, gözyaşını ve kargaşayı yaşamazdık, bu kadar risk almazdık. Bugün de bu konuyla ilgili olarak Dışişlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız sabah oldukça doyurucu bir açıklama yapmıştır.

 

EMPERYAL GÜÇLERİN FISILDADIKLARINA DEĞİL GAZİ MECLİS’E KULAK VERİN

Yine Erdoğan bizi dinlemiş olsaydı Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı (OBİT) çerçevesinde bölgede barış çoktan sağlanmış, şu anda Akdeniz’de büyük bir kalkınma hamlesini gerçekleştiriyor olacaktık. AKP Genel Başkanı’nın ve etrafındakilerin bundan sonra emperyal güçlerin koridorlarda kulaklarına fısıldadıklarına değil, milletin ve onun iradesinin sesi olan Gazi Meclis’in sesine kulak vermelerini bekliyoruz. Yine hususla ilgili olarak belirtmem gereken bir şey daha var. 31 Mart’tan sonra açıklanacak ve yürürlüğe girecek bir ABD-Rusya mutabakatıyla, emperyalist güçler tarafından ülkemize birtakım roller dayatılması ihtimali olmasına karşı kendilerini de uyarıyoruz.

 

VATANDAŞIMIZ MEMNUN DEĞİL, SANDIKTA GEREKLİ UYARIYI YAPACAK

Şimdi aziz milletimize soruyoruz: Bu iktidarın yaptığı hatalar nedeniyle Suriye’de yaşadığımız onca acıdan, verilen onca şehitten, şehirlerimizde artan huzursuzluktan, şimdi açıklanmayan ancak 31 Mart’tan sonra karşı karşıya kalma ihtimali olan dayatmalardan, senin cebinden alınmış vergilerden Suriye’den kaçıp gelenlere 35 milyar dolar harcanmasından memnun musun? Değilsen bak önüne sandık geliyor. 31 Mart’ta sandıkta bunlara, bu hataları yapanlara gerekli uyarıyı yapacağından hiç şüphemiz yok. Umarız bu uyarı, Sarayın kibirli adamıyla, Sarayın bekçisine doğruyu göstermeye vesile olur, kendilerine bir çeki düzen vermelerini sağlar.

 

YANDAŞ MÜTEAHHİDİN DERTLERİYLE DERTLENİYORLAR

Saray ve efradı, Beştepe’deki Saraylarına taşındıklarından bu yana milletten koptular. Artık milletin derdiyle değil, kendilerinin ve havuz müteahhitlerinin, yani millete söven beşli çete üyelerinin dertleriyle dertlenir hale geldiler. Belediyelerden aile ve yandaş vakıflara yapılan kaynak aktarımları, adrese teslim dövizli ihaleler, garanti adı altında milletin cebinden şirket kasalarına döşenen hortumlar, kamu bankalarından yandaşlara verilen krediler hep aynı isimlere.

 

MİLLİ HARP SANAYİMİZİN EN KRİTİK FABRİKALARINDAN BİRİNİ VERDİLER

Daha yeni, “Türk olmaktan mutluluk duymam” diyen, tek vasfı Erdoğan’a âşık olmak olan iş adamına ve Katar ordusuna milli harp sanayimizin en kritik fabrikalarından birini verdiler. Geçtiğimiz haftalarda Genel Başkanımız Saraya ve sarayın bekçisine bununla ilgili 9 soru sordu. Biz bu soruları spor olsun diye değil, milletimiz adına ülkemizin varlıklarının Saray tarafından ona buna peşkeş çekilmesini önlemek için soruyoruz. Çekilip çekilmediğini anlamak için soruyoruz. Milletimiz adına da cevap bekliyoruz. Hala sorularımıza ne Saraydan, ne de Sarayın bekçisinden bir tane cevap yok.

 

BEKA MÜCADELESİ DEDİKLERİ, HORTUMCU PİYASA EKONOMİSİ

Adalet ve Kalkınma Partisi ile onun Saray’ın bekçisinin bahsettiği beka mücadelesi işte bu yukarıda anlattığım hortumcu piyasa ekonomisi içindir. Milletimizin geleceğini ve kaynaklarını talan etmenin adını beka koydular. Bunlar kendi menfaatlerinin derdine düşmüşler. Tüm mücadeleleri de bu dönen çark bozulmasın diye yapıyorlar. Millet umurlarında dahi değil.

 

MİLLETİMİZ, İHALELERİ PAY ETTİĞİNİZ BEŞLİ ÇETEDEN BÜYÜKTÜR

“Dünya beşten büyük” deyip duruyorlar; biz de diyoruz ki Türkiye de, milletimiz de sizden ve ihaleleri pay ettiğiniz yandaş beşlinizden çok daha büyüktür. Şimdi milletimize soruyoruz; tüm ihaleleri adrese teslim eden, atadan deden kalan son gümüşlerimizi, milli harp sanayimizin stratejik tesislerini Katar ordusuna peşkeş çeken, Belediyelerin kaynaklarını eş, dost, akraba vakıflarına aktaran bu mirasyedi Saray rejiminden memnun musunuz?

 

DAMADI, DAVOS DAĞLARINDA OKSİJEN ÇARPMIŞ

Sarayın Damadı geçtiğimiz günlerde İsviçre Alplerinde, dünya jet sosyetesi ve faiz lobileriyle, döviz baronlarıyla beraber oldu. Sosyete Damat, Davos’un yüksek dağlarında oksijen sarhoşluğuna kapılmış olmalı ki, ekonomimiz yangın yerine dönmüşken millete Saray usulü “harikalar diyarı” masalları anlattı. 2019 yılında Türkiye ekonomisinde; AB komisyonu yüzde 1,5; Uluslararası Finans Enstitüsü yüzde 0,9; Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) yüzde 0,4; son olarak da Uluslararası Para Fonu (IMF) yüzde 2 civarında bir daralma bekliyor. Böyle bir daralma beklenirken, Damat çıkıyor, 2019 yılında “kaliteli büyümeye odaklandık” diyor. Olmayan büyümenin kalitesi nasıl olacak? Bunu bir anlatsınlar.

 

BÜTÇEDEN BİR DEFALIK GELİRLER AYIKLANINCA GERÇEK TABLO ORTAYA ÇIKIYOR

Ekonomide gökyüzü kararmış, millet kendini fırtınalı bir denizin ortasında kaptansız kalmış bir gemide hissediyor. Bunlar hangi kaliteden, hangi büyümeden bahsediyorlar anlamak mümkün değil? Bu arada kayınpederden torpilli bakan faiz lobilerine ve alacaklılara güven vermek amacıyla, “mali disiplinden taviz yok” demiş. Şimdi bir kere oturacak kendi bakanlığının yayımladığı, program tanımlı bütçe dengesine bir bakacak. 2018’de 1,3 milyar TL fazla verdiğini açıkladıkları “faiz dışı bütçe dengesi”; özelleştirme, TCMB’den kâr transferi, bedelli askerlik ve imar affı gibi bir defalık gelirler ayıklandığında 55,6 milyar TL açık vermiş. Bu neden önemli? Bu gelirleri bir sonraki yıl tahsil edemeyeceksiniz, alamayacaksınız, alamadığınız zaman ne olacak? O açık ortaya çıkacak. O nedenle önemli. Bir başka konu, 2017’de böyle tanımlanmış açığın büyüklüğü ne kadar? 14,7 milyar. Açığı dörde katlanmışlar. Bütçe disiplini falan diye bir şey yok. Tabii bu arada kayınpeder de boş durmuyor. Son günlerde tekrar döviz manipülasyonlarından, ekonomiye dış müdahalelerden, komplolardan bahsetmeye başladı.

 

BÖYLE KÖTÜ YÖNETİM OLDUKÇA KOMPLOYA İHTİYAÇ YOK

Hep söyledik, hep uyardık. Ülkeyi bu kadar dış borca batırmayın dedik. El atına binen tez iner dedik, ama dinlemediler. Bu nedenle bu kadrolar başta oldukça bu ülkeye kimsenin komplo yapmasına ihtiyaç yok. Borç alan emir alır, onlar da emir alıyorlar; Trump emretti, rahibi 24 saatte oval ofise gönderdiler. ABD Başkanı “Ekonominizi mahvederim” dedi; telefon açıp, “Yapma etme anlaşalım” dediler. “Bir gece ansızın gelebiliriz” diye esip gürleyenler, sınıra tanklarımızı yığdılar, adamlar “Hooop yavaş gelin” dedi pısıp kaldılar.

 

KUR DÜŞÜYOR ÇÜNKÜ EKONOMİ DURDU

Şimdi çıkıp “Döviz kuru düşüyor” kriz bitti diyorlar. Kur neden düşüyor? Ben size anlatıyım, çünkü ekonomi durdu, çünkü ekonominin dövize ihtiyacı kalmadı. Dövize ihtiyacımız kalmamasına rağmen duran bir ekonomide dünya piyasalarından tefeci faiziyle borçlanıyorlar. Bu aldıkları borçları da kamu bankaları aracılığıyla döviz piyasalarına veriyorlar, dövizi daha da aşağı çekmek için uğraşıyorlar. Ekonomi durduktan sonra döviz düşmüş, faiz düşmüş neye yarar?

 

16 YILDIR İKTİDARDA OLANLARIN ŞİKAYETE HAKKI YOKTUR

Bunların bildiği bir tek şey var, ekonomiyi borcu borçla çevirerek, mahalle baskısıyla, zabıta tedbirleriyle götürmek. Ama Millet perişan, üretici perişan, işçi perişan, esnaf perişan, yaşananların sorumlusu ise onlara göre ya dış güçler ya soğan depoları ya marketler ya da pazarcılar. Kendilerinin hiçbir sorumluluğu yok. Dahası, bunları söyleyen 16 yıldır iktidarda. Üreticiden tüketiciye giden zinciri paramparça ettiler, yandaşlarla doldurdular arayı. Şimdi hem çiftçi hem tüketici perişan. Millet bunlara yetkiyi, sorun çözsünler diye verdi. Bunlar sorunu çözmek yerine boyuna şikâyet ediyorlar. 16 yıldır iktidarda olan bir kadronun artık şikâyet etme hakkı yoktur. Çözeceksiniz, çözemiyorsanız gideceksiniz. Ne demişler? Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.

 

YEREL SEÇİMDEN SONRA EKONOMİYİ IMF’YE TESLİM EDECEKLER

Saraydaki kibir abidesinin ve damadının seçimlere kadar tek bir öncelikleri var 31 Mart’a kadar aspirinle pansumanla durumu idare etmek. Yerel seçimler biter bitmez de ekonomiyi faiz lobilerine, sıcak paracılara ve IMF’ye teslim etmek. Her söylediğimize laf yetiştiren Sarayın seçimden sonra IMF’yle anlaşacaksınız dediğimizde çıtı çıkmıyor. Niye? Çünkü sükût ikrardan geliyor. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar bu şekilde Merkez Bankası kârını arttıracaksın, şunu bunu yapacaksın… taşıma suyla bu değirmen dönmez.

 

BU KOVANIN DİBİ YOK

Bakın, 18 Ocak’ta Merkez Bankası kârını, 34 milyar TL’dir, hazine aktardılar. Hazinede aldı bunu Merkez Bankasındaki hesabına koydu. 5 günde, 18 Ocak ile 25 Ocak arasında bu hesaptan 21,7 milyar TL para çekmiş. Buna hiçbir şey dayanmaz. Yani yarısından fazlasını gelen avansın bir haftada kullanmış. Bu kovanın dibi yok.  Bu para seçime kadar bunlara yetmez. Ne yapıyor? O zaman gidiyor yurt dışından tefeci faiziyle borçlanıyor. Neden? İçerde faizler artmasın diye.

 

DÜNYANIN NERESİNDE VAR BÖYLE KAZANÇ!

İki sene önce yurtiçinde TL cinsinden borca ödediği faizi, şimdi dolar cinsinden borca ödüyor. Millete açık açık tefeci faizi ödetiyorlar. Geçtiğimiz hafta da 1 milyar 250 milyon Avroluk dış borçlanmayı yüzde 4,75 yani yüzde 5’e yakın bir faizle yaptılar. Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar yüksek faiz yok. Sadece dış borçlanmayla da değil, döviz ve faiz oyunlarıyla da içerde sıcak paracıları abad ediyorlar, faiz lobilerini abad ediyorlar. Bu yılın başında ya da 25 gün önce diyelim, Türkiye’ye 1 milyon dolar getirip Hazine kağıdına yatıran biri bu 25 günün sonunda yüzde 2,3 kâr elde etti. Yani 22 bin 859 dolar kazandı. Peki ABD’de bu kârı ne kadar zamanda kazanıyor devlet kağıdına yatırsa parayı? 2 yıl. Bizde 25 günde, ABD’de 2 yılda. Her ikisi de dolarla. Dolar cinsinden kazanç. Peki yine bu yılın başında 1 milyon dolar getirip borsaya yatıran biri ne kadar kar elde etti? Yüzde 12 kazanç elde etti. Yani 119 bin 404 doları cebine aldı gitti. Dünyanın neresinde böyle bir kazanç var arkadaşlar, nerede kazanıyor, kim kazanıyor bu kadar parayı?

 

BUNUN ADI GAZİNO KAPİTALİZMİ

Bunun adı “gazino kapitalizmidir”, bunun adı hortumcu piyasa ekonomisidir. Bu parayı kim ödüyor? Milletimiz ödüyor.  Sarayın hataları bir avuç sıcak paracıyı ihya ederken, milletimiz kan ağlıyor. Bir ayda milletin parasından sıcak paracılara bu yollarla 13-14 milyar dolar gidiyor. İşsizine iş imkânı sağlayamıyorsun, emekline hak ettiği parayı veremiyorsun, çiftçisine destek ödeyemiyorsun, ama sıcak paracılara akıl almaz faizleri ödüyorsun. Bunun sonu yok. Hatalı politikaları sonucunda ekonomiyi sıcak paracılara ve faiz lobilerine teslim edenler pahalılığın faturasını şimdi kalkmışlar soğan depolarına, pazardaki ve marketteki fiyat etiketlerine yıkmaya çalışıyorlar.

 

İKTİDAR VATANDAŞIN SESİNİ DEĞİL, BEŞLİ ÇETENİN SESİNİ DUYUYOR

16 yıldır iş başındalar, bunları önleyecek tedbirleri neden almadılar? Kamyoncu esnafımız perişan yük bulamıyor. Bundan birkaç ay önce mazotun litresi 6 lira 40 kuruşa çıkmıştı ama taşıyacak yük buluyorlardı. Şimdi mazotun litresi 6 lira 10 kuruş civarına düştü ama şu anda kamyoncular taşıyacak yük bulamıyorlar. Çünkü neden? Ülkemizde üretim durdu, fabrikalar iş yapamaz hale geldi. Yurdun dört bir yanında tavuk üreticileri zor durumda. Son olarak Adana’da ihracat şampiyonu bir firma konkordato ilan etti. Üretici birlikleri ardı ardına açıklama yapıyorlar. “Masraflarımızı ödeyemez hale geldik. 1 Şubat’tan itibaren çiftliklerimize civciv koymama kararı aldık” diyorlar. Nitekim gazetelerde de haberler çıkmaya başladı civcivler ölüme terk ediliyor. Yarın beyaz et ve yumurta fiyatları, çöken üretim nedeniyle alıp başını gittiğinde iktidar sahipleri dönüp kendilerine bakmayacaklar, biz hata yaptık demeyecekler yine dönecekler marketlerdeki etiketlere bakacaklar. Siz hata yapmazsanız, marketteki etiketleri üretimi teşvik ederseniz,  marketteki etiketleri iyi denetlerseniz, şu zinciri rekabete açık, yandaşa vermek yerine rekabete açık hale getirirseniz bu fiyatlar düşer, vatandaşımızda ucuz et yer. Ama sizin derdiniz milletin derdine çare bulmak değil, sizin derdiniz sıkıştığınızda çözüm yerine sadece şikâyet etmek. Şuanda inşaatlarda seramik işlerinin en yoğun olduğu dönemdeyiz ve seramik fabrikaları iflas ediyor. İnşaattaki kriz seramik fabrikalarını da vuruyor. Kamuya iş yapan müteahhitler paralarını alamıyorlar, teminat mektuplarını yapıyorlar, meclisten düzenleme çıkarıyorsunuz ona rağmen 2,5 milyar liralık teminat mektubu küçük müteahhitlerde var. Öyle konuştuğumuz havuz müteahhitleri beşli çete falan değil. 2,5 milyar liraya yakın teminat mektubu yanmış vaziyette. Birde üstüne üstlük bunlar ihalelerden de yasaklanıyorlar. Yine 2017’den itibaren kamuya iş yapan inşaatçıların artan girdi maliyetleri çok ciddi bir sorun haline gelmiş vaziyette. Fiyat farkı kararnamesi ve geciken işler için ek süre istiyorlar ama bunların sesini duyan yok. Kimin sesini duyuyorlar, havuz müteahhitleri ve beşli çete.

 

SARAY SAKİNLERİNE TAVSİYEM: PAZAR YERİNE GİTSİNLER

Ben Saray sakinlerine tavsiye ediyorum. Bir pazar yerine gitsinler. Bakalım vatandaşlarımızdan neler duyacaklar, pazarcılardan neler duyacaklar! Onlar saraylarında 4 bin TL’lik çayları yudumlarken; Pazarlarda fiyatlar uçmuş, sebze, meyve vatandaşa zehir olmuş. Pazar esnafı müşteri korkup kaçmasın diye, sebzeye ya etiket koymuyor ya da yeni bir uygulama başlatmış malın yarım kilosunun fiyatını etikete yazıyor. Yarım kilosu şu kadar. Soruyorsunuz niye böyle? “Ispanağa 8 TL etiket koyduğum zaman diyor pazarcı müşteri dönüp gidiyor. O yüzden de ben ya etiket koymuyorum ya da yarım kilonun fiyatını koyuyorum.” Doğu’da soğan satan bir pazarcı esnafımız tezgahına dolarla etiket koymuş. Bu ne diye soruyorsunuz, “Halk garibandır” diyor esnaf. Esnaf bunun farkında. Soğan, patates bu kadar pahalı olur mu diyor? Vicdan merhamet işi mi diyor? Ben de tepkimi böyle gösteriyorum” diyor. Dolarla etiket koyarak gösteriyorum. Ama Saray’da yaşayanlara göre pazardaki yangının tek sebebi soğan depoları, aracılar, fırsatçılar! Bugüne kadar izledikleri çiftçiyi ezen ithalat politikalarının ve kanunun emretmesine rağmen üreticiye vermedikleri desteklerin, üretimi bitirmiş olmalarının, bugün çiftçimizin iki Trakya’dan daha büyük bir araziyi ekemez duruma gelmiş olmasından hiç bahsetmiyorlar. Bunda sanki onların hiçbir payı yokmuş gibi.

 

YETKİ SONSUZ, SORUMLULUK SIFIR

Saraydaki zevat bu ülkede yaşanan hiçbir şeyin sorumluluğunu almıyor. Yetki sonsuz, sorumluluk sıfır! Bu arada Antalya’da fırtına ve hortum nedeniyle yaşamını yitiren vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, acılı ailelerine sabır diliyorum. Ama diğer taraftan bu hortum nedeniyle bin dönüme yakın sera ve bahçe zarar gördü. Ben, biran önce bunlarla ilgili gerekli önlemlerin alınmasını takip ettiğimizi sizlere söylemek istiyorum. Gerek geçtiğimiz hafta Adana’da yaşanan sel felaketi, gerekse Antalya’da yaşanan bu felaket pazardaki ve marketteki fiyatlara da olumsuz yansıyacaktır. Biz, en kısa sürede üreticilerimizin zararının telafisi için iktidarın gerekeni yapılmasını bekliyoruz.

 

BİZ VATANDAŞIN YANINDAYIZ, SOSYETE DAMAT İSVİÇRE ALPLERİNDE FAİZ LOBİLERİYLE

Bu dertleri bir biz takip ediyoruz, biz dinliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi Ekonomi Masası koordinasyonunda milletvekili ve parti meclisi üyelerimiz Anadolu ve Trakya’yı karış karış tarıyorlar. Esnafın, işçinin, çiftçinin, sanayicinin, tüccarın, dertlerini dinliyorlar. Bizler de onların tespitlerini alıyoruz, vatandaşların derdini çözmesi gerekenlerin dikkatine sunuyoruz. Her hafta sunuyoruz bu kürsüden dikkat ederseniz. Ama bu dertlere çözüm bulması gerekenlerin derdi millet değil; düşündükleri Davos’un milyarderleri, tek bir adım atmıyorlar. Memlekette sıkıntı bini aşmış. Sosyete Damat İsviçre Alplerinde jet sosyete ve faiz lobilerine dil döküyor. Milletin derdini dinlemeye ve çözmeye zaman bulamıyor.

 

SİZ DAMADINIZI DÜŞÜNÜRSENİZ, MİLLET DE KENDİ EVLADINI DÜŞÜNÜR

Hadi milletin halini görmüyorlar, bari rakamlara bir baksınlar. Ama onu da okuma kabiliyetleri yok. 2019’a tüm güven endeksleri şunu gösteriyor. Vatandaşın iktidara güveninin kalmadığı bir ortamda giriyoruz. Oysa bir ekonomide toparlanmanın birinci koşulu güveni sağlamaktır. Güveni sağlayacaksınız. Size ekonomideki tüm oyuncular size güvenecekler. Ama Türkiye’de çok ciddi bir güvensizlik var. Bunun nedeni de milletten kopan saray. Sarayın akraba-i taallukatını kritik görevlere ataması, devletin kasasını damadına emanet etmesi ciddi şekilde güvensizlik yaratıyor. Ama şunu söyleyeyim, siz damadınızı düşünüyorsanız; millet de kendi evlatlarını düşünecektir bundan hiç şüpheniz olmasın.

 

ÖNCE PARTİLİLERİ HAKİM SAVCI YAPTILAR, ŞİMDİ ANAYASA MAHKEMESİNE ATIYORLAR

Milletin canının, malının güvencesi olan yargıya yapılan atamalar da Saray rejimine duyulan güveni aşındırmaya devam ediyor. Devletin en yüksek mahkemesi olan Anayasa Mahkemesine geçtiğimiz günlerde Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı, AKP’li eski bir vekili ve Adalet Bakan Yardımcısını üye olarak atadı. Bir daha söylüyorum, Anayasa Mahkemesine AKP Genel Başkanı, AKP’li bir eski milletvekilini atadı. Adalet Bakan Yardımcısı sıfatını da taşıyordu bu atanan kişi. Hatırlayalım bu süreç Adalet ve Kalkınma Partisinin avukat olan yöneticilerin hâkimliğe ve savcılığa atanmasıyla başladı, en sonunda Anayasa Mahkemesine kadar geldi. İşte hukuka, yargıya güven kalmamasının en önemli nedenlerinden biri de bu. Demokrasiyi sadece sandığa indirgiyorlar, ondan sonra da dönüyorlar sandığın namusunu koruyacak kurumların canına okuyorlar. O zaman nerede kaldı sandığın meşruiyeti? Bütün bunlar ülkenin geleceğine gölge düşürüyor. Biran evvel bu hatalı uygulamalardan vazgeçilmesi lazım.

 

SARAYIN GÜVEN AÇIĞINI IMF’YLE KAPAMA PROJESİ

Sarayın, güven-kredibilite açığını IMF’yle kapatma projesi oldukça hızlı ilerliyor arkadaşlar. Başta söylemiştim, IMF bir yeni değerlendirme metni yayımladı dünya ekonomisiyle ilgili. Bunun içinde diyor ki 2019’da Türkiye ekonomisinde beklenenden yüksek bir daralma olacağını ifade ediyor. Ekim ayında demişti ki, Türkiye 0,4 büyüyecek. O günden bugüne işte ağırlıkları aldığınız zaman, diğer ülkelerin rakamlarına baktığınız zaman Türkiye ekonomisinde yüzde 2-2,5 aralığında bir küçülmeyi bekledikleri anlaşılıyor. Bu neyin ipucunu veriyor bize? IMF ile hükümet arasında bir anlaşmaya doğru gidiş var ise bu anlaşmanın maliyetini gösteriyor. Biz uzun süredir bu anlaşmanın çok maliyetli olacağını söylüyoruz.

 

MART SONUNDA BAHAR MI GELECEK, IMF KIŞI MI?

IMF ile Yunanistan arasında bu kriz çerçevesinde kıyılan nikahın yarattığı travmayı ben tekrar milletimize hatırlatmak istiyorum. Yunanistan’da çalışanların maaşlarını kestiler, azalttılar, dolaylı vergileri olağanüstü arttırdılar, bir sürü kamu kuruluşunu kapattılar insanları sokağa bıraktılar, Belediyelerin sayısını azalttılar insanları sokağa bıraktılar, işte bunlar IMF’nin Yunanistan’la nikah kıymak için masaya koyduğu koşulların bazılarıydı. Bir kez daha bu iktidara soruyoruz, 31 Mart’tan sonra IMF ile bu koşullarda bir anlaşma imzalayacak mısınız, imzalamayacak mısınız? Milletimizin bunu bilme hakkı var. Ama sükûtunuzdan imzalayacağınız anlaşılıyor. O nedenle ben milletime soruyorum. “Martın sonunda ülkeye bahar mı gelecek, yoksa IMF’nin kara kışı mı gelecek?” Tercih milletimizindir. Artık karar da söz de millete ait.

 

AKP BELEDİYECİLİĞİNİN TÜKENDİĞİNİ GÖSTERİYOR

Hatırlayacaksınız Sarayın kibirli sahibi “metal yorgunluğuna uğradılar” dedi birçok belediye başkanını görevden aldı. Aslında bu AKP belediyeciliğinin tükendiğinin çok açık seçik bir itirafıydı. Milletimiz de artık Adalet ve Kalkınma Partisi belediyeciliğinin kendilerine hiçbir şey veremeyeceğini görüyor. Bu korku içinde Adalet ve Kalkınma Partisi bakanları, milletvekilleri belediye başkan adayları kampanya yapıyorlar ve bu kampanya sürecinde şimdi son çare olarak belediye başkan adaylarına oy isterken özelliklede bakanlar Yüce Allah’a şirk koşmaya başladılar.

 

OY İÇİN VATANDAŞA CENNETTEN TAPU DAĞITMAYA YELTENİYORLAR

Eski Bakanın ağzından çıkan “Belediye Başkanımıza vereceğiniz destek yarın ruzi mahşerde, yine sizin berat belgelerinizden biri olacaktır” sözleri korkunun dağları beklediğini gösteriyor. Seçim kaybetme korkusunun dağları beklediğini gösteriyor. Zamanında belediye arsalarını parsel parsel FETÖ’ye dağıtanlar, şimdi oy için vatandaşlara cennette tapu dağıtmaya yelteniyorlar. Daha da acısı, bu sözleri söyleyen kişinin bu ülkede TBMM Başkanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı ve Millî Savunma Bakanlığı yapmış olmasıdır.

 

SEÇİM KORKUSU BEKÇİ KULÜBESİNE SİRAYET ETTİ

Bu arada Sarayı saran seçim korkusunun sarayın bekçi kulübesine de sirayet ettiğini görüyoruz. Sarayın bekçisi seçim öncesinde Maduro’dan mağdura yatmaya başladı. “Maazallah ABD seçimden sonra Kılıçdaroğlu’nu tanırsa ne yaparız” demiş. Bahçeli merak etmesin sadece ABD değil bütün dünya bizi bilir. Bizim Sakarya’da, Dumlupınar’da, Kıbrıs’ın beş parmak dağlarında emperyalizme attığımız tokadı, gücünü sadece aziz milletimizden alan, Kuvayı Milliyecilerin partisi olduğumuzu gayet iyi bilirler. Çok da iyi hatırlarlar. Bizim ve Genel Başkanımızın bazıları gibi “bizi deliğe süpürmeyin” diye yalvararak meşruiyeti emperyal güçlerin desteğinde aramayacağımızı çok çok iyi bilirler.

 

 

 

BU KADAR KIYAKÇILIĞIN SONU SARAYIN AYAKÇISI OLMAKTIR

Sarayın bekçisi Bahçeli bu saçma sapan işleri bıraksın, milli harp sanayimizin Katar ordusuna ve onun “Türk olmaktan mutluluk duymam” diyen ortağına peşkeş çekilmesiyle ilgilensin. Saraya bu kadar kıyakçılık yaparsa sonu, sarayın ayakçısı olmak olur. Ben bunu kendisine hatırlatmak isterim. Bunların işleri bu kadar ayağa düşürmeleri, bu kadar hadsizleşmeleri seçimi kaybettiklerini artık iyice anladıklarını gösteriyor.

 

TEK BİR OYUN ZİYAN OLMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ

Aynı zamanda bu, söz konusu kafaların her şeye tevessül edebileceklerini de açık seçik ortaya koyuyor. Bu nedenle seçim güvenliği çalışmalarımızı titizlikle sürdürüyoruz. Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığımız, tespitlerini kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Seçimi CHP kazanıyor, milletin iş birliği kazanıyor, tek bir oyun dahi ziyan olmasına izin vermeyeceğiz.

Benim söyleyeceklerim bu kadar. Şimdi varsa sorularınızı adınız ve kurum ismiyle beraber alayım.

Soru- HDP’nin yedi büyükşehirden aday çıkarmaması CHP ve İYİ Parti işbirliğine destek olarak yorumlanıyor. Hatta İYİ Partili vekil Tamer Akkal’da görevinden istifa ederken bu yönde açıklamaları oldu. Siz bu iddiaları nasıl değerlendirirsiniz?

Faik ÖZTRAK- Arkadaşlar bizim kiminle işbirliği yaptığımız, kiminle ittifak yaptığımız Genel Başkanlarımız tarafından açıklandı. Biz kimseden bir şey gizlemiyoruz. Ama kimse bizden de niyet okumamızı beklemesin. Bir yerlerden ben aday çıkarmıyorum diyorsa bir parti bu onun kendi iç işidir.

Bir şeyin altını çizmek istiyorum, CHP ve İYİ Parti milli bir işbirliğini gerçekleştirmişlerdir. Şimdi bu işbirliğinin sandıkta çok büyük bir milli mutabakata dönmesini bekliyoruz. Bu çerçevede başta AKP’ye oy verenler olmak üzere, MHP’nin de, HDP’nin de, diğer tüm partilere oy veren seçmenlerin oylarına talibiz. 57 milyon seçmenin tamamının oyuna talibiz. Kimse bizden başkasının niyetlerini falan okumamızı beklemesin.

Soru- Efendim Erdoğan’ın bugünkü konuşmasında aslında bazı cümleleri de oldu işte faşist zihniyet diye ve Aslanköy seçimlerini hatırlatarak. Cevaben ne söylemek istersiniz?

Faik ÖZTRAK- Şimdi ben hakikaten üzüntüyle izliyorum. Yani çaresizlik içinde nereden CHP’ye ve millet işbirliğine saldırabilirim diye düşünüyorlar. Ve insanların geçmişine bakarak Türkiye’de CHP’nin tek parti dönemlerindeki bir takım uygulamalarına bakarak bunların hangi şartlar içinde yapıldığının farkında olmayarak ya da farkında olup da kullanmak amacıyla kullanıyorlar ve buradan çok ciddi husumet çıkarmaya uğraşıyorlar. Millet yoruldu bundan. Millet birlik istiyor, beraberlik istiyor, husumet istemiyor. Birbirine hoşgörüyle bakmak istiyor. Kendi beldelerinde, kendi ilçelerinde, kendi şehirlerinde dünyadaki en gelişmiş ekonomilerin standartlarında yaşam şartları istiyor. Bunun peşinde. Biz bunu vermeye uğraşıyoruz, bunu veremeyeceklerini anlayanlar kendi belediyelerine artık bunlar metal yorgunudur deyip görevden alanlar, istifa ettirenler belediye başkanlarını çıkmışlar şimdi bambaşka bir husumet üzerinden oy devşirmeye çalışıyorlar. Her şey milletimizin gözü önünde oluyor, bunların hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur, milletimiz 31 Mart’ta gereğini yapacaktır.

Ben 31 Mart’tan sonrası 1 Nisan sabahı bu ülkede bahar olacağını görüyorum. Milletimizin elinin tersiyle IMF kışını iteceğini gayet iyi görüyorum.

Soru- Efendim müsaadenizle iki sorum olacak. Birisi, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayınız Tunç Soyer’e yönelik. MHP lideri Devlet Bahçeli’den de bir eleştiri geldi ülkücüler ve devrimciler oy vermez diye. İYİ Partinin İzmir teşkilatından bir eleştiri vardı, AK Partiden de geldi. Bir bu konuyu nasıl yorumluyorsunuz?

İki; aday listeleriniz sonrasında parti içerisinde bazı itirazlarda oldu, bazı ilçelerde istifalarda yaşandı. Bunları nasıl değerlendirirsiniz?

Faik ÖZTRAK- Şimdi bunlardan birincisine hemen cevap vereyim. Tunç Soyer İzmir’de çok ciddi heyecan yaratan ve tüm İzmirlileri kucaklamaya hazır olan, İzmir’in hiçbir ilçesi arasında ayrım yapmadan İzmir’de dünyanın en gelişmiş yaşam standartlarını gerçekleştirebilecek bir kadroyla harekete geçiyor. İzmirlilerde bunu görmüş vaziyette. İşte iktidarın telaşı da bundan. İktidarın ve onun bekçisinin telaşı da bundan. Yani insanların geçmişine, babasına, sülalesine bakıp buradan bir husumet çıkarmaya çalışmak çaresizliğin ta kendisidir.

İkinci sorunuza gelince, şunu ifade edeyim. Bu tabi bunlar bizim partimizin iç işleri. Her partide aday belirleme sürecinde bu tür gelişmeler olur, biz bunları kendi içimizde değerlendiriyoruz arkadaşlar.

Soru- Bir dahaki PM toplantısının tarihi belli oldu mu?

Faik ÖZTRAK- Bir dahaki PM toplantısının tarihi henüz daha belli değil ama en kısa sürede diyoruz. Yani bu hafta sonu veya önümüzdeki hafta içinde herhangi bir gün olacak.

Soru- Efendim son Parti Meclisi toplantısında Kadıköy’e ilişkin bir oylama yapılmıştı ama sanıyoruz 30’a karşı 29’la kabul edilmişti. 31 oy almadığı için yeniden bir oylama yapılmasının gündemde olduğu belirtiliyor. Nedir verilen son karar?

Faik ÖZTRAK- Bu bizim iç işimiz. Yetkili kurullarımızda inceliyoruz, inceleme sonuçlandığında ne olduğunu sizlerle paylaşırız.

Soru- Efendim Sayın Canan Kaftancıoğlu’nun istifasıyla ilgili Sayın Grup Başkanvekili Engin Altay’ın bir açıklaması oldu. CHP’de büyük tahribata yol açtı dedi bu istifa ve bu şımarıklığa rağmen görevine devam edemez, eğer devam ederse bu kez başka istifalar gelir şeklinde bu süreci yorumladı efendim. Sizin değerlendirmeniz ne olacak?

Faik ÖZTRAK- Biz bunları kamuoyu önünde tartışıp milletin gerçek dertlerinin, sıkıntılarının unutulmasını istemiyoruz. Bunlar bizim kendi iç işlerimiz. Bu iç işlerimizle ilgili gelişmeler olduğunda sizlere açıklanabilecek, bunları size duyururuz.

Çok teşekkür ediyorum arkadaşlar.

Yorum yaz

Son Haberler

...
17 May 2018
17 May 2018
17 May 2018

 Son yorumlar

 İletişim

Bize her türlü görüş ve önerilerinizi bildirmek için aşağıda yer alan bilgilerden bize ulaşabilirsiniz.
CHP Genel Merkezi: Anadolu Bulvarı No: 12 06520
Söğütözü / ANKARA
Telefon: +90 (312) 207 40 00
Telefon 2: +90 (312) 420 59 48-49
Faks: +90 (312) 207 40 14
E-Posta: info@faikoztrak.com