Main menu
Second Menu
Faik ÖztrakAnasayfa Basın Toplantıları Güncel HaberlerOVP’NİN YÜKÜ VATANDAŞIN SIRTINA

OVP’NİN YÜKÜ VATANDAŞIN SIRTINA

 

 

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, Genel Merkez’de düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:

 

Bu hafta bu kürsüye ikinci defa çıkışım, çünkü iki tane önemli gelişme var. Bir, milletvekili arkadaşımız Enis Berberoğlu 16 ay sonra ilk defa geceyi evinde geçirebilme imkanına kavuştu, serbest kaldı. İkincisi de, Orta Vadeli Program açıklandı. Özellikle Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı şapkamla bu konudaki görüşlerimi de size aktaracağım.

 

YARGILAMANIN DURDURULMAMASI ANAYASAYA AYKIRI

Milletvekilimizin serbest kalmasından büyük bir mutluluk duyduk. Ama Yargıtay’ın vermiş olduğu karar son derece ilginç. Önce, dava arkadaşımızın hakkındaki davanın milletvekili seçildikten sonra dokunulmazlığı olmasına rağmen, Anayasaya aykırı olarak sürdürülmesi konusunda herhangi bir şey söylenmiyor. Dava sonucu onanıyor, ondan sonrada kendisinin milletvekili olması nedeni ile milletvekilliğinin sona ermesine kadar serbest kalması gerektiğini söylüyor. Eğer milletvekilliği nedeniyle serbest kalıyorsa, yani dokunulmazlığı nedeniyle serbest kalıyorsa, aynı dokunulmazlık nedeniyle 24 Haziran’dan sonra o yargılamanın durdurulmasını gerektiriyordu. Ama bu yapılmadı. Burada böyle bir dengesizlik var. O nedenle de hukukçu arkadaşlarımız özellikle, bu gerekçeli kararı görmek için bekliyor. Ama tekrar söylüyoruz, Enis Berberoğlu’nun yargılanma sürecinin 24 Haziran’dan sonra durdurulmaması Anayasaya aykırıdır. Bundan böyle yeniden Meclis’te kendisiyle birlikte çalışma imkanına kavuştuğumuz içinde son derece mutluyuz.

 

SIKINTININ ARKASINDAKİ İKİ NEDEN

Aslında ekonomiye geçeceğim ama ekonomiye geçmeden önce Enis Berberoğlu kararıyla ekonomi arasındaki ilişkiye dair de bir şeyler söylemek istiyorum. Dün Orta Vadeli Program açıklandı biliyorsunuz. Sabah doların, Türk Lirası cinsinden değeri 6 lira 15 kuruşlar, 10 kuruşlar, buralara kadar düşmüştü. Bakan, Orta Vadeli Programı açıkladıktan sonra Türk Lirası’nın dolar karşısındaki değeri 6,30’un üzerine attı. Sonra da akşam Enis Berberoğlu’nun serbest kaldığı haberi gelince, tekrar 6,20’nin altını zorlamaya başladı. Hep söylüyoruz, Türkiye’nin bugün yaşadığı sıkıntılı durumun arkasında 2 tane önemli neden vardır. Bir, ekonominin iyi yönetilmemesi; iki, siyaseten de Türkiye’nin iyi yönetilmemiş olması, demokratik standartların ve hukukun üstünlüğünün yıpratılması, yıpranmış olmasıdır.

 

VATANDAŞIN KRİZİ FARKLI, YÖNETENLERİN KRİZİ FARKLI

Tek adam diyor ki “Kriz mriz yok. Bu kriz bizim krizimiz değil.” Ama dün değil evvelki gün aşure dağıtımında, Belediye Başkanlığının önünde bir genç işsizim diye kendini yakmaya kalktı. Dolayısıyla öyle görünüyor ki vatandaşın krizi farklı, bu ülkeyi yönetenlerin krizi çok çok farklı.

 

ÇÖZÜM ORTAKLARI GÖRÜLDÜ

Orta Vadeli Programı açıklamanın arkasındaki, böyle kriz dönemlerinde temel neden şudur; hızla yitirilen güveni geri getirmeniz lazım. Hızla yitirilen güveni getirmeniz lazım ki süreci ekonomide asgari daralmayla ya da büyümede asgari yavaşlamayla atlatabilesiniz. Ve bu güveni geri getirebilmek de kolay bir iş değildir. Önce bir kere çevre koşullarına bakmak lazım. Yani bu program nasıl bir ortama doğmuştur. Bir, Türkiye ciddi bir liyakat meselesiyle karşı karşıyadır. Programı açıklayanın, tek adamın, yani Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı olan Cumhurbaşkanı’nın damadı olması, bu kişinin ülkenin bir bakanlığında bulunuyor olması, liyakat algısı bakımından sorun yaratmaktadır. Objektif olarak bu böyledir. Zaten dün de kendisi açıkçası bu süreçler konusunda, devletin nasıl işlemesi gerektiği konusunda çok da fazla bilgi sahibi olmadığını ortaya koymuştur. Yani siz bir program açıklıyorsunuz, neye göre açıklıyorsunuz? Orta Vadeli Programı kanuna göre açıklıyorsunuz. Kanunla kendisine verilmiş olan ismi değiştirdiler. Ne dediler, YEP, Yeni Ekonomi Programı. Bir kere bu olacak bir şey değil. Baktım salona ben görmedim, belki vardır ama o salonda iş adamları vardı. Hep diyorlar ya çözüm ortaklarımız, çözüm ortaklarımız. Ama orada ben sendikacıları görmedim, işçi sendikalarını görmedim. Esnaf da görmedim çok fazla. Çiftçi hiç yoktu. Bu programda iktidarın çözüm ortakları kimler, açık seçik o tabloda gözüküyordu.

 

PROGRAMIN DOĞDUĞU ORTAM SORUNLU

Bir diğer önemli sorun, yine programın doğduğu ortamla ilgili olarak, hemen bu program açıklanmadan bir hafta önce Cumhurbaşkanı kendisini Türkiye’nin son gümüşlerinin devredildiği Varlık Fonu Anonim Şirketi’nin Yönetim Kurulu Başkanlığı’na, damadını da Başkanvekilliğine atadı. Değerli arkadaşlar, yurtdışıyla konuşuyoruz, insanları dinliyoruz. Gördüğümüz manzara şu, bu bizi hızla Ortadoğu’nun batmış devletlerine benzetiyor. Haneden işi. Burası bir Cumhuriyet ama bu yapılanlaR ciddi bir haneden görüntüsü veriyor. Kendi kendini şirket başına getirmeler.

HİBE SÖZLEŞMESİNİ HAZİNE’NİN SİTESİNE KOYSUNLAR

Diğer taraftan bir diğer önemli sıkıntı, bugün de Sayın Kalın açıklama yapmış, bu uçan saray meselesidir. Uçan sarayla ilgili olarak, devletin kesesinden bir kuruş para çıkmamış. Şimdi uçan sarayın hibe olarak dahi alınmasının ne kadar ciddi bir sorun olduğunu defalarca dile getirdik ve bunun, bu milletin onurunu zedeleyeceğini ifade ettik. Ama bugün diyor ki Sayın Kalın, “devletin kasasından bir kuruş para çıkmamıştır.” Arkadaşlar bir daha tekrarlıyorum, Hazine’nin internet sayfasına bu uçakla ilgili hibe sözleşmesinin bir örneğini koysunlar. Görelim bakalım, gerçekten hibe mi, değil mi? Hibe sözleşmesini Hazine’nin internet sayfasına koysunlar. Arkadaşlar bu sarayla ilgili olarak ne dendi? Boyanıyor dendi. Bu boya paraları ne kadar? Muhtemelen içi de yenileniyor. Bu içinin yeniden tefrişatıyla ilgili ne kadar para ödenecek? Bizim duyduğumuz 100 milyon dolar. Demek ki milletin cebinden, milletin vergileriyle bir 100 milyon çıkıyor. Yoksa bunu da mı Katar Emiri boyatıyor, içini yeniletiyor? Bir diğer konu, bu uçağı uçurmanın bir maliyeti var. Bunun yıllık maliyeti 20 milyon dolar. Bunu da mı Katar Emiri verecek?

 

BÖYLE YAPARSANIZ, PROGRAMIN ADİL OLDUĞUNA İNANDIRAMAZSINIZ

Şimdi programı açıyorsunuz, birçok yerinde liyakat geçiyor. Liyakatle ilgili zaten çok ciddi bir problem var. Yine birçok yerinde bu programının tasarruf lafı geçiyor. Tasarrufu kim yapacak? Yani yoksa yine itibardan tasarruf olmaz zihniyetiyle, sarayın harcamalarında hiçbir tasarruf olmayacak mı? Bu böyle olduğu zaman siz bu milleti, bu programın adil olduğuna nasıl inandıracaksınız? O zaman bu milletten bu programa nasıl destek bekleyeceksiniz? Millet desteklemediği zaman, bu programa güven olmadığı zaman nasıl büyüme olacak? Nasıl işsizlik daha az olacak? Böyle bir şey olması mümkün değil.

 

HALKTAN KOPTULAR

Bundan 2-3 gün önce Meksiko City’e giden Meksika Cumhurbaşkanı’nın tarifeli uçağı, tarifeli uçak kullanıyor, Obrador’un tarifeli uçağı aşırı yağışlar nedeni ile 3 saat geç kalkmış. Obrador’a demişler ki, “Efendim sizden önceki Cumhurbaşkanı’nın almış olduğu bir uçak var. Niye bu özel uçakla gitmiyorsunuz?” Demiş ki, “Döner dönmez zaten bu uçağı satacağım. Başkanlık uçağına binmeyeceğim. Bu kadar yoksulluğun olduğu bir ülkede lüks bir uçağa binmekten utanırım. Artık bu kadar saçmalık yeter. Kibirli davranan siyasetçilerin iktidarı uzun sürmez.” Şimdi siz bu uçağa bindiğiniz zaman zaten o noktada inandırıcılığınız, halkın nezdinde inandırıcılığınız kayboluyor. Hep söylüyorum, halktan koptular, halktan, milletten koptular.

 

MİLLETİ KUR İLE FAİZ ARASINA SIKIŞTIRDILAR

Diğer taraftan, hatırlayın bu programdan açıklanmadan önce, geçtiğimiz hafta faizleri 6,25 puan arttırdılar, 17,75’ten 24’e çıkarttılar. Hemen arkasından yine bildiğimiz kayıkçı kavgası, “Faiz sebep midir, sonuç mudur” falan derken 6,25’lik faiz artışının etkilerini ciddi ölçüde zayıflattılar. Üstüne de şimdi bu program geldi. Yatırımcı yüzde 40 civarında faizle kredi kullanmak zorunda kalacak. Döviz kuru da 6,30’ların altına düşmeyecek. Milleti kur ile faiz arasına sıkıştırdılar.

 

CİDDİ BİR CİDDİYET SORUNU

Bu Orta Vadeli Program’la ilgili olarak ciddi bir ciddiyet sorunu var. Ne dediler? Kanun şunu diyor, Orta Vadeli Program yılın Eylül ayının ilk haftasının sonuna kadar yayınlanır. Ne zaman yayınladılar? 20 Eylül’de yayınladılar. Bununla ilgili toplantıyı sabah saat 11’de yapacaklarını söylediler, yarım saat geciktiler. Şimdi bu programın her yerinde Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin hızlı karar alma imkanını vereceği yazılıyor. Bir Orta Vadeli Programı dahi zamanında açıklayamadılar ama her yerinde “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi bu işi kolaylaştıracak” diyorlar.

 

BU ÖZENSİZLİK GÖSTERGESİ

Yine baktığımız zaman bu OVP ile ilgili olarak, YEP dedikleri OVP’yle ilgili olarak, yani kanuni adını nasıl değiştiriyorlar onu da bilmiyorum ama, bir tek isminin değiştiğini görüyoruz. Bir YEP isminin ilave edildiğini görüyoruz ama içerideki tedbirler manzumesine, tablolara, şunlara, bunlar baktığınız zaman, bundan önceki OVP’lerden hiçbir farkı yok. Diğerlerinin adeta bir devamı yani dağ fare doğurmuş oluyor. Diğer taraftan tavsiye ederim, açıklanan OVP’nin yedinci sayfasının son paragraflarına bir bakın. Devletin fiyatlandırmalarıyla ilgili bir bölüm. Aynı paragraf alt alta 2 defa tekrarlanmış. Bu özensizlik arkadaşlar, bu kadar gün bekledikten sonra, bu kadar önemli bir dokümanı hem geç yayınlıyorsunuz, hem toplantıya geç geliyorsunuz, hem de içinde hatalar oluyor. Maddi hata oluyor yani. Bu olacak bir şey değil.

 

PARALEL BÜTÇELER VAR

Diğer taraftan bana göre, ki bu çok önemli, bu programda ciddi bir saydamlık sorunu var. Bakın, bütçe üzerinden bir takım rakamlar söyleniyor, bütçe açığını şuraya çekeceğiz, bütçe açığını buraya çekeceğiz, girmiyorum onların detayına. Olur mu, olmaz mı, zor, kolay, hiçbirine girmiyorum. Ama söyleyeceğim bir şey var. Türkiye’de bu OVP, Türkiye’de paralel bütçeler olduğunu kabul etmiyor. Türkiye’de bütçe kadar büyük paralel bütçeler var değerli basın mensupları. Hangisi, kamu özel işbirliği programları. 70 milyar dolarlık sözleşme imzalandı dedim 2013’te. Toplam imzalanan sözleşme tutarı 120 milyar doları geçiyor. Bu kadarlık bir kamu altyapı yatırımı var. Bu görünmüyor. Bununla ilgili verilen garantiler, bütçenin içinde gözükmüyor. Bir TOKİ var, Toplu Konut. Ne yapıyor biliyor musunuz? Devletin, milletin arazilerini alıyor, devlete ait, Hazine’ye ait arazileri alıyor, onları satıyor, devlete bina yapıyor. Bu binalar da gözükmüyor bütçede. Bir başka önemli kalem, Cumhurbaşkanı’nın kendisini yönetim kurulu başkanlığına, damadının da yönetim kurulu başkanvekilliğine atadığı Varlık Fonu. İstediği kadar parayı, hiçbir resmi kurumun denetimine tabi olmadan harcayabiliyor. Siz bu OVP’nin içine bunlarla ilgili sınırları koymalıydınız ki, bunlarla ilgili hesapları koymalıydınız ki, hem içerde hem dışarda insanlar sizin samimiyetinize, yani tasarruf tedbirlerinizin samimiyetine inansın. Ama bunu yapmadılar.

 

OVP’NİN YÜKÜ VATANDAŞIN SIRTINA

Bir diğer önemli değerlendirme şu, diyorlar ki 75,9 milyar Türk Liralık tedbir koyduk. Ne koydunuz? Yani 16 milyar Türk Liralık geliri arttıracaklar, 59,9 milyar yaklaşık 60 milyar da harcamayı kesecekler. Neyi kesecekler? 60 milyarın yarısı 30,9 milyarı yatırımlar. Kamunun yatırımlarını kestiğiniz zaman kim etkilenecek? Millet etkilenecek. Altyapı yeteri kadar geliştirilemeyecek, millete giden bir takım hizmetlerde aksamalar olacak. Teşvikleri azaltacaklar, 13,7 milyar Türk Lirası. Ne oldu üretim? Sosyal güvenlik harcamalarını 10 milyar Türk Lirası azaltacaklar. Emeklilere müjde veriyorlar, geliyoruz, maaşlarınızla ilgili gerekli düzenlemeleri yapacağız. Emekli zaten perişan olmuş. Geçen gün anlattım, adam gidiyor, marketin kasasına geliyor, fiyatların farkında değil, faturayı gördüğünde başlıyor arabayı boşaltmaya, insanın içi yanıyor. Şimdi bu emeklilere de gidecek paralardan kesecekler. Mal ve hizmet alımlarını 2,5 milyar azaltıyorlar. Bu da esnafları etkileyecek. Bir de diğerleri var… 16 milyar da geliri arttıracağız diyorlar ama hangi gelirleri artacak, bir sürü laf söylenmiş ama gerçekten düzenleme nedir bunu bilmiyoruz. Harcama 41 milyar Türk Lirası artıyor. Bakın buradan 75,9 milyar tasarruf ediyorlar, buna karşılık faiz harcamaları 2018’den 2019’a 41 milyar Türk Lirası artıyor. Bu şunu gösteriyor, aslında OVP yükü çiftçinin, emeklinin, çalışanların sırtına yüklemeye hazırlanıyor. Buna karşılık rantiyelerle ilgili hiçbir düzenleme yok, 41 milyar ilave faiz ödeyecek.

 

İŞİ YAVAŞLATMAK İSTİYORSAN “KOMİSYONA HAVALE” EDERSİN

Yine bir başka önemli konu bence, OVP’nin içinde bir madde var, mega yatırımlar, mega projeler maddesi, mega projeler, mega yatırımlar, kamu özel işbirliği kapsamında, dış finansmanla devam edecek diyor. İkinci dokunmadığı da kendi yandaşı olan holdingler. Şimdi bu manzarayla siz, bu programın adil olduğu konusundaki güveni nasıl yaratacaksınız? Yine bir sürü onun dışında bakıyorum, ofis kuruyorlar, komite kuruyorlar, mekanizmalar var, kurullar var, platformlar var, merkezler var, programlar var. Ben bürokrasiden geliyorum, bir işi yavaşlatmak istediğimiz zaman biz bu işleri komisyona havale ederdik. Şimdi bunlar da ofislere, komitelere, mekanizmalara, şunlara, bunlara havale ediyorlar.

KRİZDEN 6 AYDA ÇIKILIR AMA BU İKTİDAR 6 YILDA ÇIKAMAZ

Neden bu biliyor musunuz? Çünkü bunlar, bu iktidar Türkiye’de kriz olduğuna inanmıyor. Kriz olduğuna inanmadığı içinde bir Orta Vadeli Program yapmış, getirmiş, 3 sene boyunca bu Orta Vadeli Programda büyüme hızı yüzde 5’i yakalayamıyor, Türkiye’nin potansiyel büyümesi olan yüzde 5’i yakalayamıyor. Finans ahalisi de “Çok gerçekçi bir program oldu, düşük büyüme koydular” diye alkışlıyor. Türkiye 2002 yılında Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı açıkladı. Programın ikinci yılında büyüme hızı yüzde 5’ti, onun da üstüne çıktı, 6 oldu. Türk ekonomisinin çok ciddi bir potansiyeli vardır. Yeter ki bu potansiyeli doğru kullanmayı bilin. Hep söylüyorum, doğru bir yönetimle bu krizden 6 ayda çıkılır. Ama şu andaki mevcut yönetim bu krizden 6 yılda çıkamaz. Yaptıkları orta vadeli programdan belli oluyor.

 

ELİNİ TUTAN MI VAR?

Dün dışarısı da bunu fark ediyor bakın. Dün Orta Vadeli Program açıklandı, dediler ki, 2018’de büyüme hızı 3,8, 2019’da da 2,3. Bizim de ortağımız olduğumuz Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) de Türkiye’yle ilgili tahminlerini aynı gün açıkladı. 2018’de onlar büyüme hızı OVP’nin 3,8 dediğini 3,2, gelecek yıl 2,3 dedikleri büyüme hızını da 0,5 olarak tahmin etti. Sonuç böyle olur, çünkü inandırıcılığınız yok. Bakın YEP eylem planı, yani OVP’de yer alan tedbirlerin hangi tarihte uygulanacağını gösteren bir eylem planı için diyor ki “Şimdi yayınlamayacağım, bütçeyle beraber yayınlayacağım.” Niye şimdi yayınlamıyorsun, elini tutan mı var? Hani Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi hızlı karar almayı sağlayacaktı, sıkıntı olmayacaktı, şuydu, buydu. Arkadaşlar açık, seçik performans kriterleriyle, vatandaşın takip edemediği programlar başarısız olmaya mahkumdur. Bu eylem planı da bir an önce açıklamak durumundalar.

 

BUNUN ADI DENGELEME DEĞİL STAGFLASYON

Diğer bir takım konularda var ama izin verirseniz ben bu çok rakam detaylarına girmek istemiyorum. Bir tek şey söyleyeceğim. 2013 yılında Türkiye’nin milli geliri 950 milyar dolardı. Bu program 2020 yılında Türkiye’nin Gayri Safi Yurtiçi Hasılasının 926 milyar dolar olacağını söylüyor. Yani, 2013 yılının yaklaşık 24 milyar dolar altında. Ne oldu bizim 2023 hedeflerimiz? Yine bu programda işsizlik ortalama olarak 2019-2021 döneminde yüzde 11,6. Ama bu işi bilenler diyorlar ki, bu işsizlik oranları çok iyimser. 1980’le 2002 yılları arasında Türkiye’de işsizlik yüzde 8,3, 2003-2017 arasında yüzde 10,7. Şimdi önümüzdeki üç yılda ortalama işsizlik rekor kıracak. 2019 yılında çok yüksek bir işsizlik öngörülüyor. Düşük bir büyüme öngörülüyor, yüzde 2,3. Yine iyimser bu da, yüzde 2,3. Enflasyonda yüzde 16 gibi oldukça yüksek bir rakam. Buna da dengeleme diyorlar. Arkadaşlar bunun adı dengeleme mengeleme değil. Bunun adı resmen stagflasyon, durgunluk içinde enflasyon.

BİR FIRSAT DAHA KAÇTI

Dolayısıyla bu Orta Vadeli Program’la ilgili fırsat da yine bir pansuman ve aspirin tedavisi manzumesinden oluşan tedbirler nedeniyle yitirilmiş oldu. Bir kere daha tekrarlıyorum, bu işin en başında, Cumhuriyet Halk Partisi olarak 13 maddelik bir eylem planını, 13 ana başlık altında verdik. Bunlar Türkiye’de artık işlerin eskisi gibi olmayacağını, dünya standartlarında ekonominin yönetileceğini, dünya standartlarında bir demokrasisinin olacağını öngören düzenlemelerdi. Bu düzenlemeleri yapmadıkları, yapamadıkları, bundan kaçtıkları sürece, bu ekonominin düzelmesi son derece güçtür.

Hepinize saygılar sunuyorum. Sorularınız varsa alayım.

 

MECLİS BAŞKANINA BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR

SORU – Efendim, Enis Bey’in durumuyla ilgili bazı açıklamalarınız oldu ama bundan sonra Cumhuriyet Halk Partisi’nin atacağı bir adım var mı? Anayasa Mahkemesi seçeneğinden bahsediliyor. Meclis Başkanıyla bir görüşmeniz olacak mı? Çünkü kararın mecliste okutulması durumunda vekilliğinin düşmesi de söz konusu olacak. Ne yapacaksınız?

FAİK ÖZTRAK – Biraz önce söyledim, daha fazla açıklamada yapmadan önce gerekçeli kararın yayınlanmasını bekliyoruz. Hukukçu arkadaşlarımız gerekçeli kararı gördükten sonra nasıl hareket edeceğimiz yönünde bir eylem planını oluşturacağız. Ama burada bir şey daha söyleyeyim, tabi ki Meclis Başkanına büyük görev düşüyor. Yani güçler ayrılığı çerçevesinde meclise mutlaka sahip çıkması lazım.

 

MHP DE SORUMLULUK ALTINDADIR, KENDİNİ BU İŞLERDEN SIYIRAMAZ

SORU – Milliyetçi Hareket Partisi liderinin önemli bir açıklaması oldu yerel seçimlere ilişkin. İstanbul’a bir aday çıkartmayacaklarını ve Ak Parti’nin adayını destekleyeceklerini söylediler. Siz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak nasıl değerlendireceksiniz?

FAİK ÖZTRAK – Milliyetçi Hareket Partisi’nin lideri zaten baştan beri ittifakı devam ettireceklerini söylüyor. Dolayısıyla bizim bu konuyla ilgili yapacağımız herhangi bir değerlendirme yok ama şunu da söylüyorum, hem bunu söyleyeceksiniz, hem bu uçak milletin içine sinmez diyeceksiniz, hem ekonomik gelişmelerden şikayet edeceksiniz, bu olmaz. İttifaksa, ittifakın sorumluluğu tüm alanları kapsar. Dolayısıyla bu uçaktan da, bu uçağın alınmasıyla, bu uçağın hibe olarak gelmesi ve kullanılmasıyla ilgili, ekonomideki kötü gelişmelerle ilgili, Milliyetçi Hareket Partisi de sorumluluk altındadır. Hiç kendini bu işlerden sıyıramaz.

 

GIDA KRİZİ TEHLİKESİ

SORU – Orta Vadeli Planla ilgili sormak istiyorum. Merkez Bankası’nın faiz artışı bir argüman olarak, bir araç olarak kullanıldı. Orta Vadeli Planda açıklandı. Bu kur artışını durduramadı. Durduramadığı gözüktü. Bundan sonra kullanılabilecek bir araç var mı? İkinci sorum, finans ve bankacılık sektöründeki borç, borca dönük Orta Vadede Planda ne var? Siz buna nasıl yaklaşıyorsunuz? Çünkü, sanırım tam alınan bir karar yok. Üçüncüsü, tarım üretici ve çiftçiye yönelik yaklaşımını nasıl görüyorsunuz planın?

FAİK ÖZTRAK – Şimdi birincisi, Trakya’da Babaeski’de Tarım Festivali vardı. Genel Başkanımızla birlikte oraya katıldık. Orada gördüğümüz manzara şu, çiftçi ekim gübresini atmayacak. Şuanda gübre fiyatları almış başını gitmiş. Çiftçi ürün fiyatıyla, gübre fiyatı arasında sıkışmış kalmış. Ne demek ekim gübresini atmayacak? Demektir ki verim çok düşük olacak. Demektir ki kalite çok düşük olacak. Demektir ki önümüzdeki yılda ciddi bir gıda kriziyle karşı karşıya kalma tehlikesi var, bunu da Genel Başkanımız orada açıkça ifade etti.

 

KÜRESEL SERMAYENİN KURUDUĞU ORTAMDA YÖNETMEYİ BİLMİYORLAR

Merkez Bankası, Orta Vadeli Program, tabi bunlar önemli araçlardı. Her seferinde bu araçlar etkisiz hale geliyorsa, ilacın dozu yetersiz kalıyorsa ki ilaç yetersiz kalsın diye de her şey yapılıyor, şu ilaçla bu alınmaz, bu ilaçla bu alınmaz, bu ilaçla bu alınmaz deniliyor. Hemen hayır, o ilacın etkisini ortadan kaldıracak diğer her türlü ilaç alınıyor. Ama bunu yaptığınız zaman her seferinde daha etkili ilaç kullanmak zorunda kalırsınız, daha etkili ilaç ne demektir? Daha düşük büyüme, daha fazla istihdam kaybı, yani daha fazla işsizlik demektir. Onun için söylüyorum, biran önce güven veren tedbirleri almak lazım, bu işi bitirmek lazım. Türk ekonomisi güçlüdür, Türk ekonomisi tedbirler doğru olduğu zaman 6 ayda bu tedbirlere hemen cevap verir. Yeniden sıçrayıp yukarı doğru gitmeye başlar. Ama bu tedbirler alınmıyor. Çünkü hastalık ve tedavi, teşhis, bunlar doğru konulmuyor. Çünkü hayatlarında bu tür bir hastalıkla karşı karşıya kalmamışlar. Bir kriz görmemişler. Binmişler küresel sermaye kayığının üstüne 2002 yılında, 2002 yılı sonundan itibaren 2003 yılında, kucaklarında da tüm dünyada güven uyandıran bir program bulmuşlar, yaslanmışlar ikisine, bugüne kadar gelmişler. Şimdi küresel sermayenin kuruduğu bir ortamda, yanlış yapılmaması gerektiğini, sürekli doğruların yapılması gerektiğinin farkında değiller. O nedenle de maliyet her geçen gün biraz daha yükseliyor.

 

YEREL SEÇİMLER BU GİDİŞE DUR DEME FIRSATI

SORU – Yerel seçimlerle ilgilide adaylar çok merak ediliyor, özellikle 3 büyük ilde. Öncelikle Bahçeli’nin yine açıklamasında 3 büyük ili kaybedersek, Cumhurbaşkanlığı sistemi tartışmaya açılır ifadesi vardı. Özellikle CHP ve HDP’ye geçmesi durumunda. Bunlarla ilgili bir değerlendirme isteriz. Hem de adaylarla ilgili Muharrem İnce ismi konuşuluyordu ki son olarak kendisinin yine Genel Başkanlık adaylığının sürdüğünü söyledi. Bazı köşe yazarları bugün Meral Akşener ismini İstanbul için dile getirdi. İsimlerle ilgili bu tartışmaya nasıl yaklaşıyorsunuz?

FAİK ÖZTRAK – Şöyle, bende sizler gibi gazetelerde izliyorum birtakım tartışmalar var ama isimlerle ilgili olarak kararı verecek olan, Cumhuriyet Halk Partisi’nin isimleriyle ilgili olarak kararı verecek olan Parti Meclisi’mizdir. Onun kararların dışında benim başka bir şey söylemem mümkün değildir ama şunu ifade edeyim, Mart ayında yapılacak olan yerel seçimler tek adam parti devleti rejiminin bu şekilde, frensiz, kontrolsüz, dengesiz bir şekilde gidişinin önünü kapatabilir. Hangi şartlarda? Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu seçimlerde bütün büyük illeri ve diğer illerde de çok önemli sonuçlar almasıyla birlikte, muhalefetin alacağı bu sonuçlarla birlikte, bu gidişe dur deme imkanı ortaya çıkar. Türkiye yeniden bir demokratik nizama, demokratik sisteme, tek adam parti devletinden kurtulmaya doğru gider. Bakın bu tek adam parti devleti rejiminin bu ülkeyi ne hale getirdiğini vatandaşlarıma bir kere daha hatırlatmak istiyorum. 24 Haziran’da seçim oldu, Türk Lirası’nın haline bir bakın. Şu enflasyona bir bakın, şu büyümeye bir bakın. İş bulamadık diye kendilerini yakmaya kalkan gençlere bakın. Fiyatların altında ezilen, kasalara, sepetlerindeki malları iade etmek zorunda kalan emeklilere bir bakın. Birde bu rejimde uçan saraylarda uçmaya kalkanlara bakın. Çok açık söylüyorum, bu sistemin milletimize hiçbir şey vermeyeceği 3 ay geçmeden belli olmuştur. Bu nedenle de bu rejimin kendisine bir çeki düzen vermesini, daha sonrada demokratik sistemin önünün açılmasının yolu, bu mali idare seçimleridir. O nedenle bu mali idare seçimlerinde milletimizin oylarını kullanırken, hem kimlerin kendilerine en iyi hizmeti vereceğine bakmaları, hem de bu seçim sonucunda Türkiye’de ki demokratik dengeleme yapısının nereye doğru gidebileceğini görmeleri gerekir diye düşünüyorum. Değerlendirmeleri gerekir. Sonunda ne yapacaksa milletimiz yapacaktır.

Evet, teşekkür ediyorum arkadaşlar.

 

Yorum yaz

Son Haberler

...
17 May 2018
17 May 2018
17 May 2018

 Son yorumlar

 İletişim

Bize her türlü görüş ve önerilerinizi bildirmek için aşağıda yer alan bilgilerden bize ulaşabilirsiniz.
CHP Genel Merkezi: Anadolu Bulvarı No: 12 06520
Söğütözü / ANKARA
Telefon: +90 (312) 207 40 00
Telefon 2: +90 (312) 420 59 48-49
Faks: +90 (312) 207 40 14
E-Posta: info@faikoztrak.com