Main menu
Second Menu
Faik ÖztrakAnasayfa Basın Toplantıları Güncel HaberlerUCUBE REJİMİN MİLLETE 4 YILLIK FATURASI AĞIR OLDU

UCUBE REJİMİN MİLLETE 4 YILLIK FATURASI AĞIR OLDU

CHP Sözcüsü Öztrak, 24 Haziran 2018 seçimlerinin dördüncü yıl dönümünde, Ucube Şahsım Rejiminin millete faturasını çıkardı.

Buna göre 24 Haziran 2018’den bu yana;

4 lira 62 kuruş olan dolar kuru 17 lira 36 kuruşa çıktı.

Avro 5 lira 37 kuruştu. Bugün 18 lira 28 kuruş.

İki yıllık tahvil faizi yüzde 19’du. Şimdi yüzde 24.

2018’in Mayıs ayında, bütçeden 12 ayda ödenen faiz 62 milyar 419 milyon liraydı. Bugün son 12 aylık faiz ödemesi 221 milyar 280 milyon lira.

Türkiye’nin risk primi 285’ti. Bugün 820 oldu.

1 litre benzin 6 lira 29 kuruştu. Bugün 27 lira 26 kuruş.

1 litre mazot 5 lira 75 kuruştu. Bugün 29 lira 99 kuruş.

12 kiloluk ev tüpü 92 liraydı. Bugün 335 lira.

Ekmeğin fiyatı 1,5 liraydı. Bugün ekmek 5 lira oldu. Ekmeğin fiyatı 7 liraya koşuyor.

Dört yıl önce enflasyon yüzde 12’ydi. TÜİK makyajına rağmen, bugün yüzde 74.

İşsiz sayısı 5 milyon 272 bindi. Şimdi, TÜİK makyajına rağmen 8 milyon 107 bin.

2018’in ortasında Türkiye’nin milli geliri 892 milyar dolardı. Şimdi 794 milyar dolar.

Türkiye, dünyanın en büyük 17. ekonomisiydi. Bugün bu ligde 23. sıraya geriledi. İlk 20’den düştük.

Merkez Bankası’nın döviz kasasında net 28 milyar 949 milyon dolar döviz vardı. Bugün Merkez Bankası kasası 53 milyar 802 milyon dolar net açık veriyor.

Vatandaşların bankalara kredi kartı ve tüketici kredisi borcu 508 milyar 962 milyon liraydı. Bugün 1 trilyon 165 milyar lira. Dört yılda, vatandaşların bankalara borcu ikiye katlandı.

Devletin borcu 959 milyar liraydı. Bugün 3 trilyon 364 milyar lira. Devletin borcu da dört yılda dörde katlandı.

Dört yılın sonunda ucube yönetim iflas etti.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, bugün Genel Merkez’de düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:

Bundan tam dört yıl önce, 24 Haziran 2018’de yapılan seçimin ardından, Türkiye’de Ucube Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, fiilen başladı. O gün bugündür, ülkemizin iki yakası da bir araya gelmedi. Tek kişilik rejimde, bozulan ekonomik koşullar krize dönüştü. Ucube saray rejimi elinde, devlet, AK Parti Devleti oldu. Köklü devlet kurumları yok edildi. Devlette yönetim krizi başladı. Her iki kriz birleşti. Dışardan gelen etkilere, ülkemizin dayanıklılığını azalttı. Ülke yönetilemez hale geldi. Savrulmaya başladık. Yaşananlar büyük bir buhrana dönüştü. Milletimizi ezdi geçti.

TÜRKİYE’Yİ UÇURACAK DEDİLER, MİLLETİ PERİŞAN ETTİ

“Türkiye’yi uçuracak” diye pazarlanan ucube rejim, milletimizi perişan etti. Oysa 2018 Haziran’ında seçimlere giderken, milletimizden oy isteyen Erdoğan ne demişti? “24’ünde siz bu kardeşinize yetkiyi verin. Ha ondan sonra bu faizle, şunla, bunla nasıl uğraşılır göreceksiniz.” Tam dört yıl önce bugün, milletimiz inandı, yetkiyi ona verdi. Ama Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan AK Parti Genel Başkanı, hiçbir sözünü tutmadı, hiçbir vaadini yerine getirmedi.

UCUBE REJİMİN MİLLETİMİZE 4 YILLIK FATURASI

24 Haziran 2018’de millet ona yetkiyi verdiğinde, Dolar 4 lira 62 kuruştu. Bugün 17 lira 36 kuruş. Avro 5 lira 37 kuruştu. Bugün 18 lira 28 kuruş. İki yıllık tahvil faizi yüzde 19’du. Şimdi yüzde 24. 2018’in Mayıs ayında, bütçeden 12 ayda ödenen faiz, 62 milyar 419 milyon liraydı. Bugün son 12 aylık faiz ödemesi, 221 milyar 280 milyon liraya çıktı. 24 Haziran 2018’de, Türkiye’nin risk primi 285’ti. Bugün 820 oldu. 24 Haziran 2018’de, 1 litre benzin 6 lira 29 kuruştu. Bugün 27 lira 26 kuruş. 1 litre mazot 5 lira 75 kuruştu. Bugün 29 lira 99 kuruş. 12 kiloluk ev tüpü 92 liraydı. Bugün 335 lira. Ekmeğin fiyatı 1,5 liraydı. Bugün ekmek 5 lira. Bu beceriksiz yönetimin elinde şimdi 7 liraya doğru koşuyor. Dört yıl önce enflasyon yüzde 12’ydi. TÜİK makyajına rağmen, bugün yüzde 74 oldu. İşsiz yurttaşlarımızın sayısı 5 milyon 272 bin idi. Şimdi bugün yani 8 milyon 107 bin. Bu da TÜİK’in makyajlı rakamlarıyla… 2018’in ortasında Türkiye’nin milli geliri 892 milyar dolardı. Şimdi 794 milyar dolar. Erdoğan dört yılda milletimizin gelirini 100 milyar dolar eritti.  Türkiye’yi 2023’te büyük ekonomiler liginde, ilk 10 ülke arasına sokmayı vadederek işbaşına gelmişlerdi. Ucube rejime geçildiği tarihte Türkiye, dünyanın en büyük 17. ekonomisiydi. Bugün bu ligde 23. sıraya geriledik. Dört yılda, altı basamak düştük. İlk 20’nin dışına çıktık. Dört yıl önce Merkez Bankası’nın döviz kasasında, net olarak 28 milyar 949 milyon dolar döviz vardı. Bugün kasa 53 milyar 802 milyon dolar net açık veriyor. Dört yıl önce, milletimizin bankalara kredi kartı ve tüketici kredisi borcu, 508 milyar 962 milyon liraydı. Bugün 1 trilyon 165 milyar lira. Dört yılda, milletimizin bankalara borcu ikiye katlanmış. Dört yıl önce devletin borcu 959 milyar liraydı. Bugün 3 trilyon 364 milyar lira. Devletin borcu da dört yılda, dörde katlanmış. Ucube rejim elinde hem milletimiz, hem de devletimiz borca battı.

UCUBE REJİM 4 YILDA İFLAS ETTİ

Bugün ülkemizde, esnaf, çiftçi, memur, emekli, sanatkâr, zanaatkâr, dul ve yetim herkes borca batmış, hayat pahalılığı altında eziliyor. Milletimizin bu beceriksiz kadrolara artık güveni kalmamış vaziyette. Bu ay Tüketici Güveni, tüm zamanların en düşük değerine geriledi. Değişmez bir kuraldır. Güven ruh gibidir. Terk ettiği bedene asla geri dönmez. Dört yılın sonunda bu ucube yönetim iflas etmiştir.

AK PARTİ İKİ EK BÜTÇE YAPTI: BİR GELDİĞİNDE, BİRİ GİDERKEN

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bu hafta getirdikleri ek bütçe, bunun ilanıdır… AK Parti 20 yılda iki kere ek bütçe yaptı. Biri iş başına geldiğinde, diğeri de bu yıl yani giderayak. Getirdikleri bu ek bütçe, birçok ilki de barındırıyor. Haziran ayında Meclis’e getirdikleri bu ek bütçeyle, 2022 Bütçesi, bugüne kadar Meclis’te kabul edilen bütçeler arasında ömrü en kısa bütçe oldu. Altı ay dayanamadı. 2022 Bütçesinin serencamı, ucube rejimin devleti ne hale getirdiğinin de bir göstergesi. 2022 Bütçesini hazırlayan Hazine ve Maliye Bakanı, bütçesinin yasalaştığını görmeden görevden alındı. 2022 Bütçesi en başından itibaren sahipsiz kaldı. Eski Bakanın yerine gelen Nebati Bakan, eline tutuşturulan “Düşük faiz-yüksek kur” reçetesini, Saray’ın zoruyla uygulamaya başlayınca, ekonomi tepetaklak oluverdi. O gün bütçe Meclis’te tartışılmadan kur da, faiz de şirazesinden çıktı.

DEFALARCA UYARDIK, DİNLEMEDİLER

O zaman bu liyakatsiz kadroları defalarca uyardık. “Bu bütçeyi Meclisten çekin, yerine samimi, gerçekçi, yeni bir bütçe hazırlayın” dedik. Ama söylediklerimiz, bir kulaklarından girdi, diğer kulaklarından çıktı. Sonunda getirdikleri bütçenin nefesi yılın yarısında tükendi. Ek bütçeyi getirmenin, özrü de kabahatinden büyük. “Faiz sebep, enflasyon netice” deyip paramızı pul ettiler, enflasyon canavarını azdırdılar şimdi kibirli saray yönetimi bu getirdiği bütçede sıkılmadan, “Enflasyon sebep, ek bütçe netice” diyerek bütçeyi Meclis’e sundu.

BU BÜTÇEDE MİLLET YOK, FAİZ LOBİLERİ VAR

Bütçe bir hükümetin ekonomik tercihlerini gösterir. Bu ek bütçenin tercihlerinde de, enflasyonla mücadele yok, işsizlikle mücadele yok. Çiftçi yok, işçi yok, memur yok, emekli yok. Bu ek bütçenin tercihi milletimiz değil; yandaş ve faiz lobileri… Yılbaşında faiz ödemek için aldıkları 240 milyar lira ödeneğe; ek bütçeyle, 89 milyar daha ilave ediyorlar. Böylece milletten toplanacak vergilerin 330 milyar lirası faiz lobilerinin cebine gidiyor. Bu, inanılmaz korkunç bir rekor! Yine döviz kurunu tutacağız diye getirdikleri, Dövize Çevrilebilir Mevduattan bozma, Kur Korumalı Mevduat için daha Haziran ayı gelmeden 21 milyar lirayı, Hazinenin kasasından ödediler. Bir avuç mevduat sahibinin cebine koydular. Bu rakam aslında Haziran ayında daha da artıyor. Getirdikleri ek bütçeyle de, Kur Korumalı Mevduat için 40 milyar liralık ilave ödenek istiyorlar. Vazgeçtikleri vergi tahsilatlarıyla beraber, dövize endeksli bu mevduatın bütçeye maliyetinin, en az 100 milyar lira olacağı anlaşılıyor. O da her şey yolunda giderse. Yani enflasyon ve döviz kuru daha da azmazsa. Oysa Nebati Bakan, “Hazine kasasından tek kuruş çıkmayacak” diyordu bu işi getirdiğinde.

BU TAKSİMİ KURT YAPMAZ, KUZULARA ŞAH OLSA

Şunu söyleyeyim, bugün bütçedeki tercihler böyle olunca, çiftçinin, şoförün mazotundan alınan vergiler arttıkça artmak zorunda. Petrol ürünlerinden ilave 47 milyar lira ÖTV alacaklar. Karı-koca çalışan genç bir ailenin yeni araba alması artık hayal oldu. Ama motorlu taşıtlardaki ÖTV’den, ilave 70 milyar lira daha tahsil edeceğiz diyorlar. Mazottan, benzinden, arabadan alınan bu ÖTV’lerle de, bütçenin faiz giderlerini karşılayacaklar, Kur Korumalı Mevduat sahiplerine faiz ödeyecekler. Üstatlarının dediği gibi; “Allah’ın bir pulunu bekleye dursun on kul, bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul. Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa.”

BAKAN EKONOMİK GÖSTERGELERDEN BİHABER

Nebati Bakan’ın, Türkiye’nin temel ekonomik göstergelerinden bihaber olduğunu, dün Plan ve Bütçe komisyonunda bir defa daha gördük. “Azalan dış finansman ihtiyacıyla birlikte, enflasyon üzerindeki kur baskısı da azalacak” mış… Bir de ilave etmiş, “Her türlü pozisyona hazırım” demiş. Sayın Bakan, siz kendi pozisyonunuzu bırakın da, milleti ve ülkeyi ne hale düşürdünüz asıl ona bir bakın.

ÖNÜMÜZDEKİ BİR YILDA 220 MİLYAR DOLAR KAYNAĞA İHTİYAÇ VAR

Cari açık hedefi bütçeden de erken aşıldı. İlk dört ayda cari açık hedefi diye bir şey kalmadı. Cari açık rekor üstüne rekor kırıyor. Ülkenin önümüzdeki bir yılda ödeyeceği dış borçta 182 milyar dolar. Bunu ben söylemiyorum devletin hazinesi söylüyor. Yani, Nebati Bakana bağlı olan kuruluş söylüyor. Yani iyimser bir tahminle önümüzdeki bir yılda, 220 milyar dolar civarında bir dış kaynağa ihtiyaç var. Dış finansman ihtiyacı rekorlar kırıyor. Dünyanın diğer merkez bankaları başta ABD’deki FED olmak üzere faiz artırıyor. Her yerde borçlanma maliyetleri yükseliyor. Bizim ise döviz rezervlerimiz suyunu çekmiş. Kredi temerrüt risk primimiz 800 puanın üzerine yerleşmiş, ülkenin acil döviz ihtiyacını karşılamak için, ihracatçının dövizlerine devlet el koyar olmuş, daha bir sürü piyasa dışı uygulamaya başvurmuş.

BÜTÇE YAPAMAZ HALDELER

İşte böyle bir ortamda getirilen bu ek bütçe, Türkiye ekonomisinin yönetilmediğini, savrulduğunu bir defa daha açıkça ortaya koyuyor. Kifayetsiz Saray Rejimi, bütçe yapamaz hale gelmiştir.

MİLLETE NAS, FAİZE PAS

Daha iki hafta önce Erdoğan, “Faizi düşürmeye devam edeceğiz” dedi. Ama Merkez Bankası dün üst üste altıncı kez faiz indirimine “pas” dedi. Herkes biliyor ki, Merkez Bankası Saray’ın talimatından bir adım dışarı çıkamaz. Millete nas, faize pas… Neden? Çünkü, kasada dolar kalmadı. Milletin de bu hükümete güveni kalmadı. Faiz düşürse döviz kuru elden çıkacak patlayacak. Yanlış siyaset kibirli sarayı meflûç etti. Kurumsal çöküşün bir başka örneği de TÜİK… Saray TÜİK’in makyajlı enflasyon verileriyle, emeklinin, emekçinin, işçinin ücretlerine, memurun maaşına, dul ve yetimin aylıklarına çökmek için bugüne kadar her türlü tahkimatı yapıyor, yaptı, yapmaya da devam ediyor. TÜİK’in açıkladığı enflasyon, bağımsız araştırmacıların bulduğu enflasyon rakamının yarısından bile az.

TÜİK’İN AÇIKLADIĞI VERİLERE ARTIK ÇALIŞANLARI BİLE DAYANAMIYOR

Öyle ki artık TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına çalışanları bile dayanamıyor. Bunca rezaletin yükünü kaldıramıyor. Enflasyon verisinin açıklandığı gün, rapor alıp kaçıyorlar. Devletin resmi istatistik kurumu, tam da memur ve emeklilere açıklanacak enflasyon farkından önce,  yıllardır açıkladığı madde sepeti ve ortalama madde fiyatlarını, açıklamayı kesti.

ÖLÜM İSTATİSTİKLERİ YİNE BAŞKA BAHARA

Sadece enflasyon verileri değil, pandemi başladığından bu yana Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri de artık açıklanmıyor. Peki gerekçe ne? “İdari kayıtlardaki çalışmaların devam etmesi…” Bu ölüm istatistikleriyle ilgili. Bu nasıl bir idari çalışmaysa, iki yıldır bitemedi. Belli ki bu istatistikleri bir türlü çuvala sığdıramıyorlar.

ŞECAAT ARZ EDERKEN SİRKATLERİNİ SÖYLÜYORLAR

Haziran ayı enflasyonunun açıklanmasına sayılı günler kalmışken, bir açıklama geldi TÜİK’ten. TÜİK, “Kamuoyunda, ‘Yanlış anlama ve yanıltıcı değerlendirmelere’ sebebiyet verdiği için”  Allah Allah… Madde fiyatlarını açıklamaktan vazgeçmiş. Yanlış yapılan enflasyon hesapları nedeniyle çıkan tartışmalar, verileri saklamalarının “Ne kadar isabetli bir karar olduğunu” ortaya koyuyormuş… Hiç utanmadan, çekinmeden şecaat arz ederken sirkatin söylemişler. İnsan böyle bir açıklamayı yazmaya utanır. Tartışmayı çıkaran sizin makyajınız. Madde sepetlerini manipüle etmeniz. Adresi belli olmayan marketlerden topladığınız, olmayan fiyatlarınız. Hiç olmazsa verilerinizin kalitesini kontrol etmeye imkan veriyordu. Şimdi bunu da kararttınız, verilerinizin kontrol edilmesi mümkün olmaktan çıktı.

ASGARİ ÜCRET TEMMUZDA YÜKSELTİLMELİ

İktidara gelir gelmez yapacağımız ilk işlerden biri de, kuracağımız durum ve hasar tespit komitesi eliyle, gerçek enflasyon rakamlarını ortaya çıkarmaktır. Tüyü bitmedik yetimin hakkını yiyenlerden, bunun hesabını sormaktır. Sarayın TÜİK eliyle gasbettiği aylıkları, ücretleri, maaşları biz telafi edeceğiz milletimiz rahat olsun. Diğer taraftan, asgari ücret de Temmuz ayında, yıl boyunca açlık sınırının altında kalmayacak şekilde yükseltilmelidir.

YANGINLAR SÜRPRİZ DEĞİL, RİSK VARSA TEDBİR DE OLMALI

Metal yorgunu Saray, kibriyle her geçen gün dibe batarken, kendine bağladığı kurumları da kendisiyle birlikte dibe çekmektedir. Geçen yıl, 139 bin hektardan fazla ormanımız içindeki kurduyla, kuşuyla, çiçeğiyle, böceğiyle, yanıp kül oldu. Yangın uçakları olmadığı için dokuz canımızı yitirdik. Orman emekçilerimiz, yangını elleriyle söndürmeye çalışan vatandaşlarımız, ekiplere su ve ayran taşıyan gençlerimiz, unutulmaz bir mücadele verdi. Orada gördüğümüz insan manzaraları hiçbir şekilde artık akıllardan çıkmaz. Ormanlarımızla birlikte ciğerlerimiz de yandı. Bu yangınlar beklenmedik, sürpriz yangınlar değil. Orman Genel Müdürlüğü 2021 Yılı Faaliyet Raporunda, iklim değişikliklerinin orman yangınlarını artırıcı etkisinin olduğunu, ormanlarımızın büyük bir bölümünün yangın tehdidi altında olduğunu, toplam ormanlık alanlarımızın yüzde 60’ının birinci ve ikinci derece yangına hassas alanlar olduğunu ifade ediyor. Bu risk varsa, tedbir de olmalı.

KANUNA GÖRE YANGIN MEVSİMİ MAYIS AYI BAŞINDA BAŞLIYOR

Orman Kanunu’nun 104. maddesine göre,  yangın mevsimi her yılın Mayıs ayı başında başlıyor, Kasım ayı sonuna kadar da sürüyor. O halde orman yangınlarına karşı hazırlıkların, en geç Nisan sonunda bitmiş olması gerekirdi. Peki, bu yapılmış mı, hazırlıklar bitmiş mi? Ne gezer.

YANGIN HAZİRAN’DA, UÇAKLAR VE HELİKOPTERLER TEMMUZ’DA…

Hafta başında, THK’daki kayyum heyeti başkanı, Sarayın geçen sene “hurda” dediği hangarlarda çürütülen yangın söndürme uçaklarını dört milyon dolar harcayarak göreve hazır hale getirdiklerini açıkladı. Ama bu uçaklarda ancak Temmuz ayından itibaren yangın bölgelerine gönderilebilecekmiş. Demek ki bu uçaklarda zamanında göreve hazır hale getirilememiş. Tarım ve Orman Bakanı’nın açıklamasına göre gece görüşü olan helikopterler ise ancak 4 Temmuz’da envantere girecekmiş. Yangın sezonu bir kere Mayıs başında başlıyor. Yangın Haziran’da çıkıyor, yangın uçağı ve gece görüşlü helikopter Temmuz’da… İçişleri Bakanı’na bakarsanız, o da başka bir tarih veriyor. Sorduğunda, “İmkânları kullanıp öne çektik” diyorlar. Madem öne çekebiliyorsunuz, yangın mevsiminin başında bunu neden yapmadınız? Bu nasıl bir yönetimdir? Bu nasıl bir beceriksizliktir? Saray kendi şatafatı için uçak filosu kurarken, bunca felakete rağmen, bu ülkenin ormanları için, ihtiyaca cevap verecek bir yangın filosu kurmamışsa, bu nasıl bir kifayetsizliktir?

CİDDİ BİR YÖNETİM KRİZİ

Bakan, gece görüşlü helikopterler için ihale sürecinde teslimatın hemen gerçekleşmediğini söylemiş. Peki beşli çeteye, yandaş müteahhitlere ihale vermeye gelince işler beş dakikada çözüyor. Binlerce hektar ormanımızın yandığı felaketin üstünden neredeyse 1 sene geçti. Bunca ay siz ne yaptınız? Neden beklediniz?  Yani neresinden baksanız dökülüyorlar. Nereden baksanız ciddi bir yönetim kriziyle karşı karşıyayız.

YANGINLA MÜCADELE İÇİN KENDİ MİLLİ FİLOMUZU KURACAĞIZ

Biz CHP iktidarında, artan çevresel ve iklimsel riskleri dikkate alarak, “Ulusal Orman Yangınlarını Önleme ve Söndürme Master Planını” hemen yapacağız. Orman yangınlarında kullanılacak uçan araç envanterini, kamucu bir yaklaşımla oluşturacağız. Kendi milli ve yerli, Türk Bayraklı filomuzu kuracağız.

KAYBETTİĞİNİZ 122 BİN SURİYELİYİ BİZ Mİ BULALIM

Kurumlardaki çöküş bunlarla da sınırlı değil… Güzel ülkemizi Avrupa’nın açık hava sığınmacı kampı haline getirdiler. Şimdi İçişleri Bakan Yardımcısı çıkmış, sıkılmadan, “122 bin Suriyeli kayıp, bunları iki yıldır aradık taradık… Hiçbir yerde bulamadık. Adreslerine gidip baktık, yoklar” diye açıklama yapıyor. Şimdi bunlara sorsanız biz devlet yönetiyoruz diyecekler. Ne yapalım Sayın Bakan Yardımcısı, hadi gelin kaybettiğiniz 122 bin Suriyeliyi biz bulalım. Tabi böyle Saraya böyle bakan, böyle bakana böyle bakan yardımcısı…

İÇİŞLERİ BAKANI PARMAĞINI AĞZINA SOKMUŞ DİŞİNİ KARIŞTIRIYOR

Malum İçişleri Bakanlığı’nda herkesin kendi işinden başka, pek çok önemli işi var. Memlekette ormanlar yanıyor, İçişleri Bakanı, yangınla nasıl mücadele ettiklerini anlatırken, “Biz üç gündür toplam 3-4 saat uykuyla duruyoruz” diye sesi titriyor. Sonra her zaman olduğu gibi yine partimiz, belediyelerimiz hakkında bir sürü hilafı hakikat laf sıralıyor. Biz, “Yangınla mücadele ne zamandan beri, İçişleri Bakanlığına havale edildi” diye tam soracakken, bir de bakıyoruz, üç gündür yangınla mücadele için uyku bile uyumayan atama bakan, Suudi Arabistan Veliaht Prensiyle birlikte çalgılı çengili sofralarda, eğlencede… Parmağını ağzına sokmuş, dişini karıştırıyor. Allah muhabbetinizi arttırsın da, sizde hiç mi vicdan yok. Bu kadar yalanları nasıl söylüyorsunuz?

PARANIN KAZANDIĞI İNSANDAN KORK

Suudi Arabistan Veliaht Prensi demişken, Sarayın kibirlisi, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın, İstanbul’da öldürülmesinin ardından demediğini bırakmadığı Suudi Arabistan’ın Veliaht Prensi Selman’la can ciğer kuzu sarması oldu. Bunların üstatları bugün çok çok sözleri söylüyorum şöyle diyor, “İnsanın kazandığı paradan değil, paranın kazandığı insandan kork…” Sarayın kibirlisi devlet protokolünü falan bir yana bırakmış, Veliaht prensi Esenboğa Havalimanı’na kadar geçiriyor. Ey doların yeşili sen nelere kadirsin… Ama bu millet bu rezilliği yaşatan, ülkenin itibarını önemsemeyen, milleti hafife alan saray yönetimine, bunun faturasını hiç kuşkusuz sandıkta çıkaracaktır.

HAVUZ MEDYASI SEVİNÇLİ BİR TELAŞ İÇİNDE

Bu arada bir de yandaş medyanın içine düştüğü, trajikomik hal var. Suudi Veliaht Prens için daha birkaç ay önce “Katil”, “Seri katil” manşetleri atan, “Kaşıkçı’nın ölüm emri Selman’dan” diye,  koca puntolu başlıklarla çıkan havuz medyası, bugünlerde tam yol tornistan yapmış… Hep bir ağızdan, sevinçli bir telaş içinde, “Suudi Arabistan’la yeni işbirliği dönemi” diye manşetler atıyorlar. Nazi Almanya’sının Propaganda Bakanı Göbels bile, omurgası jöleye dönmüş bu yandaş medyaya şapka çıkarırdı.

AĞLAYACAKSANIZ BİZİM EMEKLİMİZE AĞLAYIN

Bu yandaş medya, ülkenin yönetilememesine isyan ederek, kasasını sokağa atan Mersinli esnafın, tutuklanma talebiyle adliyeye sevk edildiğini yazmıyor. Minibüsçülerin “Mazot zamlarına yeter” deyip, kontak kapadıklarını hiçbir şekilde haber yapmıyor. Ekmek kuyruğundaki emeklilerin halini ne görüyor, ne gösteriyor. Ama ta 2 bin 634 kilometre ötede, Almanya’daki emeklilerin halini görüyor. Almanya’daki emeklinin haline gözyaşı döküyor. İşte bu, çürümenin daniskasıdır. Efendim Almanya’da enflasyon o kadar yüksekmiş ki bazen emekliler marketten eve ağlayarak dönüyormuş. Emekliler tereyağı ve sosis alamıyormuş. Gabriel Hanımefendi, yaşadığı geçim sıkıntısını gözyaşları içinde anlatmış. Siz Gabriel Hanım’dan önce, emekli Ayşe Teyze’nin, Mehmet Amca’nın haline bir bakın. Onlar devamlı marketten ağlayarak dönüyor. Ağlayacaksanız, bizim emeklimize ağlayın. Bunların sahipleri de, kendileri de milleti unutmuş, milletin halini görmüyor. Sesini duymuyor. Milletimiz de ilk sandıkta bunun hesabını sormaya hazırlanıyor.

ERDOĞAN İŞSİZ KALIRSA MİLLET KURTULUR

Milletimiz yaşayarak gördü: Komşusu işini kaybederse, bunun adı durgunluktur. Kendisi işini kaybederse, bunun adı krizdir. Erdoğan ve besleme medyası işsiz kalırsa, bunun adı da buradan açıkça ifade edeyim kurtuluştur, kurtuluş.

İKİ ADAY DEĞİL İKİ ANLAYIŞ YARIŞACAK

Hiç kuşku yok. Önümüzdeki seçim Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli seçimi olacak. Bu seçimde iki aday değil, iki anlayış yarışacak. Bir tarafta otoriter, baskıcı bir yönetim anlayışı… Diğer tarafta demokratik, özgürlükçü bir yönetim anlayışı… Bir tarafta ucube bir tek adam rejimi… Diğer tarafta çoğulcu demokratik bir yönetim… Bir tarafta millete yukarıdan bakan, kibirli bir zihniyet… Diğer tarafta milleti kucaklayan, mütevazı bir anlayış… Bir tarafta sözlerini tutmayanlar, millete taahhütlerini yerine getirmeyenler… Diğer tarafta da sözünün eri olan, millete doğruları söyleyenler.

KATILIN BİZE…

Biz milletimize çağrımızı bir kez daha buradan tekrarlıyoruz: “Ülkemizde hak, hukuk, adalet olsun” diyorsanız, bize katılın. “Sofralarınızda Halil İbrahim bereketi olsun” diyorsanız, bize katılın. “Hiçbir çocuk yatağa aç girmesin” diyorsanız, bize katılın. “Bu ülke ilk 10 ekonomi arasına girsin” diyorsanız, bize katılın. “Paramız pul olmasın, paramızın itibarı olsun” diyorsanız, bize katılın. “Gençlerimizin işi, gücü olsun, gençlerimiz ev, araba sahibi olsun, ülkesinden kaçıp, gitmesin, memleketinde kalsın, memleketi için çalışsın” diyorsanız, bize katılın. “Çiftçi tarlasını ekip, biçsin, kazansın” diyorsanız, bize katılın. “İş insanları rahat rahat yatırım yapsın” diyorsanız, bize katılın. “Herkes önünü görebilsin, ülkede güven olsun” diyorsanız, bize katılın. “Hak eden, hak ettiğini alsın. Siyasi kayırmacılık son bulsun” diyorsanız, bize katılın. “Haramilerin saltanatını yıkacağız” diyorsanız, bize katılın. “Tüyü bitmedik yetimin hakkı yenmesin” diyorsanız, bize katılın. “Suriyeliler davul ve zurnayla evlerine dönsün” diyorsanız, bize katılın. “Kanla kurulmuş bu devletin vatandaşlığı, dolarla, avroyla satılmasın” diyorsanız, bize katılın. “Bu ülkenin taşı, toprağı, deresi, denizi talan edilmesin” diyorsanız, bize katılın. Bize katılın. Bu ülkenin aydınlık geleceğini birlikte inşa edelim. Bu topraklarda kula kulluğu bitirelim. Kul hakkı yiyenlerden de hesabını soralım. Çağrımız size, katılın bize…

Benim söyleyeceklerim bu kadar. Şimdi varsa sorularınızı alabilirim.

Soru- CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, envanterde hiç yangın söndürme uçağı olmadığını iddia etti. Ancak envanterde kayıtlı 20 uçak var. Sizin bu konuda bir değerlendirmeniz olacak mı?

Faik ÖZTRAK- Grup Başkanvekilimizin söyledikleri açıktır. Lafı eğip bükmeye de gerek yoktur. Orman Bakanlığı envanterinde kendisine ait uçak olmadığını söylemiştir Grup Başkanvekilimiz Engin Bey. Evet yoktur. Bahsedilen uçaklar kiralıktır. Burada sorulması gereken hususlardan bir tanesi de şu, demin söyledim Orman Kanunu’nun 104.maddesinde açıkça yazmasına rağmen Haziran sonuna gelinmesine karşın neden yeterli sayıda uçak yok? Neden yeterli sayıda helikopter yok? Neden yeterli sayıda gece görüşlü helikopter yok? Geçen yıl daha bunların eksikliğinin acısını çekmedik mi? Anlaşılan bu yönetim hiçbir felaketten ders almayacak. Hiçbir zaman akılları başlarına gelmeyecek.

Soru- Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, “Kılıçdaroğlu’nun adaylığına sıcak bakarız, isterse destek veririz” dedi. Siz bu açıklamayı nasıl değerlendirirsiniz?

Faik ÖZTRAK- Öncelikle Demokrat Parti’nin Sayın Genel Başkanına teşekkür ediyoruz. Zaten cumhurbaşkanı adayına milletin masasını oluşturan altı partinin Genel Başkanları karar verecektir. Bu soruyu soranlara söylüyorum, acele etmeyin, bekleyin. Türkiye Cumhuriyeti’nin 13. Cumhurbaşkanı milletin masasının belirleyeceği aday olacaktır.

Soru- AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal Cumhurbaşkanının maaşına yüzde 40.4 zam tartışmaları için “Milletvekilleri, eski başbakanlar, meclis başkanları, eski cumhurbaşkanları, bunların emekli maaşı Sayın Cumhurbaşkanımızın ödeneğine endeksli. Dolayısıyla yaklaşık 3 bine yakın milletvekilinin emekli maaşında Sayın Kılıçdaroğlu’nun da emekli maaşı dahil olmak üzere emekli maaşlarında herhangi bir artışın olmaması anlamına geliyordu. Sayın Cumhurbaşkanımıza bu durum arz edildikten sonra bu artışa rıza gösterdi” dedi. Birde çağrı yaptı, “Buyurun milletvekili emekli maaşlarını Sayın Cumhurbaşkanımızın ödeneğine bağlı olmaktan çıkaralım” dedi. Siz bu açıklamalara ne yanıt verirsiniz?

Faik ÖZTRAK- Cumhurbaşkanı da, Sayın Ünal’da kendi maaşlarına yaptıkları zammı emekli insanların maaşlarının arkasına saklamaktan vazgeçsinler. Çıksınlar ortaya açık açık ne için ne kadar zam talep ettiklerini söylesinler Cumhurbaşkanı için. Bugün ülkemizin en önemli meselesi yüksek enflasyon ve hayat pahalılığıdır. Milletin güvenini yitirmiş bu hükümet kime ne zam yaparsa yapsın yapılan zamların ömrü zaten birkaç ayla sınırlı olacaktır. Neden? Çünkü bu hükümet metal yorgunudur. Ülkeyi yönetme kabiliyetleri kalmamıştır. Bu hükümetin raf ömrü dolmuştur. Dar ve sabit gelirli çalışanlarımız, asgari ücretli yurttaşlarımız, emeklilerimiz, memurlarımız, işçilerimiz, dul ve yetimlerimiz hayat pahalılığı altında ezilirken saray ve şürekası ağlamayı, sızlanmayı, başkalarının arkasına sığınmayı bıraksın. Milletin meselesini çözsün. Bunları söyleyeceğim ama milletin meselesini çözmek artık bunlar için hayal. Bunu yapma kabiliyetleri kalmadı. O zaman vakit kaybetmeden sandığı milletin önüne getirsinler.

Soru- Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Kendi seçimlerini, Tayyip Bey’in adaylığını engelleme umuduna bağlamışlar. Anayasa’ya göre bir engel var mı? Anayasal hiçbir engel yok. Allah’ın izniyle adayımız Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Adaylığı yasaldır” dedi. Siz bu açıklamayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Muhalefetin Erdoğan’ın adaylığı konusunda bir itirazı var mı?

Faik ÖZTRAK- Türkiye bu konuları geçti. Cumhurbaşkanı adayı kim olacak, kimin durumu hukuki, kimin durumu hukuki değil. Bunlar hep Cumhur İttifakı’nın içinde tartışılıyor. İlginçtir bizim adayımızı da en çok onlar merak ediyor. Adayımızın kim olduğunu öğrenmek için kıvranıp duruyorlar. Buradan açıkça bir kere daha ifade edeyim. Bizim için cumhur ittifakının adayının kim olduğunun kıymeti harbiyesi yoktur. Zira Türkiye Cumhuriyeti’nin 13. Cumhurbaşkanı milletin masasında belirlenecek isim olacaktır. Bir de bir şey daha ilave edeyim. Adalet Bakanı dikkat etsin, üç kez Adalet Bakanlığı koltuğuna oturmuş Bekir Bozdağ ihsası reyin ne olduğunu herhalde bilir. Hakimler ve Savcılar Kurulunun başında oturan bir bakanın bu konularda konuşurken çok daha dikkatli olması gerekir. Böyle konuşmaya devam ederse kendi adaylarını muhataralı hale getirir.

Teşekkür ediyorum.

Yorum yaz

Son Haberler

...
17 May 2018
17 May 2018
17 May 2018

 Son yorumlar

 İletişim

Bize her türlü görüş ve önerilerinizi bildirmek için aşağıda yer alan bilgilerden bize ulaşabilirsiniz.
CHP Genel Merkezi: Anadolu Bulvarı No: 12 06520
Söğütözü / ANKARA
Telefon: +90 (312) 207 40 00
Telefon 2: +90 (312) 420 59 48-49
Faks: +90 (312) 207 40 14
E-Posta: info@faikoztrak.com