Main menu
Second Menu
Faik ÖztrakAnasayfa Basın Toplantıları Güncel HaberlerYAŞANANLAR BELKİ DE AK PARTİ MİLLETVEKİLLERİNİN SARAYA BAŞKALDIRISIDIR

YAŞANANLAR BELKİ DE AK PARTİ MİLLETVEKİLLERİNİN SARAYA BAŞKALDIRISIDIR

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, bugün Genel Merkez’de düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:

Bugün “Dünya Otizm Farkındalık Günü”. Otizm bir eksiklik değil, farklılıktır. Biz otizmin farkındayız. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, otizmli evlatlarımızın ve ailelerinin her zaman yanındayız. Bundan sonrada yanlarında olmaya devam edeceğiz. Yine bugün kıymetli şairimiz, edebiyatçımız Sabahattin Ali’nin katledilişinin üzerinden 73 yıl geçti. Kendisini saygı ve rahmetle anıyoruz. Eserleriyle gönüllerde yaşamaya devam edecek.

KEYFİLİK İSTİKRARI VE GÜVENİ BİTİRİYOR

Tek adam vesayet rejiminin nasıl bir kuralsızlık, nasıl bir hukuksuzluk demek olduğunu, her geçen gün biraz daha iyi görüyoruz. Kuralın olmadığı ülkemizde krallar birde kralcılar var. Çürüme var. Kokuşma var. Saray entrikaları var. Pis kokuları, lüks otomobillerde, burunlarına pudra şekeri çekerek bastırmaya çalışan saray beslemeleri var. Milletin, kadınların, çocukların, hakkını, hukukunu tanımayan, adaleti çökerten, milli iradeyi hiçe sayan, keyfi yönetim anlayışı, ülkede istikrarı ve güveni bitiriyor. Cebimizi, mutfaktaki tenceremizi boşaltıyor. Esnafımızı, çiftçimizi, iş insanlarımızı, çalışanlarımızı, işsizlerimizi, emeklilerimizi, canıyla cüzdanı arasına sıkıştırıyor. Devlet krizi, ekonomik kriz ve sağlık krizi iç içe geçti, şimdi milletimiz büyük bir buhran yaşıyor. Erdoğan’ın Şahsım hükümetinin elinde, ülkemiz yönetilmiyor, savruluyor.

OTOKRATTAN DEMOKRAT OLMAZ

Şahsım hükümeti kural tanımadığı için son birkaç gündür, ağır çekim bir ekonomik türbülansın içindeyiz. Her gün biraz daha yoksullaşıyoruz, her gün sırtımızdaki borç yükü biraz daha ağırlaşıyor. Otokrattan demokrat olmaz. Ne yazık ki bu gerçeği, 21. Yüzyılın Türkiye’sinde yaşıyoruz, görüyoruz. Tek Adam Vesayet Rejimi, kapkara bir vesayet perdesiyle, ülkemizin ufkunu kararttı. Bu ucube rejimin ortakları için artık, “Yasadışı” diye bir mevhum kalmadı. Çünkü ülkede uydukları yasa yok. Anayasa yok. Milletimiz kendilerinden desteğini çektikçe, Erdoğan’ın şahsım hükümeti, her gün biraz daha çamura yatıyor. Her gün biraz daha mızıkçılık yapıyor. Neredeyse milli iradenin tecelligahı olan, Gazi Meclisimizi kapatacaklar.

SÖZDE HUKUKÇULAR ELİYLE TBMM’YE DARBE

Dün, meclis iradesine karşı çok büyük bir darbe yaptılar. Darbe, sadece tankla, tüfekle, uçakla olmaz. Darbe; otokratlara kayyumluk yapan, otokratların büro elemanlığına soyunan, itaatkâr “sözde” hukukçular eliyle de yapılır. Ülkemizdeki otokratlaşma sürecinin, önemli kilometre taşlarından biri olarak, sarayın gördüğü ve saraya güvenlik soruşturması yapma yetkisini veren, devlette kadrolaşmanın önünü açan, milletin fişlenmesine izin veren yasa teklifi, Çarşamba günü Meclis’te reddedildi. Meclis İç Tüzüğüne göre, bu teklifin 1 yıl gündeme alınmaması gerekiyordu. Ama sarayın kibirlisi yine kural tanımadı. Yine çamura yattı. Kendi iradesini, Meclis’in iradesinin önüne koydu.

BELKİ DE AK PARTİLİ VEKİLLER SARAYA BAŞKALDIRDI

“Saray vesayetinin, meclis iradesi üzerindeki gölgesi” haline gelen, Kayyum Meclis Başkanını devreye soktu. Meclisin reddettiği teklifi, içtüzüğe rağmen, yeniden görüşülmek üzere ertesi gün gündeme aldı. Gerekçe oylamada hata olması… Oysa oylamada hata falan olmadığını milletimiz açık seçik gördü. AK Parti milletvekilleri oylamaya katılmadı. Oylamaya katılmamak belki de zımni bir irade beyanıydı. Belki de vicdani bir tavırdı. Belki de Saraya karşı bir başkaldırıydı. Bunu biz bilemeyiz soruşturacaklar. Ancak sehven, ya da kasten hata yapan biri varsa o da, AK Partinin görevli grup başkan vekiliydi.

ERDOĞAN PARTİSİNDEKİ AK VE KARA KOYUNLARI BULSUN

Sayın Erdoğan, meclis iradesine darbeyle uğraşacağına, partisindeki ak ve kara koyunları bulsun. Milletvekillerinin sesine kulak versin. Usulüne uygun yapılan bir oylamada, Genel Kurulda yeterli sayıda, AK Parti milletvekilinin neden bulunmadığını bir araştırıversin. Sarayın dayattığı yasa teklifini, AK Partili vekillerin neden sahipsiz bıraktığını bir düşünsün. Bizim milletvekillerimiz ve diğer muhalefet partilerin milletvekilleri görevlerini yaptılar. Getirilen düzenlemeyi, tertemiz oylarıyla reddettiler. Bu yenilgi karşısında, Sarayın kibirlisi ne yaptı? Kayyum Meclis Başkanı aracılığıyla çamura yattı. 2015’de genel seçimi beğenmeyip seçimi yeniletenler, 2019’da İstanbul Büyükşehir Belediyesini kaybedince mızıkçılık yapanlar, hatalarından hiç ders almıyorlar. Dün de milletin seçtiği milletvekillerinin iradesini yok saydılar. Yine çamura yattılar. TBMM’de yapılan geçerli bir oylamayı yeniletme kararı aldılar. Milletimize soruyoruz! Bu ülkede her şey, tek bir kişinin isteğine göre şekillenecekse, bu Anayasa neden var? TBMM İç Tüzüğü neden var? Madem milletin veya vekillerinin suratınıza attığı her şamarda, çamura yatacaktınız, o zaman Anayasa ve Meclis İç Tüzüğüne, “Erdoğan kazanana kadar hiçbir seçim ve oylama geçerli değildir.” Hükmünü yazın olsun bitsin.

ATEŞ OLSAN CÜRMÜN KADAR YER YAKARSIN

Bir sözümüz de TBMM Başkanına. “Pişman ederim!” diyerek, milletimizin vekillerini tehdit etme cüretini siz nereden alıyorsunuz, kimden alıyorsunuz? Siz kimsiniz de milletin seçtiği vekilleri tehdit ediyorsunuz? Ateş olsanız cürmünüz kadar yer yakarsınız. Siz gidin; Sizin ağa babanız karşımıza gelsin.

OTURDUĞU KOLTUĞU KİRLETİYOR

İşgal ettiğiniz o koltuğun ilk sahibi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Kurutuluş savaşının en zor günlerinde bile, Gazi Mustafa Kemal Atatürk TBMM’nin üzerine titremiştir. Meclisin hakkını, hukukunu her şeyin üstünde tutmuştur. Meşruiyetin kaynağını sarayda değil, millet iradesinin tecelligahı TBMM’de aramıştır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, en zor anlarda bile milletvekillerine saygıda en ufak bir kusur etmemiştir. Oturduğunuz o koltuğun böyle bir sorumluluğu ve ağırlığı vardır. Ancak Kayyum Başkan o koltuğun sorumluluğunu taşıyamamıştır. Maalesef o koltuğu kirletmektedir.

SÖZDE ANAYASAL REJİM BİLE FAZLA GELİYOR

Sarayın Kibirlisi ve onun sadık Bekçisinin müellifleri olduğu, Ucube Tek Adam vesayet Rejiminde, Türkiye Anayasal nizamdan,  Sözde Anayasalı nizama geçmiştir. Sözde bağımsız yargı olsun. Sözde kuvvetler ayrılığı olsun. Sözde temel hak ve hürriyetler olsun. Sözde Parlamento olsun. Ama özde her yerde sarayın tahakkümü, Sarayın vesayeti olsun. Milletin desteğini kaybettikçe, Saraya ve sadık bekçisine şimdi Sözde Anayasal rejim bile ağır gelmeye başladı. Artık sözde bir Anayasaya bile tahammülleri kalmadı. Sarayın sadık bekçisinin yaptığı, “Anayasa Mahkemesi kapatılsın” çağrısını, nereye koyacağız? Bu bağımsız yargıya, temel hak ve hürriyetlere, muhalefete tahammülü olamayan, dikta virüsüyle malul, hastalıklı bir zihniyetin tezahüründen başka bir şey değildir.

BU HASTALIKLI BEYİNLERLE ANAYASA TARTIŞILAMAZ

Bu hastalıklı beyinlerde ne millete, ne milli iradeye, ne de milli olan herhangi bir değere maalesef yer yoktur. İstiyorlar ki Türkiye’nin kapısına kilidi vuralım, anahtarı da Sarayın bekçisine teslim edelim. Bu zihniyetle, bu anlayışla, Anayasa tartışmaya kalkıyorlar, ülkeyi yönetmek istiyorlar. Bu olabilir mi? Tabi ki hayır, mümkün değil. Yüreği kararmış bu kibir ittifakı, meclisin oy birliğiyle kabul ettiği, bir uluslararası insan hakları sözleşmesinden, koskoca Türkiye Cumhuriyeti’ni, bir gece yarısı tek bir imzayla çıkarabiliyorlar, buna cesaret edebiliyorlar. 132 gün önce atadıkları Merkez Bankası Başkanını, tek bir imzayla sarayın kibirlisi görevden alıyor. Yani bu kendi istediğini yapmak için, kendi arzularını tatmin etmek için ekonomiyi türbülansa sokmaktan çekinmiyor, milleti yoksullaştırmayı umursamıyor bile.

HUKUKSUZLUK MİLLETİN CEBİNİ BOŞALTIYOR

Erdoğan Şahsım Hükümetinin görevde olduğu son 31 ayda, 3 TÜİK Başkanı, 3 de Merkez Bankası Başkanı değiştirilmiş. Kuralların ve kurumların tek bir kişinin iradesiyle, zırt, pırt değiştiği bir ülkede kimse önünü göremez. Yatırım yapamaz. Aşımızda, işimizde büyümez. Güven ve istikrar hiç olmaz. Bu nedenle önünü göremediği için milletimiz, “Biz kral değil, kural istiyoruz” diye haykırıyor. Milletimiz, kuralsızlığın, hukuksuzluğun, en çok kendi cebini boşalttığını yaşayarak öğrendi.

MERKEZ’E KAYYUM BAŞKAN YARDIMCISI

Kayınpederle damadın bir olup, TCMB kasasındaki 128 milyar doları yok yere, hiçbir kurala uymadan buharlaştırması, ekonomiyi faiz ve döviz baronlarının eline bıraktı. Biz her fırsatta soruyoruz. Bu rezervler, kimlere hangi yöntemle verildi? Ama ortada cevap yok. Daha dün açıklandı. 26 Mart itibariyle TCMB kasasında, kendine ait tek sent döviz rezervi kalmamış. Net rezervler eksi 44,5 milyar dolar. Kasa açık veriyor 44,5 milyar dolar. Ama saray hala istediğini yapabileceğini sanıyor. 128 milyar doların nereye gittiğini soruşturma talimatı verdiği için TCMB başkanını bir gece yarısı görevden almaya cüret edebiliyor. Sonrada arkasından uluslararası faiz ve döviz baronlarının önemli bir bankasında çalışan birini, kayyum başkan yardımcısı olarak Merkez Bankası’na atamayı da unutmuyor.

SARAY KAPRİSİNİN HER BİR AİLEYE FATURASI: 15 BİN 710 TL

19 yılda Türkiye’nin dış borcunu 320 milyar dolar artırdılar. 450 milyar dolara çıkardılar. 2002’de milli gelirimize oranla yüzde 54 olan dış borç yükü, 2020’de yüzde 63’e sıçradı. Yüzde 63 bu ülkenin geçmişinde dış borç yükü bu ülkenin geçmişinde yok. Bu tarihi bir rekor. 19 Marttan bu yana, Dolar kurunda 80 kuruş civarında artış oldu. 15 gün içinde dış borcumuzun TL karşılığını durduk yerde bu gelişme, 352 milyar Türk lirası artırdı. Şimdi bu gelen ilave borç yükünü 24 milyon 257 bin Türk ailesine bölüştürsek, her bir ailenin omzuna 14 bin 500 lira ilave borç yüklenmiş oluyor. Buna bir de kayınpeder ve damadın işledikleri içeriden döviz ve altınla borçlanma günahının kefareti olan aile başına “bin 210 liralık” yükü de eklersek, Şahsım Hükümetinin kaprislerinin, kibirlerinin, yanlışlarının her bir ailemize faturası, 15 bin 710 liraya çıkıyor.

Peki, Erdoğan’ın Şahsım Hükümeti, tüm pandemi boyunca, ailelere ne kadar destek verdi? Türkiye’de 6 milyon 600 bin aileye, vere vere, aile başına “bin lira” verebildi. O da tek bir seferlik… Ama beceriksizliğinin, sorumsuzluğun, keyfiliğinin iki haftalık maliyetine bir bakın. 6 milyon 600 bin aileye, sadece “bin lira” verebilen Erdoğan’ın Şahsım Hükümeti kapris ve kibir nedeniyle iki haftada, 24 milyon ailenin omuzlarına, 15 bin 710 lira yük yükledi. Bunun içinde yeni doğmuş bebeklerde var. Yarın bir gün hızlanacak zam dalgasıyla da, milletin cebindeki yangını büyütecek.

BECERİKSİZLİK İLE İHANET ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİ

Tüm bu yaşananlara bakınca, rahmetli Alparslan Türkeş’e atfedilen şu sözleri, anımsamamak elde değil: “Beceriksizlikle ihanet arasında kıldan ince bir çizgi vardır. Beceremediğin halde makam ve mevki işgal etmek, en büyük ihanettir.” Bu vesileyle Sayın Türkeş’i, iki gün sonra gelecek vefatının 24. Yıl dönümü münasebetiyle, rahmetle anıyoruz.

ÖMERLERİ ARAYIP PUDRACI KÜRŞATLARI BULDULAR

Milletimiz kibir ittifakının ne yaptığını görüyor. Bunlara notunu veriyor bunlardan kurtulup evlerine göndermek için, sandık bir an evvel gelsin diye feryat ediyor. Milletimiz, kendi evladı asgari ücretle iş bulamazken, saray beslemelerinin, danışmanlarının çifter çifter maaşla, abat olduğuna şahit oluyor. Sarayda bal tutan parmak yalıyor. Millet evine bir kilo toz şeker götüremezken, Saray beslemelerinin lüks arabalarda, burunlarına çektikleri pudra şekerlerine bakıp, tiksiniyor. Milletimiz haklı olarak soruyor: “Partideki büro elemanları bunları götürüyorsa, bu büronun asıl sahipleri acaba neleri götürüyor? Bu değirmenin suyu nereden geliyor?” diye soruyorlar. 19 yıl önce milletten emaneti isterken, Harun olacağız diyenler, bugün Karun oldular. Mücahit olacağız diyenler, bugün müteahhit oldular. Ömerleri bulacağız diye yola çıkanlar sonunda karşılarında Pudra Şekerci Kürşatları buldular. Bu çürümenin muhatapları Saraylarından artık milletin sesini duymuyor. Milletin halini görmüyor.

ONLAR MİLLETİN İÇİNE ÇIKAMIYOR, BİZ HER YERDEYİZ

Bunlar milleti unuttular. Milletin içine de çıkamıyorlar… Ama biz milletimizle beraberiz. Genel Başkanımız ve milletvekillerimiz, Türkiye’nin dört bir yanını dolaşıyor. Milletvekili arkadaşlarımızın bir kısmı bu hafta Isparta’daydı. Biz de dün CHP Ekonomi Masası olarak Çankırı’daydık. Çankırılı hemşerilerimiz de, tüm milletimiz gibi çok endişeli. Pandemide AK Parti kongrelerini lebalep doldurup caka satanlar, ardından ülkeyi önce kızıla boyadılar sonrada faturasını esnafa kestiler. Esnaflarımız mübarek Ramazan ayında, bu kesilen faturanın altından nasıl kalkacağını düşünüyor. Esnaf Ramazan ayında kapanmanın endişesini yaşıyor.

ÇANKIRILI ESNAF HAYKIRIYOR

Dert çok, destek yok… Çankırılı bir esnafımız haykırıyor: “Kira var, vergi var, esnaflıkta her şey masraf. Destek diyor ama hiçbir şeyi silmiyor. Her şey kara kaplı deftere yazılıyor. İki elemanım vardı, ikisini de göndermek zorunda kaldım.” Kafe işleten bir esnafımız; “Esnaf küçük, sıkıntı büyük” diyor. Çiğ köfte satan bir başka esnafımız ise; “Çorba kaynamıyor. Ülkeyi kapatın, bana bakın. Kongrelerde bulaşmayan virüs benim masamda mı bulaşıyor. Sigortamı ödeyemiyorum. Son bir yılda kaybettiğimi söylesem, dudaklarınız uçuklar” diyor. Bir başka lokanta sahibi; “Kongre salonları lebalep doldu, olan lokantacıya oldu” diye şikâyet ediyor.

İŞÇİNİN PARASINI İŞÇİYE VERMİYORLAR

Mübarek Ramazan ayı gelmeden, kara kara düşünen bir başka kesim ise işçilerimiz. 1 milyon 300 bin emekçimizin kısa çalışma ödeneği, dünden itibaren sona erdi. 1 milyon 300 bin emekçimizin çoğu ücretsiz izinli olarak, günde 47 liraya bu uygulamayı uzatmayan Sarayın Şahsım Hükümeti tarafından talim etmeye mahkum edildi. Halen ücretsiz izinli 751 bin çalışanımızla beraber, yaklaşık 2 milyon işçimiz, aileleriyle beraber, asgari ücretin yarısı kadar bir ücretle, Ramazan ayını geçirmeye çalışacaklar. Bunun hak neresinde? Bu nasıl bir hukuk? Yandaşa gelince para çok, millete gelince para yok. İşsizlik Sigortasında para bitti mi? Hayır. 2021 Şubat ayı itibariyle Fon’da 98 milyar lira para var. Bu para kimin parası? İşçinin parası. Ama işçilerimizin kendi parasını işçiden esirgeyen bir hükümet var. Allah aşkına! Bu para bugün kullanılmayacaksa, ne zaman kullanılacak?

ÇİFTÇİSİNE, ÜRETİCİSİNE DÜŞMAN HÜKÜMET

Mübarek Ramazan ayı gelirken, sadece esnafımız, işçimiz mi perişan? Hayır! Çiftçilerde perişan. Tarım Kredi Kooperatiflerinin ismi olmuş, Tarım Tefeci Kooperatifi. Çiftçilerimiz borçları nedeniyle yeniden haciz kıskacında. İcra işlemleri üç ay süreyle durdurulmuştu. Şimdi süre doldu. Bu üç aylık sürede tüm ısrarlarımıza rağmen, çiftçinin borçlarını yapılandıracak bir düzenleme maalesef yapılmadı. Nedense birileri bu düzenlemeye geçit vermedi. Şimdi çiftçilerimiz yeniden haciz kıskacında. Sanki bu da yetmezmiş gibi, Tarım Kredi birçok kooperatiften çiğ süt alımını dün durdurdu. Bir hükümet kendi üreticisine, kendi çiftçisine bu kadar düşman olabilir mi? Gerçekten anlaşılır gibi değil.

DÜNYA ESNAFINI PARAYA BOĞDU, SARAY 5 MASKEYİ BEDAVA DAĞITAMADI

Tüm dünya esnafını, işçisini, çiftçisini salgında paraya boğdu. Amerika Birleşik Devletleri paket üstüne paket açıkladı. Bugüne kadar ABD yurttaşlarına 3,5 trilyon dolar destek verdi. O da yetmedi en son 1,9 trilyon dolarlık yeni bir paket açıkladı. Onun üstüne yeni bir paket daha da yolda. Japon Hükümeti yurttaşlarına 782 milyar dolar dağıttı. Almanya, 418 milyar dolar dağıttı. Erdoğan Şahsım Hükümeti ise beş maskeyi bile bedava dağıtamadı. 40 yıl bu millete vergi ödeyen esnafa 40 gün bakamadı. Birde üstüne millete IBAN numarası gönderip, para istedi.

DERTLER DERYA, ERDOĞAN SIRRA KADEM BASTI

Dertler derya olmuş, vatandaşlarımız da birer sandal. Milletimiz dalgalarda devrilip, batmamaya, ayakta kalmaya uğraşıp duruyor. Böyle bir ortamda, “Ekonominin sorumlusu benim ben” diyen Erdoğan, her sıkıntılı günde olduğu gibi yine sırra kadem basmış vaziyette. Ortalıkta yok. Ülke yangın yeriyken, tatile gittiği söyleniyor… Hazine ve Maliye Bakanı da anlaşılan onunla beraber gitmiş o da ortada yok. Herhalde o da izinde… Piyasalar alt üst olmuş, millet ne yapacağını şaşırmış, milletin karşısına çıkan tek bir yetkili yok. Konuşması gerekenler susuyor, onun dışında, ağzı olan herkes konuşuyor. Sarayın kerameti kendinden menkul danışmanları, yeniden zuhur ettiler. Ekran ekran geziyorlar, milletimizin kafalarını her gün biraz daha karıştırıyorlar. Ülke böyle mi yönetilir?

ALLAH’IN BİLDİĞİNİ KULDAN NASIL SAKLAYACAKSINIZ

Dün salgında vaka sayısı ilk kez 40 bini aştı. Yeni vaka sayısında Avrupa ikinciliğine oturduk. Dünyada da dördüncüyüz. Salgında dünyanın yeni merkez üslerinden biri olduk. Bunun vebali, salgını yönetemeyen, lebalep kongreler yapıp bir de millete hava atan Erdoğan Şahsım Hükümetinin boynundadır. AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’ın boynundadır. Şimdi partisi salgına yakalanan üyelerine, sansür uygulama kararı almış. Salgına yakalanan AK Partililer, sosyal medyadan bunu duyurmayacaklarmış böyle bir talimat gitmiş. Allah’ın bildiğini, kuldan nasıl saklayacaksınız… Lebalep kongrelerin salgın ateşine benzin dökeceğini, Mısır’daki sağır sultan bile duymuştu. Sansürle, bunu saklayabileceğinizi mi zannediyorsunuz? Erdoğan, “yıkılmadım ayaktayım” diyebilmek için, tüm partililerini ve milletimizi salgın ateşine atmıştır. Ama şunu bilelim, tarih kararmış yüreklerin, iktidar hırsıyla, koltuk hırsıyla kararmış yüreklerin hüsranlarıyla doludur.

CHP İKTİDARINDA MİLLETİN YÜZÜ GÜLECEK

Milletimizin Erdoğan Şahsım hükümetine artık güveni kalmamıştır. Ve “Güven ruh gibidir. Terk ettiği bedene bir daha dönmez.” Bunu devamlı söylüyoruz. Milletimiz herkesi yaptıklarıyla ve yapmadıklarıyla görüyor. Herkesin notunu da veriyor. Gezdiğimiz her yerde “Yetti artık” diye feryat ediyor. Sandığın bir an evvel önüne gelmesini istiyor. Sandık önüne geldiğinde de gereğini yapacak. Bu mızıkçı, çamura yatan, kibirli kadroları evlerine gönderecek. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi kadroları, bu ucube rejimin milletimizin elinden aldığı işini, aşını, tarlasını, dükkanını, umutlarını, gülüşünü geri vermeye, milletimizin yüzünü güldürmeye, bu ülkeyi çağdaş medeniyetlerin üzerine çıkarmaya kararlıyız.

Benim söyleyeceklerim bu kadar. Varsa şimdi sorularınızı alabilirim.

Soru- Milletvekilliği düşürülen HDP eski vekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun tutuklanarak cezaevine gönderilmesi bekleniyor. Uzun süredir HDP Genel Merkezi’nde adalet nöbeti tutmuştu ve CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun adalet yürüyüşünü desteklediğini ve o zaman yürüyüşe katıldığını ifade etti. Kamuoyunda da muhalefetin yeterli tepki vermediği yönünde eleştiriler var. Bu konudaki değerlendirmeleriniz nelerdir?

Faik ÖZTRAK- Biz baştan itibaren söylüyoruz, esas olan milletin seçtiği milletvekilinin milletvekilliğine yine milletin son vermesidir. Bunun arkasında duruyoruz. Yani burada bir milletvekilinin milletvekilliğine yargı tarafından, herhangi bir suçüstü durumu olmadan son verilmesi aslında yargının milli iradeye müdahale etmesidir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu kime yapılırsa yapılsın bunun karşısındayız.

Soru- Birkaç gün önce malum Sayın Kılıçdaroğlu’nun parti kurullarına sonbaharda erken seçim bekliyorum hazırlıklı olun dediği ifade edildi. CHP’nin böyle bir erken seçim hazırlığı var mı? Değerlendirmeniz ne olacaktır? Teşekkürler.

Faik ÖZTRAK- Ben de teşekkür ediyorum bu sorunuza. Sahalarda Anadolu’yu ve Trakya’yı geziyoruz ve milletimizin bu olan bitenler nedeniyle sabrının tükendiğini görüyoruz. Milletimiz sandık istiyor. Milletimiz bu iktidarın ülkeyi yönetemediğini görüyor. Genel Başkanımız da bu iktidarın ülkeyi yönetemediğini, ülkenin sırtında çok ciddi bir yük olduğunu sonbahara kadar göreceğini tahmin ediyor. Biz daha ilk günden itibaren bana bu sorulduğunda İstanbul seçimlerinden sonra ben şunu söylemiştim, Genel Başkanımızın talimatı yarından itibaren öbür gün seçim olacakmış gibi çalışacaksınız olmuştur. Bu nedenle biz yarın da, öbür gün de seçim olacakmış gibi hazırız.

Soru- Uyuşturucu kullanırken görüntüleri kamuoyuna yansıyan AK Parti çalışanı Kürşat Ayvatoğlu malvarlığıyla ilgili konuştu. Kendisi “Araba alım satımı yapıyorum” diyerek savundu kendini. AK Parti’den Mahir Ünal da konuyla ilgili olarak, “Kendi içimizde değerlendiririz, kamuoyuna açıklarız” demişti. Ayvatoğlu konuştu ama AK Parti konuyu çok da dillendirmek istemiyor gibi. Siz bu açıklamaları nasıl değerlendirirsiniz?

Faik ÖZTRAK- Burunlara çekilen pudraşekerleri de, nasıl edinildiği belli olmayan milyonluk arabalar da, tapular da, yaşanan lüks hayat da AK Parti’deki büro elamanının almış olduğu maaşla bağdaşmıyor. Ortada bir kaynağının ne olduğu belli olmayan zenginleşme var. Şimdi bu sebepsiz zenginleşmeyi, bu hukuksuzluğu AK Parti’nin kolunun içindeki bir yene sığdırmak mümkün değildir. Burada “kol kırılıp yen içinde kalır” diyerek bu işten sıyrılamazsınız. Bu meselenin değerlendirileceği yer artık AK Parti’nin Genel Merkez koridorları değil Türk adaletidir. Bunu değerlendirecek olan AK Parti Grup Başkanvekilleri değil sarayın vesayeti altına alamadığı savcılardır, hakimlerdir.

Soru- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin mağdur olarak ifadesinin alınmasını isteyen hakim hakkında HSK tarafından inceleme başlatıldığı ortaya çıktı. HSK’nın bu adımıyla ilgili sizin düşünceleriniz nedir?

Faik ÖZTRAK- Anlaşılan majestelerinin yargısı, sarayın sadık bekçisini mağdur sıfatıyla bile mahkemeye çağrılmasına tahammül edemiyor. Hakimlerin bu kadar kolay soruşturmaya tabi tutulduğu, oradan oraya sürüldüğü bir ülkede yargı bağımsızlığından nasıl bahsedeceğiz. Durum içler acısıdır.

Soru- Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yiğit Bulut, “Aşırı değerli yerli para gelişmekte olan ülkelerin avantajına değil” dedi. Siz bu açıklamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Faik ÖZTRAK- Sarayın kerameti kendinden menkul danışmanları bizim muhatabımız değildir. Ekonominin sorumlusu benim ben diyen çıkar açıklama yapar ya da görevlendirdiği Hazine ve Maliye Bakanı açıklama yapar biz de o zaman onları muhatap alırız.

Soru- Selahattin Demirtaş’ın üçüncü ittifaka vurgu yapan açıklamaları Cumhuriyet Halk Partisi tarafından nasıl karşılanıyor?

Faik ÖZTRAK- Aslında bugün Sayın Genel Başkanımız bu konuda gerekli açıklamayı yapmış. Son seçime giren iki ittifak var. Biri demokrasiden, haktan, hukuktan, adaletten yana olan Millet İttifakı, diğeri de tek adam vesayet rejimini savunan Cumhur İttifakı. Bunun dışında bu ittifaklara kimler katılır, katılmaz göreceğiz. Ama ülkemizin, milletimizin yapılacak ilk seçimde cebini boşaltan, işsiz bırakan, hakkını, hukukunu çiğneyen bu tek adam vesayet rejiminden kurtulacağından en ufak bir şüphemiz yok.

Teşekkür ediyorum arkadaşlar.

Yorum yaz

Son Haberler

...
17 May 2018
17 May 2018
17 May 2018

 Son yorumlar

 İletişim

Bize her türlü görüş ve önerilerinizi bildirmek için aşağıda yer alan bilgilerden bize ulaşabilirsiniz.
CHP Genel Merkezi: Anadolu Bulvarı No: 12 06520
Söğütözü / ANKARA
Telefon: +90 (312) 207 40 00
Telefon 2: +90 (312) 420 59 48-49
Faks: +90 (312) 207 40 14
E-Posta: info@faikoztrak.com