Main menu
Second Menu
Faik ÖztrakAnasayfa Basın ToplantılarıZİRAAT’İN ÜSTÜNDE DEMOKLES’İN KILICI SALLANIYOR

ZİRAAT’İN ÜSTÜNDE DEMOKLES’İN KILICI SALLANIYOR

 

ANKARA – CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, ekonomide sıkışan Hükümet’in kamu bankaları eliyle çok tehlikeli bir oyun oynadığını, İran’la yapılan ticaret karşılığında gelip giden altınlar ile Katar ve Körfez bölgesiyle gerçekleştiği söylenen kayıt dışı para trafiğinin merkezinde Türkiye’nin kamu bankalarının yer aldığını belirtti. ABD Merkez Bankası’nın Ziraat Bankası’nın New York şubesiyle ilgili inceleme başlattığını, Türkiye’nin çok büyük bir risk ile karşı karşıya olduğunu ifade eden Öztrak, “Şu anda Ziraat Bankası üzerinde adeta Demokles’in kılıcı sallanıyor. Bu incelemede kara para aklandığına dair bir ipucu bulurlarsa bunun Türkiye’ye mali ve itibari bedeli çok büyük olur. Türk finansal sistemi çok büyük bir darbe yer” dedi.

Bir taraftan iftar sofralarında Gazze’yi anmadan geçemeyen Erdoğan’ın bir taraftan da Kuzey Irak’tan çıkan petrolün İsrail’in Aşkelon Limanı’na boşaltılmasına aracılık ettiğini belirten Öztrak, “Böylesine bir ikiyüzlülük daha önce ne görüldü, ne de duyuldu” diye konuştu.

Erdoğan’ın Türkiye’nin AKP’den önce G-20 üyesi olmadığı iddiasını da değerlendiren Öztrak, 14 Aralık 1999 tarihli Resmi Gazete’de yer alan vekalet tezkeresine göre dönemin Maliye Bakanı’nın Başbakan Bülent Ecevit imzasıyla “G-20 Üyesi Ülkeler Bakanlar Toplantısı’na katılmak üzere Almanya’ya gittiğini” belirterek, “Tayyip Erdoğan’ın sözleri doğruysa Rahmetli Bülent Ecevit’in de 1999’da AKP’nin başında Başbakan olarak bulunması gerekiyor. Benim bildiğim rahmetli Ecevit de AKP’nin başında bulunmadı. 1999’da AKP kurulmamıştı dahi…” ifadelerini kullandı.

Öztrak, Erdoğan’ın millet için bir vizyonu varsa bunu gerçekler üzerine oturtması gerektiğini, gerçek dışı temeller üzerine inşa edilen her vizyonun sonunda “palavra” olmaya mahkum olduğunu söyledi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak TBMM’de düzenlediği basın toplantısında ekonomideki ve siyasetteki son gelişmeleri değerlendirdi. Cumhurbaşkanı adayı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın devletin kaynaklarını kullanarak seçim kampanyasını yürüttüğü gibi “vatandaşlara doğru söylememek gibi” çok ciddi bir kusuru olduğunu belirten Öztrak, Erdoğan’ın vizyon belgesini açıkladığı toplantıda, Türkiye’nin bir refah devleti olduğunu söylediğini ve AKP’den önce Türkiye’nin G-20 üyesi olmadığını iddia ettiğini hatırlatarak bu bilgilerin gerçeği yansıtmadığını söyledi. “Atalarımız, ‘Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince, diğerleri de yanlış gider’ diye boşa dememiş. Erdoğan’ın sık gömlek değiştirmesinin bir nedeni de bu yanlış ilikleme nedeniyle sürekli gömleği yırtması olsa gerek” diyen Öztrak, refah devleti olan ülkelerde kişibaşına gelirin en az 30 bin dolar seviyesinde olduğunu, Türkiye’de ise kişibaşına gelirin AKP döneminde 10 bin dolar tuzağına takılıp kaldığını, bu verilerin Türkiye’nin bir refah devleti olmadığını gösterdiğini ifade etti. Öztrak, Türkiye’nin OECD içinde de gelir dağılımı en bozuk üç ülke arasında yer aldığını anımsatarak, “Yani ortada ‘refah devleti’ olmadığı gibi olan sınırlı refah da hakça dağılmıyor” diye konuştu.

-“BU KADARINA PES” DESEM, PES YETİŞMEZ

Erdoğan’ın AKP’den önce Türkiye’nin G-20 üyesi olmadığı yönündeki iddiasını da değerlendiren Öztrak, 14 Aralık 1999 tarihli Resmi Gazete’de yer alan bir vekalet tezkeresinde, “G-20 Üyesi Ülkeler Bakanlar Toplantısı’na katılmak üzere, 14 Aralık 1999’da Almanya’ya gidecek Maliye Bakanı Sümer Oral’ın dönüşüne kadar, Maliye Bakanlığına, Devlet Bakanı Mehmet Ali İrtemçelik’in vekalet etmesini yüksek tasviplerine saygıyla arz ederim” ifadelerinin yer aldığını belirtti. Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in imzasının bulunduğu tezkereyi basın mensuplarına gösteren Öztrak, “Tayyip Erdoğan’ın sözleri doğruysa Sayın Sümer Oral’ın 1999’da G-20’nin toplantısına AKP’nin Maliye Bakanı olarak katılması gerekiyor ama benim bildiğim Sayın Oral hiçbir zaman AKP’li olmadı. Diğer taraftan rahmetli Bülent Ecevit’in de 1999’da AKP’nin başında Başbakan olarak bulunması gerekiyor. Benim bildiğim rahmetli Ecevit de AKP’nin başında bulunmadı. 1999 da AKP kurulmamıştı dahi… Bir Cumhurbaşkanı adayı, milletin gözünün içine baka baka kendileri daha ortada yokken gerçekleşen Türkiye’nin G20 üyeliğini kendi marifeti gibi gösteriyor. ‘Bu kadarına da pes denir’ diyeceğim ama maalesef bu zatın söylediklerine pes yetiştirilemiyor” diye konuştu. Öztrak, Türkiye’nin AKP iktidara gelmeden önce iki boğaz köprüsünü tamamladığını, oysa üçüncü köprünün AKP’nin elinde geçen 12 yıla rağmen başlangıç aşamasında olduğunu, AKP’den önce başlayan Marmaray’ın hala tam olarak bitirilemediğini, AKP’den önce başlayan Ankara-İstanbul hızlı tren projesinin de 12 yılda hala tamamlanamadığını söyledi.

-RAMAZAN’DA YALAN SÖYLEYENİN, BAYRAMDA YÜZÜ KARA OLUR…

Türkiye’nin 1980’den bu yana dünyanın en büyük 20 ekonomisinden biri olduğunu, 1999’da kurulan G-20 ile bu büyüklüğün sadece tescil edildiğini kaydeden Öztrak, Türkiye’nin 1980’de 18. ; 1987’de 14. ; 1999’da 17. ; 2002’de 17. ; 2013’de ise 16. büyük ekonomi olduğunu belirtti. Öztrak, “Türkiye ekonomisi daha AKP ortada yokken de büyüktü, şimdi de büyüktür. Bu gerçeği Recep Tayyip Erdoğan artık kabullenmek ve içine sindirmek zorundadır” dedi. Öztrak, Erdoğan’ın gerçekten millet için bir vizyonu varsa bunu gerçekler üzerine oturtması gerektiğini, gerçek dışı temeller üzerine inşa edilen her vizyonun sonunda “palavra” olmaya mahkum olduğunu söyledi.  “Ramazan’da yalan söyleyenin, bayramda yüzü kara olur” diyen Öztrak, “Herkes şu mübarek Ramazan’da, millete doğruları söylemelidir. Yoksa 10 Ağustos’ta, olmadı 24 Ağustos’ta millet yalan söyleyenin yüzüne karayı çalmayı bilir” ifadelerini kullandı.

-FAİZ YETERİNCE İNMİYORSA SEBEBİ ERDOĞAN…

Recep Tayyip Erdoğan’ın 12 yıllık iktidar yüzünden güç zehirlenmesi yaşadığını, Erdoğan’ın ve yeni yakın ekonomi kurmaylarının ekonomide bağımsız düzenleyici ve denetleyici kurumların varlığını birer vesayet olarak görmeye başladığını, bu kapsamda Merkez Bankası’na son dönemde yapılan faiz baskısının sadece “basit bir siyasi bir hamle” olarak görülemeyeceğini belirten Öztrak, AKP içinde kurallı ekonomiyle barışık olmayan bir kesimin parti içi iktidar mücadelesinde daha belirgin rol oynamaya başladığına dikkat çekti. Devlet içinde uyumu sağlamakla görevli olan Cumhurbaşkanlığı makamına kontrol ve denge mekanizmalarını “vesayet” diye gören Erdoğan’ın aday olmasının bile ülkenin risk primini artırmaya başladığını ifade eden Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugün Merkez Bankası faizleri 8,75’den, sadece 8,25’e çekebiliyorsa bu faizin daha altına inemiyorsa bunun iki temel sebebi vardır: Biri, halen yüksek seyreden enflasyon, diğeri ise Tayyip Erdoğan’ın Merkez Bankası üzerinde yarattığı siyasi baskı nedeniyle artan risk primidir. Tayyip Erdoğan ve yeni ekonomi kurmayları TCMB’ye “faiz indir” diye baskı yaptıkça Türkiye’ye yönelik risk algısı ve risk primi artıyor. İşte bu nedenle faiz lobisi hem vatandaşını borca batıran, hem de yüksek faize mahkum eden Recep Tayyip Erdoğan’ı çok çok seviyor.”

-FİLİSTİN, DÜNYANIN EN MEŞRU DAVALARINDAN BİRİDİR

Türkiye’nin Musul Konsolosluğumuzun basılarak 49 vatandaşın rehin alınmasının üstünden 37 gün geçmesine rağmen henüz sevindirici bir haber gelmediğini ifade eden Öztrak, rehin alınan vatandaşların bayramdan önce ailelerine kavuşmasını temenni ettiklerini kaydetti. Öztrak, İsrail’in Gazze’de orantısız güç kullanarak yaptığı katliamı da kınayarak, “Ölenlerin sayısının 200’ün üzerine çıktığını basından öğreniyoruz. İsrail’in dün akşam başlattığı kara harekatıyla bu sayının daha da artmasından ciddi kaygı ve endişe duyuyoruz. Giderek artan bu orantısız güç kullanımını kabul etmek, kınamamak, içimize sindirmek mümkün değil. Bu çatışmanın durması ve dünyanın en meşru davalarından biri olan Filistin davasının barışla sonlanması en büyük dileğimizdir” diye konuştu.

-BÖYLE İKİYÜZLÜLÜK NE GÖRÜLDÜ NE DUYULDU

Tayyip Erdoğan’ın bir taraftan iftar sofralarında Gazze’yi anmadan geçemediğini, diğer taraftan da Kuzey Irak’tan çıkan petrolün İsrail’in Aşkelon Limanı’na boşaltılmasına aracılık ettiğini hatırlatan Öztrak, “Enerji Bakanın verdiği rakama göre Halk Bankasına yatan para şimdilik 93 milyon dolar. Sabah akşam Gazze’yi ağzından düşürmeyenler, İsrail’e bin bir beddua edenler, İsrail’e petrol akıtılmasına aracılık etmekten ve bu petrol paralarının da devletin bankası olan Halk Bankası’na yatırılmasından nedense hiç rahatsızlık duymuyor. Böylesine bir ikiyüzlülük daha önce ne görüldü, ne de duyuldu” dedi.

-DEMOKLES’İN KILICI ZİRAAT’İN ÜSTÜNDE SALLANIYOR

Ekonomide sıkışan Hükümet’in kamu bankaları eliyle çok tehlikeli bir oyun oynadığını belirten Öztrak, İsrail’e satılan petrol karşılığı elde edilen petro-dolarların yanında, İran’la yapılan ticaret karşılığında gelip giden altınların, Katar ve Körfez bölgesiyle gerçekleştiği söylenen kayıt dışı para trafiğinin merkezinde Türkiye’nin kamu bankalarının yer aldığını belirtti. Öztrak, Türkiye’nin şu an için pek de dikkat çekmeyen çok büyük bir risk ile karşı karşıya olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şu anda Ziraat Bankası üzerinde adeta Demokles’in kılıcı sallanıp duruyor. ABD Merkez Bankası, New York Eyaleti Finansal Hizmetler Bürosu, Ziraat Bankası’nın New York şubesinde 1 Temmuz 2012 ile 31 Aralık 2012 arasında gerçekleştirilen dolar takas işlemlerinin ‘yüksek riskli müşteriler veya işlemlere dair şüpheli aktivitelerin usulüne göre tanımlandığını ve raporlandığını belirlemek üzere’ bağımsız bir denetmen tarafından incelenmesini istemiş. İşlemlerin yapıldığı tarih önemli. Türkiye’nin İran ile altın ticaretinin zirve yaptığı bir dönemden bahsediyoruz. Eğer bu inceleme sonucunda ABD otoriteleri kara para aklandığına ve Ziraat Bankası’nın bu operasyonda rol oynadığına dair bir ipucu bulurlarsa bunun Türkiye’ye mali ve itibari bedeli çok büyük olur. Türk finansal sistemi çok büyük bir darbe yer. ABD’nin daha geçtiğimiz günlerde bir Fransız Bankasına, BNP Paribas’a, Sudan’daki işlemleri nedeniyle benzer bir soruşturmanın ardından, 8,9 milyar dolar ceza kestiğini hatırlatırsam durumun ciddiyeti belki daha iyi anlaşılabilir. Yani durum oldukça ciddi. Umalım ki Hükümet, devleti kuralsız ticarete, kara para aklanmasına bulaştırmamış olsun. Böyle bir öngörüsüzlüğün bedelini millet ödemesin. Buradan Sayın Babacan’ı uyarıyorum. Bu işi çok sıkı tutmaları lazım. Çünkü, aynı iddialar Halk Bankası için de gündeme gelebilir.”

-HÜKÜMET VERGİ TOPLAYAMAYINCA DÜMENİ ÖZELLEŞTİRME VE MALİ AFFA KIRDI

Yılın ilk altı ayına ait bütçe rakamlarına da değinen Öztrak, bütçe giderlerinde geçen yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 5’e yakın bir artış olduğunu, buna karşın aynı dönemde vergi gelirlerinin reel olarak yüzde 2,4 gerilediğini, özellikle yılın ikinci üç ayında vergi tahsilatındaki performansın “çok ama çok zayıf olduğunu” söyledi. Dahilde alınan ve ithalden alınan KDV tahsilatlarının önemli ölçüde düştüğüne dikkat çeken Öztrak, ikinci üç ayda ekonomik faaliyetlerin ve iç talebin zayıfladığını, bu nedenle vergi toplayamayan Hükümetin her zamanki gibi bir yandan özelleştirmeye yüklendiğini bir taraftan da 8. mali affını çıkarmaya hazırlandığını kaydetti. Hükümetin bir kez daha tek defalık gelirlere yüklenerek bütçe dengelerini tutturmaya çalıştığı değerlendirmesinde bulunan Öztrak, “Ancak artık harç bitti, yapı paydos demek üzereyiz. 12 yıldır çok olumlu bir küresel iklimde iktidar olmasına rağmen vergi ve harcama reformu yapmayarak AKP çok önemli bir fırsatı kaçırdı. Bu ülkeye büyük bir kötülük yaptı. Bunun sonuçlarını ilerleyen günlerde maalesef göreceğiz” ifadelerini kullandı. Öztrak, IMF İcra Direktörleri Kurulu’na seçilen Hazine Müsteşarı İbrahim Halil Çanakçı’ ya yeni görevinde başarılar diledi. Trakya’da meydana gelen sel felaketine de değinen Öztrak, Hükümetten bölgedeki vatandaşın zararını tazmin edecek adımlar atmasını beklediklerini söyledi.

-AKLANACAKLAR DEDİLER, ŞİMDİ FEZLEKELERİ ÖRTMEYE ÇALIŞIYORLAR

Türkiye’nin siyasi alanda son dönemin en büyük skandallarından birini yaşadığını ifade eden Öztrak, 4 eski Bakan hakkındaki komisyondaki “dizin skandalı” hakkında şunları söyledi:

“Uzun zamandır hükümet yolsuzluğa adı karışan Bakanlarla ilgili Komisyonun kurulmasını geciktirdi, sonunda Komisyon kuruldu. Şimdi bir de dizin skandalı çıktı. ‘Dizin yok’ diye savcılara geri iade edilen fezlekelerde dizini olduğu anlaşıldı. Bu Komisyon Başkanı, bu Hükümet neyi saklamaya çalışıyor? 30 Mart seçimlerinde halka “Seçimden sonra Komisyon kuracağız, bu yapılanları soruşturacağız, aklanma imkanı sunacağız, hiçbir şey olmadığını göreceksiniz” diyorlardı. Şimdi o fezlekelerde ne var da, görülmesini engellemeye çalışıyorsunuz? Saydamlık açısından, hukuk devleti, parlamentonun ve hükümetin itibarı açısından zor bir dönemden geçiyoruz.”

Basın Toplantısı ile ilgili Ham Metne Ulaşmak İçin: HAM METİN_18_Temmuz_2014_Tarihli_Toplantı_

Yorum yaz

Son Haberler

...
17 May 2018
17 May 2018
17 May 2018

 Son yorumlar

 İletişim

Bize her türlü görüş ve önerilerinizi bildirmek için aşağıda yer alan bilgilerden bize ulaşabilirsiniz.
CHP Genel Merkezi: Anadolu Bulvarı No: 12 06520
Söğütözü / ANKARA
Telefon: +90 (312) 207 40 00
Telefon 2: +90 (312) 420 59 48-49
Faks: +90 (312) 207 40 14
E-Posta: info@faikoztrak.com