Main menu
Second Menu
Faik ÖztrakAnasayfa Basın Toplantıları Güncel HaberlerCHP Grup Başkanı Öztrak: “KARŞIMIZDAKİ TABLO TAM BİR KÜLLİYE YILDIZLAR KARMASI”

CHP Grup Başkanı Öztrak: “KARŞIMIZDAKİ TABLO TAM BİR KÜLLİYE YILDIZLAR KARMASI”

CHP Grup Başkanı Öztrak, Fon Skandalıyla ilgili Siyaset-Bürokrasi-Fon Yönetimiüçgenindeki isimlere bakıldığında, üçgenin ortasına konabilecek tek resmin Külliye olduğunu belirterek, “Karşımızdaki tablo tam bir Külliye Yıldızlar Karması” diye konuştu.

Türkiye’nin tek kişilik rejime geçien 2018’den bu yana hukuk, yönetim ve ekonomide iç içe girmiş krizlerle uğraştığına dikkat çeken Öztrak, “Bugün yaşadığımız fon vurgunu, hukukun araç haline getirilmesinin, kurumsal çöküşün, uzun süredir devam eden ekonomik krizlerin çalışarak, üreterek kazanmayı imkânsız hale getirmesinin ve bunların sonucunda yaşanan ahlaki çöküşün bir sonucudur” dedi.

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in gözaltı sürecinde ortaya çıkan görüntülerin sorumlularının derhal bulunarak cezalandırılması gerektiğini belirten Öztrak, “Vahap Seçer derhal serbest bırakılmalıdır. Aynı durum, tutuklanan diğer başkanlarımız için de söz konusudur” değerlendirmesinde bulundu.

Fon Skandalı ile AK Partili yetkililer arasındaki ilişkiler üzerinde duran Öztrak, “AK Parti’de, babalar millete ‘faiz, nas’ diyor; oğullar faizi ödeyemediği için icralık olan çiftçiye, esnafa, emekliye, emekçiye çöküyor. Kurdukları varlık yönetim şirketin adını ‘Adil’koymuşlar… İnsafınız kurusun, bunun neresi adil? Adalet, bu partide sadece sözde” dedi.

Öztrak, yaşananların Türkiye’nin Finansal Susurluk’u olduğunu belirterek bu çerçevede skandala uyarılara rağmen seyirci kalan ve büyümesine neden olan SPK ve Borsa İstanbul yönetimlerinin derhal görevden alınması, Erdoğan ve ekibinin de skandalda zarar gören küçük yatırımcıların paralarını büyük vurgunculardan hızla tahsil edip ödedikten sonra istifa etmesi gerektiğini kaydetti. 

CHP TBMM Grup Başkanı ve Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, bugün düzenlediği basın toplantısında, millet iradesinin tecelligahı Meclisin, aynı zamanda milletin emperyalizme karşı verdiği Kurtuluş Savaşı’nın gücünü aldığı, Cumhuriyeti kuran tek merkez olduğunu ifade etti. Atatürk’ün Meclis’i “Büyük millî dertlerin çaresinin bulunduğu yer” olarak tanımladığını hatırlatan Öztrak, milletin vekillerinin istişare ve mutabakatla ulaştığı kesin çözümlerin dün olduğu gibi bugün de ancak Meclis’ten çıkacağını söyledi. 

Ülkede 2018’den bu yana uygulanan Tek Kişilik Ucube Rejimin Cumhuriyetin temellerindeki bu anlayıştan hızla uzaklaştığını kaydeden Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü: 

YÖNETİM KRİZİNE GİDER DEDİK, ÖYLE OLDU

Saray, bütün yetkiyi kendisinde topladı. Evliyayı bile azdıracak bir güce kavuştu. Ancak aynı zamanda, kimsenin tek başına altından kalkamayacağı devasa bir yükün de altında kaldı. Biz yıllardır, “Böyle yönetemezsiniz” dedik. Bu işin sonunun “yönetim krizine” gideceğini söyledik. Sonunda bugün, tek kişilik rejimin yönetemediği artık ayan beyan ortada…Hükümet, yönetme kapasitesini kaybetti. Vatandaşın sıkıntısını görmemek için gözlerini kapadı, halini duymamak için kulaklarını tıkadı. Bu aziz milleti hayat pahalılığı ile işsizlik arasına sıkıştırdı. Hukuku, iktidarını konsolide etmek için araç haline getirdi. Meclis’i etkisizleştirdi. Devletin kurumlarını tahrip etti. Üst üste gelen krizleri çözemedi ama vatandaşın desteğini bunlarla ve jeostratejik krizlerle korkutarak sağlamaya çalıştı. Krizi, kaosu bir yönetim aracı haline getirdi. Milletin parasını lobilerin, çıkar ağlarının, yandaşlarının kasalarına aktardı. Tek kişilik ucube rejim, bir “Zorbalar Rejimine” dönüştü.

İÇ İÇE GEÇMİŞ ÜÇ KRİZ

Bu şartlarda ülkemiz, birbirini tetikleyen, iç içe geçmiş üç büyük krizi aynı anda yaşıyor. Bunlardan ilki Hukuk Krizi… Saray, iktidarını konsolide etmek için yargıyı araçsallaştırdı. Sandıkta alamadığı belediyeleri, vesayeti altındaki yargının sopasıyla ele geçirmeye çalışıyor.Hukuku orantısız ve ölçüsüz bir şekilde uyguluyor. Seçilmiş yöneticiyi tutuklayarak, yalnızca onun kişisel hürriyetini kısıtlamıyor; ona oy veren seçmenlerin temsil edilme hakkını da gasbediyor. İstisna olması gereken tutuklama, bir cezalandırma ve siyasete ayar verme aracına dönüştürülüyor. Saraya ve AK Parti’ye yakın vurguncular korunurken; çağrılsalar ifadeye gidecek seçilmiş belediye başkanları sabahın beşinde yapılan gösterişli baskınlarla gözaltına alınıyor.

BU REZALETİN SORUMLULARI HESAP VERMELİ

İnsanların pijamalarıyla, ev kıyafetleriyle görüntüleri çekilip sosyal medya ve basına servis ediliyor. Saray Rejimi, özel hayatın gizliliğini ezip geçiyor. Seçilmişleri, toplum nezdinde itibarsızlaşmak istiyor. Bu rezaletin sorumluları derhal bulunmalı ve hesap vermelidir! 

VAHAP SEÇER DERHAL SERBEST BIRAKILMALIDIR

Bizim, seçilmişlerin; özellikle de belediye başkanlarının, yargı süreçleriyle ilgili tavrımız nettir: Seçilmişler, milletin parasından harcadıkları her kuruşun hesabını vermelidir. Ancak herkes için ve bilhassa da seçilmişler için tutuklu yargılama bir istisna olmalıdır. Seçilmiş bir yönetici söz konusu olduğunda ölçülülük ve orantılılık ilkesi çok daha katı uygulanmalıdır. Seçilmiş başkanların delilleri karartma veya kaçma riski olduğu iddia ediliyorsa, bu nesnel şekilde ortaya konmalıdır. Hemen gözaltı ve tutuklama yerine, adli kontrol tedbirleri uygulanmalıdır. Tutuklama kararı, adli kontrolün neden yetersiz kalacağı somut şekilde ispatlandıktan sonra mümkün olmalıdır. Bu çerçevede Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Belediyeler Birliği Başkanı Vahap Seçer derhal serbest bırakılmalıdır. Aynı durum, tutuklanan diğer başkanlarımız için de söz konusudur.

ŞİRKETİN ADINI DA ADİL KOYMUŞLAR… NERESİ ADİL?

Hukukta ikili uygulamalara son verilmelidir. İktidar partisinin Genel Başkan Yardımcısı,şişirilmiş hisseleri alıp satarak milyarları indirirken, Hükümet yargıyı çalıştıracağına “Yedek kulübesine gel. Biraz dinlen” diyor. En büyük yaptırım partinin WhatsApp grubundan çıkarmak oluyor. Fon soruşturması kapsamında, AK Parti’nin Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı’nın bankalardan garip gurebanın icralık borçlarını yarı fiyatına satın alıp tahsilat işi yapan oğlunun mallarına konan tedbir bir saat geçmeden kaldırılıyor. AK Parti’de, babalar millete “faiz, nas” diyor; oğullar faizi ödeyemediği için icralık olan çiftçiye, esnafa, emekliye, emekçiye çöküyor. Kurdukları varlık yönetim şirketin adını “Adil” koymuşlar… İnsafınız kurusun, bunun neresi adil? Adalet, bu partide sadece sözde…

VURGUNCUYA TÖVBE KAPISI

Saray AK Parti mahallesinde, milletin tasarrufunu iç edene “Hesap açtık, gel parayı yatır” diye tövbe kapısı açıyor. Ama başka mahallede, kanıtlanmamış iddialarla insanları yıllarca içeride tutuyor… Bu hak mı reva mı? Bu nasıl adalet? Bu duruma isyan eden ve sosyal patlama uyarısı yapan vekillerini de nedamet getirmeye zorlayıp seslerini kesiyorlar. Bunlar nasıl AK?

FON SKANDALININ ÜSTÜNÜ ÖRTMEK İÇİN DİJİTAL OHAL

Sosyal medya ve medyaya karartma ve sansür de cabası… Öyle ki en son İfade Özgürlüğü Derneği’nin sosyal medya hesabı bile erişime engellendi. Adeta bir “Dijital OHAL” ilan ettiler. Neden? Fon skandalının üzerini örtmek için.

KÜMESİ TİLKİYE EMANET ETMİŞLER

Burada da ilginç bir ilişki ağıyla karşılaşıyoruz: Eski Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı, fon skandalı patlamadan yalnızca birkaç hafta önce Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu üyeliğine atanıyor. Aynı kişinin eşi, fonları tasfiye kapsamına alınan Bulls Yatırım AŞ’nin ortakları arasında yer alıyor. Şimdi düşünün: Fon skandalıyla ilgili haberlere ve sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getiren kurumun yönetiminde kim var? Ailesi, fon krizinde adı geçen şirketlerden biriyle doğrudan ticari bağ içinde olan bir isim! Yani, Fon Skandalını konuşanlara erişim engeli getiren kurum ile Fon Skandalında adı geçen şirket arasında da aile bağı var! Eskilerin sözüyle, kümesi tilkiye emanet etmişler! Böyle bir nepotizme, kamuoyu nasıl güven duyacak? Böyle hukuk olmaz! Bu ülkede, hukuk devleti olduğuna da kimse inanmaz.

HUKUK KRİZİ VE YÖNETİM KRİZİNİN SONUCU: EKONOMİK KRİZ

Hak-hukuk-adalet tanımayan iktidar, yönetemedikçe ceberutlaşıyor. Bağımsız kurum ve kurulları yandaş haline getiriyor. Düzenleyen ve denetleyenler ile düzenlenen ve denetlenenler iç içe geçiyor. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Saray, düzeninin sürmesi için “Devlette liyakat değil, şahsıma sadakat esastır” diyor. Liyakatsizlikle malul kurumlar, adım adım çöküyor. Hukukun ve kurumsal kapasitenin yok olması, ülkeyi daha da yönetilemez hale getiriyor. Bütün bunlar, ciddi bir Yönetim Krizi yaşadığımızı gösteriyor.Hukuk krizi ve yönetim krizi birleşiyor; Ekonomik Kriz kaçınılmaz oluyor…

BİR ÜLKEDE 8 YIL KRİZ OLUR MU? OLUYOR

Devletin temelindeki adalet yok olunca, devletin hayatiyetini sağlayan kurumlar çökünce; denge, denetleme ve hesap verme rafa kalkınca, ekonomiye de güven olmuyor. Yatırım olmuyor, tasarruf olmuyor, istikrar olmuyor. Aş olmuyor, iş olmuyor. Ekonomi kırılganlaştıkça, ardı ardına krizler engellenemez hale geliyor. Bir ülkede 8 yıl boyuncaekonomik kriz olur mu? Oluyor! Rahip Brunson olayı yaşanıyor… Ekonomi şarampole yuvarlanıyor. Tam kafayı kaldırıyoruz derken, Saray “Faiz sebep” diyor. Enflasyonu azdırıyor,ekonomiyi altüst ediyor. Bunu düzeltsin diye atadığı yönetim, “Rasyonele döndük”, “dezenflasyon” diyor; bu kez yüksek faiz ve kontrollü kurla yine milletin boğazı sıkılıyor. Krizlere bahane olarak sunulan bölgemizdeki savaşlar; bizde, savaşan taraflardan daha çok türbülansa neden oluyor.

FIRSATINI BULAN TASINI DALDIRMIŞ, KÜPÜNÜ DOLDURMUŞ

Bugün yaşadığımız fon vurgunu da, hukukun araç haline getirilmesinin, kurumsal çöküşün, uzun süredir devam eden ekonomik krizlerin çalışarak, üreterek kazanmayı imkânsız hale getirmesinin ve bunların sonucunda yaşanan ahlaki çöküşün bir sonucudur. Bu düzenin başındaki Erdoğan, burnunun dibinde kök salan vurgun ağını “Nefsinin esiri olan birkaç kişi”diyerek küçümsemeye çalışıyor. Saray medyası millete, “Erdoğan iyi, çevresi kötü” senaryolarını pazarlıyor. İyi de Sayın Erdoğan; yüz binlerce yatırımcının ve milyonu aşkın vatandaşımızın etkilendiği bu “Büyük Fon Soygununun” her yerinde sizin atadıklarınız, partilileriniz ve en yakınınızdakiler var! Fırsatını bulan tası daldırmış, küpünü doldurmuş. Vurgunculuk kanser gibi yayılırken, bürokrasi de buna göz yummuş.

GERÇEK BİR NEREDEN NEREYE HİKAYESİ…

Skandalda hangi ipi çekseniz, ucu Saray’a, iktidar partisine ve onun bürokrasiye atadıklarına çıkıyor. İstanbul Belediyesi AK Parti’deyken, Belediye bursuyla yurt dışında eğitime gönderilen eski Aile Bakanı ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, eşiyle birlikte bir şirketin hisselerini şişirilmesine katkıda bulunmuş. Beş ayda 2,2 milyar lirayı cebe indirmiş. Bir gün“Parayı iade ettiler” deniyor, ertesi gün “etmediler” deniyor. Ne iş döndüğü de belirsiz. Bu arada, okumak için belediyeden “burs almak zorunda kalan” Sayın Eski Bakanın ve ailesinin elindeki yüzlerce milyon liralık tapular da dudak uçuklatıyor. İşte gerçek bir “Nereden nereye” hikayesi…

SİYASİ BOYUTU SARAY’IN GÖZÜNÜ KORKUTTU

Değeri şişirilen şirkette, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı’nın damadı yöneticilik yapmış. Damadın babası eski BDDK üyesi. Vurguncu fonlardan birine banka kurma izni onun döneminde verilmiş. Hissesi şişirilip vurgun yapılan şirketin sahibi ise AK Parti eski Tuzla İlçe Başkan Yardımcısı! Hisseleri şişirilen başka bir şirketin yönetiminde ise AK Parti’nin AR-GE ve Eğitim Başkan Yardımcısı var. İddiaya göre, aynı şirkette AK Partili bir milletvekilinin eşi ve şirketi milyonlarca lotluk al-sat yapıyor. Fon soygununun siyasi boyutuSaray’ın gözünü öyle korkutmuş ki, kurdukları Fon Koordinasyon Kurulu masasına parti yetkililerini iliştirmişler. Bu vekiller hangi teknik kapasiteleri nedeniyle o masada? Hayırdır beyler? Siz bu kurulları vatandaşın parasını kurtarmak için mi, yoksa skandal bataklığına saplanan partinizi kurtarmak için mi kurdunuz?

BU SARMAL MECLİS ARAŞTIRMA KOMİSYONU’YLA ÇÖZÜLÜR

Biz bu işin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması için Meclis’te tüm partilerin katılımıyla bir Araştırma Komisyonu kurulmasını ilk günden önerdik. Önergemizi de TBMM’ye verdik. Ancak bugün çıkan haberler, AK Parti’nin buna karşı olduğu yönünde. Tekrar uyarıyorum: Bu sarmaldan, Partinizin vekillerini kurduğunuz kurullara taşıyarak değil, Millet Meclisi’nde kurulacak bir araştırma Komisyonuna sorumluları taşıyarak kurtulabilirsiniz. 

HEPİNİZ ORADAYMIŞSINIZ…

Tasfiye edilecek portföy yönetim şirketlerinin kadrolarına baktığımızda; Erdoğan’ın önceki seçim kampanyasını yürüten eski milletvekili, Fon yönetiminde… Vurguncu biraderlerin bir kolu Cumhurbaşkanlığı İstişare Konseyi’nde, bir kolu Varlık Fonu’nda… Sayın Erdoğan vaktiyle “Hepiniz oradaydınız!” diyordu ya… Gerçekten de öyle, hepiniz oradaymışsınız!

TAM BİR KÜLLİYE YILDIZLAR KARMASI

Denetim ayağı ise ayrı bir skandal… Devlet Denetleme Kurulu (DDK) Başkanı, Skandal döneminde Borsa İstanbul (BIST) yönetimindeymiş. Fon Kurulu toplandığı gün ayrılmış. Şimdi onun belirleyeceği müfettişler, onun dönemini araştıracak! BIST Yönetim Kurulu Başkanı Erişah Arıcan aynı zamanda Varlık Fonu Başkanvekili. Varlık Fonu bünyesindeki Ziraat Bankası Fonları tasfiye etmekle görevlendiriliyor. Yani Arıcan’ın başında olduğu dönemde, BIST’in göz yumduğu vurgununu, yine Arıcan’ın yönetiminde olduğu kamu bankası temizleyecek! BIST yönetiminde başka kimler var? Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı Hakkı Susmaz, İletişim Başkanı Burhanettin Duran… Burada bu soruşturmada adı geçen bazı isimleri suçlu ilan etmeden, müktesebatlarına göre gruplara ayırdık. Bir üçgenin kenarlarına yerleştirdik. Üçgenin ortasına da tek konabilecek resim, külliye çıktı. Karşımızdaki tablo tam bir Külliye Yıldızlar Karması!

TÜRKİYE’NİN FİNANSAL SUSURLUK’U

3 Kasım 1996’daki Susurluk Kazası nasıl ki Siyaset-Bürokrasi-Mafya üçgenini ifşa ettiyse, 16 Eylül 2026’da patlayan bu Fon Skandalı da Siyaset-Bürokrasi-Vurguncu şeytan üçgenini ortaya çıkarmıştır. Bu skandal açıkça “Türkiye’nin Finansal Susurluk’udur.” Bunun büyümesini önleyemeyen, uyarılara rağmen seyirci kalan SPK ve Borsa İstanbul yönetimleri derhal görevden alınmalıdır. Finansal piyasalarda güveni tesis etmenin ilk adımı, sorumluların hesap vermesidir. İç ve dış kamuoyunu ikna edecek radikal adımlar atılmazsa yarın çok daha büyük krizlerle karşılaşırız. 

ERDOĞAN VE EKİBİ İSTİFA ETMELİDİR

Birkaç yıl önce; Merkez Bankası kasasından buharlaşan 128 Milyar doların hesabı sorulsaydı;bir kolu AK Parti milletvekiline, bir kolu onun SPK Başkanı ağabeyine, bir kolu Saray Danışmanlarına uzanan rüşvet skandalı kapatılmasaydı; kendi bakanlığına dezenfektan satan bakandan hesap sorulsaydı; adı yolsuzluğa karışan dört bakan Yüce Divan’a gönderilseydi;Hazine Bakanı “Manipülasyonu biliyoruz” dediğinde tedbir alınsaydı; bugün küçük yatırımcının parasına çökmeye kim cesaret edebilirdi? Devletin bu kurumları birilerine huzur hakkı ödemek için değil; vurguncuların, dolandırıcıların önünü kesmek için vardır. Tüm yetkiyi elinde toplayan Erdoğan olan bitenden habersizse yönetme kabiliyetini yitirdiği için, haberi olup göz yumduysa görevini suistimal ettiği için olan bitenden sorumludur. Erdoğan ve ekibi, bu skandalda zarar gören küçük yatırımcıların paralarını, büyük vurgunculardan hızla tahsil edip ödedikten sonra istifa etmeli, oturdukları koltukları vakit geçirmeden terk etmeli,bu mazlum milletin yakasından artık düşmelidir!

ASGARİ ÜCRETLİ 9 AYDA ENFLASYONLA 39 BİN LİRA KAYBETTİ

Bereketli topraklarıyla, stratejik konumuyla ve dinamik genç nüfusuyla, vatandaşına en yüksek refahı sunabilecek bir ülke, bu hükümet elinde açlığı konuşuyor. Bu yönetim çocukların ve gençlerin elinden umudu alıyor. Yüzlerine hüznü yazıyor. Bugün Eylül ayıenflasyon rakamları açıklandı. TÜİK’in enflasyonu, İTO ve ENAG’ın enflasyonunun dapiyasa beklentilerinin de oldukça altında kaldı. Anlaşılan TÜİK, 12 aylık enflasyonu yüzde 30’un altına çekmek için ağır bir makyaj yapmış. Diğer taraftan, TÜİK’in resmi verileriyle bile baksak ilk 9 ayda; asgari ücretlinin cebinden 38 bin 769 lira, en düşük emekli aylığını alanın cebinden 29 bin 971 lira enflasyonla çalındı. 

ASGARİ ÜCRETLİ HER AY BİR HAFTA AÇ KALIYOR

Açlık sınırı 38 bin liraya dayandı. Yani asgari ücretlinin parası ancak 3 hafta dayanıyor. Asgari ücretli ayın bir haftasını aç geçirmek zorunda kalıyor. Milyonlarca emekli de neredeyse ayın yarısını aç geçiriyor. Ülkede emekliler hükümete canıyla ihtar çekiyor.Anayasa Mahkemesi önünde yaşamına son veren emekli polisimiz bir gün konuşulup unutuluyor. Ülke, Dostoyevski’nin dediği gibi “Yaşamın, acı çekmenin ta kendisi olduğu”karanlık bir romana dönüştü. Buradan çıkış için, her alanda “arınma” ülkenin beka meselesi haline geldi. Bu Zorbalar Rejimi devam edemez! Çünkü sorunun sebebi olanlar, çözümün adresi olamaz. Ülkemizin içine sürüklendiği bu krizler yumağından çıkışın ilk adımı, gömleğin doğru iliklenecek ilk düğmesi derhal seçimdir!

Yorum yaz

CHP Grup Başkanı Öztrak: “KARŞIMIZDAKİ TABLO TAM BİR KÜLLİYE YILDIZLAR KARMASI”

CHP Grup Başkanı Öztrak, Fon Skandalıyla ilgili Siyaset-Bürokrasi-Fon Yönetimiüçgenindeki isimlere bakıldığında, üçgenin ortasına konabilecek tek resmin Külliye olduğunu belirterek, “Karşımızdaki tablo tam bir Külliye...
Devamını oku

Faik Öztrak: Fon Skandalı Hakkında Araştırma Komisyonu Önergemizi Verdik

21.09.2026 CHP Grup Başkanı Öztrak, ortaya çıkan fon skandalının Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük finansal rezaletlerinden biri olduğunu belirterek, “Bu...
Devamını oku

Faik Öztrak: “24 Yıllık İktidar, 22 OVP: Sonuç Yine Erdoğan’dan Masallar”

11.09.2026 Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanı Faik Öztrak: - “CHP; Kurtuluş Savaşı meydanlarında doğan bir siyasal gelenektir, Cumhuriyet’in kurucu iradesidir....
Devamını oku

Erdoğan Hükümetlerinin 25 Yıllık Karnesi Kırıklarla Dolu

CHP’li Öztrak, AK Parti’nin temel hak ve hürriyetler, hukuk devleti, demokrasi ve ekonomi alanında 25 yıllık karnesinin kırıklarla dolu olduğunu...
Devamını oku

CHP’li Öztrak ve CHP’li Akay’dan Emekliler İçin Kanun Teklifi

CHP’li Öztrak ve CHP’li Akay en düşük emekli aylığının asgari ücret seviyesine çıkartılmasını ve emekli aylığının haczedilemezliği ilkesini güçlendiren düzenlemeleri...
Devamını oku

Saray Fukaranın Tavuğunu Rantiyelerin, Faiz Lobilerinin Folluğuna Yumurtlatıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin bu yılın Ocak-Kasım dönemine milyonlarca çiftçi ve esnafa reva gördüğü desteğin, bir avuç faiz lobisine ve yandaşa...
Devamını oku

Ekonomi Arabasının Motoru Boğuldu, Şanzımanı Dağıldı

CHP’li Öztrak, ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadeleden sadece faiz lobileriyle sıcak para partileri vermeyi anladığını belirterek, “Yüksek faiz ve kontrollü kura...
Devamını oku

Tutuklanan TCMB Başkan Yardımcısının Attığı Diğer İmzalar Hakkında İç Soruşturma Yapıldı Mı?

CHP’li Öztrak, Bankalararası Kart Merkezi soruşturması kapsamında tutuklanan, Merkez Bankası’nın Başkan Yardımcısı Emrah Şener’in TCMB’deki görevi sırasında attığı diğer imzalarla...
Devamını oku

 İletişim

Bize her türlü görüş ve önerilerinizi bildirmek için sağ tarafta yer alan bilgilerden bize ulaşabilirsiniz.
CHP Genel Merkezi: Anadolu Bulvarı No: 12 06520
Söğütözü / ANKARA
Telefon: +90 (312) 207 40 00
Telefon 2: +90 (312) 420 59 48-49
Faks: +90 (312) 207 40 14
E-Posta: info@faikoztrak.com