Main menu
Second Menu
Faik ÖztrakAnasayfa Basın Toplantıları TBMM KonuşmalarıErdoğan Hükümetlerinin 25 Yıllık Karnesi Kırıklarla Dolu

Erdoğan Hükümetlerinin 25 Yıllık Karnesi Kırıklarla Dolu

CHP’li Öztrak, AK Parti’nin temel hak ve hürriyetler, hukuk devleti, demokrasi ve ekonomi alanında 25 yıllık karnesinin kırıklarla dolu olduğunu söyledi.

AK Parti’nin 2002 Seçim Bildirgesi’nde millete vadettiklerini gerçekleştiremediğini, enflasyon liginde o dönem ilk beşte olan Türkiye’nin bugün de ilk beş ülke arasında bulunduğunu, borçların ve faiz ödemelerinin katlandığını, kullanılan trilyonlarca dolarlık kaynağa rağmen milletin sorunlarının çözülemediğini kaydetti. Öztrak, “Erdoğan’ın alayiş valayişle kutladığı AK Partili 25 yılın vatandaşlarımıza, ülkemize faturası çok ağır oldu. Özgürlükler ve demokrasi alanında hızla gerilerken, vatandaşlarımızın yaşam standartlarında bir arpa boyu yol gidilemedi” diye konuştu.

Öztrak, Erdoğan Hükümeti’nin çiftçiye zulmettiğine, hak ettiği desteği vermediğine de dikkat çekerek, “Daha dün, Yağlık ayçiçeği tohumu ithalatına uygulanacak gümrük vergisi indirimini, hasat sürerken iki ay öne çekti. Ayçiçek üreticisini mağdur eden bu düzenleme kim için yapıldı? Hükümet, kim ya da kimler için çiftçiyi ithalat sopasıyla dövüyor?” diye sordu.

Türkiye’nin meselelerini çözecek güce ve potansiyele sahip olduğunu belirten Öztrak, bunun için ülkenin önündeki en önemli engelin artık giderek bir Zorbalar Rejimine dönüşen tek kişilik yönetim olduğunu vurguladı. Öztrak, ekonomideki sorunların çözümü için hukuk devletinin yeniden tesisi, üretim ekonomisine geçiş, hakça paylaşım ve sürdürülebilirlik önlemlerini içeren dört ayaklı bir program önerisinde bulundu.

Terörün bitirilmesi ve terör örgütünün feshedilmesi sürecinde çıkarılan Çerçeve Yasaya, partilerin değil, devletin projesi olarak gördükleri için 4 temel kriterlerini ortaya koyarak, şartlı destek verdiklerini ifade eden Öztrak, Suriye’de terör örgütünün kendini feshetmesi ve SDG’nin silahlı yapılarının Suriye ordusuna entegrasyonu sürecine dair risklerin, devletin istihbarat örgütleri tarafından dikkatle izlenmesi gerektiğinin altını çizdi.

Öztrak, Anayasa’nın ilk 4 maddesinin, üniter devlet yapısının ve milletin bölünmez kardeşliğinin CHP için tartışılmaz olduğunu kaydetti.

CHP TBMM Grup Başkanı Faik Öztrak, bugün Meclis’te düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:

AĞUSTOS MİLLETİMİZİN PRANGALARI SÖKÜP ATTIĞI AYDIR

Ağustos ayının sonuna geldik. Sıcak geçen yaz aylarının ardından, siyasette, ekonomide ve dış politikada tansiyonun yükseleceği yeni bir döneme giriyoruz. Ağustos, tarihimizde önemli zaferlerin yaşandığı bir aydır. Bize Anadolu’nun kapısını açan Malazgirt Zaferi, Ağustos ayındadır. Dünya Savaşında mağlup olmuş, yokluklar içindeki ulusumuzun, yüz yılda bir dünyaya gelen bir dehanın, bir liderin Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde gerçekleştirdiği Büyük Taarruz’un ayıdır. Yine ağustos ayında, Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nde kazanılan zaferle milletimiz, kendisine vurulmak istenen prangayı söküp atmış, emperyalizmin biçtiği müstemleke gömleğini parçalamıştır.

MALAZGİRT İLE DUMLUPINAR ORTAK BİR ANLAYIŞ VE İRADEYLE BAĞLIDIR

Ağustos, Falih Rıfkı’nın, “Nemiz varsa, bağımsız bir devlet kurmuşsak, hür vatandaş olmuşsak, belki nefes alıyorsak, hepsini, her şeyi ona borçluyuz” diye anlattığı; Mehmet Akif’in, “Ne muhteşem bir zaferdi o… Başka bir dünya doğdu” diye tarif ettiği, Dumlupınar’da milletimizin yazdığı destanın ayıdır. Malazgirt ile Dumlupınar arasında 851 yıl vardır. Ancak bu iki zafer birbirine, ortak bir coğrafyada yaşanmış olmanın yanında, ortak bir anlayış ve ortak bir iradeyle de bağlanmıştır. Bu vesileyle, vatan için toprağa düşen aziz şehitlerimizi rahmetle, başta Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bu toprakları bize vatan kılmak için canlarını ortaya koyan tüm gazilerimizi minnetle anıyorum. Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümünü ve milletimizin 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutluyorum.

Bu ay, AK Parti de 25. Yaşını gösterişli bir törenle kutladı. Türkiye neredeyse çeyrek asırdır, AK Parti Hükümetleri tarafından yönetiliyor. Bugün bu ülkede yaşayanların yarıya yakını, kendini bildi bileli Erdoğan’dan başka hükümet başkanı görmedi. 25 yıl, bir ülkenin makus talihini yenmesi, kalıcı refaha ulaşması için yeterli bir süredir. Nitekim 25 yılda; Güney Kore, dünyanın en zengin ülkeleri arasına girdi. Çin, geri kalmış bir tarım toplumundan, dünyanın en büyük ikinci ekonomisine dönüştü. Polonya, yıkık dökük bir ülkeyken büyük bir sanayi ekonomisi oldu. Peki, AK Parti işbaşına gelirken ne vadetti, 25 yılda ne yaptı?

AK PARTİ’NİN 2002 SEÇİM BİLDİRGESİNDEN BUGÜNE…

TÜRKİYE 25 YILDA HAK-HUKUK-ADALETTE DİBİ GÖRDÜ

AK Parti 2002 seçimlerine giderken açıkladığı ilk Seçim Bildirgesi’nde, “Temel hak ve özgürlüklerin, AB standartlarına yükseltileceğini” vadetmişti. 25 yıl sonra… Türkiye, Dünya Özgürlük Endeksi’nde Nijerya, Tanzanya, Pakistan gibi ülkelerle birlikte “Özgür olmayan” ülkeler ligine düştü. Son 20 yılda özgürlüklerin en ağır yara aldığı ülkeler arasında yer aldı.

AK Parti aynı bildirgede, “Gerçek anlamda bir hukuk devleti olma” sözü verdi. Türkiye, Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde, 2014’te Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilip “Ben öncekiler gibi olmayacağım” diyerek Tek Kişilik Yönetim sistemine geçiş sürecini başlattığında 59. Sıradaydı. Bugün 143 ülke içinde 118. Sırada… Gine, Nijerya, Gabon gibi ülkelerle aynı seviyelerde…

2002 Beyannamesi’nde AK Parti sürdürülebilir kalkınma için demokrasinin öneminden bahsediyordu. Kalkınmayı, “Toplumun çoğulcu yapısına saygılı, demokratik bir arayış” olarak tanımlıyordu. 25 yıl geçti… AK Parti bugün Türkiye’yi Demokrasi Endeksi’nde 179 ülke içinde 140. Sıraya geriletti. Bu endekste 2000’lerin başında, “Seçimli Demokrasiler” kategorisinde olan Türkiye, 2008’den sonra “Gri Alana”, 2014’ten itibaren yaşanan tek adam rejimine geçiş sürecinde ise “Seçimli Otokrasi” kategorisine düştü…

25 YIL ÖNCE DE ENFLASYONDA İLK BEŞTEYDİK, BUGÜN DE…

Erdoğan yönetimlerinin hukuk devletini, demokrasiyi, temel hak ve hürriyetleri tahrip etmesinin faturası da hep millete kesildi… Milletin cebindeki paralar eriyip gitti. Aynı beyannamede AK Parti, “Enflasyonla Mücadele” başlığı altında, “2001 yılı itibariyle sadece dört ülkenin enflasyon oranı, Türkiye’nin üzerinde kalmıştır” diyor, “Tek haneli enflasyon” hedefi koyuyordu. Yıl 2026… Bugün yine, dünyada enflasyonu en yüksek beşinci ülkeyiz. Aradaki tek fark şu: 2001’de önümüzdeki ülkeler Angola, Kongo, Zimbabve ve Beyaz Rusya’ydı. Bugün önümüzdeki ülkeler Venezuela, İran, Güney Sudan ve Arjantin…

2026’NIN TEMMUZ ENFLASYONU GELDİKLERİ DÖNEMİN ÜSTÜNDE!

Oysa 2002 sonunda AK Parti Hükümeti, enflasyonu bir yılda yüzde 68,5’ten yüzde 29,7’ye indirme başarısını gösteren “Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı’nı” önceki Hükümetten devraldı. Göreve geldiği ilk yıl Temmuz ayı enflasyonu yüzde 27,4’tü. Programa sadık kaldığı dönemde enflasyon tek hanelere indi. Ne zaman ki Recep Tayyip Erdoğan kerameti kendinden menkul, “faizi enflasyonun sebebi” gören bir garabeti uygulamaya kalktı, enflasyonu azdırdı. Bu yıl temmuz ayında enflasyon yüzde 31,8. 23 yıl önce şikayet ettikleri seviyenin 4,5 puan üstünde.

HER ÇOCUK 6 BİN 234 DOLAR DIŞ BORÇLA DOĞUYOR, HER ÜÇ VATANDAŞA BİR İCRA DOSYASI DÜŞÜYOR

2002 yılında bu ülkede, her çocuk dünyaya 1.997 dolar dış borçla gelirken, bugün bu üçe katlandı. Artık her çocuk, dünyaya gözlerini 6 bin 234 dolar dış borçla açıyor. AK Parti işbaşına geçtiğinde İcra İflas Dairelerindeki dosya sayısı 8,6 milyondu. Geçtiğimiz yılsonu itibariyle dosya sayısı 35,3 milyona ulaştı. AK Parti göreve geldiğinde ülkede her sekiz kişiden birine bir icra dosyası düşüyordu. Şimdi her üç kişiden birine bir icra dosyası düşüyor.

BORÇ VE FAİZ KARNESİ EVLERE ŞENLİK: FAİZ SEBEP DEDİ, FAİZ FATURASINI ÜÇE KATLADI

AK Parti’den önceki 25 yılda Hükümetlerin bütçeden ödediği faiz 250 milyar dolardı. Erdoğan yönetiminde, ülkenin son 25 yılda ödediği faiz 685 milyar dolar. Yani, kendinden önceki 25 yılda faiz lobilerine ödenen paranın yaklaşık 3 katı! Erdoğan hükümetlerinin borç ve faiz karnesi evlere şenlik! Ama evlere şenlik olan sadece borç ve faiz karnesi değil… Yolsuzluk karnesi de kırıklarla dolu… Saydam bir yönetimden beklenen harcadığı her kuruşun hesabını vermesidir. Ancak AK Parti’den bunu hiç göremedik. Türkiye, Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 2014’te 64. Sıradaydı, tek kişilik rejime geçtiğimiz 2018’de 78. Sıraya, 2025 itibariyle de 124. Sıraya kadar düştü. Bu, bugüne kadar gördüğümüz en kötü seviye!

AK PARTİ KENDİNDEN ÖNCEKİ TÜM HÜKÜMETLERİN 5 KATI KAYNAK KULLANDI

Cumhuriyetin kurulmasından AK Parti’nin göreve gelmesine kadar geçen 79 yılda 57 hükümet görev yaptı. Bu Hükümetler; 160 milyar doları iç ve dış borç, 8 milyar doları özelleştirme geliri, 546 milyar doları da vergi geliri olmak üzere toplam 713 milyar dolar kaynak kullandı. AK Parti hükümetleri ise son 24 yılda; 246 milyar doları iç ve dış borç, 66 milyar doları özelleştirme geliri, 3 trilyon 407 milyar doları da vergi geliri olmak üzere toplam 3 triyon 719 milyar dolar kaynak kullandı. Yani AK Parti, kendinden önceki tüm Hükümetlerin 79 yılda kullandığı kaynağın beş katından fazlasını 24 yılda kullandı!

KULLANILAN TRİLYONLARCA DOLARLIK KAYNAĞA RAĞMEN MİLLETİN SORUNLARI ÇÖZÜLEMEDİ

Önceki Hükümetler her 100 dolar kaynak karşılığında ülkeye 714 dolar gelir sağlarken, Erdoğan Hükümetleri sadece 524 dolar gelir sağlayabildi. Özellikle tek kişilik ucube sisteme geçildikten sonra, ekonomi çok kötü yönetildi. Trilyonlar son derece verimsiz kullanıldı. Bu iktidarın son 25 yılda harcadığı trilyonlarca dolarlık kaynağa rağmen hala emeklilerimiz “Geçinemiyoruz” diye feryat ediyor. Emekli olduktan sonra çalışmak zorunda kalanların sayısı hızla artıyor. Emekliler iş kazalarında hayatını yitiriyor. Gazilerimiz parklarda hak mücadelesi verirken polis şiddetine uğruyor. Genç öğretmenler yıllarca atanmıyor. Haklarını aradıklarında üstlerine biber gazı sıkılıyor. Çocuklar yakında okula başlayacak. Aileler bu yıl da, “Masrafları nasıl karşılayacağım” diye kara kara düşünüyor.

ERDOĞAN HÜKÜMETİ ÇİFTÇİYİ İTHALAT SOPASIYLA DÖVÜYOR

Çiftçi yasanın emrettiği desteği alamıyor. Erdoğan Hükümeti çiftçiye zulmediyor. Daha dün, Yağlık ayçiçeği tohumu ithalatına uygulanacak gümrük vergisi indirimini, Hasat sürerken iki ay önceye çekti. Ayçiçek üreticisini mağdur eden bu düzenleme kim için yapıldı? Hükümet, kim ya da kimler için çiftçiyi ithalat sopasıyla dövüyor?

VAATLER YERİNE GELMEDİ; AZ GİDİLDİ, UZ GİDİLDİ, BİR ARPA BOYU YOL GİDİLEMEDİ

Ülkede gelir dağılımı 2002’den bu yana düzelmiyor. Türkiye, üyesi olduğu OECD içinde gelirin en adaletsiz paylaşıldığı ülkeler arasında yer alıyor. Özetle yasakları, yoksulluğu ve yolsuzluğu bitirme iddiasıyla iş başına gelen AK parti yönetimleri, 25 yılın sonunda her üç vaadini de yerine getirmedi. Erdoğan’ın alayiş valayişle kutladığı AK Partili 25 yılın vatandaşlarımıza, ülkemize faturası çok ağır oldu. Özgürlükler ve demokrasi alanında hızla gerilerken, vatandaşlarımızın yaşam standartlarında bir arpa boyu yol gidilemedi.

CUMHURİYET SAVUNMA SANAYİNE KURULUŞUNDAN BERİ ÖZEL ÖNEM VERİR

AK Parti hükümeti 25 yılın sonunda vitrine bir tek savunma sanayiindeki gelişmeleri koyabiliyor. Ama bunun da alt yapısında, kendilerinden önceki hükümetlerin olduğundan hiç bahsetmiyor. Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan bu yana savunma sanayine özel bir önem verdi. Daha Kurtuluş Savaşı sürerken bugünkü Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu’nun nüvesi olan İmalat-ı Harbiye Umum Müdürlüğü kuruldu. Bunu, Kurtuluş Savaşı’nın hemen ardından Kırıkkale’de Top ve Mühimmat Fabrikası e Silah Fabrikası’nın kurulması takip etti. Türk savunma sanayinin ilk özel sektör fabrikasının ve Kayseri’de uçak fabrikasının kurulması da yine bu yıllara rastlar. 70’lerde Kıbrıs Barış Harekatı’nın ardından gelen ambargoya, Türkiye kendi savunma sanayi firmalarını kurarak karşılık verdi. Rahmetli Turgut Özal’ın başbakanlığı döneminde Savunma Sanayi Müsteşarlığı kuruldu. AK Parti de, farklı hükümetler tarafından geliştirilen savunma sanayine destek politikasını sürdürdü.

SAVUNMA SANAYİNDEKİ SEVİYE ÖNEMLİ AMA DİĞER SORUNLARIN ÜSTÜNÜ ÖRTEMEZ

Savunma Sanayiinde ulaştığımız seviyenin mevcut küresel ve bölgesel koşullarda ülkemize önemli bir stratejik üstünlük sağladığı yadsınamaz. Ama bu gelişme; hukuk devletinin, demokrasinin ayaklar altına alınmasının, kurumsal kapasitenin yerle bir edilmesinin, zenginin her geçen gün daha zenginleşmesinin, fakirin her geçen gün daha da fakirleşmesinin, enflasyonun bir türlü yüzde 30’un altına indirilememesinin üstünü örtmez. Kontrollü kur – yüksek faiz politikasıyla üreticinin nefessiz kaldığı, insanların hayat pahalılığı ile işsizlik arasında ezildiği, gençlerin anne babalarının sahip olduğu yaşam düzeyine dahi ulaşabilme umutlarını yitirdiği gerçeğini değiştirmez. Ülkeyi 25 yıldır yöneten bir Hükümet artık “dış güçler, o, bu” diyerek de sorumluluktan kaçamaz. Tutturamadığı hedefler için bahaneler üretemez. Hatalarının millete faturasını konjonktüre yükleyemez.

TÜRKİYE’NİN ÖNÜNDEKİ ENGEL ZORBALAR REJİMİNE DÖNÜŞMEYE BAŞLAYAN TEK KİŞİLİK REJİM

Ülkemiz, bereketli topraklarıyla, yer kürenin kalbindeki konumuyla, taşı sıksa suyunu çıkarabilecek genç nüfusuyla, dünyanın her köşesinde alın teri döken iş insanlarıyla, en güç durumlarda, en ağır krizlerde bile doğru teşhis ve doğru tedavi ortaya konduğunda hızla toparlanabilen ekonomisiyle, vatandaşlarına dünyanın en ileri ülkelerindeki refah seviyesini sağlayabilir. Bugün bunun önündeki en büyük engel, artık otokrasiden üst üste gelen krizleri çözmek yerine, ülkeyi yönetme aygıtı haline getiren, vatandaşlarına korku salarak kendine bağlamaya çalışan, milletin kesesindekini yandaşın ve çıkar ağlarının kasalarına aktaran, bir “Zorbalar Rejimine” dönüşmeye başlayan tek kişilik rejimdir. Türkiye’nin, sorunun sebebi olan bu kötü yönetimle çözüm üretme ihtimali yoktur. O yüzden gömleğin doğru iliklenecek ilk düğmesi bu yönetimin milletin oyuyla evine gönderilmesidir.

DÖRT AYAKLI PROGRAMLA TÜRKİYE AYAĞA KALKAR

Bunun ardından,

1) Saray rejiminin yıprattığı hukuk devleti, adalet, demokrasi ve yıktığı kurumsal kapasite yeniden ayağa kaldırmalıdır. Adına Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denen ucube rejimden, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçilmeli, ülkede adaleti, güveni ve öngörülebilirliği yeniden tesis edilmelidir.

2) Bu sağlam zemin üstünde uzun vadeli bir planlamayla, tutarlı ve akılcı politikalarla; genç nüfusumuzu çağın gerektirdiği yeteneklerle donatıp üretime katarak; verimliliği, etkinliği ve küresel rekabet gücümüzü artırmayı önceleyerek; yatırım, istihdam, teknoloji eksenli bir dönüşümü gerçekleştirerek üretim ekonomisi hayata geçirilmelidir.

3) Kimseyi geride bırakmayan, toplumun tamamını kucaklayan akılcı politikalarla ekonomide sürdürülebilirlik sağlanmalı, ortaya çıkacak refah adaletle paylaşılmalıdır.

4) Bu politikalar mali, parasal, çevresel sürdürülebilirliği muhafaza ederek uygulanmalıdır.

ZAMAN GELECEĞİN ZAFERLERİNE HAZIRLANMA VAKTİDİR

Türkiye, liyakat sahibi, ahlaklı kadroların elinde, hesap veren, saydam bir anlayışla yönetildiğinde bu dört temel alanda dönüşümü sağlayacak güven veren, doğru bir programla, enflasyonu kısa sürede düşük tek haneye, kalıcı bir biçimde indirebilir. Türk Lirasına yeniden itibar ve istikrar kazandırır. Milletimizi nitelikli ve insan onuruna yaraşır gelir sağlayan yeni iş imkanlarıyla buluşturur. Gelirin bireyler, haneler ve bölgeler arasında adil ve dengeli dağılmasını sağlar. Ekonomi hızla ayağa kalkar. Kesintisiz yüksek büyüme dönemine geçilir. Emeklinin, gazinin, gencin, madencinin, çiftçinin, esnafın, iş insanlarının yüzü güler. Ülkemizin muazzam potansiyeli ortaya çıkar. Milletimiz, 26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz’u nasıl 30 Ağustos’ta Büyük Zafer’le sonuçlandırdıysa, bugün de aynı kararlılıkla vereceği mücadeleyle Türkiye’yi, özgür, adil, zengin, bölgesinde lider, güvene ve istikrara sahip bir ülke hedefine ulaştıracak güce sahiptir. Zaman sadece geçmişteki zaferlerle övünmek değil, geleceğin zaferlerine de hazırlanmak zamanıdır.

HİKAYELERİ DİNLEYEN DEĞİL, YAZAN ÜLKE OLMAK GEREKİYOR

AK Parti yönetiminin sebep olduğu ekonomik ve sosyal sorunların yanı sıra, bölgemizin hem kuzeyinde hem de güneyinde önemli jeostratejik kırılganlıkların yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Avrupa’nın ortasında Ukrayna’da ve Ortadoğu’da yeni hikayeler yazılıyor. Bu hikayeleri dinleyenlerin değil, yazanların arasında olmak gerekiyor.

ÇERÇEVE YASAYI PARTİLERİN DEĞİL DEVLETİN PROJESİ OLARAK GÖRDÜK

Ülkemizin 40 yıldır uğraştığı terör örgütünün tasfiyesi ve terör sorununun bitirilmesinin ilk adımı olan Çerçeve Yasa TBMM tatile girmeden geçti. Biz bu yasayı o ya da bu partinin değil, devletin projesi olarak gördüğümüz için destekledik. Bunu yaparken, uygulamada sorunu kalıcı bir biçimde çözecek, takip edilmesi gereken şu dört kritere dikkat çektik:

Birincisi, terör örgütünün doğrulanabilir, denetlenebilir ve geri dönüşsüz biçimde silahlarını bırakması, örgütsel varlığını sona erdirmesidir. Bu olmadan süreç fiilen başlamamalıdır.

İkincisi, tüm yurttaşlarımızı kapsayan, demokrasiyi ve hukuk devletini temel alan reformların yapılmasıdır.

Üçüncüsü, bölge ülkelerinde birbirleriyle bağlantılı silahlı yapıların geleceğini de kapsayan bölgesel güvenlik düzenlemesinin hayata geçirilmesidir.

Dördüncüsü, dış güçlerin, vekil yapılanmalar üzerinden bölgeye ve Türkiye’ye müdahalesini sınırlayacak “Egemenlik stratejisinin” oluşturulmasıdır.

SURİYE’DE ÖRGÜTÜN KENDİNİ FESİH SÜRECİ DİKKATLE İZLENMELİ

Biz, Çerçeve Yasa’nın çıkmasını “Şartlı bir başlangıç” olarak görüyoruz. Bu meselenin, millet iradesinin tecelligahı Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında çözülmesi gerektiğini her defasında vurguladık, vurgulamaya devam edeceğiz. Milletimizin vicdanını yaralayacak, şehit ailelerimizin ve gazilerimizin yüreğini sızlatacak bir sürecin başarıya ulaşmasının mümkün olmadığını bir kere daha hatırlatıyoruz. Suriye’de terör örgütünün kendini feshetmesi, SDG’nin silahlı yapılarının Suriye ordusuna entegrasyonuyla başlayan sürece dair risklerin devletin istihbarat örgütleri tarafından dikkatle izlenmesi gerektiğini de not ediyoruz.

ANAYASANIN İLK DÖRT MADDESİ TARTIŞMAYA AÇIK DEĞİL

Ayrıca üniter devlet yapımızın; Anayasamızın devletin şeklini ve Cumhuriyetin niteliklerini tanımlayan, Türkiye’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü, resmi dilini, bayrağını, milli marşını ve başkentini hüküm altına alan ilk 4 maddesinin; milletimizin bölünmez kardeşliğinin bizim için tartışılmaz olduğunu da bir defa daha tekrarlamak istiyorum.

TÜRKİYE İSRAİL’İN OYUNLARINA GELMEZ

Son olarak, İsrail’in Suriye’nin kuzeyindeki bir askeri havaalanına düzenlediği saldırıyı ve sonrasında yapılan açıklamaları dikkatle takip ediyoruz. Türkiye ile gerginlik çıkarıp bunu yaklaşan seçimlere meze etme hadsizliğini gösteren, bölgenin istikrara kavuşmasını engellemeye çalışan Netanyahu Hükümeti ülkemizin bu oyunlara gelmeyeceğini bilmelidir. Hükümetin bu hadsizliğin tekrarını önleyecek önlemleri almasını bekliyoruz.

TÜRKİYE’NİN HEDEFLERİNE ULAŞACAK GÜCÜ VARDIR

Bugün burada ekonomiden demokrasiye, hukuktan güvenliğe ve dış politikaya kadar pek çok başlığa değindim. Bütün bu meselelerde çıkış noktamız da, varmak istediğimiz yer de aynıdır: Daha güçlü, daha özgür, daha adil ve daha müreffeh bir Türkiye! Türkiye’nin bunu başaracak gücü, birikimi, insan kaynağı mevcuttur. Yeter ki milletimizin enerjisini, ülkemizin büyük potansiyelini doğru politikalarla harekete geçirelim, devletimizin kurumlarını yeniden güçlendirelim, milletimize ve ortak geleceğimize olan güvenimizi kaybetmeyelim. Son genel seçimlerde, her görüşten vatandaşımızın oy verdiği, ülkenin makul ve güvenilir partisi olmayı başaran Cumhuriyet Halk Partisi olarak, ülkemizin önündeki bütün güçlükleri aşabileceğimize, Türkiye’yi hak ettiği yere ulaştırabileceğimize inanıyoruz.

TEMYİZ TALEBİNİ GERİ ÇEKEN YARGITAY’A MÜRACAAT EDEN KİŞİLER

Toplantının sonunda Öztrak, mutlak butlan kararıyla ilgili temyiz talebinin neden geri çekildiği yönündeki soru üzerine, “Bildiğim kadarıyla Yargıtay’a müracaat eden kişiler taleplerini geri çektiler. CHP kurumsal olarak geri çekmedi” dedi.    

Yorum yaz

Erdoğan Hükümetlerinin 25 Yıllık Karnesi Kırıklarla Dolu

CHP’li Öztrak, AK Parti’nin temel hak ve hürriyetler, hukuk devleti, demokrasi ve ekonomi alanında 25 yıllık karnesinin kırıklarla dolu olduğunu...
Devamını oku

CHP’li Öztrak ve CHP’li Akay’dan Emekliler İçin Kanun Teklifi

CHP’li Öztrak ve CHP’li Akay en düşük emekli aylığının asgari ücret seviyesine çıkartılmasını ve emekli aylığının haczedilemezliği ilkesini güçlendiren düzenlemeleri...
Devamını oku

Saray Fukaranın Tavuğunu Rantiyelerin, Faiz Lobilerinin Folluğuna Yumurtlatıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin bu yılın Ocak-Kasım dönemine milyonlarca çiftçi ve esnafa reva gördüğü desteğin, bir avuç faiz lobisine ve yandaşa...
Devamını oku

Ekonomi Arabasının Motoru Boğuldu, Şanzımanı Dağıldı

CHP’li Öztrak, ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadeleden sadece faiz lobileriyle sıcak para partileri vermeyi anladığını belirterek, “Yüksek faiz ve kontrollü kura...
Devamını oku

Tutuklanan TCMB Başkan Yardımcısının Attığı Diğer İmzalar Hakkında İç Soruşturma Yapıldı Mı?

CHP’li Öztrak, Bankalararası Kart Merkezi soruşturması kapsamında tutuklanan, Merkez Bankası’nın Başkan Yardımcısı Emrah Şener’in TCMB’deki görevi sırasında attığı diğer imzalarla...
Devamını oku

Resmi İşsiz Sayısı İle Gerçek İşsiz Sayısı Arasındaki Fark İlk Kez 10 Milyonu Aştı

CHP’li Öztrak, Haziran ayında gerçek işsiz sayısının 13,4 milyon kişiye ulaşarak rekor kırdığını; resmi işsiz sayısı ile gerçek işsiz sayısı...
Devamını oku

Sadece İstatistiklerle Yalan Değil; İstatistiklerle Talan

CHP’li Öztrak, TÜİK’in açıkladığı Haziran ayı rakamının beklentilerin ve diğer kurumların hesaplarının çok altında kaldığına, market fiyatlarındaki değişimler ile TÜİK’in...
Devamını oku

Faiz Harcamalarının Bütçe Üzerindeki Baskısı Artıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin hukuk tanımazlığı nedeniyle artan faizlerin bütçe üzerine her ay daha fazla baskı yaptığına dikkat çekerek, “İlk 4...
Devamını oku

 İletişim

Bize her türlü görüş ve önerilerinizi bildirmek için sağ tarafta yer alan bilgilerden bize ulaşabilirsiniz.
CHP Genel Merkezi: Anadolu Bulvarı No: 12 06520
Söğütözü / ANKARA
Telefon: +90 (312) 207 40 00
Telefon 2: +90 (312) 420 59 48-49
Faks: +90 (312) 207 40 14
E-Posta: info@faikoztrak.com