TBMM – CHP’li Öztrak, Ergene Havzası’ndaki Islah OSB’lerde Bakanlık kredisiyle yapılan arıtma tesisleri için geri ödemelerin kısa süre içinde başlayacağını belirterek, “Ekonominin zor günlerden geçtiği bu dönemde, yapılacak bu ödemeler firmalara çok büyük yükler getirecektir. Kredi geri ödemeleri için firmalara kolaylık sağlayacak düzenlemelerin acilen yapılması gerekiyor” dedi.
CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün yanıtlaması talebiyle verdiği soru önergesiyle, Ergene Havzası’ndaki Organize Sanayi Bölgeleri’nin(OSB) yaklaşan bakanlık kredisi geri ödemelerini TBMM gündemine taşıdı.
Ekonominin zor günlerden geçtiğini, pek çok firmanın da ciddi ekonomik ve finansal sıkıntılarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Öztrak, özellikle Bakanlık kredileriyle yapılan tesislerin geri ödemelerinin yaklaştığı Islah Organize Sanayi Bölgeleri’nde firmaların, ekonomik dar boğaz riskiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çekti. Bu OSB’lerden birinin de Tekirdağ Muratlı’daki Islah OSB olduğunu kaydeden Öztrak, önergesinde özetle şunları belirtti:
BAKANLIK KREDİSİNİN ÖDEMELERİ YAKINDA BAŞLIYOR
Muratlı Islah Organize Sanayi Bölgesi’nde 8 Nisan 2014 tarihinde yer teslimi yapılarak inşaatına başlanan Muratlı Evsel ve Endüstriyel Atıksu Arıtma Tesisi’nin yapım işleri tamamlanmak üzeredir. Üç yıl geri ödemesiz, on yılı geri ödemeli Bakanlık kredisiyle yapılan Atıksu Arıtma Tesisi’nin ihalesinin ve ilk hakediş ödemesinin üzerinden 2,5 yıl geçmiştir. Birkaç ay içinde kredi geri ödemeleri başlayacaktır.
ARITMA TESİSİ VE ALTYAPIYA 10 YILDA 60 MİLYON TL ÖDENECEK
Bu çerçevede, altyapı hatlarının bulunmaması nedeniyle, tesis ve mülk sahiplerine altyapı hizmeti verilemeyen Muratlı Islah OSB’nin, 165 bin TL’lik aylık aidat gelirine karşın önümüzdeki 10 yıllık süreçte Atıksu Arıtma Tesisi ve Altyapı İnşaatı için yaklaşık 60 milyon TL harcama yapması beklenmektedir.
BAKANLIK KREDİSİ YENİDEN YAPILANDIRILACAK MI?
Henüz kullanılmayan bu sistemlerin parasının, şu anda kendi arıtma tesislerini kullanan firmalardan alınmaya başlamasının söz konusu firmalara çok büyük yükler getireceği ortadadır. Tüm bu sebeplerle, firmalara kolaylık sağlayacak düzenlemelerin acilen yapılması gerekmektedir.
Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik zorluklar düşünüldüğünde; özellikle Ergene Havzası’nda kurulan ıslah OSB’lerdeki Atıksu Arıtma Tesisleri için kullandırılan Bakanlık kredilerinin yeniden yapılandırılması; böylece kredi vadesi uzatılıp dönemlik ödemeler azaltılarak firmaların rahatlatılması düşünülmekte midir?
TBMM – CHP’li Öztrak, Türkiye zor günlerden geçerken iktidarın 94 gündür hukuksuz fiili başkanlığa hukuki boyut kazandırmak için çalıştığını belirterek, “AKP ve MHP adını bile açıkça söylemekten utandıkları ucube başkanlık projesini gündeme getirdiler. Böyle bir ucube gündemdeyken, Cumhurbaşkanı ‘Daha fazla yatırım yapın’ diyor. Bu teklifle getirilmek istenen rejimin olduğu ülkeye kim yatırım yapar?” diye konuştu.
AKP’nin göreve geldiği günden itibaren geçen 14 yılda ülkeye 39 milyar Dolar kaynağı belirsiz para girdiğini kaydeden Öztrak, “Cumhurbaşkanının elinde doları, avrosu, faizi olan teröristlerden bahsettiği bir ortamda bu olağanüstü yüksek kaynağı belirsiz döviz girişlerini araştırmak ve milleti bilgilendirmek Meclisimizin görevidir” dedi.
TBMM Genel Kurulu’nda, kaynağı belirsiz para girişlerinin araştırılması için verdiği Meclis Araştırma Önergesi üzerinde söz alan CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, AKP iktidarının başlangıcından 2016’nın Kasım ayına kadar geçen 14 yılda ülkeye giren, nereden geldiği belli olmayan para tutarının 39 milyar Dolar olduğunu ifade etti. Buna karşın Türk ekonomisinin dışa açıldığı 1980’den başlayarak 2002’ye kadar geçen 22 yılda Türkiye’ye gelen kaynağı belirsiz paranın toplamının “sıfır” olduğuna dikkat çeken Öztrak, özetle şunları söyledi:
ELİNDE DÖVİZ OLAN TERÖRİSTSE…
Sadece 2016’nın on bir ayında net hata noksan hesabından ülkemize 9,6 milyar dolar para girmiştir. Böyle giderse geçtiğimiz yıl yani 2016 yılı nereden geldiğini bilmediğimiz para girişleri bakımından Türkiye’de yeni bir rekor kıracaktır. Cumhurbaşkanının elinde doları, avrosu, faizi olan teröristlerden bahsettiği bir ortamda bu olağanüstü yüksek kaynağı belirsiz döviz girişlerini araştırmak ve milleti bilgilendirmek Meclisimizin görevidir diye düşünüyorum.
BAKAN RİSK YOK DİYOR AMA ŞİRKETLERİN KUR ZARARI 166 MİLYAR TL
Paramızın değeri dolar, euro karşısında hızla eriyor. Ligimizde son bir yıldır dolar karşısında parasının değeri en hızlı değer yitiren ekonomi biz olduk. Türk lirasının değerinin erimesiyle millet her geçen gün fakirleşiyor, aşını işini kaybetme tehlikesi her geçen gün artıyor. Reel sektör, yüksek dış borçları nedeniyle son bir yılda 166 milyar Türk lirası kur farkı zararı yazdı. Buna rağmen Ekonomi Bakanı Sayın Zeybekci bugün “Kur riski yok.” diyebiliyor. Sayın Bakan, yılbaşından bu yana geçen sadece on üç günde şirketlerimizin kur farkı zararı 61 milyar Türk lirası oldu, bunun farkında mısınız?
REZERV 35 MİLYAR DOLAR, İHTİYAÇ 200 MİLYAR DOLAR
Önümüzdeki bir yılda ödeyeceğimiz dış borç 164 milyar dolar. Buna bir de 2017 yılı için öngördüğümüz 32 milyar dolarlık cari açığı ekleyin, 2017’de dışarıdan bulmamız gereken para, döviz yaklaşık 200 milyar dolar. Bölün 365’e her gün yarım milyar dolar bulmak gerekiyor. Hâl böyleyken Başbakan “Dolardan bize ne, dolsa ne olur dolmasa ne olur. Ben kasaya girene bakarım.” dedi. Peki arkadaşlar, kasada ne var? Ben söyleyeyim, 11 Ocak itibarıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının kasasında altın dâhil net rezerv 34,7 milyar dolar. Bu, dışarıdan eğer para bulamazsak iki ay ancak dayanabileceğimizi gösteriyor.
CUMHURBAŞKANINA UYAN YAYA KALDI
Yıllardır dış borçla ekonomiyi yüzdüren bu ülkenin Cumhurbaşkanı şimdi vatandaşa “Dolar satın.” diyor. Ama Ekonomi Bakanı da “Merkez Bankası sakın ha dolar satmasın.” diyor. Cumhurbaşkanı bunu ilk söylediği gün bin dolar satan vatandaşımız Türk lirasını cebine koydu. Bugün bankaya gittiğinde cebindeki bu parayla ancak 684 dolar alabiliyor. Değerli iktidar partisi milletvekilleri, değerli Hükûmet, bu zararı telafi etmeyi düşünmüyor musunuz?
Konuşmasında TBMM’de görüşülen Başkanlık teklifine de değinen Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:
ADINI BİLE SÖYLEMEKTEN UTANIYORLAR
İktidar, 11 Ekim 2016’dan bu yana, yani doksan dört gündür hukuksuz fiilî başkanlığa hukuki boyut kazandırmak için mesai harcıyor. AKP ve MHP grupları “Cumhurbaşkanına Anayasa’yı uyduramadık, Anayasa’yı Cumhurbaşkanına uyduralım” diyerek adını bile açıkça söylemekten utandıkları bir ucube başkanlık projesini ülke gündemine getiriyorlar. Böyle bir ucube gündemdeyken, Sayın Cumhurbaşkanı, ülkede yaşanan sıkıntı ve sorunların hiç birinin Türkiye’de döviz kurunun bugünkü seviyelere gelmesini açıklamadığını söylüyor. Şirketlerden daha fazla yatırım ve üretim yapmalarını istiyor.
BÖYLE BİR ÜLKEYE KİM YATIRIM YAPAR?
Bu ucubenin üretenler ve yatırımcılar açısından ne ifade ettiğine bir bakalım: Yatırım ve faaliyet iznini, teşvikleri parti genel başkanı da olan cumhurbaşkanı verecek. İşletmeyi partili cumhurbaşkanının vergi kontrolörleri, sosyal güvenlik müfettişleri denetleyecek, partili cumhurbaşkanı, “Bu işletmenin sahipleri bana muhalefet etti” diye elindeki denetim ve müeyyide gücüyle senin işletmeni bitirmeye çalışacak. Sen bu haksız işlemler karşısında mahkemeye başvurmak isteyeceksin, bir de bakacaksın karşında cumhurbaşkanının savcı ve hâkimleri oturuyor. Böyle bir tek adam rejiminde milletin canı, malı cumhurbaşkanının iki dudağı arasında olacak. Elinizi vicdanınıza koyun, böyle bir rejimin olduğu ülkeye kim yatırım yapar? Çok açık söyleyeyim; önümüze konan, tüm güçleri tek elde toplayan ve demokrasiden diktatörlüğe geçişin önünü açan bu ucube girişim ve siyasi belirsizliği daha da artıracak bir referandum ülkedeki yangının üzerine benzin dökmekten başka hiçbir şey değildir.
MİLLETE GİTMEKTEN KORKMAYIZ
“Millete gitmekten korkmayın” deniliyor. Biz, milletimize gitmekten hiçbir zaman korkmadık, korkmadığımızı da her zaman gösteriyoruz. Ama ülke olağanüstü hâl rejimiyle yönetilirken; artan terörün vatandaşa saldığı korku güvenliği diğer tüm ihtiyaçların önüne geçirip yurttaşlarımızı depolitize ederek güce yönelişi artırırken; iktidar, en küçük aykırı bir sesi dahi tehdit kabul edip kovuşturmaya tabi tutarken; medya, iktidarın fiili baskısı ve mali kontrolü altındayken; insanların sesini çıkardığı tek mecra olan sosyal medyaya sürekli kapatma ve yavaşlamalar uygulanırken toplumsal bir mutabakat metni olması gereken anayasa değişikliğini nasıl yapacağız? Mevcut baskı ve bilgi kirliliği ortamında halk bunu nasıl içselleştirecek? Yapılacak referandum nasıl adil olacak? Millî irade sağlıklı bir biçimde nasıl tespit edilecek
GELİN VAZGEÇİN
Yol yakınken, siyasi belirsizliği artıran, kutuplaşmayı artıran, terörü azdıran, ekonomiyi boğan bu ucube başkanlık projesini geri çekin, OHAL kanun hükmündeki kararnameleriyle ekonomiyi yönetmekten vazgeçin. İlgili ilgisiz her bakanın veya danışmanın ekonomik fikir beyan etmesinin önüne geçin. Gelin, ah ve vebal almak yerine milletin hayır duasını almayı seçin.