ANKARA- CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Hükümetin açıkladığı eylem planlarını TBMM gündemine taşıdı.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yanıtlaması talebiyle verdiği soru önergesinde, Hükümetin son iki ayda açıkladığı iki “Öncelikli Dönüşüm Programları Eylem Planı” paketinin, ülkenin yurtiçi ve yurtdışı ekonomik hayatıyla ilgili konularda yüksek düzeyde karar almakla görevli olan Yüksek Planlama Kurulu’nda görüşülüp görüşülmediği sorusunu gündeme getirdi.
Öztrak, Davutoğlu’nun açıkladığı ikinci pakette, “Yurtiçi Tasarrufların Artırılması ve İsrafın Önlenmesi Programı Eylem Planı” kapsamında, sermaye piyasası araçlarının vergilendirilmesinde stopaj oranının farklılaştırılmasına dikkat çekerek, menkul kıymetler piyasasına yeni bir vergi düzenlemesi gelip gelmeyeceğini, yabancıların Türkiye’de kısa vadeli veya spekülatif giriş çıkışlarına vergi uygulanıp uygulanmayacağını sordu.
CHP’li Öztrak, Başbakan Davutoğlu’na şu soruları yöneltti:
“İlki Kasım, ikincisi Aralık ayında açıklanan ‘Öncelikli Dönüşüm Programları Eylem Planları’ için Yüksek Planlama Kurulu’ndan herhangi bir karar çıkarılmış mıdır? Hisse senetleri piyasasındaki alım satımlarda, hisse senedinin elde tutulma süresine göre stopaj farklılaştırması düşünülmekte midir? Yabancıların Türkiye’de menkul kıymetler piyasasında kısa vadeli alım satımlarına vergi uygulamayı düşünüyor musunuz? Yabancılara yönelik menkul kıymetler piyasasında bir vergilendirme düşünüyorsanız, bu vergiyi girişte mi yoksa çıkışta mı almayı planlıyorsunuz?”
Soru Önergesinin Tam Metnine Ulaşmak İçin: Soru-Önergesi_Ahmet Davutoğlu_Eylem Planı
ANKARA – CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Hükümetin dünya ekonomisinde yaşanan gelişmeler nedeniyle öngörüleri geçersiz hale gelen 10. Kalkınma Planındaki tedbirleri yeniden paketleyerek kamuoyuna sunduğunu belirtti. Öztrak, “Açıklanan tedbirler kara mizaha dönüşmüştür” dedi.
Hükümetin Öncelikli Dönüşüm Programı Eylem Planlarını yazılı bir açıklamayla değerlendiren CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak şunları belirtti:
12 yıl önce iktidara geldiği sırada dünyada yaşanan sıcak para iklimini yeni normal sanan AKP, iklim değişince ekonomiyi yönetemez hale gelmiştir. Bunu aşabilmek için 1,5 yıl önce çıkardığı 10. Kalkınma Planındaki tedbir ve politikaları “Eylem Planı” adı altında paketleyerek kamuoyuna sunmaya başlamıştır.
Oysa, sıcak para rüzgarının devam edeceği varsayımıyla hazırlanan bu planın ekonomik varsayım ve öngörüleri, daha yayımlandığı gün geçerliliğini yitirmiştir. Bu yüzden, açıklanan tedbirler zamanla kara mizaha dönüşmüştür.
-DAHİYANE BULUŞ: PLAKETTEN TASARRUF
Kaçak saraya 1,4 katrilyon TL, özel uçağa 400 trilyon TL harcayan Hükümet, şimdi tasarrufları artırmaya soyunmuş, müthiş bir tasarruf tedbiri olarak da yerel yönetimlerin, valiliklerin ve diğer kurumların plaket vermesini yasaklama kararı almıştır. Kaçak saraylara özel uçaklara katrilyonlarca para harcayan Hükümet, bu dahiyane tedbirle milletle açıkça alay etmektedir.
-AKŞAM YEMEĞİNDEN SONRA GÜNAYDIN
Ülkeyi yıllardır niteliksiz ve ithalata dayalı büyümeye mahkum eden Hükümetin ihracata dayalı büyümenin önemine vurgu yapan açıklamaları da dinleyenlere “Akşam yemeğinden sonra günaydın” dedirtmektedir.
-PİYASALAR 15 MİLYAR TL KAYBI HİSSETMEMİŞ…
Başbakan’ın “Krizi piyasalara hissettirmeden yönettiklerine” dair açıklaması da son derece ilginçtir. Türkiye’yi en kırılgan beş ekonomi arasına sokan bu Hükümetin bizzat kendisidir. Yaşanan son çalkantıda Türkiye, kırılgan beşli içinde, Brezilya ile beraber en fazla dalgalanan ekonomi olmuştur. Dolar kuru 2,41 TL’leri görerek rekor kırmıştır. Dövizdeki dalgalanma 179 milyar dolar döviz açık pozisyonu bulunan reel sektörümüzdeki şirketlerin omuzlarına 15 milyar TL kur farkı zararı yüklemiştir. Büyümeyi yüzde 1,7’lere kadar düşüren, işsizliği çift hanelere çıkaran, enflasyonu artırırken geliri düşüren, vatandaşı borca batıran Başbakan’ın krizi hissettirmediklerine yönelik açıklaması da ancak kara mizahla izah edilebilir.
BİR PEMBE HİKAYE DAHA: DÜNYA ORTALAMASINDAN FAZLA BÜYÜDÜK
İstatistikler yalan söylemez ama istatistiklerle yalan söylenebilir. Bunun en güzel örneklerini Başbakan’ın yaptığı konuşmada görmek mümkündür.
Dünyada ekonomiler, kendi liglerindeki benzerleriyle karşılaştırılır. Rakip listesine Türkiye’nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkeleri değil, ekonomik gelişimlerini tamamlayan, nüfusu yaşlanan, büyümeleri düşen ülkeleri yazan Başbakan, “Dünya ortalamasının üstünde büyüdük” diyerek başarısızlıklarını saklamaya çalışmaktadır. Türkiye’nin de içinde olduğu gelişmekte olan ülkeler liginde bakıldığında ülkemizin yüzde 1,7 büyüdüğü 2014 yılının üçüncü 3 ayında, Çin yüzde 7,3, Malezya yüzde 5,6, Hindistan yüzde 5,3, Endonezya yüzde 5,0, Güney Kore yüzde 3,2 büyümüştür.
CUMHURBAŞKANINDAN DA ALACAKLAR MI?
Açıklanan bir diğer plan da lüks tüketim mallarından, arsa ve arazi rantlarından vergi alınmasıdır. Daha dün İstanbul’daki kupon arazilerin peşinden koşan, yakınlarının kuyum işine girmesinin ardından pırlantadan vergiyi kaldıran bir Cumhurbaşkanının ağır vesayeti altındaki Hükümet’in bu vergileri nasıl alabileceği soru işaretidir.
KAMU GELİRLERİNİN KALİTESİ MALİ AFLA MI ARTACAK?
Görevde olduğu 12 yılda 8 mali affa imza atan AKP hükümetlerinin son Başbakanı, eylem planının bir ayağının da “Kamu gelirlerinin kalitesini artırmak” olduğunu ifade etmiştir. Başbakan’ın açıklaması, bütçeyi bugüne kadar mali aflar ve özelleştirmeler gibi bir defalık gelirlerle ayakta tutan, “mirasyedi” Hükümet’in geçmişini inkarı niteliğindedir. 12 yıldır yaptıkları ortada olan bu Hükümetin kamu gelirlerinin kalitesini artırma becerisi de iradesi de olamaz.
VERİMLİLİK NASIL ARTACAK?
Başbakan, planda üretimde verimliliği artırmaktan bahsetmektedir. Üretimde verimlilik, fiziki ve beşeri sermayeye yatırım yaparak artırılabilir. Hükümetin ideolojik bakış açısı eğitim sistemimizi esir almıştır. Bu bakış açısı, bilgi toplumunun üyesi olacak, üretecek ve ülkeye katma değer yaratacak bireyleri yetiştirmekten uzaktır.
-YATIRIMLAR 2011’İN ALTINDA
Yatırımın artırılması da bir temenniden ibaret görünmektedir. Kazandığı ihaleler iptal edilen, muğlak suç isnatlarıyla mallarına el konmasının yolu açılan, Hükümeti eleştirdiği için aramalı denetimlere muhatap olan işadamları, hukuksuzluğun kural olduğu bu ortamda yatırım yapmaktan vazgeçmiştir. Nitekim 2014’ün üçüncü üç ayında sabit fiyatla 12 aylık yatırımlar, 2011 yılında yapılan yatırımların altındadır.
-REKABETTE GERİDE KALDIK
Güney Kore’de bir iş adamı inşaat ruhsatı almak için 29 gün beklerken Türkiye’de 169 gün beklemektedir. Güney Kore’de işadamı vergisini ödemek için bir yılda 187 saat harcarken, Türkiye’deki işadamı bürokrasiden başını alamamakta, vergisini ödemek için bir yılda 226 saat mesai harcamaktadır. Güney Koreli işadamı 1 konteynır ihracat için 670 dolar masraf yaparken Türkiye’deki işadamı 990 dolar masraf yapmaktadır. Sonuç olarak, Türkiye’de iş yapan firmalar, yabancı rakipleriyle rekabette dezavantajlı duruma düşmektedir. Hükümetin getirdiği paket iş adamlarımızın bu sorunlarına çözüm üretmekten uzaktır.
İSTANBUL’U FİNANSIN DEĞİL RANTIN MERKEZİ YAPTILAR
Hükümetin planında, “İstanbul uluslararası finans merkezi programı” başlığı da yer almaktadır. İstanbul’un Küresel Finans Merkezleri Endeksindeki yerinin bu yıl 3 sıra birden düşerek 47. sıraya gerilediğini görmezden gelen Başbakan, bir ülkede hukuk ve adalet alt yapısını geliştirmeden o ülkenin finans merkezi haline gelemeyeceğini bilmez görünmektedir. Siyasetin ekonomiye açıkça müdahale ettiği, kuralların ve kurumların pervasızca aşındırıldığı ülkemizde, İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Programı, bu haliyle İstanbul’da yeni rant alanları yaratmaktan öteye gidememektedir.
2015 SEÇİMİ, AKP’NİN TASFİYE SEÇİMİDİR
Türkiye, son 12 yılda ilk kez bu kadar uzun süren bir düşük büyüme ortamıyla seçime gitmektedir. Beceriksizliklerini, sıcak para şalı altında, bugüne kadar saklamayı başaran iktidar; dünyada paranın kıt olduğu yeni konjonktürde ekonomiyi yönetme kabiliyetine sahip değildir. Vatandaşlarımız düşük büyümelerle yüksek faturaların çıkacağını, bu iktidar devam ederse borçlarının altında ezileceğini, Türkiye’nin ancak ekonomide yeni bir yaklaşımla içinde bulunduğu bataktan çıkabileceğini görmektedir. 2015 seçimleri, vatandaşlarımızın 12 yılını tamamlamış, yorgun ve sıcak paranın olmadığı bir ortamda ülkeyi yönetme kabiliyetini yitirmiş AKP’yi tasfiye edeceği seçimler olacaktır.
ANKARA – CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, piyasalar alt üst olup, döviz kuru rekorlar kırarken, ekonomi yönetiminin tepe kadrolarının boş olduğuna dikkat çekerek, “Tek parti iktidarında bürokrasinin en kilit noktalarına neden bir türlü atamalar yapılamıyor?” diye sordu.
Son günlerde piyasalarda yaşanan çalkantıları ve ekonomi bürokrasisine yapılamayan atamaları yazılı bir açıklamayla değerlendiren Öztrak şunları belirtti:
-BULUT GÖRSEK SEL OLUYOR, GÜNEŞ GÖRSEK ÇÖL OLUYORUZ
AKP iktidarıyla geçen 12 yılın sonunda Türkiye ekonomisi dünyanın en kırılgan beş ekonomisinden biri haline gelmiştir. Dışarıdaki en küçük bulut, içeride sel; dışarıdaki güneş Türkiye’de çöl etkisi yaratmaya başlamıştır. Nitekim son bir haftada uluslararası piyasalardaki dalgalanmalar, kırılgan beşli içinde Brezilya ile beraber, en fazla Türkiye’yi etkilemiştir. Türk Lirası son bir haftada yüzde 4,5 değer yitirmiş doların değeri 2,41 TL seviyelerini görerek rekor kırmıştır. Yine son bir haftada gösterge kağıdın faizi yüzde 9’a yaklaşmış, Borsa yüzde 5,2 değer yitirmiştir.
– DIŞARIDAN BULMAMIZ GEREKEN PARA: 214 MİLYAR DOLAR
Kuşkusuz dışarıdan gelen dalgalar karşısında yaşanan bu kırılganlığın ardında Türkiye ekonomisinde izlenen yanlış politikaların neden olduğu, yüksek dış finansman ihtiyacı ve artan siyasi riskler bulunmaktadır. Oysa Türkiye gelecek yıl vadesi gelen dış borçlarını çevirmek ve cari açığını finanse etmek için milli gelirinin yüzde 25’ine ulaşan bir dış kaynağı bulmak zorundadır. Bu bizi finansman ihtiyacı en yüksek ülkeler arasına sokuyor. Türkiye’nin önümüzdeki yıl bulması gereken para 214 milyar dolar.
-DOLARIN ATEŞİ İŞ DÜNYASINI YAKIYOR
İşte bu tablo Türk Lirasını, Dolar karşısında en kırılgan para birimlerinden biri yapıyor. Dolar kurundaki oynama reel sektördeki şirketleri tehdit ediyor. Eylül 2014 itibariyle reel sektör şirketlerinin 179 milyar USD döviz açık pozisyonu var. Dolar kurundaki her 1 kuruşluk artış, reel sektör şirketlerinde 1,8 milyar TL’lik kur farkı zararı yazdırıyor. Son bir haftada dolar kurundaki 10 kuruşluk artıştan şirketlerimizin toplam zararı 18 milyar TL oldu.
-SAVAŞA CEPHANESİZ GİRDİK
Bu dalga karşısında durabilmek için Türkiye’nin elinde yeterli cephane de yoktur. TCMB kasasındaki brüt rezervler, ancak kısa vadeli dış borcu karşılamaktadır. Kaldı ki döviz yükümlülükleri de ayıklandığında TCMB’nin kasasındaki net rezerv 15 Aralık itibariyle 40,9 milyar dolardır. Merkez Bankası’nın döviz rezervini enerji ithal eden KİT’lerin kullanımına açması 2000 yılının Temmuz ve Kasım aylarında da denenmişti, sonuç hüsran oldu. Çünkü, o zaman da konjonktürel zannedilen sorunlar aslında yapısaldı. Hükümetin reform sürecini tüm uyarılarımıza rağmen 2007 yılında başlatmaması bu krizde savunmasız kalmamızın en önemli nedenlerinden biridir.
-EKONOMİ YÖNETİMİNDE KOLTUKLAR BOŞ
Bu zafiyete ek olarak Türkiye, dışarıdan gelen dalgaları, ekonomi yönetimindeki boş koltuklarla karşılamaya çalışmaktadır. Hazine Müsteşarlığı ve BDDK Başkanlığına halen atama yapılamamıştır. Tek parti iktidarında bu koltukların halen doldurulmamış olması anlaşılır gibi değildir. AKP, bu koltukları doldurmaya ehil kadroları mı bulamamaktadır, yoksa bu kadrolar için iktidar partisi içinde farklı grupların mücadelesi mi yaşanmaktadır?
-HÜKÜMETİN İÇ KAVGASININ FATURASI MİLLETE ÇIKIYOR
Anlaşılan odur ki dışarıya karşı kardeşlik ve vefa fotoğrafları veren AKP içinde Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bakanlar arasında büyük bir iktidar ve kol bükme mücadelesi yaşanmaktadır. Bu çekişme küresel ve yerel ekonomi oyuncuları tarafından algılandıkça işler daha da kötüye gidecektir. Devletin her seviyesine bulaşan bu kavga, başta döviz borcu olan reel sektör şirketlerini, daha sonra işsizlik ve borç yükü altında ezilme riski taşıyan tüm vatandaşlarımızı tehdit etmeye başlamıştır.
-EHİL ELLERE İHTİYAÇ VAR
AKP, bu koltukları doldurmaktan acizse yapması gereken şey bellidir. Emanet bir an önce sahibine teslim etmelidir. Milletimiz bu makamları en ehil isimlerle dolduracak kadrolara sahip partiye mührü verecektir. CHP bu göreve taliptir.