Main menu
Second Menu
Faik ÖztrakBlog style 1

TÜRKİYE’NİN İHTİYAT AKÇESİ YOK

 

ANKARA- CHP’nin ekonomi raporunda, açıklanan son verilerle ekonominin dış şoklara karşı kırılganlığının daha belirgin hale geldiği belirtildi.

Rapora göre vadesi bir yıldan önce dolacak kısa vadeli dış borçlar yeni bir rekor kırarak 130,6 milyar dolara çıktı. Merkez Bankası’nın kasasındaki rezerv ancak kısa vadeli dış borçları finanse etmeye yetiyor. Küresel sermayenin risk iştahında ani bir değişme olması halinde Türkiye’nin cari açığı finanse edecek ihtiyat akçesi yok. Bu durum çok ciddi bir risk oluşturuyor.

Reel sektör şirketlerinin döviz açık pozisyonu 170 milyar dolara dayandı. Dolar kurunda her bir kuruşluk artışta reel sektör şirketleri 1,7 milyar TL kur farkı zararı yazıyor.   

Dünyada parasal genişleme dönemi bitiyor. Ekonomide acil önlemler alınması gerekirken, Hükümet ise çok değerli bir zaman dilimini kendi iktidar çekişmelerine heba ediyor.

CHP Ekonomi Politikaları Genel Başkan Yardımcılığı’nın Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak’ın koordinasyonunda hazırladığı 100. Ekonomik Görünüm Raporunda, işsizlik, bütçe, kısa vadeli dış borç, Uluslararası Yatırım Pozisyonu ve reel sektör döviz açık pozisyonu verileri değerlendirildi.

TÜİK’in işgücü serilerini yeni yöntemle açıklamaya başlamasından bu yana verilerde görülen izaha muhtaç hususların Nisan ayında da devam ettiğinin belirtildiği raporda, “işgücüne katılım oranı” gibi yapısal göstergelerde ancak uzun zamanda gerçekleşebilecek artışların iki üç ayda gerçekleşmesinin dikkat çekici olduğu vurgulandı. Raporda, Nisan ayında “istihdamda” da geçen yılın aynı ayına göre 1 milyon 420 bin kişilik olağanüstü bir artışın görüldüğü belirtilerek, “Türkiye ekonomisinde 1,5 milyon civarında istihdam artışlarının olduğu en son dönem, ortalama yüzde 9 büyüme hızının yakalandığı, 2010 ve 2011 yıllarıydı. Şimdi daha düşük bir büyüme hızıyla bu yükseklikte istihdam artışları yaratılması gerçekten açıklanmaya muhtaç” denildi.

 

-SERİLER KOPTU, İSTİHDAMDA KARARTMA VAR

İşsizlik verilerinde bu anlaşılması zor gelişmelerin TÜİK’ in uygulamalarından kaynaklandığının ifade edildiği raporda TÜİK’in Şubat ayında yeni işgücü ve istihdam serilerini yayımlamaya başlamasının ardından eski serilerle bağın koptuğu böylece manşet rakamlar geriye doğru çekilirken, bunların alt detaylarının geriye doğru revize edilmemesi nedeniyle analiz yapmanın artık mümkün olmadığı ifade edildi. Rapora göre işgücü ve istihdam verilerinde yapılan revizyonun ardından “iş bulsa çalışmaya hazır olanların” sayısı da geriye doğru açıklanmadığından artık gerçek işsiz sayısındaki değişimi hesaplamak da mümkün değil. Özellikle istihdam rakamlarında “ciddi bir karartma” var.

 

-BÜTÇE BOZULUYOR, AKP MALİ AFFA VE ÖZELLEŞTİRMELERE SIĞINIYOR

Haziran ayı Merkezi Yönetim bütçe sonuçlarına da değinilen raporda, son iki aydır harcamalarda frene basıldığı, yılın ikinci üç ayında mal ve hizmet alım giderlerinin hız kestiği, KDV tahsilatı başta olmak üzere vergi gelirlerinde gerileme yaşandığı ifade edildi. Buna bağlı olarak bütçe dengesinin bu yılın ilk altı ayında geçen yılın aynı dönemine göre 6,4 milyar TL bozularak 3,4 milyar TL açık verdiğinin ifade edildiği raporda, “Bu yıl bütçenin gelir tarafında çok ciddi sıkıntılar oluştuğu anlaşılıyor. Vergi dışı gelirler bu sıkıntıyı gizlese de bütçenin asli gelir kalemi olan vergilerde performans iç açıcı değil. Bunu gören Hükümet ezberini bozmadan bir defalık gelirleri artırmak için elinden geleni yapıyor. Bunun için bir yandan 12 yıllık iktidarının 8. Mali affını çıkarmaya hazırlanırken, diğer yandan özelleştirmelere hız vererek durumu toparlamaya çalışıyor. Elde satacak çok az bir kamu malı ve imtiyaz hakkının kaldığı ve ekonomideki yavaşlamanın ödeme gücüne etkileri düşünüldüğünde önümüzdeki dönemde bütçeye yapılacak af yamasının yetip yetmeyeceği ayrı bir sorun olacak” değerlendirmesinde bulunuldu.

 

-KISA VADELİ DIŞ BORÇTA REKOR: 130,6 MİLYAR DOLAR

CHP’nin raporunda “kısa vadeli dış borç”, “reel sektörün açık pozisyonu” ve “uluslararası yatırım pozisyonu” gibi ekonominin dış şoklara karşı kırılgan fay hatlarını oluşturan rakamlarda sorunların yeniden belirginleşmeye başladığı vurgulandı. Rapora göre yılın ilk üç ayında 4,6 milyar dolar gerileyen “Türkiye’nin kısa vadeli dış borçları” Nisan’dan itibaren yeniden artış eğilimine girdi. Mayıs ayına geldiğimizde vadesi bir yıldan önce dolacak dış borçların miktarı yeni bir rekor kırarak 130,6 milyar dolara çıktı.

 

-İHTİYAT AKÇEMİZ YOK

Merkez Bankası döviz rezervlerinin kısa vadeli dış borçları karşılama oranı da parlak bir tablo çizmiyor. Mayıs itibariyle TCMB kasasında altın dahil uluslararası rezerv miktarı 130,8 milyar dolar. Yani sadece kısa vadeli dış borç kadar. Oysa küresel krizden hemen önce rezervlerin kısa vadeli dış borca oranı yüzde 189’du. Bu çerçevede kısa vadeli dış borca oranla rezervlerin geldiği düzey yetersiz ve kaygı verici. Türkiye’nin hala finanse edilmesi gereken ciddi bir de cari açığı var. Özellikle küresel sermayenin risk iştahında ani bir değişme cari açığın finansmanında sıkıntıyı derinleştirebilir. Böyle bir durumda Merkez Bankası’nın kasasında hem kısa vadeli dış borcu hem de cari açığı karşılayabilecek bir ihtiyat akçesi bulunmaması Türkiye için önemli bir risk haline gelebilir.

 

-ŞİRKETLERİN DÖVİZ AÇIĞI KORKUTUYOR

Reel sektör şirketlerinin döviz açık pozisyonunda da son aylarda kaygı verici bir artış görülüyor. Bu durum kur riskine karşı şirket bilançolarını daha kırılgan hale getiriyor. Nisan’da reel sektör şirketlerinin döviz açık pozisyonu 3,8 milyar dolar artarak 169,7 milyar dolara çıktı. Bunun anlamı dolar kurunda her bir kuruşluk artışın reel sektör şirketleri bilançosuna 1,7 milyar TL kur farkı zararı olarak yansımasıdır.

 

-DÖVİZ CİNSİNDEN YÜKÜMLÜLÜKLER ARTIYOR 

Dış denge açısından diğer önemli bir gösterge olan ve Türkiye’nin döviz cinsinden finansal alacakları ile yükümlülükleri arasındaki farkı gösteren Uluslararası Yatırım Pozisyonundan gelen işaretler de iyi değil. Nisan-Mayıs aylarında Türkiye’nin döviz yükümlülüğü 49,5 milyar dolar birden artarak 650,6 milyar dolar oldu. Aynı dönemde döviz cinsinden varlıklar ise sadece 4,4 milyar dolar arttı. Buna bağlı olarak son iki ayda yatırım pozisyon açığı 45,1 milyar dolar artarak 425,2 milyar dolara çıktı. Bu 2013’ün ilk üç ayından bu yana en yüksek pozisyon açığı. Uluslararası yatırım pozisyonunda yeniden hızlanmaya başlayan bozulma kaygı verici ama asıl kaygı verici olan, spekülatif (portföy yatırımı) ve kısa vadeli yükümlülüklerin toplam yükümlülükler içindeki payının giderek artması. Mayıs ayı itibariyle spekülatif ve kısa vadeli yükümlülüklerin toplam yükümlülük içindeki payı rekor kırarak yüzde 40,4 oldu.

 

 -KIYMETLİ BİR ZAMANI İKTİDAR ÇEKİŞMELERİYLE HARCIYORLAR

Rapora göre veriler, Türkiye ekonomisinin ani bir sermaye çıkışına karşı hassasiyetinin arttığını gösteriyor. ABD Merkez Bankası’nın(FED) bu yılın Ekim ayında parasal genişlemeye son vereceği, 2015’in ikinci yarısından itibaren de faiz artırımlarının gündeme geleceği düşünüldüğünde özellikle Türkiye gibi dış kırılganlıkları yüksek ekonomiler rahat edemeyecek. Dünyada dolar bolluğunun olmayacağı ve doların pahalanacağı bir dönemde döviz kurunda oluşacak dalgalanmaların bu dış kırılganlıklara sahip Türkiye ekonomisinde ciddi sonuçlar doğurabileceğinin belirtildiği raporda, Hükümet’in Türkiye’nin önündeki kısıtlı zamanı mümkün olduğunca iyi değerlendirmesi, olası şoklara karşı ekonomide gerekli önlemleri alması gerektiği vurgulandı. Raporda, ekonomideki bu tablo karşısında Hükümetin çok değerli bir zaman dilimini kendi iktidar çekişmelerine heba ettiği belirtilerek, “İktidar içindeki bir ekip başta TCMB olmak üzere bağımsız düzenleyici ve denetleyici kurumlar üzerinden vesayet tartışması yürüterek, kurallı bir ekonomiden şeffaflık ve hesap verebilirlikten çok da hoşlanmadığını gösteriyor. Ancak bu iç çekişmede itibarı ezilen ve yıpranan kurumlar Türkiye’ye yönelik risk algısını ve primini daha da artırıyor. Ancak maalesef asıl mesele bunları anlayabilecek sorumlu bir iktidarın ortada bulunmaması” denildi.

Raporun Tam Metnine Ulaşmak İçin: RAPOR_No100

ZİRAAT’İN ÜSTÜNDE DEMOKLES’İN KILICI SALLANIYOR

 

ANKARA – CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, ekonomide sıkışan Hükümet’in kamu bankaları eliyle çok tehlikeli bir oyun oynadığını, İran’la yapılan ticaret karşılığında gelip giden altınlar ile Katar ve Körfez bölgesiyle gerçekleştiği söylenen kayıt dışı para trafiğinin merkezinde Türkiye’nin kamu bankalarının yer aldığını belirtti. ABD Merkez Bankası’nın Ziraat Bankası’nın New York şubesiyle ilgili inceleme başlattığını, Türkiye’nin çok büyük bir risk ile karşı karşıya olduğunu ifade eden Öztrak, “Şu anda Ziraat Bankası üzerinde adeta Demokles’in kılıcı sallanıyor. Bu incelemede kara para aklandığına dair bir ipucu bulurlarsa bunun Türkiye’ye mali ve itibari bedeli çok büyük olur. Türk finansal sistemi çok büyük bir darbe yer” dedi.

Bir taraftan iftar sofralarında Gazze’yi anmadan geçemeyen Erdoğan’ın bir taraftan da Kuzey Irak’tan çıkan petrolün İsrail’in Aşkelon Limanı’na boşaltılmasına aracılık ettiğini belirten Öztrak, “Böylesine bir ikiyüzlülük daha önce ne görüldü, ne de duyuldu” diye konuştu.

Erdoğan’ın Türkiye’nin AKP’den önce G-20 üyesi olmadığı iddiasını da değerlendiren Öztrak, 14 Aralık 1999 tarihli Resmi Gazete’de yer alan vekalet tezkeresine göre dönemin Maliye Bakanı’nın Başbakan Bülent Ecevit imzasıyla “G-20 Üyesi Ülkeler Bakanlar Toplantısı’na katılmak üzere Almanya’ya gittiğini” belirterek, “Tayyip Erdoğan’ın sözleri doğruysa Rahmetli Bülent Ecevit’in de 1999’da AKP’nin başında Başbakan olarak bulunması gerekiyor. Benim bildiğim rahmetli Ecevit de AKP’nin başında bulunmadı. 1999’da AKP kurulmamıştı dahi…” ifadelerini kullandı.

Öztrak, Erdoğan’ın millet için bir vizyonu varsa bunu gerçekler üzerine oturtması gerektiğini, gerçek dışı temeller üzerine inşa edilen her vizyonun sonunda “palavra” olmaya mahkum olduğunu söyledi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak TBMM’de düzenlediği basın toplantısında ekonomideki ve siyasetteki son gelişmeleri değerlendirdi. Cumhurbaşkanı adayı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın devletin kaynaklarını kullanarak seçim kampanyasını yürüttüğü gibi “vatandaşlara doğru söylememek gibi” çok ciddi bir kusuru olduğunu belirten Öztrak, Erdoğan’ın vizyon belgesini açıkladığı toplantıda, Türkiye’nin bir refah devleti olduğunu söylediğini ve AKP’den önce Türkiye’nin G-20 üyesi olmadığını iddia ettiğini hatırlatarak bu bilgilerin gerçeği yansıtmadığını söyledi. “Atalarımız, ‘Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince, diğerleri de yanlış gider’ diye boşa dememiş. Erdoğan’ın sık gömlek değiştirmesinin bir nedeni de bu yanlış ilikleme nedeniyle sürekli gömleği yırtması olsa gerek” diyen Öztrak, refah devleti olan ülkelerde kişibaşına gelirin en az 30 bin dolar seviyesinde olduğunu, Türkiye’de ise kişibaşına gelirin AKP döneminde 10 bin dolar tuzağına takılıp kaldığını, bu verilerin Türkiye’nin bir refah devleti olmadığını gösterdiğini ifade etti. Öztrak, Türkiye’nin OECD içinde de gelir dağılımı en bozuk üç ülke arasında yer aldığını anımsatarak, “Yani ortada ‘refah devleti’ olmadığı gibi olan sınırlı refah da hakça dağılmıyor” diye konuştu.

-“BU KADARINA PES” DESEM, PES YETİŞMEZ

Erdoğan’ın AKP’den önce Türkiye’nin G-20 üyesi olmadığı yönündeki iddiasını da değerlendiren Öztrak, 14 Aralık 1999 tarihli Resmi Gazete’de yer alan bir vekalet tezkeresinde, “G-20 Üyesi Ülkeler Bakanlar Toplantısı’na katılmak üzere, 14 Aralık 1999’da Almanya’ya gidecek Maliye Bakanı Sümer Oral’ın dönüşüne kadar, Maliye Bakanlığına, Devlet Bakanı Mehmet Ali İrtemçelik’in vekalet etmesini yüksek tasviplerine saygıyla arz ederim” ifadelerinin yer aldığını belirtti. Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in imzasının bulunduğu tezkereyi basın mensuplarına gösteren Öztrak, “Tayyip Erdoğan’ın sözleri doğruysa Sayın Sümer Oral’ın 1999’da G-20’nin toplantısına AKP’nin Maliye Bakanı olarak katılması gerekiyor ama benim bildiğim Sayın Oral hiçbir zaman AKP’li olmadı. Diğer taraftan rahmetli Bülent Ecevit’in de 1999’da AKP’nin başında Başbakan olarak bulunması gerekiyor. Benim bildiğim rahmetli Ecevit de AKP’nin başında bulunmadı. 1999 da AKP kurulmamıştı dahi… Bir Cumhurbaşkanı adayı, milletin gözünün içine baka baka kendileri daha ortada yokken gerçekleşen Türkiye’nin G20 üyeliğini kendi marifeti gibi gösteriyor. ‘Bu kadarına da pes denir’ diyeceğim ama maalesef bu zatın söylediklerine pes yetiştirilemiyor” diye konuştu. Öztrak, Türkiye’nin AKP iktidara gelmeden önce iki boğaz köprüsünü tamamladığını, oysa üçüncü köprünün AKP’nin elinde geçen 12 yıla rağmen başlangıç aşamasında olduğunu, AKP’den önce başlayan Marmaray’ın hala tam olarak bitirilemediğini, AKP’den önce başlayan Ankara-İstanbul hızlı tren projesinin de 12 yılda hala tamamlanamadığını söyledi.

-RAMAZAN’DA YALAN SÖYLEYENİN, BAYRAMDA YÜZÜ KARA OLUR…

Türkiye’nin 1980’den bu yana dünyanın en büyük 20 ekonomisinden biri olduğunu, 1999’da kurulan G-20 ile bu büyüklüğün sadece tescil edildiğini kaydeden Öztrak, Türkiye’nin 1980’de 18. ; 1987’de 14. ; 1999’da 17. ; 2002’de 17. ; 2013’de ise 16. büyük ekonomi olduğunu belirtti. Öztrak, “Türkiye ekonomisi daha AKP ortada yokken de büyüktü, şimdi de büyüktür. Bu gerçeği Recep Tayyip Erdoğan artık kabullenmek ve içine sindirmek zorundadır” dedi. Öztrak, Erdoğan’ın gerçekten millet için bir vizyonu varsa bunu gerçekler üzerine oturtması gerektiğini, gerçek dışı temeller üzerine inşa edilen her vizyonun sonunda “palavra” olmaya mahkum olduğunu söyledi.  “Ramazan’da yalan söyleyenin, bayramda yüzü kara olur” diyen Öztrak, “Herkes şu mübarek Ramazan’da, millete doğruları söylemelidir. Yoksa 10 Ağustos’ta, olmadı 24 Ağustos’ta millet yalan söyleyenin yüzüne karayı çalmayı bilir” ifadelerini kullandı.

-FAİZ YETERİNCE İNMİYORSA SEBEBİ ERDOĞAN…

Recep Tayyip Erdoğan’ın 12 yıllık iktidar yüzünden güç zehirlenmesi yaşadığını, Erdoğan’ın ve yeni yakın ekonomi kurmaylarının ekonomide bağımsız düzenleyici ve denetleyici kurumların varlığını birer vesayet olarak görmeye başladığını, bu kapsamda Merkez Bankası’na son dönemde yapılan faiz baskısının sadece “basit bir siyasi bir hamle” olarak görülemeyeceğini belirten Öztrak, AKP içinde kurallı ekonomiyle barışık olmayan bir kesimin parti içi iktidar mücadelesinde daha belirgin rol oynamaya başladığına dikkat çekti. Devlet içinde uyumu sağlamakla görevli olan Cumhurbaşkanlığı makamına kontrol ve denge mekanizmalarını “vesayet” diye gören Erdoğan’ın aday olmasının bile ülkenin risk primini artırmaya başladığını ifade eden Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugün Merkez Bankası faizleri 8,75’den, sadece 8,25’e çekebiliyorsa bu faizin daha altına inemiyorsa bunun iki temel sebebi vardır: Biri, halen yüksek seyreden enflasyon, diğeri ise Tayyip Erdoğan’ın Merkez Bankası üzerinde yarattığı siyasi baskı nedeniyle artan risk primidir. Tayyip Erdoğan ve yeni ekonomi kurmayları TCMB’ye “faiz indir” diye baskı yaptıkça Türkiye’ye yönelik risk algısı ve risk primi artıyor. İşte bu nedenle faiz lobisi hem vatandaşını borca batıran, hem de yüksek faize mahkum eden Recep Tayyip Erdoğan’ı çok çok seviyor.”

-FİLİSTİN, DÜNYANIN EN MEŞRU DAVALARINDAN BİRİDİR

Türkiye’nin Musul Konsolosluğumuzun basılarak 49 vatandaşın rehin alınmasının üstünden 37 gün geçmesine rağmen henüz sevindirici bir haber gelmediğini ifade eden Öztrak, rehin alınan vatandaşların bayramdan önce ailelerine kavuşmasını temenni ettiklerini kaydetti. Öztrak, İsrail’in Gazze’de orantısız güç kullanarak yaptığı katliamı da kınayarak, “Ölenlerin sayısının 200’ün üzerine çıktığını basından öğreniyoruz. İsrail’in dün akşam başlattığı kara harekatıyla bu sayının daha da artmasından ciddi kaygı ve endişe duyuyoruz. Giderek artan bu orantısız güç kullanımını kabul etmek, kınamamak, içimize sindirmek mümkün değil. Bu çatışmanın durması ve dünyanın en meşru davalarından biri olan Filistin davasının barışla sonlanması en büyük dileğimizdir” diye konuştu.

-BÖYLE İKİYÜZLÜLÜK NE GÖRÜLDÜ NE DUYULDU

Tayyip Erdoğan’ın bir taraftan iftar sofralarında Gazze’yi anmadan geçemediğini, diğer taraftan da Kuzey Irak’tan çıkan petrolün İsrail’in Aşkelon Limanı’na boşaltılmasına aracılık ettiğini hatırlatan Öztrak, “Enerji Bakanın verdiği rakama göre Halk Bankasına yatan para şimdilik 93 milyon dolar. Sabah akşam Gazze’yi ağzından düşürmeyenler, İsrail’e bin bir beddua edenler, İsrail’e petrol akıtılmasına aracılık etmekten ve bu petrol paralarının da devletin bankası olan Halk Bankası’na yatırılmasından nedense hiç rahatsızlık duymuyor. Böylesine bir ikiyüzlülük daha önce ne görüldü, ne de duyuldu” dedi.

-DEMOKLES’İN KILICI ZİRAAT’İN ÜSTÜNDE SALLANIYOR

Ekonomide sıkışan Hükümet’in kamu bankaları eliyle çok tehlikeli bir oyun oynadığını belirten Öztrak, İsrail’e satılan petrol karşılığı elde edilen petro-dolarların yanında, İran’la yapılan ticaret karşılığında gelip giden altınların, Katar ve Körfez bölgesiyle gerçekleştiği söylenen kayıt dışı para trafiğinin merkezinde Türkiye’nin kamu bankalarının yer aldığını belirtti. Öztrak, Türkiye’nin şu an için pek de dikkat çekmeyen çok büyük bir risk ile karşı karşıya olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şu anda Ziraat Bankası üzerinde adeta Demokles’in kılıcı sallanıp duruyor. ABD Merkez Bankası, New York Eyaleti Finansal Hizmetler Bürosu, Ziraat Bankası’nın New York şubesinde 1 Temmuz 2012 ile 31 Aralık 2012 arasında gerçekleştirilen dolar takas işlemlerinin ‘yüksek riskli müşteriler veya işlemlere dair şüpheli aktivitelerin usulüne göre tanımlandığını ve raporlandığını belirlemek üzere’ bağımsız bir denetmen tarafından incelenmesini istemiş. İşlemlerin yapıldığı tarih önemli. Türkiye’nin İran ile altın ticaretinin zirve yaptığı bir dönemden bahsediyoruz. Eğer bu inceleme sonucunda ABD otoriteleri kara para aklandığına ve Ziraat Bankası’nın bu operasyonda rol oynadığına dair bir ipucu bulurlarsa bunun Türkiye’ye mali ve itibari bedeli çok büyük olur. Türk finansal sistemi çok büyük bir darbe yer. ABD’nin daha geçtiğimiz günlerde bir Fransız Bankasına, BNP Paribas’a, Sudan’daki işlemleri nedeniyle benzer bir soruşturmanın ardından, 8,9 milyar dolar ceza kestiğini hatırlatırsam durumun ciddiyeti belki daha iyi anlaşılabilir. Yani durum oldukça ciddi. Umalım ki Hükümet, devleti kuralsız ticarete, kara para aklanmasına bulaştırmamış olsun. Böyle bir öngörüsüzlüğün bedelini millet ödemesin. Buradan Sayın Babacan’ı uyarıyorum. Bu işi çok sıkı tutmaları lazım. Çünkü, aynı iddialar Halk Bankası için de gündeme gelebilir.”

-HÜKÜMET VERGİ TOPLAYAMAYINCA DÜMENİ ÖZELLEŞTİRME VE MALİ AFFA KIRDI

Yılın ilk altı ayına ait bütçe rakamlarına da değinen Öztrak, bütçe giderlerinde geçen yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 5’e yakın bir artış olduğunu, buna karşın aynı dönemde vergi gelirlerinin reel olarak yüzde 2,4 gerilediğini, özellikle yılın ikinci üç ayında vergi tahsilatındaki performansın “çok ama çok zayıf olduğunu” söyledi. Dahilde alınan ve ithalden alınan KDV tahsilatlarının önemli ölçüde düştüğüne dikkat çeken Öztrak, ikinci üç ayda ekonomik faaliyetlerin ve iç talebin zayıfladığını, bu nedenle vergi toplayamayan Hükümetin her zamanki gibi bir yandan özelleştirmeye yüklendiğini bir taraftan da 8. mali affını çıkarmaya hazırlandığını kaydetti. Hükümetin bir kez daha tek defalık gelirlere yüklenerek bütçe dengelerini tutturmaya çalıştığı değerlendirmesinde bulunan Öztrak, “Ancak artık harç bitti, yapı paydos demek üzereyiz. 12 yıldır çok olumlu bir küresel iklimde iktidar olmasına rağmen vergi ve harcama reformu yapmayarak AKP çok önemli bir fırsatı kaçırdı. Bu ülkeye büyük bir kötülük yaptı. Bunun sonuçlarını ilerleyen günlerde maalesef göreceğiz” ifadelerini kullandı. Öztrak, IMF İcra Direktörleri Kurulu’na seçilen Hazine Müsteşarı İbrahim Halil Çanakçı’ ya yeni görevinde başarılar diledi. Trakya’da meydana gelen sel felaketine de değinen Öztrak, Hükümetten bölgedeki vatandaşın zararını tazmin edecek adımlar atmasını beklediklerini söyledi.

-AKLANACAKLAR DEDİLER, ŞİMDİ FEZLEKELERİ ÖRTMEYE ÇALIŞIYORLAR

Türkiye’nin siyasi alanda son dönemin en büyük skandallarından birini yaşadığını ifade eden Öztrak, 4 eski Bakan hakkındaki komisyondaki “dizin skandalı” hakkında şunları söyledi:

“Uzun zamandır hükümet yolsuzluğa adı karışan Bakanlarla ilgili Komisyonun kurulmasını geciktirdi, sonunda Komisyon kuruldu. Şimdi bir de dizin skandalı çıktı. ‘Dizin yok’ diye savcılara geri iade edilen fezlekelerde dizini olduğu anlaşıldı. Bu Komisyon Başkanı, bu Hükümet neyi saklamaya çalışıyor? 30 Mart seçimlerinde halka “Seçimden sonra Komisyon kuracağız, bu yapılanları soruşturacağız, aklanma imkanı sunacağız, hiçbir şey olmadığını göreceksiniz” diyorlardı. Şimdi o fezlekelerde ne var da, görülmesini engellemeye çalışıyorsunuz? Saydamlık açısından, hukuk devleti, parlamentonun ve hükümetin itibarı açısından zor bir dönemden geçiyoruz.”

Basın Toplantısı ile ilgili Ham Metne Ulaşmak İçin: HAM METİN_18_Temmuz_2014_Tarihli_Toplantı_

Saray Fukaranın Tavuğunu Rantiyelerin, Faiz Lobilerinin Folluğuna Yumurtlatıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin bu yılın Ocak-Kasım dönemine milyonlarca çiftçi ve esnafa reva gördüğü desteğin, bir avuç faiz lobisine ve yandaşa...
Devamını oku

Ekonomi Arabasının Motoru Boğuldu, Şanzımanı Dağıldı

CHP’li Öztrak, ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadeleden sadece faiz lobileriyle sıcak para partileri vermeyi anladığını belirterek, “Yüksek faiz ve kontrollü kura...
Devamını oku

Tutuklanan TCMB Başkan Yardımcısının Attığı Diğer İmzalar Hakkında İç Soruşturma Yapıldı Mı?

CHP’li Öztrak, Bankalararası Kart Merkezi soruşturması kapsamında tutuklanan, Merkez Bankası’nın Başkan Yardımcısı Emrah Şener’in TCMB’deki görevi sırasında attığı diğer imzalarla...
Devamını oku

Resmi İşsiz Sayısı İle Gerçek İşsiz Sayısı Arasındaki Fark İlk Kez 10 Milyonu Aştı

CHP’li Öztrak, Haziran ayında gerçek işsiz sayısının 13,4 milyon kişiye ulaşarak rekor kırdığını; resmi işsiz sayısı ile gerçek işsiz sayısı...
Devamını oku

Sadece İstatistiklerle Yalan Değil; İstatistiklerle Talan

CHP’li Öztrak, TÜİK’in açıkladığı Haziran ayı rakamının beklentilerin ve diğer kurumların hesaplarının çok altında kaldığına, market fiyatlarındaki değişimler ile TÜİK’in...
Devamını oku

Faiz Harcamalarının Bütçe Üzerindeki Baskısı Artıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin hukuk tanımazlığı nedeniyle artan faizlerin bütçe üzerine her ay daha fazla baskı yaptığına dikkat çekerek, “İlk 4...
Devamını oku

Milli İradeye Darbe Süreci Ekonomik Görünümü Bozdu

CHP’li Öztrak, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’ndaki Türkiye ekonomisiyle ilgili tahminlerin, Sarayın millet iradesine darbe süreci sonrasında kötüleştiğine dikkat çekerek, “Uluslararası...
Devamını oku

Satılan Milyarlarca Dolar Rezervi Kimler Topladı

CHP’li Öztrak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından mali piyasalarda yaşanan tsunami sırasında ülkenin 40 milyar dolardan fazla...
Devamını oku

 İletişim

Bize her türlü görüş ve önerilerinizi bildirmek için sağ tarafta yer alan bilgilerden bize ulaşabilirsiniz.
CHP Genel Merkezi: Anadolu Bulvarı No: 12 06520
Söğütözü / ANKARA
Telefon: +90 (312) 207 40 00
Telefon 2: +90 (312) 420 59 48-49
Faks: +90 (312) 207 40 14
E-Posta: info@faikoztrak.com