Main menu
Second Menu
Faik ÖztrakBlog style 1

ŞAİBE İDDİASI TRAJİKOMİK


İyi günler değerli basın mensupları, seçimlerden sonra üçüncü gündeyiz. Bir kere en başında şunu ifade etmek istiyorum. Bizim kimsenin oyunda gözümüz yok. Herkesin sandıktan çıkan sonuçlara saygılı olması gerekiyor. İtirazın seçim sürecinin bir parçası olduğunu tabi ki kabul ediyoruz. Ama itiraz iyi niyetle olmalı. Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sayın Ali İhsan Yavuz’un, özellikle dün itiraz sürecini başlatırken sarf etmiş olduğu sözler gerçekten endişelerimizi artırmıştır. Kendisinin dün söylediği “Bize operasyon çekiliyor”, demokratik hayatın en şaibeli seçimi gibi laflar aslında bir hukukçu tarafından söylenmemesi gereken, hele hele iktidar partisinin Genel Başkan Yardımcısının söylememesi gereken sıkıntılı sözlerdir.
Ben çok merak ediyorum, eğer seçimi kazanmış olsalardı, Sayın Ali İhsan Yavuz bu sözleri sarf edecek miydi, bir. İkincisi, sandıklarda biliyorsunuz 7 tane görevli var. Bunun 2 tanesi devlet memuru, 2 tanesi de kendilerinin mensup olduğu ittifak partilerinin temsilcilerinden oluşuyor. Dolayısıyla, ayrıca YSK üyelerinin sürelerini daha yeni kendileri uzattılar, yeni atamaları da yaptılar. Polis ellerinde, yargı ellerinde. Bu durumda kalkıp iktidar partisi Genel Başkan Yardımcısının, “Seçimlerde şaibe var” demesi gerçekten trajikomik bir durum. Ama bu trajikomik söylem, son derece tehlikeli diğer söylemelere de yol açıyor. Özellikle havuz medyasında yer alan, “sandık darbesi, ikinci gezi olayı” falan gibi ifadeler ülkede kutuplaşmayı yeniden başlatacak, belirsizliği yeniden artıracak ifadeler. Bu nedenle tüm partilerin yetkilileri bu süreçte son derece dikkatli sözler sarf etmek zorunda. Büyük bir sorumluluk içinde sözlerini tartarak, biçerek söylemek zorundalar.
Tekrarlıyorum CHP olarak, seçim sürecindeki itiraz mekanizmasının kullanılmasına hiçbir şekilde karşı değiliz. Ama itiraz iyi niyetli olmalı, hukuka uygun olmalı, delilsiz itiraz olmamalı. Bu çerçeveyi ne belirleyecek? Anayasa belirleyecek, seçim yasası belirleyecek, YSK’nın kararları belirleyecek.
Değerli basın mensupları, YSK’nın 214/1199 sayılı kararı var. 2014 yılında YSK bu kararı hangi olayla ilgili olarak vermiş? Ankara seçimleriyle ilgili olarak vermiş. Ankara seçimlerinde de geçersiz oylar aradaki farkın katbekat üstünde. Ona rağmen 2014 yılında demiş ki, “YSK’nın karar sürecini geciktirecek nitelikte yapılan delilsiz itirazlar, bir yandan YSK’nın itibarına gölge düşürür, diğer yandan da belirsizliği artırır” demiş YSK. Ama bu defa görüyoruz ki, YSK dün gece yarısından sonra yaptığı toplantıda aldığı kararda, maalesef bu kararın arkasında duramamış. Kendi kararına sahip çıkamamış. Buradan açıkça ifade edeyim, hakimler siyasi baskılara hiçbir şekilde boyun eğmemeliler. Siyasi duruma göre, siyasi taleplere göre hiçbir şekilde karar vermemeliler.
Dün akşam alınan bu kararla, 2014 yılında alınmış olan daha önceki karara aykırı olarak İstanbul’da bazı ilçelerde ilçe seçim kurulları yeniden tam sayım yapılmasını veya sadece geçersiz oyların sayılmasını kabul ederken, diğer bazı ilçelerde de bu talepler özellikle bu 1199 sayılı kararda gerekçe gösterilerek reddedilmiştir. Yani gerçekten ortada kaotik bir durum vardır. Bu kaotik durumu YSK şöyle çözmüştür, sayma kararı almış olanlar veya saymaya başlamış olanlar saymaya devam edecekler, diğerleri daha önce alınmış olan kararları dikkate alacaklar. Şimdi bu ne demek? Yani bir yerde hukuksuzluk başladıysa, bu hukuksuzluğa devam edin. Ama başlamadıysa, hukuka geri dönün. Gerçekten bu kolay kolay vicdanlara sinebilecek bir gelişme değildir.
Şimdi aynı olayda farklı kararlar vermek, hukuka duyulan güveni sarsacak bir durumdur. Bu kamu vicdanını rahatsız eder, belirsizlik yaratır. Demokrasi açısından belirsizlik yaratır, hukuk devleti açısından belirsizlik yaratır, ekonomi açısından belirsizlik yaratır. Oysa bugün geldiğimiz noktada, Türkiye belirsizliği hiç kaldıramayacak bir noktadadır. Bu nedenle daha öncede Sayın Bahçeli’nin, Sayın Erdoğan’ın ifade ettiği biçimiyle Türkiye’nin biran önce normalleşmeye, Türkiye’nin gerçek gündemi olan ekonomiye dönmesine ihtiyaç vardır. Şimdi bakıyoruz, İstanbul’da zaten 12 ilçede ret kararı çıkmış, 5 ilçede tam sayım kararı var tüm oylar sayılacak yaklaşık 1 milyonu geçen oy sayısı var. 3 ilçede sayımlar bitmiş, 1 ilçede sadece 10 sandıkta sayım yapılacakmış, 18 ilçede de karar süreçleri ve bazılarında da sayım sürecinin başlamasıyla ilgili süreç işliyor.
Tekrar söylüyorum, biz hak, hukuk, adalet diyerek yürümüş olan bir partiyiz. Herkesin hakkına, hukukuna sahip çıkarız. Ama kendi hakkımızı da yedirmeyiz, hukukumuzu da ezdirmeyiz.
Evet sorularınız varsa alayım.
Soru- Efendim Ekrem İmamoğlu dün Anıtkabir ziyaretinde Misakı Milli anı defterine Büyükşehir Belediye Başkanı olarak imzaladı. Daha sonrasında hükümetten buna çok büyük tepkiler geldi. Bu tepkileri nasıl değerlendiriyorsunuz? AK Parti Sözcüsü de tepki gösterdi. Milli Savunma Bakanlığı da usulüne uygun değildir ziyaret dedi. Nasıl değerlendiriyorsunuz? Birde efendim İstanbul sayımlarına değindiniz devam ediyor. Bugün de yine Ekrem İmamoğlu söyledi billboardlarda asılıyor bir taraftan AK Partide teşekkür billboardları asıyor bunu da nasıl değerlendiriyorsunuz? Birde son soru olarak Ankara’da da sayımlar tekrarlanan yerler var ama bir taraftan Mansur Yavaş’ta başkanlığını ilan etti. O konuyla ilgilide açıklamanızı alabilir miyim? O da billboard asmaya başladı teşekkür billboardları.
Faik ÖZTRAK- Şimdi tabi seçim sonrasında muazzam bir algı operasyonu yürütülüyor. Ama sandıklardaki sonuçlar, sayımlar bittikten sonra itiraz sürecini kastetmiyorum sayımlar bittikten sonra hem Sayın Yavaş, hem Sayın İmamoğlu seçilmiş belediye başkanları olarak ortaya çıktı. Tabi ki daha süreç devam ediyor, itirazlar var, şunlar var, bunlar var ama baktığınız zaman durum son derece açık. Zaten biraz önce söyleyecektim bu yapılan sayımlarda da baktığımız zaman sonuçlar fazla değişmiyor.
Şimdi bu baskılar devam ederken, İstanbul’da hatırlayın Sayın Binali Yıldırım ki, kendisi son derece tecrübeli bir devlet adamıdır. Meclis Başkanlığı yapmıştır değil mi, Başbakanlık yapmıştır, Ulaştırma Bakanlığı yapmıştır ama ilk algı operasyonunu yapan kendisi olmuştur. Belediye başkanı seçildim demiştir ve teşekkür etmiştir halka, İstanbullulara. Bunun böyle olmadığı, bu teşekkürün özellikle hem Anadolu Ajansının veri akışını durdurduğu, hem de YSK’nın veri güncellemesi nedeniyle bizlere veri akışını durdurduğu bir anda gelmesi son derece manidardır, oyların birbirine yaklaştığı bir noktada. Açıkçası daha sonra özellikle partimizin bilgi sisteminde toplanan veriler ışığında biz bu verileri vermeye devam ettik ve kısa süre içinde bizim adayımız Sayın İmamoğlu’nun öne geçtiği gözüktü. Kabaca 27 bin civarında bir oy farkından söz etmiştik, aynı oy farkını ertesi sabah YSK Başkanı da açıklamak zorunda kaldı. Bugün de baktığınız zaman üç aşağı beş yukarı bu sayımlar yapılmasına rağmen süreç bu şekilde devam ediyor. Sayımlar yapılırken oldukça ilginç olaylarda yaşıyoruz. Örneğin, bir ilçede ilçe seçim kurulu geçersiz oyları sayarken sadece iktidar partisinin lehine çıkan oyları dikkate alıp, millet ittifakının lehine çıkan oyları dikkate almama şeklinde bir süreci götürüyordu. Buna il seçim kuruluna itiraz ettik. Dün akşam çünkü YSK’nın bu sayımlarda gerçek neyse onun yazılması, yani sadece itiraz edene değil, diğer tarafa da oyların yazılmasıyla ilgili bir kararı vardı. Bu karara yeniden geri dönüldü.
Ben şunu söyleyeyim, yani arkadaşlarımız gerçekten hem örgütümüz, hem il başkanımız, hem Sayın Ekrem İmamoğlu seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanımız, yine bizim partimizde çalışmakta olan gönüllüler, milletvekillerimiz, Parti Meclisi üyelerimiz, Genel Başkan Yardımcılarımız bu süreci çok büyük bir özveriyle götürüyorlar. Dolayısıyla, milletin temiz oylarının atıldığı sandıktan bu oyların aynı temizlikte çıkması için elimizden gelen tüm çabayı sarf ediyoruz. Ama dediğim gibi büyük bir algı operasyonu şu anda sürdürülüyor, ama bu algı operasyonunun çok fazla devam ettirilmesi halinde toplumda ciddi bir kutuplaşma yaratma eğilimi içinde olduğu da gözüküyor. Ülkemizdeki tüm devlet adamlarına büyük bir sorumluluk içinde davranmak ve bu sürecin biran evvel salimen tamamlanmasının önünü açmak düşüyor.
Soru- Sayın Devlet Bahçeli’nin bir yerel seçim önerisi oldu, “Büyükşehir belediye başkanlarını biz seçelim, ilçe başkanlarını da o seçsin” diyor. Bir eyalet sistemi tartışmasını getirir mi? CHP’nin bu konudaki yorumu nedir?
Faik ÖZTRAK- Türkiye’nin önceliği, 31 Mart’ta yapılan seçimleri salimen sonuçlandırma noktası. Yeni bir belirsizlik yaratmama, bu seçimleri salimen sonuçlandırma ve Türkiye’nin gerçek gündemi olan aşa, işe, bakın bugün enflasyon rakamları geldi, gerçekten gıdada olağanüstü bir pahalılık süreci hala devam ediyor. Enflasyon hala daha yüzde 20’lere yakın bir seviyede. Bu kadar enflasyona ilişkin semptomları baskı altına almaya dönük bunca çabaya rağmen, fiyatların toplanma sürecinden tanzim satış mağazalarında ucuz meyve sebze satmaya kadar enflasyonu bu süreçte benzin fiyatlarını, akaryakıt fiyatlarını ilan ederken, endekse mümkün olduğu kadar az girmesini sağlayacak tarihle ilgili düzenlemeler yapacak kadar ileri gidilmişken, hala daha enflasyon çok yüksek geliyor. Bakın, pahalılık milletimizin belini büküyor, işsizlik milletimizin belini büküyor. Ekonomi gerçekten olağanüstü yavaşlamış vaziyette. Biran önce bu belirsizliği bitirip bu gündeme dönmek zorundayız.
O nedenle de biraz önce bana sormuş olduğunuz soruya vereceğim cevap, bu bugünün işi değildir. Bugünün işi pahalılıkla, işsizlikle, yoksullukla hasılı ekonomik krizle, borçla biran önce boğuşmaya başlama. Boğuşmada demeyim biran önce bu sorunları çözme zamanıdır.
Soru- Biraz önce genel olarak değerlendirdiniz ama ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz’un şöyle nette bir açıklaması oldu. Fark kapanmaya başladı 29 binlerden 20 binin altına indi, incelemeler devam ettikçe bizim açıklamadığımız rakama ulaşılacak dedi. Sizde de ıslak imzalar var bunu da biliyoruz. Son noktada nasıl bir değerlendirmeniz olacak bununla ilgili?
Faik ÖZTRAK- Arkadaşlarımız ilçe seçim kurullarından gelen sonuçları hızla giriyorlar, biraz önce söyledim. Bazıları daha doğru düzgün başlamadı bile itiraz süreçleri devam ediyor. Bazılarında birkaç tane ilçe seçim kurulu var biliyorsunuz 1 numaralı, 2 numaralı, 3 numaralı. İki tanesi sayalım diyor, iki tanesi saymayalım diyor. Ama bizim elimize gelen verilere göre Adalar’da, Eyüp’te, Büyükçekmece’de sayım bitmiş durumda ve buralarda çok da büyük yani fark eden bir durum orada yok, hatta CHP’nin lehine olan bizim lehimize olan bir takım sayımlarda ortada duruyor. Değişmez arkadaşlar, bakın yani orada bütün siyasi partilerin temsilcileri bulunuyor. Yine bu iktidarın atamış olduğu seçim kurulu başkanları ki, bunlar devlet memuru. Yine onların yardımcıları, bunlar da devlet memuru. İki tane de iktidar partisinin temsilcisi var. Dolayısıyla ben sonuçların çok fazla değişebileceğini zannetmiyorum. Değişmiyor da zaten.
Soru- Amerikan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsünün bir açıklaması özgür ve adil seçimler demokrasinin önemli unsurlarından biri, buna meşru sonuçların kabul edilmesi de dahil diye bir açıklaması var ama iktidar tarafından demokrasi vurgusuyla buna bir eleştiri geldi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Faik ÖZTRAK- Şimdi Sözcünün ifade ettiği sonuç itibariyle demokrasinin temel kuralı. Ama Türkiye yıllardan beri 1947’den itibaren çok partili siyasi hayatın demokrasiyi yürüten bir ülkedir. Dolayısıyla ben bizim ABD’den demokrasinin, seçimlerin nasıl yapılacağı konusunda ders almaya ihtiyacımız olduğunu düşünmüyorum.
Teşekkür ediyorum arkadaşlar.

SANDIKTA ALDIĞIMIZI MASA BAŞINDA VERMEYİZ 

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, beraberinde CHP Genel Başkan Yardımcıları Muharrem Erkek ve Onursal Adıgüzel ile yaptığı basın toplantısında şöyle konuştu:

Değerli Basın Mensupları;
Uzun bir gecenin ardından bu sabah Ankara’da, İstanbul’da, diğer birçok ilimizde Adana, Mersin, Antalya, bizde olan, mevcut Cumhuriyet Halk Partisinin elinde olan illere ilave olarak ittifakın kazandığı iller olarak Cumhuriyet Halk Partisinin büyükşehir belediyeleriyle uyandık. Mart’ın sonu gerçekten bu illerimizde bahar oldu. Ankara’da, İstanbul’da, Antalya’da, Adana, Mersin, Bolu, Artvin, Bilecik gibi illerimizde, bahara uyandı bu illerimiz.
Gerçekten Türkiye demokrasi tarihinde görülmemiş bir seçim sürecinin ardından görülmemiş bir seçim gecesi yaşadık.
Örgütlerimiz, sandık görevlilerimiz, gönüllü yurttaşlarımız disiplinli ve fedakârane çalışmalarıyla sandıkların ve demokrasinin namusunu korumak için olağanüstü bir gayret gösterdiler. Ben yine bu noktada, dün akşam yaptım ama burada bir kere daha bu hem gönüllülerimizin başında olan, örgütlerimizin bu çabalarını yönlendiren, sahadan gelen bilgileri toparlayan gönüllülerle birlikte ve sahadan gelen şikayetleri değerlendiren hukuk birimimize, her iki Genel Başkan Yardımcımıza, hem Sayın Onursal Adıgüzel’e, hem de Sayın Muharrem Erkek’e teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum.
Dün gecenin bir tek kazananı var o da milli irade. Yine dün gecenin kazananlarından biri de Türk Demokrasisi. Bu çerçevede hem dünyanın, hem de milletimizin demokrasimize duymuş olduğu güven tazelenmiştir ve dün gecenin tek bir kaybedeni vardır o da devletin resmi haber ajansı Anadolu Ajansıdır. Daha hala veri girmeme sürecini inatla devam ettirmektedir. Bu yaklaşımıyla ajans siyasi manipülasyonlara alet olmuştur. Dün söylediğimi bir daha söylüyorum, ajans yöneticileri gereğini yapmalı, kamuoyunun vicdanını rahatlatmalıdırlar.
YSK Başkanı, gecikmeli de olsa, yapmış olduğu açıklamayla bizlerin tüm gece boyunca yapmış olduğu bilgilendirmelerin doğruluğunu bir kez daha teyit etmiştir.
Özellikle ben burada Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Sayın Onursal Adıgüzel ve ekip arkadaşlarına başta ettiğim teşekkürü tekrarlamak istiyorum. Gerçekten de dün akşam itibariyle size açıklamış olduğumuz 27 bin civarındaki fark bugün YSK verileriyle de teyit edilmiştir.  
YSK verilerine göre 31 bin 186 sandıktan 31 bin 148’i açılmıştır. Kayıtlara geçmeyen, açılmayan 38 sandık vardır.
Son duruma göre Millet İttifakının adayı Sayın Ekrem İmamoğlu 4 milyon 165 bin 739 oy almıştır. Buna karşı Cumhur İttifakının adayı Sayın Binali Yıldırım’ın aldığı oy 4 milyon 138 bin 568’dir.
Sayın İmamoğlu, yani Cumhuriyet Halk Partisinin ve Millet İttifakının Büyükşehir Belediye Başkan Adayı, Cumhur ittifakının Belediye Başkan Adayı Sayın Binali Yıldırım’dan 27 bin 171 oy daha fazla almıştır ve bu fark dün sabaha karşı kendi sistemimizden çıkararak açıkladığımız farkla bir kere daha tekrarlıyorum aynıdır.
Seçmenlerin katılım oranları dikkate alınarak sonucu açıklanmayan son 38 sandık da dikkate alındığında, bunu ortalama 300 oydan hesaplarsak sisteme girmeyen oy sayısı 11 bin 400 eder. Bu oyların tamamı Sayın Yıldırım’a gitse bile aradaki farkın artık kapanmasının mümkün olmadığı açıkça görülmektedir.  
Elbette sandıklarda itirazlar olacaktır. MYK üyelerimiz, Milletvekillerimiz, PM Üyelerimiz, İstanbul Milletvekilleri dışında kendi illerindeki seçim süreçleri tamamlanmış olan milletvekillerimiz şu anda İstanbul’daki seçim kurullarında her bir oyun namusunu korumak için nöbette olacaklardır. İtirazlar kesinleşene kadar görevleri başında da kalmaya devam edeceklerdir. Yine aynı şekilde örgütlerimiz de bu süreci sürdürecektir. Sandıkta aldığımızı masa başında vermeyiz arkadaşlarHerkesin hakkına, hukukuna biz saygılıyız. Ama kendi hakkımızı da yedirmeyiz, hukukumuzu da çiğnetmeyiz.
Türkiye artık yeni bir döneme girmiştir. Herkesin sandıktan çıkan sonuca saygı göstermesi ve kabullenmesi gerekmektedir.
Ülkemiz başta ekonomi olmak üzere pek çok birikmiş sorunla boğuşmak zorundadır. Bu nedenle İstanbul seçimleri üzerinden yeni bir belirsizlik yaratmaya kimsenin hakkı yoktur. Buradan yeni bir kutuplaşma çıkartmaya kimsenin hakkı yoktur. Türkiye bir an önce normalleşmelidir. Vatandaşlarımızın da beklentisi budur. Vatandaşın mutfağındaki yangın ve işsizlik başta olmak üzere artık herkes önündeki sorunlara odaklanmalıdır.
Sabahın erken saatlerinde piyasalar nispeten sakin açıldı. Ama yeniden bu İstanbul’la ilgili tartışmaların uzamasıyla birlikte tansiyon yükselmeye başladı. İstanbul biraz önce söyledim ekonomi için, Türk siyaseti için yeni bir belirsizlik ve kutuplaşma ögesi olmamalıdır. Ekonomimizin, iş dünyasının, vatandaşlarımızın yeni bir belirsizliği ve bununla ilgili olarak ortaya çıkacak olan ekonomik tabloyu kaldıracak hali kalmamıştır, mecali yoktur.
Biz önümüzdeki günlerde de nasıl Ağustos ayında kriz başlar başlamaz yaptıysak önümüzdeki günlerde de krizin çözümü konusunda Cumhuriyet Halk Partisi olarak yapıcı tutumumuzu sürdüreceğiz.
Milletimizin bize tevcih ettiği belediyeler Türkiye ekonomisi açısından son derece önemli kentlerdedir. Buna özellikle dikkatinizi çekmek isterim. Türkiye’nin ekonomik bakımından en önemli kentlerinde Millet İttifakı ve Cumhuriyet Halk Partisi seçimleri almıştır. Bu artık kaybedecek bir dakikamızın dahi olmadığını ortaya koymaktadır.
Biz bu bilinçle çalışacağız. Ama herkesten de aynı sorumluluğu bekliyoruz.
Biliyorsunuz Ankara Büyükşehir Belediyesi, bu gerçekten önemli bir farkla kazandığımız belediyelerden bir tanesi. Biz açıklıyoruz, Genel Başkanımız açıklıyor, biz Ankara Büyükşehir Belediyesinde kimsenin ekmeğiyle oynamayacağız diyoruz. Bu iyi niyetle hareket ediyoruz. Herkesi kucaklayarak yürümek istiyoruz, kimseyi ötekileştirmemek, kimseyi dışlamamak bizim hedefimiz. Bu konuda da biz bütün herkesin, tüm yurttaşlarımızın müsterih olmasını istiyoruz, ama biz bir bakıyoruz bu sabah itibariyle bize gelen çok ciddi duyumlar var. Ankara Büyükşehir Belediyesine ait iş makineleri ve hizmet araçları Büyükşehir Belediyesi tarafından AK Parti’nin kazanmış olduğu İlçe Belediyelerine hibe edilmeye başlamış. Yani Büyükşehir Belediyesini mefluç etmek, iş yapamaz hale getirmek kime yarayacak? Böyle bir adım atılmasını son derece tehlikeli buluyoruz.
Benim bu safhada söyleyeceklerim bu kadar. Yorucu bir gecenin ardından ortaya çıkan tablonun Türk demokrasisine, hukuk devletimize ve milletimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyoruz.
Teşekkür ediyoruz arkadaşlar.
Soru- Sabah Sadi Güven, Sayın Ekrem İmamoğlu’yla ilgili açıklamasını yaparken AA’yla ilgili şu cümleleri kurdu efendim. “AA benim müşterim değil, benden veri almıyor, AA 90’lara geldiğinde ben daha yeni veri giriyordum” açıklamasını yaptı. Buna göre Anadolu Ajansı verileri kimden alıyor, sağlayıcısı kim sizce?
Faik ÖZTRAK- Şimdi tabi bizim muhatabımız bu süreçte Yüksek Seçim Kuruludur. Ve dikkat ettiyseniz uzun zamandan beri ilk defa biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak ıslak imzalı tutanakları girme sürecinde -özellikle İstanbul’da – Yüksek Seçim Kurulundan daha hızlı davrandık, ama sonuçlara bakarsanız üç aşağı beş yukarı aynı sonuçları yakaladık. Bu çok önemli bir gelişmedir. Biraz önce söyledim Anadolu Ajansının kamuoyunu bilgilendirme hizmetini durdurduğu noktada Cumhuriyet Halk Partisi olarak hem Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu, hem de Genel Merkezimiz adına ben ve arkadaşlarım sizleri bilgilendirmeye devam ettik. Bu gerçekten önemli bir başarıdır. Anadolu Ajansının tabi verileri nereden aldığını ben bilemiyorum, yani haberi kimden aldın diye benim bildiğim kadarıyla haber kuruluşlarına sorulmuyor. Ama şunu söyleyeyim, gerçekten Anadolu Ajansının bu süreçteki tutumu bir resmi haber ajansı olarak izlediği strateji, tavır, Türk demokrasisine onarılmaz zararlar vermiştir. Bu nedenle de sorumlularının gereğini yapması lazımdır. Yani sadece İstanbul süreci değil, bakınız ilk açıklamaları yapmaya başladıklarında açık ara aldığımız Hatay Büyükşehir Belediyesini nerelerde göstermişlerdi. Bu manipülasyondur, bu sandık başındaki görevlilerimizin moralini bozmaya dönük hareketlerdir. Bir devlet ajansının bu tür eylemlere tevessül etmesi kabullenilecek, kabul edilebilecek bir husus değildir.
Soru- Geçersiz oyların yeniden sayılmasına yönelik bazı başvurular olacağı da ifade ediliyor İstanbul’da, Ankara’da, Iğdır gibi illerde. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bir de AK Parti Genel Sekreterinden de benzer bir açıklama geldi Ankara bağlamındaki seçimle ilgili. Neler söylersiniz?
Faik ÖZTRAK- Şimdi zaten Ankara bağlamındaki seçime dönüp baktığınız zaman geçersiz oyların sayısı tamamı diğer tarafa yazılsa bile sonucu etkilemeyecek büyüklükte. Ankara’da gördüğümüz manzara bu. Ama yine de müteyakkız olmaya devam edeceğiz. Karşı tarafın itirazlarını yakından takip edeceğiz, bunlarla ilgili gerekli işlemleri yapmaya arkadaşlarımız devam edecek. Bu konuda esas şimdi göreve başlayan arkadaşımız Muharrem Bey ve hukukçu ekibi. Gerçekten çok büyük özveriyle çalışıyorlar, onla rda sabaha kadar ayaktaydılar. Sabah da benim seyrettiğim kadarıyla bir televizyon programına çıktı bütün o yorgunluğuna rağmen. Ama gerçekten bugünden itibaren İstanbul’da da, Ankara’da da, diğer illerde de bu itiraz sürecinde hem hukukçu arkadaşlarımızın, hem örgütlerimizin, hem belediye başkanlarımızın, hem de diğer seçilmiş arkadaşlarımızın önünde çok ciddi bir süreç var. Ben bu süreçten de arkadaşlarımızın çok büyük bir başarıyla çıkılabilmesi için gerekli tüm hazırlıkları yaptıklarını biliyorum.
Soru- İstanbul’a dair değerlendirmelerde bulundunuz ama Sayın Genel Başkanın bir İstanbul programı olacak mı bugün ya da bu hafta içerisinde? Hem Ekrem Beyi ziyaret anlamında, hem de bazı MYK üyelerinin İstanbul’da olduğunu biliyoruz. Seçim değerlendirmesi anlamında Cumhuriyet Halk Partisinde toplantı ne zaman yapılacak?
Faik ÖZTRAK- Sayın Genel Başkanımız yukarıdaki odasında sabah saat 05.00’e kadar bilgisayarın başındaydı, hala da şu anda uyanık. Muhtemelen bu basın toplantısı sürecini izliyor. İstanbul’da sürekli Sayın Ekrem İmamoğlu ve İl Başkanımızla temas halinde. İhtiyaç duyduğu anda tabi ki İstanbul’a gidecektir. Böyle bir karar alındığı zaman da bizler sizi haberdar ederiz. Ama şu anda Genel Başkanımız bu sürecin kumandasına tamamen hakimdir.
Teşekkür ediyoruz arkadaşlar.

İSTANBUL’DA YENİ BİR DÖNEM BAŞLIYOR

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, beraberinde CHP Genel Başkan Yardımcıları Muharrem Erkek ve Onursal Adıgüzel ile yaptığı basın toplantısında şöyle konuştu:

Değerli basın mensupları, İstanbul’la ilgili olarak örgütlerimizin ıslak imzalı tutanaklardan girmiş olduğu verileri birleştirdik. Ve buna göre 10 sandık eksiğiyle sonuçlara ulaştık. Yani 31 bin 186 sandık var, bunun 31 bin 176’sı girilmiş vaziyette. 10 sandık kalmış. Bu sonuçları açıklayacağım.
Ama izin verirseniz önce hem Bilişimden Sorumlu arkadaşımız Sayın Onursal Adıgüzel’e ve arkasında onunla birlikte çalışan tüm gönüllülere burada teşekkür etmek istiyorum. Yine Hukuk İşlerinden Sorumlu ve Genel Sekreterliğe vekalet eden Genel Başkan Yardımcımız Muharrem Erkek Bey’e de, yine onunda arkasında çok ciddi bir hukukçu gönüllü ordusu var, onlar da çok büyük mücadele verdiler. Daha da verecekler değil mi? 48 saat itiraz süreleri var, daha sonra da devam edecek. Ben her iki genel başkan yardımcımıza da huzurlarınızda çok çok teşekkür ediyorum. O nedenle birlikte çıktık.
Şimdi İstanbul’da 10 sandık eksiğiyle girilmiş sonuçlara baktığımızda Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim oyumuz 4 milyon 167 bin 381. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin oyu ise Cumhur İttifakı olarak 4 milyon 139 bin 432. Yani Millet İttifakı’yla Cumhur İttifakı arasındaki fark, Millet İttifakı Adayı Ekrem İmamoğlu lehine 27 bin 949 oy. Yani Cumhuriyet Halk Partisi’nin ve Millet İttifakı’nın Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu 27 bin 949 oy önde olarak seçimi kazanmış gözüküyor. Çünkü kalan 10 sandıkta ortalama 350 oy gelse, 3500 oy var. Bu sonucu etkileyecek gibi gözükmüyor.
İstanbul seçimlerinin biz de hayırlı uğurlu olmasını istiyoruz. Zaten biraz önce öğrendik, Anadolu Ajansı’nın geçtiği habere göre İstanbul sonuçlarına Adalet ve Kalkınma Partisi itiraz ediyormuş. İtiraz ediyorlarsa demek ki kazanamamışlar ki o nedenle itiraz ediyorlar.
Tekrar İstanbul’da yeni bir dönem başlıyor ve bu dönemde Sayın Ekrem İmamoğlu’na başarılar diliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin ve Millet İttifakı’nın İstanbul’da seçimleri kazandığı, Büyükşehir’de seçimleri kazandığı kesinleşmiş gözüküyor, bizim buradaki verilerimize göre.
Umarız bir an önce Anadolu Ajansı ve YSK’da veri akışı başlar, ikisi de bir an önce sonuçları açıklarlar diye bekliyoruz.
İstanbul kazanacak. Martın sonu İstanbul’da da bahar olacak. 
Çok teşekkür ediyoruz.

İMAMOĞLU BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINI ALACAK

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:
Değerli basın mensupları, yavaş yavaş sonuçlar belirginleşmeye başladı. Önemli bir başarı kaydetmekte olduğumuz yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Ama hala belli yerlerde verilerin açıklanmasıyla ilgili sıkıntılar var. Bunların başında İstanbul geliyor. Bizim elimizdeki verilere göre Cumhuriyet Halk Partisi adayı Ekrem İmamoğlu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığında önde gidiyor.
Tabi daha sayılacak, kesin bir şey söylemek mümkün değil ama bir yerde bu oy oranlarının televizyonlarda bakıyorum Anadolu Ajansı bir yerde taktı bıraktı, hiçbir şekilde oynamadan gidiyor. Sayın İmamoğlu’nun İstanbul’da yapmış olduğu açıklamalar doğrudur, biz de kendisinin Genel Merkez olarak arkasındayız.
İkincisi işler iyi gidiyor diye arkadaşlarımızın hiçbiri ıslak imzalı tutanakları almadan, bunları ilçelerine bırakmadan hiçbir şekilde sandıkların başından ayrılmamalı, çünkü daha seçim süreci henüz bitmemiştir. 
Üçüncüsü, biraz önce Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanını dinledik, sonuçları kabul ettiğini; yani kazandıkları yerlerde kazandıklarını, kaybettikleri yerde kaybettiklerini, sonuçları kabul edecekleriyle ilgili bir açıklama yaptı ve öyle görünüyorum ki önümüzdeki günlerin baş gündeminin de ekonomi olacağını söyledi. Bu çerçevede yapılacakları takip edeceğiz.
Ama tekrar söylüyorum altını çiziyorum, önde gittiğimiz illerde dahi arkadaşlarımız tutanakları almadan lütfen sandıkları terk etmesinler. Müthiş bir disiplin içinde götürdüler, ben bütün örgütümü kutluyorum. Ama bunun sonunun getirilmesi lazım. Islak imzalı tutanakları alacaklar ilçelere teslim edecekler, ilçelerden de bu girilecek.
İstanbul’u takip ediyoruz. Islak imzalı tutanakların önemli bir kısmı elimizde ve manzara çok açık İstanbul’da öndeyiz. Onun için televizyonlar bunu göstermiyorlar çünkü Anadolu Ajansından alıyorlar verileri. Ama göreceksiniz İstanbul’da Cumhuriyet Halk Partisi adayı Ekrem İmamoğlu Büyükşehir Belediye Başkanlığını alacak. 

Çok teşekkür ediyorum arkadaşlar.

SEÇMENLERİMİZ ENDİŞEYE KAPILMASIN, GEREKLİ MÜDAHALELERİ YAPIYORUZ

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:
(31 MART 2019)
Her seçimde görmeye alışık olduğumuz filmi, tam bu seçimde de seyretmeye başlamıştık ki Yüksek Seçim Kurulu, anayasal bir kurum olan Yüksek Seçim Kurulu kendi vaaz ettiği kurallara aykırı olarak seçim yasağını delen bazı havuz medyasının mensuplarının yapmış olduğu yayınlarla ilgili olarak suç duyurusunda bulundu.
Dolayısıyla Yüksek Seçim Kurulundaki arkadaşımız da bu konuyu takip ediyordu. Yüksek Seçim Kurulu resen toplanma kararı aldı ve zamanından önce kendi koymuş olduğu kurallara aykırı olarak yayın yasağını delen kuruluşlarla ilgili olarak RTÜK’e suç duyurusunda bulunmuş vaziyette.
Bazı yayın organlarının bu yayınlarını kestiklerini görüyoruz. Seçmenlerimizin hiç endişeye kapılmamaları lazım. Konuyu yakından takip ediyoruz, gerekli müdahaleleri yapıyoruz. Bu manipülasyon tabi. Daha henüz sandıklar açılmamış vaziyette, ama korkunun, seçim kaybetme korkusunun nasıl dağları beklediğini açık seçik ortaya koyuyor .
Teşekkür ediyorum değerli basın mensupları.

SANDIK GÖREVLİLERİMİZE VE KAMU GÖREVLİLERİNE BÜYÜK SORUMLULUK DÜŞÜYOR

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak Genel Merkez’de düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:

(31 MART 2019)

Değerli basın mensupları, 73 yıllık çok partili siyasi hayatımızda bugün yurttaşlarımız 15’inci defa sandık başına gittiler ve 5 yıl boyunca görev yapacak yerel yöneticilerini seçecekler. Seçimle ilgili değerlendirmelere geçmeden önce izninizle Suriye’de Zeytin Dalı hareket bölgesinde hain teröristlerin saldırısında yaşamını yitiren Mehmetçiğimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve milletimize başsağlığı diliyorum. Ayrıca bir de yaralımız var ona da acil şifalar diliyorum.
Yine ülke genelinde seçim süreci genel itibariyle sakin geçerken, Malatya Pütürge’de sabah saatlerinde yaşanan elim olay hepimizi derinden üzdü…
Genel Başkanımız, Saadet Partisi’nin Genel Başkanı Sayın Temel Karamollaoğlu’nu aradı,  başsağlığı diledi, üzüntülerini bildirdi. Biz de bir defa daha Saadet Partisi’ne başsağlığı diliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak acılarını paylaşıyoruz. Yaşamını yitiren Saadet Partili Yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine sabır ve başsağlığı diliyoruz. Bir de yaralı var, ona da acil şifalar diliyoruz.
Siyaset doğası gereği rekabet içerir. Ancak bu kampanya dönemine rekabet yerine hakaretler, iftiralar ve kumpaslar damga vurdu. Bu düzeysizlikte bir seçim kampanyası daha önce hiç yaşanmadı. Bu kötü dilin sahiplerini tarih ve milletimiz elbette değerlendirecektir.
Kampanya boyunca adaylar ve siyasi partiler söyleyeceklerini söyledi. Şimdi artık söz milletin. Milletin sözünü bu akşam hep beraber duymuş olacağız. Milletin sözüne de hep beraber saygı duyacağız.
Sandığa giren oy ile çıkan oyun aynı olması, sandığın namusunun korunması için sandık görevlilerimize ve elbette kamu görevlilerine büyük sorumluluk düşüyor.
Kamu görevlileri iktidarın değil, devletin memurlarıdır. Bunu unutmadan görev yapacaklarına inanıyor, bu hassasiyetimizin altını bir kez daha çizmek istiyorum.
Genel Merkezimizde seçim güvenliği ve sonuçların takibiyle ilgili ciddi bir çalışma yürüttüğümüzü de buradan ifade etmek isterim. Bu çerçevede binamızın dördüncü katında sandık sonuçlarının takibinin yapıldığı bir sistem kuruldu. Aynı şekilde örgütlerimizden gelecek sorunları izlemek ve hızlıca çözmek üzere de burada bir çağrı merkezi oluşturduk. Yine alanda çok sayıda avukat bu seçimde sandıklarda görev yapıyor. Sahadaki avukatların koordinasyonu ve sorunlara anında gerekli müdahalelerin yapılması için Genel Merkezimizde de bir hukukçu ekibi daha çalışıyor.
Ayrıca Genel Başkanımızın talimatıyla milletvekillerimiz ve parti meclisi üyelerimiz seçim bölgelerinde örgütümüzle beraber yaşanacak herhangi bir soruna yerinde müdahale edecekler.
Sandık güvenliğinin sağlanması için örgütümüz, Genel Merkezimiz, parti yöneticilerimiz, milletvekillerimiz, avukatlarımız, müşahitlerimiz, sandık görevlilerimiz canla başla hepimiz çalışıyoruz.
Cefakar ve çalışkan örgütümüzün büyük emek ve çabalarıyla sandık gününe kadar geldik. Oylar sayılıp, ıslak imzalı tutanaklar ilçe başkanlıklarına ve YSK’ya teslim edilinceye kadar örgütümüzün sandık başında olmaları ve tutanaklara da sahip çıkmaları son derece önemlidir. Böylece örgütümüz emeklerinin ve çabalarının karşılığını alacaktır. Partimiz emeklerimizin ve çabalarının karşılığını alacaktır.
Ben bu seçimin ülkemize huzur ve bereket getirmesini diliyor; hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Teşekkür ediyorum arkadaşlar.

DAMADI GÖREVDEN ALIN

CHP’li Öztrak, seçimden sonra Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın görevden alınması çağrısında bulundu.
İktidarın Nisan’da ekonomide yeni yol haritası açıklanacağı yönündeki beyanlarını hatırlatan Öztrak, “Bahsettikleri yol haritasının birinci maddesi devletin kasasının başındaki damadın görevden alınması olmalıdır” diye konuştu.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun, İl Başkanı Mehmet Ali Işıkgör, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak ve Süleymanpaşa Belediye Başkanı Ekrem Eşkinat’ın katılımıyla Tekirdağ’da düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:
Mazisi 73 yıla dayanan çok partili demokratik yaşamımızın 15. mahalli İdareler Seçimini 3 gün sonra gerçekleştireceğiz. Tekirdağlı hemşerilerimiz ve ülkemizdeki tüm yurttaşlarımız, sandık başına gidecek. Yaşadığımız kentin Belediye Başkanlarını, Belediye Meclis Üyelerini ve Mahalle Muhtarlarını seçmek için oy kullanacaklar.
ALLAH’TAN KORKMUYOR, KULDAN UTANMIYORLAR
Biz “Martın Sonu Bahar” diyerek seçim kampanyamıza başladık. Cumhuriyet Halk Partisi ve İYİ Parti’den oluşan Millet İttifakı olarak kampanya boyunca kimsenin kalbini kırmamaya özen gösterdik. Gönül kırmaya değil, gönül yapmaya uğraştık. Milletimizin derdini dile getirmeye çalıştık. Çözüm önerilerimizi kamuoyuna sunduk. Ama bu seçim süreci karşımızda yer alan Sarayın nifak koalisyonunun Allah’tan korkmadığını, kuldan utanmadığını açık seçik ortaya koydu. Böyle adaletsiz ve seviyesiz bir kampanya süreci daha önce hiç bir seçimde yaşanmadı. Saray iktidarı ve onun bekçisi adaletsizlik seviyesizlikte dip yapmak için birbirleriyle yarıştılar.
ATANMIŞ BAKANLAR MEYDANLARA SÜRÜLDÜ
Cumhurbaşkanlığı zırhının arkasına saklanan Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı, devletin imkânlarını hiçbir seçim yasağı veya sınırlamasına tabi olmadan kullanmaya devam etti. Eski Meclis başkanları, milletimizin temiz oylarını helal-haram diye ayrıştırıp cennet tapusu dağıtma şirkine düştüler. Devletin yayın organları ve havuz medyası Genel Başkanımız, Partimiz ve adaylarımıza karşı Sarayda üretilen FETÖ tipi kumpas senaryoları ve her türlü çamur siyaseti için sonuna kadar kullanıldı. Güya icra görevini yerine getirsin, siyasete bulaşmasın, milletin derdini çözsün diye seçilmeyen atanan bakanlar devlet imkânlarıyla piyon gibi meydanlara sürüldü.
BUNLAR KİBRE BATMIŞLAR
Balık baştan kokarmış. Sarayın başı ve sarayın bekçisi milletimize ve temsilcilerine “illet”, “zillet”, “hain”, “terörist” diye hakaretler yağdırırken, atadığı seçilmemiş Tarım Bakanı da milletimize “adi” demek cüretini gösterdi. Çiftçiyi ve hayvancıyı üretmekten vazgeçirip mutfakta yangının en önemli müsebbiplerinden biri olan Bakan, kendi işiyle uğraşacağına millete hakaret etmeyi seçti. Gaziantep’te AKP heyetinden birleri vatandaşlarımızı kast ederek, “Şeyin trene baktığı gibi bakıyorlar” dedi. Tarım Bakanından hiç de geri kalmadığını gösterdi. Bu hakarete karşı heyette bulunan Adalet Bakanı, Gaziantep Belediye Başkanı “Dur bakalım arkadaş, sen kim oluyorsun da bu ülkenin vatandaşlarına küfrediyorsun” şeklinde tepki göstermedi. Tersine gülüşmeler yaşandı. Bunlar iktidarın kibre batmış olduğunu açıkça gösteriyor.
İŞİ SAHTE BROŞÜR VE GAZETE BASMAYA KADAR GÖTÜRDÜLER
Kumpasçılar, işi sahte gazete ve broşür bastırarak Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve harcında Kuvayı Milliye ruhu olan CHP’yle hiçbir zaman yan yana gelmeyecek mesajları partimize mal etmeye çalışıyorlar. Gün geçmiyor ki ortaya sahte bir mesaj, broşür çıkmasın. Bunlarla CHP’nin ve Millet İttifakı’nın hiçbir ilgisi yoktur. On parmaklarında on kara… Kaçınılmaz sonu gördüler, bu karaları CHP’ye, millete, Millet İttifakı’na sürerek seçimi kazanabilir miyiz diye düşünüyorlar. Aslında tüm bu rezillikler, bunu yapanların milletin oyunu çantada keklik görmelerinden kaynaklanıyor. “Ne yalan söylersek söyleyelim, millet bize inanır” diye düşünüyorlar. Sarayın Damadı daha önce ne diyordu? “Cumhurbaşkanımız aya 4 şeritli yol yapacağını söylese millet inanır.” Bu sözleri unutmadık, aklımızda. Milletin aklıyla açıkça dalga geçti.
DEVLETİN KASASININ BAŞINA OTURACAK KİŞİNİN EHLİYETİ OLMALI
Peki, milletle dalga geçen bu damada ne oldu? Sarayın kibirli adamı tarafından devletin kasasının başına oturtuldu. Ekonomi durdu. Pahalılık azdı. Tencereler boşaldı. Konkordato, iflas, intiharlar aldı başını gitti. İşsiz sayısı 8 milyona dayandı. Öyle 8 milyon deyip geçmeyin. Bu, dünyadaki 94 ülkenin nüfusundan fazla. Üniversiteli işsiz sayısı 1 milyonun üzerinde. İşte böyle bir felaketten, böyle bir krizden bahsediyoruz. Milletin çocukları işsiz. Sarayın kibirli adamı onlara “Kapı kapı gez, sınavdan sınava koş” diyor ama damadını da liyakate bakmadan, sorgusuz, sualsiz bakan yapıyor.
DAMADIN ACEMİLİKLERİNİN FATURASI MİLLETE ÇIKIYOR
İş bulamayan gençlerimiz hayatlarına son veriyor ama saray sosyetesi devletin bakanlık, genel müdürlük makamlarına ve ballı saray danışmanlıklarına çörekleniyorlar. Sanki ülke esnaf lokantası, Damat kasanın başına oturtuluyor, akraba-i taallukata da lokantandan bedava çorba dağıtılıyor. Ama milletin tenceresinde çorba kaynamıyor. Burası Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Damadın oturduğu kasa da devletin kasasıdır. Bu kasada 82 milyon vatandaşımızın hakkı var. Devletin kasasının başına oturacak insanın ehliyeti olmalı. Daha ekonomik terimleri bile doğru kullanamayan, ekonomik gelişmeleri okuyamayan, takip edemeyen birini, sırf Damadım diyerek, devlet kasasının başına oturtursan, Damadın acemiliklerinin faturasını 82 milyon vatandaşımıza çıkarırsınız.
DOLARI SAKİNLEŞTİRMEK İÇİN ÖDENEN FATURA YÜKSEK FAİZ
Son birkaç gündür piyasada yaşananlara bir bakın. Damat çıktı, “Dövize demir yumruk vurduk, doların yükselişini bekleyenler avucunu yalar” gibi bir takım sulu sulu laflar etti. Sonuç, dolar hemen sonrasında 5,80’lere çıktı. Baktılar olmadı, damadı susturdular. Döviz piyasası biraz toparlanır gibi oldu. Ancak doları sakinleştirmenin faturasını ben söyleyeyim. Hazine’nin borçlanma kağıdının faizleri yeniden yüzde 20’lerin üstüne çıktı. Bu demektir ki çiftçimizin, esnafımızın, iş adamımızın kullanacağı kredinin faizi bunun çok üstünde teşekkül edecek.
ÜLKEMİZE DÖNÜK RİSK ALGISI ROKET HIZIYLA YÜKSELDİ
Türkiye’nin borç temerrüt risk primi, yani CDS olarak tabir ettiğimiz bir prim var. Bu yeniden 400’ün üzerine tırmandı. Yani, dışarıdan 1 milyon dolarlık Hazine kâğıdı almak için gelen, 21 Mart tarihinde, bu Hazine kağıdını sigortalamak için 35 bin dolar sigorta primi ödüyordu. Şimdi ödeyeceği miktar 41 bin 690 dolara çıktı. Yurtdışından borçlanmak için dolara ödediğimiz faiz bundan birkaç ay önce TL’ye ödediğimiz faizin üstüne çıkmıştı. Şimdi bu faiz daha da artacak, milletimizin cebi boşalacaktır. Türkiye’ye dönük risk algısı uluslararası piyasalarda roket hızıyla yükseldi. Borsa da paldır küldür çöktü. Bu ülkenin değeri borsada belirlenen büyük şirketlerinin değeri üç günde yüzde 8’e yakın düştü. İşte damadın faturası bu. Bu şirketlerin değerinin düşmesi ülkemize zarar. Bu kolaycı politikalarla, ülkemiz her gün biraz daha borca batıyor, milletin ödeyeceği faizler her gün biraz daha artıyor.
SEÇİME KADAR İDARE ETSENİZ BİLE SEÇİMDEN SONRA NE YAPACAKSINIZ?
Hayatın içinde olduğu gibi ekonomide de “Ne ekerseniz onu biçersiniz.” Önce kendi yurttaşlarına, sonra dışarıdaki ekonomik aktörlere güven verecek politikalar izlersen kur ve faiz istikrar kazanır. Enflasyon düşer, büyüme olur, işsizlik düşer. Yok bunları yapmaz, piyasa dışı palyatif tedbirlerle, yan veya arka yollardan dolanarak piyasa sistemini iğdiş edersen bunun bedelini kur ve faizde artan oynaklık ve düşen kredibilite olarak ödersin. Son birkaç gün de olan budur, faturası da milletimize çıkmaktadır.
Türk Bankalarının yabancılara Londra’da TL satışının yasaklandığına, Türkiye’ye sıcak para getiren bazı yabancı bankalar için bir takım soruşturmalar başlatıldığına, yine bazı bankaların sistemden çıkarılacağına dönük haberler piyasada aldı yürüdü. Herkesin kafası karma karışık. Ben bu ülkenin Hazinesini yönetirken gördüğüm bir şey var: Bu tür haberlerin şüyuu vukuundan beterdir. Bu tür haberler piyasada zaten darbe yemiş ve aşınmış güveni iyice aşındırır. Kaygıları artırır. Seçim gününe kadar dövizi tutmak için piyasaya sopa gösterenlere sormak gerekir. Hadi birkaç gün idare ettiniz. Peki, seçimden sonra ne yapacaksınız? Kumanda ekonomisine ne kadar devam edebileceksiniz?
BU SÜREÇTE EKONOMİDE YAPTIKLARI TAHRİBAT, SEÇİM SONRASI MALİYETİ ARTIRDI
Yabancılara demişler ki, “Bizi seçime kadar idare edin, seçimden sonra her şeyi usulüne göre düzelteceğiz.” Hatta IMF’ye bile gideceklerini söylemişler. Bunları duyuyoruz yabancılardan. Ama vazoyu kırdılar. Vazoyu ne kadar tamir etseler de çatlakların izi kalacak. Bunun bedelini de maalesef yüksek faiz, daralan ekonomi, artan işsizlik, pahalılık, boşalan tencere olarak milletimiz ödeyecek. Ben, saray iktidarının, kendilerinin çıkarttıkları krizin neden olduğu iflasları, yoksulluğu, pahalılığı, işsizliği, boş tencereyi millet seçim bitene kadar fark etmesin diye bu işleri yaptıklarını düşünüyordum Ama son bir haftada yaptıkları bana şunu gösterdi: Aslında kendilerinin de durumun vahametini farkında değiller. Bu süreçte yaptıkları tahribat seçim sonrasında bu krizi yönetmenin millete maliyetini olağanüstü artırdı.
SARAY SEÇİMDEN SONRA, MİLLETE ACI BİR REÇETE DAYATACAK
Maalesef geldiğimiz noktada “tulumbada su bitmiştir”. Bunu Sarayın kibirli kişisi Erdoğan çok önceden ilan etmişti. Seçimden sonra saray iktidarı ekonomide çok acı bir reçeteyi dayatacaktır. Bunun işaretini sarayın damadı “Nisan’da yeni yol haritası hazırlanacak” diyerek zaten vermiştir. Diğer taraftan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayları olan eski Başbakan ve Meclis Başkanı da İstanbullulara yeni gelecek vergilerin müjdesini vermektedir. Malum bunların yol haritası çok çabuk eskiyor, bu kaçıncı harita… Daha Ekim’de yazdıkları haritanın koordinatları, hedefleri birkaç ay içinde yok oldu gitti.
İŞİN BİTTİĞİ BELLİ, MİLLETİN KARARINI OLGUNLUKLA KABUL ETSİNLER
Şimdi milletimize bir acı ilaç daha içirmeye hazırlanıyor. Ancak milletimizde acı ilaç içecek hal kalmadı. Mutfaktaki yangın annelerimizi perişan ediyor, işsizlik gençlerimizi ezip geçiyor, evlatlarına harçlık veremeyen babalar evlatlarından kaçıyor, eve onlar uyuduktan sonra gitmeye çalışıyorlar. Bunlara sebep olanlar ise ekonomiyi, mutfağı, tencereyi bir kenara itip, yalan üstüne yalan söyleyerek, iftira ve çamur siyasetinde her gün el yükselterek, milletimizi bölerek sorumluluktan kaçmaya çalışıyorlar. Ülkenin Cumhurbaşkanı zırhına bürünmüş Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı, belediye başkanıymış gibi veya Belediye Meclis Üyesi adayı gibi meydan meydan dolaşıp, vatandaşa bir avuç çay dağıtıp, Müslüman katili teröristin çektiği propaganda filminden medet umar hale gelmiştir. Bu güne kadar hep güvendiği anketçiler artık güvenilmez adamlardır onun için… İşin bittiği bellidir. Yapacakları tek şey vardır: Milletin kararını olgunlukla kabul etmeleri gerekir.
SEÇİM SONRASI İLK İŞLERİ DAMADIN GÖREVDEN ALINMASI OLMALI
Onlara tavsiyem, seçimin ardından açıklanacağı söylenen yol haritasının birinci maddesi “devletin kasasının başındaki damadın görevden alınması” olmalıdır. Unutulmasın Sayın Erdoğan nasıl kendi evlatlarını ve damadını düşünüyorsa; milletimiz de aynı şekilde kendi evlatlarını bu seçimde sandıkta düşünecektir.
HURDAYA ÇIKMIŞ, METAL YORGUNU AK PARTİ BELEDİYECİLİĞİNİN VERECEĞİ BİR ŞEY YOK
Türkiye’nin huzura, kardeşliğe, dertlere derman olacak proje ve yeni sözlere ihtiyacı var. Artık hurdaya çıkmış, metal yorgunu AK Parti belediyeciliğinin Türkiye’ye vereceği bir şey yoktur. Bundan birkaç ay önce milletin seçtiği belediye başkanlarını milletin iradesine rağmen nasıl istifa ettirdilerse, şimdi seçilmeleri için aday ettikleri AK Parti Belediye Başkanlarının da istifalarını Sarayın cebine vermişlerdir bu belediye başkanları. Siz ne yaparsanız yapın, bunları seçerseniz bunlar sizin iradenize göre değil, Sarayın iradesine göre hareket edecektir. Bunların istifa mektupları Sarayın emrindedir. Hiç tereddüdüm yok, Saray iradesini millet iradesinden üstün gören bu kibirli belediyecilik anlayışına milletimiz itibar etmeyecek, kendi iradesine sahip çıkacaktır.
AÇ TAVUK KENDİNİ DARI AMBARINDA SANIR
Tekirdağ ile ilgili yaptırdığımız anketlere göre hiçbir ilçede CHP oyları yüzde 50’nin altına düşmüyor. Büyükşehir Belediyemizin alacağı oyar da en kötü ankette dahi yüzde 55’in altına düşmüyor. Fakat bu bizi rahatlığa sevk etmemeli. Birileri seçimi kendilerinin alacağına dair algı yaratmaya çalışıyor. Hep söylüyorum, aç tavuk kendini darı ambarında sanırmış. CHP olarak Tekirdağ’da 12-0 yapacağımızı açık şekilde görüyorum. Ama karşımızdakiler kaybettiklerini anladıkça hırçınlaşıyorlar. Bilinçli olarak ortamı germeye çalışıyorlar. Biz bu provokasyonlara gelmeyeceğiz. Tekrar söylüyorum, bu dağıtılan broşürlere, sahte gazetelere, sosyal medyada yayılan haberlere kesinlikle itibar etmeyin. Partilerimizin Genel Başkanı’nın, sözcülerinin, belediye başkan adaylarımızın ağzından çıkanlara itibar edin.
BAHÇELİ İLE ERDOĞAN’IN KOLTUK AŞKINA BAKIP MUTFAKTAKİ BOŞ TENCEREYİ UNUTMAYIN
Bunların aklı şöyle: Beka sorunu var diyelim, ölümü gösterelim, vatandaşı sıtmaya razı edelim. Haberleri izliyorum, şanlı Türk Silahlı Kuvvetlerimizin terör örgütüyle yürüttüğü o fedakârane mücadeleyi bile kendi kampanyalarında kullanmaya çalışıyorlar. Bu, milletin ordusunun başarısıdır. Bu, Sarayın başarısı değildir ama bundan bile medet umar hale geldiler. Bu mücadelede şehit olan Mehmetlerimize, Allah’tan rahmet diliyorum. Ailelerine ve milletimize sabır diliyorum. Yine bu mücadelede gazi olan Mehmetlerimize de “Allah sizden razı olsun” diyorum.
Yapmaya çalıştıkları şu: “Bekaya bak bekaya.” Bu beka nedir? Bekanın şifrelerini milletimiz çözmüş. Diyorlar ki “B” harfi Bahçeli, “E” harfi Erdoğan, “K” harfi koltuk, “A” harfi de aşk. Yani “Bahçeli Erdoğan Koltuk Aşkı.” Sakın Bahçeli Erdoğan Koltuk Aşkına bakıp mutfaktaki boş tencereyi unutmayın. Bu seçimde kaçışları yok, milletimiz kendilerine bir ders verecek. İnşallah bu verilen dersten ibret alıp bu gidişlerini düzeltirler. Milletin kendilerine 5 yıl için vermiş olduğu yetkiyi de Sarayın yararına değil milletin yararına kullanırlar.
HER TÜRLÜ ÖNLEMİ ALDIK
CHP olarak milletimizin temiz oylarına sahip çıkmak için her türlü önlemi aldık. Tüm milletimizi hem sandıklara gitmeye ve hem de seçim bitene kadar sandıkların başında durarak iradesine sahip çıkmaya davet ediyorum. Hem Tekirdağ’da hem de tüm Türkiye’de “Martın sonu bahar, dertlere derman var” diyorum.
PAZARCI, MANAV, KÜÇÜK MARKETLER NE OLACAK?
Basın toplantısının son bölümünde bir soruyu yanıtlayan Öztrak, “Biz son güne kadar kaç vatandaşımızı CHP’ye oy vermek için ikna edebilirsek elimizden geleni yapacağız. Geçen sefer Tekirdağ’da 12-0 yaptık, bu kez de oy oranımızla Türkiye’de en başa güreşmeyi hedefliyoruz” dedi.
Tekirdağ milletvekili İlhami Özcan Aygun da tanzim satışlarla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:
“Tanzim satışların tedariğini Tarım-Kredi Kooperatifleri yapıyordu. Bunların İstanbul, Ankara gibi büyükşehirlerde belli yerlerde dağıtımını yapıyordu. Varlık kuyruğu dedikleri o kuyrukları biliyorsunuz. Şimdi gelecek dönemle ilgili Sayın Bakanın bir açıklaması var. Diyor ki zincir marketlere de Tarım-Krediler tedarik sağlayacak. Ben soruyorum, küçük marketler, pazarcı esnafı, diğer esnaflar açısından burada bir haksızlık yok mu? Aynı Et Kurumu’na dışarıdan eti ithal ederek sonra da bunu devletin kasasından, 82 milyonun kasasından sübvanse etmek gibi. 3 tane market zincirinin satışlarının artmasını sağlamak haksız rekab ete neden olur. Pazarcı esnafımızın, diğer marketlerimizin, manavlarımızın tedariği nasıl sağlanacak? Bunu tartışmak lazım. Halkımızın takdirine sunuyorum.”
HALA AKILLANMADILAR, GÖSTERGELERİ GİZLEMEYE ÇALIŞIYORLAR
Aynı konuyla ilgili CHP’li Öztrak da “İlhami Bey’in altını çizdiği husus mühimdir. Şu anda büyük market zincirlerine meyve sebzeyi piyasa dışı koşullarda verme kararı aldılar diyor. Normalde çiftçiye vermesi gereken sübvansiyonu market zincirlerine verecekler. Bu bakkala, manava karşı, bu krizden en fazla etkilenen bu insanlara büyük haksızlık. Bunun gerekçesi çok daha ilginç. Gıda fiyatlarındaki artışlar fiyat endekslerine yansımasın diye yapıyorlar. Hatırlayın TÜİK bir karar aldı. Eskiden fiyatları tesadüfi belirledikleri çeşitli işletmelerden topluyorlardı. Şimdi diyorlar ki cirosu en yüksek işletmelerden toplayacağız. Yani gördüğünüz o büyük market zincirlerinden fiyat toplayacaklar. Onlara da meyve sebzeyi verecekler, orada fiyatlar düşük görünecek. Ondan sonra da enflasyonu düşürdük diyecekler. Hala daha akıllanmadılar. Hala daha göstergeleri gizleyerek krizi aşacaklarını sanıyorlar. Hayır. Türkiye ekonomisinin artık çok ciddi yapısal önlemleri alma vakti gelmiştir.
GÜVEN VERİCİ BİR PROGRAM GEREKİYOR
CHP’li Öztrak, 31 Mart seçimlerinden sonra ekonomiyi nelerin beklediğine dair bir soru üzerine şunları söyledi:
“Türk ekonomisinde zaten şu anda bir tufan var. Büyüme düşmüş, işsizlik artmış, borsa değer kaybetmiş, Hazine kağıdı faizleri yükselişe geçmiş, dışarıda CDS’ler 400’ün üzerine çıkmış, SWAP faizleri yükselmiş. Bütün bunlara bakıldığında görünen şu: Güven verici bir program seçimden sonra yürürlüğe koyamazlarsa, bu dönemi yine laf salatasıyla geçirmeye kalkarlarsa, o zaman başımıza gelecek olan Ağustos’ta gördüklerimizdir. Pahalılık durmaz, işsizlik düşmez, kurdaki oynaklık devam eder, faizler yukarı gitmeye devam eder. Sonra arkasından konkordatolar, iflaslar, intiharlar… Bu milletin artık bunu yaşamaya tahammülü yok. Hak etmiyor da bunu yaşamayı. 24 Haziran’da ‘Verin bu kardeşinize oyu, faizle kurla nasıl uğraşılır göstereceğim’ dediler. Ne oldu? Hala bekliyoruz.

CHP O İDDİALARI YARGIYA TAŞIYOR

 

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, bugün CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:

 

73 yıllık çok partili demokratik yaşamımızda, on beşincisi yapılacak olan mahalli idare seçimlerine artık çok kısa bir zaman kaldı. Bugünü saymazsak 5 gün sonra milletimiz yaşadığı kentin belediye başkanlarını, Belediye Meclis Üyelerini ve yaşadığı mahallelerinin muhtarlarını seçecek.

Biz “Martın Sonu Bahar” diyerek seçim kampanyamıza başladık. Kimsenin kalbini kırmamaya özen gösterdik. Gönül kırmaya değil, gönül yapmaya uğraştık. Kendimizi değil milletimizi düşünerek kampanyamızı sürdürdük. Cumhuriyet Halk Partisi ve İYİ Parti’den oluşan Millet İşbirliği kampanya boyunca milletin dertleriyle dertlendi, milletin sesi olmaya çalıştı. Kalan son beş günde de aynı olgunluk ve nezaket içerisinde milletimizin sesi olmaya devam edeceğiz.

 

ALLAH’TAN KORKMAYI, KULDAN UTANMAYI BİR KENARA BIRAKTILAR

Buna karşın “saray koalisyonu”, daha önce hiçbir seçimde görülmemiş, son derece adaletsiz ve seviyesiz bir kampanya götürdü. Saray ve onun bekçisi Allah’tan korkmayı, kuldan utanmayı bir kenara bıraktılar. Cumhurbaşkanlığı zırhına sığınmış, seçim yasaklarına tabi olmayan Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı, hiçbir koruması olmayan, seçim yasaklarına uymak zorunda olan muhalefet partisi genel başkanlarına her türlü hakarette ve tehditte bulundu. Devletin ve ülkenin neredeyse tüm özel medyasını ele geçiren Saray iktidarı kampanya süresince muhalefetin sözünü kesmek için elinden geleni ardına koymadı. Yalanı doğru gibi anlatan popülist, kutuplaştırıcı siyasetin daniskasını yaptı. Sanki yerel seçimlere değil de savaşa gider gibiydik.

 

TERÖRİST MERMİSİNİN YAPMADIĞI AYRIMI SARAY VE BEKÇİSİ YAPTI

Önce dış güçler saldırıyor dediler. Tutmadı. Sonra çiftçiyi, esnafı, marketleri hain, çete ilan ederek mutfaktaki yangının sorumluluğunu onlara yüklemeye çalıştılar. O da olmadı. Bunun üzerine devreye beka senaryolarını soktular. Milletimiz engin mizah gücüyle bu BEKA’nın şifrelerini çözdü. Bunun “Bahçeli Erdoğan Koltuk Aşkı” ittifakının baş harfleri olduğunu ortaya koydu. Sonra Saray ittifakı vites büyüttü. Kendilerine oy vermeyecek tüm yurttaşlarımıza hain, terörist demeye başladılar. Bu ülkenin vatandaşlarına vergi verirken, askere giderken parti ayrımı yapılmaz. O zaman herkes eşittir. Ama Saraya ve bekçisi, kendilerine oy vermeyi düşünmeyen milletimize meydanlarda “illet”, “zillet” diyerek ağır hakaretler ettiler. Düşman kurşununun, terörist mermisinin yapmadığı ayrımı milletimize yaptılar. Ama yine olmadı. Baktılar ki ne yapsalar olmuyor. Bu sefer parti liderlerini tehdit etmeye başladılar.

Cumhurbaşkanı zırhının arkasına saklanan Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı, başta Genel Başkanımız olmak üzere diğer parti liderlerini susturmak için milyonluk tazminat davaları açtı. Sonra da milletvekili dokunulmazlığı olmayanları hapse atmakla tehdit etti.

 

KURDUKLARI KUMPAS, MİLLİ İRADE CELLATLARININ ELLERİNE YÜZLERİNE BULAŞTI

AKP Genel Başkanı, Genel Başkanımızın uluslararası terörü kınayan sözlerini çarpıtarak meydanlarda servis etti. Yetmedi, bir sabah idam naralarıyla meydanlara çıktı, ardından da ipleri sarayın elinde olan bir operasyon kanalından Genel Başkanımızın idamı istendi. O da yetmedi Belediye Başkan adaylarımız, doğrudan hedef alındı. Bir takım tetikçiler kullanılarak, haysiyet cellatlığı yapıldı. Tek bir belediye başkan adayımızın karşısına AK Parti Sözcüsünden, Genel Başkan Yardımcılarına, MHP Genel Başkanından, AK Parti Genel Başkanına kadar hepsi çıktı. Ancak kurdukları kumpas milli irade cellatlarının ellerine, yüzlerine bulaştı. Bu sefer de “Kendine de Ankara’ya da yazık edersin” diye tehdide başladılar. Seçimi kazandığını gördüler, ondan sonrasını konuşmaya başladılar. Dün itibariyle, milli iradeyi, yargı bağımsızlığını hiçe sayacak konuşmalar sürüp gidiyordu.

 

BİR PROVOKASYON BİLDİRİSİ HAZIRLANDIĞI İSTİHBARATI ALDIK

Milletimiz bunlara da itibar etmedi, etmeyecek. Ama yetmiyor, her gün yeni bir provokasyon ortaya çıkıyor. Son olarak CHP’nin hiçbir zaman benimsemediği ifadelerin yer aldığı ve bu bir halk ayaklanmasıdır başlıklı bildirilerin hazırlandığını, bu bildirilere partimizin de ambleminin basıldığı, bunların dağıtılacağı istihbaratını aldık. Partimizin dünya görüşüne 180 derece zıt olan bu bildirinin bizimle uzaktan yakından bir ilgisi olmadığını şimdiden söylüyorum. Bu provokasyonları artık bıraksınlar. Bu seçimin sonucunu da edepleriyle kabul etsinler.

Önce, “Demokrasi bir tramvay, istediğimiz durakta ineriz” dediler. Sonra demokrasinin imkân ve araçlarıyla iktidara geldiler. Şimdi darbeci ağzıyla konuşup demokrasimizi doğrudan tehdit etmeye başladılar. Ama milletimizin milli irade düşmanlarına, haysiyet cellatlarına en güzel dersi 31 Mart’ta sandıkta vereceğini artık kendileri de görmeye başladılar. Biz Hakk’a ve halkımıza güveniyoruz.

 

3-5 OY İÇİN TERÖRİSTİN PROPAGANDASINI YAPTI, ÇANAKKALE RUHUNU PARAMPARÇA ETTİ

Sarayın kibirli kişisinin zapt edemediği zehirli dili, sadece yurttaşlarımızın arasına nifak sokmakla kalmadı. Ülkemizin uluslararası itibarına da büyük zararlar vermeye devam ediyor. Bu ülkede daha önce hiç yaşanmayan şeyler yaşanıyor. Yeni Zelanda’da 50 Müslüman kardeşimizi şehit eden İslamofobik teröristin kendi çektiği katliam görüntülerini, bu ülkenin Cumhurbaşkanı gömleğini giymiş kibirli kişisi seçim meydanlarında dakikalarca gösterdi. 3-5 oy almak için teröristin propagandasını yaptı. Bu da yetmezmiş gibi büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün oluşturduğu Çanakkale ruhunu paramparça etti. Yen Zelanda’daki hain terörü kendi seçim kampanyasına meze yapmak isteyen Saray, kantarın topuzunu yine kaçırdı. İki dost ülke Yeni Zelanda ve Avustralya’ya diplomatik adaba sığmayan rencide edici sözler sarf etti. Yeni Zelanda Dışişleri Bakanının “Atatürk’ün Yeni Zelandalı askerler için ne kadar bağışlayıcı olduğunu biliyoruz. Türkiye’yi böyle hatırlamak istiyoruz” deyince de danışmanları aracılığıyla tam yol tornistan yaptı.

 

BU ÇAMUR SİYASETİNİN NEDENİ AÇIK: EKONOMİDE YAŞANANLAR GÖRÜLMESİN

Yeni Zelanda Başbakanı bu acıdan ülkesini birleştirip, kucaklayarak çıkarken tüm dünyanın takdirini kazandı. Aynı acıdan ülkesini bölüp parçalamaya uğraşan Erdoğan’ı ise tüm dünya ayıplandı. Türkiye’nin itibarı ona en fazla ihtiyacımız olduğu bir zamanda zedelendi. Bu adaletsizliğin, seviyesizliğin ve çamur siyasetinin nedeni çok açıktır. Mutfakta büyüyen yangın görülmesin, işini kaybeden 633 bin yurttaşımızın işsiz 8 milyon vatandaşımızın sesi duyulmasın, artan iflas ve konkordatolar konuşulmasın, Suriyelilere bütçeye yük olmadan 35 milyar dolar bulacak formülü geliştiren Sarayın, 3600 ek gösterge için, emeklilikte yaşa takılanlar için, atanamayan öğretmenler için kılını kıpırdatmadığı gündeme gelmesin, iki Trakya büyüklüğünde arazisini ekmekten vazgeçen çiftçimize taktıkları devlet borcunun, yabancı çiftçilere ödediğimiz 95 milyar doların farkına varılmasın.

 

ERDOĞAN 1 NİSAN SABAHI MİLLETİMİZİN YÜZÜNE NASIL BAKACAK?

İşte bunları vatandaşın gözünden kaçırmak için Sarayın kibirli kişisi ve onun sadık bekçisi, on parmaklarında on kara kendilerinden olmayan herkese sürüp duruyorlar. Yanlış politikalarıyla sebep oldukları ekonomik krizin üstünü örtmek için akla hayale gelmeyecek işler yapıyorlar. Seçimi kaybetme korkusuyla işin sonunu hiç düşünmeden, izandan, vicdandan, edepten yoksun bir kampanya yürüttüler. Şimdi soruyorum, bu sözleri sarf eden Erdoğan 1 Nisan sabahı milletimizin yüzüne nasıl bakacak? Nasıl diyecek ki, “Ben bu ülkede 82 milyonun Cumhurbaşkanıyım.”

 

SEÇİMDEN SONRA MİLLETİMİZİ EKONOMİDE ACI REÇETE BEKLİYOR

Ve de en önemlisi 1 Nisan sabahından itibaren ekonomideki ateşten gömleği giyip ekonomiyi nasıl yönetebilecek? Ben çok açık söyleyeyim. Seçimden sonra ekonomide milletimizi çok acı bir ilaç bekliyor. Bu kadar hırpalanan, örselenen, parçalanan arasına nifak sokulan milletimiz bu acı ilacı içmeye nasıl ikna edilebilecek? Erdoğan millete bu konuda nasıl güven verecek, halkı nasıl ikna edecek? Dövizin, faizin ateşi yeniden çıkmaya başladı.

 

DAMAT BAKAN YENİDEN ORTAYA ÇIKTI, PİYASALAR YİNE KARIŞTI

Şimdi yine “Provokatif eylemlere girenler bunun bedelini öderler” diye meydanlarda bağırıyorlar. Bir taraftan da bankalar ve uluslararası yatırımcılar hakkında soruşturma başlatıyorlar. Oysa provokatör arıyorsanız o kadar uzaklara bakmaya gerek yok.  Damat bakan bir süre ortadan kaybolmuştu. Rahattık. Geçtiğimiz hafta ortaya çıktı “döviz şöyle faiz böyle” diye konuştu. “Dolara demir yumruğumuzu vurduk” deyip yasakçı, kumanda ekonomisi söylemlerine kadar yürüdü. Piyasalar döviz hesaplarına gelen ilave vergiyle zaten irkilmişti. Döviz rezervlerindeki hızlı erime de onları rahatsız etmeye başlamıştı. Bir de sosyete damat sulu bir üslupla ileri geri konuşunca piyasalar yeniden karıştı.

 

ARTIK GEMİ DEMİR TUTMUYOR, SÜRÜKLENİYOR

Sarayın kibirli kişisi ve bekçisi ekonomide provokatör arıyorsa yanı başındaki Sarayın damadına bakacaklar. Neden yapılan yanlışlar ekonomi üzerinde bu kadar etkili oluyor? Çünkü krizin başından beri Saray iktidarı dişe dokunur tek bir tedbir almadı. Lafla aspirinle pansumanla bu işleri götürmeye çalışıyorlar. Ama artık gemi demir tutmuyor, sürükleniyor. Şimdi bankaları, yatırımcıları “Seçim sonrasında size bunun bedelini ağır ödetiriz” diye meydanlarda, ağızlarından köpükler saçarak tehdit ediyorlar.

 

EKONOMİYİ DUVARA ÇAKTILAR

Kendinize gelin! 24 Haziran seçimlerinden önce “Verin kardeşinize yetkiyi, dolarla faizle nasıl uğraşılır göstereceğim” dediniz. 24 Haziran’dan sonra ne yaptığınızı gördük. Ekonomiyi resmen duvara çaktınız. Şimdi yine meydanlarda atıp tutuyorlar. Ne yapacaksınız, neyin peşindesiniz, neyinize güveniyorsunuz da ekonomiyi borca bu kadar batırdıktan, döviz rezervlerini bitirdikten sonra, bir de üstüne yatırımcıları kaçırmaya uğraşıyorsunuz? Bu işler seçim sonrasına randevu vererek olmaz. Yakaladıysanız, bir usulsüzlük tespit ettiyseniz hemen tepesine bineceksin. Tehditle işi götürmeye kalkarsanız yangını büyütürsünüz. Sizin gerçek niyetiniz ne? Üzüm yemek mi bağcıyı dövmek mi?

 

DAMADA SORARSANIZ EKONOMİ DENGELENİYOR

Sarayın ekonomi yönetimindeki bu beceriksizlikleri, acemilikleri ülkeyi ciddi şekilde riske sokuyor. Damadın gayrı ciddi tavırları, temel ekonomik kavramlardan bile habersiz olması, sıkıntıların farkına varmaması, hem içeride hem de dışarıda ekonomik aktörleri kaygılandırıyor. Rakamlar ortada. Ekonomi iki çeyrektir daralıyor. Enflasyonda dünyanın ilk 10 ülkesi arasındayız. Ekonomi; durgunlukla birlikte yüksek enflasyon, yani stagflasyon hatta slampflasyon, yani daralırken enflasyon, ekonomiyi ciddi şekilde baskı altına almış durumda. Ama Damada sorarsanız ekonomimiz gayet güzel dengeleniyor.

 

TAM “BİR KİLO BİBER ÜÇ LİTRE BENZİNE DENK” DİYECEKTİM, BENZİNE YİNE ZAM GELDİ

Mutfaktaki yangın bir türlü sönmüyor. Marketlerde şu anda sivri biberin kilosu 19 Lira. 1 kilogram sivri biberin fiyatı neredeyse 3 litre benzine denk hale geldi diyecektim ki, televizyonlarda yine haber çıktı, benzine bu akşam 17 kuruş daha zam geliyormuş. Yani benzinin litresi 7 TL’ye dayanacak. Ama damada sorarsanız ekonomide en kötü geride kaldı. Şubat Ocak’tan, Mart ise her ikisinden iyiymiş. Bunlar bu saçmalıkları dillendirirken işsizlik oranı zirve yaptı. Aralık 2018 rakamlarıyla son bir yılda 633 bin çalışan işini kaybetti. Resmi işsiz sayısı ise 1 milyon 11 bin kişi arttı. Gerçek işsiz sayımız 8 milyona dayandı. Bu, dünyada 94 ülkenin nüfusundan daha büyük. Ama damat için bunlar dert edilecek konular değil. Çünkü onun her daim işi düz gitmiş. İş diye sınav sınav, kapı kapı dolaşmak zorunda kalmamış.

 

ŞİRKETLERE BİR GÜNDE 43 MİLYAR TL KUR FATURASI

Şirketlerin döviz cinsinden borçları ise Hükümetin 2009’dan bu yana izlediği hatalı politikalar nedeniyle 198 milyar dolara ulaştı. Damat geçen hafta piyasaya bir çıktı pir çıktı. Cuma sabahı dolar kuru 5 lira 47 kuruştu. Akşam piyasalar kapanırken saat 5’te aynı kur 5 lira 69 kuruşa sıçradı. Bir günde bu şirketlerin döviz cinsinden net borcunun TL karşılığı 43 milyar TL arttı. Yani bir günlük kur farkı zararı 43 milyar TL oldu. Ama bunlar hala konuşarak, talimatla, tehditle işleri düzeltebileceklerini sanıyorlar.

 

NE DENGELENİYOR DİYE BİR DE MİLLETE SORMALI

Merkez Bankası’nın döviz rezervlerini seçim öncesinde yiyip bitirmişler. Merkez Bankası başkanı açıklama yapıyor. O da ekonomi dengelenme sürecinde diyor. Bu dengelenmeyi nedense ço9k sevdi bunlar. Ama millete sormak lazım ne dengeleniyor diye? TCMB Net Döviz Rezervi, 21 Mart tarihi itibariyle, 22 milyar dolara düştü. Son bir yılda rezervlerdeki erime 13 milyar dolar. Ama Merkez Bankası Başkanı diyor ki, ekonomi dengelenme sürecinde, rezervlerimiz istikrarlı olarak artıyor. Artan buysa azalan ne olacak? Net rezervlerin düzeyi 2006 seviyesinde. Yani şu anda bizim net rezervlerimiz 2006 yılında sahip olduğumuz rezervlere eşit.

 

REZERVLER 42 GÜNLÜK İTHALATA YETİYOR, SONRA HARÇ BİTTİ YAPI PAYDOS

Buna karşılık, kısa vadeli dış borcumuz, bir yıl içinde ödememiz gereken dış borç, 2006 yılındakinin üç katına çıkmış. Net rezervler, bir yılda ödenecek kısa vadeli borçların yaklaşık altıda biri. TCMB kasasındaki rezerv ancak 42 günlük ithalatımıza yetiyor. Ondan sonra harç bitti yapı paydos. Ekonomi bu hale düşerken saray iktidarı ve sadık havuz medyası, “Dolar neden uçtu, döviz neden kaçtı” diye şaşırmış gibi yapıp, yabancı ülkelerin başkentlerinde kumpaslar arayıp,      “Dünyanın öbür ucundan bizi tehdit ediyorlar” diye sızlanıp vatandaşa “aman bu seçimde bizle hesaplaşmayın” diye yalvaryalvar yalvarıyorlar.

 

MEMLEKETİ ESNAF LOKANTASI BELLEYİP KASAYA DAMADINI OTURTTU

Eğer bir ekonomide temel sağlamsa saldırılara karşı koyar. Yok sıcak para bağımlısı haline getirilmişse, ipleri yabancıların ve faiz lobilerinin eline verilmişse emir almak durumunda kalırsınız. 24 Haziran seçimlerinden önce “Verin kardeşinize yetkiyi dolar faizle nasıl uğraşılır göstereceğim” diyenlerin ekonomiden zerre kadar anlamadıklarını gördük. Tek kişi parti devleti kurma hırsıyla hukuk devletini ve demokrasimizi zaafa uğratıp yatırımcıyı, tüketiciyi ürküttüler. Ekonomiyi sıcak parayla şişirdiler, dolarkolik hale getirdiler. Sarayın kibirli kişisi memleketi esnaf lokantası belleyip, kasanın başına bu işten zerre anlamayan damadını koydu. Devlet bankalarını, Hazine ihalelerine müdahale etmek için, döviz kurunu tutmak için istismar ettiler. Bunun sonucunda ihtiyat akçesi, dar gün parası demeden seçim uğruna döviz rezervlerimizi tükettiler. Emirle, kumandayla ekonomiyi yönetip milleti kuyruklara soktular. 50 milyon dolar için milli harp sanayimizin yüzük taşlarından tank palet fabrikasını Katar Ordusuna peşkeş çekmeye kalktılar. Şimdi kalkmış “Bizi kim dövüyor?” diyorlar. Sizi sizden başka döven yok, ama bu dayaktan milletimiz de nasibini alıyor.

 

GÖMLEĞİN İLİKLENECEK İLK DÜĞMESİ DAMADIN GÖREVDEN ALINMASI OLMALIDIR

Vatandaş kendini dövenle, tenceresini boşaltanla mutlaka sandıkta hesaplaşacaktır. Son olarak damat Nisan’da yeni bir yol haritası açıklayacaklarını söyledi. Ekonomide açıklanacak yeni bir yol haritasının ilk maddesi damadın bu görevden alınması olmalıdır. Ekonomi gayrı ciddiliği kaldırmaz. Gömleğin ilk düğmesi bu olmalıdır. Kayınpeder damadını seviyor olabilir. Ama milletimiz de kendi evlatlarını seviyor. Milletin evlatlarının kapı kapı, sınav sınav dolaşıp iş bulmak için daha fazla perişan olmaması için bu adım seçimden sonra mutlaka atılmalıdır.

 

KENDİLERİ YAPAMAZSA BİZ YİNE REÇETEYİ VERİRİZ

Ağustos’ta yaşanan krizden sonra iktidara yol göstermek için Genel Başkanımız 13 maddelik bir yol haritasını açıkladı. O yol haritasına uyulsaydı bugün bu noktada olmayacaktık. Seçimden sonra da kendileri yapamazlarsa ellerine bir reçete veririz.

 

MADEM SİZ MİLLETTEN KOPTUNUZ, O ZAMAN MİLLET SESİNİ SANDIKTA DUYURACAKTIR

Madem siz milletimizin sesine kulaklarınızı tıkadınız. Madem siz işsizlik ile hayat pahalılığı arasında inim inim inleyen milletimizi duymadınız. Madem siz “evladıma iş, yavruma aş” diyen vatandaşlarımızı meydanlarda azarladınız. Mademki siz kendini yakan gencin, evladına harçlık veremeyen babanın sesini duymaz, durumunu görmezden geldiniz. O zaman milletimiz de size sesini sandıkta duyuracak. Hiç boşuna ağlamayın, hiç boşuna “bekaya bak bekaya” diye milleti kandırmaya çalışmayın.

 

HER HATALARINDA ÇOCUKLARIMIZ İŞSİZ KALIYOR, SOFRAMIZDAN EKMEK EKSİLİYOR

Son sözlerimiz de aziz milletimize! Aziz milletimizin önünde tarihi bir fırsat var. Seni çantada keklik gören bu iktidarı uyarma imkânın var. Kibir kulelerinin tepesinde oturup seni unutan Saray sosyetesine “kendine gel” deme fırsatını yakaladın. Karnesi kırıklarla dolu bu iktidarı sandıkta uyarmak gerekiyor. Yaptıkları hataların millete bir faturası olduğunu bilmeliler. Onlar her hata yaptığında bizim çocuklarımız işsiz kalıyor. Onlar her hata yaptığında bizim soframızdan bir ekmek daha eksiliyor. Bu nereye kadar sürecek? “Yeter artık bir kendinize gelin” demeyecek miyiz? Onlar kendi damatlarını düşünürken biz kendi evlatlarımızı düşünmeyecek miyiz? Aziz milletimiz, atacağın bir oy ile metal yorgunu AK Parti kadrolarını dinlendirmek ve dertlere derman olacak CHP belediyeciliğine yol vermek artık senin elinde.

 

ESAS ONLARIN BELEDİYE BAŞKAN ADAYLARININ TAMAMININ DURUMU BELİRSİZ

Sarayın kibirli kişisi dün de Ankara Belediye Başkan adayımız için “Durumu belirsiz” demiş. Esas onun belediye başkan adaylarının durumu belirsiz. Bundan önce metal yorgunu deyip milletin seçtiği belediye başkanlarını milli irade cellatlığı yapıp istifa ettirmedi mi? Bundan birkaç ay önce belediye başkanlarını istifa ettirirken sıkıntılar yaşayan sarayın bu defa belediye başkan adaylarından, istifa mektuplarını gerektiğinde yürürlüğe koymak üzere peşin peşin almış olması kuvvetle muhtemeldir. Bu adaylar seçilirse, milletin iradesini mi, sarayın iradesini mi dinleyecekler? Anlaşılan bunlar CHP adaylarını kendi adayların gibi sanıyorlar. Bizim adaylarımız da, partimiz de, bize oy verenler de milli iradeye sahip çıkmakta bir an bile tereddüt etmezler. Bu böyle biline!

Aziz milletim; biz senin bu kibir ve nifak ittifakının metal yorgunu belediyeciliğine oy verip bir defa daha Saray tarafından iradenin hiçe sayılmasına izin vermeyeceğini çok iyi biliyoruz. Senin evladını değil kendi damadını düşünen, seni unutan, senin verdiğin oyu hiçe sayıp seçtiğin belediye başkanlarını istifa ettiren Saray sosyetesine bir ihtar çekme zamanı artık gelmiştir. CHP’nin dertlere derman belediyeciliğine, genç, dinamik, belediyeciliği bilen başkan adaylarına oy vererek en iyi hizmeti almak istiyorsan, atacağın oyla “Martın sonunu bahar” yapma fırsatı bu Pazar önüne geliyor. Oyunu kullan, sandığa sahip çık.

Benim söyleyeceklerim bu kadar. Şimdi sorularınız varsa alabilirim.

 

CHP O İDDİALARI YARGIYA TAŞIYOR

Soru: Daha önce HDP ile ittifak yapmadığınızı dile getirmiştiniz ama Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dün akşam açıklamaları oldu. İzmir’in 14 ilçesinde CHP’nin listelerinde PKK ile ilişkili 27 kişi tespit edildi, CHP seçimlerde HDP’den medet umuyor dedi. Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’den de benzer açıklamalar geldi. Üstü kapalı bir ittifak var dedi. Bununla ilgili neler söyleyeceksiniz?

Faik Öztrak: Bugün ülkemizde inanılmaz bir süreç yaşanıyor. Başta Cumhurbaşkanlığı zırhına bürünmüş Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı olmak üzere onun koalisyon ortağı, yandaş medya, on parmaklarında on kara bizim adaylarımıza, belediye meclis üyelerimize saldırmaya başladılar. Bir belediye meclis üyesi adayının nasıl adaylaşacağı bellidir. YSK bu adayın adaylaşması konusunda herhangi bir sakınca olup olmadığına bakar. Sakıncalardan bir tanesi de mahkum olmaktır. Suç işlemiş olmaktır. Bu adayların adaylığına onay verildiğine göre bu söylenenler tamamen yargısız infazdır. Adalet Bakanının bugün söylediği ve Türkiye gibi demokratik, yargı bağımsızlığı olması gereken bir ülke için zul olan sözler de dahil.

Bu iddialarla ilgili olarak arkadaşlarımız suç duyurusunda bulunacaklardır, tazminat davaları açacaklardır. Çünkü artık yeter. Partimiz de bununla ilgili suç duyurusunda bulunacak ve tazminat davası açacaktır. Kendi gözlerinde merteği görmeyip çapağa bakın diyen bir kampanya sürecini yaşıyoruz. Ülkenin çok ciddi ekonomik sorunları var. Bu sorunların çözülebilmesi için tüm milleti kucaklayan kadroların olması gerekiyor. Ama şu seçim sürecinde yapılanlar ülke ekonomisini düze çıkarma görevi verilmiş kadroların bunu yapabilecek kadroların bunu yapacak güvenilirlikten giderek uzaklaştığını ortaya koyuyor.

 

Soru: Sn. Kılıçdaroğlu’nun, İstanbul’da ve Ankara’da büyük miting yapmayacağı görülüyor. Yapmama nedeni nedir?

F.Ö.: Şu anda daha bir büyük miting yapıp yapmayacağımız netliğe kavuşmuş değil. Kampanya çerçevesinde seçim sürecini götürüyoruz. Eğer böyle bir mitinge ihtiyaç duyulursa yaparız. Ama görebildiğim kadarıyla şu anki tablo ülkeyi daha fazla kutuplaştıracak çok büyük gösterilere ihtiyaş olmadığı yönünde, CHP açısından.

 

Soru: Cumhurbaşkanının açıklamalarında Meclis üyeleriyle ilgili iddiaları gündeme getirirken, “GBT sistemi doğru çalışmıyor, buna bir tedbir alınmalı” şeklinde bir serzenişi var. Gözden kaçtığına dair. Ders verme seçimi olmadığını İçişleri Bakanı Süleyman Soylu dile getirmişti. Sayın Cumhurbaşkanı da aynı ifadeleri kullandı. Beka noktasında oy istedi. Ayrıca  milyon istihdam sözü vardı, o sözü TOBB verdi, hatta Hisarcıklıoğlu’nu aradım kendisinden bir ses çıkmadı diyor. İşsizlik mevsimsel diyor. Bir de son olarak Ayasofya’nın ibadete açılması noktasında iki gün arayla iki farklı açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

F.Ö.: Bütün bunlar şu anda Sarayın nasıl bir panik içinde olduğunu gösteriyor. Daha dün Ayasofya ile ilgili Sultanahmet’i dolduramıyorsunuz, bunu nasıl dolduracaksınız şeklinde ifadeleri vardı. Bugün daha farklı bir ifadede bulunuyor. Bu pozisyon değiştirme sürecini milletimiz de görüyordur. Onun yanında GBT sistemini Cumhuriyet Halk Partisi mi kurmuş? Bunlar vatandaşı aldatmak için ileri sürülen bir takım gerekçelerdir. GBT niye çalışmasın? Adalet Bakanı çalışıyor diyor. Ama yargı devam ediyor karar yok. Karar yoksa yargısız infaz yapıyorsunuz. Ki böyle birilerinin olmadığını biz iddia ediyoruz. Arkadaşlarımız da kendileriyle ilgili yapılan bu isnatlara, suçlamalara karşı suç duyurusunda bulunacaklar. Tazminat davaları açacaklar. Benim gördüğüm şu: Artık Mart’ın sonunun bahar olacağı açıkça ortaya çıktı. Yapılması gereken ortaya çıkacak seçim sonuçlarının olgunlukla kabul edilmesidir. Demokrasiye, milli iradeye inanan bütün partilerin yapacağı iş de budur.

Hatırlarsanız,  milyon istihdam meselesinde şunu söylemiştik:  milyon kişiye istihdam yaratmak son derece iddialı bir hedeftir. Türkiye büyümesinin en yüksek olduğu dönemlerde dahi 2,5 milyon kişiye istihdam yaratamamıştır. Dolayısıyla bu hedef ulaşılamayacak bir hedeftir. Bu, gerçeği itibarsızlaştırma yalanı doğruymuş gibi anlatma siyasetinin ve milletin gözünü boyamanın en önemli parçalarından bir tanesi. Hatırlarsanız 2,5 milyon istihdam yaratılacağını Hisarcıklıoğlu’nın değil Damat Bey’in ağzından duyduk. Sonra kayınpeder de tekrarladı. Şimdi işsizlik rakamları o kadar kötü geliyor ki önümüzdeki yılın tamamında yaratmayı düşündükleri 2,5 milyon istihdamı alıyorlar, evirip çeviriyorlar, bizi Hisarcıklıoğlu yanılttı diyorlar. 2,5 milyon istihdamı o taahhüt etti diyorlar. Bu işin çivisi çıkmadan inşallah Pazar günü bu seçimi bitiririz. Yazıktır, günahtır. Milletimizi 2-3 oy için bu kadar yanıltmaya değmez.

 

Soru: Ders verme seçimi değil ifadesi hakkında düşünceniz?

F.Ö.: Bal gibi ders verme seçimidir. Taahhüt orada asılı duruyor. 24 Haziran’da, “Bu kardeşinize oy verin, dövizle faizle nasıl baş edilir görün” dedi mi demedi mi? Dedi. Peki döviz, faiz ne oldu? Ekonomi ne hale geldi? Açık seçik ortada. Niye? Çünkü tamamen kendilerini düşünüyorlar. Milleti unuttular. Millet bu seçimde bir ders vererek kendisini bu saray iktidarına hatırlatacaktır. Bundan kaçış yoktur. Ne söylerlerse söylesinler. Teşekkür ediyorum.

ADAYLARINIZDAN İSTİFA MEKTUBUNU PEŞİNEN ALDINIZ MI?

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, bugün Çorlu’da Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun, CHP Tekirdağ İl Başkanı Ali Işıkgör, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak ve Çorlu Belediye Başkanı Ahmet Sarıkurt’un katılımıyla düzenlenen basın toplantısında konuştu.

 

CHP’li Öztrak özetle şunları söyledi:

Martın sonunun bahar olmasına 9 gün kaldı. Bahçeli Erdoğan Koltuk Aşkı İttifakı bunu engellemek için ellerinden geleni yapıyorlar. 1946’dan bu yana 20 genel 14 mahalli idare seçimi yaptık. Ama daha önce hiçbir seçim döneminde seviye bu kadar düşmemişti. Seçim meydanlarında FETÖ mukallidi senaryolar, yalanlar, iftiralar almış başını gidiyor. Cumhurbaşkanlığı zırhının ardına sığınmış Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı seçim yasaklarına tabi değil. Laf söylerseniz Cumhurbaşkanına hakaret oluyor. Ama muhalefet partilerinin genel başkanları bir laf söylerse milyonlarca liralık tazminatlarla ve tehditlerle karşı karşıya kalıyorlar. Milletvekili olmayan genel başkanlara hapis tehditleri geliyor. Bir taraf, devletin tüm imkanlarını kullanarak kampanya yapıyor. Biz ise seçim yasaklarına tabiyiz. Hemşerimiz meclis başkanı oldu, o da hiçbir yasağa tabi olmadan bu işleri götürüyor. Bir tarafında kaymakamlar, bir tarafında kendisi, ortada belediye başkan adayları. Böyle bir adil olmayan bir süreci yaşıyoruz.

 

İKTİDARDA MUTFAKTAKİ YANGINI, BOŞ TENCERELERİ GİZLEME ÇABASI VAR

Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı televizyonlara talimat verdiğini açıklıyor. Miting meydanlarında Yeni Zelanda’da 50 Müslüman kardeşimizin şehit edilişine dair, onları şehit eden İslamofobik teröristin çektiği görüntüler millete servis ediliyor. Bütün dünya bu görüntüleri internetten silerken Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı gömleği giymiş olan Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı, bunları millete izletiyor.

Bununla da doyulmuyor. Yeni Zelanda’daki hadise fırsat bilinip meydanlarda idam naraları atılırken, yandaşlar idam sehpası önünden yayın yapıp, Genel Başkanımız hakkında, “Millet Kılıçdaroğlu’nun idamını istiyor” diyecek noktaya kadar geliyor. Böyle bir seçim süreci yaşıyoruz. Peki bu süreç neden böyle?

Son bir yılda 1 milyon artan işsiz sayısı var. Yine son bir yılda 633 bin kişi işten atılmış. Bunun arkasında işte bu gerçekleri gizleme telaşı var. Mutfaklarda boş kalan tencereyi gizleme telaşı var. Bir yılda yüzde 219 zamlanan kuru soğanı, yüzde 135 zamlanan patatesi gizleme kaygısı var. 17 yılın sonunda milleti ucuz meyve sebze kuyruğuna soktular. Varlık kuyruğuymuş… Varlığın olduğu yerde kuyruk mu olur? Domates üretimi bir yılda 600 bin ton düşmüş, soğan üretimi bir yılda 245 bin ton düşmüş. Fiyatlar almış başını gitmiş, siz diyorsunuz ki bolluktan oluyor.

 

23 EKİM’DE BEKA MESELESİ YOKTU DA ŞİMDİ Mİ ÇIKTI?

Türkiye ciddi bir ekonomik krizin içinde. Önce dış güçler dediler, tutmadı. İktidar, bu krizin etkilerinin üzerini aspirin tedavisiyle örtmeye çalıştı ama o da olmadı. Şimdi beka meselesi diye bir konu ortaya attılar. Bu beka meselesi geçen yıl 23 Ekim’de neredeydi? Saray’ın bekçisi 23 Ekim’de grup toplantısında konuşurken “Bu ittifak artık bitti, herkes kendi yoluna” derken beka meselesi yoktu da şimdi mi beka meselesi var? MHP’ye oy veren tüm yurttaşlarımızın bunu kendilerine sormasını istirham ediyorum.

 

SAKARYA TANK PALETTEKİ DURUM TELEKOM’DAN DA VAHİM

Öyle görünüyor ki oyunun sonuna geldik. Bekadan sonra yerlilik ve millilik meseleleri ortaya atıldı. Sonra baktık ki milli harp sanayimizin bel kemiği, Sakarya’daki tank palet fabrikası Katar ordusuna peşkeş çekiliyor. Efendim satılmıyormuş, işletme hakkı veriliyormuş. İşletme hakkının verilmesinin ne olduğunun örneği TÜRK TELEKOM’dur. İşletme hakkını alan kuruluş, Türk bankalarından kredi kullanmış, TELEKOM’un kârını cebe indirmiş, bankalara borcunu ödemeden, o borcu milletimizin sırtına bırakıp çekip gitmiştir. Sakarya tank paletteki hadise TELEKOM’dan da vahimdir.

 

YERLİLİK VE MİLLİLİK FABRİKA İŞÇİLERİNİN YAPTIĞIDIR

Burada meseleyi işçiler dile getirmiştir. Sakarya tank palet fabrikası işçileri oradan nakillerini istediler. Gerekçesi, TSK’nın elindeki teknoloji ve bilgi birikimini başka bir ülkenin silahlı kuvvetlerine kaptırmamak için bunu istemişler. İşte benim anladığım yerlilik ve millilik budur. Yerlilik ve millilik bu memleketin harp sanayini bir başka orduya peşkeş çekmek değildir. ABD de bunu yapmıyor Almanya da bunu yapmıyor. Almanya stratejik öneme sahip tesislerini sattırmamak için yatırım fonu kuruyor.

 

BAŞKANLIK SEVDASIYLA EKONOMİYİ UNUTTULAR

İktidar 2014’ten bu yana ortaya çıkan başkanlık sevdasıyla ekonomiyi unuttu. Ekonomideki sorunların üzeri borçla kapatılmaya çalışıldı. Bu milletin sırtındaki dış borç yükü 2002’den bu yana 3,5 kat artmıştır. Ülkenin toplam borcuna bakıldığında ise aynı dönemde devletin borcu 5 kat, şirketlerin borcu 33 kat, milletin borcu 78 kat artmıştır.

 

BORÇ ALAN EMİR ALIR

Başkanlık sevdasının başladığı 2014’ten bu yana dolar cinsinden milli gelirimiz hızla düşmektedir. Rezervlerimiz erimektedir. Türkiye, borç alması nedeniyle dışarıdan emir almaya başlamıştır. Yerlilik millilik iddiasında bulunanlar unutmayalım ki, “Bu can bu tende oldukça bırakmam” dedikleri rahibi, ABD Başkanı “Bıraksanız iyi olur” deyince bir gecede Oval Ofis’e göndermiştir. O rahip Evangelistlerin önünde ABD Başkanı Trump’ı takdis etmiştir. Türkiye’nin itibarını ABD seçimlerinde malzeme yaptırmışlardır. Bunlar utanç verici hususlardır. İşte gizlemeye çalıştıkları bunlardır.

 

BELEDİYE BAŞKAN ADAYLARINDAN İSTİFA MEKTUBUNU PEŞİNEN ALDINIZ MI?

Adalet ve Kalkınma Partisi belediyeciliği metal yorgunudur. Bunu genel başkanları söylüyor. O nedenle milletin seçtiği belediye başkanlarını istifa ettirdiler. Şimdi aday gösterdiği belediye başkanlarından peşin peşin istifa mektubunu almış mıdır? Bu aday belediye başkanları seçilirse milli iradeye göre mi reislerinin iradesine göre mi hareket edecektir?

 

CHP HEMŞERİLERİNE EN YÜKSEK STANDARTLARI SAĞLIYOR

İnsani Gelişmişlik Vakfı’nın ilçelerde insani gelişmişliği değerlendirdiği rapora göre ülkemizde insani gelişmişliğin en yüksek olduğu 30 ilçeden 19’u CHP’li belediyeler tarafından yönetiliyor. Listeye en son giren 14 ilçeden 9’u da CHP’li belediyeler tarafından yönetiliyor. Yani CHP, hemşerilerine en yüksek insani gelişmişlik şartlarını sağlıyor. Tekirdağ’da asbestli borulardan kanserojen suları içirilirken, 5 yılın sonunda Tekirdağ Büyükşehir Belediyemiz, en sağlıklı içme suyu tedarikinde Türkiye’de ilk üçe girdi. Bizim yaptıklarımız ortadadır. Bizim iddiamız var. Bizim belediyelerimiz milletin derdine derman olur.

 

TEKİRDAĞ VERGİ VERMEDE İLK 10’DA, YATIRIM ALMADA 35. SIRADA

Son beş yılda, Tekirdağ Ankara’ya 27 milyar TL vergi ödemiş. Vergi ödemede hep ilk 10 arasındayız. Bir de buradaki fabrikaların çoğunun merkezi İstanbul’da olmasına rağmen. Aslında ödediğimiz vergi çok daha yüksek ama vergisinin bir kısmı İstanbul’da ödeniyor. Burada yine bir çağrıda bulunuyorum.  Biz burada sanayimize en iyi hizmeti vermeye çalışıyoruz. Dolayısıyla sanayicilerimizin merkezlerini buraya alıp vergilerini burada ödemelerini bekliyoruz. Stopajlarını hiç olmazsa burada ödesin diyoruz.

Bu kadar vergi ödeyip Ankara’da Merkezi Yönetim Bütçesinden ne kadar yatırım almışız. 837 milyon TL. Tüm iller arasında bu yatırımla 35. sıradayız. Buna karşılık Büyükşehir ve İlçe Belediyelerimiz 4 milyar TL yatırım yapmışlar. Ankara’dan gelen 837 milyon TL, 4 milyar TL belediyelerimiz yatırım yapmış. Eksiklerimiz var mı? Var. Ama yaptıklarımız da ortada. 5 yıl içerisinde burada hemşerilerimizin yaşam standartlarını yükseltmek için çok şey yaptık. Yeter mi? Yetmez. İşte o heyecanla belediye başkanlarımız yorgunluk duymadan çalışıyor. Çünkü heyecan var, çünkü aşk var, çünkü belediye başkanlarımızda milletin derdine derman olma sevdası var.

 

MAKLUBE SOFRASINA OTURMUŞ BELEDİYE BAŞKAN ADAYLARI

CHP’li Öztrak, son dönemde yeniden gündeme gelen FETÖ konusunda bir araştırma komisyonu kurulması girişiminde bulunup bulunmayacaklarıyla ilgili soru üzerine, FETÖ’nün devlet içindeki ayaklarının ortaya çıkarılması için çalışıldığını ama siyasi ayağı ortaya çıkarılmadığını ifade etti. Öztrak sözlerini şöyle sürdürdü:

“FETÖ’nün siyasi ayağı ortada yok. Ama AKP Genel Başkanı sabahtan akşama kadar CHP ve İYİ Parti’yi işbirliğiyle suçluyor. Bizde işadamlarını Pensilvanya’ya FETÖ’ye taşıyan belediye başkanı adayı yok. Onlarda var. Bizde FETÖ’nün sebepsiz zenginleşmesine yol açan, arsa ve arazi tahsis eden belediye başkanı adayı yok. Onlarda var. Biz ağzımızı açıp hiçbir zaman “ne istediniz de vermedik” demedik. Onlar dedi. Onlarda milat kabul ettikleri 17-25 Aralık’tan sonra da Pensilvanya’ya gitmiş iş adamları var. Buna paralel bir takım örnekleri Tekirdağ’da da görmek mümkün. Burada da maklube sofrasına oturmuş belediye başkan adayları var. Bunlara girmek istemiyoruz. Bunlar üzerinden siyaset yapmak istemiyoruz.

 

SEN DAMADINI DÜŞÜNÜRSEN MİLLET DE EVLADINI DÜŞÜNECEK

Gerçek işsiz sayısı 8 milyonu bulmuş. Bu dünyadaki 94 ülkenin nüfusundan fazla. Erdoğan Rize’ye gitmiş. İnsanlar bağırıyor iş diye, kapı kapı gezeceksiniz diyor. İnsanlar da soruyor: Senin damadın kapı kapı gezmedi, pat diye geldi bakan oldu. Teyzeoğlun kapı gezmedi genel müdür oldu. Eski milletvekillerin büyükelçi, Anayasa Mahkemesi üyesi oldu. Onların yakını sarayda danışman oldu. Millet diyor ki eğer sen damadını düşünüyorsan biz de evladımızı düşüneceğiz.

 

MİLLETİN HER ŞEYİ GÖRDÜĞÜNÜN FARKINDA DEĞİLLER

Keçiören’de mütevazı bir evde otururken Saray’a taşındılar. Yetmedi yanına bir uçan saray aldılar o da yetmedi. Daha sonra kaçan saray aldılar. Ondan sonra oralarda efuliler, ejder suları 4 bin TL’lik beyaz çaylar içilirken, mitinglerde bir avuç kara çayı büyük bir nimetmiş gibi bu ülkenin Cumhurbaşkanı iki üç oy için millete atıyor, millet birbirine düşüp kavga ediyor. Milleti unuttular. Millete dürbünün tersiyle bakıyorlar. Milletin sesini duymuyorlar ama milletin her şeyi gördüğünün farkında değiller. Millet sen beni unuttuysan ben de seni unutacağım diyor.

 

FETÖ’NÜN SİYASİ AYAĞI AYDINLATILMADI

Daha önce kurulan araştırma komisyonunda biz siyasi ayağın ortaya çıkarılmadığını vurguladık. FETÖ’nün siyasi ayağı ortaya çıkmamıştır. FETÖ’nün siyasi ayağı, belediye seçimlerinde iktidar partisinin başkan adayları arasında gezinmektedir. Kendi belediye başkan adaylarından bir tanesi açıkladı. Şu an başka bir ilde belediye başkanı adayı olan bir kişi, bakan olduğu dönemde birini göndermiş ve “bu imamdır” demiş. “Ben cami imamı sandım meğer başka imammış” diyor. Bu imamı gönderen, önce bakanlık, sonra belediye başkanlığı yapan kişi yine aday. FETÖ’nün siyasi ayağı ortaya çıkmadıkça kamuoyu vicdanı rahat etmeyecektir. FETÖ’nün siyasi ayağından ayrı olarak 17-25 Aralıkta ortaya saçılan yolsuzluk dosyaları mahkemede, Yüce Divan’da aklanmadıkça yine kamuoyu vicdanı rahat etmeyecektir.

 

GENEL BAŞKANIMIZ O TAZMİNAT DAVASINI KAZANDI

CHP’li Öztrak, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kazandığı bir tazminat davasının hatırlatılması üzerine, şunları ifade etti:

“Genel Başkanımızın Sabah gazetesi aleyhine açtığı 1 TL’lik tazminat davası var. Ama dava son derece önemli. MİT TIR’larıyla ilgili haber hakkında. Milletvekilimiz Enis Berberoğlu’nun hapiste yatmasıyla ilgili olan da bir husus. Genel Başkanımız hakkındaki iddiaların yalan haber olduğu mahkeme tarafından anlaşıldı. Gazete 1 TL’lik tazminata mahkum edildi. Bu önemlidir. Diğer davaları da etkileyecektir.

Buna karşın iktidar milyonlarca liralık tazminat davaları açıyor. Böyle tazminat davası olmaz. Bu sebepsiz zenginleşmeye yol açan bir tazminattır. Ama bu tazminatlara hakim hükmetmezse, yerinden gidiyor yerine başka halim geliyor. Allah’tan ki yüksek yargı var, AİHM var. Oralarda bunların hepsi bozuluyor. Zaten Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı da mahkum oldular, konu yargıda diyor. Bunlarda tazminat ödenmemiştir. Mahkeme karar verince belli bir para yatırıyorsunuz, yüksek mahkemede kazandığınızda geri alıyorsunuz. Efendim, milletvekilleri fon kurdu diyor. Bu kendi ayıbıdır. Bir ülkede ana muhalefet konuştuğu için tazminat ödemek zorunda kalıyorsa, bu oradaki demokrasinin kalitesi konusunda bütün dünyaya bir fikir verir. Yurtdışına gittiğimizde insanlar bize bunları soruyor. Böyle bir şey olur mu?”

 

 

 

 

TEHDİTLERİNİZDEN KORKMUYORUZ!

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında şöyle konuştu:

 

“73 yıllık çok partili demokratik yaşamımızda 20 genel seçim, 14 de yerel seçim gördük. Ama hiçbir seçimde, iktidarının baş aktörü olduğu bu kadar rezil, bu kadar seviyesiz, bu kadar pespaye bir kampanya süreci görülmedi.

Demokrasinin imkân ve araçlarıyla iktidara gelenler, demokrasimizi açıktan tehdit ediyorlar.

Bugün adını bile anmaktan hicap duyduğum bir televizyon, bir operasyon kanalı, darağacı önünden Sayın Genel Başkanımız hakkında idam çağrısında bulunan bir program yapmıştır.

Bunu sadece rezil bir kanalın bireysel bir girişimi olarak göremeyiz. Bu alçakça sözler, Adalet Ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı’nın meydanlarda “idam naraları” attığı günde sarf edilmiştir.

Sayın Genel Başkanımıza yönelik bu idam tehdidi, senaryosu tek merkezde yazılmış bir planın parçasıdır.

Akit TV’nin ipini elinde tutana sesleniyoruz:

Tehditlerinizden korkmuyoruz.

Biz köklerinde Kuvayı Milliye olan Cumhuriyet Halk Partisi’yiz.

Biz böyle tehditlere alışığız.

Bizim Ebedi Genel Başkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk de milletimizin istiklal mücadelesine, dönemin saray iktidarının boynuna astığı idam fermanıyla başlamıştır.

Bizler boynunda idam fermanıyla vatan ve millet mücadelesi vermenin ne olduğunu çok iyi biliriz.

Atalarımız, dedelerimiz, milletimiz bu rezil fermanı tanımamış, hakkın ve haklının yanında durmuştur.

Bugün bizler o şerefli dedelerin torunları olarak; milletimizin geleceği kararmasın, aşı, işi küçülmesin, demokrasimize yapılan saldırılar son bulsun diyerek, saray iktidarına ve onun işbirlikçilerine karşı büyük bir mücadele veriyoruz.

Bu mücadeleyi nezaket içinde, hukuk kurallarına ve demokratik teamüllere saygı çerçevesinde yürütüyoruz.

Türkiye’nin tüm medyası cebren ele geçirilmiş, yargısı zapt edilmiş, geleceğinden korkan bürokrasisi ve kurumları sindirilmiş olabilir.

Ama biz, milletimizin sağduyusuna güveniyoruz. Milletimizin sandıkta geleceğine sahip çıkacağına inanıyoruz.

Bir kez daha idam tehdidinde bulunan alçaklara sesleniyorum:

Sizlerden korkmuyoruz. Bu tehdidinizle hukuk önünde hesaplaşacağız.

Avukatlarımız yarın sabah suç duyurusunda bulunacaklar.

Tekrar söylüyorum:

Bizim esas güvencemiz milletimizdir, milletimizin vicdanıdır.

Ülkemiz için ufku, söyleyecek tek bir güzel sözü kalmamış saray iktidarı olmadık iftira, sansür ve tehditlerle her gün muhalefete ve muhalefetin adaylarına saldırmaktadır.

Kutuplaştırma ve fanatizmle değil, birleştirme ve hoşgörüyle siyaset yapmanın önünü açmak milletimizin elindedir. Milletimiz, 31 Mart tarihinde duruma vaziyet etmelidir.

Önümüze gelecek sandık, demokrasinin imkânlarını kullanarak demokrasiye tehdit edenlere ders vermek ve dur demek için önemli bir fırsattır.

Biz milletimizin bu fırsatı en iyi şekilde kullanacağına inanıyoruz.”

 

Saray Fukaranın Tavuğunu Rantiyelerin, Faiz Lobilerinin Folluğuna Yumurtlatıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin bu yılın Ocak-Kasım dönemine milyonlarca çiftçi ve esnafa reva gördüğü desteğin, bir avuç faiz lobisine ve yandaşa...
Devamını oku

Ekonomi Arabasının Motoru Boğuldu, Şanzımanı Dağıldı

CHP’li Öztrak, ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadeleden sadece faiz lobileriyle sıcak para partileri vermeyi anladığını belirterek, “Yüksek faiz ve kontrollü kura...
Devamını oku

Tutuklanan TCMB Başkan Yardımcısının Attığı Diğer İmzalar Hakkında İç Soruşturma Yapıldı Mı?

CHP’li Öztrak, Bankalararası Kart Merkezi soruşturması kapsamında tutuklanan, Merkez Bankası’nın Başkan Yardımcısı Emrah Şener’in TCMB’deki görevi sırasında attığı diğer imzalarla...
Devamını oku

Resmi İşsiz Sayısı İle Gerçek İşsiz Sayısı Arasındaki Fark İlk Kez 10 Milyonu Aştı

CHP’li Öztrak, Haziran ayında gerçek işsiz sayısının 13,4 milyon kişiye ulaşarak rekor kırdığını; resmi işsiz sayısı ile gerçek işsiz sayısı...
Devamını oku

Sadece İstatistiklerle Yalan Değil; İstatistiklerle Talan

CHP’li Öztrak, TÜİK’in açıkladığı Haziran ayı rakamının beklentilerin ve diğer kurumların hesaplarının çok altında kaldığına, market fiyatlarındaki değişimler ile TÜİK’in...
Devamını oku

Faiz Harcamalarının Bütçe Üzerindeki Baskısı Artıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin hukuk tanımazlığı nedeniyle artan faizlerin bütçe üzerine her ay daha fazla baskı yaptığına dikkat çekerek, “İlk 4...
Devamını oku

Milli İradeye Darbe Süreci Ekonomik Görünümü Bozdu

CHP’li Öztrak, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’ndaki Türkiye ekonomisiyle ilgili tahminlerin, Sarayın millet iradesine darbe süreci sonrasında kötüleştiğine dikkat çekerek, “Uluslararası...
Devamını oku

Satılan Milyarlarca Dolar Rezervi Kimler Topladı

CHP’li Öztrak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından mali piyasalarda yaşanan tsunami sırasında ülkenin 40 milyar dolardan fazla...
Devamını oku

 İletişim

Bize her türlü görüş ve önerilerinizi bildirmek için sağ tarafta yer alan bilgilerden bize ulaşabilirsiniz.
CHP Genel Merkezi: Anadolu Bulvarı No: 12 06520
Söğütözü / ANKARA
Telefon: +90 (312) 207 40 00
Telefon 2: +90 (312) 420 59 48-49
Faks: +90 (312) 207 40 14
E-Posta: info@faikoztrak.com