Main menu
Second Menu
Faik ÖztrakBlog style 1

KOBİLERİN KUR ZARARINI DEVLET ÜSTLENMELİ

ANKARA – CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Merkez Bankası Başkanı’nın 1.92 TL’lik kur taahhüdüne inanan ve döviz borçlarını kapatmayan KOBİ’lerin artan kur yüzünden ciddi zararlar ettiğini belirterek, KOBİ’lerin kur zararını devletin üstlenmesi gerektiğini ifade etti. Öztrak, ekonomide kötü gidişin KOBİ’leri perişan eden kur zararlarıyla perçinleneceğini, bu durumun işsizliği de artıracağını kaydederek, “Operasyon operasyon diyorlar, yapılması gereken gerçek operasyon bu. Devlet yönetimi ciddiyet ister. Devlet bir taahhüt verdiyse bunu uygular. Derhal bu operasyonun yapılması KOBİ’ler üzerindeki kur farkı yükünün kaldırılması lazım” diye konuştu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak TBMM’de düzenlediği basın toplantısında ekonomideki ve siyasetteki son gelişmeleri değerlendirdi. Başbakan’ın daha üç yıl önce getirdiği ve meydanlarda büyük demokrasi reformu olarak millete sunduğu HSYK yasasını şimdi değiştirmek istediğini belirten Öztrak, “Getirilen düzenleme ile HSYK, ‘Erdoğan-Bozdağ Yüksek Kurulu’ olacak” dedi. İş dünyasının hukukun yürütmenin vesayeti altında olduğu bir ortamda kendini güvende hissetmeyeceğini vurgulayan Öztrak, “Bir ülkede yargı tarafından soruşturulan yolsuzluk ve rüşvet iddiaları darbe olarak yorumlanıyorsa, bu gerekçeyle yargı Başbakana bağlanırsa Sayın Babacan hiç bir yatırımcıyı bu ülkenin hukuk devleti olduğuna ikna edemez” diye konuştu.

-CAKA SATACAĞINIZA ÖNLEM ALSAYDINIZ-

Türkiye ekonomisindeki kırılganlıklara da değinen Öztrak, Hükümetin bu sorunları çözmek için gerekli adımları zamanında atmadığını belirterek, “Sayın Babacan, bundan sekiz ay önce uluslararası konferanslarda, ‘Avrupalılara ekonomi yönetmeyi öğretelim’ diye caka satıyordunuz. Onun yerine daha mütevazı olup bu günlere hazırlık yapsaydınız emin olun bu hale düşmezdik” dedi. Öztrak Babacan’ın ekonominin gerçeklerini Başbakan’a anlatamadığını, bu nedenle yolsuzluğu bir kenara atıp yargıyı suçlama kervanına katıldığını söyledi.

-HÜKÜMET SEYİRCİ KALIRSA 2001 GİBİ HERŞEY ALT ÜST OLACAK-

Yabancı yatırım kuruluşlarının Türkiye’ye ilişkin tavsiyelerinde ‘Türk varlıklarını satın’ uyarısı yapmaya başladığını belirten Öztrak, artan döviz kuru ve düşen borsa nedeniyle Türkiye’de sıkışıp kalan yabancıların zararlarını kabullenip Türkiye’den çıkmaları durumunda bunun döviz kuru üzerinde daha ciddi sonuçları olacağı uyarısında bulundu. Bazı analiz raporlarında önümüzdeki aylarda 2.35 TL yıl sonu için ise 2,60 TL’lik kur tahminlerinin ifade edilmeye başlandığını belirten Öztrak, “Bu gidişi seyretmek mümkün değildir. 2001 yılını hatırlamaya başladım. O zaman da olanları herkes seyrediyordu. Sonra bir sabah uyandık, herşeyin altüst olduğunu gördük” dedi.

-DÖVİZ GELİRİ OLMAYAN ŞİRKETLERİN DÖVİZLE BORÇLANMASININ ÖNÜNÜ AÇTILAR

Öztrak, ekonomideki bu çalkantılı süreçte en büyük darbeyi şirketler kesiminin yediğini, reel sektörün 2013 Ekim ayı itibariyle döviz açık pozisyonunun 167 milyar dolar olduğunu, dolar kurundaki her 1 kuruşluk artışın şirketlerin 1,7 milyar TL kur farkı zararı yazmasına neden olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Biliyorsunuz bu hükümet 2009 yılının Haziran ayında çıkarttığı bir kararnameyle döviz geliri elde etmeyen şirketlere de dövizle borçlanma imkanı getirdi. Yani hükümet şirketlerin döviz pozisyon açıklarını kapatmak istemedi. Aksine daha da açın dedi, teşvik etti. Neden bunu yaptı? Sıcak para geliyordu, bu para bir yere yatırılmalıydı, sıcak para lobisine kazanç sağlamak gerekiyordu. Geçen yıl Ağustos ayında dolar 2 TL civarına yükseldi. Merkez Bankası Başkanı da çıktı döviz açık pozisyonu taşıyan şirketlere ‘Aman bu seviyeden döviz açık pozisyonunuzu kapatmayın, yıl sonunda dolar kuru 1,92 TL olacak, o zaman kapatırsınız’ dedi. Dalgalı döviz kuru rejimine rağmen Merkez Bankası Başkanı böyle söylerse bu artık açık bir taahhüttür.

-KOBİLERİN KUR ZARARINI DEVLET ÜSTLENMELİ-

O zaman ben, ‘Bu kur tutturulmazsa şirketler Merkez Bankasını mahkemeye vermelidir’ demiştim. Devlet yönetmek ciddiyet ister. Devlet bir taahhütte bulunursa yerine getirir. TCMB Başkanı’nın taahhüdüne güvenen KOBİ’lerin mağduriyetleri giderilmelidir. Ben hükümete buradan bir çözüm önerisi sunuyorum. 2013 sonu itibariyle döviz veya dövize endeksli kredisi bulunan KOBİ’ler için hükümet bir imkan tanımalıdır. KOBİ’lere bankalardan aldıkları bu kredileri 1,92’den Türk Lirasına çevirme imkanı verilmelidir. 1.92 ile yıl sonundaki 2.13 arasındaki kur farkı devlet tarafından üstlenilmelidir.

-MALİYETİ EN FAZLA 5 MİLYAR TL’DİR-

Bunun belli bir maliyeti olacaktır. BDDK verilerine göre döviz cinsinden nakdi kredi borcu bulunan KOBİ sayısı 20 bin 862; yıl sonu itibariyle bunların toplam döviz kredi borcu 23,6 milyar dolardır. 2.13 ile 1.92 arasını devlet karşılarsa KOBİ’ler bu kur farkı yükünden kurtulacaktır. KOBİ’lerin tamamı bunu talep ederlerse maliyet yaklaşık 5 milyar TL’dir. Bunların içinde döviz geliri elde edenler biraz daha beklemeyi tercih edebilirler. Döviz geliri elde etmeyenler bu seçeneği tercih edecektir. ‘2013 sonuna kadar olan zararı devlet üstlensin’ diyoruz. Tabi bunun sonrasında da kur durmadı. Bugün 2.18’lerin üstüne gitti, 2.13’ün üstündeki farkı da KOBİ’ler üstlensin.

-MERKEZ BANKASI OPERASYONUN BAŞINA GEÇMELİ-

Bunun bankaların açık pozisyonuna etkisi olacaktır, bununla ilgili düzenlemeyi de Merkez Bankası bankalarla oturup konuşmalıdır. İran’la yapılan altın ticaretini kolaylaştırmak için altın mevduat hesabı açan, altın karşılığı alan Merkez Bankası bunu bizlere büyük bir reform olarak anlatmıştı. Bakıyoruz bu işin altından Halk Bankası’nın aracılık faaliyetini kolaylaştırmak gibi bir amaç çıktı. Bunu yapan Merkez Bankası KOBİ’leri rahatlatacak bu işlemi hemen yapmalıdır.Bunun bedeli GSYH’nin yüzde 0,3’ü kadardır.

-OPERASYON OPERASYON DİYORLAR, GERÇEK OPERASYON BU!-

Operasyon operasyon diyorlar gerçek operasyon bu. Ekonomi durdu, hiçbir aktivite yok, KOBİ’ler perişan. Bu iş yakında, işsizliğe dönüşecek. Bu kadar borç yüküne bir de işsizlik eklenirse bunun altından nasıl kalkılacak? Derhal bu operasyonun yapılması KOBİ’ler üzerindeki geçen yıl sonuna kadar olan kur farkı yükünün kaldırılması lazım.

-EKONOMİ BU ŞEKİLDE MART’A KADAR TAŞINAMAZ-

2014 gerçekten zor bir yıl olacak. Hükümet halen bunun ciddiyetinin farkında değil, kutuplaşmayı artırmaya, iç ve dış düşmanlar yaratmaya, yargıya müdahale etmeye, hukuku ve adalet sistemini hırpalamaya devam ediyor. Kendi bakanları cesaret edemiyor, ben onları rahatlatayım, Sayın Başbakan’a ben söyleyim: Bu şekilde bu ekonomiyi Mart’a kadar taşıyamazsınız. Derhal önlem almanız gerekir, aksi takdirde bu ülkenin insanlarına çıkacak faturanın günahı vebali tamamen Başbakan’a aittir.

-HÜKÜMETİN HUKUKUN ÜSTÜNE BASMADAN SORUN ÇÖZME KABİLİYETİ KALMADI-

Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Öztrak, HSYK hakkındaki düzenleme ile ilgili olarak Kurul’un yaptığı açıklamanın sorulması üzerine şunları söyledi:

“Bugün gelinen noktada HSYK, HSYK olmaktan çıkarılıyor. Sayın Başbakan’ın Yüksek Kurulu haline getiriliyor. Devlet içinde devletten şikayet ediyorsunuz. Bunları çözün ama bunları çözmek için yargıyı yürütmeye bağlamaya kalktığınızda bu şu anlama gelir: ‘Ben bu işi çözmek için kanunların üzerine basa basa yürüyeceğim. Buyurun yürüyün. Son kanunun üstüne bastığınızda dönüp bakacaksınız ki sizi koruyacak hiçbir kanun kalmamış. Ondan sonra ne yapacaksınız? Hukuk devleti olmanın önemi bu. Hepimizin hukukun güvencesine ihtiyacı var. Başbakanların da var. Bu işler böyle çözülmez ama bu hükümetin başka türlü çözme kabiliyeti de kalmamıştır.”

Basın Toplantısının Ham Metnine Ulaşmak İçin: 10 Ocak 2014 Tarihli Toplantı_Ham Metin

EKONOMİ BU GERGİNLİĞİ MART’A KADAR TAŞIYAMAZ

ANKARA – 09.01.2014 –  CHP’nin ekonomi raporu AKP’nin “yolsuzluk ve rüşvet soruşturması ekonomiyi hedefledi” tezini çürüttü. Rapora göre kurdaki artış ve borsadaki erime aslında Gezi Parkı Olaylarından ve yolsuzluk operasyonundan önce, ABD Merkez Bankası’nın(FED) sıcak parayı keseceğini açıkladığı 22 Mayıs’ta başladı. 22 Mayıs’tan soruşturmanın başladığı 17 Aralık’a kadar geçen sürede borsadaki erime ve TL’deki değer kaybı, soruşturmada süresince yaşanan kayıpların iki katı kadar.

Rapora göre AKP’nin ekonomideki beceriksizliği 2014’te vatandaşın cebini yakacak:

-Hükümetin yerel seçimlerin sonrasına ötelemeye çalıştığı enerji zamlarının da seçimden önce yapılması ihtimali giderek artıyor.

-Elektrik ve doğal gaza gelecek zamlar iğneden ipliğe her şeye zam olarak yansıyacak.

-2014’te enflasyonunun çift haneli rakamlara ulaşma riski ise “oldukça yüksek”.

-Küresel ekonomiyi de zor günler bekliyor. Hükümetin kutuplaşmayı artıran, yargıya müdahale eden, hukuku ve adalet sistemini hırpalayan söylemi Türkiye’ye yönelik risk algısını artırıyor. Türk ekonomisinin bu gerginliği Mart ayındaki seçimlere kadar taşıması zor görünüyor.

 

CHP Ekonomi Politikaları Genel Başkan Yardımcılığı’nın Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak’ın koordinasyonunda hazırladığı 81. Ekonomik Görünüm Raporunda ekonomideki son gelişmeler değerlendirildi. 17 Aralık tarihinde başlayan yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının ardından Hükümet’in demokrasinin temeli olan “yargı bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü ve kuvvetler ayrılığını” ayaklar altına alarak kendini kurtarmaya çalıştığının belirtildiği raporda, “İktidar, Cumhuriyet tarihinin en büyük skandallarından birini devlet ve sistem krizine dönüştürerek ülkeyle ilgili risk algısını hızla artırıyor. Türkiye ekonomisinin kırılganlıkları yeni küresel konjonktürde zaten saklanamaz hale gelmişken; bir de Türkiye’de devlet ve sistem krizinin yaratılması yabancı yatırımcıyı daha da korkutuyor” değerlendirmesinde bulunuldu.

-ASIL ZARARI VEREN SORUŞTURMANIN ÜSTÜNÜN ÖRTÜLMESİ-

Türkiye’nin 22 Mayıs’ta ABD Merkez Bankası’nın(FED) parasal sıkılaştırma sinyallerini vermesiyle başlayan süreçte ekonomide başlayan çalkantılara dikkat çekilen raporda, Hükümet’in yanlış politikalarının faturasını başka merkezlere fatura etmeye çabaladığı kaydedildi. Raporda, FED’den sıcak paranın kısılacağı sinyalinin geldiği ilk tarih olan 22 Mayıs 2013’ten yolsuzluk ve rüşvet operasyon başlamasına kadar geçen sürede TL’nin döviz sepeti karşısındaki değer kaybının, operasyon dönemindeki kayıptan “2 kat fazla” olduğuna dikkat çekildi. Raporda, “Bunun nedeni hükümetin iddia ettiği gibi rüşvet ve yolsuzluğun soruşturulması değil. Ekonomiye zararı, yolsuzluğun soruşturulması değil; hukuk devletinin bir kenara itilerek yolsuzlukların üstünün kapatılması verir. Hükümet küresel likiditenin azaldığı bir ortamda cari açığı yüksek döviz rezervleri yetersiz bir ekonominin yöneticilerinin yapabileceği en büyük hatayı yapmakta ve siyasi risk algısına zirve yaptıran yönetim beceriksizlikleri sergilemektedir” denildi.

-BORSADAKİ BÜYÜK ERİME DE SORUŞTURMADAN ÖNCE-

Borsadaki şirketlerin piyasa değerindeki düşüşün de mercek altına alındığı raporda, şirketlerin değerindeki erimenin AKP tarafından “yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının faturası” olarak millete takdim edildiği hatırlatılarak, “22 Mayıs ile 16 Aralık tarihleri arasında borsaya kote şirketlerin piyasa değerinde 100 milyar TL’lik erime olmuş. Kendi yanlış ekonomi politikalarının bir faturası olan bu durumu hükümet hiç ağzına almamış. Ancak 16 Aralık’tan sonra bakanlar zarar yarışına başladılar” denildi.

-TÜRKİYE’NİN RİSK PRİMİ ARTIYOR

CHP’nin raporunda ayrıca AKP Hükümetinin hukuku katleden, yolsuzlukların üzerini örtmeye çalışan uygulamalarının ve Başbakanın toplumda kutuplaşmayı artıran üslubunun yaratacağı ilave risklerin bundan sonraki süreçte Türkiye’yi benzer ekonomilerden daha belirgin bir şekilde ayrıştırabileceği uyarısında bulunuldu. Raporda, kredi derecelendirme kuruluşu FITCH, Uluslararası Finans Enstitüsü, IIF gibi kuruluşların Türkiye’de artan siyasi ve sosyal risklere ilişkin uyarılar yapmaya başladığı vurgulanarak, “Türkiye bu yıl yaklaşık 225 milyar dolar civarında bir dış finansmanı bulmak zorunda. Yani ekonomiyi durdurmak ve dövizi zıplatmak istemiyorsa Türkiye her ay yurt dışından 20 milyar dolar bulacak. Dolayısıyla Hükümetin siyasi ve sosyal riskleri artırıcı her eylemi Türkiye algısını bozacak ve faizleri artıracaktır” denildi. Türkiye’nin “borç temerrüt risk priminde” son dönemde yaşanan sıçramanın da bunun sinyallerini verdiği, Türkiye’nin 16 Aralık ile 31 Aralık tarihleri arasında risk primi en çok artan gelişmekte olan ülke olduğu ifade edildi.

-2014’TE ENFLASYON ÇİFT HANELİ OLACAK-

Hükümetin yerel seçimlerin sonrasına ötelemeye çalıştığı enerji zamlarının da seçimden önce yapılması ihtimalinin giderek arttığının belirtildiği raporda, elektrik ve doğal gaza gelecek zamların iğneden ipliğe her şeye zam olarak yansıyacağı 2014’te enflasyonunun çift haneli rakamlara ulaşma riskinin ise “oldukça yüksek” olduğu kaydedildi.

-ÜRETİMDE TABLO PARLAK DEĞİL-

2013’ün son üç ayında büyüme beklentilerine de yer verilen raporda, Kasım ayı üretim verileri nispeten kuvvetli gelse de, Ekim ayında yaşanan düşüş nedeniyle üretimdeki tablonun parlak olmadığı belirtildi. CHP’nin raporuna göre Ekim-Kasım döneminde ara malı ve sermaye malı üretimi hız kesti ve bu durum yatırım iştahının azaldığı konusunda önemli bir sinyal olarak nitelendi. Raporda şu tespitlere yer verildi:

-EKONOMİ BU GERGİNLİĞİ MART’A KADAR TAŞIMAZ-

“2014, küresel iklimin bize benzeyen ekonomiler için çok daha elverişsiz olacağı bir yıl. Diğer taraftan bu yıl hem dünyada bize benzeyen ekonomilerde, hem de bizde seçimler var. Bu nedenlerle zaten artan kurdaki tansiyonun düşmesi ve daha istikrarlı bir seyir izlemesi için siyasetteki gerilimin düşmesi son derece önemli. Hükümet bu sorumluluktan çok uzak. Hükümet kutuplaşmayı artırmaya, iç ve dış düşmanlar yaratmaya, yargıya müdahale etmeye, hukuku ve adalet sistemini hırpalamaya devam ediyor. Türk ekonomisinin bu gerginliği Mart ayındaki seçimlere kadar taşıması oldukça güç görünüyor.”

Raporun Tam Metnine Ulaşmak İçin: RAPOR No 81

BAŞBAKAN VE BAKANLARI TAAMMÜDEN EKONOMİK KRİZ YARATMAYA ÇALIŞIYOR

ANKARA – 03 Ocak 2014 – Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Başbakan’ın yolsuzluk ve rüşvet iddialarının üzerini bir ekonomik krizle kapama gayretinde olduğunu belirterek, “Başbakan, bakanları ile birlikte taammüden ekonomik kriz yaratmaya çalışıyor. Bu süreçte niyetlerinin, ekonomiyi yönetmek, sorunları çözmek değil, batırmak olduğu görülmektedir” diye konuştu.

Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, ekonomideki ve siyasetteki son gelişmeleri değerlendirdi. Son açıklanan verilere göre 2013 yılında enflasyonun yüzde 7.4 olduğunu, bu oranın yüzde 5’lik enflasyon hedefinde yüzde 50’lik bir sapma anlamına geldiğini belirten Öztrak, son 8 yılda altıncı kez enflasyon hedefinin tutturulamadığını ifade etti. Temel amacı “fiyat istikrarını sağlamak ve sürdürmek” olan Merkez Bankası’nın enflasyon karnesinin kötü olduğunu söyleyen Öztrak, hedefin çok üzerindeki enflasyonun “ertelenen enerji zamlarına rağmen” bu seviyede olduğuna dikkat çekti.

-SEÇİM SONRASI ZAM YAĞMURU-

Hükümetin enerji zamlarını yerel seçimlerin sonrasına ötelemeye çalıştığını fakat seçimlerin ardından, biriktirilen elektrik ve doğal gaz zamlarının mutlaka yapılacağını söyleyen Öztrak, “Elektrik ve doğal gaza gelecek zamlar da, iğneden ipliğe herşeyin fiyatını artıracaktır” uyarısında bulundu.

-2014’TE ÇİFT HANELİ ENFLASYON İHTİMALİ-

Öztrak, Bakanların enflasyonun zamlardan etkilenmeyeceği söylemlerinin ise gerçeği yansıtmadığını belirterek, “2014’ün enflasyonunun çift haneli rakamlara ulaşma riski var” dedi. Yeni yılın ilk gününde yapılan vergi artışlarının da hem öngörülen enflasyonun hem de çalışanlara ve emeklilere verilen maaş ve ücret artışlarının çok üstünde olduğunu ifade eden Öztrak, “Emeklilere ve çalışanlara vereceğini iki taksitte veren hükümet alacağı vergiyi bu defa da taksitsiz aldı” diye konuştu.

-HÜKÜMETİN EKONOMİDEKİ HEDEFLERİ GEÇERLİLİĞİNİ YİTİRDİ-

Dolar kurunun dün 2,18 TL’yi de aştığını, Hükümetin 2014 için öngördüğü 1.98 TL’lik ortalama dolar kurunun da geçersiz hale geldiğini, bu yıl için belirlenen yüzde 5’lik enflasyon hedefinin de ıskalanacağının daha ilk günden anlaşıldığını belirten Öztrak, “Sadece enflasyon değil, gelecek yıla ilişkin ‘büyüme’ ve ‘işsizlik’ başta olmak üzere tüm makro hedefler şimdiden geçerliliğini yitirmiş durumda” dedi.

-MECLİS BAŞKANI YARGI BAĞIMSIZLIĞININ BİTTİĞİNİ SÖYLÜYORSA, O ÜLKEDE ÇOK ŞEY BİTMİŞTİR-

Yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasındaki iddialara da değinen Öztrak, Türkiye’de artık “yedi ama hizmet de yaptı” sözlerinin bir anlamı kalmadığını memleketi yiyip bitirmenin özrünün “hizmet yapmak” olmadığını belirterek, “Alınan komisyonlar ‘ama şöyle hizmet yaptı’ diye masumlaştırılamaz. Bunun adına buz gibi ‘rüşvet’ denir” ifadelerini kullandı. Türkiye’de Yargı bağımsızlığının, hukukun üstünlüğünün, kuvvetler ayrılığının ayaklar altına alındığını belirten Öztrak, “Yargı bağımsızlığı bitmiştir. Bunu söyleyen ben değilim Sayın TBMM Başkanı Cemil Çiçek’tir. TBMM Başkanı bugün ülkede yargının bağımsızlığının bittiğini söylüyorsa, gerçekten o ülkede çok şey bitmiştir” diye konuştu.

-MEMLEKETİ ÇADIR DEVLETİNE ÇEVİRDİLER, BUNUN EKONOMİYE FATURASI OLACAK-

Rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasının ardından yeni yılın ilk gününde bu kez Antakya’da gerçekleşen TIR olayında tüm rezaletlere yeni bir boyut eklediğini söyleyen Öztrak, “Bir cumhuriyet savcımızın talimatı, valilik aracılığı ile engellendi. Başbakan savcılara miting meydanlarından saldırırsa, başbakanın valileri de elbette savcıların talimatlarını takmaz. TIR Suriye’deki Türkmenlere yardım götürüyormuş. ABD’de barajı olan Kızılderililere su deposu yaparken boy boy resim veren hükümet, Suriye’deki Türkmenlere götürürken neden gizli kapalı davranıyor?” dedi. AKP elinde Türkiye’nin hızla bir çadır, bir aşiret devleti görüntüsü vermeye başladığını söyleyen Öztrak, “Bunun ekonomiye mutlaka faturası olur. Türkiye Cumhuriyeti’ni kara para aklayan, komşularına savaş ihraç eden bir ülke konumuna düşürmek kimsenin hakkı değildir” diye konuştu.

-BAŞBAKAN TAAMMÜDEN KRİZ YARATMAYA ÇALIŞIYOR-

AKP’nin ve Başbakan’ın artık farklı bir dünyada yaşamaya başladığını söyleyen Öztrak, 17 Aralık sürecini kötü yöneterek ilkin bir hükümet sonra da devlet krizi yaratan Başbakan’ın şimdi de “taammüden” bir ekonomik kriz yaratmaya çalıştığını belirtti.

-TEDBİR ALACAKLARINA ZARAR YARIŞTIRIYORLAR-

Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bakanlar ekonomide yaşanan sıkıntılara tedbir üretmek yerine operasyonun ekonomide neden olduğu zararların büyüklüğü konusunda açık artırmaya girmiş durumdalar. Hükümet, ABD Merkez Bankası’nın geçen yılın mayıs ayında ‘dolar basmayı azaltabilirim’ açıklamasından sonra su almaya başlayan ekonomi gemisini havuza çekip tamir etmek yerine, batırma çabasına girmiş görünüyor.

-TÜRKİYE KRİZE GİRERSE SORUMLUSU BAŞBAKAN’DIR-

Türkiye’de bir kriz patlaması durumunda bunun sorumlusunun yargı ya da dış mihraklar değil kibir hastalığına yakalanmış Başbakan Erdoğan olacağını ifade eden Öztrak, “11 yıldır tek başına iktidar olan, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiç bir iktidara nasip olmayan kaynakları kullanan bu kadro hiç kimseden ve hiç bir şeyden şikayet edemez” dedi. Öztrak, AKP’nin ekonomi yönetimini de eleştirerek, “Ekonomiden sorumlu bakanlara bakıyorum, cenaze evindeki çığırtkanlar gibi ağlamak ve sızlanmaktan başka bir şey yapmıyorlar. Yolsuzluğun üstünü örtmek için ekonomik kriz çığırtkanlığı yaparsanız yabancıların risk algısını artırır, arzı daha da daraltır, faizlerin daha da yükselmesine neden olursunuz” dedi.

-ŞİRKETLERİN DEĞERİ 100 MİLYAR TL ERİRKEN NEREDEYDİNİZ?-

ABD Merkez Bankası’nın(FED) 22 Mayıs 2013’te ucuz ve bol para döneminin sonuna yaklaşıldığını açıklamasının ve 18 Aralık 2013’te bunun uygulamaya konulmasıyla Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerinde varlık fiyatlarının düşmeye başladığını anımsatan Öztark, Türkiye’nin de ekonomisindeki kırılganlıklar nedeniyle bu süreçten en çok etkilenen ülkelerin başında geldiğini ifade etti. Geçen yılın başından FED’in ilk açıklamasını yaptığı 22 Mayıs’a kadar Türkiye’de borsanın yüzde 19 değer kazandığını, 22 Mayıs’tan Gezi Olaylarına kadar geçen sürede ise yüzde 17 değer kaybettiğini kaydeden Öztrak, “22 Mayıs’tan yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun bir gün öncesine kadar(16 Aralık), Türkiye’de borsa yüzde 20 gerilediğinde, şirketlerin piyasa değeri 100 milyar TL eridiğinde hükümetin çok sesi çıkmadı” diye konuştu.

-BORSASI EN ÇOK DÜŞEN İKİNCİ, PARASI EN ÇOK DEĞER KAYBEDEN DÖRDÜNCÜ ÜLKEYİZ-

Türkiye borsasının Brezilya’dan sonra en çok değer kaybeden borsa olduğunu ama borsası dünyada en çok değer kaybeden ülke olan Brezilya’da kimsenin “Brezilya’ya kumpas kuruldu” demediğini, para birimleri dolar karşısında en fazla değer yitiren Endonezya, Arjantin, Güney Afrika gibi ülkelerde de hükümetlerin kendilerine operasyon yapıldığı iddiasında bulunmadığını söyleyen Öztrak, “2013’te borsası en çok düşen 2. ekonomi; para birimi en çok değer yitiren 4. ülke Türkiye oldu. Bunun ardında yatan sebep şu bu değil; hükümetin 11 yıldır biriktirdiği ekonomik kırılganlıklardır. Başbakan ve Bakanlarının ekonomiyi iç politikaya meze yapma çabaları, çözüm yerine bahane üretmeleri dış mihraklar söylemleri durumu daha da kötüleştirmekten başka bir işe yaramıyor” dedi.

Önümüzdeki dönemde küresel ekonomik koşullar ve ekonomideki kırılganlıklar nedeniyle Türkiye’yi zor günlerin beklediğini ifade eden Öztrak, şunları söyledi:

-BAŞBAKAN EKONOMİYİ BATIRMAYA ÇALIŞIYOR-

“Başbakan ve bakanların ekonomik kriz çağıran tavırları işleri iyice içinden çıkılmaz hale getiriyor. Bu yıl her ay 20 milyar dolar dış finansman bulması gereken Türkiye için bunlar ciddi risklerdir. Mevcut başbakan ve bakanları hem yolsuzluk iddialarının tarafsız bir biçimde soruşturulmasının önünü açma, hem de paralel devlet iddialarının tarafsızca soruşturulmasına imkan sağlama yeteneğini yitirmiştir. Mevcut başbakan ve bakanlarının bu süreçte niyetlerinin, ekonomiyi yönetmek, sorunları çözmek değil, batırmak olduğu görülmektedir.”

-CUMHURBAŞKANINI GÖREVE DAVET EDİYORUM-

“2014 için ülke bakımından en büyük risk mevcut başbakan ve hükümettir. Çözüm başbakan ve bakanlarının istifa erdemini göstermelerindedir. Bugün Hindistan Başbakan’ı artık görevi bırakacağını açıklamış, ‘Asayı bırakma vakti geldi’ demiş. Bizdeki kadroların da aynı yaklaşım içinde olması gerektiğini düşünüyorum. Bu süreçte sessiz kalan Sayın Cumhurbaşkanını da bir an önce göreve davet ediyorum.”

YÜRÜTME YARGIYA EL KOYDU, HÜKÜMET DARBESİ YAPILDI

ANKARA – CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Başbakan Erdoğan’ın yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasıyla başlayan süreçte kendi istikbalini kurtarmak için tüm ilkeleri çiğnediğini belirterek, “Başbakan tüm milletin önünde Anayasal bir suç işlemektedir” dedi.

Yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasında savcının soruşturmadan el çektirilmesinin “yargıya yapılmış açık bir hükümet darbesi” olduğunu belirten Öztrak, gelinen noktada hükümetin yargıya el koyduğunu ifade etti.

Dünyayı ve Türkiye’yi önümüzdeki yıl ekonomide zor şartların beklediğini ifade eden Öztrak, ülkenin böyle kritik bir dönemde yolsuzluk iddiaları karşısında hesap vermekten kaçmak için devleti alt üst etmeyi bile göze alan bir iktidarla yönetilemeyeceğini kaydederek, “Hükümeti değiştirerek sorumluluktan kurtulamazsınız. Başbakan’ın bir an önce hesap verebilmesi için istifa etmesi gerekir” diye konuştu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında rüşvet ve yolsuzluk soruşturması hakkında değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin 90 yıllık Cumhuriyet tarihinin en olağanüstü günlerini yaşadığını belirten Öztrak, 4 bakanın soruşturma kapsamında iddialara muhatap olduğunu hatırlatarak, “Bu 61. hükümetin bakanlarının beşte birine denktir.” diye konuştu. 17 Aralık’ta başlayan soruşturmanın üzerinden geçen 10 günlük sürede çağdaş demokrasilerde görülmeyecek manzaralarla karşılaşıldığını kaydeden Öztrak, yapılan soruşturmanın bir devlet ve sistem krizine dönüşmesinin sebebinin Başbakan’ın kibri ve şahsi kaygıları olduğunu ifade etti.

 

-BAŞBAKAN ALENEN ANAYASAL SUÇ İŞLİYOR-

Erdoğan’ın kendi siyasi ve şahsi istikbalini kurtarabilmek için devleti devlet, demokrasiyi demokrasi yapan tüm ilkeleri yok ettiğini belirten Öztrak, “Türkiye’de yürütmenin yargıya, yürüyen bir soruşturmaya bu kadar aleni, açık müdahale ettiği başka bir dönem olmamıştır. Sayın Başbakan alenen, tüm milletin gözü önünde alenen Anayasal bir suç işlemektedir” diye konuştu.

 

-BAŞBAKANLIK YAN GELİP YATMA YERİ DEĞİL-

Başbakan’ın soruşturmayı yürüten savcılara ve polislere “hain” damgası vurduğunu ama böyle bir durumda işletilmesi gereken hukuki süreçleri işletmediğini söyleyen Öztrak, AKP’nin bütün gücüyle soruşturmayı siyasileştirmeye çalıştığını belirtti. Öztrak, “Hakkında bu iddialarda bulunduğu polisler savcılar hakkında hangi işlemler yapılmıştır? 11 yıllık Başbakan devlet içinde çete var der mi? Başbakan’a kendi deyimiyle hatırlatmak isterim, Başbakanlık yan gelip yatma yeri değildir. 11 yılda bunları neden önlemediniz” dedi.

 

-YÜRÜTME YARGIYA EL KOYDU, HÜKÜMET DARBESİ YAPILDI-

Soruşturmayla ilgili yaşanan gelişmelerin ardından dün son olarak soruşturma kapsamında yapılacak gözaltıların engellendiğini ve yürüyen soruşturmanın önünün kesildiğini ifade eden Öztrak, “Cumhuriyet’in Savcısının işlemleri vesayet altına alındı” dedi. Yapılanın adil yargılamayı engelleme anlamına geldiğini ifade eden Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Soruşturmayı yürüten savcıya başsavcı eliyle müdahale edilmesi, kolluk kuvvetlerinin mahkeme kararlarını dinlememesi, nihayetinde savcının soruşturmadan el çektirilmesi yargıya yapılmış açık bir hükümet darbesidir. Geldiğimiz noktada hükümet, yani yürütme yargıya el koymuştur.”

 

-MAHKEME-İ KÜBRADA DEĞİL YARGIDA HESAP VERECEKLER-

Türkiye’de yaşananların sistemin çöktüğünü net şekilde ortaya koyduğunu ifade eden Öztrak, Başbakan’ın hesabını söylediği gibi sandıkta veya mahkeme-i kübrada değil öncelikle Türk milleti adına karar veren Türk yargısı önünde vermesi gerektiğini ifade etti. Devlet içinde uyum kalmadığını, savcıların savcılarla, polislerin polislerle, savcıların idareyle karşı karşıya geldiğini belirten Öztrak, AKP’nin yüzde 50 oy oranıyla bir kez daha siyasi istikrarsızlık çıkarmayı başardığını kaydetti.

 

-EKONOMİDEN BİHABER OLDUKLARINI GÖSTERDİLER-

Türkiye’nin AKP elinde bir çadır, aşiret devleti görüntüsü verdiğini, hükümetin soruşturmadaki tavrının Türkiye’ye yönelik risk algısını her geçen gün artırdığını belirten Öztrak, dün savcının görevini yapamadığını açıklamasından sonra dolar kurunun 2,14 TL’yi geçerek rekor kırdığına, yarım Dolar-yarım Euro’dan oluşan kur sepetinin 2,52 TL’yi aştığına, faizin çift hanelere taşındığına, borsanın ise çakıldığına dikkat çekti. Öztrak, ekonomideki kırılganlıklar karşısında soruşturmayı devlet krizi haline getirerek risk algısını artıran hükümetin, “ekonominin nasıl bir denge durduğundan, dışarıdaki gelişmelerden bihaber olduğunu da” böylece göstermiş olduğunu söyledi.

 

-MİLLİCİLİĞİNİZ O ZAMAN NEREDEYDİ?-

Hükümetin yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının ardından olayı Halk Bankası’na yapılan bir operasyon olarak göstermeye çalıştığını anlatan Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“’Milli bankamız Halk Bankası’na operasyon yapıldı, bu operasyon nedeniyle Halk Bankası’nın değeri 1,6 milyar dolar eridi, halka açık şirketlerimizin değeri 20 milyar dolar eridi’ diyorlar. FED’in parasal sıkılaştırmaya başlayacağım dediği 22 Mayıs’tan 16 Aralık tarihine kadar, yani operasyondan bir gün öncesine kadar, Halk Bankası’nın değeri 5 milyar dolar eridi. Şirketlerimizin toplam piyasa değeri ise ayni dönemde 80 milyar dolar eridi. Bu dönemde hükümetin milliciliği nerede idi?”

 

-11 YIL ÖNCESİNE DÖNÜYORUZ AMA BU KEZ BORÇ MİLLETİN SIRTINDA-

AKP döneminde milletin borca batırıldığını belirten Öztrak, Türkiye’nin yanlış politikalar nedeniyle ekonomide 11 yıl önceki noktaya hızla yaklaştığını fakat bu kez borç devletin değil milletin sırtında olduğundan bunu yönetmenin çok daha zor olacağı uyarısında bulundu. AKP döneminde borç yükünün devletin sırtından alınıp millete nasıl yüklendiğini rakamlarla anlatan Öztrak, “11 yılda ailelerin bankalara borcu yüzde 5424; faiz ödemeleri ise yüzde 1369 arttı. 11 yılda devletin faiz ödemesi 1,2 milyar TL gerilerken; ailelerin faiz ödemesi 34 milyar TL arttı. Vatandaş borçla tüketti, devlet vergisini alıp bütçesini denkleştirdi” dedi.

 

-MERKEZ BANKASI BAŞKANINA: SEÇİM HESAPLARINI BIRAKIN YAPILMASI GEREKENİ YAPIN-

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın daha önce yılsonu için yaptığı 1.92 TL’lik dolar kuru tahminini de hatırlatan Öztrak, Başçı’ya güvenerek döviz borcunu kapatmayan şirketlerin yılsonunda ciddi kur farkı zararı ettiğini belirtti. Merkez Bankası’nın Başbakan’ın korkusundan elindeki en önemli silah olan faizi gündeme getirmediğini ifade eden Öztrak, faizin yükselmesini kendilerinin de istemediğini, fakat hükümetin sadece döviz satarak kuru kontrol altına almaya çalışmasının ileride daha olumsuz sonuçlar doğuracağını belirtti. Döviz satarak kuru kontrol etmeye çalışmanın ancak rezerv bitinceye kadar işe yarayabileceği, rezervler azaldıktan sonra kur faizle tutulmaya çalışıldığında yapılacak faiz artırımlarının çok daha yüksek olacağı uyarısında bulunan Öztrak, “Çok yüksek faiz artışları da borca batmış milletin sırtında çok büyük yük olur. Onun için TCMB başkanını uyarıyorum. Kaybedilecek zaman yoktur. Başbakan’ın sözlerine kulak asmayı ve önümüzdeki seçimlerin hesabını bıraksınlar alınması gereken tedbirleri alsınlar” dedi.

 

-BAŞBAKAN’IN İSTİFASI GEREKİR-

Türkiye’yi ekonomideki yeni dönemde zor günlerin beklediğini, bu dönemde ülkenin yolsuzluk iddiaları karşısında hesap vermekten kaçmak için devleti alt üst etmeyi bile göze alan bir iktidarla yönetilemeyeceğini kaydeden Öztrak, “Hükümeti değiştirerek sorumluluktan kurtulamazsınız. Başbakan’ın bir an önce hesap verebilmesi için istifa etmesi gerekir” ifadelerini kullandı.

 

-BAŞKA İSTİFALAR DA GELEBİLİR-

Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Öztrak, AKP’den istifalar ve son yaşanan gelişmelerle ilgili olarak şunları söyledi:

“Başbakan’ı ve hükümetin yaptıklarıyla AKP grubunu aynı yere koymak mümkün değil. Büyük bir grup vicdan sahibi milletvekilleri var. Ben onların da bu tablodan rahatsız olduğunu, onun için bu istifaların geldiğini düşünüyorum. Dahası da gelebilir. Daha fazla bu iş dağılmadan, bu ülkeye daha fazla bedel ödettirilmeden Başbakan gereğini yapmalıdır.”

 

-BİNLERCE YILLIK DEVLET GELENEĞİMİZ VAR, BÖYLE REZALET GÖRÜLMEDİ-

HSYK’nın yaptığı açıklamayı da değerlendiren Öztrak, AKP’den açıklamaya karşı gelen tepkilerin yersiz olduğunu, hukuk devletinin kurallarının işletilmesi gerektiğini, bağırıp çağırarak, görevden alarak meselelerin çözülemeyeceğini belirtti. Öztrak, “Anadolu toprakları üzerinde binlerce yıllık devlet geleneği vardır. Bugüne kadar böyle bir rezalet görülmemiştir” değerlendirmesinde bulundu. Öztrak, bazı işadamlarının mal varlıklarına tedbir konulduğu haberlerinin sorulması üzerine, “Savcı bunu mahkemeden talep edebilir. Ama bu savcıların belli bir amaca yönelik hareket ettiklerini düşünen varsa burada hukuku işletmelidir. Bu yapılanlar yolsuzluklar nedeniyle çok büyük bir paniğin olduğunu göstermektedir” diye konuştu.

 

-BAŞBAKAN’DAN TALİMAT ALAN MERKEZ BANKASI BU KRİZİ YÖNETEMEZ-

Öztrak, Merkez Bankası’nın ne yapması gerektiğine dair bir soru üzerine de şunları söyledi:

“Merkez Bankası kanunla kendisine verilen araçları bağımsız olarak kullanmalı ya da kullanılacağı izlenimini ekonomideki aktörlere vermelidir. Başbakan’dan izin almadan hareket edemiyorum izlenimini veren bir Merkez Bankası bu krizi yönetemez. İçeride çok ciddi sıkıntılar vardır. Sistem işlememektedir ve bu dışarıda ciddi bir risk algısı yaratmaktadır. Yatırımcı ülke içinde kabile savaşları olurken kim haklı kim haksız diye bakmaz. Parasını tehlikede görürse parasını alıp gider. Başbakan, Gezi Parkı, faiz lobisi, uluslararası güçler diyor. 11 yıldır iktidardasınız, ekonominin ne kadar güçlü olduğunu anlatıp duruyorsunuz. Bu nasıl güçlü ekonomidir ki dışarıdan biri püf dediğinde sallanıp duruyoruz. Maalesef hükümet elverişli bir uluslararası konjonktürde atması gereken adımları atmamış, geleceği belli olan bu konjonktür karşısında ülkeyi kolu kanadı kırık bırakmıştır.”

Konuşmanın Ham Metni İçin:

FAİZ LOBİSİ AKP DÖNEMİNDE ZARAR DEĞİL “BAYRAM” ETTİ

ANKARA – CHP’nin ekonomi raporuna göre Başbakan’ın yolsuzluk soruşturmasından sorumlu tuttuğu “faiz lobisi”, AKP döneminde iddia edildiği gibi zarar etmedi, aksine kârına kâr kattı. AKP’den önceki 11 yılda sıcak para Türkiye’den 56 milyar dolar kâr ederken, AKP döneminde faiz lobisinin kârı ikiye katlanarak 101 milyar dolara çıktı. Son 11 yılda faiz lobisi bayram etti, faizlerin yükü ise borca batırılan halkın sırtına yüklendi.

CHP Ekonomi Politikaları Genel Başkan Yardımcılığı’nın Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak’ın koordinasyonunda hazırladığı 80. Ekonomik görünüm raporunda AKP’nin iktidarı süresince sıcak para ve faiz lobisine sunulan imkanlar değerlendirildi.

-“OLAĞANÜSTÜ” KÂR İMKANLARI SAĞLANDI-

AKP döneminde rekorlar kıran cari açığın bugüne kadar sıcak parayla finanse edildiğinin ve bu nedenle Türkiye ekonomisini her geçen gün daha kırılgan hale geldiğinin belirtildiği raporda, hükümetin 11 yılda yabancılara dolar cinsinden olağanüstü kazanç imkanları sunduğu vurgulandı. CHP’nin raporunda, AKP döneminde Türkiye’ye gelen sıcak paranın elde ettiği dolar cinsinden kârın özellikle, “TL’nin hızla değerlendiği” yıllarda tavan yaptığına dikkat çekildi. Rapora göre 2003 ve 2009’da borsanın dolar cinsinden sunduğu getiri yüzde 100’ü aştı, 2012’de ise Borsa İstanbul yabancı yatırımcılara dolar cinsinden yüzde 62,1 getiri sağladı; geçen yıl borsaya 1 milyon dolar yatıran sıcak paracılar 2012 sonunda evlerine 1 milyon 621 bin dolarla döndü. 11 yıllık AKP iktidarında İstanbul Borsası dolar cinsinden her yıl ortalama yüzde 16,3’lük bir getiriyi sıcak paracılara sağladı. Dünyada faizlerin düşük olduğu bir dönemde Borsa İstanbul’un sunduğu bu kâr oranları “olağanüstü”ydü.

-RİSK BİLE ALMADAN PARALARINI İKİYE KATLADILAR-

Diğer taraftan, sıcak paracılar kamu borçlanma kağıtlarından da çok büyük getiri sağladı. Türkiye, 2003 yılında parasını kamu borçlanma kağıtlarına yatıranlara yüzde 103’e varan kâr imkanı sundu. Kaybetme riski olmayan kamu borçlanma kağıtlarından son 11 yılda dolar cinsinden elde edilen getiri ise yıllık ortalama yüzde 16,2 oldu. CHP’nin Ekonomi Raporunda Türkiye’nin sunduğu bu olağanüstü getiriler nedeniyle Başbakanın “faiz lobisi” dediği kesimlerce yıllarca alkışlandığı, ABD Merkez Bankası’nın tahvil alımlarını kısmasıyla dünya ekonomisinde başlayan yeni dönemde ise aynı kesimler tarafından “en kırılgan ülkeler” listesine konduğu belirtildi.

-AKP FAİZ LOBİSİNE 101 MİLYAR DOLAR AKITTI-

AKP’nin ve Başbakan’ın bugün şikayetçi olduğu faiz lobisine yıllarca dünyanın en tatlı kârlarını sunduğunun belirtildiği raporda, şu bilgilere yer verildi:

“Son 11 yılda yabancıların Türkiye’de yaptığı portföy yatırımları karşılığında yurtdışına transfer edilen kâr 36 milyar doları bulmuştur. Aynı rakam AKP’den önceki 11 yılda 12 milyar dolardır. Yine AKP’nin iktidar olduğu son 11 yılda yurtdışına yapılan faiz ödemesi 65 milyar dolardır.  Oysa AKP’den önceki 11 yılda bu şekilde dışarıya yapılan faiz ödemesi 44 milyar dolardır. Dolayısıyla AKP’den önceki 11 yılda yurtdışına transfer edilen faiz ve portföy getirisi 56 milyar dolar iken, AKP’nin iktidar olduğu 11 yılda bu 101 milyar dolara çıkmıştır.”

-KÂRLAR LOBİYE, YÜKÜ MİLLETE-

Raporda, AKP’nin yabancılara sağladığı faiz imkanının yükünü milletin sırtına yüklediği, vatandaşın harcama yapmak için borca batırıldığı, harcamalardan alınan vergilerle de bütçe açığının azaltıldığı belirtildi. Artan faiz ödemelerine karşı 11 yılda “devletin” faiz ödemesinin 1,2 milyar TL düştüğüne, “ailelerin” faiz ödemesinin ise 34 milyar TL arttığına dikkat çekilen raporda, “Millet borçla tüketmiş, iş adamı borçla yatırım yapmıştır. Borçlanarak yapılan tüketim ve yatırımdan devlet vergisini toplamış; milletin bütçesindeki açık büyürken, devletin açığı azalmıştır. Nitekim bu süreçte özellikle ailelerin borçları ve faiz ödemeleri olağanüstü şişmiştir” denildi.

-SEÇİM OYUNU-

Raporun sonuç kısmında ise önümüzdeki yıl sıcak paranın dünya ekonomisinden çekilmesiyle ekonomide zor günlerin yaşanacağı hatırlatılarak, “Sıcak para şalının ekonomideki kırılganlıkları örtmesinin zorlaştığı bir dönemde AKP iktidarı karşı karşıya olduğu yolsuzluk ve rüşvet iddiaları karşısında faiz lobisi gibi ne olduğu belirsiz bir hedef göstererek bir taş ile iki kuş vurmaya çalışmaktadır. Böylece bir yandan dışarıdan gelecek şoklara karşı ekonomide yıllardır biriktirdiği kendi hata ve kusurlarını gözlerden kaçıracak, diğer yandan rüşvet ve yolsuzluk skandalının sorumluluğundan kurutulmaya çalışacaktır” değerlendirmesinde bulunuldu.

Raporun Tam Metnine Ulaşmak İçin: RAPOR_No_80_SON

AKP DÖNEMİNDE ANADOLU’DA İKİNCİ FETRET BAŞLADI

ANKARA – CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, AKP döneminde Türkiye’nin bürokraside belirli grupların çıkarlarına göre hareket eden örgütlerin oluştuğunun bizzat Başbakan Erdoğan tarafından dile getirildiğini belirterek, “Bu, yönetimde bir cinnet halidir. AKP devr-i iktidarında Anadolu’da ikinci fetret dönemi başlamıştır” diye konuştu.

Türkiye’nin gündemindeki rüşvet ve yolsuzluk davasına da değinen Öztrak, Hükümet’in “bayatlamış” komplo teorileriyle yaşananların üzerini artık örtemeyeceğini belirterek, “Herhalde bakan çocuklarının evine 7 kasayı, genel müdürün ayakkabı kutularına, 4,5 milyon doları faiz lobisi veya gezideki ‘kızlı-erkekli’ gençler doldurmadı. Hükümet kendini de, ülkeyi de daha fazla rezil etmeden bu Meclis’ten aldığı emaneti derhal Cumhurbaşkanına götürüp vermeli, bu kirli dönem bitmelidir” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, TBMM’de bütçe görüşmelerinin son gününde yaptığı konuşmada, dünyada ekonomik iklimin elverişli olduğu bir dönemde göreve gelen AKP’nin 11 yıl süren iktidarı sürecinde ekonomi yönetiminde ihtiyaç duyulan adımları atamadığını, Türkiye’nin pek çok uluslararası kuruluşa göre dünyanın en kırılgan ekonomileri arasında sayıldığını söyledi.

AKP’nin iktidarı süresince “Gücün hukuk ile dengelenmezse kirleneceğini, kibirle zehirlenmiş gücün ise mutlaka kirleneceğini” tüm Türkiye’nin gördüğünü ifade eden Öztrak, CHP’nin Sayıştay raporlarının Meclis’e gönderilmesi yönündeki çabalarına değinerek, “Bugün ülkenin savcıları tarafından birçok üyesinin, bürokratının, yetmez akrabalarının da rüşvet ve yolsuzluğa battığı iddia edilen bu hükümet ise Meclis’in denetim yetkisini kullanmasını engellemek için olağanüstü gayret gösterdi” diye konuştu.

-MECLİS’İN DENETİMİNDEN KAÇAN MAHKEMEDE HESAP VERİR-

Geçmiş soruşturmalarda “Türkiye’nin bağırsakları temizleniyor” diyerek masumiyet karinesini yok sayan hükümetin, bugün bu ilkeye çaresizce sığındığını ifade eden Öztrak, “Siz Sayıştay’ın denetiminden kaçarsanız, siz Meclisin denetiminden kaçarsanız, gider hesabınızı mahkemede veririsiniz” diye konuştu.

-ANADOLU’DA İKİNCİ FETRET DÖNEMİ BAŞLADI-

Söz konusu iddialardan sadece soruşturmalarda ismi geçen bakanların değil tüm kabinenin sorumlu olduğunu ifade eden Öztrak, “Bürokraside belirli grupların çıkarlarına göre hareket eden örgütlerin olduğu, bizzat Başbakan tarafından dile getirilmiştir. Bu, yönetimde bir cinnet halidir. AKP devr-i iktidarında Anadolu’da ikinci fetret dönemi başlamıştır” dedi. Bugün iktidar tarafından siyasi mühendislik yapmakla suçlanan bürokratların atama kararlarının altındaki imzaların kime ait olduğunu soran Öztrak, “Bunu söyleyen hükümet, hele hele 11 yıldır iktidardaysa görevini ihmal suçunu işlemiş olur. Bu ifadeler olsa olsa aczin ifadesidir” diye konuştu. Öztrak, “11 yıl önce yolsuzluğu bitireceğim diyerek iktidara gelen bu hükümet, şimdi yolsuzluğumu nasıl örteceğim noktasındadır” değerlendirmesinde bulundu.

-AKP DÖNEMİNDE MİLYARDER OLDULAR, ŞİMDİ GÖZALTINDALAR-

Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele söylemiyle yola çıkan AKP döneminde bu vaatlerin hiçbirinin tutulmadığını, Türkiye’nin yolsuzluk iddialarının tartışıldığı, gazetecilerin hapiste tutulduğu, 41 milyon vatandaşın iki günde bir sofrasına bir kap et yemeği koyamadığı bir ülke haline geldiğini ifade eden Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Vatandaşlar yoksullukla karşı karşıyayken, kimsesizlerin kimsesi olacağım diyerek iktidara gelen AKP kimsesizleri değil ama birilerini abat etti. Türkiye’de dolar milyarderlerinin sayısı 6 yılda 17 kişi artarak 43’e ulaştı. Türkiye’deki dolar milyarderlerinin sayısı Fransa ve İtalya’daki dolar milyarderlerinin sayısının toplamına eşit. 6 yılda bu listeye eklenen milyarderin arasında son operasyonda gözaltına alınanlar da var.”

-AYAKKABI KUTUSUNDAKİ DOLARLAR YARALAMIYOR DA SORUŞTURMA MI YARALIYOR?”

Başbakan’ın yapılan soruşturmanın bir taraftan da Halk Bankası’nı yaralama hedefinde olduğu iddiasını anımsatan Öztrak, “Sayın Başbakan, genel müdürün evinde ayakkabı kutularında bulunan dolarlar, sizi ve bu bankayı yaralamıyor da bunu soruşturmak mı yaralıyor?” diye sordu.

-MİLLET ÇILDIRMA NOKTASINA GELDİ-

Hükümetin, milleti faiz lobisinin kucağına attığını, maddi sıkıntı çeken bir vatandaşın daha üç gün önce Meclis kapısında kendini yaktığını belirten Öztrak, “Biz benzer sahneleri 2001 krizinde Başbakanlık’ın önünde gördük. Dolayısıyla hükümete aklını başına almasını tavsiye ediyorum. Millet artık çıldırma noktasına geldi. Bunları görmezden gelerek kendinizi kurtaramazsınız” ifadelerini kullandı.  Öztrak, konuşmasında özetle şunları söyledi:

-O DOLARLARI FAİZ LOBİSİ Mİ KOYDU, KIZLI ERKEKLİ GENÇLER Mİ?-

“Savcıların yönelttiği suçlamalar karşısında Başbakan ve hükümetin içine düştüğü telaş, ‘Biz hırsızlık yapıyorduk, bir çete çıktı bizi çökertti’ anlamına gelen gülünç söylem, bu çerçevede yapılan bürokrat kıyımları, olaydaki şahsi sorumluluğu hızla hükümetin topyekün sorumluluğu haline getirmektedir. Hükümet bayatlamış komplo teorileriyle yaşananların üzerini artık örtemez. Herhalde bakan çocuklarının evine 7 kasayı, genel müdürün ayakkabı kutularına, 4,5 milyon doları faiz lobisi veya gezideki “kızlı erkekli” gençler doldurmadı. Hükümet kendini de, ülkeyi de daha fazla rezil etmeden bu Meclis’ten aldığı emaneti derhal Cumhurbaşkanına götürüp vermeli, bu kirli dönem bitmelidir.”

Konuşmanın Tam Metnine Ulaşmak İçin: faik öztrak_20 aralık 2013_ham metin

 

 

Saray Fukaranın Tavuğunu Rantiyelerin, Faiz Lobilerinin Folluğuna Yumurtlatıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin bu yılın Ocak-Kasım dönemine milyonlarca çiftçi ve esnafa reva gördüğü desteğin, bir avuç faiz lobisine ve yandaşa...
Devamını oku

Ekonomi Arabasının Motoru Boğuldu, Şanzımanı Dağıldı

CHP’li Öztrak, ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadeleden sadece faiz lobileriyle sıcak para partileri vermeyi anladığını belirterek, “Yüksek faiz ve kontrollü kura...
Devamını oku

Tutuklanan TCMB Başkan Yardımcısının Attığı Diğer İmzalar Hakkında İç Soruşturma Yapıldı Mı?

CHP’li Öztrak, Bankalararası Kart Merkezi soruşturması kapsamında tutuklanan, Merkez Bankası’nın Başkan Yardımcısı Emrah Şener’in TCMB’deki görevi sırasında attığı diğer imzalarla...
Devamını oku

Resmi İşsiz Sayısı İle Gerçek İşsiz Sayısı Arasındaki Fark İlk Kez 10 Milyonu Aştı

CHP’li Öztrak, Haziran ayında gerçek işsiz sayısının 13,4 milyon kişiye ulaşarak rekor kırdığını; resmi işsiz sayısı ile gerçek işsiz sayısı...
Devamını oku

Sadece İstatistiklerle Yalan Değil; İstatistiklerle Talan

CHP’li Öztrak, TÜİK’in açıkladığı Haziran ayı rakamının beklentilerin ve diğer kurumların hesaplarının çok altında kaldığına, market fiyatlarındaki değişimler ile TÜİK’in...
Devamını oku

Faiz Harcamalarının Bütçe Üzerindeki Baskısı Artıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin hukuk tanımazlığı nedeniyle artan faizlerin bütçe üzerine her ay daha fazla baskı yaptığına dikkat çekerek, “İlk 4...
Devamını oku

Milli İradeye Darbe Süreci Ekonomik Görünümü Bozdu

CHP’li Öztrak, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’ndaki Türkiye ekonomisiyle ilgili tahminlerin, Sarayın millet iradesine darbe süreci sonrasında kötüleştiğine dikkat çekerek, “Uluslararası...
Devamını oku

Satılan Milyarlarca Dolar Rezervi Kimler Topladı

CHP’li Öztrak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından mali piyasalarda yaşanan tsunami sırasında ülkenin 40 milyar dolardan fazla...
Devamını oku

 İletişim

Bize her türlü görüş ve önerilerinizi bildirmek için sağ tarafta yer alan bilgilerden bize ulaşabilirsiniz.
CHP Genel Merkezi: Anadolu Bulvarı No: 12 06520
Söğütözü / ANKARA
Telefon: +90 (312) 207 40 00
Telefon 2: +90 (312) 420 59 48-49
Faks: +90 (312) 207 40 14
E-Posta: info@faikoztrak.com