Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın yanıtlaması talebiyle verdiğimiz soru önergesinde ikinci çeyrek büyüme rakamlarına göre yüzde 4.4’lük büyümenin yarısından fazlasının stok birikiminden geldiğini hatırlatarak, “Merkez Bankası’nın anketine göre üreticiler stoklarını artırmayı planlamadıklarını belirtirken, stoklardaki bu artış nereden kaynaklanmaktadır?” sorusunu gündeme getirdik.
Soru Önergesinin Tam Metni İçin: 2013_2.Çeyrek_GSYH_Stok Birikimi_Sn Cevdet Yılmaz
Ekonominin koordinasyonundan sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’a yönelttiğimiz soru önergesiyle, Temmuz ödemeler dengesinde “Net Hata-Noksan” kaleminden 4.8 milyar dolarlık kaynağı belli olmayan rekor para girişini TBMM gündemine taşıdık. Suriye sınırındaki güvenlik zaafiyetine ve kaçak geçişlere de dikkat çekerek, Babacan’a, “Sınırdan kaçak para girişi olup olmadığını” sorduk.
Soru Önergesinin Tam Metni İçin: Soru Önergesi_Ali Babacan_Net Hata ve Noksan_13 Eylül 2013
-CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, ekonominin koordinasyonundan sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’a yönelttiği soru önergesiyle Temmuz ödemeler dengesinde “Net Hata-Noksan” kaleminden 4.8 milyar dolarlık kaynağı belli olmayan rekor para girişini TBMM gündemine taşıdı. Öztrak, Suriye sınırındaki güvenlik zaafiyetine ve kaçak geçişlere de dikkat çekerek, “Sınırdan kaçak para girişi olup olmadığını” Babacan’a sordu.
-Öztrak, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın yanıtlaması talebiyle verdiği soru önergesinde de ikinci çeyrek büyüme rakamlarına göre yüzde 4.4’lük büyümenin yarısından fazlasının stok birikiminden geldiğini hatırlatarak, “Merkez Bankası’nın anketine göre üreticiler stoklarını artırmayı planlamadıklarını belirtirken, stoklardaki bu artış nereden kaynaklanmaktadır?” sorusunu gündeme getirdi.
ANKARA-
Öztrak, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın yanıtlaması talebiyle TBMM Başkanlığı’na ilettiği soru önergesinde TÜİK’in açıkladığı ikinci çeyrek büyüme rakamlarına göre, yüzde 4.4’ük büyümenin yarısından fazlasının stok birikiminden geldiğini belirtti.
-STOKLARDAKİ ARTIŞ İZAHA MUHTAÇ-
Merkez Bankası’nın stok davranışlarına ilişkin en önemli öncü gösterge olarak kabul edilen “iktisadi yönelim anketine” katılan firmaların yüzde 81.2’sinin stoklarında ciddi bir değişim yapmayı düşünmediğini belirtmesine rağmen stoklardaki bu artışın izaha muhtaç olduğunun belirtildiği soru önergesinde, stokların cari değeri ve reel değeri ilgili olarak da, “Cari ve 1998 fiyatlarıyla (reel) stok rakamları arasında da ciddi farklar bulunmaktadır. Yılın ikinci üç ayında ‘cari stok birikimi’ 247 milyon TL iken; fiyat etkilerinden arınmış ‘reel stok birikimi’ ise 439 milyon TL’dir. Bunun nasıl olduğu da açıklamaya muhtaç görünmektedir” değerlendirmesinde bulunuldu. Öztrak, önergesinde şunları sordu:
“2013’ün ikinci üç ayında bu kadar yüksek miktarda stok birikiminin ardında ne tür ekonomik gerekçeler bulunmaktadır? Stok birikimine ilişkin öncü göstergeler bu stok artışını teyit etmez iken, stok birikimin büyümeye katkısı 2013’ün ikinci üç ayında neden bu kadar yüksek olmuştur? TÜİK tarafından açıklanan cari ve reel stok rakamları arasında yukarıda ifade edilen uyumsuzluk nasıl açıklanmaktadır?”
-KAYNAĞI BELLİ OLMAYAN PARALAR ARAŞTIRILIYOR MU?-
Öztrak Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın yanıtlaması talebiyle verdiği soru önergesinde ise 2013 Temmuz ayı ödemeler dengesi rakamlarına göre kaynağı belli olmayan para giriş ve çıkışlarının izlendiği “Net Hata Noksan” kaleminden ülkeye 4,8 milyar dolarlık kaynağı bilinmeyen para girdiğini, bu rakamın, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde tek bir ayda söz konusu kalemden gelen en yüksek para olduğunu belirtti. Rekor düzeydeki kaynağı belli olmayan bu para girişi için Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası veya bir başka ekonomi biriminde herhangi bir inceleme veya araştırma yapılıp yapılmadığını soran Öztrak soru önergesinde şu ifadelere yer verdi:
-SURİYE’DEN KAÇAK PARA MI GELDİ?-
“Bu büyüklükteki kaynağı belirli olmayan para girişinde neler etkili olmuştur? Suriye sınırımızda herhangi bir güvenliğin kalmadığı, sınırdan kaçak olarak mazot, uyuşturucu ve silah ticaretinin yaygınlaştığı kamuoyunun malumudur. Bu kapsamda sınırdan kaçak para girişlerinin olması da ihtimal dâhilinde görülmektedir. Bu konuda hükümetinizin bir çalışması bulunmakta mıdır? Varlık Barışı olarak da bilinen ve yurtdışındaki Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarına ait kaynakların ülkeye çekilmesini amaçlayan yasal düzenleme bu kaynağı belirli olmayan para girişinde etkili olmuş mudur?”
13 Eylül 2013 – CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın yılsonu için solar kurunun 1.92 TL olacağını söylemesinin bir “tahmin” değil “taahhüt” niteliğinde olduğunu belirterek, “Bugünden sonra TCMB başkanına güvenip, dövizle borçlanan her vatandaşımız, dolar kuru yılsonunda 1,92 TL olmaz ise TCMB başkanını da dava etme hakkına sahiptir. Çünkü bu taahhüdü veren dövizin fiyatını etkileyebilecek araçlara sahip bir kurumun başındaki kişidir” dedi.
-Öztrak, ödemeler dengesi rakamlarındaki net hata noksan kaleminden gelen ve nereden geldiği belirli olmayan para girişinin 4.8 milyar dolara çıkmasıyla ilgili olarak da, “Net hata noksanda bu tür patlamaları ekonominin dönme noktalarında görürüz. Temmuz ayında bu kadar büyük bir net hata noksan kaleminin olması ekonomide bir olağanüstü durumun olduğunu göstermektedir” diye değerlendirdi.
ANKARA-
CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, 90. yaşını kutlayan CHP’nin 12 Eylül darbesinden aldığı yaralara rağmen dimdik ayakta olduğunu, köklü bir çınar olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin yemyeşil filizleriyle ülkenin geleceğine yön vermeye devam edeceğini vurguladı.
Başbakan Erdoğan’ın “Gezi Olayları ile bozulan kimyasının” bir türlü toparlanamadığını ifade eden Öztrak, Haziran ayından bu yana yaşanan olaylarda yaşamını yitiren gençlerin ve son olarak Hatay’daki olaylarda yaşamını yitiren Ahmet Atakan’ın ailelerine sabır ve metanet diledi. Mehmet Akif Ersoy’un “Kenar-ı Dicle’de bir kurt aşırsa koyunu, Gelir de adl-i ilahi sorar Ömer’den onu” dizelerini hatırlatan Öztrak, “Tayyip Erdoğan’ın yönettiği Türkiye’de gencecik fidanlar yaşamını kaybediyor, o Mısır’da Suriye’de hayatını kaybedenler için ağlıyor, konuşuyor. Sayın Başbakan bu ülkede sizin tarz-ı siyasetiniz nedeniyle yitirilen canların hesabını kimden soracağız?” dedi.
Başbakan’ın izlediği siyasetin ve söylemin değişen küresel iklimde Türkiye ekonomisi için ciddi bir risk oluşturduğunu, dışlayıcı, kutuplaştırıcı ve gerginliği artırıcı sözlerin Türkiye’nin risk primini, faizleri ve döviz kurunu artırdığını ifade eden Öztrak, yeni dönemde artık ekonomide ve siyasette yapılacak hataları örtecek likidite bolluğunun ve “sıcak para şalının” olmadığına dikkat çekti.
-TÜRKİYE’NİN CARİ AÇIĞI BENZERLERİ İÇİNDE EN YÜKSEKLERDEN BİRİ-
Dün açıklanan Temmuz ayı cari açık rakamlarını değerlendiren Öztrak, Temmuz’da cari açık hızla artmaya devam ederken, finansman dengesinin de açık verdiğini belirterek, “Cari açığı net hata noksan kaleminden gelen kaynağını bilmediğimiz dövizler ve merkez bankasının zaten kıt olan rezervlerini eriterek kapattık” dedi. Öztrak, cari açık artışındaki ciddi hızlanmaya dikkat çekerek, “Yüzde 4’ün altına düşen bir büyümeye rağmen 2013’ü GSYH’nın yüzde 7’si civarında bir cari açıkla yılı kapatacağımız anlaşılıyor. Bu, bize benzer ekonomiler içinde en yüksek cari açıklardan biridir” değerlendirmesinde bulundu.
-KAYNAĞI BELLİ OLMAYAN 4.8 MİLYAR DOLAR AÇIKLANMALI-
Mart ayında kaynağı belirli olmayan döviz hareketlerinin izlendiği net hata noksan kaleminden 4,8 milyar dolarlık giriş olduğunu belirten Öztrak, “Bu, bugüne kadar söz konusu hesaptan tek bir ayda gelen en yüksek para miktarıdır. Bu para girişinin nereden kaynaklandığı konusunda bir inceleme başlatılmasını ve kamuoyuna doyurucu bir açıklama yapılmasını mutlaka bekliyoruz” diye konuştu.
-İLGİNÇ OLAN BAŞBAKAN’IN ÜLKE RİSKİNİ SERBESTÇE ARTIRMASI-
Mayıs ayından bu yana rezervlerdeki erimenin 9,2 milyar dolara ulaştığını söyleyen Öztrak, AKP iktidarında geçen 10 yılda ekonominin sıcak paraya yaslanarak yönetildiğini, vatandaşın ve ülkenin borca batırıldığını, cari açığın rekorlar kırdığını, döviz rezervlerinin erdiğini, Türkiye’nin en kırılgan ekonomi ilan edildiğini kaydederek, “Ama ilginç olan Başbakn’ın bu durumunu görmeyip kendi vatandaşlarını bölecek şekilde otoriterleşerek, sınırlarınında savaş çığırtkanlığı yaparak ülke riskini daha da artırma serbestliğine sahip olduğunu düşünmendir” dedi.
-TUZAĞI KURAN BAŞBAKAN’IN KENDİSİ-
Başbakan’ın dün TÜMSİAD’ın şurasında yaptığı konuşmanın, yeni şartları algılayamadığının göstergesi olduğunu belirten Öztrak, “Başbakan, ülkeye kurulan tuzaklardan bahsediyor. Bir tuzak varsa bunun sorumlusu sıcak paraya bu ülkeyi mahkûm eden kendisidir” dedi. Erdoğan’ın kendi iktidarı döneminde biriktirilen kırılganlıkların neden olduğu sıkıntıların sorumluluğunu hayali bir takım odak ve tuzakların üzerine atmaya çalıştığını söyleyen Öztrak, ikinci çeyrekte yüzde 4.4 olarak gelen büyüme rakamları ile ilgili olarak da şunları belirtti:
“Türkiye sahip olduğu genç nüfusuna iş sağlayabilmek ve borca batmış vatandaşlarımızın borçlarını rahatça çevirebilmesi için her yıl en az yüzde 5 büyümek zorundadır. Diğer taraftan geçtiğimiz yıl yüzde 2,2 büyüyen ekonominin, ikinci çeyrekteki büyümeye rağmen bu yılın geri kalan kısmında dış, iç siyasette ve ekonomide hiç bir hata yapılmazsa en fazla yüzde 3–3,5 bandında büyüyebileceği görülüyor.”
-BÜYÜMEYİ ARTIRAN TÜKETİM YILIN İKİNCİ YARISINDA KESİLECEK-
İkinci üç aydaki yüzde 4,4’lük büyümenin kaynaklarına bakıldığında yılın geri kalanı için bu büyümenin sürdürülemez olduğunun anlaşıldığını ifade eden Öztrak, bu dönemdeki büyümenin 3,4 puanının ailelerin tüketiminden geldiğini, ikinci 3 ayda faizlerin tek hanelere inmesi ve TL’deki değerlenmeyle artan tüketim iştahının faizlerin yeniden çift haneye yükselmesi ve dolar kurunun 2 TL’yi aşmasıyla yılın ikinci yarısında kesileceğini anlattı.
-SON 9 AYDA BÜYÜMENİN NEREDEYSE TAMAMI KAMUDAN-
Özel sektörün yatırım iştahının ise tamamen kaybolduğunu, son 1,5 yıldır özel kesim yatırımlarının büyümeyi artırmayıp aşağı çektiğini söyleyen Öztrak, “Başbakan iş adamlarına yüzde 4,4 büyüme için teşekkür ederken, keşke sanayicilere 1,5 yıldır neden yatırım yapamadıklarını da bir sorsaydı” dedi. Verilerin büyümenin yüzde 49’unun kamudan geldiğini gösterdiğini belirten Öztrak, “Son dokuz ayı dikkate alırsak büyümenin neredeyse tamamı kamudan gelmiş. Önümüzdeki günlerde kamunun aynı harcama performansını sürdürmesi ise mümkün değil. Hükümet bunu sürdürmek isterse hem bütçe açığını, hem de cari açığı daha da artıracaktır” diye konuştu.
-İSTATİSTİKİ VERİ KALİTESİNDE CİDDİ KUŞKULAR VAR-
Türkiye’de istatistiki veri kalitesi konusunda ciddi kuşkular bulunduğunu, son açıklanan rakamlara göre ödemeler dengesinde neredeyse cari açık seviyesine ulaşan net hata noksan ve izah edilemez stok artışları bulunduğunu ifade eden Öztrak, “Veri üreten kurumlar veri kalitesi konusunda çok hassas olmak zorundadırlar. Aksi halde Yunanistan’daki meslektaşlarının durumuna düşerler.
-UYUYAN DEV O ZAMAN UYANIRDI-
Başbakan’ın TÜMSİAD toplantısında adresi şaşırarak yüzde 4,4’lük büyüme için AVM’cilere ve rezidansçılara teşekkür edeceğine üretemez hale getirdiği sanayicilere teşekkür ettiğini kaydeden Öztrak, “Başbakanın çıkıp, TÜMSİAD’da ‘Uyuyan devi uyandırdık’ demesinin hiç bir anlamı yoktur. Ayrıca ekonomiyi izlemekten ne kadar uzak olduğunu da ortaya koymaktadır. Eğer AKP, 11 yıllık iktidarında elverişli küresel iklimi, oportünistçe harcamak yerine ülkenin büyük potansiyelini harekete geçirmekte kullanabilseydi, uyuyan dev işte o zaman gerçekten uyanacaktı” ifadelerini kullandı.
-TÜRKİYE SICAK PARAYLA MIŞIL MIŞIL UYUTULDU-
Bu yıl büyüme yüzde 3,5 bile olsa 11 yıllık AKP iktidarında ortalama büyüme hızının yüzde 4,9 olacağını belirten Öztrak, bu rakamın Türkiye’nin çok partili yaşama geçtiği 1946’dan 2002’ye kadarki ortalama yüzde 5,2’nin altında kalacağını ifade etti. Öztrak, AKP döneminde Türkiye ekonomisinin sıcak parayla “mışıl mışıl uyutulduğunu” belirterek şu uyarılarda bulundu:
“Türkiye’nin artık sıcak parayla beslenen borçla harcama yaptırmak yerine, üreterek elde edilen kazançla harcama yaptıracak; ülkeyi dünyanın alışveriş merkezi değil üretim üssü yapacak; gencini üretime koşacak onun verimliliğini artırarak en az gelişmiş ülkelerdeki yaşıtları kadar kazanç elde etmesini sağlayacak; vatandaşlarını borcun altında ezen değil, kazancından emin olarak rahatça borçlanabilmesini sağlayacak; bilgi toplumuna geçişi sağlayacak yeni bir büyüme stratejisine ihtiyacı vardır.”
-TCMB BAŞKANININ SÖZÜ TAHMİN DEĞİL TAAHHÜT-
Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın yıl sonu için 1.92’lik dolar kuru tahmini yapmasını da eleştiren Öztrak, “bağımsızlığını Dolmabahçe’de rehin bırakan” Merkez Bankası Başkanı’nın dolar kuru için nokta tahmin vermesini de eleştirerek, “TCMB Başkanı tahmini verdiği anda bu artık tahmin olmaktan çıkar piyasaya ve millete bir taahhüt olur. Hata bir kez yapılırsa ona hata denir. İkinci kez yapılırsa o artık hata değil bir tercih ve taahhüttür. TCMB Başkanı ikinci kez 1,92 TL’lik kur hedefinin arkasındayım diyerek artık ciddi bir taahhüdün altına girmiştir” değerlendirmesinde bulundu.
-DÖVİZLE BORÇLANANLAR, YILSONUNDA DOLAR 1.92TL OLMAZSA TCMB BAŞKANINI DAVA ETSİN-
Vadeli döviz piyasasında bankalar eliyle işlem yapan pek çok vatandaşın, tasarruflarını dövizdeki sıçramaya kaptırdığını belirten Öztrak, şöyle devam etti:
“Bugünden sonra TCMB başkanına güvenip, dövizle borçlanan, dövizle sözleşme yapan her bir vatandaşımız, dolar kuru yılsonunda 1,92 TL olmaz ise TCMB başkanını da dava etme hakkına sahiptir. Çünkü bu taahhüdü veren alelade birisi değildir. Dövizin fiyatını etkileyebilecek araçlara sahip bir kurumun başındaki kişidir. Bu başkan TL’yi aslanlar gibi savunacağı, dövizin belini kıracağını millete taahhüt etmiştir. Millet de bu başkanın sözlerine güvenerek yapacağı dövizli işlemlerden, dövizin 1,92 TL olmaması nedeniyle, zarar ederse TCMB başkanı bu zarardan sorumlu olacaktır. Vatandaşlar, ‘Sana güvendik zarar ettik’ diye Başkanı dava etmelidirler. Türkiye’de herkes konumunu ve yerini bilerek konuşmak zorundadır.”
-NET HATA NOKSANDAKİ PATLAMA OLAĞANÜSTÜ DURUM GÖSTERGESİ-
Net hata noksan kaleminden gelen 4.8 milyar dolarlık para girişini nasıl değerlendirdiğini ve Suriye’den para girişlerinin rolü olup olmamasını sorulması üzerine Öztrak şunları söyledi:
“Bu net hata noksan kaleminden nereden geldiği belirli olmayan para girişlerindeki patlamaları ekonominin dönme noktalarında görürüz. Temmuz ayında bu kadar büyük bir net hata noksan kaleminin olması ekonomide bir olağanüstü durumun olduğunu göstermektedir. Ödemeler dengesinde zaten 4 olağanüstü hal görünüyor. Birincisi cari açık yeniden hızla artmaya başlamış; ikincisi, finansman bulamamışız hatta dışarı para kaçmış; üçüncüsü, ödemeler dengesinin 4.8 milyar dolarını net hata noksan gibi kaynağını bilmediğimiz bir kalemle finanse etmişiz; dördüncüsü, rezervlerimizi azaltmaya devam etmişiz. Net hata noksandaki bu artış cumhuriyet tarihinin aylık rekorudur. Bu büyüklükte bir rakamı bugüne kadar görmedik ama buna yaklaşan rakamları 2008 sonunda ve 2009 yılında kriz sırasında gördük. Benim kanaatim bu rakamın önemli kısmı sıkıntılı olan ailelerin yastık altındaki dövizi bozdurmaları, sıkıntıda olan finansmana ulaşamayan şirketlerin yurtdışındaki mevduatlarını ithalat için kullanmaları, bir de doların 2 TL’yi geçmesiyle insanların psikolojik olarak ‘Bunu TL’ye çevirip kar edelim’ yaklaşımı etkili olabilir. Tabii ki Suriye de etkilidir. Türkiye’de artık sınır falan yok. Perfore sınır olayı var. Atlarla geliyorlar, bu tarafta da bizim silahlı kuvvetlerimiz… Buradan kaçak malları geçiriyorlar, buradan bavullarla dolar da geçiyor olabilir. Bu dolarları da Türkiye’de bozduruyor olabilirler. Bunlar istikrarsızlık unsurlarıdır. Açık söyleyeyim: Bu kaynağa güvenerek ödemeler dengesinde bu cari açığı sürdürmek de mümkün değildir.”
Konuşmanın Tam Metnine Ulaşmak İçin: 13 Eylül 2013 Tarihli Toplantı
-CHP’nin ekonomi raporunda, dolar kurunun ve faizlerin düşük olmasının etkisiyle yılın ikinci 3 ayında yakalanan yüzde 4.4’lük büyümenin, yılın kalanında sürdürülmesinin mümkün olmadığı ifade edildi. Raporda, “Türkiye bölgede sıcak bir çatışmaya girmezse büyüme yıl sonunda 3-3.5 bandında kalacak” denildi.
-Büyümenin düşük kalmasının şirketlere, ailelere ve finans kesimine olumsuz etkilerinin olacağının belirtildiği raporda, “Önümüzdeki dönem ekonominin dünyada değişen konjonktür dikkate alınarak farklı paradigmalarla yönetilmesinin gerektiği bir dönem olacaktır. Böyle bir konjonktürle ilk defa karşılaşan, hem içeride hem de dışarıda siyasi belirsizlik algısını artırmanın bedelinin ne olabileceğini göremeyen hükümetin bunu başarıp başaramayacağı ise ciddi bir soru işaretidir” değerlendirmesinde bulunuldu.
ANKARA – CHP Ekonomi Politikaları Genel Başkan Yardımcılığı’nın Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak’ın koordinasyonunda hazırladığı 71. Ekonomik Görünüm Raporunda, yılın ikinci 3 aylık dönemindeki büyüme verileri değerlendirildi.
Yılın ikinci 3 ayında büyümenin yüzde 4,4 olduğunun hatırlatıldığı raporda, bu büyümeye “özel yatırım ve tüketim harcamalarının” 3 puan; “kamunun yatırım ve tüketim harcamalarının” 2,2 puan katkı yaptığı kaydedildi. “Kamu yatırım ve tüketim harcamalarının” geçmiş dönemlerde büyümeye ortalama 0,6 puan katkı verdiğinin hatırlatıldığı raporda, bu yılın ilk yarısında ise bu katkının 2.6 puana yükseldiği ifade edildi.
-STOK ARTIŞI İZAHA MUHTAÇ-
Yılın ikinci üç ayındaki büyümeye stok artışının yaptığı katkının da 2,3 puanla son iki yılın en yüksek seviyesinde olduğunun belirtildiği raporda, Merkez Bankası’nın anketlerine göre firmaların stok seviyelerinde ciddi bir değişiklik yapmayı düşünmediği sonucu çıkmasına rağmen yaşanan stok artışının “ne kadar gerçekçi olduğunun” izaha muhtaç olduğu ifade edildi.
-YURTİÇİ TALEP ARTTI, NET İHRACAT BÜYÜMEYİ AŞAĞI ÇEKTİ-
Raporda, yılın ikinci üç ayında toplam yurtiçi talebin büyümeye yaptığı katkının 7,5 puana ulaştığı, buna karşın net ihracatın, aynı dönemde büyümeyi 3 puan aşağı çektiği belirtilerek, “Bir diğer ifadeyle yurtiçi talepten büyümeye gelen her bir puanlık katkının 0,4 puanı yurtdışındaki üretici ve işçiler tarafından karşılanmış” denildi.
-BÜYÜMEYE EN YÜKSEK KATKI HİZMET SEKTÖRÜNDEN-
Raporda, yüzde 4,4’lük büyümenin 2,9 puanının hizmet sektöründen geldiği, inşaat sektörünün büyümeye yaptığı katkının 0,4 puan olduğu, dolayısıyla ikinci üç ayda büyümenin büyük kısmının dış ticarete kapalı hizmet ve inşaat sektörlerinden kaynaklandığı belirtildi. Buna karşın, dış ticarete açık sektörler olan sanayinin büyümeye katkısı 0,9 puanda, tarımın büyümeye katkısı ise 0,4 puanda kaldı.
-KUR VE FAİZDEKİ ARTIŞ GÜVENİ ETKİLEYECEK, ÖZEL TÜKETİMİN BÜYÜMEYE KATKISI AZALACAK-
İkinci çeyrekteki büyümenin yılsonundaki yüzde 4 hedefini tutturmaya yetip yetmeyeceğinin de değerlendirildiği raporda, yüzde 4,4’lük büyümenin yakalandığı ikinci üç ayda kredi faizlerinin en düşük seviyesine gerilediği, TL’nin ise nispeten değerli olduğu, fakat ABD Merkez Bankası’nın tahvil alımlarını azaltacağı sinyalini verdiği 22 Mayıstan itibaren Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilerde dengelerin değişmeye başladığı belirtildi. Raporda, hükümetin dış politikada yaptığı hataların ve içeride giderek otoriterleşme eğiliminin siyasi belirsizlik ve risk algısını artırdığı da ifade edilerek, “Bu durum hem kredi faizlerinde, hem de kurlarda Haziran ayından itibaren hızlı bir dalgalanmaya yol açtı. Faizler ikiye katlandı dolar kuru 2 TL’yi aştı. Kur ve faizdeki artışların yılın ikinci yarısında tüketici güvenini olumsuz etkilemesi kaçınılmaz. Bu nedenle özel tüketimden büyümeye gelecek katkının ikinci yarıda azalması çok büyük olasılık” değerlendirmesinde bulunuldu.
-BÜYÜME YÜZDE 3-3.5’TE KALIR-
Yine yılın ikinci yarısında kamunun tüketim ve yatırım harcamalarının büyümeye katkısının ilk yarıda olduğu gibi sürmesinin de zor göründüğünün ifade edildiği raporda, “İç talepteki hızlı artış neticesinde net ihracatın yani dış dengenin yeniden bozulmaya başlaması da, azalması beklenen küresel likidite dikkate alındığında, sürdürülemez. Haziran ayından itibaren ekonomide çok daha farklı bir konjonktüre geçildiği açık” denildi. Tüm bu veriler ışığında yılın ikinci üç ayında beklentilerin üzerinde bir büyümeye rağmen bu yıl ki yüzde 4’lük resmi büyüme hedefini yakalamanın zor olduğunun belirtildiği raporda, “Resmi hedefin tutması için yılın kalan kısmında büyümenin yüzde 4,3 olması gerekli. 2013’de büyümenin yüzde 3,5 civarında kalması için ise yılın ikinci yarısında yüzde 3,3 oranında bir büyümeye ihtiyaç duyuluyor. Artan jeopolitik risklerin Türkiye’yi sıcak bir çatışmaya çekmemesi halinde, bu yıl için yüzde 3–3,5 bandında bir büyüme daha olası görünüyor” ifadelerine yer verildi.
-EKONOMİ YENİ BİR PARADİGMAYLA YÖNETİLMELİ-
Türkiye’nin giderek potansiyelinin altında bir büyümeye razı olduğunun, 2010 ve 2011’de sıcak para ile şişirilen büyümelerin ardından son bir yıldır büyüme hızının potansiyelin altına kaydığının kaydedildiği raporda, “Yeni küresel konjonktürde de sıcak para ile şişirilecek yüksek büyüme hızları da zor görünüyor. Mevcut büyüme modeli ile potansiyel büyüme hızımızın düşme riski giderek artıyor” denildi. Raporda, geçtiğimiz yıl yüzde 2,2’lik büyümenin ardından bu yıl da büyümenin yüzde 3–3,5 bandında kalmasının son dönemde borcu hızla artan şirketlerin ve ailelerin durumlarını zorlaştıracağı da belirtilerek, “Bu durum sonuçta finans kesimine de yansıyacaktır. Önümüzdeki dönem ekonominin dünyada değişen konjonktür dikkate alınarak farklı paradigmalarla yönetilmesinin gerektiği bir dönem olacaktır. Böyle bir konjonktürle ilk defa karşılaşan, hem içeride hem de dışarıda siyasi belirsizlik algısını artırmanın bedelinin ne olabileceğini göremeyen hükümetin bunu başarıp başaramayacağı ise ciddi bir soru işaretidir” denildi.
Raporun Tam Metnine Ulaşmak İçin: RAPOR_No_71
Bu sayıda; Temmuz ayı dış ticaret verileri ile Ağustos ayı dış ticaret ve enflasyon verileri değerlendirilmiştir. Raporun Tam Metnine Ulaşmak İçin: Rapor_No_70