Main menu
Second Menu
Faik ÖztrakBlog style 1

BUNLAR HİTLER MUSOLİNİ TAKTİĞİ(TBMM/27 EYLÜL 2013)

ANKARA- 27.09.2013

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, taraftar gruplarına yönelik operasyonları sert sözlerle eleştirdi. Operasyonun Spor Bakanı Suat Kılıç’ın “maalesef tutuklanmadılar” sözlerinin ardından geldiğine dikkat çeken Öztrak, “Kolluk kuvvetleri anlaşılan majestelerinin ofisinden yeni talimatlar almış” değerlendirmesinde bulundu.

Öztrak, TÜİK rakamlarına göre 2012 Türkiyesinde gelirin en çoğunu ve en azını alan yüzde 10’luk iki dilim arasındaki gelir farkının 12 katı bulduğunu, 2012’de gelirden en az pay alan dilimdeki aileler aylık 504 TL ile yaşama tutunmaya çalışırken; gelirden en fazla pay alan dilimdeki ailelerin aylık ortalama gelirinin 6 bin 44 TL olduğunu kaydetti.

Türkiye’deki dolar milyarderlerinin sayısındaki artışa da dikkat çeken Öztrak, “2008–2012 arasında dolar milyarderlerinin sayısı 3 kattan fazla artmış. Bu dönemde izlenen politikalar belirli kesimlerin milyon dolarlarına yeni milyonlar eklemiş, ama gelir dağılımı her nasılsa çok değişmeden aynı kaldı” dedi ve veri kalitesi konusunda kuşkuları olduğunu ifade etti.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, TBMM’de yaptığı basın toplantısında, Türkiye’nin korku ve vehimler üzerinden ülkeyi yönetmeye çalışan bir iktidarla karşı karşıya olduğunu söyledi. AKP’nin bu strateji çerçevesinde her gün yeni bir taktik uyguladığını belirten Öztrak, Taksim’deki protestolara katılan taraftar gruplarına yapılan operasyonlarla ilgili olarak, “Bu gözaltıların Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın Beşiktaş-Galatasaray derbisindeki olayların ardından gözaltına alınanların dün serbest bırakılmasından sonra sarf ettiği “gözaltına alınanlar maalesef tutuklanmadı” ifadelerinin hemen ardından gelmesi ise gerçekten ilginç. Kolluk kuvvetleri anlaşılan majestelerinin ofisinden yeni talimatlar almış” değerlendirmesinde bulundu.

-HİTLER VE MUSOLİNİ TAKTİKLERİ-

İktidarın ekonomiyi yönetmekten vazgeçip, kendinden farklı herkesi susturmak için siyasi risk yaratan eylem ve işlemlerin içine girdiğini söyleyen Öztrak, ülkedeki hassasiyetleri kendi işine geldiği gibi kullanan ve giderek diktatörleşen iktidar örneklerinin tarihte çok olduğunu belirterek, “Sandıktan çıkan Hitler’in de, Musolini’nin de benzer taktikler izleyerek diktatörleştiklerini görürüz. Bunları bu noktaya getiren halkın bu taktiklere kanması veya korkarak sessiz kalmasıdır” uyarısında bulundu.

-İKTİDARIN SÖYLEMLERİ VATANDAŞIN REFAHINI ETKİLİYOR-

Vatandaşların iktidarın her türlü söylem ve işlemini sağduyu süzgecinden geçirerek sorgulaması ve demokratik protesto hakkını kullanması gerektiğini belirten Öztrak, bu durumun vatandaşların ekonomik refahlarıyla da sıkı sıkıya ilgili olduğunu kaydetti ve Fitch’in yaptığı “Türkiye için politik risk, not artırdığımız döneme göre yükseldi” açıklamasını hatırlattı.

Esnafın borçları nedeniyle büyük sıkıntılar çektiğini, faizlerinin yüzde 45 olduğu dönemlerde Halk Bankası’na borcunu ödeyemeyen esnafların sayısı 60 bin civarına iken şimdi faizler yüzde 5’teyken Banka’ya borcunu ödeyemeyen esnaf sayısının 300 bine doğru gittiğini belirten Öztrak, “Sürekli faizleri düşürmekle övünen Başbakan, düşen faize rağmen esnaf neden borcun altında eziliyor, bunu ekonomiden sorumlu bakanlarına bir zahmet soruversin” diye konuştu.

-SICAK PARACI KAZANDI, VATANDAŞ KAYBETTİ-

Öztrak, resmi rakamlara göre Türkiye ekonomisi 2011’de yüzde 8,8 büyürken 2012’de büyümenin yüzde 2,2’ye düştüğünü, buna karşın aynı yıl İstanbul Borsası’nın dolar cinsinden yüzde 63, Hazine borçlanma kâğıdının ise dolar cinsinden yüzde 21 getiri sunduğunu hatırlattı. Bu dönemde sadece sıcak paracıların değil, dışarıdan dolarla borç alabilen veya mevcut dolarlarını Türkiye’de borsaya yatıran Türklerin de 2012’de çok ciddi kazançlar elde ettiğini anımsatan Öztrak, “Geçen yıl sıradan vatandaşın gelir artışı çok sert yavaşlarken; borsa da, hazine kâğıdında parası olan bu kesimler dünyanın göremediği kazançlara sahip oldular” dedi.

-VERİ KALİTESİ KUŞKULU-

TÜİK’in açıkladığı “Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması” verilerini de değerlendiren Öztrak, rakamların Türkiye’de gelirin adaletli paylaşımı ve yoksulluk konusunda sıkıntılarını gösterdiğini belirtti. 2012’de büyüme yavaşlarken gelir dağılımında sınırlı bir düzelme görülmesinin izaha muhtaç olduğunu söyleyen Öztrak, “Bu nedenle veri kalitesi konusundaki kuşkularımı baştan not ediyorum” değerlendirmesinde bulundu.

-ZENGİNLE FAKİR ARASINDA 12 KAT GELİR FARKI-

TÜİK rakamlarına göre 2012 Türkiye’sinde gelirin en çoğunu ve en azını alan yüzde 10’luk iki dilim arasındaki gelir farkının 12 kat olduğunu ifade eden Öztrak, 2012’de gelirden en az pay alan dilimdeki aileler aylık 504 TL ile yaşama tutunmaya çalışırken; gelirden en fazla pay alan dilimdeki ailelerin aylık ortalama gelirinin 6 bin 44 TL olduğunu kaydetti. Diğer taraftan bugün aylık 6 bin 44 TL’nin devlet hastanesinde 7. derecede çalışan doktor bir karı-kocanın aylık gelirine ya da kamuda çalışan bir genel müdürün maaşına denk olduğunu, fakat bu memurların milyon dolarlık cirolar yapan bir holding patronuyla aynı yüzde 10’luk dilimde değerlendirildiğini hatırlatan Öztrak, “Türkiye’deki kayıtdışılığın büyüklüğü de düşünüldüğünde sadece en alt ve en üst gelir grubu arasında değil,  en üst gelir grubunun kendi içinde de ciddi bir adalet sorunu olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

-KRİZİN FATURASI FAKİRE, BÜYÜMENİN FAYDASI ZENGİNE-

Öztrak, 2009 yılında ekonomide yaşanan yüzde 4.8’lik daralmayla zengin ile yoksul arasındaki makasın 13 kata kadar çıktığını, bu durumun krizlerin toplumun en kırılgan ve en yoksun kesimlerini daha sert çarptığını gösterdiğini belirterek, “Buna karşın Türkiye’nin ortalama büyüme hızı 2010-2011’de yüzde 9 olmasına karşın; bu büyüme paylaşımda adaleti çok da olumlu etkilememiş. Bu dönemdeki büyüme fakire, fukaraya pek yaramamış ama dolar milyarderlerine yenileri eklenmiş” ifadesini kullandı.

-DOLAR MİLYARDERLERİMİZ JAPONYA’YI İKİYE KATLADI-

Forbes dergisinin her yıl yaptığı çalışmaya göre 2008’de 13 olan Türkiye’deki dolar milyarderlerinin sayısının 2012’de 43’e çıktığına dikkat çeken Öztrak, “2008–2012 arasında dolar milyarderlerinin sayısı 3 kattan fazla artmış. Bu dönemde izlenen politikalar belirli kesimlerin milyon dolarlarına yeni milyonlar eklemiş, ama gelir dağılımı her nasılsa çok değişmeden aynı kalmış” dedi. Öztrak, dünyanın en zengin 7 ekonomisinden biri olan Japonya’da, dolar milyarderlerinin sayısının aynı dönemde 20’den 22’ye çıktığını kaydederek, “Türkiye’de dolar milyarderlerinin sayısı, milli geliri Türkiye’nin 7,5 katı; kişi başına milli geliri Türkiye’nin 4,4 katı olan Japonya’yı ikiye katlıyorsa bunu nasıl açıklayabiliriz?” diye sordu. Öztrak sözlerine şöyle devam etti:

“Bunun iki açıklaması var. Birincisi, gelir dağılımı istatistiklerinde kalite sorunu var. İkincisi, Türkiye’de izlenen büyüme modeli halkı kucaklayan sürekli ve nitelikli büyümeyi sağlayacak bir model değil. 2009’dan sonra bol ve ucuz sıcak paranın oluk gibi aktığı Türkiye’de, borçla şişen ekonomi ve beraberinde artan varlık fiyatları servet sahiplerinin servetlerine milyon dolarlar katmış; toplumun en zayıf, en yoksul kesimlerini ise borçla uyutmuştur.

-YOKSUL SAYISI 17 MİLYONA DAYANDI-

Uluslararası karşılaştırmaların da Türkiye’de gelirin adaletli paylaşımı konusundaki sorunları gösterdiğini, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’na(OECD) üye 34 ülke içinde Türkiye’nin, Şili ve Meksika’nın ardından, “kişisel gelir dağılımı en bozuk ülke” konumunda olduğunu bildiren Öztrak, ortanca gelirin yüzde 60’ının altında kalanların yoksul sayıldığı sınıflamaya göre, 2012’de yoksul sayısının 172 bin kişi artarak 16 milyon 741 bin kişiye ulaştığına dikkat çekti. Öztrak, Türkiye’nin yoksulluk konusunda son dönemde yol aldığını, fakat iyileşmenin benzer ülkelerin çok gerisinde kaldığını ifade etti.

-41 MİLYON VATANDAŞ İKİ GÜNDE BİR ET YEMEĞİ YİYEMİYOR-

Öztrak, Türkiye’nin en önemli ekonomik meselesinin gelirin istikrarlı bir şekilde sürekli artırılması ve artan gelirin adil bir şekilde paylaştırılması olduğunu vurgulayarak, vatandaşın içinde bulunduğu yaşam koşullarıyla ilgili şu bilgileri verdi:

“Başarı hikâyeleri anlatılarak parlatılan 2012’de Türkiye’de yaşayan vatandaşlarımızın 62 milyon 416 bini ev masraflarını karşılamakta
zorlanıyor, 63 milyon 226 bini evden uzakta bir hafta tatil yapamıyor, 41 milyon 292 bini iki günde bir sofrasına bir et yemeği koyamıyor, 45 milyon 487 bini ay sonunu kıt kanaat getiriyor, beklenmedik bir harcamayı yapamıyor, 42 milyon 175 bini borç ve taksit ödemeleri altında eziliyor, 58 milyonu evinde eskiyen mobilyasını değiştiremiyor, 25 milyon 835 bini kendisine yeni bir elbise alamıyor, eskiyle idare ediyor. Türkiye 11 yıldır izlenen “üretmeden, tükettiren; kazanmadan, harcattıran aradaki makası da sıcak paranın beslediği borçla kapattıran” politikalardan vaz geçmedikçe; saydam, hak temelli, yeterli bir sosyal destek sistemini kurmadıkça bu tabloyu değiştirmek mümkün değildir. AKP hükümetinin bunu yapamayacağı 11 yıllık icraatından anlaşılmaktadır. Bunu yapabilecek yegâne parti Cumhuriyet Halk Partisi’dir.”

-TARIM MİTİNGİNE DAVET-

Konuşmasında, vatandaşları CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun katılımıyla yarın yapılacak Tarım Mitingi’ne davet eden Öztrak, Trakya çiftçisinin kan ağladığını, geçtiğimiz yıl kilosuna 1,5 TL verilen ayçiçeğinin fiyatının şu anda 93 kuruş ile 1,1 lira arasında değiştiğini, buna karşın çiftçinin 1 kilo ayçiçeğini 1,35 TL maliyetle ürettiğini söyledi. Çiftçinin maliyet ile piyasa fiyatı arasına sıkıştığını kaydeden Öztrak, “Trakya’daki tüm vatandaşlarımıza sesleniyorum. Tarlana sahip çıkmak istiyorsan, vatanına sahip çıkmak istiyorsan, geleceğine sahip çıkmak istiyorsan bayrağını da al Lüleburgaz’da saat 14’deki çiftçi mitingimize gel. Gel ki sesin gür çıksın, diri çıksın; AKP seni dinlemek zorunda kalsın” diye konuştu.

-PALALI İDDİASI: DEMOKRASİYİ HAZMEDEMİYORLAR, HİKAYE UYDURUYORLAR”-

Öztrak, Modacı Barbaros Şansal’ın basına yansıyan “Palalı’nın ardında CHP var” iddiasının sorulması üzerine özetle şunları söyledi:

“Bu iktidar bu ülkenin hassasiyetlerini alıp, işine geldiği gibi tüm kesimlerin sesini kesmeye çalışıyor. Aslında Suriye sınırına açtığı kampların ve yardım olarak verdiği paraların bir kısmının ciğer sökenlere, kalp yiyenlere gittiği anlaşılan bu iktidar, maalesef demokrasinin normal mekanizmalarını dahi kendisine karşı çıkılınca hazmedemiyor. Ana muhalefet partisi hakkında hikayeler uydurmaya çalışıyor. Ben bunu bu kapsamda görüyorum. Kimse CHP’yi terörle ilişkilendiremez, hele hele iktidarın kalkıp Anamuhalefet partisini terörle ilişkilendirmeye cüret etmesi, sağlıklı bir demokrasinin ana unsurlarından olan Anamuhalefet partisine dahi tahammülünün kalmadığını göstermektedir.

Tüm vatandaşlarımızı olan bitenleri akıl süzgecinden defalarca geçirmeye çağırıyorum. Sosyal medyanın yakından izlenmesi gerekiyor. Yaşı ilerlemiş vatandaşlarımız torunlarından rica etsin. ‘Bu Başbakan bir şey söylüyor ama senin bilgisayarda neler yazıyor, anlat oğlum, anlat kızım desinler. Onları da öğrendikten sonra olan biteni değerlendirsinler.”

Tam Metin İçin:27Eylül2013

BUNLAR HİTLER-MUSOLİNİ TAKTİĞİ!

ANKARA- 27.09.2013

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, taraftar gruplarına yönelik operasyonları sert sözlerle eleştirdi. Operasyonun Spor Bakanı Suat Kılıç’ın “maalesef tutuklanmadılar” sözlerinin ardından geldiğine dikkat çeken Öztrak, “Kolluk kuvvetleri anlaşılan majestelerinin ofisinden yeni talimatlar almış” değerlendirmesinde bulundu.

Öztrak, TÜİK rakamlarına göre 2012 Türkiyesinde gelirin en çoğunu ve en azını alan yüzde 10’luk iki dilim arasındaki gelir farkının 12 katı bulduğunu, 2012’de gelirden en az pay alan dilimdeki aileler aylık 504 TL ile yaşama tutunmaya çalışırken; gelirden en fazla pay alan dilimdeki ailelerin aylık ortalama gelirinin 6 bin 44 TL olduğunu kaydetti.

Türkiye’deki dolar milyarderlerinin sayısındaki artışa da dikkat çeken Öztrak, “2008–2012 arasında dolar milyarderlerinin sayısı 3 kattan fazla artmış. Bu dönemde izlenen politikalar belirli kesimlerin milyon dolarlarına yeni milyonlar eklemiş, ama gelir dağılımı her nasılsa çok değişmeden aynı kaldı” dedi ve veri kalitesi konusunda kuşkuları olduğunu ifade etti.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, TBMM’de yaptığı basın toplantısında, Türkiye’nin korku ve vehimler üzerinden ülkeyi yönetmeye çalışan bir iktidarla karşı karşıya olduğunu söyledi. AKP’nin bu strateji çerçevesinde her gün yeni bir taktik uyguladığını belirten Öztrak, Taksim’deki protestolara katılan taraftar gruplarına yapılan operasyonlarla ilgili olarak, “Bu gözaltıların Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın Beşiktaş-Galatasaray derbisindeki olayların ardından gözaltına alınanların dün serbest bırakılmasından sonra sarf ettiği “gözaltına alınanlar maalesef tutuklanmadı” ifadelerinin hemen ardından gelmesi ise gerçekten ilginç. Kolluk kuvvetleri anlaşılan majestelerinin ofisinden yeni talimatlar almış” değerlendirmesinde bulundu.

-HİTLER VE MUSOLİNİ TAKTİKLERİ-

İktidarın ekonomiyi yönetmekten vazgeçip, kendinden farklı herkesi susturmak için siyasi risk yaratan eylem ve işlemlerin içine girdiğini söyleyen Öztrak, ülkedeki hassasiyetleri kendi işine geldiği gibi kullanan ve giderek diktatörleşen iktidar örneklerinin tarihte çok olduğunu belirterek, “Sandıktan çıkan Hitler’in de, Musolini’nin de benzer taktikler izleyerek diktatörleştiklerini görürüz. Bunları bu noktaya getiren halkın bu taktiklere kanması veya korkarak sessiz kalmasıdır” uyarısında bulundu.

-İKTİDARIN SÖYLEMLERİ VATANDAŞIN REFAHINI ETKİLİYOR-

Vatandaşların iktidarın her türlü söylem ve işlemini sağduyu süzgecinden geçirerek sorgulaması ve demokratik protesto hakkını kullanması gerektiğini belirten Öztrak, bu durumun vatandaşların ekonomik refahlarıyla da sıkı sıkıya ilgili olduğunu kaydetti ve Fitch’in yaptığı “Türkiye için politik risk, not artırdığımız döneme göre yükseldi” açıklamasını hatırlattı.

Esnafın borçları nedeniyle büyük sıkıntılar çektiğini, faizlerinin yüzde 45 olduğu dönemlerde Halk Bankası’na borcunu ödeyemeyen esnafların sayısı 60 bin civarına iken şimdi faizler yüzde 5’teyken Banka’ya borcunu ödeyemeyen esnaf sayısının 300 bine doğru gittiğini belirten Öztrak, “Sürekli faizleri düşürmekle övünen Başbakan, düşen faize rağmen esnaf neden borcun altında eziliyor, bunu ekonomiden sorumlu bakanlarına bir zahmet soruversin” diye konuştu.

-SICAK PARACI KAZANDI, VATANDAŞ KAYBETTİ-

Öztrak, resmi rakamlara göre Türkiye ekonomisi 2011’de yüzde 8,8 büyürken 2012’de büyümenin yüzde 2,2’ye düştüğünü, buna karşın aynı yıl İstanbul Borsası’nın dolar cinsinden yüzde 63, Hazine borçlanma kâğıdının ise dolar cinsinden yüzde 21 getiri sunduğunu hatırlattı. Bu dönemde sadece sıcak paracıların değil, dışarıdan dolarla borç alabilen veya mevcut dolarlarını Türkiye’de borsaya yatıran Türklerin de 2012’de çok ciddi kazançlar elde ettiğini anımsatan Öztrak, “Geçen yıl sıradan vatandaşın gelir artışı çok sert yavaşlarken; borsa da, hazine kâğıdında parası olan bu kesimler dünyanın göremediği kazançlara sahip oldular” dedi.

-VERİ KALİTESİ KUŞKULU-

TÜİK’in açıkladığı “Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması” verilerini de değerlendiren Öztrak, rakamların Türkiye’de gelirin adaletli paylaşımı ve yoksulluk konusunda sıkıntılarını gösterdiğini belirtti. 2012’de büyüme yavaşlarken gelir dağılımında sınırlı bir düzelme görülmesinin izaha muhtaç olduğunu söyleyen Öztrak, “Bu nedenle veri kalitesi konusundaki kuşkularımı baştan not ediyorum” değerlendirmesinde bulundu.

-ZENGİNLE FAKİR ARASINDA 12 KAT GELİR FARKI-

TÜİK rakamlarına göre 2012 Türkiye’sinde gelirin en çoğunu ve en azını alan yüzde 10’luk iki dilim arasındaki gelir farkının 12 kat olduğunu ifade eden Öztrak, 2012’de gelirden en az pay alan dilimdeki aileler aylık 504 TL ile yaşama tutunmaya çalışırken; gelirden en fazla pay alan dilimdeki ailelerin aylık ortalama gelirinin 6 bin 44 TL olduğunu kaydetti. Diğer taraftan bugün aylık 6 bin 44 TL’nin devlet hastanesinde 7. derecede çalışan doktor bir karı-kocanın aylık gelirine ya da kamuda çalışan bir genel müdürün maaşına denk olduğunu, fakat bu memurların milyon dolarlık cirolar yapan bir holding patronuyla aynı yüzde 10’luk dilimde değerlendirildiğini hatırlatan Öztrak, “Türkiye’deki kayıtdışılığın büyüklüğü de düşünüldüğünde sadece en alt ve en üst gelir grubu arasında değil,  en üst gelir grubunun kendi içinde de ciddi bir adalet sorunu olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

-KRİZİN FATURASI FAKİRE, BÜYÜMENİN FAYDASI ZENGİNE-

Öztrak, 2009 yılında ekonomide yaşanan yüzde 4.8’lik daralmayla zengin ile yoksul arasındaki makasın 13 kata kadar çıktığını, bu durumun krizlerin toplumun en kırılgan ve en yoksun kesimlerini daha sert çarptığını gösterdiğini belirterek, “Buna karşın Türkiye’nin ortalama büyüme hızı 2010-2011’de yüzde 9 olmasına karşın; bu büyüme paylaşımda adaleti çok da olumlu etkilememiş. Bu dönemdeki büyüme fakire, fukaraya pek yaramamış ama dolar milyarderlerine yenileri eklenmiş” ifadesini kullandı.

-DOLAR MİLYARDERLERİMİZ JAPONYA’YI İKİYE KATLADI-

Forbes dergisinin her yıl yaptığı çalışmaya göre 2008’de 13 olan Türkiye’deki dolar milyarderlerinin sayısının 2012’de 43’e çıktığına dikkat çeken Öztrak, “2008–2012 arasında dolar milyarderlerinin sayısı 3 kattan fazla artmış. Bu dönemde izlenen politikalar belirli kesimlerin milyon dolarlarına yeni milyonlar eklemiş, ama gelir dağılımı her nasılsa çok değişmeden aynı kalmış” dedi. Öztrak, dünyanın en zengin 7 ekonomisinden biri olan Japonya’da, dolar milyarderlerinin sayısının aynı dönemde 20’den 22’ye çıktığını kaydederek, “Türkiye’de dolar milyarderlerinin sayısı, milli geliri Türkiye’nin 7,5 katı; kişi başına milli geliri Türkiye’nin 4,4 katı olan Japonya’yı ikiye katlıyorsa bunu nasıl açıklayabiliriz?” diye sordu. Öztrak sözlerine şöyle devam etti:

“Bunun iki açıklaması var. Birincisi, gelir dağılımı istatistiklerinde kalite sorunu var. İkincisi, Türkiye’de izlenen büyüme modeli halkı kucaklayan sürekli ve nitelikli büyümeyi sağlayacak bir model değil. 2009’dan sonra bol ve ucuz sıcak paranın oluk gibi aktığı Türkiye’de, borçla şişen ekonomi ve beraberinde artan varlık fiyatları servet sahiplerinin servetlerine milyon dolarlar katmış; toplumun en zayıf, en yoksul kesimlerini ise borçla uyutmuştur.

-YOKSUL SAYISI 17 MİLYONA DAYANDI-

Uluslararası karşılaştırmaların da Türkiye’de gelirin adaletli paylaşımı konusundaki sorunları gösterdiğini, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’na(OECD) üye 34 ülke içinde Türkiye’nin, Şili ve Meksika’nın ardından, “kişisel gelir dağılımı en bozuk ülke” konumunda olduğunu bildiren Öztrak, ortanca gelirin yüzde 60’ının altında kalanların yoksul sayıldığı sınıflamaya göre, 2012’de yoksul sayısının 172 bin kişi artarak 16 milyon 741 bin kişiye ulaştığına dikkat çekti. Öztrak, Türkiye’nin yoksulluk konusunda son dönemde yol aldığını, fakat iyileşmenin benzer ülkelerin çok gerisinde kaldığını ifade etti.

-41 MİLYON VATANDAŞ İKİ GÜNDE BİR ET YEMEĞİ YİYEMİYOR-

Öztrak, Türkiye’nin en önemli ekonomik meselesinin gelirin istikrarlı bir şekilde sürekli artırılması ve artan gelirin adil bir şekilde paylaştırılması olduğunu vurgulayarak, vatandaşın içinde bulunduğu yaşam koşullarıyla ilgili şu bilgileri verdi:

“Başarı hikâyeleri anlatılarak parlatılan 2012’de Türkiye’de yaşayan vatandaşlarımızın 62 milyon 416 bini ev masraflarını karşılamakta
zorlanıyor, 63 milyon 226 bini evden uzakta bir hafta tatil yapamıyor, 41 milyon 292 bini iki günde bir sofrasına bir et yemeği koyamıyor, 45 milyon 487 bini ay sonunu kıt kanaat getiriyor, beklenmedik bir harcamayı yapamıyor, 42 milyon 175 bini borç ve taksit ödemeleri altında eziliyor, 58 milyonu evinde eskiyen mobilyasını değiştiremiyor, 25 milyon 835 bini kendisine yeni bir elbise alamıyor, eskiyle idare ediyor. Türkiye 11 yıldır izlenen “üretmeden, tükettiren; kazanmadan, harcattıran aradaki makası da sıcak paranın beslediği borçla kapattıran” politikalardan vaz geçmedikçe; saydam, hak temelli, yeterli bir sosyal destek sistemini kurmadıkça bu tabloyu değiştirmek mümkün değildir. AKP hükümetinin bunu yapamayacağı 11 yıllık icraatından anlaşılmaktadır. Bunu yapabilecek yegâne parti Cumhuriyet Halk Partisi’dir.”

-TARIM MİTİNGİNE DAVET-

Konuşmasında, vatandaşları CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun katılımıyla yarın yapılacak Tarım Mitingi’ne davet eden Öztrak, Trakya çiftçisinin kan ağladığını, geçtiğimiz yıl kilosuna 1,5 TL verilen ayçiçeğinin fiyatının şu anda 93 kuruş ile 1,1 lira arasında değiştiğini, buna karşın çiftçinin 1 kilo ayçiçeğini 1,35 TL maliyetle ürettiğini söyledi. Çiftçinin maliyet ile piyasa fiyatı arasına sıkıştığını kaydeden Öztrak, “Trakya’daki tüm vatandaşlarımıza sesleniyorum. Tarlana sahip çıkmak istiyorsan, vatanına sahip çıkmak istiyorsan, geleceğine sahip çıkmak istiyorsan bayrağını da al Lüleburgaz’da saat 14’deki çiftçi mitingimize gel. Gel ki sesin gür çıksın, diri çıksın; AKP seni dinlemek zorunda kalsın” diye konuştu.

-PALALI İDDİASI: DEMOKRASİYİ HAZMEDEMİYORLAR, HİKAYE UYDURUYORLAR”-

Öztrak, Modacı Barbaros Şansal’ın basına yansıyan “Palalı’nın ardında CHP var” iddiasının sorulması üzerine özetle şunları söyledi:

“Bu iktidar bu ülkenin hassasiyetlerini alıp, işine geldiği gibi tüm kesimlerin sesini kesmeye çalışıyor. Aslında Suriye sınırına açtığı kampların ve yardım olarak verdiği paraların bir kısmının ciğer sökenlere, kalp yiyenlere gittiği anlaşılan bu iktidar, maalesef demokrasinin normal mekanizmalarını dahi kendisine karşı çıkılınca hazmedemiyor. Ana muhalefet partisi hakkında hikayeler uydurmaya çalışıyor. Ben bunu bu kapsamda görüyorum. Kimse CHP’yi terörle ilişkilendiremez, hele hele iktidarın kalkıp Anamuhalefet partisini terörle ilişkilendirmeye cüret etmesi, sağlıklı bir demokrasinin ana unsurlarından olan Anamuhalefet partisine dahi tahammülünün kalmadığını göstermektedir.

Tüm vatandaşlarımızı olan bitenleri akıl süzgecinden defalarca geçirmeye çağırıyorum. Sosyal medyanın yakından izlenmesi gerekiyor. Yaşı ilerlemiş vatandaşlarımız torunlarından rica etsin. ‘Bu Başbakan bir şey söylüyor ama senin bilgisayarda neler yazıyor, anlat oğlum, anlat kızım desinler. Onları da öğrendikten sonra olan biteni değerlendirsinler.”

Tam Metin İçin:

HÜKÜMET, İSTANBUL’U ULUSLARARASI FİNANS MERKEZİ YAPAMAYINCA UMUDUNU İSLAMİ FİNANS MERKEZİ YAPMAYA BAĞLADI(TBMM/20 EYLÜL 2013)

ANKARA – 20 Eylül 2013- CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, hükümetin İslami finansal araçların likiditesini artırabilmek için Merkez Bankası’na yeni görevler verdiğini ifade etti. Bu çerçevede amacı İslami finansal araçlara likidite derinliği sağlamak olan “Uluslararası İslami Likidite Yönetim Şirketine” TCMB’nin ortak edildiğini söyleyen Öztrak, “İstanbul’u ‘Uluslararası Finans Merkezi’ yapma hedefiyle yola çıkan hükümet, bunu yapamayacağını anlayınca, şimdi ‘En azından İslami finansın merkezi yapabilir miyim?’ telaşına düştü” diye konuştu.

Başbakan’ın “Paranın dini, milleti, ırkı olmayacağı” yönündeki sözlerini de hatırlatan Öztrak, “Paraya bu kadar hümanist yaklaşan, hiç bir şek, şüphe ve ayrım göstermeyen başbakanın çabası, ‘Acaba önümüzdeki günlerde azalacak New York ve Londra sermayesinin yerine Körfez ve Asya sermayesini koyarak seçim ekonomisi uygulayabilir miyim?’ telaşı olmasın?” diye konuştu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak TBMM’de düzenlediği basın toplantısında son ekonomik gelişmeleri değerlendirdi. ABD Merkez Bankası’ndan (FED) 22 Mayıs’ta gelen tahvil alımlarını azaltma sinyalinin ardından dünya piyasalarında başlayan sarsıntının en fazla hissedildiği ekonomilerin başında Türkiye’nin yer aldığını ifade eden Öztrak, FED’in bu kez 18 Eylül’de yaptığı “likidite miktarında şimdilik bir değişiklik yapmayacağız” açıklamasıyla piyasaların coştuğunu, “tek bir çiçekle yeniden bahar havasına girildiğini” söyledi. Öztrak, “Yaşanan bahar havasına rağmen, ortaya bir takvimin konulmamış olması önümüzdeki günlerde belirsizliği daha da artıracaktır” değerlendirmesinde bulundu.

-ABD SICAK PARAYI ER YA DA GEÇ ÇEKECEK-

ABD Merkez Bankası bilançosunun ABD’nin GSYH’sına oranının krizden önce yüzde 6 iken bu büyüklüğün şimdi yüzde 22’ye ulaştığını, bu durumun sürdürülebilir olmadığını ifade eden Öztrak, “ABD Merkez Bankası er ya da geç bu parayı çekmek, kriz sürecinde şişen bilançosunu söndürmek zorundadır. FED son kararı ile hem borç tavanı ile kongre arasına sıkışmış Obama yönetimine, hem de gelişmekte olan ekonomileri yöneten hükümetlere ve bu ülke piyasalarında sıkışıp kalan ABD fonlarına bir nefes alma imkânı tanımıştır. Ama ‘bunun süremeyeceğinin’ de altını çizmiştir” diye konuştu.

-HÜKÜMET YALANCI BAHARA KANMASIN-

FED açıklaması sonrası ekonomide yaşanan birkaç aylık rahatlamanın hükümet tarafından iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Öztrak, “AKP hükümeti bu yalancı bahara kanıp, eski paradigmalarına geri döner, mahalli idare seçimlerine yine vatandaşı borca batırarak ve istikrar türküleri söyleyerek gidebileceğini düşünürse bu ülkeyi çok ciddi sıkıntıya sokar” uyarısında bulundu.

-DÜNYAYA PROVA, TÜRKİYE’YE ‘KUSURSUZ FIRTINA’ OLDU-

Öztrak, dünya ekonomisinde 22 Mayıs’tan bu yana yaşananların tüm “dünya için küçük bir prova” olduğunu ifade ederek, Türkiye’de bu küçük provanın “kusursuz bir fırtınaya” dönüştüğüne, Türkiye’nin en kırılgan ekonomiler arasında sayıldığına dikkat çekti. Öztrak, Türkiye’deki kırılganlığın kaynağında ekonomik göstergeler kadar Başbakan Erdoğan’ın kutuplaşmayı artıran ve sosyal tansiyonu yükselten söylemleri ile “sınırlarında bir savaşı çağırma noktasına gelen ‘sırf hata’ dış politikasının neden olduğu siyasi belirsizliklerin” de olduğunu söyledi.

-BAŞBAKAN VE EKİBİ İLE BABACAN ARASINDA CİDDİ BİR ÇATIŞMA OLACAK-

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın büyümedeki kalite sorunu ve borçlardaki artış ile ilgili açıklamasını da hatırlatan Öztrak, “Bu açıklamalar, 11 yıldır kendilerinin iktidarda olduğunu ve bu tablonun baş sorumlusu oldukları gerçeğini değiştirmedi” dedi. Babacan’ın açıklamasıyla, “ekonomide gelecekte daha akılcı davranılacağı” konusunda umutlanmışken, Maliye Bakanı’nın “hane halkı borcunda sıkıntı görmüyorum” diyerek Başbakan Yardımcısını açığa düşürdüğünü, Ekonomi Bakanı’nın da “büyümenin kalitesinde herhangi bir sorun görmediğini açıkladığını hatırlatan Öztrak, “Bu, önümüzdeki dönemde seçim ekonomisi uygulamama ve ABD Merkez Bankası’nın tanıdığı süreyi değerlendirme konusunda Başbakan ve ekibiyle, Başbakan Yardımcısı arasında ciddi bir çatışma olacağını gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

-TÜRKİYE’DE HER BİN YETİŞKİNDEN 875’İ BANKALARA BORÇLU-

AKP döneminde katlanarak artan iç ve dış borçlar hakkında bilgi veren Öztrak, IMF’nin yaptığı  “finansal erişim araştırması” sonuçlarına göre Türkiye’deki her bin yetişkinin 875’inin bankalara borçlu olduğunu, Türkiye’nin 83 ülke arasında, Singapur’dan sonra, bankalara en çok borçlu vatandaşa sahip ikinci ülke konumunda bulunduğunu ifade etti.

Türkiye’nin borçla şişirilen bir büyümeden, kendi işgücünü üretime koşacak, üretime koştuğu iş gücüne hak ettiği kazancı sunacak bir büyüme modeline geçmek zorunda olduğunu ifade eden Öztrak, Türkiye’nin gelecek bir yılda bulması gereken finansmanın 224,5 milyar dolara ulaştığına dikkat çekti.

-DÜŞEN KURA KANMAYIN-

Özellikle döviz borçlusu firmaların kurdaki geçici gevşemeyi fırsat bilerek açık pozisyonlarını kapatacak önlemleri almaları gerektiğini ifade eden Öztrak, “Vatandaşlara da düşen döviz kuruna kanmamalarını ve dövizle borçlanmaktan uzak durmalarını kesinlikle tavsiye ediyorum” diye konuştu.

-VARLIK BARIŞINDADİKKATLİ OLUNMAZSA “EN BÜYÜK KARA PARA YIKAMA MAKİNASI” OLACAĞIZ-

Kamu bankalarında son bir kaç ayda sadece iki şirkete verilen krediler nedeniyle 800 milyon dolar batırıldığını hatırlatan Öztrak,Varlık Barışı ile ilgili olarak şunları söyledi:

“Bildiğiniz gibi hükümet varlık barışından umduğunu bulamayınca süreyi uzatmıştı. Şimdi bunu fırsat bilerek bazı yabancıların kara paralarını aklamak için kendisine yerli ortak aradığına dair söylentiler artmaya başladı. Zaten kara para konusunda sicili bozuk olan bu hükümetin, ülkemizi ‘dünyanın en büyük kara para yıkama makinesi’ haline getirecek bu girişimlere karşı dikkatli olması konusunda uyarıyorum.”

-HÜKÜMETE UYARI: ARANIZDA KOORDİNASYON SAĞLAYIN-

Hükümetin yapısal sorunları çözecek reformlara odaklanması gerektiğini bildiren Öztrak, “Hükümet aynı zamanda kendi içinde koordinasyonu sağlayarak her kafadan bir ses çıkmasını önlemek zorundadır” diye konuştu.

-İSTANBUL’U ULUSLARARASI FİNANSIN MERKEZİ YAPAMAYINCA İSLAMİ FİNANSIN MERKEZİ YAPMAYA ÇALIŞIYORLAR-

Bir süredir Türkiye’de finans zirveleri adı altında birtakım toplantılar yapıldığını, İstanbul’u “Uluslararası Finans Merkezi” yapma hedefiyle yola çıkan hükümetin, bunu yapamayacağını anlayınca, şimdi “En azından İslami finansın merkezi yapabilir miyim?” telaşına düştüğünü söyleyen Öztrak, “İslam Kalkınma Bankası’nın Türkiye şubesi ve İslami Finans Araştırma Merkezi alayiş valayişle açılıyor, bu da yetmiyor sadece Türkiye’de değil dünyada İslami finansal araçlarının likiditesini artırabilmek için Merkez Bankası’na yeni görevler veriliyor. Bu çerçevede Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Uluslararası İslami Likidite Yönetim Şirketine ortak ediliyor” dedi. 2010 yılında kurulan bu şirketin kuruluş amacının, “Şeriata uygun finansal araçlar sunan, bu konuda finansal hizmet veren kuruluşların likidite ihtiyaçlarını karşılamak” olduğunu belirten Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Merkez Bankası’nın ortak edildiği bu uluslararası likidite şirketi, ihraç edilen bu kâğıtların dönmemesi veya zarar etmesi durumunda zararı karşılıyor mu, karşılamıyor mu? Bu durumda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bu zarara ortak ediliyor mu, edilmiyor mu? Bu sorulara cevap bekliyoruz.”

-KÖRFEZ VE ASYA SERMAYESİYLE SEÇİM EKONOMİSİ Mİ UYGULANACAK?-

Başbakan Erdoğan’ın mayından ayıklanan Suriye sınırındaki toprakları İsrail sermayesine devretme çabası esnasında söylediği “Paranın dini, milleti, ırkı olmayacağı” yönündeki sözlerini de hatırlatan Öztrak, “Paraya bu kadar hümanist yaklaşan, hiç bir şek, şüphe ve ayrım göstermeyen başbakanın çabası, ‘Acaba önümüzdeki günlerde azalacak New York ve Londra sermayesinin yerine Körfez ve Asya sermayesini koyarak seçim ekonomisi uygulayabilir miyim?’ telaşı olmasın?” diye konuştu.

-İCAZET VEREN, HSBC’NİN VE CITIBANK’IN MAAŞLI İMAMLARI-

İslami finansal araçların şeriata uygunluğuna icazet veren ulemanın Londra’da HSBC ve Citibank’ın maaşlı imamlarından oluştuğunu ifade eden Öztrak, “Kurulan düzene bir bakın. Bir de çıkmışlar, ‘Bu finansal araçları esas sosyal demokratlar desteklemelidir’ diyorlar. Ali’nin külahını Veli’ye giydirip sonra da destek istiyorsunuz. Geçin bunları…” dedi. Özellikle yurtdışında yaşayan vatandaşların alın terini ve temiz dini duygularını istismar ederek kar payı ve şirketlere ortaklık adı altında vatandaşların çok ciddi zararlara sokulduklarını da hatırlatan Öztrak, “Vatandaşlarımızın bu zararlarını telafi etmek için kılını kıpırdatmayan bu hükümetin yeni İslami enstürmanlar peşinde koşmasını da vatandaşlarımızın takdirine bırakıyorum” diye konuştu.

-İŞ BULAMAYAN KADIN EV KADINLIĞINA DÖNÜYOR-

Haziran ayında istihdam verilerinin iş bulma ve vatandaşa iş imkanı sağlama konusunda sıkıntıların arttığını gösterdiğini ifade eden Öztrak, Haziran’da işsiz sayısının 2.5 milyonu geçtiğini, iş bulma ümidini kaybetmiş veya çeşitli nedenlerle iş aramayan ancak ‘bulsam çalışırım’ diyenleri de kapsayan geniş işsizlerin sayısının ise 553 bin kişilik artışla 4 milyon 556 bin kişiye ulaştığını ifade etti. Yaşanan artışın 2009 yılı ekim ayından bu yana gerçekleşen en yüksek artış olduğunu belirten Öztrak, genç işsiz sayısının 110 bin kişi artarak 822 bine ulaştığına dikkat çekti. İstihdam rakamlarının kadın istihdamında da ciddi sorunlar yaşandığını gösterdiğini belirten Öztrak, şunları belirtti:

“Geniş işsizlikteki artışın, 471 bin kişisi kadın. Yani son bir yılda gerçek işsiz sayısındaki her 100 kişilik artışın 85’i kadın. Nitekim ‘çeşitli nedenlerle iş aramayan ancak iş bulsam çalışırım’ diyenlerdeki 274 bin kişilik artışın 216 bini kadınlardan oluşuyor. Bu kadınların iş bulursa çalışmak istediği, ancak iş bulamadığı için ev kadınlığına döndüğünü gösteriyor. Eğitim durumuna göre işsizlere baktığımızda durum daha da vahim. Son bir yılda işsiz sayısındaki 300 bin kişilik artışın 51 bini yükseköğrenim görmüş kadınlardan oluşuyor. Yani son bir yılda işsizlikteki her 100 kişilik artışın 17’si yükseköğrenim görmüş kadınlarımızdan kaynaklanıyor. Kadınlarımız üniversiteye gidiyor, mezun oluyor ama mezun olduktan sonra erkekler kadar iş bulmakta nedense şanslı olamıyor. Bir süre sonra da iş bulma ümidini tamamen kaybederek iş yaşamından çekiliyor. Üniversite mezunu ev kadınları ordusuna katılıyor.”

-MERKEZ BANKASI BAŞKANI İLE İLGİLİ SÖYLEDİKLERİM GEÇERLİ-

Öztrak, daha önce TCMB Başkanı’nın yılsonu için dolar kurunun 1.92 TL olacağına yönelik açıklamalarını eleştirdiğinin hatırlatılması ve TL’nin dolar karşısında tekrar değer kazanmaya başladığının hatırlatılması üzerine de şunları kaydetti:

“Dolar kuru bugün 1.97 TL, TCMB Başkanı’nın Aralık ayında 1.92 TL’lik hedefi de orada duruyor. Bu hedefle ilgili söylediğim her şey geçerlidir. Bir Merkez Bankası başkanı nokta kur hedefi vermek gibi büyük bir yanlışı yapamaz. Hele hele dalgalı kur rejimindeyken.

Yaşadığımız son sıkıntılar, dalgalı kur rejiminin gelişmekte olan ekonomiler için ne kadar uygun bir rejim olduğunu, açıkça ortaya koymuştur. Sisteme, olan bitene kurun sıçrayarak uyum sağlamaya çalışması, daha önce kuru aşağı çeken yabancı sermaye girişlerinin büyük bir hızla ülkeleri terk etmesine engel olmuştur. Hatta bugün söylenmektedir ki, ABD Merkez Bankası Başkanı Bernanke’nin böyle bir karar almasının arkasında, yükselen piyasa ekonomilerinde, yükselen kurlar nedeniyle büyük zararlar ettikten sonra sıkışan ABD fonlarının yaptığı baskının da etkisi vardır. Tekrar söylüyorum: Ben, ‘tahmin’ demiyorum. Merkez Bankası başkanları kur tahmini yapamaz. Kur tahmini yaparsa hedef haline gelir.”

GENEL BAŞKANIMIZ SAYIN KEMAL KILIÇDAROĞLU İLE EKONOMİ MUHABİRLERİ DERNEĞİ’NİN MİSAFİRİ OLDUK

Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve Grup Başkanvekilimiz Sayın Akif Hamzçebi ile birlikte Ekonomi Muhabirleri Derneği’nin simit-peynir kahvaltısına konuk olduk. Başkentin ekonomi muhabirleriyle biraraya geldiğimiz kahvaltı, sıcak bir sohbet ortamında geçti. EMD’ye misafir perverlikleri için teşekkür ederiz.

Genel Başkanımızın programda yaptığı açıklamalar ve sorulara verdiği yanıtlar özetle şöyle:

(Kaynak: ANKA)

KILIÇDAROĞLU EKONOMİYİ DEĞERLENDİRDİ: SON 11 YIL, TÜRKİYE’NİN BORÇLANMA HİKAYESİ

CHP lideri Kılıçdaroğlu, yaptığı sunuş konuşmasında ekonomide bir politika oluşturulması gerektiğini belirterek, ekonomik açıdan herkesin mutlu olacağı bir Türkiye’yi nasıl yaratabileceğini, oluşturabileceğini siyasi iktidarın düşünmesi gerektiğini vurguladı. Bugün içinde bulunulan ekonomik koşulların, bir ülkenin tek başına karar alacağı bir dünya olmadığının altını çizen Kılıçdaroğlu, ABD Merkez Bankası’nın aldığı kararın bütün dünyayı etkilediğini, Türkiye’yi de etkilediğini belirtti. Kılıçdaroğılu, ABD Merkez Bankası’nın aldığı bu kararların Türkiye ekonomisine faturasının ne olduğuna ilişkin olarak bir çalışma yaptırdığını bildirdi. Mayıs 2013’ten, 20 Eylül 2013 arasında son yaşanan krizin ekonomiye faturasının ne olduğunu ortaya koyduklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin toplam döviz açık pozisyonu nedeniyle uğradığı kur farkı zararının 47 milyar TL olduğunu söyledi. Bunun 17 milyar TL’si reel sektörün kur farkı zararını oluşturduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, “Faizlerdeki sıçrama nedeniyle, elinde Hazine kağıdı tutan yurtiçi yerleşiklerin son 4 aydaki zararı 13.5 milyar TL. Borsaya kote edilen şirketlerin değerlerindeki erime 97 milyar TL. Toplam oluşan zarar 157.5 milyar TL. Bu aynı zamanda bizim GSYH’nın yüzde 9.8’ini, yaklaşık yüzde 10’unu oluşturuyor. Çok büyük bir rakam. Bu rakamlar, diğer ülkelerle kıyaslandığında faturanın en ağır çıktığı ülke Türkiye. Artık bugün, gerek yurtiçinde, gerek yurtdışında, Türk ekonomisinin en kırılgan ekonomi olduğu konusunda görüş birliği içindeler” diye konuştu.

-“TÜRKİYE’NİN 2023’TE EN BÜYÜK 10 EKONOMİ ARASINA GİRME ŞANSI YOK”-

AK Parti’nin 11 yıl sıcak parayla ekonomiyi yönettiği eleştirisinde bulunan Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“Dolar boldu. Hep böyle olacağını düşündüler. Ekonomi politikası oluşturmadan kendilerini küresel gelişmelere tümüyle teslim ettiler. Böyle bir politika izlendi. Buna ekonomi politikası denmez. Buna ekonomide teslimiyet politikası denir. Dışarıda alınan karara kendinizi teslim ediyorsunuz. Bu politikayla Türkiye’nin 2023’te, dünyanın milli gelir açısından en büyük 10 ekonomisi arasına girme şansı yoktur. Kendimizi kandırmayalım. Somut örneği şöyle: 1987’de ilk 20 arasında 14. sıradayız. 2012 iki basamak gerilemişiz, 16. sıradayız. Şimdi bir basamak daha gerileyerek, 17. sıradayız. İki ülke daha önümüzdeki süreçte bizi geçerse, ilk 20’de yer almayacağız. Halkı kandıran bir ekonomi yönetimi var. Başbakan ısrarla, ilk 10’a gireceğiz diye umut pompalıyor. İlk 10’a girmek hepimizin ortak arzusu zaten. Kim ilk 10’a girmeyeceğiz diyebilir. Ama bu politika ile bizim ilk 10’a girme şansımızın sıfır olduğunu ekonomi muhabirleri toplantısında ben söylüyorum. Bu politikayla devam edilmesi halinde önümüzdeki süreç bunu gösterecektir. Neden giremeyiz? Dünya sanayi üretimi ligine de baktık. Acaba orada durum ne diye. 1990 yılında dünya sanayi üretimi liginde ilk 20’de 13. sıradayız. 2000 yılında 15. sıradayız. 2010’de ise ilk 15’te bulunmuyoruz. Yani oradan da bizi dışlamışlar. 2002’de her 100 dolarlık imalat için 27 dolar ithalat yapıyorduk. 2007’de 100 dolarlık imalat için 39 dolara çıktık. 2011’de her 100 dolarlık imalat için 43 dolar ithalat yapıyoruz. Üretimi ithalata bağlı olan bir ekonomi haline geldik. Nedeni doların çok ucuz olması, Türk Lirasının beklenenin üzerinde değer kazanması, Türkiye’de üreticinin ve üretimin cezalandırılması…”

-“SON 11 YIL, TÜRKİYE’NİN EKONOMİDE BORÇLANMA HİKAYESİDİR”-

“İhracatın iyi gittiği söyleniyor. Daha da iyi olmasını isteriz” diyen Kılıçdaroğlu, ihracatın Türkiye’ye döviz getireceğini, milli geliri ve kişi başına geliri artıracağını ifade etti. Ama siz orta gelir tuzağından çıkıp, gerçekten ilk 10’a giren bir ülke konumunda olmak istiyorsanız, ihracatta katma değeri yüksek ürünlerin fazla olması gerektiğine dikkat çeken Kılıçdaroğlu şunları kaydetti:

“Bu tabloya da baktık. Acaba biz ihracatımızda katma değeri yüksek ürünleri her yıl artıp yolumuza devam edebiliyor muyuz diye. 2002 katma değeri yüksek ürünlerin yüzde 6.2 , 2011 toplam ihracat içinde katma değeri yüksek ürünlerin ihracat içindeki yeri yüzde 2.8. Yaklaşık 4 puanlık gerileme var. Şu soruyu biz kendimize sorduk. Üretmeden gelir yaratmadan, sadece tüketerek bu süreci nasıl götürürüz. Tek bir yanıtı var borçlanarak, ona da baktık. Aslında son 11 yıl Türkiye’nin ekonomide borçlanma hikayesidir. Yurtiçi, yurtdışı, kişi başı. Belki ekonomi tarihinde çok önemli yeri var. Aslında dramatik tablodur. Geleceği satma tablosudur. Çocuklarımıza gelecek bir Türkiye bırakmama, güvenli bir Türkiye bırakmama tablosudur. 11 yılın ekonomi hikayesi budur. Borçlanma hikayesidir. AKP’den önce, bütün Türkiye cumhuriyeti hükümetlerinin borçlandıkları miktar 130 milyar dolar. Sadece AKP hükümetleri döneminde ise 350 milyar dolar. Müthiş bir borçlanma. Toplam döviz yükümlülüğüne baktık 2002’de 148 milyar dolar, Temmuz 2013 itibarıyla bu rakam 4.3 kat artarak 148 milyar dolardan 638 milyar dolara çıkmış.”

-“REEL SEKTÖRÜN DÖVİZ YÜKÜMLÜLÜĞÜ 251 MİLYAR DOLARA ULAŞTI”-

Reel sektörü masaya yatırdıklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, 2002’de reel sektörün şirketlerinin döviz yükümlülüğünün 31.6 milyar dolar iken, şimdi aynı rakamın 251 milyar dolara ulaştığını kaydetti.

-“VATANDAŞLARIN BANKALARA TÜKETİCİ KREDİSİ BORCU 2.2 MİLYAR TL”-

Kılıçdaroğlu, vatandaşların bankalara tüketici kredisi borcunun 2.2 milyar TL olduğunu vurgulayarak, bu rakamın 2013 yılının Temmuz ayında 229 milyar TL’ye ulaştığını bildirdi. Aynı dönemde vatandaşın kredi kartı borcunun 4.3 milyar TL’den 79 milyar TL’ye çıktığını belirten Kılıçdaroğlu, bunun çok büyük bir rakam olduğunu bildirdi.

-“TÜRKİYE’NİN İÇİNDE BULUNDUĞU KOŞULLAR, IMF’NİN DİKKATİNDEN KAÇMADI”-

Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin içinde bulunduğu koşulların Uluslar arası Para Fonu’nun da (IMF) dikkatinden kaçmadığını vurguladı. Geçtiğimiz günlerde IMF’in önemli bir veri açıkladığını anımsatan Kılıçdaroğlu, “Buna göre Türkiye’deki her bin yetişkinin 875’inin bankalara borçlu olduğunu açıkladı. Türkiye’nin, Singapur’dan sonra, bankalara en çok borçlu vatandaşa sahip ülke olduğunu ortaya koydu” dedi.

Kılıçdaroğlu, gelinen son noktada bankalara borcunu ödeyememiş vatandaşların toplam sayısının 2 milyon 600 bin kişiyi bulduğunu kaydederek, “Bu vatandaşların morotoryum ilan etti, biz borcumuzu ödeyemiyoruz diye. Önümüzdeki günlerde bu politikalar devam ederse bu sayının doğal olarak artacağını hepimiz biliyoruz” şeklinde konuştu.

-“TÜRKİYE, BÜYÜME MASALIYLA KARŞI KARŞIYA”-

Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin bir büyüme masalıyla karşı karşıya olduğunu vurguladı. Türkiye’nin uzun bir tarihsel süreci ele alındığında yıllık ortalama büyümesinin yüzde 5.1 olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“AKP iktidarı döneminde yüzde 5. Darbe olmadı, dünyanın sıcak parası vardı. Büyük masallar anlatılıyordu. Rakamlar bize ait değil. Rakamlar devletin. Bir büyüme masalı, bir gelişme masalıyla toplum uyutuldu. Bu gerçeği halka anlatmak benim sorumluluğum kadar ekonomi muhabirleri olarak sizin de sorumluluğunuz. Halk gerçekleri öğrenmek ister.”

-“YARATTIĞIMIZ KATMA DEĞERİ HAKÇA PAYLAŞMIYORUZ”-

Kılıçdaroğlu, Japonya ile Türkiye’yi kişi başına düşen gelir açısından karşılaştırdı. Japonya’nın kişi başına milli gelirinin Türkiye’nin 7.5 katı olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Dünyanın süper güçlerinden biri Japonya. Ama bizimle çelişen bir tablosu var. Bizim dolar milyarderi sayımız, Japonya’nın iki katı. Japonya’da dolar milyarderi sayısı 22, bizde 43. Yani yarattığımız katma değeri hakça birlikte paylaşamıyoruz. Onun için Kayseri’deki baba küçücük kız çocuğunu alıp, bakanın yanına gidip, ‘Bunun okul masraflarını ben karşılayamıyorum. Siz karşılayın’ diyor. Eğer siz Türkiye’de dolar milyarderi sayısını Japonya’nın iki katına çıkarıyorsanız, herkesin oturup düşünmek lazım” dedi.

-“TÜRKİYE’NİN 224 MİLYAR DOLARA İHTİYACI VAR”-

AKP iktidara geldiğinde Merkez Bankası’nın kasasında her 100 dolarlık kısa vadeli dış borcu için Merkez Bankası kasasında 172 dolar rezerv olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Dolayısıyla ekonomi kırılgan değildi. Şimdi her 100 dolarlık kısa vadeli dış borç için Merkez Bankası kasasında 102 dolar rezerv var. 70 dolar azalmış durumda. Bu oranı diğer ülkelerle de karşılaştırdı arkadaşlar. Her 100 dolar karşılığında Merkez Bankaları’nda Endonezya’da 252 dolar, Güney Kore’de 258 dolar, Hindistan’da 322 dolar, Meksika’da 228 dolar, Brezilya’da bin 145 dolar. Neden bizim kırılgan bir ekonomiye sahip olduğumuzu bu rakamlar ortaya koyuyor. Önümüzdeki bir yıl içinde çevrilmesi gereken dış borç 164 milyar dolar. 60 milyar dolar cari açığı da buna ilave edildiğinde, Türkiye’nin 224 milyar dolara ihtiyacı var” şeklinde konuştu.

-“BÜTÜN EKONOMİ ÇEVRELERİ TÜRKİYE EKONOMİSİNİ ENDİŞE İLE İZLİYOR”-

Bütün ekonomi çevrelerinin Türkiye ekonomisinin endişe ile izlediğini savunan Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“AKP hükümetinin bir ekonomi politikası olmadı. Böyle bir politikaya ihtiyaç duymadı. Çünkü dolar çok rahat bulunuyordu. Düşük faizlerle borçlanıyordu. Bunun hep böyle devam edeceğini düşündüler. Başkaları tedbir aldı, bizimkiler almadı.Merkez Bankası bağımsızlığını kaybetmiş durumda. Dünyada saygınlığı olan bir Merkez Bankası yok artık. Ekonomide bütün tartışmalar gaz fren üzerinden gitti. Nasıl bir ekonomi yönetimidir? Çok başlı bir ekonomi yönetimi var. Vatandaşın derdini dinleyen kimse yok. Vatandaş derdini anlatacak yer bulamıyor, makam bulamıyor. Bakana anlatsa polis alıp götürecek. Ya da hakaret işitecek. Çözüm istiyor vatandaş.”

-“BÜTÜN TOPLUMUN, O İMAMA SAHİP ÇIKMASI LAZIM”-

Önümüzdeki günlerde Trakya’da tarım mitingi yapacağını belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Arkadaşlarımızdan istirham ediyorum. Ayçiçeği üreticisine bir sorun, ağzını bıçak açmıyor. Verilen fiyat, geçen yıl verilen fiyatın altında. Mazota zam geldi. İlaca, gübreye, elektriğe zam geldi. Her şeye zam geldi ancak ayçiçeği ürününün fiyatı düştü. Milyonlarca hektar arazi, Türkiye’de artık ekilmiyor. Çünkü kurtarmıyor. Peki çiftçinin derdiyle ilgilenen var mı? Hayır! İktidarın bütün derdi ne? Başbakan’ın bütün derdi gezi olaylarında bozulan fiyakamı nasıl düzeltebilirim. Düzeltemezsin arkadaş! Niye çabalıyorsun. Saygınlığın kalmadı, iler tutar yanın kalmadı. Toplumu kutuplaştırıp, acaba terör olaylarını nasıl başlatabilirim. Bunun hesabı içinde. Toplumun dikkatini nerelere çekerim bunun hesabı içinde. Siz şöyle bir şey, düşünebilir misiniz arkadaşlar: Bir caminin imamı ‘Ben yalan söyleyemem, din adamıyım’ diyor. Başbakanın yalancı olduğu ülkede herkesin yalancı olması isteniyor. Bu toplumda ciddi bir kültür kırılması, ahlak kırılmasıdır. Bütün toplumun düzgün insanların, namuslu insanların, yurtsever insanların o imama sahip çıkması lazımdır. Yazık günahtır. O imama, müezzine sahip çıkması lazım. Eğer siz sistemi ve siyasal söylemleri yalan üzerine inşa ediyorsanız, yalan üzerine inşa ettiğiniz yolun bir din adamına kadar ulaştığını görmek lazım.”

-“EKONOMİ POLİTİKALARININ BAŞINDA MERKEZ BANKASI’NIN BAĞIMSIZLIĞINI KORUNMASI GELİYOR”-

Ekonomi muhabirlerinin sorularını da yanıtlayan Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ekonomi politikalarını açıkladı. Kılıçdaroğlu, ekonomi politikaların en başında Merkez Bankası’nın bağımsızlığının korunması olduğunu vurgulayarak, bu konuda da bütün dünyaya güvence verileceğini kaydetti. Kılıçdaroğlu, gerçekleştirilecek politikalarla ekonomi yönetiminin çok başlılıktan kurtulacağını söyledi.

Devletin bütün gelirlerinin bir bakanlıkta toplanacağını belirten Kılıçdaroğlu, “Adı Gelirler Bakanlığı olacak. Böylece milyarlarca kağıt tasarrufu yapılmış olacak. Çünkü mükellef gelir vergisi, kurumlar vergisi beyannamesi veriyor. Aynı beyannamelerin bir başka şeklini Sosyal Güvenlik Kurumu’na da veriyor. Biz hepsini tek bir kurumda, Gelirler Bakanlığı’nda toplanacak” dedi.

-BAĞIMSIZ KURUMLAR GERÇEKTEN BAĞIMSIZ OLACAK-

Dördüncü politikanın kurumların bağımsızlığıyla ilgili olduğunu belirten Kılıçdaroğlu,”Bağımsız kuruluşların gerçekten bağımsız olmalarına önem vereceğiz ve onların bağımsızlığını ortadan kaldıran yasal düzenlemeleri ortadan kaldıracağız. BDDK, SPK gibi bütün kurumlar gerçek anlamda ekonomi yönetiminde bağımsız olacaklar” ifadelerini kullandı.

-TEŞVİK POLİTİKASINI ANA OMURGASI SANAYİ-

Bu politikalarla ilgili ekonomi çevrelerinin görüşlerinin alınacağını dile getiren Kılıçdaroğlu şunları kaydetti:

“Yeni bir teşvik politikası uygulamaya koyacağız. Teşvik politikasının ana omurgasını katma değeri yüksek sanayiye vereceğiz. Katma değeri yüksek olan ürünleri kim üretirse ona vereceğiz.Yani seçici teşvik politikası getireceğiz, sektörel veya bölgesel değil.”

-“ÜNİVERSİTELER BİLİM ÜRETECEK”-

Türkiye’nin bilgi toplumuna geçmesi gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“Bilgi toplumuna geçmenin ön koşulu, üniversitelerin özgür ve özerk olmasından geçer. Üniversiteler bilim üretecek. Bilgi üretmeyen üniversiteye üniversite denmez. Bu bağlamda üniversite ile sanayi arasına işbirliğine önem vereceğiz. Üretilen bilgi sanayide üretime dönüşecek. Bu alan için çok özel ve önemli teşvikler getireceğiz. Her yıl en az 5 bin üniversite mezununu yurtdışına doktoraya göndereceğiz. Bunlar, yurtdışına gidecekler, doktora yapacaklar. Sanattan, sinemadan, mühendisliğin her alanından yurt dışına göndereceğiz ve bu kişiler Türkiye’ye gelip Türkiye’yi bilgi toplumuna taşıyacaklar. Dünya bilim çevrelerinde Türkiye’nin kaynaşmasının yolu açılacak.”

-SANAYİ BÖLGELERİNDE YATILI MESLEK LİSELERİ YAPACAĞIZ-

İç tasarrufları artıracak önlemler geliştireceklerini belirten Kılıçdaroğlu, yeni vergi politikası hayata geçireceklerini, asgari ücrette gelir vergisi yüzde 1’e düşüreceklerini ifade etti.

Kılıçdaroğlu, eğitim açısından süratle hayata geçirecekleri diğer bir politikanın ise bütün organize sanayi bölgelerinde yatılı meslek lisesi yapılması olduğunu belirtti. Kesinlikle meslek liselerini özendireceklerini vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Ara elaman ihtiyacını karşılayacağız. Bunu yaparken hedefimiz şu: bütün organize sanayi bölgelerinde yatılı meslek liseleri yapılacak. O meslek liselerinin yönetimi organize sanayi bölgelerin yönetimine terk edilecek. Oradaki sanayici hangi tür ara elaman istiyorsa ona göre eğitim verilecek” ifadelerini kullandı.

-CHP’DE SEÇİM BİLDİRGESİ HAZIRLIĞI-

Kılıçdaroğlu, yerel seçimler için adaylarını ne zaman açıklayacaklarıyla ilgili, kesinleşen adayları yeri zamanı geldiğinde Yüksek Seçim Kurulu’nun takvimine bağlı olmaksızın zaten açıkladıklarını ifade etti. Özellikle Ankara Büyükşehir Belediyesi için Ak Parti’nin adayının netleşmesinin beklenip beklenmeyeceğinin sorulması üzerine de Kılıçdaroğlu, “Hayır. Biz tümüyle onlardan bağımsız çalışıyoruz. AKP adayını erken açıklar, geç açıklar o bizi ilgilendirmiyor. Biz netleştirdiğimiz zaman onu zaten kamuoyuna açıklayacağız” yanıtını verdi. Kılıçdaroğlu İzmir adayının da kısa süre içinde belli olacağını söyledi. Bir başka soru üzerine CHP’nin yerel yönetimlerle ilgili bir “Seçim Bildirgesi” hazırlığı içinde olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, netleşmesinin ardından bildirgenin kamuoyuna duyurulacağını belirtti.

-BAŞÖRTÜLÜ ADAY: “BU TARTIŞMALARI TÜRKİYE’NİN SORUNLARINI HALKTAN KAÇIRMAK OLARAK GÖRÜYORUM”-

Kılıçdaroğlu başörtülü aday konusunda ise şunları söyledi:

“Başvurursa olur, niye olmasın. Biz niye başvurdun demeyiz. Geçmişte de oldu, MHP’den başörtülü birisi başvurdu, milletvekili oldu, parlamentoya geldi. Bir sorunumuz yok ki bizim. Bu tartışmaları Türkiye’nin sorunlarını halktan kaçırmak olarak görüyorum, doğru da bulmuyorum. İnsan sokakta istediği kıyafetle geziyor zaten ama devlet dediğimiz bir tüzel kişilik var. O tüzel kişinin kuralları var, herkes de o kurallara uyacak. Biz de uyuyoruz zaten. Bunu alıp da işte ‘başı örtülü bir kadın siyasetin dışında kalsın…’ Hayır, onun da hakları var, o da kadın, onun da seçme seçilme hakkı var. Niye olmasın? Bunu günlük sıcak tartışmanın bir noktasına getirip temel sorunmuş gibi toplumun önüne koymayı doğru bulmuyorum. AKP bundan besleniyor ve bunu yeniden Türkiye’nin gündemine getirmek istiyor.

Kılıçdaroğlu, Türkiye’deki azınlıklara adaylık başvurusu konusunda “cesaretlendirmek” için bir davette bulunup bulunmayacağının sorulması üzerine de, “Cesaretleri olsun, cesur olsunlar. Onlar da bu ülkenin yurttaştı, cesaret ederler başvururlarsa biz onları değerlendiririz” yanıtını verdi.

-“ARZUM, DERSİM ADI İÇİN REFERANDUM YAPILSIN”-

Kılıçdaroğlu, çözüm süreciyle ilgili, bu konuda kendilerine bilgi verilmediğini ifade ederek, “Nereye gider onu da bilmiyoruz. Dramatik olanı çözüm süreciyle ilgili bilgiler konusunda Kandil’in Türkiye’yi aydınlatması, bilgilendirmesi. Halk çözüm sürecinde nelerin taahhüt edildiğini, karşı tarafın neleri beklediğini Kandil’den öğreniyor. Bu dramatik bir tablodur.

Kılıçdaroğlu, Tunceli olan ilin adının “Dersim” olarak değiştirilmesiyle ilgili bir soru üzerine ise referandum önerisinde bulundu. Kılıçdaroğlu, “Tunceli ile Dersim’in şöyle bir farkı var; Osmanlı Döneminin Dersim coğrafyasıyla bugünkü Tunceli coğrafyası farklı alanda, onu kapsayan bir alan. Adı ‘Dersim’ olabilir, bizce hiçbir sakıncası yok. Milletvekili arkadaşlarımız kanun tekliflerini verdiler zaten. Bölge halkı istiyorsa ‘Dersim’ olmasını, olsun. Doğrusunu isterseniz ben şunu arzu ederim, bölgede bir referandum yapılsın, bölge halkı istiyorsa ‘Dersim’ olsun diye adı, ‘Dersim’ olarak değiştirilsin” diye konuştu. Kılıçdaroğlu, “Bir referandum önerecek misiniz?” sorusuna da, “Olmasını isterim” yanıtını verdi.

-“HARAKİRİ Mİ YAPALIM?”-

Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin, “Şöyle bir beklenti var, Türkiye’de sarsıcı, ses getiren bir muhalefet için daha ne kadar beklememiz gerekecek?” şeklindeki sorusu üzerine de, CHP’nin Türkiye’nin en önemli sorunlarını sürekli olarak gündeme getirdiğini, mücadele ettiğini ancak medyada yeteri kadar yer bulmadığını belirtti.

CHP’nin cezaevinde tecavüz edilen çocukları gündeme getiren parti olduğunu, 4+4+4 eğitim sistemine karşı mücadele ederken Mecliste milletvekillerinin tekme-tokat dövüldüğünü, Suriye politikasında Türkiye’nin yalnızlaşacağını daha en başında söylediklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, “Eleştirilen parti kim? CHP” diye konuştu.

İşçilerin haklarını savunmalarına, taşeron işçiliğe karşı çıkmalarına rağmen sendikaların Ak Parti’ye destek verdiğini belirten Kılıçdaroğlu, “HAK-İŞ’e bağlı Çelik-İŞ, İskenderun’da grev yaptı, greve sahip çıkan CHP. Medyada haber olarak yer aldı mı? Grevi çözen yine CHP. Hak-İş bize destek mi verdi, hayır. Medyanın özgürlüğü savunan kim, CHP. Gazeteciler hapiste, söyleyen kim, CHP. Bu konuyu bütün dünya CHP’den öğrendi” dedi.

Kılıçdaroğlu, Gezi olaylarına sahip çıkan partinin, gençlerin özgürlük taleplerini, demokrasiyi savunan partinin de CHP olduğunu belirterek şöyle devam etti:

“Eleştirilen parti kim, yine CHP. Yeterli olmayabilir ama bize şu eleştiri gelmemeli; ‘Siz olaylar oluyor ve o olayları görmüyorsunuz.’

O nedenle ‘sarsıcı, ses getiren eylem’ neyse, buyurun siz söyleyin. Samimi söylüyorum yapacağız. Biz bütün bunları yaparken sarsıcı, ses getiren eylem olmuyor da ne olacak, harakiri mi yapacağız? Dünyanın bütün demokrasilerinde sivil toplum örgütleri, gazeteler muhalefeti eleştirirler ama siyaset sadece muhalefeti eleştirmek olarak algılanmaz. Biz de siyaset alanı sadece muhalefeti eleştirmekle sınırlı, başka alan yok, kalmadı çünkü. Siyaset yazacaksa, en rahat ‘CHP’yi nasıl eleştiririm’ bir ulusal spor haline geldi. Başka türlü siyaset yapamıyor, AKP’yi eleştirirse işinden olacak.”

-HÜKÜMET TERÖRDEN MEDET UMAR HALE GELDİ-

Kılıçdaroğlu, Beşiktaş-Galatasaray arasındaki olaylı derbiyle ilgili, güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğunu herkesin kabul ettiğini belirtti. Kılıçdaroğlu, “Derbi öncesi bazı çevrelerin attığı tweetlere bakıldığı zaten görülüyor. Oraya olay çıkarmak için gidiyorlar, binlerce kişi biletsiz giriyor içeriye. Polis gerekli önlemleri almıyor. Bütün bunların tamamı bilinçli yapılıyor amaç Çarşı Grubu’nu sindirmek” diye konuştu. Hükümetin “terörden medet umar hale” geldiğini savunan Kılıçdaroğlu, şunları dedi:

“Tipik bir örnek, polis merkezine roketli saldırı yapıldı. Kimse ölmedi. Bakan, ‘Onlar bizim takibimizdeydi’ diyor. Bir, senin takibindeyse niye daha önce yakalamadın? İki, bu saldırıyı medya geniş geniş verdi, AKP’nin zaten arzu ettiği buydu. Üç, Sayın Başbakan Malatya’da bir konuşma yaptı, bu saldırıyla CHP’yi aynı kefeye koydu. Sayın Başbakan promtera bakmadan konuşamaz, uzmanlar tarafından konuşma metinleri önceden hazırlanır. Peki bu saldırının olacağın nereden biliyordu? Sayın Başbakan’ın şu soruyu İçişleri Bakanı’na şunu demesi lazım, ‘Gel bakayım arkadaş, bu saldırıyı yapanlar senin takibinde miydi, evet. Niye yakalamadın? Senin görevden alıyorum.’ Diyebilir mi, diyemez. Büyük bir tezgahın içinde olduğumuzu kimse unutmasın. Derbi olayı da bu tezgahlardan bir başkasıdır. Bir siyasal iktidar terörden medet umar hale gelemez. Hitler döneminde parlamento yangını neyse, onun küçük bir versiyonu yaşanmıştır Ankara’da. 2 bin polis gitti hemen onu buldu. E niye saldırıdan önce bulmuyorsun, elini tutan mı var, sen iktidar değil misin? Toplum AKP iktidarı tarafından farklı bir şekilde yönlendiriliyor ve kurgulanıyor, bir politika, izledikleri politika bu.”

-“RECEP TAYYİP ERDOĞAN TÜRKİYE’NİN KEŞİŞ PİERİDİR”-

İktidarın CHP’nin terör örgütleriyle iç içe olduğuna yönelik bir algı yaratmaya çalıştığını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Halkın CHP’ye eğilimini kesmenin yolu nedir, ‘CHP terör örgütleriyle iç içe’… Bu algıyı yaratmak istiyorlar şimdi. Terör örgütleriyle iç içe olan, terör örgütleriyle masaya oturan sensin. El-Kaide’ye terör örgütünü Türkiye’ye getirip eline silah verip, Apaydın kampında eğiten sensin” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Irak’taki patlamalardan da, Suriye’deki iç olaylardan da AK Parti’nin sorumluluğu olduğunu belirterek, “Recep Tayyip Erdoğan’ın eli kanlıdır, kimse bunu unutmasın. Orada dökülen her kanın sorumlusudur. ‘Ben her türlü koalisyonun içinde yer alırım’ diyor. Bu ne demek? Keşiş Pier’in Haçlı Seferlerinde üstlendiği rolü 21. yüzyılda Türkiye’de Recep Tayyip Erdoğan üstlenmiştir. Türkiye’nin Keşiş Pieridir. Keşiş Pierlerden bu ülkenin kurtulması lazım. Avrupa kurtuldu, 21. yüzyılda Türkiye’nin de kurtulması lazım” ifadelerini kullandı.

-CEMEVİ ÇALIŞANLARINA MAAŞ:  “DİN PARA DEĞİLDİR”-

Kılıçdaroğlu, Demokrasi Paketinde yer aldığı iddia edilen, Alevi dedeleri ve cemevi çalışanlarına maaş bağlanacağı yönündeki düzenlemenin sorulması üzerine, “Cemevlerinin ibadethane olması konusunda, biz defalarca yasa teklifi verdik, AKP reddetti. Şimdi getirirse biz de ona olumlu bakarız. Maaş verilmesi konusunda, içeriğini bilmeden bir yorum yapmak istemiyorum. Din para değildir, dini para gözüyle göremezsiniz. Din inançtır. Din çok güçlü bir duygudur. Kişinin manevi dünyasıdır din. Bunu paraya indirgediğiniz andan itibaren büyük zarar vermiş olursunuz” yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu, hakkında açılan tazminat davalarının hatırlatılması üzerine de, “AKP yargıyı siyasallaştırmadan önce tazminattan ötürü hiç mahkumiyetim yoktu. Yargı değişti, tazminat davalarının da bir kısmı aleyhime döndü ama öyle büyük bir tazminat yükümlülüğü söz olmadı” dedi. Kılıçdaroğlu, hakkındaki davaların tamamını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyacağını da sözlerine ekledi.

 

Saray Fukaranın Tavuğunu Rantiyelerin, Faiz Lobilerinin Folluğuna Yumurtlatıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin bu yılın Ocak-Kasım dönemine milyonlarca çiftçi ve esnafa reva gördüğü desteğin, bir avuç faiz lobisine ve yandaşa...
Devamını oku

Ekonomi Arabasının Motoru Boğuldu, Şanzımanı Dağıldı

CHP’li Öztrak, ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadeleden sadece faiz lobileriyle sıcak para partileri vermeyi anladığını belirterek, “Yüksek faiz ve kontrollü kura...
Devamını oku

Tutuklanan TCMB Başkan Yardımcısının Attığı Diğer İmzalar Hakkında İç Soruşturma Yapıldı Mı?

CHP’li Öztrak, Bankalararası Kart Merkezi soruşturması kapsamında tutuklanan, Merkez Bankası’nın Başkan Yardımcısı Emrah Şener’in TCMB’deki görevi sırasında attığı diğer imzalarla...
Devamını oku

Resmi İşsiz Sayısı İle Gerçek İşsiz Sayısı Arasındaki Fark İlk Kez 10 Milyonu Aştı

CHP’li Öztrak, Haziran ayında gerçek işsiz sayısının 13,4 milyon kişiye ulaşarak rekor kırdığını; resmi işsiz sayısı ile gerçek işsiz sayısı...
Devamını oku

Sadece İstatistiklerle Yalan Değil; İstatistiklerle Talan

CHP’li Öztrak, TÜİK’in açıkladığı Haziran ayı rakamının beklentilerin ve diğer kurumların hesaplarının çok altında kaldığına, market fiyatlarındaki değişimler ile TÜİK’in...
Devamını oku

Faiz Harcamalarının Bütçe Üzerindeki Baskısı Artıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin hukuk tanımazlığı nedeniyle artan faizlerin bütçe üzerine her ay daha fazla baskı yaptığına dikkat çekerek, “İlk 4...
Devamını oku

Milli İradeye Darbe Süreci Ekonomik Görünümü Bozdu

CHP’li Öztrak, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’ndaki Türkiye ekonomisiyle ilgili tahminlerin, Sarayın millet iradesine darbe süreci sonrasında kötüleştiğine dikkat çekerek, “Uluslararası...
Devamını oku

Satılan Milyarlarca Dolar Rezervi Kimler Topladı

CHP’li Öztrak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından mali piyasalarda yaşanan tsunami sırasında ülkenin 40 milyar dolardan fazla...
Devamını oku

 İletişim

Bize her türlü görüş ve önerilerinizi bildirmek için sağ tarafta yer alan bilgilerden bize ulaşabilirsiniz.
CHP Genel Merkezi: Anadolu Bulvarı No: 12 06520
Söğütözü / ANKARA
Telefon: +90 (312) 207 40 00
Telefon 2: +90 (312) 420 59 48-49
Faks: +90 (312) 207 40 14
E-Posta: info@faikoztrak.com