Main menu
Second Menu
Faik ÖztrakBlog style 2

Devlet Yönetiminde ve Ekonomide Çöküş Lego Parçaları Gibi Birbirini Tamamlıyor

CHP’li Öztrak, açıklanan son verilere göre Türkiye’nin dünyada en yüksek enflasyon yaşanan 6 ülkeden biri olduğunu belirterek, “Vatandaşın cebine indirilen darbe olan enflasyon verileri, vatandaşın iradesine indirilen darbe olan kayyum haberleriyle aynı gün geliyor. Devlet yönetiminde, kurumlarda, adalette ve ekonomi yönetiminde yaşanan keşmekeş ve çöküş lego parçaları gibi birleşiyor, tek kişilik yönetimin serencamını ortaya koyuyor” dedi.

Enflasyon araştırması yapan İTO ve ENAG gibi kurumlar ile TÜİK arasındaki makasın açılmaya devam ettiğini kaydeden Öztrak, “Vatandaşın yaşadığı enflasyon, hükümetin tabelaya yazdığı resmi enflasyona dikiz aynasından el sallıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Ekim ayı enflasyon verileri üzerinden hesaplanan, 2025’te vergi, harç ve cezaların artırılmasında uygulanacak yeniden değerleme oranının yüzde 44 olduğuna dikkat çeken Öztrak, bu oranın 2025 için öngörülen enflasyonun 2,5 katından fazla olduğunu söyledi.

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, bugün açıklanan 2024 Ekim ayı enflasyon verileri ile siyasette yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Öztrak, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları ifade etti.

EN YÜKSEK ENFLASYON YAŞANAN 6 ÜLKEDEN BİRİYİZ

Ekim ayında aylık enflasyon; İTO’ya göre yüzde 3,64; EN-AG’a göre yüzde 5,57; TÜİK’e göre yüzde 2,88 oldu. Resmi enflasyon ile yaşanan enflasyon arasındaki makas açılmaya devam ediyor. Yıllıkta ise yüzde 48,6 ile dünyada en yüksek enflasyonu yaşayan 6 ülkeden biriyiz. Aynı grupta olduğumuz ülkeler: Arjantin, Suriye, Güney Sudan, Filistin, Zimbabve. Diğer taraftan TÜİK’e göre son bir yılda; kiralar yüzde 113, eğitim ücretleri yüzde 94, kreş fiyatları yüze 86, sebze fiyatları yüzde 75, kuzu eti fiyatı yüzde 71, hastane hizmetlerinin fiyatları yüzde 65 artmış. Resmi rakamlarla baksak bile, vatandaşlarımızın en çok ihtiyaç duyduğu mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki artış, tabelaya yazılan enflasyonun çok üstünde.

YILSONU HEDEFİNİN TUTMASI ZOR

Yılın ilk 10 ayında gerçekleşen enflasyon yüzde 39,77. Hükümetin yayınladığı Orta Vadeli Program’da yer alan yılsonu hedefini tutturabilmesi için kalan iki ayda enflasyonun yüzde 1,24’ü geçmemesi gerekiyor. Son iki aylık dönemler (Kasım+Aralık) itibariyle enflasyon 2020’de yüzde 3,58; 2021’de yüzde 17,56; 2022’de yüzde 4,10; 2023’te yüzde 6,30… 2024’te ne olacak da yüzde 1,24’e inecek? Bu hedef nasıl tutacak?

YENİDEN DEĞERLEME ORANI ÖNGÖRÜLEN ENFLASYONUN 2,5 KATINDAN FAZLA

Ekim ayı enflasyonuyla, önümüzdeki yıl geçerli olacak “yeniden değerleme oranı” da belli oluyor. Buna göre Hükümetin yüzde 17,5 enflasyon öngördüğü 2025 yılında vergi, harç ve cezalara uygulanacak artış yüzde 43,93 olacak! Bu, öngörülen enflasyonun 2,5 katından fazla!

EKONOMİDE VE DEVLET YÖNETİMİNDE ÇÖKÜŞ LEGO GİBİ BİRBİRİNİ TAMAMLIYOR

Vatandaşın yaşadığı enflasyon, hükümetin tabelaya yazdığı resmi enflasyona dikiz aynasından el sallıyor. Vatandaşın cebine indirilen darbe olan enflasyon verileri, vatandaşın iradesine indirilen darbe olan kayyum haberleriyle aynı gün geliyor. Devlet yönetiminde, kurumlarda, adalette ve ekonomi yönetiminde yaşanan keşmekeş ve çöküş lego parçaları gibi birleşiyor, tek kişilik yönetimin serencamını ortaya koyuyor. Ülkemizin bu ucube rejimle gideceği bir yol olmadığını artık herkesin görmesi gerekiyor.

Geri Çekilen Vergi Paketi Fragmandı Asıl Korku Filmi 2025’te

CHP’li Öztrak, IMF’nin Türkiye hakkındaki son raporunda, Türk yetkililere atfen 2025’te sıkı maliye politikası uygulanacağı görüşlerine yer verilmesine dikkat çekerek, “Bu ifadelerin Hükümet yetkililerine atfen IMF’nin 4. Madde Raporu’na yazılması, Hükümetin uluslararası piyasalara bir nevi taahhüdü anlamına gelir” değerlendirmesinde bulundu.

Öztrak, söz konusu raporda maliye politikasında 2025 için milli gelirin yüzde 2,5’ine varan bir sıkılaşmadan da bahsedildiğini, bunun cari fiyatlarla 1,5 trilyon liralık bir önlem paketi anlamına geldiğini ifade etti.

Aynı raporda KDV’de tek orana geçilmesi, tüketicilere yapılan enerji desteklerinin sona erdirilmesi, kamu yatırımlarının kısılması, maaş ve ücretlerin enflasyona göre belirlenmesi gibi vatandaşın canını acıtacak pek çok önlemden de bahsedildiğini kaydeden Öztrak, “Tüm bunlar, Hükümetin dün geri çektiği vergi paketinin, önümüzdeki yıl vizyona sokacağı filmin sadece fragmanı olduğunu gösteriyor. Esas korku filmini 2025’te seyredeceğiz… Sarayın elinde, önümüzdeki yıl çok daha ağır bir hayat pahalılığı ve işsizlik dalgası bizleri bekliyor” dedi.

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Eylül ayı bütçe gerçekleşmeleri ile IMF’nin Türkiye hakkında 4. Madde Gözden Geçirme Raporunu yazılı bir açıklamayla değerlendirdi. Öztrak, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları ifade etti:

İLK 9 AYDA BÜTÇE AÇIĞI 1 TRİLYON LİRAYI AŞTI

Eylül ayı bütçe rakamları dün açıklandı. İlk 9 ayda bütçe açığı 1 trilyon lirayı aştı. Dokuz aylık bütçe açığının, Hükümetin henüz birkaç hafta önce açıkladığı OVP’deki yılsonu bütçe açığı hedefine oranı yüzde 50 oldu. Bu, geçtiğimiz 3 yıldaki gerçekleşmelerin ortalaması olan yüzde 33’ün çok üstünde… Depremin yaşandığı 2023 yılında bile bu oran %40’ı aşmamıştı. Geçtiğimiz 3 yıldaki gerçekleşmeleri dikkate alarak yılsonu bütçe açığını tahmin ettiğimizde; açığın, Hükümetin OVP’ye yazdığı 2024 tahminini 1,1 trilyon lira aşarak 3,3 trilyon liraya çıkabileceği anlaşılıyor. Bu, OVP’nin mürekkebi kurumadan bütçe açığı tahmininin yüzde 51 sapması anlamına gelir. Yüzde 5’in altına ineceği söylenen bütçe açığının milli gelire oranının, bu hesapla yüzde 7’nin üzerine çıkması muhtemeldir.

RAKAMLAR KAMU BORCUNUN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİNİ GÜNDEME GETİRİYOR

Yine ilk 9 ayda Hazine Nakit Açığı, geçen yılın aynı dönemine göre 1 trilyon liranın üzerinde artmış. Bu açığın finansmanı için yapılan net borçlanma ve net kasa-banka kullanımı toplamı da 1 trilyon lira artarak 311 milyar liradan 1 trilyon 334 milyar liraya çıkmış. Bu rakamlar, kamu borcunun sürdürülebilirliği konusunu gündeme getiriyor.

IMF RAPORUNDAKİ TÜRK YETKİLİLERİNİN AÇIKLAMASI: SIKI MALİYE POLİTİKASI 2025’TE

Diğer taraftan, Uluslararası Para Fonu’nun geçtiğimiz hafta sonu yayımladığı 4. Madde Gözden Geçirme Raporu’nun 19. Sayfasında, “Türk yetkililerin IMF’deki muhataplarına, maliye politikasının 2024 yılında nötr, 2025 yılında sıkı olmasını beklediklerini ifade ettikleri” yer alıyor. Yukarıdaki 9 aylık gerçekleşmelere ve yıl sonu tahminlerine göre 2024’te maliye politikası “nötr” olmaktan çok uzak. 2025’te sıkı hale getirmek için ise hem gelirlerde ciddi artış, hem harcamalarda radikal bir tasarruf lazım.

RAPORDAKİ O İFADE, MİLLETİN SIRTINA BİNECEK 1,5 TRİLYON LİRALIK ÖNLEM PAKETİ ANLAMINA GELİYOR

Nitekim, Hükümet yetkililerine atfen 2025’te sıkı maliye politikası uygulanacağının IMF’nin 4. Madde Raporu’na yazılması; Hükümetin uluslararası piyasalara bir nevi taahhüdü anlamına geliyor. IMF Raporunda, önümüzdeki yıl maliye politikasının daraltıcı olabilmesi için GSYH’nın %2,5’ine ulaşan bir mali sıkılaştırma gerektiğini de ifade ediyor. Bu, cari fiyatlarla 1,5 trilyon liralık önlem paketi anlamına gelir. Rapora bakıldığında böyle bir paketin içinde; vergi gelirlerinin artırılması, KDV’de tek orana geçilerek bazı mal ve hizmetlere uygulanan düşük oranların kaldırılması, tüketicilere yapılan enerji desteklerinin sona erdirilmesi, kamu yatırımlarının kısılması, maaş ve ücretlerin “hedeflenen ama bir türlü tutturulamayan” enflasyona göre belirlenmesi gibi vatandaşın canını acıtacak pek çok önlemin olacağı anlaşılıyor.

VERGİ PAKETİ FRAGMANDI ASIL KORKU FİLMİ 2025’TE

Tüm bunlar, Hükümetin dün geri çektiği vergi paketinin, önümüzdeki yıl vizyona sokacağı filmin sadece fragmanı olduğunu gösteriyor. Esas korku filmini 2025’te seyredeceğiz… Sarayın elinde, önümüzdeki yıl çok daha ağır bir hayat pahalılığı ve işsizlik dalgası bizleri bekliyor.

Hazine’nin Faiz Dışı Nakit Açığı 13’e Katlandı

CHP’li Öztrak, ilk 9 ayda Hazine’nin faiz dışı nakit açığının bir önceki yılın aynı döneminin 13 katına çıktığına dikkat çekerek, “Kamuda tasarruftan bahsedenlere duyurulur. (…) Bu gidişle ne devletin borcu, ne enflasyon kontrol edilebilir, ne de dar ve sabit gelirlilerin durumu düzelir. Bu gidiş sürdürülebilir değildir ”dedi.

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Eylül ayı Hazine Nakit Gerçekleşmelerini değerlendirdiği açıklamasında şunları ifade etti:

HARCAMALARDAKİ ARTIŞ GELİRDEKİ ARTIŞI SOLLADI

Hazine’nin nakit açığı bir önceki yılın aynı döneminin 2,5 katına çıkarak 1,5 trilyon lirayı aştı. Faiz dışı nakit açığı ise bir yıl önceki aynı dönemin 13 katına ulaşarak 692,6 milyar lira oldu. Gelirler yüzde 75’le enflasyon ve büyümenin üzerinde artarken, faiz ödemeleri yüzde 116 artışla, faiz dışı giderler de yüzde 92 artışla, gelirleri çok geride bıraktı.

BU GİDİŞ SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİL

Vatandaşa bir şey yok… Memur, işçi, emekli perişan… Varsa yandaş müteahhitler, yoksa faiz lobileri… Ekonomide rasyonelleşmeden dem vuranlara, kamuda tasarruftan bahsedenlere, “Faiz sebep” safsatasından sonra ortaya çıkan uyum faturasının yükünü adil dağıtmaktan, kapsayıcılıktan söz edenlere, enflasyonla mücadelede maliye politikasından destek bekleyenlere duyurulur. Bu gidişle ne devletin borcu, ne enflasyon kontrol edilebilir, ne de dar ve sabit gelirlilerin durumu düzelir. Bu gidiş sürdürülebilir değildir.

Enflasyon Hedefinin Tutması Zor

CHP’li Öztrak, Eylül ayı enflasyon verilerinden sonra, yılsonu hedefinin tutması için kalan üç ayda toplam enflasyonun yüzde 4 civarında kalması gerektiğini belirterek, “Geçtiğimiz yıllarda Ekim-Aralık dönemlerinde gerçekleşen enflasyon: 2020’de yüzde 5,8; 2021’de yüzde 20,4; 2022’de yüzde 7,8; 2023’te yüzde 10,0 oldu. Son 3 ayda enflasyonun yüzde 4,15’te kalması son derece zor” değerlendirmesinde bulundu.

Enflasyonla mücadelenin asgari ücreti, emekli aylıklarını ve kurları baskılayıp dünyanın en yüksek faizlerinden birini vererek başarılı olamayacağını vurgulayan Öztrak, “Enflasyonu düşürmek için ortada hala ekonominin aktörlerini, işlerin düzeleceğine inandırabilecek bir program yok. Takvime bağlı ve sonuçları ölçülebilir doğru dürüst bir reform yok. Kamuda tasarrufun adı var, kendisi yok. En önemlisi, Erdoğan’ın daha önce yaptığı gibi her an, ‘Bu kadar yeter’ deyip yeniden ‘faiz sebep’ politikalarına dönmeyeceğinin garantisi yok. Ekonomi yönetimi enflasyonla mücadelede ‘beklentileri değiştirmenin’ öneminden dem vuruyor ama bunlar değişmeden, beklentiler de değişmiyor. Lafla peynir gemisi yürümüyor” dedi.

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, bugün açıklanan Eylül ayı enflasyon verisiyle ilgili yaptığı değerlendirmede şunları belirtti:

TÜİK İLE İTO ARASINDAKİ MAKAS YENİDEN AÇILIYOR

Eylül ayında 12 aylık enflasyon EN-AG’a göre yüzde 88,6; İTO’ya göre yüzde 59,2; TÜİK’e göre yüzde 49,4 oldu. TÜİK’in enflasyonu, geçtiğimiz ay da beklentilerin üstünde artmaya devam etti. Ama 2023’ün yaz aylarında TÜİK ve İTO’nun ölçümleri arasında kapanan makas, bu yılın ilk çeyreğinden beri yeniden açılıyor.

BU HESAP ZOR TUTAR

Hükümetin yılsonunda enflasyon hedefini (yüzde 41,5) tutturabilmesi için kalan 3 ayda toplam enflasyonun yüzde 4,15’i aşmaması gerekiyor. Oysa, geçtiğimiz yıllarda aynı dönemde (Ekim-Aralık) gerçekleşen enflasyon: 2020’de yüzde 5,8; 2021’de yüzde 20,4; 2022’de yüzde 7,8; 2023’te yüzde 10,0 oldu. Son 3 ayda enflasyonun yüzde 4,15’te kalması son derece zor.

GIDA FİYATLARININ EN ÇOK ARTTIĞI 4 ÜLKEDEN BİRİYİZ

Bugün dar gelirli vatandaşlarımızın harcamalarının büyük kısmını oluşturan gıdada fiyatlar bir türlü hız kesmiyor. Çarşıda, pazarda mevsiminde meyve sebzenin yanına yaklaşılmıyor. Son bir yılda; dünyada gıda fiyatları yüzde 1,1 düşerken, bizde yüzde 44 arttı. Dünyada gıda fiyatlarının en çok arttığı 4 ülkeden biriyiz. Yine son bir yılda kiralar yüzde 117, eğitim fiyatları yüzde 94, yataklı tedavi hizmetlerinin fiyatları yüzde 71 artmış. Hükümet, enflasyonla mücadelede başarı hikayeleri anlatırken; olan, hayat pahalılığının altında ezilen vatandaşlarımıza oluyor.

BUNLARI YAPMADAN BEKLENTİLER DEĞİŞMEZ

Enflasyon; milyonları açlık sınırı altındaki asgari ücrete ve emekli aylığına mahkum ederek, yüzde 50 ile dünyanın en yüksek politika faizlerinden birini uygulayarak, üstüne üstlük döviz kurlarını tutup, sıcak paracılara dünyanın en yüksek faiz gelirini kazandırarak, insanları alışveriş yapamaz hale getirerek düşürülmüyor. Enflasyonu düşürmek için ortada hala ekonominin aktörlerini, işlerin düzeleceğine inandırabilecek bir program yok. Takvime bağlı ve sonuçları ölçülebilir doğru dürüst bir reform yok. Kamuda tasarrufun adı var, kendisi yok. En önemlisi, Erdoğan’ın daha önce yaptığı gibi her an, “Bu kadar yeter” deyip yeniden “faiz sebep” politikalarına dönmeyeceğinin garantisi yok. Ekonomi yönetimi enflasyonla mücadelede “beklentileri değiştirmenin” öneminden dem vuruyor ama bunlar değişmeden, beklentiler de değişmiyor. Lafla peynir gemisi yürümüyor…

Sadece İstatistiklerle Masal Anlatarak Zulmü Gizlemek Mümkün Değil

CHP’li Öztrak, Erdoğan’ın Türkiye’nin 85 milyon üzeri nüfusla milli geliri 13 bin doların üzerinde olan beş ülkeden biri olduğuna yönelik açıklamasını değerlendirdi.

Türkiye’nin olağanüstü potansiyele sahip bir ülke olduğunu, bunun için istatistiklere takla attırmaya da, suni ligler tanımlamaya da gerek olmadığını ifade eden Öztrak, “Sorun, kötü yönetim nedeniyle Türkiye’nin gücünün refah olarak milletimize yansımaması, aslen milletimize ait olan zenginliğin faiz lobilerinin, yandaş müteahhitlerin ve rüşvet çetelerinin cebine akmasıdır” dedi.

Türkiye’nin kötü yönetildiğini, bu nedenle elindeki çok büyük imkanlara rağmen refah liginde değil, Sefalet Liginde zirveye oturduğunu belirten Öztrak, “Türkiye OECD ülkeleri arasında; gelirin en adaletsiz dağıldığı iki ülkeden biri. Yine OECD ülkeleri arasında Sefalet Endeksi’nde ise birinci… Dünyada, enflasyonun en yüksek olduğu 6, gıda enflasyonunun en yüksek olduğu 4 ülkeden biriyiz” değerlendirmesinde bulundu.

Hukuk devletinin aşındırıldığı, seçilmiş belediye başkanları ipe sapa gelmez davalarla siyaset dışı bırakılmak istendiği, ekonominin en temel kurallarının ters yüz edildiği, ekonomi yönetimi tasarruf, rasyonellik derken Saray’ın hovardalık yaptığı yerde sadece istatistiklerle masal anlatarak ülkedeki zulmü, ekonomideki kırılganlığı gizlemenin mümkün olmadığını kaydeden Öztrak, “Ülke yönetilmiyor, savruluyor. Milletimiz, işsizlik ile hayat pahalılığı arasında eziliyor. Artık emekçi de, emekli de, çiftçi de, esnaf da, canı yanan yatırımcı da Sarayın masallarını dinlemek istemiyor” dedi.

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Türkiye, dünyada hem nüfusu 85 milyonun hem de kişi başına geliri 13 bin doların üzerinde olan beş ülkeden biri” sözlerini yazılı bir açıklamayla değerlendirdi.

Öztrak, açıklamasında şunları belirtti:

SORUN MİLLETİN ZENGİNLİĞİNİN LOBİLERİN, YANDAŞLARIN CEBİNE AKMASI

Ekonomimiz büyüktür, güçlüdür… Türkiye, genç nüfusuyla, bereketli topraklarıyla, dünyanın her yerinde ter döken iş insanlarıyla, yer kürenin kalbindeki konumuyla, 4,5 saatlik uçuş mesafesinde 1,5 milyarlık nüfusa, 58 ülkeye ve 21,5 trilyon dolarlık pazara erişebilen olağanüstü potansiyele sahip bir ülkedir. Bunun için istatistiklere takla attırmaya da, suni ligler tanımlamaya da gerek yoktur… Sorun, kötü yönetim nedeniyle Türkiye’nin gücünün refah olarak milletimize yansımaması, aslen milletimize ait olan zenginliğin faiz lobilerinin, yandaş müteahhitlerin ve rüşvet çetelerinin cebine akmasıdır.

BURADAN BAŞARI HİKAYESİ YAZMAYA ÇALIŞMAK ABESLE İŞTİGAL

Milli gelirimiz şu an, 10 yıllık patinajın ardından ancak 2013’teki seviyesini yakalayabildi. Ama bunun da milletimizin kahir ekseriyetine bir faydası yok. Çünkü gelir son derece adaletsiz dağılıyor. Öyle ki Türkiye, Üyesi olduğu Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) içerisinde gelirin en adaletsiz dağıldığı iki ülkeden biri… Ayrıca Erdoğan’ın tanımladığı, “Nüfusu 85 milyonu, kişi başına geliri 13 bin doları geçen ülkeler” liginde 18 ülke var. Bu ligde beraber yarıştığımız ülkeler arasında; Pakistan, Nijerya, Bangladeş, Filipinler, Etiyopya, Vietnam, Kongo, İran da yer alıyor. Türkiye yıllardır bu ülkelerin önünde yer alıyor. Buradan kendine bir başarı hikayesi yazmaya çalışmak abesle iştigaldir.

SEFALET ENDEKSİNDE OECD LİDERİYİZ

Bu kötü yönetim, muazzam potansiyele sahip ülkemizi refahın ve zenginliğin zirvesine taşıyacağına, OECD ülkeleri arasında Sefalet Endeksi’nde birinciliğe taşıdı. Türkiye hala dünyada, enflasyonun en yüksek olduğu 6, gıda enflasyonunun en yüksek olduğu 4 ülkeden biri…

KURU TUTARAK DOLAR CİNSİNDEN GELİRİ YÜKSEK GÖSTERMEK SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİL

Son olarak, ihracatçının nefesini kesen, başka ülkelerin ihracatçısını destekleyen, “Kura yaslanarak enflasyonu düşürme” stratejisiyle dolar cinsinden kişi başına geliri, TL cinsinden gelirden daha hızlı artırabilirsiniz. Ama bunun millete faydası yoktur, büyümenin önünü keser, sürdürülebilir değildir. Daha önce defalarca bunu yaşadık. Bir ülkede; hukuk devleti yoksa, siyasi yasak davaları siyasetçilerin tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallanıyorsa, seçilmiş belediye başkanları ipe sapa gelmez davalarla siyaset dışı bırakılmak isteniyorsa, idari kararlarla milletin malına mülküne el konuyorsa orada yatırım olmaz, iş olmaz, aş olmaz.

ÜRETİMİN CEZALANDIRILDIĞI YERDE SAĞLIKLI BÜYÜME OLMAZ

Ekonomide, üreten cezalandırılıyorsa, verimlilik sağlanamıyorsa, yeşili koruyacak, teknolojik gelişmeyi KOBİ’lere yayacak, refahtan tüm vatandaşları yararlandıracak, kimsenin dışlanmadığı bir kalkınma stratejisi ortaya konamıyorsa, orada sağlıklı bir büyümeden söz edilemez. En tepede oturanların, ucuz kredi dağıtarak seçim kazanmaya çalıştığı, bunu da Londra’daki yatırımcılara “Faiz sebep, enflasyon sonuç” safsatasıyla pazarlamaya kalktığı, enflasyonu azdıran, pahalılığı coşturacak bu kararı millete ise “Nass” diyerek anlattığı, dinselleştirdiği, dokunulmaz hale getirmeye çalıştığı, bunun için ikide bir bakan ve TCMB Başkanı değiştirdiği yerde kimse ekonomiye güvenmez.

SADECE İSTATİSTİKLERLE MASAL ANLATARAK ZULMÜ GİZLEMEK MÜMKÜN DEĞİL

Yeni ekonomi yönetimi faizi yüzde 50’ye çıkararak “rasyonel zemine döndüklerini” söylerken, Saray, “itibardan tasarruf olmaz” diyerek milletin parasıyla hovardalık yapıyorsa, ekonomide milletin önüne dengesiyle, takvimiyle, eylemlerin etki analizleriyle, sonuçları kontrol ve takip edilebilir gerçek bir program konamadıysa, sadece istatistiklerle masal anlatarak ülkedeki zulmü, ekonomideki kırılganlığı gizlemek mümkün değildir. Ülke yönetilmiyor, savruluyor. Milletimiz, işsizlik ile hayat pahalılığı arasında eziliyor. Artık emekçi de, emekli de, çiftçi de, esnaf da, canı yanan yatırımcı da Sarayın masallarını dinlemek istemiyor.

Mali Disiplin Konusunda Hükümetin Samimiyeti Daha Çok Su Kaldıracağa Benziyor

CHP’li Öztrak, Ağustos ayında Cumhurbaşkanlığı başta olmak üzere genel bütçe kapsamındaki idarelerin giderlerindeki artışlara dikkat çekerek, “Atalarımız ‘balık baştan kokar’ demişler… Ekonomi yönetimi tasarruf deyip millete sabır tavsiye ederken, geçen yıl ağustosta 510 milyon lira olan Cumhurbaşkanlığının giderleri bu yıl üç kattan fazla artarak 1 milyar 799 milyon liraya fırladı. Yılın ilk 8 ayında, Cumhurbaşkanlığının toplam harcaması 8 milyar 370 milyon liraya ulaştı” dedi.

Önceki yılın aynı ayına göre aralarında bakanlıkların, başkanlıkların, genel müdürlüklerin bulunduğu Genel Bütçeli 41 idareden sadece 2’sinin giderleri azalırken, 39’unun giderlerinin arttığını, 30’unun giderlerindeki artışın yıllık enflasyonun üzerinde olduğunu, bunlardan 12’sinin giderlerindeki artışın ise yüzde 100’ün üzerinde olduğunu ifade eden Öztrak, “Mali disiplin konusunda, Hükümetin samimiyeti daha çok su kaldıracağa benziyor” değerlendirmesinde bulundu.

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, 2024 Ağustos ayı bütçe gerçekleşmeleriyle ilgili yaptığı açıklamada şunları belirtti:

BÜTÇENİN DIŞINA SÜPÜRÜLEN HARCAMALAR

Geçtiğimiz yıl Ağustos ayında 51,3 milyar lira fazla veren bütçe, bu yıl aynı dönemde 129,6 milyar lira açık verdi. Yılın ilk 8 ayında ise toplam bütçe açığı, geçtiğimiz yılın aynı döneminin 590,2 milyar lira üstüne çıkarak 973,6 milyar lira oldu. Bunun içinde geçtiğimiz yılın ikinci yarısında Merkez Bankası’na devir edilen KKM harcamaları yok, geçen yıl son ayında emanete alınan, bu yıl harcaması bütçede görünmeyen milyarlarca lira yok. Bunlar bütçe dışına süpürülmüş olsa da finansman ihtiyacı yok olmuyor.

MALİ DİSİPLİN MESELESİ DAHA ÇOK SU KALDIRIR

Ortada hala giderleri kısarken gelirleri artıracak, bunu yaparken toplumun en kırılgan kesimlerini kucaklayacak bir bütçe yok. Ağustos ayında önceki yıla göre faiz hariç harcamalar yüzde 52 artarken, vergi gelirlerindeki artış yüzde 6’da kalmış. Bu aralar çokça gündeme gelen mali disiplin konusunda, Hükümetin samimiyeti daha çok su kaldıracağa benziyor.

BALIK BAŞTAN KOKAR: CUMHURBAŞKANLIĞININ HARCAMALARI ÜÇE KATLANDI

Atalarımız “balık baştan kokar” demişler… Ekonomi yönetimi “tasarruf” deyip millete “sabır” tavsiye ederken, geçen yıl ağustos ayında 510 milyon lira olan Cumhurbaşkanlığının giderleri, bu yıl üç kattan fazla artarak 1 milyar 799 milyon liraya fırlamış! Bu yılın ilk 8 ayında ise Cumhurbaşkanlığının harcamaları Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 137,4 artışla 8 milyar 370 milyon liraya ulaşmış. Ağustos ayında önceki yılın aynı ayına göre Genel Bütçe kapsamındaki (bakanlıklar, başkanlıklar, genel müdürlükler vd.) 41 idareden sadece 2’sinin giderleri azalmış, 39’unun giderleri artmış. Bu 39 idareden 30’unun giderlerindeki artış enflasyonun üzerinde ve yine bunlardan 12’sinin giderlerindeki artış ise yüzde 100’ün üzerinde.

KÖİ GARANTİLERİNE 50 MİLYAR LİRA, FAİZ LOBİLERİNE 764 MİLYAR LİRA!

Yine Ağustos ayında Saray Hükümetinin “Bir kuruş bile vermedik” dediği, geçilmeyen yollar ve köprülerin, uçulmayan havalimanlarının, yatılmayan hastanelerin döviz cinsinden garantilerine 1 milyar 971 milyon lira daha ödemişiz. İlk 8 ayda bu projelerin garantileri için milletin cebinden alınıp Saray müteahhitlerinin cebine konan para 49 milyar 632 milyon 401 bin lira! Aynı dönemde milletin cebinden alınıp faiz lobilerinin cebine konan faiz harcamaları 764 milyar 8 milyon 199 bin lira! Sözün özü: Lafla peynir gemisi yürümüyor… Bütçe disiplini lafla değil, yaparak oluyor!

Ekonomide Yavaşlamaya Rağmen Enflasyon Hızını Kesmiyor

CHP’li Öztrak, ekonomideki yavaşlamaya rağmen enflasyonun hız kesmediğine dikkat çekerek, “Bu yıl ağustos ayında, serideki tüm Ağustos ayları itibariyle en yüksek ikinci aylık enflasyon kaydedildi. Enflasyonun direnç göstermeye devam etmesi, uygulanan politikaların yeterince etkili olmadığını gösteriyor” dedi.

Ağustos ayında da hızı yeterince kesilmeyen enflasyonla yıl sonu hedefine ulaşmanın giderek zorlaştığına dikkat çeken Öztrak, “Sadece sıkı para politikasına yaslanarak ve döviz kurunu tutarak enflasyonla mücadele etmeye çalışmak, boksörü tek kolunu bağlayarak ringe çıkarmaya benzer. Ve ekonomide her hesabın, her denklemin arkasında insan vardır. Yapılan hataların faturasını her zaman, bu Hükümetin görüp duymadığı vatandaş öder” değerlendirmesinde bulundu.

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Ağustos ayı enflasyon verileriyle ilgili yaptığı açıklamada şunları belirtti

EN YÜKSEK İKİNCİ AĞUSTOS ENFLASYONU

Enflasyon hız kesmiyor… Ağustos’ta İTO’nun yüzde 1,73; EN-AG’ın yüzde 3,47 hesapladığı aylık enflasyon, TÜİK’e göre yüzde 2,47 oldu. Bu, ağustos ayları itibariyle TÜİK’in mevcut serisindeki en yüksek ikinci aylık fiyat artışı! Geçen yıl seçim sonrasında üst üste gelen zamlarla temmuz ve ağustos aylarında enflasyon yüzde 9’un üzerine çıkmıştı. Bunun sebep olduğu baz etkisiyle, ağustos ayında aylık enflasyonda serinin en yüksek ikinci fiyat artışı kaydedilmesine rağmen, yıllık enflasyon gerilemiş görünüyor.

YILSONU ENFLASYON HEDEFİNE ULAŞMAK ZOR

Merkez Bankası’nın yılsonu enflasyon tahmininin üst bandı yüzde 42. Bunun tutması için bundan sonraki dört ayda gerçekleşecek enflasyonun toplamda 7,62 puanı, aylık ortalama artışın da 1,8 puanı geçmemesi gerekiyor. Geçtiğimiz 3 yılda son 4 ayda gerçekleşen enflasyonlar ise bunun çok üstünde.

TÜRK-İŞ VE İTO GIDA FİYATLARI ARTTI DERKEN, TÜİK DÜŞTÜ DİYOR

Diğer taraftan TÜRK-İŞ ve İTO ağustosta gıda fiyatlarının arttığını tespit ederken, TÜİK düştüğünü söylüyor. Ama milletimiz, pazar tezgahlarındaki, market raflarındaki yangını yaşıyor. Ayrıca, son bir yılda eğitim fiyatları yüzde 121, kiralar yüzde 121, yataklı tedavi hizmeti fiyatları yüzde 79, demiryolu ve karayolu ile yolcu taşımacılığı hizmetlerinin fiyatları ise yüzde 70-80 artmış.

EKONOMİDE YAVAŞLAMAYA RAĞMEN ENFLASYON DİRENÇ GÖSTERİYOR

Dün gelen yılın ikinci 3 ayına ilişkin büyüme verileri, ekonomide ciddi bir yavaşlamayı gösteriyordu. Bu yavaşlamaya rağmen enflasyonun direnç göstermeye devam etmesi, uygulanan politikaların yeterince etkili olmadığını gösteriyor. Peki neden? Öncelikle, suyun başında hala Saray’ın olduğunu, sorunun sebebi olanın çözümün adresi olmayacağını herkes biliyor. Bunun tersine inandırmak için; beklentileri değiştirecek, milletimizi bir daha hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağına ve eski hataların tekrarlanmayacağına inandıran, hukukun üstünlüğünü sağlayan, ekonominin rekabet gücünü artıran, sosyal destek ağlarıyla herkesi kucaklayan ve kimseyi dışlamayan, belli takvime ve eylem planına bağlı, sürdürülebilir bir program da hala ortada yok!

BOKSÖRÜN TEK KOLUNU BAĞLAMAK GİBİ

Sadece sıkı para politikasına yaslanarak ve döviz kurunu tutarak enflasyonla mücadele etmeye çalışmak, boksörü tek kolunu bağlayarak ringe çıkarmaya benzer. Nitekim aylık çekirdek enflasyonun TÜFE’nin üzerine çıkması bahsedilen yılsonu hedefleri açısından iyi haber değil. Bu veriler, önümüzdeki dönem ekonomide daralmanın daha da hızlanacağı ancak enflasyonun katılığını sürdüreceğini gösteriyor. Vatandaşlarımızın sadece hayat pahalılığıyla değil, kalitesizleşen istihdam ve işsizlik arasında da daha fazla ezileceği anlaşılıyor. Ekonomi sadece rakamlar, grafikler, tablolar değildir. Her hesabın ve denklemin arkasında insan vardır. Ve faturayı her zaman, bu Hükümetin görüp duymadığı vatandaş öder.

Saray Mamulü Enflasyon Milletin Cebini Boşaltıyor

CHP’li Öztrak, Ağustos ayında açlık sınırının 19 bin 271 liraya yükseldiğini, açlık sınırı altındaki 17 bin liralık asgari ücretin ortalama ücret haline geldiği Türkiye’de çalışanların karnını doyurmakta zorlandığını belirterek, “Saray mamulü enflasyon ve hayat pahalılığı milletimizin cebini boşaltmaya devam ediyor” dedi.

Ekonomi çevrelerinde tartışılan, piyasanın enflasyon beklentileri ile vatandaşların enflasyon beklentileri arasındaki makasa da dikkat çeken Öztrak, “Ömer Seyfettin’in dediği gibi ‘Milletimiz âlim değildir ama ariftir.’ İrfanıyla sezer, fark eder ve bilir. Çarşıdaki dükkanların, pazardaki tezgahların, marketteki rafların halini, her geçen gün artan hayat pahalılığını, onunla boğuşan, mücadele eden vatandaşlarımızdan daha iyi kim anlayabilir?” diye sordu.

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek’in “fiyat istikrarına ulaşarak gelir dağılımında adalet ve refah sağlayacakları” yönündeki açıklamasına da değinen Öztrak, “Siz böyle derseniz  ‘Türkiye’yi enflasyonda dünyada, gelir adaletsizliğinde OECD ülkeleri arasında zirveye taşıyan kim?’ diye sorarlar. Bu soru, bu yönetimin başında Demokles’in kılıcı gibi sallanır. Sözün özü: Bu gidişi radikal bir biçimde değiştirecek dört başı mamur bir program ortaya konmadıkça, sorunun sebebi olanlar çekip gitmedikçe ülkeye ne adalet ne de refah gelir” değerlendirmesinde bulundu.

CHP’li Öztrak’ın paylaştığı grafiklerde Türkiye’nin 2024 itibariyle dünyada enflasyonun en yüksek olduğu iki ülkeden biri olduğu görülüyor.

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak Ağustos ayı açlık sınırı, ekonomik güven ve sektörel enflasyon beklentilerini sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla değerlendirdi.

Öztrak açıklamasında şunları kaydetti: 

SARAY MAMULÜ ENFLASYON MİLLETİN CEBİNİ BOŞALTIYOR

Ağustos ayında dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 19 bin 271 liraya yükseldi. Çalışanların yarısından fazlasının 17 bin liralık asgari veya civarında bir ücretle çalışmak zorunda olduğu ülkemizde, çalışanlar her geçen gün karınlarını doyurmakta daha da zorlanıyor. Saray mamulü enflasyon ve hayat pahalılığı milletimizin cebini boşaltmaya devam ediyor.

EKONOMİK GÜVENDE BÖYLE BİR DÜŞÜŞÜ EN SON 2018’DE GÖRDÜK

Dün açıklanan Ekonomik Güven Endeksi de son 5 aydır kesintisiz düşüyor. Ekonomik güvende böyle kesintisiz bir düşüş serisini 2018 yılından bu yana görmemiştik. Ağustos ayında Reel Kesim Güven Endeksi ile Hizmet Sektörü Güven Endeksleri Ekonomik Güven Endeksini aşağı çekti. Reel Kesim Güven Endeksinin alt endeksleri üretim, istihdam, sipariş miktarı ve yatırımla ilgili önümüzdeki 3 aylık döneme ilişkin beklentilerin olumsuz olduğunu gösteriyor. Hizmet Sektöründe beklentilerin ise hem son 3 aylık dönem, hem önümüzdeki 3 aylık dönemle ilgili karamsar olduğu görülüyor.

ENFLASYONUN GERÇEĞİNİ ONUNLA MÜCADELE EDEN VATANDAŞ BİLİR

Yine geçtiğimiz günlerde Merkez Bankası tarafından yayımlanan Sektörel Enflasyon Beklentileri anketinin sonuçları da dikkat çekici. Enflasyon beklentilerinde piyasa ile hane halkı arasındaki makas uzun süredir konuşuluyordu. Hatta son Enflasyon Raporu toplantısında da bu konu üzerinde uzun uzadıya duruldu. Talepte dengelenme ve reel değerlenme ile birlikte “dezenflasyon sürecinin 3 ana unsurundan biri” olarak sayıldı. Merkez Bankası anketinin Ağustos ayı sonuçları, 12 ay sonrası için yıllık enflasyon beklentilerinin: piyasa katılımcılarına göre 1,3 puan azalışla yüzde 28,7; reel sektöre göre 1,2 puan azalışla yüzde 53,8; hanehalkına göre 1,1 puan artışla yüzde 73,1 olduğunu söylüyor. Ömer Seyfettin’in dediği gibi “Milletimiz âlim değildir ama ariftir.” İrfanıyla sezer, fark eder ve bilir. Çarşıdaki dükkanların, pazardaki tezgahların, marketteki rafların halini, her geçen gün artan hayat pahalılığını, onunla boğuşan, mücadele eden vatandaşlarımızdan daha iyi kim anlayabilir?

EKONOMİDE HER DENKLEMİN ARKASINDA İNSAN VARDIR

Ekonomide her denklemin arkasında insan vardır. Gerekli reformları yapmadan, ortaya dört başı mamur, sonuçları ölçülebilir bir ekonomi programı ve takvimi belli eylem planı koymadan, sadece “düzeliyor” diyerek ekonomi düzelmez. Sadece “sabır” telkin ederek ekonomi yönetilmez. İnsanların sabretmesi için sabrın sonunun selamet olacağını bilmesi gerekir. Bunun için de insanların hiçbir şeyin eskisi olmayacağına inanması gerekir.

EKONOMİYİ MİLLETE ZULÜM ARACINA DÖNÜŞTÜRDÜNÜZ

Aksi halde, sadece para politikasına yüklenip, döviz kurunu tutarak enflasyonu düşürmeye çalışırsanız; çok kazanan, vergi ödemeyen, enflasyon fırsatçılığıyla kazancı zirve yapan gününü gün ederken, fedakarlığın büyüğünü dar ve sabit gelirli vatandaştan beklerseniz, kimse sizin adaletinize inanmaz ve kimse enflasyonu düşüreceğinize güvenmez. Ekonomiyi millete zulüm aracına dönüştürürsünüz.

ÜLKEYİ ENFLASYONDA DÜNYANIN, GELİR ADALETSİZLİĞİNDE OECD’NİN ZİRVESİNE TAŞIDINIZ

Sonra, Hazine ve Maliye Bakanınız çıkıp “Enflasyon düşünce gelir dağılımında adalet ve refah atışı da olacak” diye açıklama yapınca, “Türkiye’yi enflasyonda dünyada, gelir adaletsizliğinde OECD ülkeleri arasında zirveye taşıyan kim?” diye sorarlar. Bu soru, bu yönetimin başında Demokles’in kılıcı gibi sallanır. Sözün özü: Bu gidişi radikal bir biçimde değiştirecek dört başı mamur bir program ortaya konmadıkça, sorunun sebebi olanlar çekip gitmedikçe ülkeye ne adalet ne de refah gelir.

İşsizlikte Böyle Bir Artışı Sadece Pandemi Döneminde Görmüştük

CHP’li Öztrak, gerçek işsiz sayısının yılın ilk iki çeyreğinde birer milyon kişi arttığına dikkat çekerek, “Gerçek işsiz sayısında iki çeyrek üst üste 1 milyon kişiden fazla artışı, daha önce sadece pandemi döneminde görmüştük. Saray’ın ‘faiz sebep’ politikalarının sebep olduğu enflasyon canavarını kontrol altına almanın işsizlik cinsinden faturası her geçen gün büyüyor” dedi.

Yılın ikinci çeyreği itibariyle üniversite mezunu işsiz sayısının 1 milyona dayandığını; 6,3 milyon gencin ise ne okuduğunu, ne çalıştığını, ev genci olarak evde anasının babasının eline baktığını kaydeden Öztrak, “Ne emeklerle büyütülen, yetiştirilen, okutulan ve ülkemizin en önemli stratejik üstünlüğü olan gençlerimiz işsiz” dedi.

Emeklilik nedeniyle işgücüne dahil olmayanların sayısında bir yılda 800 bin kişi azalış olduğuna dikkat çeken Öztrak, emeklilerin eriyen aylıkları nedeniyle çalışmak zorunda kaldıklarını belirtti.

Hükümetin geçmişteki hatalarının bedelini, olan bitenden en ufak bir sorumluluğu olmayan vatandaşlara yüklediğini söyleyen Öztrak, “Bu sorunların sebebi olan eski strateji de, yeni strateji de irrasyonel, yani akıl dışıdır” değerlendirmesinde bulundu.

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, TÜİK tarafından yayınlanan 2024 yılı 2. Çeyrek İşsizlik verilerini, sosyal medya hesabından paylaştığı açıklamayla değerlendirdi. Öztrak, açıklamasında şunları ifade etti:

İŞSİZ SAYISINDA BÖYLE BİR ARTIŞI, SADECE PANDEMİ DÖNEMİNDE GÖRMÜŞTÜK

Yılın ikinci üç ayında gerçek işsiz sayısı 1 milyon kişiden fazla arttı. Ülkemizdeki işsizlerin sayısı 11 milyon kişiye dayandı. Gerçek işsiz sayısında iki çeyrek üst üste 1 milyon kişiden fazla artışı, daha önce sadece pandemi döneminde görmüştük. Saray’ın “faiz sebep” politikalarının sebep olduğu enflasyon canavarını kontrol altına almanın işsizlik cinsinden faturası her geçen gün büyüyor.

6,3 MİLYON EV GENCİ ANA BABASININ ELİNE BAKIYOR

Yine bu dönemde, 15-34 yaş aralığında ne bir işte çalışan ne de okuyan insanlarımızın sayısı 6 milyon 312 bin kişi oldu! Üniversite mezunu işsiz sayımız ise 837 bin kişi! Ne emeklerle büyütülen, yetiştirilen, okutulan ve ülkemizin en önemli stratejik üstünlüğü olan gençlerimiz işsiz! Taşı sıksa suyunu çıkaracak milyonlarca gencimiz, ev genci olmuş, evde oturup ana babasının eline bakıyor.

EMEKLİLİK NEDENİYLE İŞGÜCÜNE DAHİL OLMAYANLARIN SAYISINDA DİKKAT ÇEKİCİ DÜŞÜŞ

Önceki yılın aynı dönemine göre iş bulma ümidini yitirdiği için iş aramaktan vazgeçenlerin sayısı da 294 bin kişi artmış. 1 milyon 965 bin kişiye ulaşmış. Emekli olduğu için işgücüne dahil olmayanların sayısındaki düşüş ise dikkat çekici. Önceki yılın aynı dönemine göre “Emekli olduğu için” çalışmayanların sayısı 809 bin kişi azalışla 4 milyon 373 bin kişiye düşmüş. Emekli maaşları eridikçe onca yıl çalıştıktan sonra artık dinlenme zamanı gelen milyonlarca emeklimiz hayata tutunmak için ilerlemiş yaşına rağmen kayıtlı-kayıtsız çalışmak zorunda kalıyor.

YENİ STRATEJİ DE ESKİSİ GİBİ “İRRASYONEL”

Milleti enflasyon ile işsizlik arasında ezen, geçmişteki hataların bedelini olan bitenden en ufak bir sorumluluğu olmayan vatandaşlara yükleyen bir dezenflasyon stratejisine rasyonel denebilir mi? Bu sorunların sebebi olan eski strateji de, yeni strateji de irrasyonel yani akıl dışıdır…

Gerçek İşsiz Sayısı Haziran’da Rekor Kırdı

CHP’li Öztrak, Haziran ayında gerçek işsiz sayısının rekor kırarak 11,5 milyon kişinin üzerine çıktığına ve ilk kez resmi işsiz sayısının 3,5 katına ulaştığına dikkat çekti.

Hükümetin geçen yıl genel seçimleri kazanmak için uyguladığı faizleri yüzde 8’lerde tutma politikasının faturasının giderek daha net ortaya çıktığını ifade eden Öztrak, “Şimdi önemli olan bu faturayı, bu faiz hovardalığından yararlananlara ödettirecek bir stratejinin izlenmesi. Ama ortada bunun emaresi yok. Bu gidişle olan bir kere daha orta direğe, dar ve sabit gelirlilere olacak” değerlendirmesinde bulundu.

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, bugün açıklanan 2024 Haziran ayı işsizlik verileriyle ilgili sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede şunları ifade etti:

GERÇEK İŞSİZ SAYISI REKOR KIRDI

Haziran ayında gerçek işsiz sayısı rekor kırdı. Resmi işsizlik oranı da birkaç aylık düşüşün ardından yeniden artışa geçti. Resmi işsizlerin sayısı bir ayda 234 bin kişi artarak 3 milyon 305 bin kişiye ulaştı. Bu, 2021 Şubat ayından sonra işsiz sayısına kaydedilen en yüksek artış. Gerçek işsiz sayısı ise daha önce görülmemiş şekilde, tek bir ayda 2 milyon 129 bin kişi artarak 11 milyon 553 bin kişiye çıktı. Türkiye’deki gerçek işsizlerin sayısı, dünya üzerindeki 111 ülkenin nüfusunu aştı.

RESMİ İŞSİZ SAYISI İLE GERÇEK İŞSİZ SAYISI ARASINDAKİ FARK GÖRÜLMEMİŞ ŞEKİLDE AÇILDI

Haziran ayında gerçek işsiz sayısı ile resmi işsiz sayısı arasındaki fark da daha önce görülmemiş bir biçimde açıldı, 8 milyon 248 bin kişiye ulaştı. Gerçek işsiz sayısı, ilk kez resmi işsiz sayısının 3,5 katına ulaştı! Gerçek işsiz sayısında 2 milyon 129 bin kişilik artışın; 234 bin kişilik kısmı resmi işsiz sayısındaki artıştan, 895 bin kişilik kısmı daha fazla çalışmak istediği halde bu imkanı bulamayan ve haftada 40 saatten az çalışmak zorunda kalanları ifade eden “zamana bağlı eksik istihdam edilenlerin” sayısındaki artıştan, 1 milyon kişilik kısmı ise iş bulma ümidini yitirdiği için ya da başka bir sebeple iş aramaktan vazgeçenleri ifade eden “iş aramadığı halde çalışmaya hazır olanların” sayısındaki artıştan kaynaklanıyor.

TÜİK’İN SİHİRLİ DEĞNEĞİ

Ekonominin iş imkanı sağlama kapasitesini gösteren istihdam edilenlerin sayısı ve istihdamın kalitesi de çok ciddi alarm veriyor. Çalışanların sayısında Haziran’da 341 bin kişilik düşüş dikkat çekiyor. Zamana bağlı eksik istihdam edilenlerin sayısı ise yılın ikinci çeyreğinde her ay 1 milyon kişi yukarı ya da aşağı yönlü oynamış görünüyor. Bu da toplam istihdamın ve işsiz sayısının yönünü yukarı ya da aşağı çeviriyor… Bu durum, işsizlik sayılarına sihirli bir değneğin dokunduğu şüphelerini artırıyor.

“FAİZ SEBEP” POLİTİKALARININ FATURASINI, FAİZ HOVARDALIĞINDAN YARARLANANLAR ÖDEMELİ

TÜİK verileri ne kadar makyajlarsa makyajlasın, vatandaşlarımız yaşadığını biliyor. “Faiz sebep” diyerek ekonomiyi kimin alt üst ettiğini, kendisinin hayat pahalılığı ile işsizlik arasına sıkışmasına kimlerin sebep olduğunu çok net görüyor. Ekonomide genel seçimleri kazanmak için faizleri yüzde 8’lerde tutmanın faturası giderek daha net ortaya çıkıyor. Şimdi önemli olan bu faturayı, bu faiz hovardalığından yararlananlara ödettirecek bir stratejinin izlenmesi. Ama ortada bunun emaresi yok. Bu gidişle olan bir kere daha orta direğe, dar ve sabit gelirlilere olacak.

Saray Fukaranın Tavuğunu Rantiyelerin, Faiz Lobilerinin Folluğuna Yumurtlatıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin bu yılın Ocak-Kasım dönemine milyonlarca çiftçi ve esnafa reva gördüğü desteğin, bir avuç faiz lobisine ve yandaşa...
Devamını oku

Ekonomi Arabasının Motoru Boğuldu, Şanzımanı Dağıldı

CHP’li Öztrak, ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadeleden sadece faiz lobileriyle sıcak para partileri vermeyi anladığını belirterek, “Yüksek faiz ve kontrollü kura...
Devamını oku

Tutuklanan TCMB Başkan Yardımcısının Attığı Diğer İmzalar Hakkında İç Soruşturma Yapıldı Mı?

CHP’li Öztrak, Bankalararası Kart Merkezi soruşturması kapsamında tutuklanan, Merkez Bankası’nın Başkan Yardımcısı Emrah Şener’in TCMB’deki görevi sırasında attığı diğer imzalarla...
Devamını oku

Resmi İşsiz Sayısı İle Gerçek İşsiz Sayısı Arasındaki Fark İlk Kez 10 Milyonu Aştı

CHP’li Öztrak, Haziran ayında gerçek işsiz sayısının 13,4 milyon kişiye ulaşarak rekor kırdığını; resmi işsiz sayısı ile gerçek işsiz sayısı...
Devamını oku

Sadece İstatistiklerle Yalan Değil; İstatistiklerle Talan

CHP’li Öztrak, TÜİK’in açıkladığı Haziran ayı rakamının beklentilerin ve diğer kurumların hesaplarının çok altında kaldığına, market fiyatlarındaki değişimler ile TÜİK’in...
Devamını oku

Faiz Harcamalarının Bütçe Üzerindeki Baskısı Artıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin hukuk tanımazlığı nedeniyle artan faizlerin bütçe üzerine her ay daha fazla baskı yaptığına dikkat çekerek, “İlk 4...
Devamını oku

Milli İradeye Darbe Süreci Ekonomik Görünümü Bozdu

CHP’li Öztrak, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’ndaki Türkiye ekonomisiyle ilgili tahminlerin, Sarayın millet iradesine darbe süreci sonrasında kötüleştiğine dikkat çekerek, “Uluslararası...
Devamını oku

Satılan Milyarlarca Dolar Rezervi Kimler Topladı

CHP’li Öztrak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından mali piyasalarda yaşanan tsunami sırasında ülkenin 40 milyar dolardan fazla...
Devamını oku

 İletişim

Bize her türlü görüş ve önerilerinizi bildirmek için sağ tarafta yer alan bilgilerden bize ulaşabilirsiniz.
CHP Genel Merkezi: Anadolu Bulvarı No: 12 06520
Söğütözü / ANKARA
Telefon: +90 (312) 207 40 00
Telefon 2: +90 (312) 420 59 48-49
Faks: +90 (312) 207 40 14
E-Posta: info@faikoztrak.com