ANKARA – Kasım ayında enflasyon mevcut serinin rekorunu kırarak yüzde 12,98’e ulaştı. Türkiye bu rakamla kendi ligindeki en yüksek enflasyona sahip iki ülkeden biri oldu. Türkiye ekonomisiyle mukayese edilemeyecek Liberya, Etiyopya, Gana gibi ülkeler bile enflasyonda Türkiye’den iyi durumda.
Açıklanan son rakamlarla Türkiye, dünyanın en yüksek enflasyonuna sahip 19. ülkesi haline geldi.
Saray ve iktidar sahiplerinin ekonomideki yanlış politikalarının Türkiye’ye zarar vermek isteyen dış mihrakların da ekmeğine yağ sürdüğüne dikkat çeken CHP’li Öztrak, “Bu yanlışların bedelini milletimiz ödeyecektir. Faiz artacak, zaten kaybolan yatırım iştahı daha da kapanacaktır. Milletimiz hayat pahalılığı, borç yükü ve işsizlik altında her gün biraz daha ezilecektir” değerlendirmesinde bulundu.
CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Kasım ayı enflasyon rakamlarıyla ilgili yazılı açıklamasında şunları belirtti:
MEVCUT SERİDE REKOR
Kasım ayında tüketici enflasyonu yüzde 1,49 ile beklentilerin üzerinde gerçekleşirken yurtiçi üretici enflasyonu aynı dönemde yüzde 2,02 oldu. Geçtiğimiz ay 12 aylık yurtiçi üretici enflasyonu yüzde 17,3 olurken; 12 aylık tüketici enflasyonu mevcut seride rekor kırarak yüzde 12,98’e ulaştı. Enflasyonun gelecekteki seyri açısından önemli olan ve TCMB’nin yakından takip ettiği B ve C çekirdek enflasyon göstergelerinde de 12 aylık artışlarda tüm zamanların rekoru kırıldı.
ETİYOPYA’DAN BİLE GERİYE DÜŞTÜK
Türkiye bu enflasyon ile kendi ligindeki ülkeler arasında, Arjantin’in ardından en yüksek enflasyona sahip ikinci ülke konumuna geldi. Brezilya’da yüzde 2,7, Hindistan’da yüzde 3,58, Güney Afrika’da yüzde 4,80, Meksika’da yüzde 6,37 olan 12 aylık enflasyon Türkiye’de yüzde 13’e dayandı. Türkiye bu enflasyon oranıyla Liberya(yüzde 12,3), Etiyopya(yüzde 12,2), Gana(yüzde 11,6), Yemen(yüzde 9,5) gibi ülkelerden bile geriye düştü; dünyanın en yüksek enflasyonuna sahip 19. ülkesi haline geldi.
SARAY VE İKTİDAR SAHİPLERİ HATA YAPMAYA DEVAM EDİYOR
Özellikle son on yıldır ekonomide biriktirilen kırılganlıklar küresel likidite azaldıkça ortaya dökülüyor. Ekonomi her türlü dış müdahaleye açık hale geldi. Ancak daha da kaygı verici olan Saray ve iktidar sahiplerinin bu durumu görmeyip hala hata yapma marjına sahip olduklarını düşünmeleridir. Bu aymazlığın bedeli milletimiz için çok ağır olacaktır. Katlanılacak faiz yükü artacak, zaten kaybolan yatırım iştahı daha da kapanacak, vatandaş hayat pahalılığı, işsizlik ve borç yükü altında her gün biraz daha ezilecektir.
ZAMAN DARALIYOR
Saray ve iktidar sahiplerinin ekonomideki yanlış politikaları Türkiye’ye zarar vermek isteyen dış mihrakların da ekmeğine yağ sürüyor. Gerçekten yerli ve milli bir tavır almak istiyorlarsa, ekonominin içsel dayanıklılığını artıracak önlemleri bir an önce almaya başlamalıdırlar. Artık zaman boş tartışmalarla geçirilemeyecek kadar kıymetlidir. Saray ve iktidar sahipleri bu kıymetli zamanı ülkede hukukun üstünlüğünü sağlayacak, kurumları güçlendirecek ve herkesin işine odaklanmasını sağlayacak tedbirleri alarak değerlendirmelidir. Aksi halde kaybeden ülkemiz, ezilen yine millet olacaktır.
TBMM – Türkiye’nin altın ithalatı bu yılın ilk dokuz ayında yüzde 281 artışla 13,2 milyar dolara çıktı. Bu yıl 335 tondan fazla altın ithal eden Türkiye’nin, altın ticaretinde dikkat çeken ortağı ise Birleşik Arap Emirlikleri oldu. Türkiye’nin bu yıl, 4,8 milyar dolarlık altın ihraç ettiği BAE’den, aynı dönemde 4 milyar dolarlık da altın ithal etmesi soru işareti yarattı.
Artan altın ithalatı, Türkiye’nin cari açığında da ciddi bozulmaya sebep oldu. Yılın ilk dokuz ayında önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 27 artışla 31,1 milyar dolara çıkan cari açığın 7,4 milyar dolarlık kısmı “net altın ithalatından” kaynaklandı.
Yılın başından bu yana Merkez Bankası’nın altın rezervlerinde de yüzde 60’lık artış yaşandı. CHP’li Öztrak, “2017’nin ilk dokuz ayında ülkemizin altın ithalatındaki olağanüstü artışın sebebi nedir? TCMB altın rezervlerinin ne kadarını, hangi ülkelerde tutmaktadır?” diye sordu.
CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Türkiye’nin parasal olmayan altın ticaretindeki olağanüstü gelişmeleri TBMM gündemine taşıdı. Öztrak, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması talebiyle verdiği soru önergesinde, son dönemde Türkiye’nin altın ithalatında yaşanan olağanüstü artışa dikkat çekti.
ALTIN İTHALATI %281 ARTTI
CHP’li Öztrak’ın soru önergesinde yer alan bilgilere göre 2017 yılının ilk dokuz ayında Türkiye’nin altın ithalatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 281 artarak 13,2 milyar dolara çıktı. Miktar olarak bakıldığında ise 2016 Ocak-Eylül döneminde 97 ton olan altın ithalatı, bu yılın aynı döneminde 335 tonu aştı. Yine bu dönemde Türkiye’nin altın ihracatı ise yüzde 11,5 azalışla 5,8 milyar dolara düştü. Geçen yılın Ocak-Eylül döneminde altın ticaretinde net ihracatçı olan Türkiye, bu yılın aynı döneminde net ithalatçı oldu.
BAE İLE ALTIN TİCARETİ İZAHA MUHTAÇ
CHP’li Öztrak’ın TÜİK ve Merkez Bankası verilerinden derlediği bilgiler, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile yapılan altın ticaretiyle ilgili dikkat çekici gelişmeler yaşandığını gösteriyor. Buna göre Türkiye geçtiğimiz yılın ilk dokuz ayında BAE’ye 625 milyon dolarlık altın ihraç etti. Bu yılın aynı döneminde ise BAE’ye yapılan altın ihracatı 6 kattan fazla artışla 4,8 milyar dolara ulaştı. Bu rakamla BAE, 2017’nin ilk dokuz ayında Türkiye’nin en fazla altın ihracatı yaptığı ülke oldu.
İhracat tarafında bu gelişme yaşanırken, aynı dönemde BAE’den yapılan altın ithalatında da önemli artış yaşandı. 2016’nın ilk dokuz ayında BAE’den yapılan altın ithalatı 1,8 milyar dolar iken bu yılın ilk dokuz ayında bu rakam ikiye katlanarak 4 milyar dolara dayandı. Böylece Türkiye, ilk dokuz aylık dönemde BAE’den 4 milyar dolarlık altın ithal edip 4,8 milyar dolarlık altın ihraç etmiş oldu. Öztrak, soru önergesinde bu konuyla ilgili olarak, “BAE ile 2017’nin ilk dokuz ayında bu kadar yüksek miktarlarda parasal olmayan altın ihracat ve ithalatı izaha muhtaçtır” ifadelerini kullandı.
ALTIN İTHALATI CARİ AÇIĞI VURDU
Türkiye’nin cari açığı artan altın ithalatından olumsuz etkilendi. Bu yılın ilk dokuz ayında Türkiye’nin cari açığı yüzde 27 artışla 31,1 milyar dolara çıkarken, bu açığın 7,4 milyar dolarlık kısmı “net altın ithalatından” kaynaklandı. Türkiye’nin geçen yıl net ihracatçıyken, bu yıl net ithalatçı olduğu parasal olmayan altın ticareti olmasaydı, ilk dokuz ayda cari açık, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14 gerileyerek 23,7 milyar dolara düşecekti.
MERKEZ’İN ALTINLARI NEREDE?
Soru önergesinde, 2017’nin Ocak ayının ilk haftasında 14 milyar dolar seviyesinde olan TCMB altın rezervinin de Kasım ayının ikinci haftası itibariyle yüzde 60’a yakın artışla 22,5 milyar dolara kadar çıktığını belirten CHP’li Öztrak, Başbakan Yardımcısı Şimşek’e şu soruları yöneltti:
“2017’nin ilk dokuz ayında ülkemizin altın ithalatındaki olağanüstü artışın sebebi nedir? Bu olağanüstü altın talebinin kaynağı kurumsal mıdır? Hangi kurumlar bu kadar yüksek miktarda altın talebinde bulunmuştur? Geçmiş dönemlerde parasal olmayan altın özellikle doğal gaz ithalatında ödeme aracı olarak kullanılmıştır. Bu yıl da ödemeler dengesinde görülen yüksek parasal olmayan altın ithalatı Türkiye’nin bazı ülkelerle yaptığı ticari işlemlerde ödeme aracı olarak kullanılmak amacıyla mı yapılmıştır? Birleşik Arap Emirlikleri’ne bu yılın ilk dokuz ayında 4,8 milyar dolarlık altın ihraç edilirken, yaklaşık 4 milyar dolarlık da altın ithal edilmiştir. Bu yıl ortaya çıkan sıra dışı altın ticaretinin sebepleri araştırılmış mıdır? Hangi sonuçlara ulaşılmıştır? TCMB rezervleri içinde altının payında son dönemde görülen yüksek artışın gerekçeleri nedir? TCMB’nin altın rezervlerinin, tutulduğu ülkeler itibariyle miktar ve tutarları nedir?”
Soru Önergesinin Tam Metni İçin: CHP Faik Öztrak_Altın Ticareti Soru Önergesi
TBMM – Hükümetin ekonomide yaşanan sıkıntıları sürekli dış güçlerin ekonomik saldırılarına bağladığını ifade eden CHP’li Öztrak, ekonomideki sorunun temelinde bugüne kadar uygulanan yanlış politikalarla Türk ekonomisinin sıcak paraya bağımlı hale getirilmesinin yattığına dikkat çekti.
Hükümetin yap-işlet-devretlerde, kamu-özel iş birliği projelerinin gelirlerinde, Hazine’nin onlara verdiği garantilerde dolar kullanmasının dolara bağımlılığı artırdığını belirten Öztrak, “Bu kadar dolarize olan bir ekonomi, sıcak paraya bu kadar mahkûm hâle gelen bir ekonomi, dışarıdan bu kadar çok paraya ihtiyacı olan ekonomi dışarıdan gelebilecek her türlü etkiye ve müdahaleye açık hâle gelir” değerlendirmesinde bulundu.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Maliye Bakanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığı, Kamu İhale Kurumu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı; Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu bütçe, kesin hesap ve Sayıştay raporları ve ayrıca gelir bütçesi, 2018 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı ile 2016 yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Tasarısı maddelerinin görüşmelerine devam etti.
Komisyonda söz alan CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, ekonomide son yaşanan gelişmelerle ilgili önemli uyarılarda bulundu. CHP’li Öztrak, özetle şunları söyledi:
EKONOMİ HARARET YAPTI
Ekonomiyi bir arabaya benzetirsek arabanın gazı bütçe harcamaları, harareti enflasyon, benzini de cari açıktır, dış borçlanmadır. Türkiye ekonomisinde referandumda evet oylarını artırmak için sene başında gaza basıldı. Ekonomiyi canlandırmak için bütçe açıkları olağanüstü artırıldı. Büyüme de bununla beraber hızlandı. Yetmedi, Kredi Garanti Fonu gibi birtakım finansal düzenlemeler yapıldı. Ama araba hararet yapmaya başladı, bugün enflasyon rekor kırdı, yüzde 12. Yine, cari açık hızla büyüyor, dış borçlanma ihtiyacı hızla artıyor. Dolayısıyla bu büyümenin sürdürülebilir olmadığı açıkça ortada.
NE HÜKÜMETİN NE TCMB’NİN GÜVENİLİRLİĞİ KALDI
“Saray danışmanlarının açıklamalarının ekonomiyle ilgili bakanların açıklamalarından ve TCMB tedbirlerinden daha belirleyici hale geldiğine dikkat çene Öztrak, “Dolayısıyla ne Hükûmetin ne Merkez Bankası’nın bir güvenilirliği kalmış. Tamamen sarayın sözüne güvenilen, saraydan yapılan açıklamalara güvenilen garip bir şekilde işleyen bir ekonomiyle karşı karşıyayız” diye konuştu.”
YANLIŞ POLİTİKALAR EKONOMİMİZİ DIŞ MÜDAHALEYE AÇIK HALE GETİRDİ
Son dönemde, ekonomide gözlenen bozulmanın dışarıdan gelen birtakım etkilere bağlanmaya çalışıldığına dikkat çeken Öztrak, sürekli dış kaynaklı ekonomik tetikçilerden ve ekonomik darbelerden bahsedilmesinin gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Öztrak sözlerini şöyle sürdürdü:
“Peki, Türk ekonomisi dışarıdan gelebilecek etkilere karşı bu kadar açık? 2009 yılında bu ekonomiyi ciddi şekilde sıcak paraya mahkûm ettik, döviz geliri elde etmeyen şirketlere dövizle borçlanma imkânını vererek başladık. Bugün dolarizasyondan şikâyet ediliyor, ekonomide her şeyi dolara bağladık. Yap-işlet-devret, kamu-özel iş birliği projelerinin gelirleri, hazinenin onlara verdiği garantiler, yine, ihalelerde dolar kullanımı hepsi bu dönemde gözüktü. Şimdi, dolarizasyondan şikâyet ediyoruz. Bakın, bu kadar dolarize olan bir ekonomi, sıcak paraya bu kadar mahkûm hâle gelen bir ekonomi, dışarıdan bu kadar çok paraya ihtiyacı olan ekonomi dışarıdan gelebilecek her türlü etkiye ve müdahaleye açık hâle gelir.
BU KADAR MALİ AFFIN SEBEBİ NE?
Ekonomide yapılan hataları tespit edip çözüm bulmak yerine dış kaynaklı saldırı söylemiyle devam etmenin ekonomide tedbir almaya yardımcı olmayacağının altını çizen Öztrak, revize edilen büyüme rakamlarıyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:
“Geçen sene GSYH revize edildi. TÜİK bunu revize ederken de ‘Başta Gelir İdaresinin verileri olmak üzere artık resmî verileri kullanıyorum, ona göre revize ediyorum’ dedi. Bir de baktık, özellikle 2009-2016 arasında yüzde 3,6 olan büyüme hızı yüzde 5,2’ye çıktı. Yani, ekonomide yapılan bütün analizler havada kaldı ama bu arada uygulamalar var. Siz, 2009 ile 2016 arasında 6 tane vergi affı çıkardınız. Ekonomi bu kadar iyiyse bu afları çıkarma ihtiyacını neden duydunuz?”
VERİLEN GARANTİLERLE BORÇLAR DEVLETİN YAVAŞ YAVAŞ ÜZERİNE GEÇİYOR
“Borçlarımız hızla artıyor. Evet, devletin borçları azalıyor ama reel kesimin ve vatandaşın borçları hızla artıyor. Biz bunu söylediğimizde verdiğiniz cevap hep şu oldu: ‘Paradigmalar değişti. Bunlar özel kesimin borcu. Dolayısıyla etkilemez, vatandaşın üzerine de yük olmaz.’ Bugün ne oldu? Bütün bu borçlara karşı garanti vermeye başladınız. Kredi Garanti Fonu, borçlanma için Hazine’nin vermiş olduğu bir garantidir. Yani özel kesimin borçlarına devlet olarak kefil olduk, ödemezse bankalara devlet olarak biz ödeyeceğiz. Diğer taraftan, aynı şey EXIMBANK kredileri için söz konusu, yine, yap-işlet-devret modeli için de söz konusu. Bakın, ben o zaman uyarmış, ‘Bu borçların hepsi bir gecede devletin olur’ demiştim. Şimdi yavaş yavaş bu borçların hepsi devletin olmaya başlıyor.”