ANKARA – Başbakan Yıldırım’ın bugün yaptığı açıklamada oğullarının yurtdışındaki şirketlerinin soruşturulmasını istediği yönündeki ifadeleri değerlendiren CHP’li Öztrak, “Başbakan, kendisinin ve aile efradının mal varlığının hesabını yüce Meclis’e vermeyi kastediyorsa buna milletvekili olarak itirazımız olmaz. Kolaylaştırmak için her desteği de veririz” dedi.
CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Başbakan Binali Yıldırım’ın ABD’ye gidişi öncesi yaptığı ailesinin yurtdışındaki şirketleriyle ilgili açıklamalarını twitter’daki resmi hesabından değerlendirdi. Başbakan Yıldırım’ın Cennet Belgeleri’nde yer alan iddialarla ilgili oğullarının soruşturulmasını istediği yönündeki ifadeleri üzerine CHP’li Öztrak şunları belirtti:
1) Başbakan çocuklarının yurtdışında şirket sahibi olduğunu kabul etmiştir.
2) Bundan sonra yapılması gereken vergi cennetlerindeki şirketlerin Türkiye’de de vergi ödemesini sağlayacak, Bakanlar Kurulu’nca çıkarılması gereken listenin bir an önce yayımlanmasıdır.
3) Zenginlerin vergiden kaçınmak için kullandığı vergi cennetlerindeki faaliyetlerin vergilenmesi için tüm dünyada çalışmalar hızlanmıştır. Türkiye aynı çabayı göstermelidir.
4) Başbakan çocuklarına hesap sorulmasından bahsetmektedir. Başbakan mal varlığı ve bunun kaynağı konusunda hesap vermekte samimiyse, Anayasanın ve TBMM İç Tüzüğünün sağladığı imkanlar kullanılarak kendisine bu fırsatın tanınmasına memnun oluruz, gerekirse yardımcı da oluruz.
5) Vergiden kaçınmak, vergi yükünü düşürmek amacıyla vergisini kendi ülkesinde değil de yabancı bir ülkeye ödemek hukuki olmasa da vicdani bir sorundur.
6) Tekrar ediyorum. Başbakan, “Oğullarımın şirketleri soruşturulsun” derken kendisinin ve aile efradının mal varlığının hesabını yüce Meclis’e vermeyi kastediyorsa, buna milletvekili olarak itirazımız olmaz. Kolaylaştırmak için her desteği de veririz.
ANKARA – Başbakan Binali Yıldırım’ın ailesinin vergi cennetlerindeki şirketleri ve yabancı bayraklı gemileriyle ilgili iddialar “Cennet Belgeleriyle” yeniden gündeme geldi.
CHP’li Öztrak, vatandaş sırtına yüklenen vergi yükleriyle her geçen gün daha fazla ezilirken, Başbakan’ın, ailesinin vergi vermekten kaçmak için off-shore hesapları ve yabancı bayraklı gemileri kullandığına yönelik iddialara derhal yanıt vermesi gerektiğini ifade etti.
Gelir dağılımında artan adaletsizliklerin toplumun zengin ve fakir kesimleri arasındaki genişleyen makası artık tüm dünyanın en önemli sorunlarından biri haline getirdiğini ifade eden CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, bu çerçevede çözüm için küresel çaba ve arayışların hızlandığını belirtti. Bu arayışların gerek resmi gerekse sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerine de yansımaya başladığını kaydeden Öztrak, özellikle zengin ve yoksul arasında vergi yükünün daha adil ve dengeli dağıtılmasına dönük artan uluslararası çabaların dikkat çektiğini ifade etti.
CHP’li Öztrak yaptığı yazılı açıklamada şunları belirtti:
CENNET BELGELERİ BAŞBAKAN’IN AİLESİNE ULAŞTI
Bir yandan G-20 ve OECD gibi ekonomik kuruluşlar vergiden kaçınmak için kurulan off-shore şirketlerin faaliyetlerini denetleme konusunda uluslararası kuralları yerleştirmeye ve dayanışmayı artırmayı çabalarken; diğer yandan Avrupa Araştırmacılar Birliği, Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Birliği Konsorsiyumu gibi sivil platformlar bu tür şirketlerin sahiplik bağlantılarını inceleyerek uluslararası kamuoyunu aydınlatmaya ve farkındalık yaratmaya uğraşmaktadır. Nitekim söz konusu uluslararası araştırmacı gazeteci konsorsiyumu son olarak “Cennet Belgeleri” olarak adlandırılan ve tüm dünyada 120 politikacıya ait olduğu ifade edilen birtakım dosyalar açıklamıştır. Açıklanan dosyalardan birisinin de Başbakan Binali Yıldırım ve onun aile üyelerine ait olduğu anlaşılmaktadır. Başbakan’ın aile bireylerinin Malta’da off-shore şirketleri olduğu ve bu şirketlerin deniz taşımacılığı ile iştigal ettiği iddia edilmektedir. Şirketlerden birinin 2004’de diğerinin ise 2007’de kurulduğu ve her iki şirketin Ekim 2017 itibariyle halen faal olduğu yine aynı iddialar arasındadır.
ULAŞTIRMA BAKANIYKEN NE DEMİŞTİ?
Kuşkusuz herkesin teşebbüs özgürlüğü vardır. Başbakan’ın aile bireylerinin, paravan olmamak ve kara para aklamamak koşuluyla, Malta’da şirketlerinin olması da hukuksuz değildir. Ancak Başbakan’ın daha önce Ulaştırma Bakanı iken 2009’da söylediği “Yabancı bayraktan Türk bayrağına geçmek için üç ay süre tanıdık, bu süre zarfında Türk bayrağına geçenlerden para almıyoruz. Mazeret ortadan kalktı… Türk bayrağına geçmeyenler ısrar ederlerse biz burada iyi niyet görmüyoruz” sözleri ortadadır. Hal böyle iken Sayın Başbakan’ın aile bireylerinin yurtdışında gemi ve şirketlere sahip olması halinde bu durum Sayın Binali Yıldırım’ın ifadesiyle “iyi niyetli” görülmez, milletimizin içine sinmez.
VERGİYİ MİLLETE YÜKLEDİLER
Kaldı ki Başbakan’ın başında olduğu hükümet halktan 2018’de 613,8 milyar TL’lik vergi almayı hedefleyen bir bütçe kanununu TBMM’ye getirmiştir. Vatandaştan 2018’de ilave vergi almak amacıyla da bir torba yasa meclistedir. Milletimizin tütününü saracağı kâğıttan bile artık vergi alınacaktır. Artan vergi yüküne halkın tepkisini hafifletmek için savunma harcamalarındaki artışı gerekçe gösteren Hükümetin üyelerinin de vergi verme konusunda özen göstermeleri gerekir. Bu nedenle Sayın Binali Yıldırım vakit kaybetmeden bu iddialara yanıt vermelidir. Aile bireylerinin vergi cennetlerinde şirketlerinin, yabancı bayraklı gemilerinin olup olmadığını kamuoyuyla paylaşmalıdır. Millete vergilendirilmiş kazanç kutsaldır diyenlerin kendi kazançlarının da ülkede vergilendirilmesinde örnek olma zorunlulukları vardır.
ANKARA – Ekim ayında yıllık enflasyon 9 yılın rekorunu kırarak yüzde 12’ye dayandı, yılsonunda çift haneli enflasyon garantilendi. Fiyatlardaki artış özellikle sağlık, gıda, ulaştırma gibi vatandaşı doğrudan etkileyen alanlarda had safhaya ulaştı.
Hükümet ekonominin coştuğunu iddia ederken asıl coşanın hayat pahalılığı olduğunu söyleyen CHP’li Öztrak, Türkiye’nin sıcak paraya tefeci faizi ödemesine rağmen dolar kurunun ve enflasyonun tutulamadığına dikkat çekti.
Ekonomideki sıkıntıların kaynağının hukuk devletinden, kurallardan ve ciddiyetten uzaklaşmak olduğunu ifade eden Öztrak, “Bugün ülkemizde büyük bir ciddiyet açığı vardır. Bu sıkıntıların üstünden ancak hukuka saygılı, ciddi bir yönetimle gelinebilir” değerlendirmesinde bulundu.
CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, TÜİK tarafından açıklanan Ekim ayı enflasyon rakamlarını yazılı bir açıklamayla değerlendirdi. CHP’li Öztrak, açıklamasında şunları belirtti:
COŞAN EKONOMİ DEĞİL, HAYAT PAHALILIĞI
Enflasyon Ekim’de beklentilerin oldukça üzerinde geldi. Ekim’de tüketici enflasyonu yüzde 2,1 olurken; bu 2011’den bu yana en yüksek Ekim ayı enflasyonu oldu. Ekim’de 12 aylık tüketici enflasyonu ise yüzde 11,9 ile 2008 yılı Ekim ayından bu yana en yüksek seviyeye çıktı.
ENFLASYON HEDEFLERİ ÇÖPE GİTTİ
Ekim ayı enflasyonu ile beraber hükümetin daha birkaç hafta önce açıkladığı enflasyona ilişkin tahminler de çöp sepetine gitti. 2017’ye yüzde 6,5 enflasyon hedefiyle başlayan, bunu Ekim ortasında yüzde 9,5’e çeken, daha iki gün önce TCMB tarafından yüzde 9,8 olarak açıklanan 2017 enflasyon tahmini henüz bu rakamların dumanı tüterken geçersiz hale geldi. Ocak-Ekim döneminde gerçekleşen enflasyon yüzde 9,5 ile yine 2008 yılından bu yana gerçekleşen en yüksek dönem enflasyonu oldu.
ÇİFT HANELİ ENFLASYON GARANTİLENDİ
Geçtiğimiz yıllarda Kasım-Aralık döneminde gerçekleşen ortalama enflasyon yüzde 1,2. 2017’nin geri kalanında aynı oranda gerçekleşecek bir fiyat artışı, 2017 enflasyonunun yüzde 10,9 olacağı anlamına geliyor. Yani enflasyonda çift hane garantilendi.
CEPTEKİ YANGIN DAHA BÜYÜK
Manşet enflasyon rakamları zaten oldukça vahimken vatandaşın günlük yaşamında en çok tüketilen mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki olağanüstü artışlar ise cepteki yangının daha büyük olduğunu gösteriyor. Nitekim son 12 ayda ulaştırma fiyatlarının yüzde 16,8; gıda ve alkolsüz içecek fiyatlarının yüzde 12,7 ve sağlık hizmetleri fiyatlarının yüzde 12,2 arttığı anlaşılıyor. Döviz kurunun ateşi yenden yükselmişken, akaryakıt fiyatlarına zam üstüne zam yapılırken vatandaşın cebindeki yangının daha da büyüyeceği görülüyor.
ENFLASYON CEPHESİNDE UMUT YOK
Merkez Bankası’nın yakından takip ettiği ve ilerleyen günlerin enflasyonu için fikir veren çekirdek enflasyon göstergeleri de önümüzdeki günlerde enflasyon cephesinde değişen bir şey olmayacağını gösteriyor. B ve C çekirdek enflasyon göstergelerinin ortalaması Ekim ayında yüzde 2,3 artarak 2008 Mayıs ayından bu yana en yüksek artışını gösterdi. Aynı çekirdek göstergelerin ortalamasındaki 12 aylık değişim ise Eylül’de yüzde 10,9 iken Ekim ayında yüzde 11,8’e çıktı. Yine yurtiçi üretici fiyatları da geçtiğimiz ayki nispi sakinliğini bozarak Ekim’de yüzde 1,7 arttı. Eylül’de yüzde 16,3 olan 12 aylık yurtiçi üretici enflasyonu Ekim’de yüzde 17,3’e yükseldi.
TEFECİ FAİZİ NE ENFLASYONU NE DE DÖVİZ KURUNU TUTABİLİYOR
Yılbaşından bu yana TCMB, piyasaya verdiği paranın faizini 4 puana yakın artırdı. Bugün piyasalarda iki yıllık gösterge tahvilin faizi yüzde 13,2’ye sıçradı. Aynı vadede ABD tahvillerine uygulanan faiz ise yüzde 1,6. Sıcak paraya tefeci faizi ödenmesine rağmen ne kur ne de enflasyon kontrol edilebiliyor. Nitekim bugün dolar kuru yeniden 3,83 TL’ye dayandı.
TÜRKİYE’DEKİ SORUNLARIN KAYNAĞI CİDDİYET AÇIĞI
Ekonomideki sıkıntıların kaynağı hukuk devletinden, kurallardan ve dolayısıyla ciddiyetten uzaklaşmada aranmalıdır. Bugün ülkemizde büyük bir ciddiyet açığı vardır. Türkiye’yi yöneten kadroların bir ciddiyeti kalmamıştır. Hükümetin yaşadığı dünya ile vatandaşın dünyası arasındaki makas her geçen gün daha da açılmaktadır. Hükümete göre ekonomi coşmaktadır. Ancak coşan kur, faiz ve hayat pahalılığıdır. Hükümet adeta vatandaşla dalga geçmektedir.
EKONOMİYİ SUNİ TENEFFÜSTEN ÇIKARACAK İLACIN ADI HUKUKTUR
Ekonomide çarklar Kredi Garanti Fonu ile yani taşıma suyla döndürülmeye çalışılmaktadır. Ekonomi ve Türkiye’yi suni teneffüsten çekip alacak olan şey hukuktur. Hukuk olmadan güven olmayacağı, güven olmadan yatırım ve istihdam olmayacağı yani ekonomide çarkların kendi dinamikleriyle dönmeyeceği son 3 yıllık tecrübeyle anlaşılmıştır. Vatandaşlarımız müsterih olsun. Hukuka saygılı, ciddi bir yönetimle tüm bu sıkıntıların üstünden gelinecektir.
TBMM – ABD’de iki yıllık tahvil faizi yüzde 1,6 iken Türkiye’de yüzde 12,7’ye çıktı. Verilen yüksek faize rağmen dolar kuru da enflasyon da tutulamıyor.
Hükümetten gelen faiz düşsün çağrılarına rağmen faizin arttığına dikkat çeken CHP’li Öztrak, “Resmen tefeci faizi ödüyoruz ama yetmiyor. Bu faize rağmen, kuru da tutamıyoruz, enflasyonu da tutamıyoruz. Bu iş nereye gidecek?” diye sordu.
CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen Hazine Müsteşarlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, Türkiye’de hukuk devletinin bittiğini, demokrasinin kalitesinin bozulduğunu, bu durumun Türkiye ekonomisini olumsuz etkilediğini ifade etti.
Hükümetin gayrimeşru halk oylamasından “evet” çıkarmak için bütçeyi tarumar ettiğini ifade eden Öztrak, uygulanan yanlış politikalar nedeniyle ekonominin dengelerinin, siyasi kutuplaşma nedeniyle de sosyal dengelerin hızla bozulduğuna dikkat çekti. CHP’li Öztrak, konuşmasında özetle şunları söyledi:
BORÇ MİLLETİN SIRTINA YIKILDI
Mali kuruluşlar hariç Türkiye’nin kamu kesiminin, reel sektörünün ve hane halkının borçlarını topladığımız zaman 2002 yılında 339 milyar TL olan borcumuz 2017’nin ikinci çeyreğinde 3 trilyon TL’ye çıkmış. GSYH’ya oran olarak da yüzde 94’ten yüzde 107’ye gelmiş. Kamunun borcu azalırken reel kesimin borcu ve hane halklarının borcu olağanüstü artmış. Devlet bir şekilde kendi üstündeki borcu götürmüş, milletin üstüne yıkmış.
BENZER ÜLKELERDEN ÇOK DAHA FAZLA ETKİLENİYORUZ
Türkiye’nin brüt dış borç stoku 2002 yılında 130 milyar TL iken, 2017’nin ikinci çeyreğinde yüzde 334 artışla 432 milyar liraya gelmiş ve 2003’ün ikinci çeyreğinden bu yana ilk defa dış borcun gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yüzde 50’yi aşmış. İşte böyle bir yapı üstünde hukukun sürekli bozulduğu, hukukun üstünlüğünün sürekli gerilediği bir tabloyla karşı karşıyayız. Bunun ekonomi üzerinde ciddi etkileri var. Dünyada dolar değer kazanıyor ama bütün dünyada bize benzeyen ekonomiler “1” etkilenirken biz “3” etkileniyoruz. Neden? İşte bu dış borç ve ülkenin yönetiminde gördüğümüz ciddi aksaklıklar nedeniyle.
SÖYLEDİK, DİNLEMEDİNİZ…
Bir de tabii başka sıkıntılarımız da var. Örneğin, hesabını soramadığımız İran meselesi, Zarrab meselesi var. Biz burada hesabını sormadığımız için şimdi dışarıda başkaları bunun hesabını sormaya kalkıştı ve bu ülkenin yumuşak karnı olmaya başladı. Türkiye hakkında son derece ciddi iddialar var. Aslında, 17-25 Aralık’tan çok önce bunun bize çok sıkıntı vereceğini Meclis’te ifade etmiştim. Terörizmin finansmanının önlenmesine dönük yasa tasarının görüşmelerinde, 7 Şubat 2013’te yaptığım konuşmada “Türkiye’yi başka bir ülkenin paralarını akladığından şüphe edilen bir ülke konumuna düşürmek hangi siyasi aklın, hangi dış politikanın ürünü olabilir?” diye sormuştum. Ondan önce de bu İran ticaretini de dile getirmişim. Bugün geldiğimiz noktada ciddi sıkıntılar var.
NEDİR BU ALTIN İTHALATI?
2016’nın Ocak-Eylül döneminde 97 ton altın ithal etmişiz, 3,5 milyar dolar ödemişiz. 2017’nin Ocak -Eylül döneminde 335 tona çıkmış altın ithalatı, 13,2 milyar dolar ödemişiz. Bunun üstüne altın sertifikası geldi, bunun üstüne başka şeyler geldi. Nedir bu altın? Niye bu kadar altın ithal ediyoruz? Merkez Bankası’nın brüt rezervleri geçen yıl 92,3 milyar dolardı, 10 Ağustosta 91 milyar dolar ama Merkez Bankası’nın altın rezervi 14 milyardan 20 milyar dolara gelmiş. Ne oluyor, nedir bu iş?
TULUMBADA SU GERÇEKTEN BİTTİ
2017 yılında bütçeyi yaparken iç borç çevirme oranının yüzde 98 olacağını söylediniz. Yani “100 lira ödeyeceğim, piyasadan sadece 98 lira borçlanacağım” dediniz ama şu anda verdiğiniz gerçekleşme tahmininde diyorsunuz ki “100 lira ödeyeceğim, 128 lira borçlanacağım. Önümüzdeki sene de 100 lira ödeyeceğim, 109 lira borçlanacağım.” Bu iç borç çevirme oranları 1990’ların iç borç çevirme oranlarıdır. Bu anlaşılabilir bir durum. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Genel Başkanı “Tulumbada su bitti” dedi. Bu rakamlar da onu gösteriyor.
VERGİLERİ GENEL BAŞKANINIZA SORMADAN MI ARTIRDINIZ
Durumu bir miktar telafi edebilmek için bir vergi yasası getirdiniz, sonra Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Genel Başkanı “Bu kadar yüksek vergi olmaz” dedi, bu vergileri aşağıya çektiniz. Soruyorum: Bu vergileri Genel Başkanınıza sormadan mı getirdiniz?
BÜTÇEDE GÖSTEREMEDİĞİNİZ NE VAR?
Nakit açığı giderek yükseliyor. Burada, bütçede gösteremediğimiz ne var? Garip bir durumla karşı karşıyayız. Borçlanma limitlerini artırıyorsunuz ama buraya ek bir bütçe getirmiyorsunuz. Niye Meclise hesap vermekten kaçınılıyor, bunu da anlayabilmiş değiliz.
TEFECİ FAİZİ ÖDÜYORUZ, YETMİYOR
“Faiz düşsün, düşsün” diyoruz ama bakın, Amerika’nın iki yıllık tahvilinin faizi 1,6; Türkiye’nin iki yıllık tahvilinin faizi 12,7. Resmen tefeci faizi ödüyoruz ama yetmiyor, bu faize rağmen, kuru da tutamıyoruz, enflasyonu da tutamıyoruz. Bu iş nereye gidecek? Merkez Bankası’nda 40 milyar TL’ye yaklaşan bir mevduat tutuyorsunuz. Bu mevduat size göre ne kadar serbesttir yani bu mevduatı ne kadar hızla Merkez Bankası’ndan çekebilirsiniz? Bunu çektiğiniz zaman bunun parasal büyüklükleri üzerindeki etkisi, enflasyon üzerindeki etkisi, faizler üzerindeki etkisi ne olacaktır?
MİLLETİN BORÇLARI NE OLACAK?
Enflasyon beklentisi yüzde 8,7’ydi, Merkez Bankası’nın son enflasyon raporunda yüzde 9,8 olmuş. OVP’de gelen enflasyon beklentisi 9,5. Bu iş nereye gidecek? Sıcak para dönemi bitiyor. Şu veya bu şekilde artık döviz likiditesini azaltmaya başlayacaklar ya da döviz likiditesi gelişmiş ekonomilere doğru kayacak. Neyi serbest bırakacaksınız? Yani döviz kurunu bırakacaksınız, istediği yere mi gitsin? O zaman, bu milletin borcu ne olacak, bu enflasyon ne olacak? Ya da faizi mi serbest bırakacaksınız? O zaman da bu büyüme hedefleriniz ne olacak?
CHP’Lİ ÖZTRAK’TAN MALİYE BAKANINA TEKİRDAĞ TEPKİSİ:
TEKİRDAĞ’I NEDEN CEZALANDIRIYORSUNUZ?
TBMM – Vergi ödemede ilk on sırada bulunan Tekirdağ’ın, 2016 yılında bütçeden yapılan 138 milyon TL’lik yatırımla iller arasında 46’ncı sıraya kadar indiğine dikkat çeken CHP’li Öztrak, Maliye Bakanı Naci Ağbal’a “Tekirdağ’ı neden cezalandırıyorsunuz?” diye sordu.
CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bütçenin geneli üzerinde yapılan görüşmelerde, büyüme rakamlarıyla ilgili Hükümetten gelen çelişkili ifadelere dikkat çekti. Yapılan açıklamalarda bahsedilen büyüme rakamlarının vatandaşın gerçekleriyle uyuşmadığını belirten Öztrak, konuşmasında özetle şunları söyledi:
TÜİK’E AYAR MI VERİLİYOR?
Çift haneli büyüme rakamlarından bahsediliyor. Fakat ben vatandaşla konuştuğum zaman böyle bir büyümenin emarelerini göremiyorum. Acaba TÜİK’e ayar verilerek büyüme rakamları yükseltilmeye mi çalışılıyor? Bir program getirmişsiniz. Bütçenin vergi gelirleri 2017 yılında 2016’ya göre Gayrisafi Yurt İçi Hasılaya oran olarak yüzde 0,4 düşmüş. Eğer gerçekten yüzde 7 büyüme olacaksa, eğer gerçekten çift haneli büyüme olacaksa bu vergi gelirlerinin çok daha hızlı artmış olması lazım. En azından katma değer vergilerinin patlıyor olması lazım. Artmıyor, yani o zaman bu bütçe doğru değil. Vergilerde GSYH’ya oran olarak 0,4 puanlık düşüş var. Vergilerde bu kadar büyük bir indirim olduğunu ben tahmin etmiyorum.
EKONOMİ BASKILARA AÇIK HALE GELDİ
Ekonomide işler düzgün gittiğinde Adalet ve Kalkınma Partisinin ekonomi politikaları nedeniyle düzgün gidiyor ama kötü gittiği zaman, “Dışarıdan birtakım Türkiye’ye karşı komplolar düzenleniyor… Türkiye şahlanır giderken ayağımıza çelme takmaya çalışıyorlar” diye bir yaklaşım var. Dışarısı bize çelme takmaya çalışabilir, birtakım şeyleri yapmamız için ekonomiyle ilgili baskılar kurabilir ama eğer ekonominiz bu baskılara açıksa bunu yapar. İşte ekonomiyi bu rüzgârlara açık hâle getiren, bu baskılara açık hâle getiren nedir diye baktığımız zaman, tamamen Adalet ve Kalkınma Partisi’nin borçlanma politikaları, geçmişte izlediği ekonomiyi borçla şişirme siyasetinin sonucunda bu tablo karşımıza gelmiştir.
BORCU MİLLETİN SIRTINA YÜKLEDİLER
Dış borcumuz 2002 yılında 130 milyar dolar, 2017’nin ikinci çeyreğinde 432 milyar dolar. GSYH’ya oran olarak yüzde 50’nin üzerinde bu bir rekor. Sıcak para stoku yani yabancıların mevduatı artı kısa vadeli borç toplamı 292 milyar dolar, oran yüzde 34,5, bu da bir rekor. Kamunun, reel sektörün ve hane halkı borçları toplamının GSYH’ya oranı 2002 yılında yüzde 94,3; 2017 ikinci çeyrek yüzde 107,4. Şimdi, siz diyeceksiniz ki: “Devletin borcunu yarı yarıya aşağıya çektik, nasıl çıkıyor bu rakam?” Yüzde 71,5’tan yüzde 31’e çekmişsiniz, doğru ama reel sektörün borcu yüzde 21’den gayrisafi yurt içi hasılaya oran olarak yüzde 60’a çıkmış. Bunun büyük kısmı da dövizli borç. Yine hane halkının borcu yüzde 1,8’ten yüzde 16,1’e çıkmış. Yani devletin sırtından borcu almışsınız, milletin sırtına yüklemişsiniz ve borç yükünü de artırmışsınız. Bu kadar borçla bu işe girdiğiniz andan itibaren dışarı da sizi sıkıştırmaya başlar. Çünkü siz, ekonomiyi dışarıdan gelecek olan paranın durması hâlinde takla atmaya açık bir ekonomi hâline getirmişsiniz.
KİMSEYİ İKNA EDEMEZSİNİZ
Kamu açıklarındaki büyümeyi önlemek için gelecek yıl 76 milyar Türk liralık ilave vergi almaya çalışıyorsunuz. Biz “Vergi almayın, tasarruf yapın” diyoruz. Başbakan da “Artık şaşaa ve debdebe dönemine son veriyoruz” diyor. Demek ki bir şaşaa ve debdebe dönemi varmış. Hemen saraydan ses geliyor “İtibardan tasarruf olmaz”. Bunlar olacak işler değil, bir müddet sonra insanları ikna etmekte, bu politikaların etrafında bu politikalara uyum sağlama konusunda ikna etmekte giderek zorlanırsınız.
FAİZLER ALDI BAŞINI GİTTİ
Bakın, orta vadeli programda bütçeyle ilgili olarak bir kur tahmini yapmışsınız; 2018’de 1 dolar 3,73 TL. Şu an sene 2017, durduğumuz yer 3,80 TL. Bu getirdiğiniz bütçenin dengeleri şimdiden bitmiş durumda. Bu sene için 61 milyar TL’lik bir bütçe açığı tahmin ediyorsunuz ama 89 milyar TL’lik borçlanma limiti istiyorsunuz. Bunu kim açıklayacak? Ayrıca Merkez Bankası’nın kasasında 30 milyar TL para tutma ihtiyacı neden ortaya çıktı? Devlet olarak tahvile tefeci faizi ödüyoruz, ondan sonra faizden şikâyet ediyoruz. Merkez Bankası piyasalara yüzde 12’yle likidite veriyor. “Faizleri düşüreceğim” dediğiniz yerde faizler aldı başını gitti.
BÜTÇEDE MANEVRA ALANI KALMADI
Mali disiplini zorlayarak kredi genişlemesiyle şişirilen bir ekonomide büyüme devamlı olmaz, istihdam da yaratmaz. Dolayısıyla, bu sene büyüme hesap hikâyeleriyle belki yüzde 7 olabilir ama vatandaş böyle bir şey hissetmiyor. Önümüzdeki dönemde yüzde 5,5 büyümeleri bile tutturmak son derece zor olacaktır. Son beş günde benzinin litresine 21 kuruş zam yaptınız, motorinin litresine de 17 kuruş zam geldi. Hükümet yapmıyor, piyasada belirleniyor ama sizin elinizde bir araç var. Siz özel tüketim vergisini düşürerek bu fiyat artışlarının vatandaşa yansımasının önüne geçebilirdiniz ama bütçede bunu yapacak manevra alanınız dahi kalmamış.
ÇİFTÇİYE BORCUNUZU ÖDEYİN
Bir kanun çıkardınız, “Her yıl tarıma GSYH’nın yüzde 1’i kadar destek vereceğim” dediniz. 2007-2016 döneminde verdiğiniz destek GSYH’nın yüzde 0,48’i, 1 falan değil, 0,48. Çiftçiye ödenmesi gereken 81 milyarı ödemediniz ama bu sene yine bütçede, 2018 bütçesinde çiftçiye GSYH’nın yüzde 0,4’ü oranında destekleme ödemesi yapmayı öngörüyorsunuz. Yani Hükümetin her bir çiftçi ailesine 36 bin lira borcu var, ödeyin şunu.
TEKİRDAĞ’I NEDEN CEZALANDIRIYORSUNUZ?
Son olarak da söyleyeceğim memleketim Tekirdağ’la ilgili. 2014 yılında bütçeden Tekirdağ’a 154 milyon yatırım yapmışsınız, 154 milyon TL. İlk on sırada vergi ödeyen Tekirdağ’ımız, bütçeden yatırım almak bakımından 32’nci sıradaydı. 2016 yılında yine ilk on sıradayız vergi ödemede ama Tekirdağ’ımızın yatırımları 138 milyon liraya düşmüş ve 46’ncı sıraya inmişiz. Tekirdağ’ı neden cezalandırıyorsunuz?