Main menu
Second Menu
Faik ÖztrakBlog style 2

CHP’Lİ ÖZTRAK’TAN FAİZ DÜŞÜRME REÇETESİ

TBMM – Faizlerin dibe vurduğu küresel koşullarda, Türkiye’nin sıcak para için tefeci faizi ödediğini ifade eden CHP’li Öztrak, faizlerin Saray talimatıyla düşürülemeyeceğini vurguladı.

CHP’li Öztrak faizleri düşürmenin reçetesini şöyle sıraladı:

“Her şeyden önce sırtınızı sıcak paraya yaslamaktan vazgeçeceksiniz. Victor Hugo’nun ‘Borç köle olmanın başlangıcıdır’ sözünü kulağınıza küpe yapacaksınız. Bütçemizi ve dış ödemeler dengemizi sağlam tutacaksınız. Bu kadar borcunuz varsa saydam olmak zorundasınız, millete ve adalete hesap vermekten kaçmamalısınız. İçeride vermekten kaçtığınız hesabı dışarıda vermek zorunda kalırsınız. Oy alacağım diye dış politikayı iç siyaset malzemesi yapmayın. Dışarıda bağırmak çağırmak marifet değil, lafını dinletebilmek marifet.”

“Aksi takdirde ülke riskini artırıp faizi de kuru da azdırırsınız. Bunları yapamıyorsanız yabancı ülkelerin borç kamçısıyla bugünkü hâlde sizi eğip bükmesine fırsat verirsiniz. Ülkenizi dış borca ezdirir, dış politikanızı başka ülkelere teslim etmek zorunda kalırsınız, bedelini de tüm milletimiz öder.”

 

TBMM Genel Kurulu’nda Türkiye ekonomisinin durumu hakkında değerlendirmelerde bulunan CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, özetle şunları söyledi:

 

VATANDAŞ DEPODA 1 LİTRE BENZİNİ ZAMMA KAPTIRDI

Ekonomik dengelerimiz altüst durumda. TÜİK’in rakamları ile vatandaşın hâli pürmelali her geçen gün biraz daha ayrışıyor. Daha dün gece benzine 9 kuruş zam geldi. Bu sabah vatandaşımız arabasının deposunu doldururken koyduğu benzinin 1 litresini yapılan bu zamma kaptırdı.

 

OVP’NİN DOLAR CİNSİNDEN HEDEFLERİ ÇÖPE GİTTİ

İşsizlik, enflasyon çift haneli rakamları gördü. Artık hedef de veremez hâle geldiniz. Orta vadeli programda “2018’de 1 doların değeri 3 lira 73 kuruş olacak” demişsiniz. Oysa dün akşam dolar 3 lira 80 kuruşu gördü. Bu sabah itibarıyla dolar 3 lira 75 kuruş. Mürekkebi kurumadan Orta Vadeli Programın dolar cinsinden tüm hedefleri çöpe gitti.

 

EL ATINA BİNEN TEZ İNER

Yıllardır Adalet ve Kalkınma Partisini uyardık, “El atına binen tez iner” dedik; dinletemedik. Bugün ekonominin sıcak para bağımlılığı en büyük risklerden biri hâline geldi. Ağustos itibarıyla Türkiye’nin kısa vadeli dış borcu 112 milyar dolar, Merkez Bankası’nda ise kasada sadece 90 milyar dolar döviz rezervimiz var. On dört yıl aranın ardından ilk kez toplam dış borç ülke gelirinin yarısını aştı, bu yılın ikinci üç ayında yüzde 52’ye ulaştı.

 

TEFECİ FAİZİ ÖDÜYORUZ

İktidar partisinin Genel Başkanı olan Cumhurbaşkanı faizleri düşürmek için her gün sarayda toplantılar yapıyor, sağa sola emirler yağdırıyor ama faizler kendisini dinlemiyor, alıp başını gidiyor. Yılbaşında yüzde 8,3 olan Merkez Bankası’nın piyasaya para verirken uyguladığı faiz şimdi yüzde 12’ye dayandı. Faizler 2009 krizinden bu yana en yüksek seviyelerini gördü. Faizlerin dibe vurduğu küresel koşullarda biz sıcak paraya tefeci faizi öder hâle geldik.

 

FAİZ DÜŞÜRME REÇETESİ

Faizi düşürmek mi istiyorsunuz, reçete bellidir: Her şeyden önce sırtınızı sıcak paraya yaslamaktan vazgeçeceksiniz. Victor Hugo’nun “Borç köle olmanın başlangıcıdır.” sözünü kulağınıza küpe yapacaksınız. Bütçemizi ve dış ödemeler dengemizi sağlam tutacaksınız. O zaman faiz düşer, emirle faizi düşürmeyi hiçbir ülke bugüne kadar başaramadı.

 

BEDELİ MİLLET ÖDER

Bu kadar borcunuz varsa saydam olmak zorundasınız, millete ve adalete hesap vermekten kaçmamalısınız. İçeride vermekten kaçtığınız hesabı dışarıda vermek zorunda kalırsınız. Oy alacağım diye dış politikayı iç siyaset malzemesi yapmayın. Bağırmak çağırmak dışarıda marifet değil, lafını dinletebilmek marifet. Aksi takdirde ülke riskini artırıp faizi de kuru da azdırırsınız. Bunları yapamıyorsanız yabancı ülkelerin borç kamçısıyla bugünkü hâlde sizi eğip bükmesine fırsat verirsiniz. Ülkenizi dış borca ezdirir, dış politikanızı başka ülkelere teslim etmek zorunda kalırsınız, bedelini de tüm milletimiz öder.

“İSTİSNAYI İSTİSMAR ETTİLER”

 

TBMM – Karayolları’nın bu yıl verdiği pazarlık usulü yapım ihaleleri 13,6 milyar TL’ye ulaştı. Bu ihalelerin yüzde 93’ü, ülkede doğal afet, salgın hastalık gibi durumların ortaya çıkması halinde istisnai olarak kullanılabilecek yöntemle verildi.

Hükümete yakınlığıyla tanınan bir iş adamı Karayolları ve Devlet Demir Yolları’ndan sadece bu yıl pazarlık usulüyle 2,8 milyar TL’lik ihale aldı. Karayolları’nın yıl içerisinde pazarlık usulü ile verdiği 13,6 milyar TL’lik ihalenin yüzde 61’i, yani en az 8,3 milyar TL’lik kısmı, kamuoyunda hükümete yakınlığıyla tanınan firmalara dağıtıldı.

İktidarın Kamu İhale Kanunu’nun istisna maddelerini kullanarak kanuna karşı hile yaptığını belirten CHP’li Öztrak, “İhalelerde rekabet şartlarının oluşmasını engelleyen, kamuyu zarara uğratanlar, milletin kör kuruşunun hesabını vermek zorundadır” dedi.

 

CHP’nin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan hakkında, Bakanlığın ihalelerinde kanuni sorumluluğunu yerine getirmediği ve kamuyu zarara uğrattığı gerekçesiyle verdiği gensoru üzerinde, parti grubu adına CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak konuştu. CHP’li Öztrak, özetle şunları söyledi:

 

KANUNU KENDİNE UYDURDU

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin özellikle de “kamu ihale mevzuatıyla” ciddi bir sıkıntısı var. İktidar, 2003’ten bu yana Kamu İhale Kanunu’nu 42 kez değiştirdi. Yani, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı kanuna uymak yerine, kanunu kendisine uydurdu. Hazine Müsteşarı olduğum dönemde, bu kanunun hazırlanmasında ve yasalaşmasında dönemin milletvekilleriyle beraber TBMM’de gece gündüz çalıştım. Bu yasayla artık Türkiye’de ihale yolsuzluklarının bitirileceğini düşünüyorduk. Ama öyle olmadı. Rantı belli kişilere dağıtarak yandaş yaratmaya dayanan sığ siyaset güdüsü yeniden hortladı.

 

İSTİSNA HÜKÜM İSTİSMAR EDİLİYOR

İktidar bir yandan Kamu İhale Kanunu’nda değişiklik yaparken, bir yandan da istisnai hükümlerini istismar ediyor. Kanuna göre kamunun yapacağı ihalelerde açık usul, belli istekliler arasında ihale usulü ya da pazarlık usulü kullanılır. İlk ikisi temel usuldür. İhaleler herkese açık yapılırsa rekabet koşulları sağlanır, tüyü bitmemiş yetimin kör kuruşu heba olmaz, kamu kaynakları etkin ve verimli kullanılır. Pazarlık usulü ise yasaya göre ancak özel ve istisnai durumlarda kullanılır. Bu durumlar yasanın 21. maddesinde sayılmış. Mesela, yasanın 21(b) maddesine göre pazarlık yöntemi doğal afet, salgın hastalık vs. olayların ortaya çıkması halinde kullanılabilir. Bu istisnai durumlarda idarenin ilana çıkma zorunluluğu yoktur; en az üç firmayı davet edip bu firmalardan fiyat teklifi alabilir ve işi istediği firmaya istediği gibi verebilir. Son dönemde bu istisna madde, iktidar tarafından açıkça suiistimal ediliyor.

 

PAZARLIK USULÜNDE ASTRONOMİK ARTIŞ

Kamunun pazarlık usulüyle yaptığı ihalelerin tutarı, 2016’da yüzde 86 arttı ve 21,7 milyar TL’ye ulaştı. Sadece bu yılın ilk altı ayında pazarlık usulüyle yapılan ihalelerin tutarı da, geçen yılın aynı dönemine göre, yüzde 175 artarak 16,8 milyar TL’ye sıçradı. Geçen yılki eğilimin devam edeceğini varsayarsak, 2017’de pazarlık usulüyle yapılacak ihalelerin toplam tutarının 59,6 milyar TL’ye çıkabileceği anlaşılıyor. Bu olağanüstü bir rakam.

 

MEMLEKETİ YEL Mİ ALDI, SEL Mİ GÖTÜRDÜ?

Yılın ilk altı ayında pazarlık usulüyle yapılan ihalelerin yüzde 81’i, doğal afetler, salgın hastalıklar, can veya mal kaybı tehlikesi gibi ani ve beklenmeyen olayların ortaya çıkması halinde kullanılabilecek 21 (b) maddesine dayanılarak yapılmış. Türkiye’de bu yılın ilk altı ayında büyük bir doğal afet mi oldu? Salgın bir hastalık mı yaşandı?

 

KANUNA KARŞI HİLE VAR

Burada kanuna karşı hile var. Kanunun istismarı var. İhale ilanına çıkma zorunluluğuna takılmadan sen, ben, bizim oğlan üç firmadan teklif alıp, dilediğine ihaleyi verebilme imkânını kullanma var. Son dönemde bu istismara en çok başvuran kurum ve kuruluşların, Ulaştırma Bakanı’nın görev ve sorumluluk alanındakiler olduğu dikkati çekiyor. Bu yılın ilk dokuz ayında sadece Karayolları’nın “Pazarlık Usulüyle” gerçekleştirdiği yapım ihalelerinin tutarı kuruşu kuruşuna; 13 milyar 577 milyon 486 bin 731 lira ve 83 kuruş. Yani yaklaşık 13,6 milyar TL. Karayolları’nın pazarlık usulüyle yaptığı ihalelerin 12 milyar 599 milyon 319 bin 428 lira, 77 kuruşu, yani yüzde 93’ü ise, “doğal afetler, salgın hastalıklar, can veya mal kaybı tehlikesi” istisnasına dayanarak gerçekleştirilmiş. Bu yıl Karayolları’nın pazarlık usulüyle açtığı 63 ihalenin 56’sı bu istisna kapsamında yapılmış. Gerekli rekabet şartları sağlanmadan yapılan bu harcamalar nedeniyle devlet zarara uğratılmış.

 

MİLLETİN İFFETLİ ANALARINA ETTİĞİ LAFLA ÜNLÜ MÜTEAHHİT, İHALE ZENGİNİ OLDU

Ulaştırma Bakanına bağlı kurumların açtığı bu ihaleleri kimler alıyor diye baktığımızda elbette iktidar partisine yakınlığıyla bilinen müteahhitlerin ön sıralarda olduğunu görüyoruz. Karayolları’nın yıl içerisinde pazarlık usulü ile verdiği 13,6 milyar TL’lik ihalenin yüzde 61’i, yani en az 8,3 milyar TL’lik kısmı, kamuoyunda hükümete yakın veya havuz müteahhitleri olarak bilinen firmalara dağıtılmış. Örneğin, milletimizin iffetli analarına ettiği edepten yoksun lafla meşhur bir iş adamına, sadece bu yıl, Karayolları’nın pazarlık usulüyle verdiği, iş miktarı 1,1 milyar TL. Eski parayla 1,1 katrilyon TL. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nı da dikkate alırsak bahsettiğim iş adamına sadece bu yıl içerisinde bu iki kurumun pazarlık usulüyle verdiği ihale tutarı 2,8 milyar TL’yi buluyor. Bu iş adamının 2017 içerisinde Ulaştırma Bakanlığından aldığı toplam ihale tutarı ise 7,9 milyar TL. Yani iktidara yakın bu müteahhidin aldığı her 100 liralık ihalenin neredeyse 36 lirası İhale Kanunu istismar edilerek adrese teslim edilmiş.

 

DURUMA VAZİYET ETMEK ZORUNDAYIZ

Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na göre Bakanlar, kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanılması ile hukuki ve mali konularda Başbakana ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne karşı sorumludurlar. TBMM bu duruma vaziyet etmek zorundadır. İhalelerde rekabet şartlarının oluşmasını engelleyenlerden ve adrese ihale teslim etmek için Kanuna karşı hile yapanlardan hesap sormak zorundadır.

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak’ın konuşmasının ham metni için: CHP Faik Öztrak_Gensoru_Konuşma_Ham metin

ENFLASYON REKOR TAZELEDİ

 

ANKARA – Enflasyon Eylül’de de rekora doymadı. Önceki yıllardaki enflasyon hızları göz önüne alındığında, enflasyonun yıl sonunda büyük olasılıkla çift haneye çıkacağını belirten CHP’li Öztrak, “Vatandaşın alım gücü eriyor. Hükümet MTV’yi artırmak yerine yandaşlarına dağıttığı kentsel rantları vergilendirmeli” dedi.  

 

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, TÜİK tarafından açıklanan Eylül 2017 enflasyon rakamlarını yazılı bir açıklamayla değerlendirdi. CHP’li Öztrak açıklamasında şunları belirtti:

 

REKOR REKOR ÜSTÜNE

Eylül’de tüketici enflasyonu yüzde 0,65, yurtiçi üretici enflasyonu yüzde 0,24 olurken; 12 aylık tüketici ve üretici fiyatları sırasıyla yüzde 11,2 ve yüzde 16,3 arttı. Enflasyon Eylül ayında da rekora doymadı. 12 aylık tüketici enflasyonu mevcut seride tüm Eylül aylarının rekorunu kırdı. Bu yılın ilk dokuz ayında gerçekleşen yüzde 7,29’luk tüketici enflasyonu da mevcut fiyat serilerinde ilk dokuz aylar itibariyle yeni bir rekor.

 

YIL SONUNDA ÇİFT HANE BÜYÜK OLASILIK

2017’ye yüzde 6,5’lik enflasyon hedefiyle başlayan Hükümet bunu ıskalamıştır. Yılın bitimine üç ay kalmışken Hükümet, 2017’de enflasyonun hedeften yüzde 46 saparak yüzde 9,5 olacağını kabul etmiştir. Ancak yıl sonu için revize edilmiş bu rakamın yakalanması da güç görünmektedir. Son beş yılda Eylül-Aralık döneminde gerçekleşen ortalama enflasyon yüzde 2,5 civarındadır. Yılın geri kalanında bu ortalama kadar gerçekleşecek bir enflasyon, 2017’de enflasyonunun çift haneli olması anlamına gelmektedir.

 

ÇEKİRDEK ENFLASYON 163 AYIN EN YÜKSEK SEVİYESİNDE

Çekirdek enflasyon rakamları da gelecek günler için umut vermemektedir. Eylül’de Merkez Bankasının yakından izlediği B ve C çekirdek enflasyon göstergelerindeki artış, tüketici enflasyonunun üzerinde kalmış, sırasıyla yüzde 0,86 ve yüzde 0,88 olmuştur.  Her iki çekirdek enflasyon göstergesinin “ortalama” 12 aylık değişimi ise yüzde 10,93 olmuştur. Bu da, söz konusu çekirdek enflasyon göstergelerinde 2004 Şubat ayından bu yana gerçekleşen en yüksek seviyedir.

 

MTV’Yİ ARTIRACAĞINA, YANDAŞA DAĞITTIĞIN RANTI VERGİLENDİR

G-20 ekonomileri içinde Arjantin’in ardından vatandaşını hayat pahalılığına en fazla ezdiren iktidar Türkiye’dedir. Vatandaşın alım gücünü enflasyon karşısında gün görmüş kar gibi eriten AKP iktidarı şimdi de orta direği vergi yüküyle ezmeye hazırlanmaktadır. AKP, Motorlu Taşıtlar Vergisini insafsızca artırmak yerine yandaşlarına dağıttığı kentsel rantları vergilemeyi aklından bile geçirmemektedir.

 

DÜNYA TEKNOLOJİDEKİ İLERLEMELERİ KONUŞURKEN, TÜRKİYE DİJİTAL DEVRİMLE KAVGA EDİYOR

 

İSTANBUL – Dünyanın 4. Sanayi Devrimi’ni, akıllı üretim yöntemlerini tartıştığı bu dönemde, Türkiye’nin dijital devrimle kavgalı ülke görüntüsü verdiğine dikkat çeken CHP’li Öztrak, “Bu şartlar altında dijital devrimin nimetlerinden KOBİ’leri veya yeni iş girişimlerini yararlandırmamız mümkün olamaz” diye konuştu.

8. İstanbul Finans Zirvesi(IFS) kapsamında düzenlenen “Sanayi ve Teknoloji Politikaları ve Finans” paneli, Hilton İstanbul Bomonti Otel’de gerçekleştirildi. Kalkınma eski Bakanı Cevdet Yılmaz’ın moderatörlüğündeki panelde AKP Milletvekili Ziya Altunyıldız, CHP Milletvekili Faik Öztrak ve MHP Milletvekili Erhan Usta değerlendirmelerde bulundu. CHP’li Öztrak, yaptığı konuşmada özetle şunları belirtti:

 

SANAYİDE TEMEL ÖNCELİKLER DEĞİŞTİ

4. Sanayi Devrimiyle beraber “Büyük veri madenciliği (big data)”, “İleri analitikler”, “İnsan-makine ara yüzleri”, “3-D Printer teknolojisi”, “zeki fabrikalar” gibi pek çok yeni kavramla tanıştık. Sanayi politikalarının temel önceliği de teknolojik ilerleme ve yenilikçiliğin teşvikine kaydı. Bu durum sanayi politikalarının tasarımını da etkiledi.

 

BİZ GİDERİZ TERSİNE…

Dünya ekonomisinde bu konular konuşulurken Türkiye ise ters bir istikamette ilerliyor. İmalat sanayi üretimimizde yüksek teknolojili ürünlerin payı 2002’de yüzde 5,1 iken; bu oran 2015 itibariyle yüzde 4,2’ye indi. Yine imalat sanayi ihracatımız içinde yüksek teknolojili ürünlerin payı 2002’de yüzde 6,2 iken; 2017’nin ilk 7 ayı itibariyle aynı oran yüzde 3,9’a gerilemiş durumda. Evet çok sayıda strateji, plan, program açıklıyoruz; AR-GE için ayırdığımız kaynaklar artırıyoruz ancak tüm bunlar ne üretimimizin ne de ihracatımızın teknoloji içeriğine yansıyor. Tersine yüksek teknolojili ürünlerin üretim ve dış ticaretimizde payı geriliyor; zemin kaybediyoruz.

 

DİJİTAL DEVRİMLE KAVGALIYIZ

Dünya Sanayi 4.0’ı, dijital devrimi ve bu devrimin finans sistemi üzerine olası etkilerini tartışıp yeni fırsatlar peşinde koşarken, bizim mevcut dijital platformlarla sıkıntımız var. Türkiye’den hala Wikipedia’ya erişim yok. Turizm sektörünün önemli dijital platformlarından olan booking.com artık Türkiye’de faaliyet gösteremiyor. Yine dünyanın önemli FinTek şirketlerinden PayPal artık Türkiye’de iş yapamıyor. İnsanların görüşlerini paylaştığı twitter gibi bir platformda bile en fazla içerik kaldırma talebi Türkiye’den geliyor. Türkiye bu haliyle dijital devrimle kavgalı ülke görüntüsü verirken, dijital devrimin nimetlerinden KOBİ’leri veya yeni iş girişimlerini yararlandırmamız mümkün olamaz.

 

ASGARİ ZEMİN SAĞLANMALI

Tüm bu sorunları aşmak için yanlış iliklenen gömleğin ilk düğmesini artık düzeltmemiz gerekiyor. Yani hukukun üstünlüğü, fikir ve ifade özgürlüğü, bilgiye erişim özgürlüğü gibi en temel çerçeve koşullarda normalleşmemiz gerekiyor. Yine nitelikli iş gücü için nitelikli eğitimin bir zorunluluk olduğunu bilerek eğitim gibi milli bir konuyu tek bir kişinin iki dudağı arasına bırakmamak gerekiyor. Bu asgari zemin sağlanmadan teknolojik ilerlemeyi, yenilikçiliği, verimlilik artışını sağlayacak politikalar da havada kalacaktır.

 

CHP’Lİ ÖZTRAK: BALON PATLAYABİLİR

 

TBMM – Büyüme hızındaki artış ilk bakışta olumlu görünse de yapılan makyajlar ve ekonomide uygulanan kortizon tedavisi büyümenin sürdürülebilirliğini sorgulatıyor. TÜİK’in milli gelir rakamları güvenilirlikten uzak. Sanayi üretimi ile sanayi katma değeri arasında ciddi uyumsuzluklar devam ediyor. Yılın ilk çeyreğiyle ilgili verilerdeki devasa revizyonlar ise soru işaretleri oluşturuyor. 

 

Milli gelir rakamlarının güven vermediğini, sürdürülebilir olmayan bir defalık tedbirlerle yakalanan büyümenin kırılganlıkları giderek artırdığını belirten CHP’li Öztrak, “Ekonomide şişirilen balonlara ve büyüyen yangına, partisinin genel başkanı olmasına rağmen hukuken sorumsuz olan Cumhurbaşkanının son açıklamaları benzin dökmektedir. Finans kesimine dönük zorlamalar şişen balonların patlamasını tetikleyebilir” uyarısında bulundu.

 

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, yıllık ve dönemsel Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYH) rakamlarını yazılı bir açıklamayla değerlendirdi. TÜİK’in açıkladığı rakamlara göre Türkiye ekonomisinin 2016’da yüzde 3,2; 2017’nin ikinci üç ayında ise yüzde 5,1 büyüdüğünü ifade eden Öztrak, yılın ilk yarısında ortalama büyüme hızının yüzde 5,1 seviyesinde gerçekleştiğini söyledi. Yılın ilk iki çeyreğine ilişkin büyüme rakamları ilk bakışta olumlu görünse de “şeytanın ayrıntılarda gizlendiğini” kaydeden Öztrak, açıklamasında şunları belirtti:

 

RAKAMLAR UYUMSUZ, VERİ KALİTESİNDE SORUN VAR

Ekonomideki kırılganlıkları çözmek yerine bir yandan büyüme rakamlarına makyaj yapılırken diğer yandan ekonomiye de kortizon tedavisi uygulanmaktadır. Bu nedenle yılın ilk yarısında yakalanan büyüme, sürdürülebilirlik riskiyle karşı karşıyadır. TÜİK tarafından geçen yıl revize edilen yeni milli gelir rakamlarının güven vermemektedir. Yine TÜİK tarafından yayımlanan sanayi ve inşaat sektörüne ait kısa dönemli istatistikler ile yeni milli gelir ve katma değer rakamları arasındaki büyük uyumsuzluklar, veri kalitesi problemlerinin sürdüğüne işaret etmektedir. Bu yılın ikinci üç ayında sanayideki üretim artışı sadece yüzde 2,1 iken, aynı dönem için açıklanan sanayi büyümesi yüzde 6,3’tür.

 

REVİZYON MUAMMASI

Ayrıca, TÜİK önceki dönemlere ait rakamlarda ciddi revizyonlar yapmaya devam etmektedir. Bu yılın ilk üç ayında sanayi ve inşaat katma değerindeki artış sırasıyla yüzde 5,3 ve yüzde 3,7 olarak açıklanmışken; yapılan revizyonla söz konusu büyüme hızları sırasıyla yüzde 6,7 ve yüzde 6’ya çekilmiştir. Bu boyutta revizyonlar anlaşılır gibi değildir.

 

KİŞİBAŞINA GELİR 2008’İN ALTINDA

Ancak tüm makyaja rağmen dolar cinsinden milli gelir gerilemeye devam etmektedir. Nitekim, 2017’nin ikinci üç ayı itibariyle yıllıklanmış GSYH 834 milyar dolarla 2011 seviyelerine düşmüştür.  Yine 2016 sonunda 10,883 dolar olan ve bu yılın ilk yarısı itibariyle 10,519 dolar seviyelerine inen kişi başına gelir de 2008 yılındaki 10,931 dolarlık seviyenin de altındadır.

 

TEŞVİKLER ÜRETİME DEĞİL İNŞAATA GİTTİ

Diğer taraftan başkanlık referandumunu kazanmak için yapılan vergi indirimlerine, verilen istihdam teşviklerine ve kamu kefaletiyle pompalanan kredilere rağmen büyümenin niteliği de oldukça sorunludur. Özellikle makine-teçhizat yatırımları son dört çeyrektir gerilerken, inşaat yatırımlarındaki artış olağanüstüdür. Bu yılın ilk ve ikinci üç ayında inşaat yatırımlarındaki artış sırasıyla yüzde 14 ve yüzde 25 iken; makine-teçhizat yatırımları aynı dönemlerde sırasıyla yüzde 12 ve yüzde 8,6 düşmüştür. Dolayısıyla sağlanan tüm teşviklere rağmen yatırımcılar geleceğe güven duymamakta; kaynaklar ülkenin uzun dönemde üretim kapasitesini artıracak yatırımlar yerine kısa dönemde rant yaratacak inşaat sektörüne yönelmektedir. Diğer taraftan bu harcamaları sürdürmek mali dengeler dikkate alındığında oldukça zor görülmektedir.

 

FİNANS KESİMİNİ ZORLAMAK BALONU PATLATABİLİR

Bu büyüme modeli sürdürülebilir değildir. Ekonomide şişen balonlara ve büyüyen yangına AKP genel başkanı olan ama hukuken yaptıklarında sorumlu tutulamayan Cumhurbaşkanının son açıklamaları ise adeta benzin dökmektedir. Hazine dengeleri bozulmuşken, borçlanma limitlerine artık sığılamazken; bankaların mevduat toplama ve dışardan kaynak bulma imkanları mevcut iktidarın hukuk devleti ve yapısal reformlar konusundaki yaklaşımlarıyla sınırlanırken, finans kesimine dönük zorlamalar şişirilen balonların patlamasını tetikleyebilir. Bunun faturası da başta fakir-fukara olmak üzere tüm millete çıkar.

 

NORMALLEŞME İÇİN ADIMLAR HIZLA ATILMALI

Türkiye bu açmazdan öncelikle hukuk ve adaletle çıkabilir. OHAL rejimi kalkmadan, hukukun üstünlüğü sağlanmadan, yatırımcının güveni ve yatırım yapma iştahı artmayacaktır. Bu da istihdama, üretime dönük yatırımların yapılmaması demektir. Verilen olağanüstü teşviklere rağmen gerileyen makine-teçhizat yatırımları bunu göstermektedir.

Terörle mücadelede Hükümet beyin cerrahı titizliği ile hareket etmeli ve yatırımcıyı ürkütmeden bu uru kesip atmalıdır. Diğer taraftan Sarayın izlediği toplumu kutuplaştırma ve bölme siyasetinin, bölücü terör kadar tehlikeli olduğu da artık görülmelidir. Ülkemizin normalleşmesi için bu adımların hızla atılması gerekmektedir. Aksi halde sadece özgürlüklerimiz değil, aşımız, işimiz de tehlikededir.

 

CHP’Lİ ÖZTRAK’TAN “ADALET VE ÖZGÜRLÜK SÖZLEŞMESİ” ÖNERİSİ

 

ÇANAKKALE – Tek adam düzenine uygun hale getirilen mevcut hukuki çerçeveyle Türkiye’de demokratik bir seçim yapılmasının mümkün olmadığını belirten CHP’li Öztrak, seçimlerin adil ve serbest şartlarda yapılmasını sağlayacak yeni bir kurumsal çerçevenin getirilmesini sağlamak için bir “Adalet ve Özgürlük Sözleşmesinin” acilen ortaya konması gerektiğini ifade etti.     

Toplumsal muhalefetin katılımıyla hazırlanacak bu sözleşmede, OHAL’in kaldırılması, Seçim Yasası’nın ve YSK’nın yapısının yeniden düzenlenmesi, Cumhurbaşkanının seçimleri yenileme yetkisinin kaldırılması gibi demokratik seçimlerin yapılabilmesi için temel ilkelerin yer alması gerektiğini kaydeden Öztrak, “Bu düzenlemeler, gelişmiş demokrasilerin rejimi olan parlamenter sistemden vazgeçtiğimiz anlamına da gelmemelidir. Bunlar siyasetin parlamento zemininde kalması için asgari şartlardır” diye konuştu.

 

Adalet Kurultayı’nın üçüncü gününde gerçekleştirilen “Geçimde Adalet” panelinde konuşan CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, adalet, gelişmiş demokrasi ve hukukun üstünlüğü olmadan geliri artırmanın; geliri adaletle dağıtıp geçimde adaleti sağlamadan da gelir artışını sürdürmenin mümkün olmadığını ifade etti.

 

SİVİL DARBE ARA VERMEDEN İLERLİYOR

Bu nedenle ekonomi ile adalet, demokrasi ve hukuk arasında güçlü bir bağ bulunduğunu vurgulayan Öztrak, demokrasinin sunduğu imkân, araç ve özgürlükleri istismar eden bir kadronun, Türkiye’de demokrasiyi uçurumun eşiğine getirdiğini, ülkenin tek adam rejimine ve parti devletine doğru hızla sürüklendiğini söyledi. Bunun son örneğinin geçen hafta çıkarılan 203 maddelik KHK olduğunu ifade eden Öztrak, “Nisan ayında yapılan halk oylamasında Cumhurbaşkanına ilk genel seçimlerden sonra verilmesi öngörülen yetkilerin önemli bir kısmı 694 sayılı bu KHK ile seçim beklenmeden verildi. İktidar gayrimeşru referandumla milletten aldığını iddia ettiği yetkinin de sınırlarını tanımadı. İstihbarat, meclis, mahkemeler ilk seçime kadar sorumsuz olacak bir Cumhurbaşkanının emrine hızla giriyor. Sivil darbe ara vermeden ilerliyor” değerlendirmesinde bulundu.

 

KAMU KAYNAKLARI BELLİ CEPLERE AKTARILIYOR

Türkiye’de hukuk devletinin bitme noktasına geldiğini, siyasetin ve basının ağır baskı altında olduğunu belirten Öztrak, hukukun ortadan kalktığı yerlerde kamu kaynaklarının belli ceplere aktarıldığına dikkat çekti ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kamu İhale Kanunu, son 15 yılda Kanun ve KHK’larla 42 kez değişikliğe uğradı. İhale Kanunu neredeyse her yıl üç defa değişti. Amaç, birilerine uygun elbise dikmek. Kamu İhale Kanunu’na göre doğal afet, salgın hastalık veya buna benzer mücbir sebeplerle istisnai olarak kullanılması gereken ‘pazarlık usulüyle ihale’ yöntemi hızla artıyor. 2011’de kamu kurumları pazarlık usulüyle 4,5 milyar TL’lik iş vermişler. 2015’te bu rakam 12 milyar TL’ye, 2016’da ise 22 milyar TL’ye ulaştı. Sadece son bir yılda rekabetçi olmayan usulle verilen işler yüzde 86 arttı.”

 

YATIRIMCI ÜRKTÜ, YATIRIM YAPMIYOR

Hukukun üstünlüğünün kalmadığı, can ve mal güvenliğinin olmadığı, ifade özgürlüğünün sınırlandığı, devletin hesap vermediği bir ortamda yatırımcının kendini güvende hissetmeyeceğini belirten Öztrak, “Böyle bir ortamda üretken yatırımları yapacak girişimcilerin yerini sıcak paracılar alır. Korkan tüketici, harcamasını asgariye indirir. Aş olmaz iş olmaz ekonomi daralmaya başlar. Nitekim, makine-teçhizat yatırımları üç çeyrektir daralıyor. Yatırımcı ürkmüş, iş imkanı sağlayacak yatırımları yapmıyor. Ekonomide aşı ve işi büyütmek, geçimi sağlamak zorlaşıyor” diye konuştu.

 

VATANDAŞIN BORCU GIRTLAĞI AŞTI

Yavaşlayan büyümenin, AKP döneminde hızla borca batırılan vatandaşlar ile küçük ve orta ölçekli şirketleri çok daha fazla etkilediğini vurgulayan Öztrak, “Bankalar dışındaki tüm kesimlerin borçlarının ülkenin toplam gelirine oranı, bu yılın ilk üç ayında yüzde 109’a yükselerek rekor kırdı. 2002-2017 döneminde devletin borcu 9’a, şirketlerin borcu 21’e katlanırken, ailelerin borcu 66’ya katlandı. Yani toplumun çok büyük bir kısmının evinin tapusu, arabasının ruhsatı bankaların elinde. Dünyanın geçmiş krizlerinden biliyoruz ki olası bir krizde borçlu aileler hızla mülksüzleşecek. Krizin yükü her zaman olduğu gibi yoksulun omuzunda kalacak” dedi. Hızla artan bütçe açığı faiz yükünü artırdığına dikkat çeken Öztrak, Hazine’nin borcunu çevirebilmek için son ihalede 2009’dan bu yana en yüksek faizi verdiğini belirtti.

 

GELİR DAĞILIMI GİDEREK BOZULUYOR

Konuşmasında ülkede eğitimin kalitesinin düştüğünü, genç nüfustaki işsizliğin ise arttığını kaydeden Öztrak,  Türkiye’nin milletin tamamını kucaklayan bir büyümeyi sağlamakta zorlandığını vurguladı. Öztrak, Türkiye’nin OECD içinde gelir dağılımı en bozuk beş ülkeden biri olduğunu söyledi.

 

7 HAZİRAN, YAPILAN SON SERBEST SEÇİM OLABİLİR

Ekonomideki ve dış politikadaki başarısızlıkların üzerinin toplumu kutuplaştırılarak ve otoriterleşerek örtülmeye çalışıldığını belirten Öztrak, yine bu süreçte devlet ile iktidar partisi arasındaki mesafenin yok olduğunu ifade etti. CHP’li Öztrak, “1932 yılında Nazi Partisi’ne oy verenler, 1946’da Çekoslovakya Komünist Partisi’ne oy verenler, bunun oy verdikleri son serbest seçim olduğunun farkına varamamıştır. Türkiye’de de bu açık tehdit artık kendisini göstermektedir. Eğer tedbir almazsak bizde de yapılan son serbest ve adil seçim 7 Haziran 2015 seçimleri olabilir” diye konuştu. Öztrak, bu gidişi durdurmak için güçlü bir toplumsal muhalefet göstermek olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

 

YENİ BİR TOPLUMSAL SÖZLEŞME

7 Haziran seçimlerinde ortaya çıkan sonucu iktidarın reddetmesiyle başlayan bu kötü gidişi durdurmak için sadece Meclisi değil, meşru her alanı ve mecrayı, sivil toplum kuruluşlarıyla oluşturulacak platformları kesintisiz olarak kullanmalıyız. Güçlü bir toplumsal muhalefet sergilenmezse, bundan sonra yapılacak hiçbir seçim serbest, adil ve eşit olmayacaktır. Bu kurultayın başarısını da somut öneriler ve ortak bir yol haritasını içeren bir toplumsal sözleşmeyi ortaya koyabilmesi belirleyecektir. Bu yol haritasında nihai hedefimiz, demokratik parlamenter rejime daha da güçlendirilmiş bir şekilde dönüş olmalıdır.

 

BU ŞARTLARDA YAPILACAK SEÇİM KABUL EDİLEMEZ

Bu nedenle önümüzdeki seçimlerin adil ve serbest şartlarda yapılmasını sağlayacak yeni bir kurumsal çerçevenin derhal getirilmesini sağlamak, ülkemizin en öncelikli işlerinden biri haline gelmiştir. Siyasette yanlış yapanı seçimle değiştirmenin önü kapanırsa ülkenin kesintisiz büyüme, gelirini artırma ve adil paylaşma perspektifi de kaybolur. Kısa vadede gayri meşru Anayasa değişikliğiyle ortaya çıkan, siyasette adil rekabet koşullarını bitiren düzenlemelerin değiştirilmesini de sağlamalıyız. Devletle iktidar arasındaki mesafeyi yok eden saydamlığı ve denetimi engelleyen, tek adam rejiminin önünü açan mevcut hukuki çerçeveyle yapılacak bir seçimi kabul etmek mümkün değildir. Daha yapılmadan kazananı belli olan seçimlere meşruiyet kazandıran aktörler olamayız.  

 

ADALET VE ÖZGÜRLÜK SÖZLEŞMESİ

Bu amaçla milletimizin önüne bir “Adalet ve Özgürlük Sözleşmesi” koyabilmeliyiz. Bu sözleşme ile toplumsal muhalefeti artırmalıyız. Bu sözleşme;

OHAL’in derhal kalkmasını,

-Seçim Yasası’nın ve Yüksek Seçim Kurulu’nun yapısının uluslararası demokratik standartlara uygun olarak değişmesini, adil seçim yapılmasını güvence altına alacak, seçimlerde devlet ile siyasi partiler arasındaki mesafeyi net şekilde ortaya koyacak düzenlemelerin yapılmasını,

Hakimler Savcılar Kurulu’nun üyelerinin belirlenmesindeki yargı bağımsızlığını bitiren mevcut usulün, meslek mensuplarının dengeli bir biçimde temsilini ve Meclis’te (örneğin nitelikli çoğunluk arama gibi yöntemlerle) iktidar ve muhalefet uzlaşmasını sağlayacak şekilde değiştirilmesini,

-Ceza Yasasında soruşturma aşamasında da yargıya müdahaleyi suç sayan düzenlemenin yeniden getirilmesini,

-Cumhurbaşkanlığı ile Parti Genel Başkanlığının aynı kişide olmamasını,

-Cumhurbaşkanının TBMM seçimlerini yenileme yetkisinin kaldırılmasını,

Bürokraside ehliyet ve liyakati sağlayacak önlemlerin getirilmesini,

-Hem bunların hem de iç tüzük değişikliklerinin, TBMM’deki tüm partilerin eşit oya sahip olduğu Anayasa ve İç Tüzük Değişikliği Komisyonu eliyle yapılmasını hedeflemelidir.

Ancak bu düzenlemeler, gelişmiş demokrasilerin rejimi olan parlamenter sistemden vazgeçtiğimiz anlamına da gelmemelidir. Bunlar siyasetin parlamento zemininde kalması için asgari şartlardır.

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak’ın yaptığı konuşmanın tam metnine aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:

CHP Faik Öztrak_Adalet Kurultayı_Geçimde Adalet_28082017

CHP Faik Öztrak_Adalet Kurultayı_Geçimde Adalet_28082017

EKONOMİ YÖNETİMİNDE ASLAN PAYI BAŞBAKANLIKTA KALDI

TBMM – Kabinedeki değişikliğin ardından piyasalarda, “Ekonomide dümene Mehmet Şimşek geçti” algısını yaratılmaya çalışılsa da yeni görev dağılımının ayrıntıları, ekonomi yönetiminde aslan payının Başbakanlık’ta kaldığını gösteriyor.

 

Milyarlarca liralık kamu varlığının aktarıldığı Varlık Fonu ve FETÖ soruşturmaları kapsamında devredilen şirketlerle ülkenin en büyük holdingi haline dönüşen TMSF, Başbakanlığa bağlandı. Önceki kabinede Başbakan Yardımcısı Şimşek’e bağlı olan Ziraat Bankası ve Halk Bankası da, hisseleri Varlık Fonu’na devredildiğinden, dolaylı olarak Başbakanlığa geçmiş oldu. Şimşek’in elinde ise sınırlı sayıda düzenleyici-denetleyici kurum kaldı.

 

Ekonomi yönetiminde ortaya çıkan ikili yapının ciddi sorunlar yaratacağını ifade eden CHP’li Faik Öztrak, “Varlık Fonu ve TMSF’nin doğrudan Başbakan’a bağlanması, ekonominin yönetiminde hedeflenen etkinliğin sağlanması açısından ne kadar doğrudur?” diye sordu.    

 

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması talebiyle verdiği soru önergesinde, kabineden yapılan son değişikliğe ve yeni görev dağılımıyla ekonomi yönetiminde oluşan parçalı yapıya dikkat çekti. CHP’li Öztrak, soru önergesinde özetle şunları ifade etti:

 

GEREKÇE: EKONOMİ YÖNETİMİNDE ETKİNLİK

Ekonomik konularda Başbakan adına genel koordinasyonu sağlama görevi önceki kabinede iki Başbakan Yardımcısına paylaştırılmışken, yeni hükümette tek başına Sn. Mehmet Şimşek’e verilmiştir. Bu kararın amacı ekonomi yönetiminde etkinliği artırmak olarak piyasalara yansıtılmıştır. Bu çerçevede, daha önceki Bakanlar Kurulunda Sn. Nurettin Canikli’ye bağlı olan Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığı (SPK) ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) yeni görev dağılımında Sn. Mehmet Şimşek’e bağlandığı görülmektedir.

 

ZİRAAT VE HALK BANKASINDA SORU İŞARETİ

Ancak yine bir önceki görev dağılımında Sn. Nurettin Canikli’ye bağlı olan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) doğrudan Başbakan Sn. Binali Yıldırım’a bağlandığı anlaşılmaktadır. Yine daha önceki görevlendirmede Sn. Mehmet Şimşek’e bağlı olan kamu sermayeli T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Türkiye Halk Bankası A.Ş.’nin ise yeni görevlendirmede kime bağlı olduğu açıkça ifade edilmemiştir.

 

VARLIK FONU VE TMSF, BAŞBAKANLIKTA

CHP’li Öztrak, Başbakan Yıldırım’a şu soruları yöneltti:

“Kamu sermayeli T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Türkiye Halk Bankası A.Ş. önceki görevlendirmede olduğu gibi, neden bir bakanın görev alanı içinde tanımlanmamıştır? Her iki kamu bankasına ait Hazine hisselerinin Türkiye Varlık Fonuna devredilmesi neticesinde, adı geçen kamu bankalarının, artık dolaylı olarak söz konusu fonun yöneticileri aracılığıyla yönetilmesi ve bu kurumların ekonominin genel koordinasyonunun dışına çıkarılması ekonomi yönetiminde etkinliğin sağlanmasında sorun yaratmayacak mıdır? Milyarlarca liralık varlığın devredildiği ve ekonominin günlük işleyişi içinde karar almak zorunda olan Türkiye Varlık Fonu ve TMSF gibi kurumların doğrudan Başbakan’a bağlanması, Başbakanlık makamının iş yükü de dikkate alındığında ekonominin yönetiminde hedeflenen etkinliğin sağlanması açısından ne kadar doğrudur?”

Soru Önergesinin Tam Metnine Ulaşmak İçin: Ekonomi Yönetimi_Soru Önergesi_26072017

Saray Fukaranın Tavuğunu Rantiyelerin, Faiz Lobilerinin Folluğuna Yumurtlatıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin bu yılın Ocak-Kasım dönemine milyonlarca çiftçi ve esnafa reva gördüğü desteğin, bir avuç faiz lobisine ve yandaşa...
Devamını oku

Ekonomi Arabasının Motoru Boğuldu, Şanzımanı Dağıldı

CHP’li Öztrak, ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadeleden sadece faiz lobileriyle sıcak para partileri vermeyi anladığını belirterek, “Yüksek faiz ve kontrollü kura...
Devamını oku

Tutuklanan TCMB Başkan Yardımcısının Attığı Diğer İmzalar Hakkında İç Soruşturma Yapıldı Mı?

CHP’li Öztrak, Bankalararası Kart Merkezi soruşturması kapsamında tutuklanan, Merkez Bankası’nın Başkan Yardımcısı Emrah Şener’in TCMB’deki görevi sırasında attığı diğer imzalarla...
Devamını oku

Resmi İşsiz Sayısı İle Gerçek İşsiz Sayısı Arasındaki Fark İlk Kez 10 Milyonu Aştı

CHP’li Öztrak, Haziran ayında gerçek işsiz sayısının 13,4 milyon kişiye ulaşarak rekor kırdığını; resmi işsiz sayısı ile gerçek işsiz sayısı...
Devamını oku

Sadece İstatistiklerle Yalan Değil; İstatistiklerle Talan

CHP’li Öztrak, TÜİK’in açıkladığı Haziran ayı rakamının beklentilerin ve diğer kurumların hesaplarının çok altında kaldığına, market fiyatlarındaki değişimler ile TÜİK’in...
Devamını oku

Faiz Harcamalarının Bütçe Üzerindeki Baskısı Artıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin hukuk tanımazlığı nedeniyle artan faizlerin bütçe üzerine her ay daha fazla baskı yaptığına dikkat çekerek, “İlk 4...
Devamını oku

Milli İradeye Darbe Süreci Ekonomik Görünümü Bozdu

CHP’li Öztrak, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’ndaki Türkiye ekonomisiyle ilgili tahminlerin, Sarayın millet iradesine darbe süreci sonrasında kötüleştiğine dikkat çekerek, “Uluslararası...
Devamını oku

Satılan Milyarlarca Dolar Rezervi Kimler Topladı

CHP’li Öztrak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından mali piyasalarda yaşanan tsunami sırasında ülkenin 40 milyar dolardan fazla...
Devamını oku

 İletişim

Bize her türlü görüş ve önerilerinizi bildirmek için sağ tarafta yer alan bilgilerden bize ulaşabilirsiniz.
CHP Genel Merkezi: Anadolu Bulvarı No: 12 06520
Söğütözü / ANKARA
Telefon: +90 (312) 207 40 00
Telefon 2: +90 (312) 420 59 48-49
Faks: +90 (312) 207 40 14
E-Posta: info@faikoztrak.com