İSTİKRAR KAZANAN TEK ŞEY İŞSİZLİK OLDU
ANKARA – Hükümet işsizlikle mücadelede sınıfta kaldı. Kendinden önceki yirmi yılda ortalama yüzde 8,4 olan işsizlik, Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde yüzde 10,7’ye çıktı. Genç işsiz sayısı bir milyona dayandı, üniversite mezunu işsiz sayısı 200 binin üstünde.
İşsizlik, fiili tek adamlık düzeniyle yeniden çift haneye taşındı. 2014’ten bu yana işsizler ordusuna 500 bine yakın yeni işsiz eklendiğine dikkat çeken CHP’li Öztrak, “Her seçimde istikrar vadeden bu iktidarın elinde, istikrar kazanan tek şey işsizlik oldu” değerlendirmesinde bulundu.
2016 işsizlik rakamlarının açıklanmasıyla, hem fiili tek adamlık döneminin hem de Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetleriyle geçen yılların işsizlik tablosu netleşti. İşsizlik rakamlarını yazılı bir açıklamayla değerlendiren CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, şunları belirtti:
FİİLİ TEK ADAM REJİMİ İŞSİZLİĞİ ARTIRDI
Demokratik parlamenter rejimin bekleme odasına alındığı ve fiili tek adam düzeninin uygulandığı 2014’ten bu yana işsizlik oranı 1 puan artarak yüzde 10,9 olurken; işsiz sayısı aynı dönemde 477 bin kişi artarak 3 milyon 330 bine çıktı. Aynı dönemde çalışmaya hazır ancak çeşitli nedenlerle iş aramaktan vazgeçenlerle beraber gerçek işsiz sayısı ise 413 bin kişi artarak 5 milyon 750 bine ulaştı.
GENÇ İŞSİZ SAYISI 1 MİLYONA DAYANDI
Fiili tek adam döneminde işsizlik konusunda en büyük mağduriyeti gençlerimiz yaşadı. Gençler arasında işsizlik oranı, 2014’ten bu yana, 1,7 puan artarak yüzde 19,6 ’ya çıktı. Aynı dönemde gençler arasında işsiz sayısı ise 127 bin kişi artarak 985’bine sıçradı. Fiili tek adam döneminde işsizler ordusuna katılan her 100 kişiden 27’si geleceğimiz, umudumuz olan gençlerdir.
200 BİNDEN FAZLA ÜNİVERSİTELİ İŞSİZ
Yine fiili tek adam düzeninde, ailelerin bin bir emekle okuttuğu gençlerimiz de iş ve istihdamla buluşamamıştır. Son iki yılda üniversiteli işsizlerimizin sayısı 222 bin kişi artarak 828 bine ulaşmıştır.
İSTİKRAR KAZANAN TEK ŞEY: İŞSİZLİK
1983-2002 arasında Türkiye’yi yöneten 13 hükümet elinde ortalama işsizlik oranı yüzde 8,4 olurken, her seçimde istikrar vadeden, tek adamlık düzenini de istikrar diye sunmaya çalışan Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetleri döneminde Türkiye’de ortalama işsizlik yüzde 10,7’ye çıkmıştır. Bu kadroların elinde istikrar kazanan tek şey işsizliktir.
17 NİSAN SABAHI…
Bu gerçekler cambaza bak politikalarıyla saklanmak istenmektedir. Referandumda oy toplamak için suni krizler ve düşmanlar yaratılmakta milletin zaten kaybolmuş huzuru, eriyen aşı, işi siyasi emeller için daha da riske edilmektedir. Devletin arabası, uçağı, medyası ve tüm imkanları kullanılarak yapılan propagandayla vatandaşın asıl sorunlarına karartma uygulanmaktadır. Milletimiz tek adam heveslerine en güzel cevabı 17 Nisan sabahında Hayırlı oylarıyla verecektir. 17 Nisan sabahı alınacak Hayırlı sonuçla güçlü demokratik parlamenter rejimin inşası önündeki tek adam dayatması ortadan kalkacaktır. Vatandaşımızın aşı, işi ve huzuru için çalışmak iktidarıyla, muhalefetiyle herkesin görevi olacaktır.
ANKARA – Başkanlık tartışmalarının Türkiye’ye faturası ağır oldu. 2016’nın Ekim ayından bu yana süren Başkanlık tartışmaları ekonomide belirsizliği artırdı. Ülkenin ihtiyat akçesi olan Merkez Bankası rezervleri son beş ayda 10 milyar dolar eridi.
Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümetleri döneminde dış borç ve cari açıktaki artış, rezervlerdeki artışı solladı. Merkez Bankası’nın kasasındaki para, Türkiye’nin bir yıllık döviz ihtiyacını karşılayamayacak seviyeye düştü. Ekonomide risk düzeyi, yetersiz rezervlerin de etkisiyle had safhaya ulaştı.
CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak’ın hazırladığı “Türkiye’nin Döviz Rezervleri-Delikli Para Hikayesi” başlıklı raporda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın(TCMB) rezervlerinin durumu mercek altına alındı. Raporda şunlar ifade edildi:
NET REZERV 30 MİLYAR DOLAR
Merkez Bankası’nın kasasında şu an, Cumhurbaşkanının iddia ettiği gibi 120 milyar dolar değil, altın dahil toplam 110 milyar dolar bulunuyor. Yurtiçi ve yurtdışı bankalar ile uluslararası kuruluşların Merkez Bankası’nda tuttuğu paralar ayıklandığında, TCMB’nin elindeki “net rezerv” ise sadece 30,6 milyar dolar.
BAŞKANLIK HEVESİ 10 MİLYAR DOLARA MAL OLDU
Başkanlık teklifinin yeniden gündeme geldiği Ekim 2016’dan bu yana, ekonomide ortaya çıkan belirsizlik ortamının etkisiyle Türkiye’nin rezervleri 10 milyar dolar eridi.
KASADAKİ PARA BİR YILI KURTARMIYOR
Ülkelerin rezervlerinin yeterliliği konusunda en önemli göstergelerden biri olan, rezervin bir yıllık döviz ihtiyacını karşılama oranı Adalet ve Kalkınma Partisi göreve geldiğinden bu yana yarı yarıya düştü. 2002 yılında Merkez Bankası’nın kasasında, kısa vadeli dış borcu ve bir yıllık cari açığı finanse etmek için gerekli parayı ifade eden ”yıllık döviz ihtiyacının” 1,6 katı rezerv bulunuyordu. Şu an ise kasadaki rezerv, ülkenin yıllık döviz ihtiyacını karşılayamaz halde.
Türkiye, rezervin yıllık döviz ihtiyacını karşılama oranında 2002 seviyesini korumuş olsaydı, TCMB kasasında bulunması gereken rezerv 216,5 milyar dolar olacaktı. Oysa şu an itibariyle kasadaki para bunun yarısı kadar. Rezervlerdeki bu tablo, mevcut iktidar döneminde yapılan özelleştirmelerden elde edilen 60 milyar dolar gelirin nereye gittiği sorusunu da beraberinde getiriyor.
BU REZERV KİMİ ÜRKÜTECEK?
Türkiye’nin rezervleri benzer ülkelerin rezervlerinden çok daha düşük. Çin’in rezervi 3 trilyon doların, Güney Kore, Brezilya ve Hindistan gibi ülkelerin rezervleri 300 milyar doların üzerinde. Dolayısıyla, Cumhurbaşkanının iddia ettiği gibi Türkiye’nin “Başkalarını ürkütecek derecede” bir döviz rezervi bulunmuyor.
ASIL BUGÜN DELİKLİ PARAYA MUHTAÇ OLDUK
Türkiye’de mevcut yönetim, ihtiyat akçesi olan rezervleri, dünyada dövizin bol olduğu dönemde yeterince güçlendirmedi. Sıcak para bağımlısı haline getirilen Türk ekonomisi, dünyanın en riskli ekonomileri arasına girdi. Bugün Türkiye ekonomisi; Cumhurbaşkanı, Saray ve Hükümet temsilcilerinin iddialarının aksine, 2002 yılına göre çok daha fazla dış kaynağa bağımlı, Merkez Bankası’nın rezervleri ise yetersiz. Böyle bakıldığında, Türkiye ekonomisi izlenen yanlış politikalar yüzünden asıl bugün “delikli paraya muhtaç” duruma geldi.
Raporun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz: Rezerv Raporu
ANKARA – İşsizlik Aralık ayında rekor tazeledi. İşsizlikteki artış kriz yıllarındaki seviyeye ulaştı.
Genç işsizliğinin son bir yılda 4,8 puan gibi olağanüstü artış gösterdiğine dikkat çeken CHP’li Öztrak, “Fiili başkanlık ve bunun hukuki hale getirilmesi için yaratılan belirsizliklerin en ağır bedelini gençlerimiz ödüyor” dedi.
Ülkenin gündemi Başkanlık ihtirasıyla, tek adam rejiminin inşası çabalarıyla tutsak alınmışken, vatandaşların yaşam koşullarının her gün biraz daha kötüleştiğini ifade eden CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, 2016 Aralık ayı işsizlik rakamlarıyla ilgili yazılı açıklamasında şunları belirtti:
İŞSİZLİKTE KRİZDEN BU YANA EN YÜKSEK ARTIŞ
TÜİK rakamlarına göre son bir yılda işsiz vatandaşlarımızın sayısı, 668 bin kişi artarak 3 milyon 872 bin kişiye sıçramıştır. İşsiz sayısındaki 668 bin kişilik artış, ekonominin yüzde 4,7 daraldığı, 2009 yılının Eylül ayından bu yana en yüksek artıştır. Resmi işsiz sayısı 4 milyona dayanarak rekor kırmıştır. İşsizlik oranı ise bir yılda 1,9 puan artarak yüzde 12,7’ye çıkmıştır. Bu da son 81 ayın en yüksek işsizlik oranıdır.
GERÇEK İŞSİZ SAYISI 6 MİLYONUN ÜSTÜNDE
Çalışmaya hazır olduğu halde iş aramaktan vazgeçmiş vatandaşlarımızla beraber geniş işsiz sayısı ise 6 milyon 290 bine çıkmıştır. Bu şekilde hesaplanan geniş işsizlik oranı, son bir yılda 1,2 puan artarak, yüzde 19,1 olmuştur. Geniş işsizliğe ait bu rakamlar da mevcut işgücü serilerinde rekordur.
BAŞKANLIK İHTİRASI EN ÇOK GENÇLERİ VURDU
Genç işsizliği son bir yılda 4,8 puan gibi olağanüstü artış göstererek Aralık 2016’da yüzde 24’e çıkmıştır. İş arayan her dört gençten biri iş bulamamaktadır. Fiili başkanlık ve bunun hukuki hale getirilmesi için yaratılan belirsizliklerin en ağır bedelini gençlerimiz ödemiştir.
VATANDAŞA İŞ YOK
Aralık itibariyle son bir yılda iş bulabilen vatandaşlarımızın sayısı sadece 221 bindir. Bu rakam 2013 Kasım ayından bu yana istihdamda gözlenen en düşük artıştır. İşadamlarını korkutarak, davul zurnayla göstermelik istihdam paketleri açarak bu meselenin üstesinden gelmek mümkün değildir.
CEVABI MİLLET VERECEK
Bu gidişe en güzel cevabı milletimiz 16 Nisan’da verecektir. Alınacak hayırlı sonuçla, meçhule giden, ülkenin ufkunu karartan rejim değişikliği taleplerine dur denecek, güçlü demokratik parlamenter rejimin inşası üstündeki tek adam vesayeti ortadan kalkacaktır. Hayırlı sonuçla, herkes yeniden hukuka saygı duyacak, kendi işini yapacak, belirsizlik kalkacak, vatandaşımızın aşı, işi büyüyecek, huzuru artacaktır.
TBMM – Cumhurbaşkanlarının halk tarafından seçildiği ancak temsilî görev yaptığı ve parlamenter rejimle yönetilen pek çok ülke olduğuna dikkat çeken Öztrak, “Demek ki bizdeki sorun Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinde değil, sorun seçilende. Sorun seçilen kişinin, ‘Anayasa beni bağlamaz’ demesinde” diye konuştu.
CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Türkiye’de yaşanan ekonomik ve siyasi krizin Meclis tarafından araştırılması için verilen araştırma önergesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldı.
Konuşmasında, ekonomide bozulmanın 2013 Şubat ayında dönemin Başbakanının televizyonda otoyol ihalesini iptal etmesiyle başladığını ifade eden Öztrak, bu eğilimin özellikle2014 Ağustos ayında Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinin ardından fiili başkanlık uygulamalarıyla güçlendiğini ifade etti. Hukuksuzluk, keyfilik ve belirsizliklerin ülkeye büyük bedeller ödettiğini ifade eden Öztrak, konuşmasında şunları söyledi:
SORUN SEÇİLEN KİŞİNİN HUKUK TANIMAMASINDA
Cumhurbaşkanları halk tarafından seçilen ancak temsilî görev yapan ve parlamenter rejimle yönetilen pek çok ülke var dünyada. Bunlar arasında, Avusturya, Finlandiya, İrlanda, İzlanda, Slovakya ve daha birçok ülkeyi sayabiliriz. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi bu ülkelerde parlamenter rejimin işlemesi bakımından herhangi bir sorun yaratmamış. Demek ki bizdeki sorun Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi de değil, sorun seçilende. Sorun seçilen kişinin “Ben farklıyım, bu Anayasa bana dar geliyor” demesinde. “Yürütme ve yargı güçlerini bağlayan Anayasa beni bağlamaz” demesinde.
ÜLKE ANCAK OHAL’LE YÖNETİLEBİLİR HALE GELDİ
7 Haziran 2015 seçimlerine giderken Sayın Cumhurbaşkanı Gaziantep’te “Verin 400 milletvekilini bu iş huzur içinde çözülsün” dedi. Yine mart ayında Denizli’de parlamenter demokrasinin bekleme odasına alındığını hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağın ifade etti. Ama milletimiz 7 Haziran 2015’te bu başkanlık talebine “hayır” dedi ve o güne kadar tek başına iktidar olan Adalet ve Kalkınma Partisine tek başına iktidarı vermedi. Dönemin Başbakanı da seçimlerden hemen sonra mesajı aldıklarını ve başkanlığın artık gündemden düştüğünü ifade etti. Ancak, 7 Hazirandan sonra millet iradesine uygun olarak iyi niyetle başlayan koalisyon görüşmeleri buna karşı çıkanların yoğun çabalarıyla sonuçsuz kaldı. Ülke yeniden seçime götürüldü, demokrasinin genleriyle oynanarak normalleşmenin önüne geçildi. Başkanlık değil ama seçilmiş Başbakan bir saray darbesiyle gündemden düşürüldü. Yerine 1071’den beri bu Anadolu topraklarında mevcut olan veziriazam adıyla, sadrazam adıyla Başbakanlık makamını ortadan kaldırılmakla görevlendirilmiş bir Başbakan ve Parti Genel Başkanı atandı. Ardından hain bir darbe girişimiyle karşı karşıya kaldık, sonrasında da ülke OHAL’le yani hukukun askıya alındığı OHAL rejimiyle yönetilebilir hâle geldi.
FİİLİ BAŞKANLIĞIN MALİYETİ
Fiilî başkanlığın bu ülkeye çok ciddi siyasi ve ekonomik maliyetleri oldu. 2014 Ağustos ayından beri devam eden fiilî başkanlık döneminde vatandaşların kredi kartı ve bireysel kredi kartı borçları 64 milyar Türk lirası artarak 420 milyar Türk lirasına çıktı. Şirketlerin net döviz borcu 28 milyar dolar artarak 174 milyar dolardan 202 milyar dolara ulaştı. Devletin iç ve dış borcu 113 milyar Türk lirası artarak 763 milyar Türk lirasına ulaştı. Merkez Bankası kasasındaki net döviz rezervleri 10,4 milyar dolar eriyerek 30 milyar doların altına, 29,6 milyar dolara indi.
ŞİRKETLERE MALİYETİ 312 MİLYAR TL
Fiilî başkanlık döneminde Türk lirası benzerleri arasında en fazla değer yitiren para oldu. Ağustos 2014’ten bu yana yüzde 68 değer kaybetti. Sadece şirketlere bunun maliyeti 312 milyar Türk lirası oldu, 312 milyar kur farkı zararı yazdı şirketler. Bu kadar borçlanmaya ve döviz rezervlerindeki bu azalmaya rağmen 2014’te 935 milyar dolar olan gayrisafi yurt içi hasıla 2016’da 850 milyar dolara düştü. Millî gelir fiilî başkanlık döneminde 85 milyar dolar eridi. Sadece ülkenin değil, vatandaşın geliri de eridi. 2014’te 12 bin dolar olan kişi başına gelir 2016’da 10.746 dolara düştü. İşsizlik aldı başını gitti. İşsizlik oranı seksen ayın zirvesine çıkarak yüzde 11,8 oldu, mevsimlik düzeltilmiş; düzeltilmemiş işsizlik rakamları ise yüzde 12’yi açtı değerli milletvekilleri. İşsiz sayısı fiilî başkanlık döneminde 712 bin kişi artarak 3 milyon 665 bine ulaştı. Ümidi kaybettiği için iş aramaktan vazgeçen ancak “İş bulsam çalışırım.” diyenlerle birlikte işsiz sayısı 6 milyonu buldu. Genç işsizliği seksen ayın zirvesinde. Kadın işsizliği de fiilî başkanlık döneminde 3 puan artarak yüzde 16’ya çıktı. Bu dönemde işsizler ordusuna katılan her 100 vatandaşımızdan 67 tanesi kadın değerli milletvekilleri, bugün kadınlar gününü kutluyoruz.
NEREYE GİTTİ BU PARALAR?
Geliri azalan, iş bulamayan milyonlar bir de enflasyon ve hayat pahalılığı altında eziliyor. Geçen ay enflasyon elli sekiz ay sonra ilk defa çift haneli rakamlara çıktı. Üretici fiyatları da yüzde 15,4 artışla son 103 ayın rekorunu kırdı. Ülkemizin rekabet gücü de fiilî başkanlıkta eridi. 2014’ten 2016’ya kadar 10 sıra birden rekabet gücünde düştük. Peki, ben soruyorum değerli milletvekilleri, vatandaşlarıma da soruyorum: Bunca borcu, bunca dövizi harcadık, bunlar nereye gitti? Niye bu kadar düşüyor millî gelirimiz? Fiilî başkanlıktaki bu manzara, ülkeyi tek adamın kontrolünde parti devleti rejimine götürecek referandum paketinin halk oylamasında kabul edilmesi hâlinde neyle karşılaşacağımızı da açıkça ortaya koyuyor.
BAŞKANLIK ÜLKELERİ İNSANİ GELİŞMİŞLİKTE SONDA
Ülkemizde başkanlığın fiilîsinin etkileri bu. Peki, dünyada durum nasıl? Uluslararası karşılaştırmalar da başkanlığın milletin cebini doldurmadığını açıkça gösteriyor. Birleşmiş Milletler’in İnsani Gelişmişlik Endeksi var, sağlık, eğitim ve kişi başına gelir bakımından ülkeleri sıralamış. Böyle baktığımız zaman, dünyada insani gelişmişlik bakımından yani en zengin, en sağlıklı, en iyi eğitilmiş ilk 10 ülkenin 8 tanesi parlamenter demokrasiyle yani Meclisle yönetiliyor, Meclisin demokrasisiyle yönetiliyor. Amerika Birleşik Devletlerinde başkanlık var, bir tanesi, diğeri de İsviçre, onda da karma bir sistem var. Buna karşın insani gelişmişliğin en dibinde yer alan 10 ülkeye dönüp baktığımızda 7’sinin başkanlık, 3’ünün ise yarı başkanlıkla yönetildiğini görüyoruz.
BUGÜN GİT 5 YIL SONRA GEL
Kuvvetler ayrılığını bitiren işinin, aşının hesabını sormak isteyen vatandaşa “Bugün git, beş yıl sonra gel.” diyen, hem partisinin genel başkanı hem Başbakan hem de Cumhurbaşkanı olmak isteyen tek adamın kuracağı parti devletinin ekonomik belirsizliği ve yoksulluğu daha da artıracağından hiç endişeniz olmasın. Unutmayalım ki ülkemiz bugünkü rejimizle G20 liginin üyesi olmuştur. Biz, dünyanın gayrisafi hasılası en yüksek 20 ülkesinden biriyiz. Parlamenter demokrasiyle bu noktaya geldik. Bize önerilen ve nerede piştiği meçhul, arkasında 2015’te koalisyona karşı çıkanların olduğu bu Orta Doğu tipi tek adama dayanan parti devleti rejimiyle ülkeyi bir meçhule sürüklemenin bu ülkeye çok ciddi maliyetleri olur. Bakın, daha şimdiden 2017 yılında, uluslararası kuruluşlar büyümenin 2’nin altına düşeceğini söylüyor.
KÖROĞLU GİBİ, HASAN TAHSİN GİBİ, ATATÜRK GİBİ
Milletimiz tıpkı Köroğlu’nun Bolu Beyi’ne “hayır” dediği gibi, Hasan Tahsin’in Yunan’a “hayır” dediği gibi, Mustafa Kemal Atatürk’ün Anadolu’yu işgal eden emperyalistlere “hayır” dediği gibi, 7 Haziranda olduğu gibi, kendisine dayatılan bu tek adım rejimine mutlaka “hayır” diyecektir. Bu “hayır” hem siyasetin hem de ekonominin başkanlık vesayetinden kurtulmasını sağlayacaktır. Ülkemiz küresel yarışa yeniden dönecek, zenginleşecek, zenginliği hakça paylayacak, demokrasisini sağlamlaştıracaktır.
TÜM ENDEKSLER AYNI ŞEYİ SÖYLÜYOR:
BAŞKANLIK BAŞA BELA…
ANKARA- CHP’li Öztrak’ın raporuna göre Başkanlıkla yönetilen ülkeler vatandaşlarına barış, huzur ve refah sağlama konusunda en başarısız ülkeler oldu. Buna karşın, yolsuzluğun ve yolsuzluk algısının en yoğun yaşandığı ülkeler, Başkanlıkla yönetilenler.
CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Birleşmiş Milletler, Dünya Ekonomik Forumu, Uluslararası Şeffaflık Örgütü gibi saygın kuruluşların uluslararası endekslerini kullanarak hazırladığı raporda, güçlü parlamenter demokrasiler ile başkanlık rejimlerinin ülkelere huzur, barış, refah ve mutluluk getirmekteki başarılarını karşılaştırdı.
Öztrak’ın raporuna göre tüm uluslararası endeksler, güçlü demokratik parlamenter rejimlerle yönetilen ülkelerde insanların daha iyi eğitim, sağlık ve refah koşullarına ulaşabildiğini gösteriyor. Yine dünyanın en mutlu insanları güçlü demokratik parlamenter rejimlerde yaşıyor. Bu tablonun bir tesadüf olmadığını belirten Öztrak, “Kuvvetler ayrılığının, güçlü denge ve denetim sistemlerinin bulunduğu, hak ve özgürlüklerin hukukun koruması altında olduğu ülkelerde belirsizliğe yer olmamaktadır. Bu ülkelerde fikir ve ifade özgürlüğü yaratıcılığı beslemekte, yaratıcılık ve öngörülebilirlik ise beraberinde rekabet gücü ve refah getirmektedir” değerlendirmesinde bulundu.
İNSANİ GELİŞMİŞLİKTE PARLAMENTER ÜLKELER ZİRVEDE
Rapora göre Birleşmiş Milletler’in eğitim, sağlık, yaşam koşulları gibi pek çok kriteri göz önüne alarak hazırladığı İnsani Gelişmişlik Endeksi’nin ilk 10 sırasındaki ülkelerin 8’i güçlü parlamenter demokrasiyle yönetiliyor. Kalan iki ülke ise güçlü denge ve denetim mekanizmalarıyla desteklenmiş bir Başkanlık sisteminin var olduğu ABD ile kendine has karma bir sistemle yönetilen İsviçre. Listenin son 10 sırasındaki ülkelere bakıldığında ise 7’sinin Başkanlıkla, 3’ünün de Yarı Başkanlıkla yönetildiği görülüyor.
BAŞKANLIK MUTSUZ EDİYOR
Raporda yer alan bir diğer veriye göre dünyanın en mutsuz insanları, Başkanlık sisteminin hüküm sürdüğü Burundi, Benin, Ruanda gibi ülkelerde yaşıyor. Dünya Mutluluk Endeksi’nin son 10 sırasında yer alan ülkelerin 9 tanesi Başkanlıkla, 1 tanesi Yarı Başkanlıkla yönetilirken, en mutlu insanların yaşadığı ilk 10 ülkenin İsviçre hariç tamamı güçlü parlamenter demokrasiyle yönetiliyor.
BAŞKANLIK ÜLKELERİNDE YOLSUZLUK TAVAN YAPIYOR
Hukuk devletinin en güçlü olduğu ülkelerin de güçlü parlamenter demokrasiyle yönetilen ülkeler olduğu görülüyor. Güçlü denge ve denetleme mekanizmalarının kurulduğu bu ülkeler, aynı zamanda yolsuzlukların en az yaşandığı ülkeler oluyor. Buna karşın, hukukun üstünlüğü konusunda en alt sıralarda bulunan Başkanlık ülkeleri, aynı zamanda yolsuzlukların en çok yaşandığı ülkeler.
TEK ADAM HUZUR VERMİYOR
Raporda dikkat çeken bir diğer veriye göre Başkanlık ülkeleri vatandaşlarına huzur ve barış sağlama konusunda da en başarısız ülkeler. Küresel Barış Endeksi’nin son 10 sırasında bulunan ülkelerden 6’sı Başkanlık, 1’i Yarı Başkanlıkla yönetilirken, listenin en tepesindeki ülkelerin 8 tanesi güçlü parlamenter demokrasiyle yönetiliyor.
RAPORUN TAM METNİ: Başkanlık_Rapor
ANKARA – CHP’li Öztrak, enflasyonun 58 ay sonra yeniden çift haneye çıktığını belirterek, “Fiili başkanlık döneminde milletin kişi başına geliri eridi, işsiz sayısı 700 binden fazla arttı, enflasyon yeniden çift haneye sıçradı. Tek adam rejiminin lafı bile ülkenin ufkunu karartmaya yetti” dedi.
CHP’li Öztrak, geçen ay enflasyonun çift haneye çıkacağı uyarısında bulunduklarını hatırlatarak, bu uyarılarının tek adam rejimi kurma gündemine kilitlenen Hükümet tarafından duyulmadığını ifade etti. CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Şubat ayı enflasyon rakamlarıyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada şunları belirtti:
ENFLASYON 58 AY SONRA ÇİFT HANEDE
Şubat ayında tüketici fiyatları yüzde 0,81 artarak piyasa beklentilerini neredeyse ikiye katladı. 2017’nin ilk iki ayında gerçekleşen enflasyon ise yüzde 3,3 oldu. Böylece, Hükümetin 2017 yılına ait yüzde 6,5’lik enflasyon hedefinin yarısı daha yılın ilk iki ayında aşıldı. 12 aylık enflasyon ise 2012 yılı Nisan ayından bu yana, yani 58 ay sonra, yeniden çift haneye çıktı. Şubat’ta 12 aylık enflasyon yüzde 10,1 oldu. Yine yurtiçi üretici fiyatları da 12 ayda yüzde 15,4 artarak son 103 ayın en yükseğine çıktı.
DERTLERİ MİLLETİN AŞI, İŞİ DEĞİL; TEK ADAMLIK REJİMİ
Ekonomi yavaşlarken, işsizlik almış başını giderken, hayat pahalılığı milletin cebini yakarken, dolar kuru yeniden artış eğilimine girmişken, milletin aşı, işi ana gündem maddesi olması gerekirken, hükümetin tek gündemi vardır. O da tek adam rejimini inşa etmektir.
TEK ADAMLIĞIN LAFI BİLE ÜLKENİN UFKUNU KARARTTI
Tek adam rejiminin lafı bile ülkenin ufkunu karartmaya yetmiştir. Son iki buçuk yılda fiilen uygulanan başkanlığın ülkemizde yarattığı belirsizlik ve sıkıntılar ortadadır. Fiili başkanlık döneminde milletin kişi başına geliri erimiştir. İşsiz sayısı bu dönemde 700 binden fazla artmıştır. Enflasyon aynı dönemde yeniden çift haneye sıçramıştır. Bu tablonun müsebbipleri, şimdi bunu kalıcı hale getirmeye çalışmaktadır.
MİLLET 16 NİSAN’DA CEVAP VERECEK
Milletimiz, tıpkı 7 Haziran 2015’te yaptığı gibi 16 Nisan 2107’de de kendisine başkanlık dayatmasında bulunanlara hak ettiği cevabı verecektir. Tek bir adamın aklının, bütün bir milletin aklından daha üstün olmadığını 17 Nisan sabahında hep beraber göreceğiz. 17 Nisan sabahında alınacak Hayırlı sonuçla, demokratik parlamenter rejimimizin önüne dikilen tek adam dayatması ortadan kalkacaktır. Egemenliğin sahibi olan milletimiz, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana demokratik parlamenter rejimle yürümüştür. 17 Nisan sabahında milletin desteğiyle bu kararlı ilerleyiş daha da güçlenecek; yeni maceralar ve belirsizlikler demek olan başkanlık rejimine dur denecektir. Milletimizin kararı ülkemizin karartılan ufkunu yeniden aydınlatacaktır.
“BUNUN ADI REJİM DEĞİŞİKLİĞİDİR”
“DEVLET ÇİFTÇİYE 67 MİLYAR TL BORÇLU”
TEKİRDAĞ – CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Anayasa değişikliği kabul edilirse Başbakanlık makamının kaldırılarak yetkilerinin tek adama verileceğini, milletin temsilcisi Meclis’in yetkilerinin hadım edileceğini belirterek, “Bu sistem değişikliği falan değildir. Yasama, yürütme ve yargının tek adama bağlanmasını öngören bu teklifle açık ve net şekilde rejim değişikliği yapılmak istenmektedir” dedi.
Çiftçiye bugüne kadar, Tarım Kanunu’nda öngörülen destek ödemelerinin ancak yarısının verildiğini ifade eden Öztrak, “2007-2015 arasında çiftçiye kanunen ödenmesi gereken tarım desteği 132 milyar TL iken ödenen sadece 65 milyar TL. Dolayısıyla devlet, çiftçiye 67 milyar TL borçlu” diye konuştu.
CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, yaklaşan referandum öncesinde Hayrabolu’da ziyaretlerde bulundu. Hayrabolu Belediyesi’nde devam eden projeler hakkında bilgi alan Öztrak, ardından Hayrabolu Süt Üreticileri Birliği Genel Kurulu’na katıldı. Genel Kurul sonrasında Hayrabolu Ticaret ve Sanayi Odası’nı, Hayrabolu Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi’ni, Hayrabolu Esnaf ve Sanatkarlar Odası’nı ve Hayrabolu Ticaret Borsası’nı ziyaret eden Öztrak, akşam da Lahana ve Karakavak Mahallelerinde vatandaşlarla bir araya geldi.
Hayrabolu Süt Üreticileri Birliği Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, çiftçinin ayakta kalabilmesi için sattığı bir litre sütle 1,5 kilo yem alabilmesi gerektiğini ifade eden CHP’li Öztrak, mevcut süt ve yem fiyatlarıyla bunun mümkün olmadığını, süt üreticisinin ciddi şekilde zorlandığını belirtti. Öztrak, ekonomide sıkıntıların arttığı bu dönemde süt üreticisinin desteklenmesi gerektiğine dikkat çekti. Devletin kanunen çiftçiye ödemesi gereken destekleri ödemediği için her bir üretici ailesine 30 bin lira borçlu olduğunu söyleyen Öztrak, “Borcunuzu ödeyin” dedi.
CHP’li Öztrak, Hayrabolu’daki diğer ziyaretlerinde özetle şunları söyledi:
DEVLETİN ÇİFTÇİYE 67 MİLYAR TL BORCU VAR
2006 tarihinde çıkarılan Tarım Kanunu gereği her yıl tarıma Milli Gelirin en az yüzde biri kadar destek verilmesi gerekiyor. Bu kanuna göre 2007-2015 yılları arasında devletin çiftçiye vermesi gereken destek eski Milli Gelir rakamlarına göre 118 milyar TL. Eski Milli Gelir rakamlarına göre diyorum, çünkü TÜİK kısa süre önce Milli Gelir rakamlarını güncelledi. Yeni Milli Gelir rakamlarına göre baktığımızda, 2007-2015 arasında çiftçiye ödenmesi gereken destek 132 milyar TL’ye çıkıyor. Oysa bu dönemde ödenen destek sadece 65 milyar TL. Yani ödenen, ödenmesi gerekenin yarısı kadar. Dolayısıyla devletin çiftçiye kanunen vermek zorunda olduğu halde vermediği desteğin tutarı 67 milyar TL. Kabaca Türkiye’de 2 milyon çiftçi ailesi olduğunu düşündüğümüzde, devletin her bir çiftçi ailesine 30 bin TL borcu vardır. Sıkıntıda olan çiftçiye devlet bu borcunu ödemelidir.
BUNUN ADI REJİM DEĞİŞİKLİĞİDİR
Ülkenin acilen çözülmesi gereken ciddi sorunlarının olduğu bu dönemde vatandaşlarımızın önüne bir Anayasa değişikliği teklifi getirildi. 16 Nisan’da oylanacak bu teklife özellikle Trakya’dan yüksek oranda Hayır çıkacağına inanıyorum. Bu topraklarda 1071’den beri var olan Başbakanlığın(eski adıyla Vezir-i Azamlık) kaldırılmasını; 1876’dan beri var olan Parlamentonun hadım edilmesini; yasama, yürütme ve yargının tek adama bağlanmasını öngören bu teklifle açık ve net şekilde rejim değişikliği yapılmak isteniyor. Getirilen teklifle, devletteki denge ve denetleme mekanizmaları etkisizleştiriliyor. Bu teklif kabul edilirse tüm güçleri kendinde toplayan bir Tek Adam, milletin iradesini temsil eden Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin üstüne çıkarılacak. Gensoru olmayacak, güvenoyu olmayacak. Başbakan’ın yetkilerini kullanacak Başkan’a milletvekilleri yazılı soru bile soramayacak. Yani Tek Adam, Başbakan’ın yetkilerini alacak ama Başbakan gibi denetlenemeyecek. Ülkeye tamamen keyfi bir yönetim egemen olacak. Milletimiz bunu görüyor ve Hayır diyor.
BAŞKANLIK ÜLKELERİ EN GERİ ÜLKELER
Peki bu teklif neden getirildi? Başkanlık hangi sorunu çözüyor? Başkanlık rejimi ülkelere daha fazla iş, aş, refah mı getiriyor? Baktığımızda dünyadaki örneklerin bunun tam aksini söylediğini görüyoruz. Birleşmiş Milletler’in, ülkelerin vatandaşlarına eğitim, sağlık, gelir gibi alanlarda sunduğu imkanlara bakarak hazırladığı “İnsani Gelişmişlik Endeksinde” ilk 10 sıradaki ülkelerin 8’i Demokratik Parlamenter rejimle yönetiliyor. Buna karşın listenin son sırasında bulunan, yani vatandaşlarına en kötü eğitim, sağlık ve geliri sunan, dünyada en geri 10 ülkenin 7’si başkanlık, 3’ü yarı başkanlıkla yönetiliyor.
FİİLİSİ MEMLEKETİ BU HALE GETİRDİYSE…
Sadece mevcut Cumhurbaşkanı’nın seçildiği 2014 yılından bu yana yaşadığımız ve “fiili başkanlık” denen süreçte ülkenin nereden nereye geldiğini görmek bile Başkanlık teklifine hayır demek için yeterli. 2014 Ağustos ayından bu yana resmi işsiz sayımız 800 bin artarak 3,7 milyona dayandı. Aynı dönemde ülkenin borcu 18 milyar dolar, vatandaşın kredi ve kredi kartı borcu 79 milyar TL arttı. Borç artarken gelir de artıyorsa borcunuzu ödersiniz. Peki milletin geliri ne oldu? 2014 yılında 935 milyar dolar olan milli gelirimizin 2016’da 850 milyar dolar düştüğü tahmin ediliyor. Özetle fiili başkanlıkta işsizlik arttı, vatandaşın borcu arttı, ülkenin geliri 81,2 milyar dolar düştü. Fiili başkanlık vatandaşlara refah getirmedi, yoksulluk getirdi. İstikrar diye sundukları tek adam rejimi, vatandaşın işine aşına mal oldu. Fiilisi bu hale getirdiyse, gerçeği ne hale getirir varın siz düşünün.
TBMM- Amaç dışı kullanım tartışmalarıyla gündemden düşmeyen İşsizlik Sigortası Fonu’yla ilgili yeni bir ihtimal gündeme geldi.
CHP’li Öztrak, SPK’nın Ziraat Bankası’na 20 milyar TL’lik tahvil ve bono çıkararak borçlanma izni verdiğini hatırlatarak, “Ziraat’in çıkaracağı tahvil ve bonoları İşsizlik Sigortası Fonu mu alacak? Bunun için mevzuatta yeni düzenlemeler mi yapılacak?” diye sordu.
CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması talebiyle verdiği yazılı soru önergesiyle, T.C. Ziraat Bankası’nın SPK’dan aldığı borçlanma iznini TBMM gündemine taşıdı. SPK’nın, Türkiye Varlık Fonu’na devredilen Ziraat Bankası’na, tahvil ve bono çıkararak 20 milyar TL’lik borçlanma izni verildiğini ifade eden Öztrak, Banka’nın Fon’a devredilir devredilmez böyle bir borçlanma ihtiyacının ortaya çıkmasının izaha muhtaç olduğunu ifade etti.
2016 yılının Aralık ayı itibariyle, İşsizlik Sigortası Fonu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ve Diğer Fonlarda 111 milyar TL’si menkul kıymetlerde olmak üzere toplam 135,7 milyar TL bulunduğunu, sadece İşsizlik Sigortası Fonu’nun 2017’de 113 milyar TL’lik hacme ulaşmasının beklendiğini belirten Öztrak, “20 milyar TL tutarında bir borçlanmanın, mevcut konjonktürde ancak bu fonlardan sağlanabileceği düşünülmektedir” dedi.
Öztrak, Başbakan Yardımcısı Şimşek’e şu soruları yöneltti:
ZİRAAT’İN MÜŞTERİLERİ MEVDUATLARINI MI ÇEKTİ?
T.C. Ziraat Bankası’nın Varlık Fonu’na devrinden sonra mevduatlarında bir azalış söz konusu olmuş mudur? T.C. Ziraat Bankası’nın, bu miktarda borçlanmasına şimdi neden ihtiyaç duyulmuştur?
ZİRAAT’İN YÜKÜ, İŞSİZLİK FONU’NA MI?
T.C. Ziraat Bankası’nın çıkaracağı tahvil ve bonoların belli bir kısmının İşsizlik Sigortası Fonuna satılması mı planlanmaktadır? Eğer öyleyse, söz konusu tahvil ve bono alımlarının ne kadarı İşsizlik Sigortası Fonu tarafından gerçekleştirilecektir? Bunun için mevzuatta yeni düzenlemeler yapılması öngörülmekte midir? T.C. Ziraat Bankası’nın tahvil ve bonolarını İşsizlik Sigortası Fonu alırsa, bu alım Hazine’nin borçlanma programını nasıl etkileyecektir? Bu bağlamda, Hazine bono ve tahvillerinin faizlerinin hangi seviyeye kadar yükselmesi öngörülmektedir?
ANKARA – CHP’li Öztrak, yapılan son KHK düzenlemesiyle banka yöneticilerinin sorunlu kredilerin yeniden yapılandırılmasındaki sorumluluklarının gevşetildiğini ve bu işlemler yapılırken yeterli özeni göstermeyenler için getirilmiş zimmet suçunun kaldırıldığını belirterek, “Hükümet milletin kör kuruşuyla biri veya birilerini kurtarmaya çalışmaktadır” dedi.
CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, yaptığı yazılı basın açıklamasında şunları ifade etti:
AKP iktidarı TBMM’den aldığı olağanüstü hal yetkilerini amacı dışında kullanmayı alışkanlık haline getirdi. İktidar kendi siyasi ajandasını hayata geçirmek için olağanüstü hal fırsatçılığı yapıyor. Bugün yayımlanan ve olağanüstü halin icapları ile uzaktan yakından alakası olmayan düzenlemeleri içeren 687 sayılı Kanun Hükmünde Kararname(KHK) bunun son örneğidir.
MİLLETİN PARASIYLA BİRİLERİ KURTARILACAK
Daha birkaç gün önce Ziraat ve Halk Bankası gibi kamu bankaları Sayıştay denetimine tabi olmayan Türkiye Varlık Fonuna devredilmişti. Bugün çıkarılan 687 sayılı KHK ile ise banka yöneticilerinin sorunlu kredilerin yeniden yapılandırılmasındaki sorumlulukları gevşetilmekte ve bu işlemler yapılırken yeterli özeni göstermeyenler için getirilmiş zimmet suçu kaldırılmaktadır. Yapılanlar son derece açıktır. Hükümet, biri veya birilerini kurtarmaya çalışmakta; bürokrat da yasayla kendini sorumluluktan kurtarmanın alt yapısını hazırlamaktadır.
OHAL YETKİSİYLE EKONOMİYE MÜDAHALE
Suudi Arabistanlı bir gruba ait Türk Telekom’un bankalarla olan sıkıntıları artık herkesin malumudur. Yine Hükümete yakın bazı müteahhitlerin mevcut konjonktürde kredi bulmakta sıkıntı yaşadığı kamuoyuna yansımaktadır. Hükümet terörle mücadele edeceğim diye aldığı OHAL yetkileriyle, ekonominin günlük işleyişine müdahale eden pek çok işlem yapmaktadır.
AKÇELİ İŞLERE OHAL ŞALI
Milletin parası ve atadan, deden kalan son ziynetleriyle kimler kurtarılacaktır? Bu soruların cevapları bugünden kamuoyuyla mutlaka paylaşılmalıdır. Bu kadar akçeli iş, OHAL şalının altına gizlenemez. Milletin harcanan ve harcanacak olan her kör kuruşunun hesabı, şimdiden millete verilmelidir.