Main menu
Second Menu
Faik ÖztrakBlog style 1

CHP’Lİ FAİK ÖZTRAK HAYRABOLU’DA

TEKİRDAĞ – Tekirdağ Milletvekili ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak Tekirdağ’da Hayrabolu ilçesinde Hıdırellez kutlamalarına katıldı.
Foto_2_Hayrabolu Çerkezmüsellem_Hıdırellez_10052015
Seçim çalışmaları kapsamında Tekirdağ 100. Yıl Mahallesinde vatandaşlarla bir araya gelen Öztrak, burada yaptığı konuşmada hükümetin elinde hukuk devletinin ve demokrasinin gün geçtikçe yok edildiğini belirtti. Foto_3_ 100 Yıl_10052015Öztrak, “Malın mülkün güvence altında olmadığı yerde yatırım da iş de olmaz. İşte bakın ülke olarak en önemli varlığımız genç nüfusumuz ama genç işsizliği yüzde 20’ye ulaştı. Çözüm CHP, çözüm üreten ekonomi, ürettiğini hakça paylaşan Türkiye” dedi.

 

 

foto_5_Yeşilsırt ve Aydın_10052015Faik Öztrak, Yeşilsırt ve Aydın mahallelerinde çiftçilerimizin yağmur ve doludan kaynaklanan zararlarını yerinde inceledi. Geçmiş olsun dileğinde bulundu.

 

 

 

Öztrak, Karacakılavuz Mahallesinde vatandaşlarla bir araya geldi. Foto_8_Karacakılavuz_10052015

YILLIK ENFLASYON HEDEFİNİN YÜZDE 75’İ İLK 4 AYDA GERÇEKLEŞTİ

ANKARA – CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Hükümetin 2015 programında belirlenen enflasyon hedefinin yüzde 75’inin yılın ilk 4 ayında gerçekleştiğini ifade etti. Öztrak,  “Türkiye’nin çok ciddi bir enflasyon problemi olduğu ve bu problemi mevcut hükümetin çözme kabiliyeti bulunmadığı ortadadır” dedi.

 

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, yaptığı yazılı açıklamada, enflasyonun Nisan ayında beklentileri aşarak yüzde 1,63 olarak gerçekleştiğini, yıllık enflasyonun ise yüzde 7,91’e yükseldiğini belirterek şunları ifade etti:

 

-SON 7 YILIN EN YÜKSEK NİSAN AYI ENFLASYONU

Yıllık enflasyon, Nisan’da yüzde 7,91’le yılbaşından bu yana en yüksek seviyesine ulaştı; aylık enflasyon ise yüzde 1,63’le 2008 yılından bu yana en yüksek Nisan ayı enflasyonu oldu.

 

-ENFLASYON DAR GELİRLİYİ EZDİ

Nisan ayında özellikle dar gelirli vatandaşlarımızı en çok etkileyen gıda fiyatlarındaki artış ise yıllık yüzde 14,7 ile son 8 ayın en yüksek seviyesine ulaştı.

 

-ÇEKİRDEK ENFLASYON KAYGI VERİYOR

Enflasyondaki eğilimi gösteren ve Merkez Bankası’nın takip ettiği “çekirdek enflasyon” rakamlarında ise yıllık bazda azalış görülse de Nisan ayında bu azalış eğiliminde ciddi bir yavaşlama olduğu göze çarpıyor. Bu yavaşlama da kaygı vericidir. Kaldı ki 9 çekirdek enflasyon göstergesinin ortalaması Nisan’da yüzde 1,7 artış göstermiştir. Bu, 2012 yılının Ekim ayından bu yana en yüksek artıştır.   

 

-ÜRETİCİ FİYATLARINDAKİ ARTIŞ EĞİLİMİ DE HIZLANIYOR

Nisan’da yurtiçi üretici fiyatları da yüzde 1,43 arttı ve yurtiçi üretici fiyatlarındaki artış son 5 yılın en yüksek seviyesinde gerçekleşti. İlk 4 ayda yurtiçi üretici fiyatlarındaki artış ise yüzde 4,1’i buldu. Bu rakamlar döviz kurundan fiyatlara geçişkenliğin Nisan ayında belirginleştiğini gösteriyor.   

 

-BU DÜZENLEME ÜRKÜTÜR

2009 yılında çıkardığı kararnameyle döviz geliri olmayan şirketlerin dövizle borçlanmasının önünü açarak, Türk şirketlerini döviz kurlarından en çok etkilenen şirketler haline getiren Hükümetin, kurlardaki artıştan ciddi şekilde kaygılandığı görülmektedir. Mevzuatta yaptığı değişikliklerle Türkiye’ye nakit para girişinde beyan zorunluluğunu kaldıran Hükümet, bu durumu “Irak ve Suriye gibi karışıklık yaşanan ülkelere yapılan ihracatın gelirinin Türkiye’ye getirilmesini kolaylaştırma amacıyla yapıldığını” açıklamaktadır. Bu çerçevede, ülkeye döviz girişine yönelik sınırlamaları kaldıran düzenlemelerin, ülkeye para getirecekleri teşvik etmeyeceği aksine ürküteceği, terörizmin finansmanı ve kara para aklama konusunda Türkiye hakkında yeni soru işaretleri oluşturacağı bilinmelidir.   

 

-YILLIK HEDEFİN YÜZDE 75’İ, 4 AYDA GERÇEKLEŞTİ

Yılbaşından bu yana yüzde 4,7’ye ulaşan enflasyon Hükümetin 2015 programında belirlediği yüzde 6,3’lük enflasyon hedefinin yüzde 75’inin daha yılın ilk 4 ayında gerçekleştiğini göstermektedir. Yılsonu enflasyon tahminini yüzde 6,8’e çıkaran Merkez Bankası’nın, Hükümetin gerekli önlemleri almaması durumunda bu hedefini de revize etmek zorunda kalacağı görünmektedir. Türkiye’nin çok ciddi bir enflasyon problemi olduğu ve bu problemi mevcut hükümetin çözme kabiliyeti bulunmadığı ortadadır.

SURİYE VE IRAK KRİZLERİNİN TÜRKİYE’YE FATURASI EN AZ 17 MİLYAR DOLAR

 ANKARA – CHP, Suriye ve Irak’ta yaşanan kaosun Türkiye’ye etkilerini “Suriye ve Irak Krizleri: Türkiye’nin Ödediği Fatura” raporuyla ortaya koydu.

Rapora göre Suriye ve Irak’ta yaşanan kargaşa ile izlenen yanlış politikalar birleşince, Türkiye’ye büyük bir ekonomik fatura çıktı. Suriyeli sığınmacılar için yapılan harcamalar, potansiyel ihracat ve turizm kayıpları hesaplandığında toplam fatura 17 milyar doları buluyor.

Sosyal etkiler de azımsanacak gibi değil. Türkiye’deki Suriyeli sayısı 70 ilin nüfusundan fazla. Bu, özellikle sınır illerinde ve sınıra yakın illerde kamu hizmetlerinde önemli aksamalara neden oluyor.

Suriye’de ve Irak’ta yaşanan savaş, Türkiye’nin güney sınırlarını radikal terör örgütleri için yaşam alanı haline getirdi. Raporda, “Sınırlarımızın Peşaverleşmesi olarak tanımlanabilecek bu durum ülkemiz için ciddi bir tehdittir” denildi.

 

CHP’nin raporunda, “Suriye meselesi giderek büyümekte, kısa ve orta vadeli bir sorun olmaktan çıkmaktadır. Sorun, ülkemizi uzun dönemde de farklı boyutlarıyla etkileyecek kalıcı bir hal almaktadır” değerlendirmesinde bulunuldu.

Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak’ın başkanlığındaki CHP İş Dünyası Grubu üyesi milletvekillerinin Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin, Adana, Mersin ve Hatay’da yaptığı incelemeler ve görüşmeler sonrasında hazırlanan raporda, yaşanan iki krizin, Türkiye’ye sosyal ve ekonomik etkileri ile güvenlik alanında etkileri değerlendirildi. Hafta içinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Mersin ziyaretinde iş dünyasıyla tartışılan raporda, AKP Hükümeti’nin Suriye’deki iç savaşta izlediği politikayla savaşın taraflarından biri haline geldiği ve oynadığı “kolaylaştırıcı rolle” yaşanan sıkıntılarda pay sahibi olduğu belirtildi.

 

-70 İLİN NÜFUSUNDAN FAZLA SURİYELİ

Rapora göre Suriye’deki iç savaş nedeniyle 3,9 milyon Suriyeli ülkesini terk ederek sığınmacı durumuna düştü. Bu sığınmacıların resmi rakamlara göre 1 milyon 698 bini Türkiye’de yaşıyor. Bu sayı Türkiye’deki 70 ilin nüfusundan fazla. Gayrı resmi rakamlarla Türkiye’deki Suriyelilerin sayısı ise 2 milyonun üzerinde. Rakamlar, savaş nedeniyle ülkesini terk eden her iki Suriyeliden birinin Türkiye’de olduğunu gösteriyor. Suriyeli sığınmacılar, 9 il hariç, Türkiye’nin bütün illerine yayılmış durumda. Barınma merkezlerinde kalan Suriyelilerin sayısı ise sadece 270 bin.

 

-ŞEHİRLERİN ALTYAPISI KALDIRMIYOR

Yaşanan yoğun göçten en çok etkilenen ise sınır illeri ve sınıra yakın iller. Yoğun göç bu illerde başta sağlık ve belediye hizmetleri olmak üzere kamu hizmetlerine ulaşmayı zorlaştırdı. Raporda, vatandaşların tarihten gelen Muhacir-Ensar geleneği gereği Suriyelilere misafirperver davrandığı, fakat kriz uzadıkça vatandaşların dayanma gücünün azalmaya, rahatsızlıklarının ise artmaya başladığı ifade edildi. Suriyelilerin yoğun yaşadığı illerde kira ve konut fiyatlarında ciddi artışlar yaşandı. Şanlıurfa ve Mardin’de işsizlikte ciddi artış oldu.

 

-TÜRKİYE’DE SURİYELİ “KAYIP KUŞAK”

Raporda Türkiye sınırları içinde “Suriyeli kayıp kuşak riskine” de dikkat çekildi. Türkiye’ye gelen Suriyelilerin 500 bini eğitim çağında olduğunun ve bunların sadece 175 binine eğitim verilebildiğinin belirtildiği raporda, “Bu durum Türkiye’de Suriyeli kayıp kuşak riskini ve sosyal riskleri artırıyorifadelerine yer verildi.

 

-SINIRLAR “PEŞAVERLEŞTİ”

CHP’nin raporuna göre bölgede yaşanan olaylar Türkiye’yi güvenlik boyutuyla da olumsuz etkiledi. Kriz sürecinde 2012’de Türkiye’nin bir savaş uçağının Doğu Akdeniz sularında düşürülmesi, Suriye tarafından ateşlenen ve Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesine top mermisi düşmesi, 2013’te Cilvegözü Sınır Kapısı’na düzenlenen bombalı saldırı, Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde gerçekleştirilen terörist saldırı ve bu olaylarda hayatını kaybeden vatandaşlar da raporda yer aldı. Türkiye’nin Süleyman Şah Türbesi’ni boşaltılmasına ve Türkiye’nin Musul Konsolosluğu işgal edilip 49 vatandaşın haftalarca teröristlerin elinde rehin kalmasına da değinilen raporda, “Suriye’de ve Irak’ta yaşanan savaş, Güney sınırlarımızı radikal terör örgütleri için yaşam alanı haline getirmiştir. Sınırlarımızın Peşaverleşmesi olarak tanımlanabilecek bu durum ülkemiz için ciddi bir tehdittir” denildi.

 

-İHRACATA 10 MİLYAR DOLARLIK DARBE

Suriyeli göçmenler için bugüne kadar bütçeden 5,5 milyar dolar harcandığına belirtilirken; bunun dışında ihracat ve turizm, başta olmak üzere ticaret üzerinden ekonomiye çıkan faturaya da değinilen raporda, potansiyel kayıplara da yer verilmesi dikkat çekti.

CHP’nin raporunda, savaştan önceki eğilimle, Türkiye’nin Suriye’ye ihracatının, 2011-2014 arasında, 10,5 milyar dolar olabilecekken, savaş nedeniyle bu ülkeye yapılan toplam ihracatın 4,5 milyar dolarda kaldığı ifade edildi. Buna göre Suriye’deki iç savaş nedeniyle Türkiye, 2011-2014 arasında 6 milyar dolarlık bir ihracat gelirinden mahrum kaldı.

2014’te Irak’ta yaşanan kaos da Türkiye’nin ihracatını vurdu. 2010-2013 yılları arasındaki eğilim göz önünde bulundurulduğunda, 2014’te Türkiye’nin Irak’a ihracatı 14,2 milyar dolar olabilecekken 10,7 milyar dolar oldu. Irak’ta yaşanan kriz nedeniyle Türkiye 2014’te, 3,6 milyar dolarlık ihracat gelirinden mahrum kaldı.

Her iki pazardaki ihracat kaybı ise, 2011 ve 2014 arasında, toplam 9,6 milyar dolara ulaştı.  

 

EN ÇOK BEDELİ ADANA VE GAZİANTEP ÖDEDİ

Rapora göre bölge illeri (Adana, Mersin, Hatay, Osmaniye, Gaziantep, Kilis, Şanlıurfa, Mardin) bazında bakıldığında Suriye’deki potansiyel ihracat kaybından en çok etkilenen il Adana oldu. 2011-2014 yılları arasında Adana ekonomisi 212 milyon dolar potansiyel ihracat kaybı yaşadı. Irak pazarındaki kaybın bölgedeki en büyük kurbanı ise Gaziantep oldu. Irak’taki kargaşanın Gaziantep’i 2014 yılında 750 milyon dolarlık ihracat gelirinden mahrum bıraktığı hesaplandı. 2014’te tüm bölge illerinin ihracat kaybı toplamı ise 1,4 milyar dolara ulaştı. Diğer bir ifadeyle, 2014’te Irak pazarına potansiyel ihracatın gerçekleştirilememesi nedeniyle Türkiye’nin uğradığı her 100 dolarlık kaybın 40 doları bölge illerinden geldi.

 

1,6 MİLYAR DOLAR TURİZM GELİRİ YİTİRİLDİ

İç savaştan önce özellikle Akdeniz ve Güneydoğu illerinin ticari hayatına katkı yapan Suriyeli turistler, savaşla beraber sığınmacı oldu. CHP’nin yaptığı hesaplamalara göre 2011-2014 arasında Türkiye’ye gelemeyen Suriyeli turistler nedeniyle yitirilen turizm geliri 1,6 milyar doları buluyor.

 

TOPLAM FATURA 17 MİLYAR DOLAR

2011’den bu yana Suriyeli sığınmacıların ikameti için harcanan para, Suriye ve Irak pazarında 2011’den 2014’e kadar yitirilen ihracat geliri ve kaybedilen turizm geliri birlikte hesaplandığında ekonomiye gelen toplam yük 16,7 milyar dolara ulaştı.

 

ULAŞTIRMADA BÜYÜK SIKINTI

Rapora göre kayıplar bununla da sınırlı değil. Güney sınırlarındaki karışıklık Türkiye’nin Ortadoğu ve Doğu Akdeniz pazarlarına erişimini de tehlikeye düşürdü. Ulaştırma ve lojistik sektörü ciddi darbe yedi. Özellikle Suriye ile ilişkiler iyi iken, borçla TIR filosunu yenileyen firmaların bir kısmı, işler bir anda bozulunca ya battı ya da elindeki araçları yok pahasına sattı. Suriye’deki savaşın ilk günlerinde ulaşım yollarındaki sorunu aşabilmek için alternatif yollar arandı. Mısır ile RO-RO hatları oluşturuldu. Raporda, bu alternatif güzergahların da kapanma tehlikesi ile karşı karşıya olduğu belirtilirken, Kızıldeniz Liman İşletmeleri Müdürlüğü, hafta içinde yaptığı açıklamada, Türkiye ile Ro-Ro ve Karayolu Transit Taşımacılığı Alanında İşbirliğine Dair mutabakatın sonlandığını duyurdu.

 

-TİCARİ ENTEGRASYON ZAYIFLADI: KİŞİBAŞINA FATURA 208 DOLAR

Dünya Bankası’nın verilerine de yer verilen raporda, Ortadoğu’da ticari entegrasyonun, Suriye ve Irak’taki savaşa bağlı olarak, zayıflaması nedeniyle Türkiye’de kişi başına gelirin olması gerekenden yüzde 2 daha az olduğuna yer verildi. Buna göre 2014’teki kişi başına düşen gelir dikkate alındığında her bir vatandaş başına kaybedilen gelir 208 dolar oldu. 

 

-KISA VE ORTA VADELİ BİR SORUN OLMAKTAN ÇIKIYOR

Suriye ve Irak krizlerinin tetiklediği ekonomik ve sosyal sıkıntılar ile güvenlik sıkıntılarına rağmen, vatandaşların yaşananları büyük olgunlukla karşıladığının belirtildiği raporda, “Buna karşın Suriye meselesi giderek büyümekte, kısa ve orta vadeli bir sorun olmaktan çıkmaktadır. Sorun, ülkemizi uzun dönemde de farklı boyutlarıyla etkileyecek kalıcı bir hal almaktadır” denildi.

 

-CHP’DEN ÖNERİLER

Raporda, yapılan tespitlerden sonra bir de “Alınması Gereken Önlemler” kısmına yer verildi. CHP’nin önerilerinden bazıları özetle şu şekilde:

-Suriyelilerin kayıt altına alınması ve göçmenler için sağlıklı bir veri tabanı oluşturulması çalışmaları hızlandırılmalı,

-Suriyelilerin yoğun yaşadığı illerde Belediyelerin bütçeden aldığı pay artırılmalı,

-İhtiyaç olan illerde “sağlık” ve “eğitim” yatırımlarına hız verilmeli,

-Gaziantep, Kilis gibi illerde TOKİ eliyle yeni konutlar inşa edilmeli ve yeni imar alanlarının açılmasına dönük adımlar atılmalı,

-Kaçakçılık ve kayıt dışılıkla etkin mücadele edilmeli,

-Alternatif ulaşım güzergâhları geliştirilmeli, ulaşım maliyetlerini düşürecek adımlar atılmalı,

-Suriye ve Irak’ın yeniden yapılanmasının sunacağı ekonomik fırsatlar için şimdiden hazırlık yapılmalı bölgede “tarım organize sanayi bölgeleri” ve “inşaat organize sanayi bölgeleri” kurulmalı.

Raporun Tam Metnine Ulaşmak İçin: Rapor_Suriye ve Irak Krizleri_Türkiye’nin Ödediği Fatura

BABACAN’IN YAPACAĞI EN ONURLU HAREKET İSTİFA ETMEKTİR

 

ANKARA – CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, CHP’nin vaatlerini eleştiren Başbakan Yardımcısı Babacan’a sert çıktı.

Babacan’ın, AKP Hükümetleri döneminde kullanılan devasa kaynaklara rağmen vatandaşları borca batıran, büyümeyi düşüren, gelir dağılımı adaletsizliğini artıran politikaların baş sorumlularından biri olduğunu ifade eden Öztrak, “Sayın Babacan’ın yapacağı en onurlu hareket, 8 Haziran sabahı AKP’nin sandık yoluyla tasfiyesini beklemeden son dönemde istemeyerek işgal ettiği koltuğu boşaltmasıdır” dedi.

 

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak yaptığı yazılı açıklamada şunları belirtti:

 

Sayın Babacan, iktidarları döneminde Türkiye’yi iyi yönettiklerini büyümeyi ve istihdamı artırdıklarını söylüyor. Oysa gerçek çok farklı… Bu tablonun sorumluları CHP’ye “ekonomi nasıl yönetilir” dersi veremez.

 

TÜM CUMHURİYET HÜKÜMETLERİNİN 2 KATI PARA HARCADILAR

1923-2002 arasında Türkiye’yi yöneten 57 hükümet; 546 milyar dolar vergi geliri, 95 milyar dolar iç borç, 130 milyar dolar dış borç, 8 milyar dolar özelleştirme olmak üzere toplam 779 milyar dolar kullandı.

 

2003 -2014 arasında Türkiye’yi yöneten AKP ise; 1,5 trilyon dolar vergi geliri, 96 milyar dolar iç borç, 273 milyar dolar dış borç, 52 milyar dolar özelleştirme olmak üzere toplam 1,9 trilyon dolar kullandı. Peki, kendinden önceki tüm hükümetlerin kullandığı paranın yaklaşık 2,5 katı kadar para kullanan AKP’nin görevde olduğu sürede ekonominin büyüme ve işsizlik performansı ne oldu?

 

-BÜYÜME İKTİDARLARINDA SÜREKLİ DÜŞTÜ

Çok partili yaşama geçişten AKP iktidarına kadar, yani 1946-2002 arasında yüzde 5,1 olan ortalama büyüme AKP iktidarında, yani 2003-2014 arasında yüzde 4,7’ye düştü.

Dönemler itibariyle bakılınca da büyüme:

-“Çıraklık(!)” döneminde (2003-2007): % 6,9,

-“Kalfalık(!)” döneminde (2008-2011): % 3,3,

-“Ustalık(!)” döneminde (2012-2014) ise ortalama % 3,0 oldu.

 

AKP döneminde dünyada aynı ligde yarıştığımız ekonomilerin gerisine düştük. 2003-2014 arasında bize benzeyen ekonomiler ortalama yüzde 6,3 büyürken, AKP elinde Türk ekonomisi yüzde 4,7 büyüyebildi. Satın alma gücü paritesiyle GSYH sıralamasında 2002 de 17. sıradaydık 2014’te de 17. sırada kaldık. AKP’nin 12 yıllık iktidarında yerimizde saydık.

İşsizlik bu ülkenin kanayan yarası olmaya devam etti. 1980-2002 döneminde ortalama işsizlik yüzde 8,3 iken 2003-2014 döneminde ortalama işsizlik yüzde 10’a yükseldi. Bu yılın ocak ayında ise işsizlik yüzde 11,3 oldu. Umudumuz, geleceğimiz gençlerimiz iş ve istihdam ile buluşamadı. İş arayan her beş gençten biri işsiz kaldı.

 

-YOKSULLUĞUN TABLOSU

Kullanılan yüz milyarlarca dolarlık kaynağa rağmen yoksulluk memleketin en önemli sorunu olmaya devam etti. Bu ülkede 2013 yılı itibariyle; 34,3 milyon kişi 2 günde bir masasına 1 kap et yemeği koyamıyor. 36,6 milyon kişi beklemediği bir harcama çıkarsa karşılayamıyor. 21,8 milyon kişi evini ısıtamıyor.

 

-17 MİLYON YOKSUL, 32 DOLAR MİLYARDERİ

Türkiye’nin 2023’te GSYH sıralamasında ilk 10’a girmesi zor görünüyor ama bir şeyde şimdiden ilk 10’a girdik: 17 milyon yoksulun olduğu Türkiye, dolar milyarderi sayısında ilk 10’da. 32 dolar milyarderimiz var. Türkiye’de yaklaşık 17 milyon yoksul varken; milli servetin % 54’ü en tepedeki % 1’in elinde yoğunlaşıyor.

 

-DEVLET DE MİLLET BORCA BATTI

AKP iktidarında vatandaşlar borca batmış durumdadır. Ailelerin borcunun harcanabilir gelirine oranı 2002’de yüzde 5 iken 2013’te yüzde 55’e sıçramıştır. Finans kesimi hariç borçların GSYH’ya oranı 2002 yılında %93 iken, 2013 yılı sonunda %111,1’e çıkmış, uluslararası döviz rezervlerimizin kısa vadeli dış borca oranı 2002 de yüzde 172,2 iken 2014’de yüzde 96,5’e düşmüştür.

 

-NEREDE BU PARALAR?

Son olarak bu tablonun baş sorumlusu ve AKP’nin örtülü lideri ekonominin krizde olduğunu ilan etti. Şimdi 12. Yılını tamamlamış bu iktidara millet adına soruyorum: 12 yıldır bu ekonominin direksiyonunda olan Sayın Babacan bu mu sizin iyi yönetiminiz? Nereye gitti bu paralar?

 

-BU TABLONUN SORUMLULARI BİZE DERS VEREMEZ

Borcu devletin sırtından alıp, milletin sırtına yıkanlar bugün bize mali disiplin dersi veremez. Bizim derdimiz millettir. CHP yaşanacak bir Türkiye için çalışmaktadır. Bizim vaadimiz budur. Memleketin hali ortadadır. Vatandaş borca batmış, çarşı pazarda milletin cebinde yangın çıkmıştır. Hükümet bize akıl verecek konumda değildir; bu tablonun sorumluları bize “ekonomi nasıl yönetilir” dersi veremez.

 

-BÖYLE BİR BİRİKİME SAHİP DEĞİL

Kaldı ki Sayın Babacan’ın CHP’nin vaatleriyle ilgili yaptığı açıklama da kendisinin böyle bir birikime sahip olmadığını ortaya koymuştur. Babacan, “13 yıldır iktidarda olan partinin ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısı olarak şöyle ben konuya baktığımda; bir, ne kadar harcama getiriyorsanız o kadar tekrar vergi getirmek zorunda kalırsınız. İki, o kadar ilave borçlanmak zorunda kalırsınız. Üç, para basmak durumunda olursunuz. Dört, nihayetinde IMF’den kredi kullanmaya mecbur duruma düşersiniz” demektedir.

 

-BİR İFLASIN İTİRAFI

Bizim, emeklimize iki ikramiye de dahil, toplam maliyeti GSYH’nın yüzde 3’üne dahi ulaşamayan bir harcama için öngördüğü finansman senaryosu, kendisinin bu işe ne kadar uzak olduğunu ortaya koymaktadır.

Eğer Babacan’ın bu sözleri AKP’nin bütçede hiçbir harcama esnekliği bırakmadığı anlamına geliyorsa bu da ayrı bir iflasın itirafıdır.

 

Yeni gelen bir iktidarın, siyasi tercihleri doğrultusunda, harcamalar arasında böyle bir değişiklik imkanı her zaman olur. Babacan’ın her iktidarı kendilerininkiyle karşılaştırmaması gerekir. 2003 yılında o dönem Başbakan bile değilken, liderinizin emriyle hesap kitap yapmadan emeklilere verdiğiniz ve önlem alınmasaydı ülkeyi krize sokacak cahilliklerin içinde CHP olmaz. Biz iyi hesap kitap yapar, sözümüzü tutarız.

 

-BABACAN’A SORUYORUM: BUNLARIN KAYNAĞINI NEREDEN BULDUNUZ?

Ben Sayın Babacan’a soruyorum. Kaçak Saray için vatandaştan ne kadar vergi aldınız? 2006-2014 döneminde kamu hizmet binalarına ödenen kiraların yüzde 352, taşıt alımlarına yapılan harcamaların yüzde 792,  müşavir firma ve kişilere yapılan ödemelerin yüzde 1204 artmasına neden göz yumdunuz? Kaçak Saray’dan örtülü ödenek havuzuna bir gecede korsan önergeyle nasıl hortum bağladınız. Bunların kaynağını nereden buldunuz?

 

-BÖYLE BAKANLA IMF KAÇINILMAZ…

Sizin gibi uzun süredir Başbakan Yardımcılığı yapan Bülent Arınç, israf konusunda sınıfta kaldık, israfı önlesek vergiye gerek kalmazdı diyor. Ekonominin dümeninde, sizin gibi, yapılan her harcama karşılığında vergi alarak, borçlanarak, para basarak, ya da IMF ye gidilerek yönetebileceğini sanan bir bakan olursa Sayın Arınç’ın çizdiği tablo kaçınılmaz olur.

 

-SİZ NEO-LİBERALSİNİZ BİZ SOSYAL DEMOKRAT, FARK BU

Siz sıcak para rüzgarıyla ekonomiyi yönettiğini sanan ve son dönemde ülkelerini hızla iflasa sürükleyen neo-liberal zihniyetin temsilcisisiniz. Siz AVM yapmayı, rezidans yapmayı, saray yapmayı rant yaratıp, yandaşların zenginleşmesini büyüme sanırsınız. Biz sosyal demokratız. Biz sürdürülebilir yüksek büyüme için üretimin artmasını, emeklinin, yoksulun rahat etmesini, hasılı milletin topyekun zenginleşmesini hedefleriz. Aramızdaki fark da budur.

 

-BABACAN NEW YORK’A GİDİNCE…

Sayın Babacan, anlaşılan New York’a gidince 12 yıldır ülkeyi yönetenin kendi iktidarı olduğunu unutmuş;

-İyi işleyen bir demokratik sistemin,

-İyi işleyen bir yargı sisteminin,

-Türkiye’nin gerçek anlamda bir hukuk devleti olmasının,

-Türkiye’de temel hak ve özgürlüklerin uluslararası standartlarda yaşanması ve uygulanıyor olmasının başarının temelinde olduğunu söylemiş

Oysa 12 yıldır Başbakan yardımcısı olduğu Hükümette Türkiye giderek otoriterleşmiş, hukuk devletinden uzaklaşmış, devlet yönetiminde şeffaflık azalmış, kurumlar tahrip edilmiştir. Nitekim:

1-      Ekonomist Dergisi’nin Demokrasi Endeksinde, Türkiye 167 ülke içinde 98. Sırada, Hibrit rejimler arasındadır.

2-      The Waal Street Journal’in Ekonomik Özgürlük Endeksi’nde 10 basamak gerileyen Türkiye, 2015’te 178 ülke içinde 70. sıraya düşmüştür.

3-      Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün Yolsuzluk Endeksi’nde. Türkiye puanı en çok düşen ülkedir. 2013’te 53. sırada olan Türkiye, 2014’te 64. sıraya düşmüştür.

İşte Babacan’ın anlattığı demokrasi ve özgürlük masalları da budur.

 

-O KOLTUĞU BOŞALTSIN

Sayın Babacan’ın açıklamalarından sonra bir defa daha görülmektedir ki bu ülkenin yeniden IMF kapılarına düşmemesi için yapılacak en acil yapısal reform yeni küresel konjonktürü okuyamayan, ülkeyi krize soktuğunu itiraf eden AKP’nin 7 Haziran’da iktidardan gitmesi olacaktır.

Sayın Babacan’ın ismi bu tabloda sorumluluğu olanların en başındadır. Buna rağmen CHP’nin ekonomi programı hakkında ileri geri konuşmak akıl vermeye kalkışmak en kibar tanımıyla ne dediğini bilmemektir. Sayın Babacan’ın yapacağı en onurlu hareket, 8 Haziran sabahı AKP’nin sandık yoluyla tasfiyesini beklemeden son dönemde istemeyerek işgal ettiği koltuğu boşaltmasıdır. Son açıklamalarıyla o koltukta 1 gün daha duracak kredisi kalmamıştır.

CUMHURBAŞKANI FATURAYI BAŞKASINA KESMEYE ÇALIŞIYOR

-AKP DÖNEMİNDE TÜRKİYE’YE 31,1 MİLYAR DOLAR KAYNAĞI BELİRSİZ PARA GİRDİ

-CHP’NİN İLK İŞİ GİZEMLİ PARANIN KAYNAĞINI SORMAK OLACAK

-BÜROKRATLARIN BU SORULARA HAZIR OLMALARINI BEKLİYORUZ 

 

ANKARA- CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, “Cumhurbaşkanı, Merkez Bankasıyla sene başında yaptığı kavganın vatandaşa faturası ağırlaştıkça ve bugüne kadar anlattığı ekonomide başarı hikayelerinin gerçek olmadığı ortaya çıktıkça, ekonomiyi eleştiren herkesi kötü gidişin sorumlusu ilan etmeye çalışıyor” dedi.

 

AKP hükümetleri döneminde büyümenin giderek düştüğüne, cari açıkta ise rekor artışlar yaşandığına dikkat çeken Öztrak, “AKP iktidarında cari açık rekorlar kırarken; cari açığın finansman kalitesi de hızla bozulmuştur. 12 yıllık AKP iktidarında Türkiye’ye 31,1 milyar dolar kaynağı bilinmeyen para girmiştir. CHP iktidarında ekonomi yönetiminin yapacağı ilk iş Hazine’den TCMB’den ve MASAK’tan bu kaynağı belirsiz para girişlerinin kaynağını sormak olacaktır. Bürokratlar bu soruyu cevaplamaya hazır olmalıdırlar” dedi.   

 

IMF’nin yayımladığı son verilere göre Türkiye’nin dünya ekonomileri içindeki sırasının 2014’te de değişmediğini ifade eden Öztrak ,”Türkiye, AKP’nin göreve geldiği 2002’den 2014’e kadar geçen 12 yılda yerinde saymıştır” değerlendirmesinde bulundu.   

 

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, yaptığı yazılı açıklamada, yılbaşında TCMB ile tutuştuğu kavganın halka faturası ağırlaştıkça Cumhurbaşkanı’nın bunun üzerini örtmek için iş dünyasının ekonomi hakkında ifade ettikleri sıradan kaygıları bile ekonomideki önlenemez kötü gidişin nedeni ilan ettiğini belirtti. Öztrak, açıklamasında şunları kaydetti:

 

-EKONOMİDE BAŞARI MASAL

Anayasal sınırları tanımayan Cumhurbaşkanı, bunu yaparken, eski partisinin genel başkanı gibi konuşmakta, ekonomide sanal başarı hikayeleri anlatmaktadır. Ancak, IMF’nin bu hafta küresel ekonomiyle ilgili yeni yayımladığı verilere göre Türkiye, AKP’nin göreve geldiği 2002’den 2014’e kadar geçen 12 yılda yerinde saymıştır. Türkiye, satın alma gücü paritesiyle 2002’de dünya ekonomileri arasında 17. sıradır. 2014’te de Türkiye’nin sıralamadaki yeri değişmemiştir.

 

-GİDEREK DÜŞEN BÜYÜME

AKP döneminde Türkiye’nin büyümesi potansiyelinin altında kalmıştır. AKP döneminde ortalama büyüme hızı yüzde 4,7’dir. Türkiye’nin çok partili yaşama geçtiği 1946 yılıyla 2002 arasındaki ortalama büyüme hızı ise yüzde 5,1’dir.

 

-O USTALAŞTIK DEDİ, TÜRKİYE GERİLEDİ

AKP’nin görevde olduğu dönemde büyüme hızı sürekli düşmüştür. Dönemin Başbakanının ifadesiyle 2003-2007 arasındaki “çıraklık(!)” döneminde kucağında dünyada güven uyandıran bir programı bulan AKP, son derece elverişli küresel iklimin de etkisiyle ortalama yüzde 6,9 büyüme sağlamıştır. “Kalfalık(!)” dönemi olan 2008-2011’de büyüme ortalama yüzde 3,3’e, “ustalık(!)” dönemi olan 2012-2014 döneminde ise yüzde 3,0’e düşmüştür.  Her üç dönemde de büyüme performansı bize benzeyen ekonomilerin ortalamasının altındadır. Yani dönemin Başbakanı ustalaştıkça işleri bozmuştur.

Yine IMF’nin son verilerine göre yapılan karşılaştırmada enflasyon ve işsizlik de “kalfalık(!)” döneminde hızla kötüye gitmiştir. 2007 yılında yüzde 8,4 enflasyonla gelişen ve yükselen ekonomiler arasında 61. sırada olan Türkiye, 2014 yılında yüzde 8,2 enflasyonla 25. sıraya tırmanmıştır. Benzer şekilde 2007 yılında yüzde 9,2 işsizlikle gelişen ve yükselen ekonomiler arasında 26. olan Türkiye, 2014’te yüzde 9,9 işsizlik oranıyla 22. sıraya çıkmıştır.

 

-ÜLKEYE MALİYETİ OLAN CUMHURBAŞKANI

Dönemin Başbakanı Cumhurbaşkanı olduktan sonra da ekonomiye zarar vermeyi sürdürmektedir. Anayasanın kendisine çizdiği sınırları aşıp Merkez Bankasıyla kavgaya girerek, ülkenin, iş dünyasının ve vatandaşın sırtına ağır yükler yüklemektedir. Erdoğan’ın müdahaleleri nedeniyle TL, benzer ülkelerin para birimlerinden çok daha fazla değer kaybetmiştir. Yılbaşından bu yana Türkiye’ye benzer ekonomilerin para birimleri dolar karşısında yüzde 4,8 değer kaybederken, TL’deki değer kaybı yüzde 15’i aşmıştır. TL’nin dolar karşısında 35 kuruş değer kaybetmesi, 2014 yılsonu itibariyle 431,6 milyar dolar döviz açık pozisyonu olan Türkiye’nin sırtına 151 milyar TL ek yük yüklemiştir. Aynı dönem itibariyle 182,1 milyar dolar açık pozisyonu bulunan özel sektöre kur farkından çıkan fatura ise 63,7 milyar TL olmuştur. Mevcut Hükümetin şirketler kesimini döviz cinsinden borca batıran düzenlemelerinin faturası giderek ağırlaşırken, vatandaşlarımız da TL’deki değer kaybı nedeniyle yapılan zamların cebinde çıkardığı yangını derinden hissetmektedir.

 

-CARİ AÇIK SORUNU DEVAM EDİYOR 

AKP döneminde cari açığın iyileştiği iddiaları da doğru değildir. AKP’nin göreve geldiği 2002 yılında 626 milyon dolar olan cari açık 2014 yılı sonunda 45,9 milyar dolara ulaşmıştır. Cari açığın milli gelire oranı sıralamasında 2002 yılında dünya ülkeleri arasında 115. sırada olan Türkiye, 2014 yılında 79. sıraya sıçramıştır. Bir başka ifadeyle 2002-2014 arasında Türkiye, cari açığın milli gelire oranı sıralamasında 36 sıra birden kötüleşmiştir. 2011 yılında yüzde 9,7’ye yükselen cari açığın milli gelire oranı ise tüm dönemlerin rekorudur.

 

-GİZEMLİ PARANIN KAYNAĞINI SORACAĞIZ

Cari açık AKP iktidarında rekorlar kırarken; cari açığın finansmanında net hata noksan kalemi hiçbir dönemde olmadığı kadar artmıştır. AKP iktidarında kaynağı belirsiz para girişi 31,1 milyar dolara ulaşmıştır. Sadece 2015’in Şubat ayında ülkemize kaynağı belirsiz 4,3 milyar dolar girmiştir. Bu, son 17 yılın rekorudur. CHP iktidarında ekonomi yönetiminin yapacağı ilk iş bu hareketleri izlemekle görevli olan Hazine Müsteşarlığı’ndan, TCMB’den ve MASAK’tan bu paranın kaynağını sormak olacaktır. Bürokratların bu sorulara hazır olmalarını bekliyoruz.

 

-8 HAZİRAN SABAHI YENİ BİR DÖNEM BAŞLAYACAK

Türk ekonomisini düzlüğe çıkaracak en önemli ve acil yapısal reform seçimler sonucunda bu iktidarın işbaşından ayrılması ve tecrübeli kadrolarıyla Cumhuriyet Halk Partisinin iktidara gelmesidir. İkinci önemli reform da Cumhurbaşkanının Anayasal sınırlara geri döndürülmesi olacaktır. 8 Haziran sabahı Türkiye’de vatandaşımızın yüzünün güldüğü yeni bir dönem başlayacaktır.

 

Saray Fukaranın Tavuğunu Rantiyelerin, Faiz Lobilerinin Folluğuna Yumurtlatıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin bu yılın Ocak-Kasım dönemine milyonlarca çiftçi ve esnafa reva gördüğü desteğin, bir avuç faiz lobisine ve yandaşa...
Devamını oku

Ekonomi Arabasının Motoru Boğuldu, Şanzımanı Dağıldı

CHP’li Öztrak, ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadeleden sadece faiz lobileriyle sıcak para partileri vermeyi anladığını belirterek, “Yüksek faiz ve kontrollü kura...
Devamını oku

Tutuklanan TCMB Başkan Yardımcısının Attığı Diğer İmzalar Hakkında İç Soruşturma Yapıldı Mı?

CHP’li Öztrak, Bankalararası Kart Merkezi soruşturması kapsamında tutuklanan, Merkez Bankası’nın Başkan Yardımcısı Emrah Şener’in TCMB’deki görevi sırasında attığı diğer imzalarla...
Devamını oku

Resmi İşsiz Sayısı İle Gerçek İşsiz Sayısı Arasındaki Fark İlk Kez 10 Milyonu Aştı

CHP’li Öztrak, Haziran ayında gerçek işsiz sayısının 13,4 milyon kişiye ulaşarak rekor kırdığını; resmi işsiz sayısı ile gerçek işsiz sayısı...
Devamını oku

Sadece İstatistiklerle Yalan Değil; İstatistiklerle Talan

CHP’li Öztrak, TÜİK’in açıkladığı Haziran ayı rakamının beklentilerin ve diğer kurumların hesaplarının çok altında kaldığına, market fiyatlarındaki değişimler ile TÜİK’in...
Devamını oku

Faiz Harcamalarının Bütçe Üzerindeki Baskısı Artıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin hukuk tanımazlığı nedeniyle artan faizlerin bütçe üzerine her ay daha fazla baskı yaptığına dikkat çekerek, “İlk 4...
Devamını oku

Milli İradeye Darbe Süreci Ekonomik Görünümü Bozdu

CHP’li Öztrak, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’ndaki Türkiye ekonomisiyle ilgili tahminlerin, Sarayın millet iradesine darbe süreci sonrasında kötüleştiğine dikkat çekerek, “Uluslararası...
Devamını oku

Satılan Milyarlarca Dolar Rezervi Kimler Topladı

CHP’li Öztrak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından mali piyasalarda yaşanan tsunami sırasında ülkenin 40 milyar dolardan fazla...
Devamını oku

 İletişim

Bize her türlü görüş ve önerilerinizi bildirmek için sağ tarafta yer alan bilgilerden bize ulaşabilirsiniz.
CHP Genel Merkezi: Anadolu Bulvarı No: 12 06520
Söğütözü / ANKARA
Telefon: +90 (312) 207 40 00
Telefon 2: +90 (312) 420 59 48-49
Faks: +90 (312) 207 40 14
E-Posta: info@faikoztrak.com