Main menu
Second Menu
Faik ÖztrakBlog style 1

HAZİNE GARANTİLERİNİN FATURASI AĞIR OLACAK

TEKİRDAĞ – CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, hükümetin son yayımlanan yönetmelikle toplam değeri 50 milyar dolara yakın projeye Hazine garantisi sağladığını belirterek, “Geçmişte de Türkiye ekonomisinde böyle cin fikirler uygulanmaya çalışıldı; sonuç ekonomi gemisinin karaya oturması oldu. Buradan hükümeti tekrar uyarmak istiyorum, gittiğiniz yol, yol değil. Acilen bu uygulamadan geri dönün yoksa sonuçları çok ağır olacak” diye konuştu.

 

Öztrak, verilen Hazine garantilerinin bazı projelere ucuz kredi bulunmasını sağlayacağının düşünüldüğünü fakat bu uygulamanın dışında kalan özel kesim projelerinin kredilerini pahalılaştıracağını ifade etti. Garantiler nedeniyle Hazine’nin koşullu yükümlülükleri de hızla artacağından, devletin borçlanma faizinin de artacağına dikkat çeken Öztrak, “Sonuçta, yaldızlı projelerin kârı yandaşa akacak, faturası ise yine vatandaşa çıkacak” dedi.

 

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Tekirdağ’da düzenlediği basın toplantısında, ekonomideki son gelişmeleri değerlendirdi. CHP’nin yerel seçimlerde Tekirdağ’da gösterdiği başarıda emeği olanlara teşekkür eden Öztrak, başarının sorumlulukları da beraberinde getirdiğini, CHP’nin belediyecilik anlayışı ve büyükşehir imkanlarıyla Tekirdağ’ın Türkiye’nin marka şehri haline geleceğini ifade etti.

 

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 94. yıl dönümünde Türkiye’nin gelecek nesli olan çocukların durumunun hiç de parlak görünmediğini ifade eden Öztrak, Türkiye’de her üç çocuktan ikisinin Avrupa standartlarına göre şiddetli maddi yoksunluk içerisinde yaşadığını söyledi. BETAM’ın raporuna göre ekonomik kriz nedeniyle zor günler geçiren Yunanistan’da bile 0-15 yaş arasındaki çocuklarda şiddetli maddi yoksunluk oranı yüzde 16,5 iken bu oranın Türkiye’de yüzde 63,5’e ulaştığını belirten Öztrak, şiddetli maddi yoksunluk çeken çocukların oranının Güneydoğu Anadolu’da yüzde 80,9’a kadar çıktığını söyledi. TÜİK’in 2012 yılı verilerine göre; Türkiye’de çalışan çocuk sayısının 893 bin olduğunu, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin raporuna göre ise bu yılın ilk üç ayında 13 çocuk işçinin can verdiğine dikkat çeken Öztrak, Gezi Olaylarında sırasında başına isabet eden biber gazı kapsülü nedeniyle uzun süren yaşam mücadelesinin ardından hayata gözlerini yuman Berkin Elvan’ı ve olaylarda yaralanan gençleri hatırlatarak, “Seçim meydanlarında anlatılan ekonomi masallarının, TÜİK’in açıkladığı en popüler kız ve erkek ismi verilerinin yanında, Türkiye’nin bir de böyle acı gerçekleri var. Bu konuda acilen bir eylem planının hazırlanması, etkin politikalarla vatandaşlarımızın ve çocuklarımızın yoksulluğun pençesinden kurtarılması gerekiyor” diye konuştu.

 

-HANGİSİ DOĞRU?

Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın kuraklığın elektrik üretimini olumsuz etkileyeceği ve Türkiye’nin İran, Gürcistan ve Bulgaristan’dan elektrik ithal edebileceği yönündeki açıklamaya ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’ndan gelen aksi yöndeki açıklamalara değinen Öztrak, “Hangisi doğruyu söylüyor? Eğer su varsa, neden ‘ithalatın gerekçesi kuraklık’ diyorsunuz? Direnen işçileri biber gazıyla susturup sizden önceki hükümetlerin yaptığı enerji santrallerini satıyorsunuz, bu paralarla, ‘Bütçe açığını kapatıp mali disiplini sağladık’ diye caka satıyorsunuz. Ama üretimin ana girdisi olan enerjiyi istikrarlı şekilde sağlayamıyor, ülkeyi ithal enerjiye muhtaç ediyorsunuz” dedi. Öztrak, bu durumun AKP’nin ekonomiyi yönetmekte ne kadar yetersiz olduğunu ortaya koyduğunu ifade etti.

 

Özel sektörün yap-işlet-devret ve yap-işlet-kirala yöntemleriyle gerçekleştirdiği projelerde kullandığı kredilerin, Hazine’nin garantisi altına alınmasıyla ilgili yönetmeliğe de değinen Öztrak, şunları söyledi:

 

-DEMEK Kİ EKONOMİDE İŞLER İYİ GİTMİYORMUŞ: AKP hükümeti İstanbul odaklı pekçok yaldızlı projeyi başlattı ve seçim meydanlarında bu projelerin ekonomide işlerin iyi gittiğinin bir göstergesi olduğunu ileri sürdü. Ama bu yönetmelik gösteriyor ki işler hiç de öyle anlatıldığı gibi iyi gitmiyormuş. Yetkililer, “ekonomide işler iyi gidiyor” deyip duruyorlar, o zaman neden şirketler hazine garantisi olmadan kredi bulamıyor?

 

-KRİZ DÖNEMLERİ DIŞINDA İLK DEFA: Bu düzenlemeyle yap-işlet-devret ve yap-işlet-kirala modeliyle özel kesim tarafından gerçekleştirilecek projelere yurtdışından sağlanacak kredilere, milletin hazinesi “kefil” olacak. Bu düzenlemeyle hazine, “kriz dönemleri dışında ilk defa” özel kesimin kredisine kefil oluyor.

 

-CEVAP BEKLEYEN SORULAR: İnsan düşünmeden edemiyor. Acaba bu yasa ve yönetmelik kapsamında, otomatik olarak hazine garantisine mazhar olan bu projelerin ihalesini kazananlar, böyle bir düzenlemenin yapılacağını önceden biliyorlar mıydı? İhaleden önce Hazine garantisi verileceği bilinse, kaç firma daha bu ihalelere girerdi? Ya da ihalelerde daha düşük fiyatlara ulaşılabilir miydi? Bunlar kamuoyunun vicdanında cevap bekleyen sorulardır.

 

-BÜROKRAT DA BAKAN DA HESABINI VERİR: Bu ayrıcalıklı firma grubu, yönetmeliğin yayımından itibaren 15 gün içinde Hazine Müsteşarlığı’na başvuruda bulunup “dış finansman numarası” alırsa, garantiyi de alacak. Açık söyleyeyim, bu projelere finansman numarasını verecek bürokrat ve bakanlar bunun hesabını eninde sonunda mutlaka verirler.

 

-VATANDAŞIN SIRTINDAN GARANTİ: Getirilen mekanizmayla, işi beceremeyen firmaların aldıkları dış kredileri, hazine ödeyecek. Hazine, vatandaşın verdiği vergilerle dolduğuna göre bu garanti aslında vatandaşın sırtına yükleniyor.

 

-SAYDAMLIK AZALIYOR, RİSKLER ARTIYOR: Borcun altına giren vatandaş; ama yine bu yönetmelik, borç üstlenim anlaşmalarının Resmi Gazete’de yayımlanmasını engelleyerek,  neye kefil olduğunu vatandaştan saklıyor.  Tabi aynı zamanda piyasalardan da gizliyor. Saydamlık azalırken belirsizlik ve risk artıyor.

 

-BU NASIL MALİ DİSİPLİN?: Kamu özel işbirliği kapsamında özel sektöre yaptırılan bu projeler bütçenin gider tarafında görülmüyor. Yani görünürde bütçe açığını etkilemiyor ama özel kesimin bu projeler kapsamında aldığı dış borçlar hazine’nin hesaplarında görünüyor. O zaman bu nasıl bir mali disiplin?

 

-BİR GECEDE HAZİNE’YE YIKILABİLİR: Maliye Bakanı çıkıyor, “Bu Hazine garantilerine sigorta gibi bakın” diyor. “Kamuya ek yük getirecek mi?” diye sorulduğunda da “Bilmiyoruz” diyor. Buna kargalar bile güler. 2008 yılında ABD’de konut kredisi sektöründeki krizden etkilenen çok sayıda banka ve yatırım fonuna garanti sağlıyan AIG’ye Amerikan hükümeti el koymak zorunda kaldı. AIG örneği, Sayın Bakan’ın anlattığı o sigortaların nasıl sonuçları olabileceğini gösteriyor. Yani “sigorta” demekle sigorta olmuyor, gereğini yapınca sigorta oluyor. Siz yandaşlar kredi bulsun diye 50 milyar dolara yakın bir proje paketine, Hazine’den, sorgusuz sualsiz sigorta verirseniz bahsettiğiniz sigorta bir gecede Hazine’nin borcuna dönüşür. Faturası da yine vatandaşın sırtına biner.

 

-HAZİNE GARANTİSİ OLMAYAN, KREDİYİ DAHA PAHALIYA BULACAK: Ekonominin çarklarının dönmesi için önümüzdeki 1 yıl içinde Türkiye’ye dışarıdan 220 milyar dolar gelmesi gerekiyor. Dışarıda para azaldıkça hükümet eski düzeni sürdürebilmek için yaratıcı olmaya çalışıyor. Ancak bu hükümetin daralan küresel finans ortamında yönetme tecrübesi yok. Bu uygulamanın, bazı projelere ucuz kredi sağlarken, bu uygulamanın dışında kalan özel kesim projelerinin kredilerini pahalılaştırdığının farkında değil. Eloğlunun bankası, hazine garantisi olmayan firmaya, garantiyi alan diğer firmayı gösterip ya kredi vermeyecek ya da daha yüksek faiz uygulayacaktır. Yani ihtiyacımız olan borç parayı, verilen bu garantiler nedeniyle daha pahalıya bulabileceğiz.

 

-KÂRI YANDAŞA FATURASI VATANDAŞA: Hazine’nin koşullu yükümlülükleri de hızla arttığı için devlet borcunun da faizleri artacak. Sonuçta, yaldızlı projelerin kârı yandaşa akacak, faturası ise yine vatandaşa çıkacak. Yönetmelik bir taraftan da Bakanlar Kurulu’na borç üstlenim anlaşması imzalandıktan sonra projenin finansmanı kapsamında müsteşarlık, kreditör ve ilgili taraflar arasında imzalanan tüm anlaşmalarda, “müsteşarlığın yükümlülüklerinin kapsamını, maliyetini ve yükümlülüklerini yerine getirme usul ve esaslarını” değiştirme yetkisi tanıyor. Türkçesi, Bakanlar Kurulu’na “ihaleye fesat karıştırmanın” yolunu açıyor.

 

-22 MİLYAR DOLARLIK BORCU ÖDEDİK DİYE ÖVÜNENLER: IMF’ye 22 milyar dolarlık borcu ödemekle övünen AKP, 3. köprüden 2,5 milyar dolarlık, 3. havalimanından 22 milyar 152 milyon euroluk, yani kabaca 30 milyar dolarlık borca garanti veriyor. Şehir hastaneleri ve diğer projeler düşünüldüğünde 50 milyar dolara yaklaşan bir borcu bu yönetmelikle hazine’nin sırtına yüklüyor.

 

-BU CİN FİKİRLER EKONOMİYİ KARAYA OTURTUR: Bu ülkenin hazinesini yönetmiş biri olarak söylüyorum, geçmişte de Türkiye ekonomisinde böyle cin fikirler uygulanmaya çalışıldı; sonuç ekonomi gemisinin karaya oturması oldu. Buradan hükümeti tekrar uyarmak istiyorum, gittiğiniz yol, yol değil. Acilen bu uygulamadan geri dönün yoksa sonuçları çok ağır olacak.

 

-GEBZE-İZMİR OTOYOLU’NA DA YANIT YOK: Öztrak, AKP’nin daha önce de 6288 sayılı yasayla, sözleşmenin feshi halinde yap-işlet-devret projesi için alınan kredilere devletin yatırım tutarı nispetinde kefalet vermesinin ve KDV indirimi getirmesinin yolunu açtığını, bu düzenlemeden Gebze-Orhangazi-İzmir otoyol Projesi’nin de etkileneceğine dair duyumlar üzerine geçtiğimiz yılın başında verdiği soru önergesinin ise yanıtlanmadığını ifade etti. Soru önergesine yanıt gelmeyince Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde önce bakanlığa, ardından Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu’na başvurduğunu söyleyen Öztrak, Kurul’dan kendisine gelen yanıtta “soru önergesine yanıt hazırlandığından, bu aşamada kurulumuzun itirazınız hakkında karar almasına yer olmadığına…” dendiğini belirterek, “Ancak hazırlandığı söylenen yanıt hala ortada yok. Yani milletvekili olarak da vatandaş olarak da ‘Milletin parasını nasıl çarçur edersiniz? İhaleye nasıl fesat karıştırırsınız?’ diye sorarsanız, cevap alamıyorsunuz” dedi. Öztrak Hazine garantileriyle ilgili yönetmelik hakkında da bir soru önergesi verdiğini, önerge, “TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in sansürünü aşıp” Ali Babacan’a ulaşırsa cevabını beklediğini kaydetti.

 

 

HAZİNE GARANTİLERİ TBMM GÜNDEMİNDE…

ANKARA-22.04.2014-Hazine Müsteşarlığı’nın gerçekleştireceği borç üstlenimleriyle ilgili yönetmeliği TBMM gündemine taşıdık. Yönetmelik, Hazine’nin özel sektörün kamu özel ortaklığı kapsamında gerçekleştireceği projelerde kullanacağı dış kredilere garanti vermesinin yolunu açıyor. Ekonomide güven varsa neden özel kesim Hazine garantisi olmadan dış piyasalardan finansman alamama durumuna düştü?

Soru Önergesinin tam metni için: hazine garantisi soru önergesi_22042014

HAZİNE GARANTİLERİYLE İLGİLİ YÖNETMELİK TBMM GÜNDEMİNDE

ANKARA – CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Hazine Müsteşarlığı’nın gerçekleştireceği borç üstlenimleriyle ilgili yönetmeliği TBMM gündemine taşıdı. Yönetmeliğin, Hazine’nin özel sektörün kamu özel ortaklığı kapsamında gerçekleştireceği projelerde kullanacağı dış kredilere garanti vermesinin yolunu açtığını ifade eden Öztrak, “Ekonomide güven var ise neden özel kesim Hazine garantisi olmadan dış piyasalardan projeler finansman alamama durumuna düşmüştür?” diye sordu.

Öztrak, ayrıca 4749 Sayılı Kanun’un 8/A maddesi yürürlüğe girmeden önce ihale ilanına çıkılan ve yayınlanan yönetmelik hükümlerinden muaf tutularak borç üstleniminden yararlanacak projelerin isim ve tutarlarını da sordu.

CHP’li Öztrak, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, şu soruları gündeme getirdi:

“-Bu uygulama Hazine’nin özel kesimin sağladığı dış finansmana garanti vermesi anlamına gelmektedir. Böyle bir uygulamaya neden ihtiyaç duyulmuştur? Ekonomide güven var ise neden özel kesim Hazine garantisi olmadan dış piyasalardan altyapı projeleri için finansman alamama durumuna düşmüştür?

-Böyle bir uygulama kısa vadede özel kesimin daha rahat ve daha ucuz kredi bulmasını sağlasa bile, uzun vadede koşullu yükümlülüklerdeki artış, borcun sürdürülebilirliği konusundaki endişelerin yükselmesine ve ülke riski algılamasındaki değişime bağlı olarak faizlerinin artmasına neden olmayacak mıdır?

-Yönetmeliğin 5. Maddesiyle borç üstlenim anlaşmalarının Resmi Gazete’de yayımlanmasının yasaklanmasına neden gerek duyulmuştur? Halka ve piyasalara bilgi verilmesinin projelerin geleceği açısından ne tür sakıncaları olduğunu açıklar mısınız? Bunun, saydamlığı azaltarak riski daha da artıracağını düşünmüyor musunuz?

-4749 Sayılı Kanun’un 8/A maddesi 21 Şubat 2013’te yürürlüğe girmesine rağmen yönetmeliğin çıkarılması için neden bir yıldan fazla süre beklenmiştir? Böylelikle bazı şirketlere ayrıcalıklar sağlanmış mıdır?

-Yönetmeliğin Geçici 1. Maddesi kapsamında, 4749 sayılı Kanunun 8/A maddesi yürürlüğe girdiği tarihten önce ihale ilanına çıkılmış projelerle ilgili olarak Müsteşarlık görüşünün, kısmi üstlenim taahhüdünün ve borç üstlenim limitinin uygulanmayacağı belirtilmektedir. Bu projelerin almış olduğu dış kredilerin üstlenimi Hazine tarafından nasıl yapılacaktır? Bu kapsama giren projelerin ismi, her bir projenin tutarı ve devir alınacak kredi miktarı nedir?

-Projelerin bütçenin gider kısmında gösterilmeyip projelerin finansmanının koşullu yükümlülük olarak Hazine hesaplarında gösterilmesi bütçe disiplinine uygun mudur? Bu düzenlemeyle mali disipline, saydamlığa, hesap verebilirliğe ne kadar uyulduğunu düşünüyorsunuz?

-Yönetmeliğin 11. Maddesiyle, Bakanlar Kurulu’na borç üstlenim anlaşması imzalandıktan sonra projenin finansmanı kapsamında Müsteşarlık, kreditör ve ilgili taraflar arasında imzalanan tüm anlaşmalarda, Müsteşarlığın yükümlülüklerinin kapsamını, maliyetini ve yükümlülüklerini yerine getirme usul ve esaslarını değiştirme yetkisi tanınmaktadır. Bu uygulamanın ihaleye fesat karıştırmanın önünü açacağını düşünmüyor musunuz?”

 

İSTİHDAMDA KRİTİK TABLO

ANKARA – CHP’nin ekonomi raporuna göre Türkiye’de kadın ve genç işsizliği alarm veriyor. Genç işsiz sayısı 822 bin. Gençlerin üçte biri eğitim almıyor, çalışmıyor, evde oturuyor. Kadın istihdamında da durum kritik… Erkek istihdamı arasındaki fark yüzde 40’a yakın. Bu oranla Türkiye, istihdamda cinsiyet açığı bakımında Merkez ve Güneydoğu Avrupa’da birinci.

İşsizlik konusunda resmi veriler de kafa karıştırıyor. Büyümenin yavaşladığı dönemde, iş umudunu kaybedenlerde artış olması beklenirken rekor azalışlar görülüyor. Merkez Bankası tarafından yayımlanan şirketlerin istihdam beklentisi düşerken, TÜİK’in yayımladığı işsizlik verilerinde sanayi istihdamı artış eğiliminde.

 

CHP Ekonomi Politikaları Genel Başkan Yardımcılığı’nın Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak’ın koordinasyonunda hazırladığı 90. Ekonomik Görünüm Raporu’nda 2014 Ocak ayı İşsizlik rakamları değerlendirildi.

 

TÜİK verilerine göre 2013 yılının Ocak ayında 2 milyon 890 bin olan işsiz sayısının bu yılın aynı ayında 2 milyon 841 bine gerilediğinin belirtildiği raporda, iş aramayan ancak iş bulsam çalışırım diyen “ümidini kaybetmiş işsizlerle” birlikte gerçek işsiz sayısının ise son 1 yılda 220 bin kişi azalarak 4 milyon 924 bine düştüğü ifade edildi.

 

-TÜİK VERİLERİNDE SORU İŞARETLERİ

Raporda, işsizliğin gerilemesinin sevindirici olduğu fakat verilerde açıklanmaya muhtaç önemli noktaların da bulunduğu kaydedildi. CHP’nin raporuna göre ekonomik büyüme giderek yavaşlarken, veriler, iş bulma ümidini kaybedenlerin sayısında “rekor” bir azalış olduğunu gösteriyor. 2014 yılı için uluslararası kuruluşların yaptığı tahminlere göre yüzde 2-2,5 bandında büyümesi beklenen Türkiye, son 3 yılda yüzde 5’lik “potansiyel büyüme hızının” oldukça altında seyrediyor. Buna karşın büyümenin zayıfladığı bu dönemde “iş bulma ümidini kaybedenlerin” sayısında artış olması beklenirken, 222 bin kişilik anormal bir azalış görülüyor. Bu azalış mevcut seriler içinde bir rekor. Ortalama büyüme hızının yüzde 9’larda olduğu 2010-2011 yıllarında bile iş bulma ümidi olmayanların sayısında bu büyüklükte bir gerileme olmamıştı.

 

 

-BEKLENTİ KÖTÜLEŞİRKEN RAKAMLAR İYİLEŞTİ

Diğer taraftan Merkez Bankası’nın yayımladığı verilere göre reel kesimdeki şirketlerin gelecek üç aya ilişkin istihdam beklentileri 2013’ün ikinci yarısından beri sürekli geriliyor. Buna karşın TÜİK’in işsizlik verileri, sanayi sektöründe toplam istihdam 2013’ün son üç ayından başlayarak artış eğiliminde olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla, istihdam beklentilerini yansıtan endekslerle gerçekleşen istihdam rakamları arasında ciddi bir uyumsuzluk var.

İnşaat sektöründeki mevsim etkilerinden arındırılmış istihdamda ise tek ayda 103 bin kişilik rekor bir artış görülüyor. Konut kredilerinde faiz oranlarının arttığı bir dönemde inşaat sektörü istihdamındaki bu artışın önümüzdeki aylarda sürmesi zor görünüyor.

-İSTİHDAMDA KRİTİK TABLO

CHP’nin ekonomi raporunda genç işsizliği ve kadınların çalışma hayatında kendine yer bulamaması sorunları üzerinde de ayrıntılı olarak duruldu. TÜİK verilerine göre 2014 yılı Ocak ayında genç işsiz sayısı 822 bin olurken, gençlerde tarım dışı işsizlik oranı yüzde 22 olarak gerçekleşti. Genç işsizliği verileri, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün(ILO) yayımladığı “Küresel İstihdam Eğilimleri-2014” raporundaki tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde ortaya Türkiye açısından hiç de iç açıcı olmayan bir tablo çıkıyor. ILO’nun raporunda yer verilen 40 ülke içinde çalışmayan, eğitim veya öğrenim sürecinde olmayan gençlerin genç nüfusa oranının en yüksek olduğu ülke Türkiye. 2011 itibariyle 15-29 yaş grubundaki her 100 gençten 34,6’sı ne eğitimde ne öğrenimde, ne de çalışma yaşamında.

 

-ÇALIŞMA HAYATINDA KADININ ADI YOK

Aynı çalışma, Türkiye’nin sadece gençlerini değil, kadın nüfusunu da ekonomik yaşamın içinde yeterince değerlendiremediğini ortaya koyuyor. Buna göre Türkiye, bulunduğu bölgede erkek istihdamı ile kadın istihdamı arasındaki makasın en açık olduğu ülke. 2012 itibariyle Türkiye’de erkeklerin istihdam oranı yüzde 65 iken kadınların istihdam oranı yüzde 26,3. Türkiye erkek ve kadın istihdamı arasındaki 38,7 puanlık farkla Merkez ve Güneydoğu Avrupa’da birinci.

 

-KRİZDEKİ ÜLKELERLE KARŞILAŞTIRIP BAŞARI HİKAYESİ YAZIYORLAR

Raporda, AKP’nin işsizlikteki bu tabloya rağmen Türkiye’yi içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkelerle değil, küresel krizin merkezinde yer alan ve işsizlik oranı tavan yapmış ülkelerle karşılaştırarak başarı hikayeleri yazdığına dikkat çekilerek, “ILO’nun bizim gibi gelişen ekonomiler için özetlediği işsizlik rakamları ortada bir başarı olmadığı gibi Türkiye’nin içinde bulunduğu ligde en yüksek işsizlik oranına sahip ülke olduğunu gösteriyor. ILO rakamlarına göre G-20’nin yükselen ekonomilerinde işsizlik oranı yüzde 5 civarındayken Türkiye’deki işsizlik oranı bunun neredeyse iki katı” denildi.

 

-TÜRKİYE İÇİN ZAMAN TÜKENİYOR

Raporda, rakamların Türkiye’nin sahip olduğu demografik fırsat penceresini iyi değerlendiremediğini ortaya koyduğu vurgulanarak, “Bu pencerenin önümüzdeki 20 yılda kapanacağı dikkate alındığında, Türkiye için zaman hızla tükeniyor” değerlendirmesinde bulunuldu. Vatandaşlar düşük ücrete mahkum olmadan işsizlik sorununu çözmek ve orta gelir tuzağından çıkıp kişi başına geliri 20 bin dolara taşımak için özellikle kadın ve gençlerin çalışma yaşamına katılımının sağlanması gerektiğinin kaydedildiği raporda, işgücünün verimliliğini artıracak reformların gerçekleştirilmesinin de bir zorunluluk olduğu belirtildi.

 

Raporun Tam Metnine Ulaşmak İçin: RAPOR_No_90

DIŞ BORÇ ARTIŞINDA CUMHURİYET TARİHİNİN REKORU KIRILDI

ANKARA – CHP’nin ekonomi raporuna göre 2013’te yıllık dış borç artışı 50 milyar dolarla Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı; son 5 yılda kişibaşına dış borçtaki artış kişibaşına gelirdeki artışın 3.4 katına ulaştı. Bir rekor da kısa vadeli dış borçtan geldi… Türkiye’nin bir yıl içerisinde ödenmesi gereken dış borcunu ifade eden “kısa vadeli dış borcu”, 388 milyar dolarlık brüt dış borcunun yüzde 33’ünü aştı.

 

Raporda, dış borçlardaki bu tablonun, büyümedeki ciddi yavaşlamayla birlikte ekonomik istikrarsızlığı besleyen en önemli unsurlardan biri haline geldiği ifade edilerek, AKP’nin “dış borçla değirmen döndüren” ekonomi modelinin sonuna gelindiği belirtildi.

 

CHP Ekonomi Politikaları Genel Başkan Yardımcılığı’nın Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak’ın koordinasyonunda hazırladığı 89. Ekonomik Görünüm Raporu yayımlandı.

 

-DIŞ BORÇTA REKOR ARTIŞ

Türkiye’nin brüt dış borç stokunun 2013 yılında 49.9 milyar dolar artarak 388,2 milyar dolara çıktığının belirtildiği raporda, dış borçta tek bir yılda kaydedilen yaklaşık 50 milyar dolarlık artışın “rekor” olduğu ifade edildi. Rapora göre dış borçtaki olağanüstü artış dış borcun GSYH’ya oranını da 4 puandan fazla artırarak 10 yıl önceki seviyesi olan yüzde 47,3’e çıkardı.

 

-KİŞİBAŞINA DIŞ BORÇ 5 BİN 105 DOLAR

Diğer taraftan kişibaşına dış borç da önemli ölçüde arttı. AKP’nin göreve geldiği 2002 yılı ile 2013 yılı arasında nüfusa 10 milyon kişi eklenmesine rağmen kişi başına dış borç bu dönemde 3 bin 141 dolar arttı. 2002’de 1.963 dolar olan kişi başına düşen dış borç, 2013 yılında 5 bin 105 dolara ulaştı.

 

-DIŞ BORÇTAKİ ARTIŞ GELİRDEKİ ARTIŞI 3,4’E KATLADI

Kişi başına dış borçtaki hızlı artışa karşın son 5 yılda vatandaşın gelirindeki artış sınırlı oldu. Son beş yılda kişi başına gelir 338 dolar, kişi başına düşen dış borç ise 1.148 dolar arttı. Rakamlara göre son beş yılda kişi başına düşen dış borçtaki artış, gelirdeki artışı 3,4’e katladı.

 

-BİR REKOR DA KISA VADELİ DIŞ BORÇTAN

Kaygı veren diğer bir gelişme ise 1 yıl içinde ödenmesi gereken borcu ifade eden “kısa vadeli dış borçlardaki” hızlı artış oldu. 2013’te yaklaşık 50 milyar dolarlık dış borç artışının 28,6 milyar doları (%57’si) kısa vadeli dış borç artışından kaynaklandı. Bunun sonucunda kısa vadeli dış borcun toplam dış borç içindeki payı yüzde 33,3’e çıkarak yeni bir rekor kırdı. Raporda dış borçlardaki bu rekor artışlarla ilgili şu değerlendirmelerde bulunuldu:

 

-DIŞ BORÇLARDAKİ TABLO İSTİKRARSIZLIĞI BESLİYOR

11 yıldır dış borçla değirmen döndüren ekonomi politikalarının Türkiye’yi getirdiği nokta maalesef budur. Ancak bu modelin sonuna artık gelinmiştir. Türkiye ekonomisinin büyüme hızı yıllar itibariyle giderek düşerken; bu düşük büyümeyi finanse etmek için kullanılan dış kaynak yani borç hem sürekli artmakta hem de borcun vadesi kısalmaktadır. Bu sürdürülebilir olmadığı gibi ekonomik istikrarsızlığı besleyen en önemli unsurlardan biridir.

 

-İŞ DÜNYASININ DÖVİZ AÇIĞI KATLANDI

CHP’nin raporunda iş dünyasının döviz borçlarındaki artışa da dikkat çekildi. Rapora göre AKP’nin görevde olduğu 11 yılda uygulanan “dış borçla büyüme” modeli, sonucu şirketlerin döviz açık pozisyonu önemli ölçüde arttı. 2002 yılında 6,5 milyar dolar olan reel sektör döviz açık pozisyonu 2013 sonunda 173,2 milyar dolara kadar çıktı.

 

-DÖVİZLE BORÇLANANLAR DİKKAT…

Raporda, TL’nin son dönemde dolar karşısında değer kazanmasına karşın ABD Merkez Bankası’nın yılsonunda parasal genişleme operasyonuna son verme takviminin geçerliliğini koruduğu, AB Merkez Bankası’nın ise parasal genişlemeye dönük yeni bir operasyon yapması yönündeki beklentinin hala net olmadığı belirtilerek, “Reel sektörün kur riski konusunda tedbirli olması ve döviz borçlanmasından kaçınması daha doğru bir yaklaşım olacaktır” denildi.

 

-TÜRKİYE’Yİ SANCILI BİR DÖNEM BEKLİYOR

Uluslararası kuruluşların Türkiye’de büyüme, enflasyon ve işsizlik konularındaki tahminlerinin de giderek karamsarlaştığının belirtildiği raporda, mevcut öngörü ve tahminlerin Türkiye’yi sancılı bir dönemin beklediğini gösterdiği; vatandaşların daha düşük gelir artışı ve daha az iş imkanına karşın daha yüksek enflasyon ve borç yükü ile karşı karşıya kalacağı kaydedildi. Hükümetin Başbakan için kariyer planlaması yapmaktan, ekonomi üzerine eğilmeye fırsat bulamadığının belirtildiği raporda, “Ekonomi, hükümetin gündeminden tamamen düşmüş durumda. Hükümet kısa vadede iş ve istihdamı koruyacak tedbirleri hızla uygulamaya koymazsa bunun vatandaşlarımıza çıkaracağı bedel ağır olacaktır” uyarısında bulunuldu.

RAPORUN TAM METNİNE ULAŞMAK İÇİN: ekonomik_gorunum_rapor_no_89

CHP’Lİ ÖZTRAK: HÜKÜMET ANAYASA MAHKEMESİYLE İLGİLİ YENİ DÜZENLEMELER YAPABİLİR

ANKARA – 11.04.2014 – CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Hükümetin Anayasa Mahkemesi’yle arasındaki gerilim nedeniyle Anayasa Mahkemesi hakkında yeni düzenlemeler yapmaya yönelebileceğini belirterek, “Hoşunuza gitmeyen kararlar alındığında Meclisteki çoğunluğunuza güvenerek, yasaları değiştirerek çözmeye kalkarsanız ülkenin kredi notundaki görünüm önce negatife çevrilir, sonra notunuz bile düşebilir. Bunu söyleyince kızıyorlar ama oyunun kuralı bu. Ya hukuk devleti olacaksınız, sermaye size güven içinde gelecek ya da hukuku hiçe sayıp dışarıdan parayı yüksek faizlerle bulacaksınız. O da nereye kadar gider belli olmaz” dedi.

 

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak TBMM’de düzenlediği basın toplantısında ekonomi ve siyasetteki son gelişmeleri değerlendirdi. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na TBMM’de yapılan saldırıyı kınayan Öztrak, bu saldırının kamuoyu vicdanını tatmin edecek kapsamlı bir soruşturmayla aydınlatılmasını beklediklerini belirterek, “Türkiye’de birilerinin cinneti giderek tüm ülkeye yayılıyor. Erdoğan’ın sivri dili ve ayrıştırıcı üslubu toplumun sinir sistemini alt üst etmektedir. Salı günü yaşananlar bu üslubun işi nerelere götürebileceğinin ilk göstergesiydi” dedi.

 

-O MAKALEDEKİ AYRINTI

Geçtiğimiz hafta içinde önemli bir yabancı gazetecinin kaleme aldığı makalenin Türkiye’de Suriye ile ilgili iddialar ekseninde tartışıldığını oysa aynı makalede İran’la yapılan “altın ticareti” hakkında da önemli iddiaların yer aldığını belirten Öztrak, “Makalede ABD istihbarat teşkilatı kaynak gösterilerek; İran’la doğalgaz karşılığı altın ticaretinde yüzde 15 komisyon tahsil edildiği, bu tahsilatın bir takım kirli politikacılara ve aracılara aktarıldığı, bu tutarın ise 2 milyar doları bulduğu ifade ediliyor” dedi. Bu konuyla ilgili İran’da süren soruşturmanın Türkiye’ye de uzandığı yönündeki haberleri anımsatan Öztrak, İran gizli servisinin dosyalarında Türkiye’de rüşvete bulaşmış politikacılara ait bir takım bilgilerin bulunmasına şaşırmamak gerektiğini, yabancı istihbarat teşkiletlarındaki bu bilgilerin ileride Türkiye’nin bölgesel ve küresel çıkarlarını tehdit edebileceğini ifade etti.

 

-NE DE OLSA ORADA YARGILANACAK

Öztrak, AKP’nin bu iddiaların göbeğindeki Halk Bankası’nın görevden alınan genel müdürünü Ziraat Bankası Yönetim Kuruluna atamasının ilgili bakanın muhalefetine rağmen hükümetin başı tarafından yapıldığının konuşulduğunu kaydetti ve “Bu açıkça hükümetin başının kara para ticaretinde sorumluluğu olduğu iddia edilenleri koruyup kollamaya devam edeceğini göstermektedir” dedi. Erdoğan’ın Anayasa Mahkemesi kararlarıyla ilgili “gayrı milli”, “saygı duymuyorum” açıklamalarına da değinen Öztrak, “Anlaşılan Recep Tayyip Erdoğan yargıya karşı açtığı savaşta, cepheyi Anayasa Mahkemesine kadar genişletme kararını almıştır. Ne de olsa Başbakanlık görevi esnasında işlenmiş suçların yargılanacağı makam bizzat Anayasa Mahkemesidir” diye konuştu.

 

-YABANCILARIN BEKLENTİSİ TÜİK’İN VERİSİNİ TUTMUYOR

Türkiye’de büyümedeki yavaşlamaya ve yabancı kuruluşlarının Türkiye ile ilgili 2014 büyüme tahminlerini aşağı çekmesine dikkat çeken Öztrak, uluslararası kuruluşların beklentileriyle TÜİK’in verileri arasındaki farklılığa dikkat çekti. TÜİK verilerine göre yılın ilk iki ayında sanayi üretiminin yüzde 6 arttığını hatırlatan Öztrak, “Bu durumda uluslararası kuruluşların yaptığı büyüme tahminleri çok kötümser kalıyor. Yurtiçi satışlar ve iç talebe ilişkin öncü göstergelerde de ciddi daralmalar varken üretimin nasıl bu kadar arttığı da açıklanmaya muhtaç” ifadelerini kullandı.

 

-TÜİK’İN VERİ KALİTESİ SORUNU HAYRA ALAMET DEĞİL

Yılın ilk iki ayında beyaz eşya yurtiçi satışlarında, otomobil satışlarında, yatırım malı ithalatında önemli düşüşler görülmesine rağmen aynı dönemde kapasite kullanımında artışlar görüldüğünü anımsatan Öztrak, sektörleri temsil eden kuruluşların açıkladıkları üretim verileriyle TÜİK’in üretim verileri arasında da ciddi farklar olduğuna dikkat çekti. Otomobil Sanayicileri Derneğinin verilerine göre motorlu kara taşıtları üretimi yılın ilk iki ayında yüzde 9,9 daralırken TÜİK verilerine göre aynı dönemde üretimin sadece yüzde 6,4 düştüğünü belirten Öztrak, “Dernek, üyelerinin üretiminin yüzde 9.9 daraldığını söylüyor, TÜİK de hayır senin üretimin yüzde 6.4 düştü diyor. Seçimler öncesinde istatistiklerde ortaya çıkan veri kalitesi sorunları hayra alamet değildir” dedi.

 

-BİZ DE FAİZ DÜŞSÜN İSTERİZ, AMA BU İŞ EMİRLE OLMAZ

Türkiye ekonomisinin yeni uluslararası konjonktüre göre tahkim edilmesi gerektiğini vurgulayan Öztrak, buna karşın hükümetin yaklaşan cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler için faizlerde kalıcı indirimleri gerçekleştirmek yerine faizleri TCMB’ye emir vererek indirtmeyi tercih ettiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Emirle faiz indirtmek bu ülkede çok denendi her seferinde sonuç hüsran oldu. Millet ciddi bedeller ödedi. Faizlerin düşmesini en fazla muhalefet olarak biz savunuruz, biz arzu ederiz. Ancak küresel iklim düzelmeden, Türkiye ekonomisinin kırılganlıklarını ortadan kaldıracak adımlar atılmamışken, faizlerin seçim yatırımı olarak emirle düşürülmesinin, hem büyümeye, hem de enflasyona yapacağı olumsuz etkiler konusunda hükümeti uyarıyoruz.”

 

-MOODY’S’İN KARARI: AKLIN YOLU BİR…

Moody’s’in Türk devlet kağıtlarının görünümünü negatife çevirme kararını da değerlendiren Öztrak, kamu kağıtlarının güvenilirliğindeki bozulmanın, Erdoğan’ın faizleri düşürün talimatına rağmen devletin ödediği faizin artmasına neden olacağını belirterek şunları söyledi:

“Bu kararın iki gerekçesi var. Birincisi daralan küresel likidite ve artan politik belirsizliğin yatırımcıların güvenine yaptığı negatif etkinin ülkenin dış finansmanını güçleştirmesi. Yani diyor ki, içeride hükümetin başı yaptığı açıklamalarla politik belirsizlik yaratıyor, dışarıda da dolar daralıyor; bu da yatırımcının güvenini azaltıyor. Bu durum senin çok yüksek olan finansman ihtiyacını karşılamanı güçleştiriyor.

İkincisi de politik türbülans nedeniyle artan belirsizlik sonucunda, yani bu ülkeyi içine soktuğun halde, büyümeyi destekleyecek yapısal reformların yapılamaması ihtimali var diyor. Aslında biz bunları hep söylüyoruz, aklın yolu bir.

 

-HÜKÜMETİN BAŞI DİLİNİ TUTMAZSA MALİYETİ BÜYÜK OLACAK

İstikrarsızlık hızla artıyor. Hükümetin başı küfürden vazgeçmezse öfke ve kini unutmazsa, yani dilini tutmazsa; hükümet ekonomideki kırılganlıkları hafifletecek sürdürülebilir büyüme ortamına dönmeyi sağlayacak birinci, ikinci üçüncü nesil reformları biran önce uygulamaya koymazsa bu kırılganlıkların vatandaşlarımıza çıkaracağı bedel ağır olacaktır. Gelsin sözümüzü dinlesin, bu milleti ele güne muhtaç etmesin.”

 

-ÜLKE NET HATA NOKSANLA FİNANSE EDİLİR HALE GELDİ

Açıklanan cari açık rakamlarını da değerlendiren Öztrak, Şubat’ta net hata noksan kaleminden 2.2 milyar dolarlık giriş göründüğüne dikkat çekerek, son iki ayda bu kalemden 4.5 milyar dolar para girişi olduğunu söyledi. Öztrak, “Ülke net hata noksan kalemiyle finanse edilir hale geldi” diye konuştu.

 

-AZMETTİRENLER BULUNMAZSA, ANA FAİL HÜKÜMETN BAŞIDIR

Öztrak, Anayasa Mahkemesi’nin HSYK düzenlemesini kısmen iptal kararıyla ilgili bir soru üzerine, “Biz en baştan beri bu düzenlemenin yargı bağımsızlığını ve hukukun üstünlüğünü tehdit ettiğini söylemiştik. Anayasa Mahkemesi de böyle gördü demek ki” dedi. Öztrak, Anayasa Mahkemesiyle hükümet arasındaki gerilim nedeniyle Hükümetin AYM hakkında yeni düzenlemeler yapmaya yönelebileceğini belirterek, “Hoşunuza gitmeyen kararlar alındığında Meclisteki çoğunluğunuza güvenerek, yasaları değiştirerek çözmeye kalkarsanız ülkenin kredi notundaki görünüm önce negatife çevrilir, sonra notunuz bile düşebilir. Bunu söyleyince kızıyorlar ama oyunun kuralı bu. Ya hukuk devleti olacaksınız, sermaye size güven içinde gelecek ya da hukuku hiçe sayıp dışarıdan parayı yüksek faizlerle bulacaksınız. O da nereye kadar gider belli olmaz” dedi. CHP lideri Kılıçdaroğlu’na yapılan yumruklu saldırı hakkında bir soruyu yanıtlayan Öztrak, “Bunun faillerinin ortaya çıkarılması lazım. Aksi takdire bu saldırganın kimin tarafından azmettirildiği ortadadır. Saldırıyı yapan birileri ile aynı ifadeleri kullanmaktadır. Hükümetin başı vatan haini demektedir, saldırgan da vatan haini olduğu için yumruk attığını söylemektedir. Onun için bir an önce kim tarafından yaptırıldığı ortaya çıkarılmalıdır. Aksi halde ana fail bellidir, o da hükümetin başıdır” diye konuştu.

CHP’NİN EKONOMİ RAPORU: AKP SEÇİM EKONOMİSİ UYGULADI

ANKARA – 06 NİSAN 2014 – CHP, 2013’te ekonomide yaşanan yüzde 4’lük büyümeyi masaya yatırdı. CHP’nin hazırladığı rapora göre büyümenin yüzde 23’ü kamunun yatırım harcamalarından, yüzde 16’sı kamunun nihai tüketim harcamalarından kaynaklanıyor. Rakamlar, AKP’nin 2013’de ciddi bir seçim ekonomisi uyguladığını gösteriyor.

CHP Ekonomi Politikaları Genel Başkan Yardımcılığı’nın Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak’ın koordinasyonunda hazırladığı 88. Ekonomik Görünüm Raporunda 2013 büyüme rakamları değerlendirildi.

 

-AKP HÜKÜMETLERİ BÜYÜMEYİ GERİLETTİ

2013 yılında ekonomideki yüzde 4’lük büyümeyle Türkiye’nin AKP’yle geçen 11 yıldaki büyüme ortalamasının yüzde 4,9 olarak gerçekleştiğinin belirtildiği raporda, bu rakamın Türkiye’nin çok partili yaşama geçtiği 1946’dan AKP’nin göreve geldiği 2002 yılına başa gelen 42 Hükümetin ortalama büyüme performansı olan yüzde 5,1’in altında olduğuna dikkat çekildi. Rapora göre 11 yıllık AKP döneminde büyüme sürekli geriledi; AKP’nin ilk iktidar olduğu 58 ve 59. Hükümet döneminde ortalama büyüme yüzde 6,9 iken, ikinci dönemi olan 60. Hükümet döneminde yüzde 3,3’e, üçüncü dönemi olan 61. Hükümet döneminin ilk iki yılında ise yüzde 3,1’e düştü.

 

-İÇ TALEP YUKARI, İHRACAT AŞAĞI ÇEKTİ

2013’deki yüzde 4’lük büyümenin kaynaklarının da masaya yatırıldığı rapora göre geçtiğimiz yıl büyümenin motoru kamu yatırımları ve şişen iç talep oldu. Raporda, yurtiçi talebin 2013’te büyümeye 6,4 puan (%158) katkı yaptığı, net ihracatın büyümeyi 2,3 puan (%58) aşağı çektiği belirtildi.

 

-2013’TE SEÇİM EKONOMİSİ UYGULANDI

2013 büyümesinde asıl dikkat çeken gelişmenin “kamu tüketim ve yatırım harcamalarından” büyümeye gelen ciddi katkı olduğunun ifade edildiği raporda, “2013’te yüzde 4’lük büyümenin yüzde 23’ü kamunun yatırım harcamalarından, yüzde 16’sı ise kamunun nihai tüketim harcamalarından kaynaklanmıştır. Bir diğer ifade ile yüzde 4’lük büyümenin 1,5 puanı kamu kesimi tüketim ve yatırım harcamalarından gelmiştir. Rakamlar AKP’nin 2013’de ciddi bir seçim ekonomisi uyguladığını göstermektedir” denildi.

 

-10 BİN DOLAR ESARETİ

Diğer taraftan, Türkiye ekonomisi kişibaşına milli gelirde son 5 yıldır 10.000 dolar tuzağından çıkamadı. 2008’de 10.444 dolar olan kişi başına milli gelir, 2013’te 10.782 dolar seviyesine çıkabildi. Bu sürede kişibaşına gelirdeki artış da 338 dolarda kaldı.

 

-TÜKETİM İŞTAHI BORÇLA ŞİŞİRİLDİ

Büyümeyi etkileyen yatırım harcamalarda aslan payı kamudan gelirken özel sektörün yatırım harcamalarının büyümeye katkısı ise yüzde 0,1’le sınırlı kaldı. Raporda, “2013’de özel kesimin yatırım iştahı kaçmış, buna karşın ailelerin borçla şişirilen tüketim iştahı büyümeyi desteklemiştir” değerlendirmesinde bulunuldu.

 

-2014’TE SÜRMESİ ZOR

CHP’nin raporuna göre 2013’de kamu harcamaları ve iç talebe yaslanarak sağlanan büyümenin 2014’te sürmesi zor görünüyor. Mevsim ve gün etkilerinden arındırılmış rakamlara göre büyüme 2013’ün ikinci yarısından başlayarak giderek hız kaybediyor.

 

-EKONOMİDE YAPILACAKLAR LİSTESİ

CHP’nin iktidarında, ekonominin uluslararası rekabet gücünü artıracak, kalıcı istikrarı sağlayacak, sosyal devleti yeniden ayağı kaldıracak adımların hızla atılacağının belirtildiği raporda, Türkiye’de hızla kaybolan yatırım ve tüketim iştahının yeniden artırılması gerektiği ifade edildi. Raporda, mevcut ekonomik kırılganlıklarıyla ve artan siyasi ve sosyal tansiyonla, yeni küresel konjonktürde yapışkan bir durgunluk riskiyle karşı karşıya olan Türkiye’nin genel seçimlere kadar yapması gerekenler özetle şöyle sıralandı:

 

HUKUKA GÜVEN YENİDEN SAĞLANMALI: Öncelikle insanımızın ve istihdamın korunması; kaybolan yatırım iştahının hızla ikame edilmesi zorunlu görülmektedir. Bu çerçevede, hukuk devletinin yeniden inşa edilmesi gerekmektedir. Hukuka güvenin kaybolduğu bir ülkede yatırımcı güveni ve dolayısıyla yatırımda olmaz. Bu nedenle kaybolan güveni yeniden tesis etmek amacıyla AB Konseyinde görüşmeleri süren “23. ve 24. Fasılların” yani “Yargı ve Temel Haklar” ile “Adalet, Özgürlük ve Güvenlik” fasılları bir an önce müzakerelere açılmalıdır. Böylece söz konusu alanlarda AB müktesebatına yakınsama sürecinin başlamasıyla önemli bir çapa sağlanmış olacaktır.

 

DÖVİZ KURUNDA İSTİKRAR SAĞLANMALI: Döviz kurunun rekabet gücünü destekleyecek bir düzeyde istikrar kazanması yatırım dostu iktisadi iklimin temel koşuludur. Kurun dış rekabete açık sektörlere sağladığı nispi fiyat avantajının korunmasına özen gösterilmelidir. Döviz kurunda ve fiyatlarda istikrar sağlanabilirse, kurun bugünkü seviyeleri dış ticarete açık sektörlerimizin rekabet gücünü kalıcı bir biçimde artıracak yapısal reformların gerçekleştirilebilmesi için önemli bir fırsat sunmaktadır.

 

TOPLUMSAL VE SİYASİ GERİLİME SON VERİLMELİ: Hükümet toplumsal ve siyasi gerilimi artıran söylem ve uygulamalarına derhal son vermelidir. Siyasi ve sosyal risk algısının düşürülmesi gerekmektedir. Yolsuzluk suçlamaları karşısında savcı ve polisleri değiştirmek yerine, bağımsız mahkemelerde aklanmayı tercih etmelidir. Risk primi düşmeden, faizin de düşmeyeceği dikkate alınmalıdır.

 

KOBİLERE KREDİ KOLAYLIĞI SAĞLANMALI: Özellikle Küçük ve Orta Ölçekli firmaların krediye erişiminin kolaylaştırılmasına yönelik adımlar derhal atılmalıdır.

 

DEVLETİN ÖZEL SEKTÖRE BORÇLARI ÖDENMELİ: Kamunun Özel Sektöre Olan Borçlarının Hızla Ödenmesi: Hem ihracatçı şirketlerin hem de farklı sektörlerde yurt içine üretim yapan firmalara KDV iade süreci uzun bir zaman almakta ve firmalar üzerinde önemli bir finansal baskı yaratmaktadır. Bu sorun piyasalarda nakit akışının azaldığı günümüzde daha büyük önem taşımaktadır. KDV iade sisteminin basitleştirilerek hızlandırılması, KDV iadesine yönelik alacağı bulunan firmanın aynı zamanda kamuya vergi ve SSK primi gibi borçlarının bulunması durumunda borç ve alacakların mahsuplaştırılması (netleştirilmesi) yoluna gidilmelidir.

 

İŞGÜCÜ VE ENERJİ MALİYETLERİ DÜŞÜRÜLMELİ: İstihdamın teşviki kapsamındaki indirimlere rağmen istihdam vergileri firmaların rekabet güçleri olumsuz etkileyecek bir düzeyde bulunmakta, enerji maliyetleri ise benzeri ülkelerin önemli ölçüde üzerinde seyretmektedir. Bu kapsamda, SSK işveren payında özellikle “genç ve kadın istihdamı” için indirime gidilmesi uygulaması yeniden düşünülmelidir. Firmaların kullandıkları enerji üzerindeki kamusal yükler azaltılarak enerji fiyatlarında kapsamlı indirim sağlanmalıdır.

 

ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ GELİŞTİRİLMELİ: Yüksek arsa maliyeti yatırımlar önündeki temel engeldir. İmar planlarının şehirlerde rant alanları yaratmayı hedef alan bir nitelik taşıması özellikle sanayi yatırımlarını engellemektedir. Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) ihtiyacı karşılayamamakta, yeni yatırımlar için yeterli fiziki alan bulunmamaktadır. Bu durum mevcut Yatırım Teşvik Sistemini de etkisiz kılmaktadır. Arsa maliyetini düşürecek biçimde OSB’lerin geliştirilmesine öncelik verilmedir.

 

TEŞVİKLER BİR BASAMAK İLERİ ALINMALI: Yatırım Teşvik Sisteminde Bölgeler İçin Öngörülen Teşviklerin Bir Basamak İleriye (Asgari 5 Yıl Süreyle) Alınması: Mevcut teşvik sistemi dört farklı teşvik tanımında (genel teşvik, bölgesel teşvik, büyük ölçekli yatırımlar ve stratejik yatırımlar) KDV istisnası,  gümrük vergisi muafiyeti, vergi indirimi, sigorta primi işveren hissesi desteği, yatırım yeri tahsisi,  gelir vergisi stopajı desteği, faiz desteği ve KDV iadesi başlıkları altında altı bölge bazında farklılaşan yatırım teşviklerini içermektedir. Ülkemizdeki ekonomik görünümün zayıfladığı ve finansman maliyetinin önemli ölçüde arttığı dikkate alındığında, asgari 5 yılı kapsayacak biçimde, teşvik sisteminde öngörülen bölgesel sınıflamanın (teşviklerin en yüksek olduğu 6. Bölge için farklı ilave kolaylıklar da tanınarak) birer basamak ileri taşınması (örneğin 1. Bölgenin 2. Bölge teşviklerinden, 2. Bölgenin 3. Bölge teşviklerinden yararlanması) yatırım faaliyetine önemli ivme kazandıracaktır.

 

MESLEKİ EĞİTİM SAĞLANMALI: İş bulmakta güçlük çeken yeni mezun gençlerimiz ve işini kaybeden işçilerimizin İŞ-KUR’ un mesleki eğitim programlarına yönlendirilmesi sağlanmalıdır. Bu vesileyle İŞ-KUR tarafından düzenlenen kurslar reel sektörün taleplerini nitelik bakımından karşılamalıdır. İŞ-KUR’ un uluslararası sertifikasyon programlarına uyumunun yaygınlaştırılarak iş arayanların daha aktif katılımları desteklenmelidir. AKP iktidarı kısa dönemde atabileceği bu adımlarla 2014’de büyümenin sert bir şekilde düşmesini ve toplumun iş-istihdam cinsinden ciddi bir maliyet ödemesini engellemelidir.

 

CHP’nin raporunda genel seçim sonrasında yapılması gerekenler ise şöyle sıralandı:

 

-GENEL SEÇİMLERDEN SONRA 3 NESİL REFORM

Genel seçimlerin hemen ardından ise daha önceden gerçekleştirilmiş ama bu hükümetin ciddi şekilde yıprattığı “Birinci Nesil” reformların güçlendirilmesi gerekmektedir. Bunun ardında kurallara göre yürüyen ve devletin ekonominin günlük işleyişine müdahale etmediği bir ekonomik yapı vardır. Saydamlık, hesap verebilirlik, kurumların bağımsızlığına saygı, hukukun üstünlüğü, bütçe disiplini bu reform alanında yer almaktadır. Diğer taraftan rekabet gücünün artırılması için “İkinci Nesil” reformların da gerçekleştirilmesi şarttır. İşgücü piyasasından ürün piyasalarına kadar uzanan bir alanın bu kapsamda yeniden ele alınması gerekmektedir. Herkese dokunan bir büyüme için “Üçüncü Nesil” reformlara da ihtiyaç vardır. Sosyal destek sistemlerinin otomatikleştirilmesi, ekonomide paydaşların karar alma süreçlerine daha yoğun katılımının sağlanması da bu alanda yer almaktadır.

 

-BÜYÜK TÜRKİYE REFORMLAR YAPILIRSA GERÇEKLEŞİR

Bunlar yapılırsa Türkiye’nin önünde büyük fırsatlar vardır. Bu reformlarla Türkiye ilk 10 ekonomi arasına girebilir, büyük Türkiye gerçekleşebilir.

Saray Fukaranın Tavuğunu Rantiyelerin, Faiz Lobilerinin Folluğuna Yumurtlatıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin bu yılın Ocak-Kasım dönemine milyonlarca çiftçi ve esnafa reva gördüğü desteğin, bir avuç faiz lobisine ve yandaşa...
Devamını oku

Ekonomi Arabasının Motoru Boğuldu, Şanzımanı Dağıldı

CHP’li Öztrak, ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadeleden sadece faiz lobileriyle sıcak para partileri vermeyi anladığını belirterek, “Yüksek faiz ve kontrollü kura...
Devamını oku

Tutuklanan TCMB Başkan Yardımcısının Attığı Diğer İmzalar Hakkında İç Soruşturma Yapıldı Mı?

CHP’li Öztrak, Bankalararası Kart Merkezi soruşturması kapsamında tutuklanan, Merkez Bankası’nın Başkan Yardımcısı Emrah Şener’in TCMB’deki görevi sırasında attığı diğer imzalarla...
Devamını oku

Resmi İşsiz Sayısı İle Gerçek İşsiz Sayısı Arasındaki Fark İlk Kez 10 Milyonu Aştı

CHP’li Öztrak, Haziran ayında gerçek işsiz sayısının 13,4 milyon kişiye ulaşarak rekor kırdığını; resmi işsiz sayısı ile gerçek işsiz sayısı...
Devamını oku

Sadece İstatistiklerle Yalan Değil; İstatistiklerle Talan

CHP’li Öztrak, TÜİK’in açıkladığı Haziran ayı rakamının beklentilerin ve diğer kurumların hesaplarının çok altında kaldığına, market fiyatlarındaki değişimler ile TÜİK’in...
Devamını oku

Faiz Harcamalarının Bütçe Üzerindeki Baskısı Artıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin hukuk tanımazlığı nedeniyle artan faizlerin bütçe üzerine her ay daha fazla baskı yaptığına dikkat çekerek, “İlk 4...
Devamını oku

Milli İradeye Darbe Süreci Ekonomik Görünümü Bozdu

CHP’li Öztrak, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’ndaki Türkiye ekonomisiyle ilgili tahminlerin, Sarayın millet iradesine darbe süreci sonrasında kötüleştiğine dikkat çekerek, “Uluslararası...
Devamını oku

Satılan Milyarlarca Dolar Rezervi Kimler Topladı

CHP’li Öztrak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından mali piyasalarda yaşanan tsunami sırasında ülkenin 40 milyar dolardan fazla...
Devamını oku

 İletişim

Bize her türlü görüş ve önerilerinizi bildirmek için sağ tarafta yer alan bilgilerden bize ulaşabilirsiniz.
CHP Genel Merkezi: Anadolu Bulvarı No: 12 06520
Söğütözü / ANKARA
Telefon: +90 (312) 207 40 00
Telefon 2: +90 (312) 420 59 48-49
Faks: +90 (312) 207 40 14
E-Posta: info@faikoztrak.com