ANKARA – 22 Şubat 2014 – CHP’nin ekonomi raporunda TÜİK’in işsizlik verilerindeki çelişki mercek altına alındı. Son verilere göre hem “işgücüne katılanlar” hem “iş bulma ümidini kaybedenler” azalıyor.
Raporda, büyümenin yavaşladığı, ekonominin yeni iş yaratma kapasitesinin azaldığı bir dönemde “iş bulma ümidini kaybedenlerin” azalmasının açıklamaya muhtaç olduğu ifade edildi.
CHP Ekonomi Politikaları Genel Başkan Yardımcılığı’nın Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak’ın koordinasyonunda hazırladığı 86. Ekonomik Görünüm Raporunda 2013’ün son çeyreğindeki işsizlik ve kısa vadeli dış borç rakamları değerlendirildi.
-EKONOMİ İSTİHDAM YARATAMIYOR, GERÇEK İŞSİZ 4,7 MİLYON
TÜİK’in rakamlarına göre 2013 Kasım ayında işsizliğin yüzde 9,9’a işsiz sayısının ise 2,8 milyona ulaştığının belirtildiği raporda, iş bulma ümidini kaybedenler, ev kadınları gibi çeşitli sebeplerle iş aramayan ancak “iş bulursa çalışmaya hazır olanların” da hesaba katıldığı gerçek işsiz sayısının ise 4,7 milyon kişiye ulaştığı ifade edildi. Ekonominin iş ve istihdam yaratmada ciddi şekilde zorlanmaya başladığının belirtildiği raporda, “Ekonomi, 2013’ün son üç ayında 152 bin kişiye ilave istihdam sunabilmiş. Bu, 2012’nin son çeyreğinde yaratılan ilave istihdamın (1 milyon 24 bin kişi) sadece yüzde 15’i” denildi.
-TÜİK VERİLERİNE MERCEK
Raporda, işsizlik rakamlarında dikkat çeken bir ayrıntı da masaya yatırıldı. TÜİK verilerine göre 2013 Kasım ayında “işgücüne katılmayan nüfus”ta bir yıl önceye göre 545 bin kişilik bir artış görüldü, işgücüne katılım oranı da aynı dönemde 0,2 puan geriledi. İstihdamın zayıfladığı bir dönemde işgücüne katılımın düşmesi dikkat çekerken, bu gelişme “işsizliğin çift hanelere çıkmasını” engelledi. Raporda, iş gücüne katılımın 2012 Kasım ayı seviyesinde kalması durumunda, 2013 Kasım ayında işsizlik oranının yüzde 10,3’e çıkacağı tespitinde bulunuldu.
-TÜİK BUNU AÇIKLAMALI
Diğer taraftan “iş bulma ümidi olmayanların sayısında” da önemli bir gerileme görüldü. Rapora göre iş bulmak için daha az sayıda insan iş gücü piyasasına girerken, istihdam artışı yavaşlarken; iş bulma ümidi olmayanların sayısı 2013 Şubat ayından bu yana sürekli geriliyor. Kasım’da iş bulma ümidini kaybedenlerin sayısı, bir yıl öncenin aynı ayına göre, 135 bin kişi gerileyerek 558 bin kişiye düştü. İş bulma ümidini kaybedenlerin sayısındaki bu gerileme, “işsizlerin ve iş aramayıp çalışmaya hazır olanların” da hesaba katıldığı “gerçek işsizlik” oranını aşağı çekti. CHP’nin raporunda, “TÜİK, iş bulma ümidi olmayanların sayısındaki gerilemenin nedenlerini kamuoyuna açıklamak zorunda” ifadelerine yer verildi.
-BANKALARIN KISA VADELİ DIŞ BORÇLARINA DİKKAT
Ekonominin temel göstergelerinden kısa vadeli dış borçların 2013’te 28,6 milyar dolar artarak 129,1 milyar dolara ulaştığının ifade edildiği raporda, bankaların kısa vadeli dış borçlarında yaşanan artışın kaygı verici olduğu ifade edildi. Raporda, “Reel sektörün döviz açık pozisyonu, bankacılık sistemi için halihazırda dolaylı bir tehdit içerirken; bir de bankacılık sisteminin kısa vadeli döviz yükümlülüklerinin hızla artıyor olması dikkatle izlenmeli. Bu, bankacılık sisteminin giderek kısa vadeli dış borçlarla yurtiçine kredi açtığı veya mevcut dış borçlarını kısa vadeli borçlarla çevirdiği anlamına geliyor. Her iki durumda da sıkıntılı bir tablo ile karşı karşıyayız” denildi.
-REZERVLER DÜŞÜK, KIRILGANLIK ALGISI DEVAM EDECEK
CHP’nin raporunda, Türkiye’nin benzer ekonomilerle karşılaştırıldığında, kısa vadeli dış borcuna göre en düşük rezerve sahip ülke konumunda olduğu da vurgulanarak, şu ifadelere yer verildi:
“Rezervlerin mevcut düzeyi ancak kısa vadeli dış borcu karşılayabiliyor. Oysa AKP iktidara geldiğinde rezervlerin düzeyi kısa vadeli dış borcun neredeyse iki katıydı. Türkiye cari açığı finanse etmek ve uzun vadeden kısa vadeye düşen borçlarını çevirebilmek için mutlaka dışarıdan borç bulmak zorunda. Bu, küresel sermayenin risk iştahının kaybolduğu, dış borçlanma maliyetinin arttığı bir dönemde Türkiye’ye yönelik kırılganlık algısını canlı tutacak bir gelişmedir.”
Bu sayıda; 2013 Ekim-Kasım-Aralık dönemine ait Kasım ayı İş Gücü ve İstihdam Verileri ve 2013 Dördüncü Çeyrek Kısa Vadeli Dış Borç Verileri değerlendirilmiştir.
Raporun Tam Metnine Ulaşmak İçin: RAPOR_No_86
ANKARA – 21 Şubat 2014 – CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztrak, torba kanunda yer alan ve hükümete kamu özel işbirliği çerçevesinde yapılacak sağlık tesisleriyle ilgili yeni yetkiler tanıyan düzenlemeye dikkat çekerek, “Hükümet bu düzenlemeyle zora düşen bir takım iş adamlarını kurtaracak; kendinden olan iş adamının sözleşmesinde her türlü kolaylaştırıcı düzenlemeyi yapabilecek; kendinden olmayanı ise süründürecek” diye konuştu.
Öztrak, MİT Yasasıyla ilgili düzenlemelerin istihbarat örgütüne bankaların ve kamu kurumlarının veri tabanlarına yargı kararı olmadan ulaşma imkanı sağladığını, düzenlemenin bu yönüyle ekonomiye de ciddi zarar vereceğini ifade etti. Yasayla, Oslo görüşmelerinin de yasal hale getirildiğini hatırlatan Öztrak, “Bu, ülkenin bölünmesi noktasına gidebilecek gelişmeleri ortaya çıkarabilir. Tutamazsınız bunları…” ifadelerini kullandı.
Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak TBMM’de düzenlediği basın toplantısında siyasette ve ekonomide yaşanan son gelişmeleri değerlendirdi. AKP’nin Türkiye’de Anayasayı ayaklar altına alarak adı konmamış bir devlet krizi yarattığını ifade eden Öztrak, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de internet yasasını onayarak, hükümetin “hukuka ve kişisel hak ve özgürlüklere” karşı yaptığı darbeye ortak olduğunu ifade etti. HSYK yasasında Cumhurbaşkanı Gül’ün göstereceği tavrın önemli olacağını vurgulayan Öztrak, “Sayın Cumhurbaşkanı iktidarın bu darbe projesine de ortak olacak mı? Ülkenin tepe noktalarında yaşanan Putin-Medvedev tarzı ilişki Türk demokrasisinin katledilmesine neden olmamalıdır. Başbakan’ın Türk demokrasisi için kazdığı mezar çukuruna, Cumhurbaşkanı ülkeyi itmemelidir” dedi.
-MİT YASASI TİCARİ SIRRI DA BİTİRECEK
MİT yasasında yapılan değişiklikleri de değerlendiren Öztrak, yasanın istihbarat örgütüne bankaların ve kamu kurumlarının veri tabanlarına yargı kararı olmadan ulaşma imkanı sağladığını, bu şekilde Türkiye’de hem özel hayatın gizliliğinin hem de ticari sırrın tamamen biteceğini ifade etti ve yasanın bu yönüyle ekonominin işleyişine çok büyük olumsuz etki yaratacağını belirtti.
-BAŞBAKAN OBAMA’YA DA HAİN DİYE BAĞIRDI MI?
Başbakan’ın ABD Başkanı Obama’yla yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili Beyaz Saray’dan açıklanan tutanaklara da dikkat çeken Öztrak, tutanaklara göre Obama’nın Erdoğan’a hukuk devleti ilkelerine dayanan güvenilir politikaların; mali piyasaları “yeniden” ikna etmek için önemli olduğunu söylediğini kaydetti. Öztrak, “Türkiye’de bunu söyleyenlere vatan haini diyen Başbakan Obama’ya da ‘hain’ diye bağırarak telefonu kapatmış mıdır?” diye sordu.
-TORBA YASAYLA HANGİ İŞ ADAMLARI KURTARILACAK?
AKP’nin internet düzenlemelerini eklediği torba yasada dikkatten kaçan bir düzenlemeye de dikkat çeken Öztrak, “kamu-özel işbirliği” yöntemiyle yapılacak hastanelerle ilgili yapılan düzenlemeyle Sağlık Bakanlığı’na yaptıracağı sağlık tesislerinin sözleşmelerinde bir takım tadilatlar yapma yetkisi verildiğini belirtti. Yapılan düzenlemeyle hükümete “Oyunun kurallarını, oyun başladıktan sonra değiştirme yetkisi verildiğini ifade eden Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hükümet bu düzenlemeye neden ihtiyaç duyuyor? Bu ihaleler dağıtıldıktan sonra döviz kurları arttı. faizler sıçradı. Bu projelerin finansmanı da daha pahalı hale geldi. Görülüyor ki hükümet şimdi zora düşen bir takım iş adamlarını bu şekilde kurtaracak. Ben hükümete açıkça soruyorum. Bu düzenleme ile hangi iş adamlarını kurtaracaksınız? Hükümet bu düzenlemeyle kendinden olan iş adamının sözleşmesinde her türlü kolaylaştırıcı düzenlemeyi yapabilecek; kendinden olmayanı ise süründürecektir.
Türkiye’de halen “yap-işlet-devret”, “yap-işlet”, “yap-kirala” yöntemleri çerçevesinde toplam 90 milyar dolarlık 173 projenin yürütüldüğünü ifade eden Öztrak, dünya ekonomisinde girilen yeni dönemde bu projelerin finansmanında sıkıntılar yaşanacağını, Bu projelere üstü açık ya da örtülü garantiler veren Hazine’nin üzerindeki risklerin artacağını söyledi. Öztrak torba kanunla yapılan düzenlemenin bu projelerin finansmanında yaşanan sıkıntıların göstergesi olduğunu ifade etti.
-AKP’NİN HATALARININ FATURALARINI MİLLET ÖDEYECEK-
Türkiye’nin hukukun tepelendiği, kişisel özgürlüklerin alanının günden güne daraldığı “korku filmine benzer” günlerden geçtiğini belirten Öztrak, hükümetin ekonomi gündeminden koptuğunu belirterek şunları söyledi:
“Türkiye’nin adı her gün en kırılgan ekonomiler listesinde anılıyor. ABD Merkez Bankası’nın son toplantı tutanakları açıklandı. Toplantıda Türkiye ekonomisindeki sıkıntılara 3 defa değinilmiş. Bu Türkiye’nin değil ABD’nin Merkez Bankası. Yine IMF’nin G-20 için hazırladığı değerlendirme notlarında Türkiye’nin ismi yaşanan son çalkantıdan en fazla etkilenen ekonomilerin başına konuyor. Yine politik gerginliğin arttığı ülkeler arasında Türkiye’nin adı, Ukrayna ve Tayland’ın hemen yanına iliştiriliyor. Daha bu sabah bir Japon kredi derecelendirme kuruluşu, Türkiye’nin kredi görünümünü pozitiften durağana çekti. Standard & Poor’s’tan sonra bu ikinci görünüm değişikliği. AKP’nin beceriksizliğinin kötü yönetiminin bedelini tüm millet olarak ödüyoruz. AKP’nin durumun ciddiyetini kavrayamamasının bedeli yüksek faiz ve buna rağmen düşmeyen yüksek döviz kuru nedeniyle uğranılan zararlar, artan fiyatlar azalan iş imkanları oluyor.”
-BAŞBAKAN YAPILAN YOLSUZLUK VE HIRSIZLIĞI GÖRME BANA OY VER DİYOR
AKP’nin halka apaçık yalan söylediğini ve buna inanılmasını emrettiğini; Başbakan’ın da “yapılan yolsuzluğu; rüşveti; hırsızlığı görme; istikrar için bana oy ver” tavrında olduğunu ifade eden Öztrak, “Halkımız, AKP döneminde sırtına yüklenen borç yükünün altında ezilmiştir. Şimdi vatandaşı ve ülkeyi borca batıran bu Başbakan, bunu halkına karşı bir koz olarak kullanmaktadır. Başbakan ‘Biz olmazsak istikrar olmaz, borçlarınızı ödeyemezsiniz’ diye vatandaşı ve iş dünyasını tehdit etmektedir. Biz ne yaparsak yapalım batmamak için bana oy vereceksin demektedir. Bu millet, bu tehditlere boyun eğmez. Bu hükümetin hesabının kesilmediği her gün, ileride insanımıza çıkacak faturayı kabartmaktadır. Bunların millete verecekleri bir şey kalmamıştır. Bu ülkenin en büyük istikrarsızlık kaynağı Başbakan’dır. Ülkenin kangreni ve kanseri haline gelen bu iktidar, halkın oylarıyla derhal kesilip atılmalıdır.”
-ASIL İSTİKLAL SAVAŞI ÜLKENİN KANINI EMENLERE KARŞI YAPILACAK
Türkiye’nin güçlü ve pekçok imkana sahip bir ülke olduğunu fakat kötü yönetildiğini ifade eden Öztrak, “CHP geçmişte ekonomiyi iyi yönetmekte başarı hikayesi olan kadrolara sahiptir. ülke alternatifsiz değildir. Bugün ülkenin gerçek istiklal savaşı, yüzde şu kadar oy aldım istediğimi yaparım deyip bu ülkenin kanını emenlere karşı sandıkta vereceği savaştır” dedi.
-OSLO GÖRÜŞMELERİ YASALLAŞIRSA, ÜLKE BÖLÜNMEYE GİDER-
Öztrak, MİT Kanunu’yla ilgili değişikliklerin sorulması üzerine, “Bu düzenlemenin ciddi sakıncaları vardır. Oslo görüşmeleri yasal hale getirilmektedir. Bunun yasal hale gelmesiyle bu ülkenin bölünmesi noktasına gidebilecek gelişmeler ortaya çıkabilir. Tutamazsınız bunları. Açıklamalar yapılıyor herkes görmezden geliyor. Seçimlerden sonra özerklik ilan edeceğiz diyor birileri. Kimse de buna kalkıp cevap vermiyor. Çok dikkatli izlenmeli” diye konuştu.
-BU ÜLKE BU MANZARAYI HAK ETMİYOR
Başbakan Erdoğan’In kendisini dinleyen kişilerin yurtdışına kaçtığı yönünde açıklamalarının basına yansıdığının hatırlatılması üzerine Öztrak, “Bir başka TÜBİTAK görevlisi de bana baskıyla, dinleme cihazı ile ilgili, olmayanları da içeren bir rapor yazdırılmak istendi diyor. Bu görevli bunu kabul etmeyince görevden alınıyor. Başbakan’ın beni dinleyenler yurtdışına kaçtıkları için yargılanamıyor dediği ifade ediliyor. Adam yurtdışına kaçsa da yargılayabilirsiniz. Buna bir engel yok. Bu büyük ülke bu manzarayı hak etmiyor” ifadelerini kullandı.
ANKARA – 14 Şubat 2014 – CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Başbakan’ın Kabataş’ta başörtülü bir kadına saldırdığı iddialarıyla ilgili görüntüleri değerlendirerek, “Başbakan mütedeyyin vatandaşlarımızı sokaklara dökmeye çalıştı. Görüntüleri izledik, Başbakan’ın tüm topluma yalan söylediği anlaşıldı” dedi.
Merkez Bankası Başçı’nın TBMM’deki konuşmasında yılsonu dolar kurunu 17 Aralık nedeniyle tutturamadıkları yönündeki açıklamalarına da değinen Öztrak, “Merkez Bankası, şimdi de siyasete bulaşan, teknisyenlik vasfını kaybeden ve bankanın güvenilirliğine zarar veren Başkanının bu sözleri nedeniyle de döviz satmak faiz artırmak zorunda kalacak” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak TBMM’de düzenlediği basın toplantısında ekonomideki son gelişmeleri değerlendirdi. FED’in Türkiye’yi gelişmekte olan ülkeler içinde en kırılgan göstermesini değerlendiren Öztrak, AKP’nin 11 yıldır uyguladığı ekonomi politikaları nedeniyle Türkiye kırılgan ülkeler listesinin başına oturmuştur dedi. Türkiye’nin mevcut küresel iklimde dünyanın en dayanıksız, en korunaksız limanı haline geldiğini söyleyen Öztrak, “Hükümetin borca batırdığı vatandaşlar ve şirketler ciddi tehdit altındadır. Türkiye bugün dünyanın en kırılgan ekonomisi ise bunun tek sebebi AKP’nin yanlış politikalarıdır” diye konuştu.
AKP’nin göreve geldiği dönemde 2001 yılında ekonomide yapılan reformlar ve olumlu küresel koşullar sayesinde 2007’ye kadar ekonomiyi rahat götürdüğünü, dünyada para bol ve ucuzken gerekli reformların yapılmadığını ifade eden Öztrak, “AKP iktidarı reform yerine otoritesini artırmak, medyayı, iş alemini kontrol altına almak amacıyla ekonominin günlük işleyişine müdahale etmenin alt yapısını hazırladı” dedi. 2013’ün 22 Mayıs tarihinden bu yana Türkiye’nin; borsası en fazla düşen, faizi en çok artan ülke olduğunu, aynı zamanda parası en çok değer yitiren ülkeler listesinde ikinci oluğunu ifade eden Öztrak, özetle şunları belirtti:
-BAŞBAKAN PARALEL BİR DÜNYADA YAŞIYOR
“Hükümet ekonomide yaşananları önce 22 Mayısta FED’in dolar musluklarını kısmasına, sonra Gezi parkı protestocularına ve dış mihraklara, daha sonra faiz lobilerine, 17 Aralık’tan sonra mahdumların evlerindeki kasaları bulan savcılar ve polislerden oluşan paralel devlete bağladı. Paralel devleti bilmem ama bu söylemleri tedavüle sokan bir Başbakan kendisine paralel bir dünya yaratmıştır.
-EKONOMİNİN GEREĞİNİ YAPAN KAZANDI, TÜRKİYE’NİN NOTU DÜŞTÜ
Türkiye, Brezilya, Hindistan gibi ülkeler bu kadar çok sarsılırken neden Kore veya Tayvan sarsılmıyor? Türkiye’nin görünümü “durağandan” “negatife” inerken; neden Meksika’nın notu artıyor. Çünkü bu saydığım ülkeler para bol ve ucuz iken; kendi evlerine çeki düzen verdiler. Gerekli yapısal reformları yaptılar ve bugün gelen dalgaya karşı daha güçlü bir şekilde karşı koyabiliyorlar. Bu parayı hovardaca harcayan Türkiye, Brezilya ve Hindistan gibi ülkeler ciddi sorunlar yaşayacak. Bunun sorumlusu FED değil, Gezi Parkı’ndaki kızlı erkekli gençler de, 17 Aralık da, paralel devlet de, ortaya çıkan yolsuzluk tapeleri de değil. Tek sorumlu AKP’nin kötü yönetimi.”
-İMAM KIBLEYİ ŞAŞIRDI
Öztrak, cari açık rakamlarına da değinerek, “2013 yılında cari açık 65 milyar dolara çıktı; yani 2013’de yüzde 4’lük büyümeyi yüzde 8’lik bir cari açık/GSYH oranıyla sağlayabilmişiz. Bu çok düşündürücü ve ciddi bir tablodur” dedi. Türkiye’nin daha yüksek büyüme hızlarını çok daha düşük cari açıklarla sağlayabildiğini hatırlatan Öztrak, “İşte bu yeni tablo Türkiye’yi dünyanın en kırılgan ekonomisi yapıyor” ifadelerini kullandı. TCMB Başkanı’nın Plan ve Bütçe Komisyonunda yaptığı “17 Aralık olmasa idi 1,92 TL’lik kur hedefini tuttururduk” anlamına gelen sözlerini hatırlatarak şu soruları yöneltti:
“GSYH’nın yüzde 8’i kadar cari açık 17 Aralık’tan sonra mı ortaya çıktı? Yetersiz döviz rezervleri 17 Aralık’ta mı oluştu? Başbakanın baskısıyla faiz silahını kullanmayacağım demenin kur üzerindeki etkisi ne oldu? İmam kıbleyi şaşırırsa, cemaat ne yapsın. Bugün TL en çok değer yitiren para birimlerinden biri ise, borsa en çok değer kaybeden borsa ise, Türkiye bugün en kırılgan ekonomi ise bunda TCMB yönetiminin sorumluluğu büyüktür.”
-TCMB BAŞKANI SİYASETE BULAŞTI
“2013 yılı Temmuz ayında bu yönetim TCMB bağımsızlığını götürüp Dolmabahçe’ye rehin bıraktıktan sonra Merkez Bankasına güven kalmaması da kuru ve faizi bugüne getirmiştir” diyen Öztrak sözlerine şöyle devam etti:
“Tek bir günde 3,1 milyar dolar döviz satan Merkez Bankası, şimdi de siyasete bulaşan, teknisyenlik vasfını kaybeden ve bankanın güvenilirliğine zarar veren Başkanının bu sözleri nedeniyle de döviz satmak faiz artırmak zorunda kalacaktır. Artık para eskisi gibi bol ve ucuz değil. Bu satılacak dövizler artık daha yüksek faizle toplanacak. Daha bu hafta içinde Hazine dışarıdan döviz cinsinden borçlanırken yüzde 7’ye yaklaşan faiz ödedi. Hazine’nin borçla topladığı bu paraları bizim çocuklarımız geri ödeyecek.”
-BAŞBAKAN TÜM TOPLUMA YALAN SÖYLEDİ-
Başbakan’ın Türkiye’de istikrarın önünde en büyük engel olduğunu, ifade eden Öztrak, Başbakan’ın toplumu bölen söylemlerinin ve iddialarının gerçekleri yansıtmadığının bir bir ortaya çıkmaya başladığını kaydetti. Son olarak Başbakan’ın “Kabataş iskelesinde başı örtülü bir kadına ve çocuğuna saldırdılar, görüntüleri var” iddiasının da yalan çıktığını söyleyen Öztrak, “Başbakan mütedeyyin vatandaşlarımızı sokaklara dökmeye çalıştı. Toplumun içine kin ve nefret tohumları ekti. Dün haberlerde görüntüleri izledik. Başbakan’ın tüm topluma yalan söylediği anlaşıldı. Bir Başbakan kendi vatandaşlarına yalan söyler mi? İktidarda bir gün daha kalmak için milletin arasına kin ve nefret tohumları eker mi?” dedi.
-BAŞBAKAN YARGI BAĞIMSIZLIĞININ TABUTUNA ÇİVİ ÇAKIYOR-
Türkiye’nin “hibrit” demokrasiden, bir parti devletine doğru koşar adım ilerlediğini kaydeden Öztrak, “Başbakan içine düştüğü ‘Yolsuzluk ve Rüşvet’ skandalından kurtulabilmek için hukuku tepelemektedir, yargı bağımsızlığının tabutuna çivi çakmaktadır, önce telefonları dinleyen, sonra medyaya kendi atadığı memurlarla ayar veren başbakan şimdi interneti karartmaktadır. Mart ayında yapılacak yerel seçimlerde ve ardından gelecek Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerde milletimiz kendi kaderine el koyacaktır. Bu kötü gidişe dur diyecektir. Yaşar Kemal’in dediği gibi ‘Zalimin zulmü artmışsa, zevali de yakındır’” diye konuştu.
-ARTIK HER KARAR SKANDALIN ÜSTÜNÜ ÖRTME GİRİŞİMİ OLARAK GÖRÜLÜYOR-
Öztrak, yolsuzluk ve rüşvet soruşturması çerçevesinde tutuklanan Halk Bankası eski Genel Müdürü’ne tahliye kararı çıkmasıyla ilgili bir soru üzerine, “Esas olan herkesin tutuklu olmadan yargılanmasıdır. Ama yargı sürecine yapılan müdahalelerden sonra artık güvenemiyoruz. Yargıya bunca müdahaleden sonra vatandaş da haklı olarak, yapılanları skandalın üzerini örtme girişimi olarak görüyor. Sadece Türkiye değil dışarıda da bu böyle görünüyor. Bu yüzden sorumlular bir kenara çekilsin, yargının bağımsız işlemesine izin verilsin diyoruz ama hükümet buna izin vermedi” ifadelerini kullandı.
-2011’DE O KAYITLARI MEYDANLARA TAŞIYAN KİMDİ?-
Başbakan’ın ve hükümet yetkililerinin “Deniz Baykal’ın görüntülerini yarım saat içinde kaldırdık” açıklamaları hakkında görüşlerinin sorulması üzerine de Öztrak şöyle konuştu:
“2011 seçimlerinde Başbakan’ın meydanlarda bu kasetleri nasıl acımasızca kullandığını, kendi siyasetine nasıl alet ettiğini, bundan nasıl oy devşirmeye çalıştığını gördük. Dönün o dönemki televizyon kayıtlarına bakın. ‘Bu özel değil bu genel, genel’ diye meydanlarda bağıran kimdi görün.
Bu sayıda; 2013 Cari Açık Verileri; 2013 Aralık Sanayi Üretimi; 2014 Ocak İşsizlik Ödemesi; S&P Görünüm Değişikliği kararı değerlendirilmiştir.
Raporun Tam Metnine Ulaşmak İçin: RAPOR_No_85_SON
Bu sayıda; Gelişen ve Yükselen Ekonomilerdeki Çalkantı; TCMB Rezervleri ve TCMB’nin son faiz kararı değerlendirilmiştir.
Raporun Tam Metnine Ulaşmak İçin: ekonomik_gorunum_rapor_no_84