Main menu
Second Menu
Faik ÖztrakBlog style 1

CARİ AÇIKTA ARALIK REKORU

CHP’nin ekonomi raporunda son cari açık verileri değerlendirilerek, Türkiye’nin yanlış ekonomi politikaları nedeniyle daha yüksek cari açıkla daha düşük büyüme hızlarına razı olmaya başladığına dikkat çekildi. Raporda, 8.3 milyar dolarlık 2013 yılı Aralık ayı cari açık rakamının Türkiye tarihinde Aralık ayları itibariyle “en yüksek aylık cari açık rakamı” olduğu vurgulandı.

CHP’nin raporunda 2013 yılının ikinci yarısında cari açığın finansmanındaki sıkıntılara da değinildi. Rapora göre 2013’ün ikinci yarısında yaklaşık 28 milyar dolarlık cari açığa karşın normal finansman yöntemleriyle dışarıdan gelen para 22,6 milyar dolarda kaldı. Buna karşın kaynağı belirsiz para giriş çıkışlarının izlendiği “net hata noksan hesabından” aynı dönemde 9 milyar dolar para girişi oldu.

CHP Ekonomi Politikaları Genel Başkan Yardımcılığı’nın Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak’ın koordinasyonunda hazırladığı 85. Ekonomik Görünüm Raporunda, 2013 yılının son ayında sanayi üretimindeki artışın etkisiyle 2013 yılı büyümesinin yüzde 4 civarına gelmesinin beklendiği ifade edildi.

-TÜKETİM ÜZERİNDEKİ BASKI 2014’TE BÜYÜMEYİ DÜŞÜRECEK

Buna karşın 2014 yılında kredi kartı ve kredi sınırlamaları, döviz kurundaki artışa bağlı olarak üretici maliyetleri ve enflasyonda oluşacak artışlar gibi sebeplerle tüketim üstünde bir baskı oluşacağının belirtildiği raporda, tüketimi kısıtlayacak bu gelişmeler nedeniyle da 2014’te büyümenin düşeceği ifade edildi.

-BÜYÜME YAVAŞLARSA İŞSİZLİK DAHA DA ARTACAK

CHP’nin raporunda 2014 Ocak ayında İşsizlik Sigortasından yararlanmak için başvuranların ve ödenek alanların sayısında yaşanan artışa da dikkat çekilerek, “Son üç ay üst üste işsizlik sigortasından ödenek alan kişi sayısı arttı. Bu, işsizliğin seyri açısından oldukça kötü bir sinyaldir. Önümüzdeki aylarda iç talep ve ekonomide başlayacak olası bir yavaşlama işsizliği ve dolayısıyla işsizlik ödeneğine başvuranların sayısını daha da artıracaktır” denildi.

-“ALIM GÜCÜ AZALACAK”-

Kredi derecelendirme kuruluşu Standard&Poor’s’un(S&P) Türkiye’nin kredi görünümünü “durağandan”, “negatife” çekmesinin de değerlendirildiği raporda, kuruluşun kişi başına milli gelirin önümüzdeki 2 yılda 9.771 dolara kadar gerileyeceğini öngördüğü, bu öngörünün tutması durumunda vatandaşın dolar cinsinden alım gücünün önümüzdeki iki yılda ciddi şekilde gerileyeceği ifade edildi.

-“YARGIYA VE MERKEZ BANKASI’NA MÜDAHALE KRİTİK”

CHP’nin raporuna göre S&P’nin Türkiye hakkındaki “Kurumsal kontrol ve denge mekanizması ile yönetişimde beklenmedik aşınma yaşandığı” ifadeleri, hukukun üstünlüğüne ve yargıya yapılan müdahalelerin görünümün olumsuza çekilmesinde etkili olduğu anlamına geliyor. Kuruluş, AKP’ye Merkez Bankası üzerindeki baskı konusunda da yüksek tonlu bir eleştiri getirerek, “TCMB bağımsızlığı ve şeffaflığı üzerindeki herhangi bir sınırlamanın dış finansman ihtiyacı yüksek Türkiye ekonomisi üzerinde risk yaratacağını” vurguluyor.

-HÜKÜMET TOPAL ÖRDEK OLDU

CHP’nin Ekonomi raporunun sonuç bölümünde ise özetle şu tespitlere yer veriliyor:

“AKP Hükümeti ne konjonktürü okuyabiliyor, ne de 11 yıllık hatalı politikaların Türkiye ekonomisinde biriktirdiği kırılganlıkların farkında. İçine düştüğü yolsuzluk ve rüşvet skandalını nasıl örterim telaşına düşen AKP iktidarı, tüm enerjisini ve çabasını iddiaların üzerinin örtülmesi için harcıyor. Hükümet adeta bir topal ördek konumuna düştü. Ekonominin zaten hassas olan dengeleri göz ardı ediliyor. Bu kritik dönemde alınması gereken kararlar alınamıyor, Başbakan belirsizlik ve risk algısını artıracak eylem ve işlemlerden kaçınmıyor. Hiç kimsenin Türkiye Cumhuriyetine böyle bir kötülük yapmaya hakkı yoktur.

TÜİK YATIRIMCILARI TERS KÖŞEYE YATIRDI, VERİ KALİTESİNDE ŞÜPHELER ARTIYOR

ANKARA – 06 Şubat 2014 – CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, TÜİK’in Ocak ayında enflasyonu yanlış hesaplamasının TÜİK’in veri kalitesi ve güvenilirliği üzerinde şüpheleri artıracağına dikkat çekti. Yanlış verinin yatırımcıların, başta faiz olmak üzere, getiri hesaplamalarında sorunlar yaratacağını da vurgulayan Öztrak yaptığı yazılı açıklamada şunları ifade etti:

-HATALI VERİ RİSK ALGISINI ARTIRIR: TÜİK’in Ocak ayında aylık yüzde 1.98 olan enflasyonu yüzde 1,72 olarak açıklaması büyük bir hatadır. Ekonomide alınacak kararların öncelikle güven ve algıya dayandığı düşünüldüğünde “devletin resmi istatistiklerinin” hatalı açıklanması, Türkiye’ye yatırım yapmak isteyen yatırımcıların kafasında yeni soru işaretleri yaratacak, TÜİK’in veri kalitesi ve güvenilirliği üzerindeki kuşkuları ağırlaştıracak, Türkiye’ye yönelik risk algısını da artıracaktır. Hükümetin yolsuzlukların üstünü, “hukukun üstünlüğünü yok ederek” örtme gayreti yatırımcıları halihazırda ürkütmüşken, buna bir de Türkiye’nin kurumsal kapasitesi ve veri kalitesi hakkında şüphelerin eklenmesi yerli ve yabancı aktörlerin Türkiye’ye yatırım iştahını yok edecektir.

-TÜİK YATIRIMCIYI TERS KÖŞEYE YATIRDI: Enflasyonun hatalı hesaplanması, yatırımcıların başta reel faiz olmak üzere tüm getiri hesaplarını şaşırtır. Bu, yatırım kararlarını kuyumcu titizliğiyle alan ekonomik aktörler açısından ‘pardon’ denilerek düzeltilebilecek bir hata değildir. TÜİK’in Ocak ayı enflasyonunu yüzde 2 seviyesine kadar yükseltmesi, açıklama ile düzeltme arasında geçen sürede yatırım kararı alan tüm yatırımcıları adeta ters köşeye yatırmıştır.

-YILLIK ENFLASYONUN ÜÇTE BİRİ İLK AYDA GERÇEKLEŞTİ: Diğer taraftan Ocak ayı enflasyonunun yüzde 2 seviyesine yükselmesiyle hükümetin 2014’te resmi olarak öngördüğü yüzde 5,3’lük enflasyonun üçte birinden fazlasının daha yılın ilk ayında gerçekleştiğini göstermektedir. Bu yıl yerel seçimlerin sonrasına bırakılan elektrik ve doğalgaz zamları da düşünüldüğünde 2014’te çift haneli enflasyon riski artmıştır.

-HÜKÜMET, GÖREVİNİ DEVREDENE KADAR DÜZGÜN ÇALIŞMALI: Hükümet ve ekonomi yönetimi içine düştüğü panik ve korku ortamından derhal sıyrılmalı, devlet yönetmenin ciddiyet istediğini hatırlamalıdır. AKP en azından, görevi devredecekleri güne kadar bu ciddiyetle çalışabilmeyi becerebilmelidir.

-EKONOMİ SIFIR HATAYLA YÖNETİLMELİ: AKP döneminde ekonomide biriktirilen kırılganlıklar artık ekonominin sıfır hatayla yönetilmesini gerektirmektedir. Bize benzer ekonomiler arasında doğruları yapabilen ve yapamayanların ayrıştığı günlerden geçilmektedir. Dünyada paranın bol ve ucuz olduğu dönemde verimliliğini ve potansiyel büyüme hızını artıracak yapısal reformlarını gerçekleştiren, siyasi ve toplumsal uzlaşma kültürünü sergileyebilen ekonomiler bu çalkantılı günlerde ceza yerine ödül almaktadır. Gelişen ve yükselen ekonomilerin yüzde 60’ı bunu başarabilmiştir. Nitekim, Meksika’nın dün artan kredi notu bunun en güzel örneğidir.

-BU GİDİŞİN FATURASI BÜYÜK OLUR: Son 10 yıldaki olumlu küresel iklimi değerlendiremeyen bizim gibi ekonomiler ise bugün “Kırılgan 5 ekonomi” ve “Kırılgan 8 ekonomi” listelerinde kendisine yer bulmaktadır. Türkiye bir gün bile kaybetmeden ekonomide kaybolan güven ve istikrar algısını ikame edecek adımları atmak zorundadır. Aksi takdirde bu gidişin ülkeye ve millete faturası büyük olacaktır.

CHP’DEN AKP’YE EKONOMİDE YAPILACAKLAR LİSTESİ

ANKARA – 04 Şubat 2014 – CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Ocak ayında gıda fiyatlarındaki artışın son 10 yılın, ulaştırma fiyatlarındaki artışın ise son 4 yılın rekorunu kırdığını belirterek, “Önümüzdeki aylarda TL’deki devalüasyonun başta enerji fiyatlarına yansıtılması ile beraber dar gelirli vatandaşlarımız zamlar altında daha çok ezilecek” dedi.

CHP’li Öztrak, enflasyon rekorlar kırarken AKP’nin ekonomide gerçeklerden koptuğunu belirterek, acilen alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı:

-Yargıya müdahale son bulmalı, hukukun üstünlüğüne saygı gösterilmeli.

-Bağımsız kurumlar üzerine çöken siyaset gölgesi derhal kaldırılmalı,

-Gerçekçi bir yapısal reform takvimi açıklanmalı.

 

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak yaptığı yazılı açıklamada şunları belirtti:

 

-BUNLAR DAHA İLK ETKİLER

AKP’nin sıcak parayla büyüme ve el parasıyla değirmen döndürme politikası geçtiğimiz yılın 22 Mayıs’ında iflas etmiştir. İflas eden bu politika, vatandaşımızın cüzdanını da yakmaya başlamıştır. Sıcak para girişinin yavaşlamasıyla TL’de başlayan değer kaybının etkileri Ocak ayı enflasyon rakamlarında görülmeye başladı. Ocak ayında tüketici fiyatları, % 1,72; yurtiçi üretici fiyatları % 3,32 oranında arttı. 12 aylık tüketici enflasyonu % 7,5 olurken; üretici fiyatları çift haneye çıktı ve % 10,7 oldu.

 

-GIDA VE ULAŞTIRMA ZAMLARINDA REKOR

Ocak ayları itibariyle,  Üretici fiyatı 2003’den bu yana en yüksek artışını gösterirken; vatandaşın günlük yaşamında en çok kullandığı ürünlerin fiyatında olağanüstü artışlar oldu. Özellikle gıda grubundaki fiyat artışı mutfaktaki yangının büyüdüğünü gösteriyor. Ocak’ta gıda fiyatları % 5,2 artarak, 2003 yılından bu yana yayımlanan, mevcut enflasyon serilerinde rekor kırdı.

Sadece mutfakta değil, ulaştırma fiyatlarında da ciddi artış var. Ulaştırma fiyatları tek bir ayda % 2,5 artarak son dört yılın en yüksek artışını gösterdi.

Özellikle sabit ve dar gelirli vatandaşlarımızın geliri daha yılın ilk ayında hızla eridi.

 

-ASIL ZAMLAR ÖNÜMÜZDEKİ AYLARDA

Gerek üretici fiyatlarındaki olağanüstü artış gerekse çekirdek enflasyon göstergelerindeki gelişmeler, bu yıl çift haneli bir enflasyon yaşayacağımızı gösteriyor. Önümüzdeki aylarda TL’deki devalüasyonun başta enerji fiyatlarına yansıtılması ile beraber dar gelirli vatandaşlarımız zamlar altında daha çok ezilecek.

 

-HÜKÜMET GERÇEKLERDEN KOPTU

Hükümet ise vatandaşın durumundan bihaber. Hala, “Yüzde 5 olan enflasyon hedefini tutturacağız” diyerek ekonomiden ve gerçeklerden ne kadar kopuk olduğunu gösteriyor. Hükümet ekonomide bozulan güven algısını toparlayacak adımları derhal atmaya başlamalıdır.

 

-HÜKÜMET BUNLARI YAPMALI-

Bu çerçevede hükümet, hukukun üstünlüğüne zarar verecek eylem ve işlemlerine derhal son vermeli, Türkiye’nin bir hukuk devleti olmadığına yönelik kuşku bulutlarını dağıtmalıdır. Bağımsız düzenleyici ve denetleyici kurumlara müdahalelerden vazgeçilmeli, asıl görevi enflasyonla mücadele olan Merkez Bankası üzerindeki siyaset gölgesi derhal kaldırılmalıdır. Ekonomimizin rekabet gücünü artırmak ve yeni küresel konjonktüre uyum sağlama kapasitesini güçlendirmek için gerçekçi bir yapısal reform takvimi açıklanmalıdır.

-AKP’NİN REFORM TAKATİ KALMADI

Ancak, AKP’nin ekonomide ihtiyaç duyulan reformları yapabilecek takatinin kalmadığı görülmektedir. Buna karşın Başbakan ne yapacağını bilememekte, çelişkili açıklamalarına devam etmektedir. Ekonomide B ve C planlarından bahseden Başbakan birkaç gün sonra yaptığı açıklamayı yalanlamaktadır. Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı her kritik dönemde olduğu gibi yine ortada görünmemektedir. Önümüzdeki 3 seçim, Türkiye’nin normalleşmesi, AB standartlarına kavuşması ve güçlü bir ekonomiye ulaşması için önemli bir fırsattır. Bugün geliri hızla azalan, işi riske giren vatandaşlarımız AKP’ye seçim sandıklarında gereken cevabı verecektir.

 

BAŞBAKAN, BASINI ELE GEÇİRMEK İÇİN KURDUĞU FONU ÜLKEYİ KURTARMAK İÇİN KULLANSIN

ANKARA – 31 Ocak 2014 – CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Başbakan’ın “Ekonomide B ve C planlarından” birinin “Büyük Türkiye Fonu” olduğu yönündeki iddialara ilişkin, “Tapeler doğruysa, basını ele geçirmek için bir fon kurduğu görülüyor. Belki o fonu Türkiye’yi kurtarmak için kullanır” dedi.   

 Gerek yanlış ekonomi politikaları gerekse Başbakan’ın yarattığı siyasi istikrarsızlıklar nedeniyle Türkiye’yi yeniden “hasta adam haline gelmeye başladığını” söyleyen Öztrak, “Başbakan istikrarın önündeki en büyük tehdittir. Başbakan durdurulamazsa ne faiz ne dolar durdurulabilir, Türkiye kur-faiz sarmalına sıkışıp kalır” diye konuştu.

 

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak TCMB’nin faiz artırımı kararını değerlendirdi. Ekonomide istikrarı temsil etiğini söyleyen AKP yönetiminde, faizlerin yüzde 100’ün üstünde artırılmak zorunda kalındığını söyleyen Öztrak, bugüne kadar uygulanan yanlış ekonomi politikaları, Gezi olaylarındaki tavrı, 17 Aralık sürecindeki hukuk tanımazlığı ve Merkez Bankası’na uyguladığı baskı nedeniyle istikrarsızlıkları yaratanın bizzat Başbakan olduğunu söyledi. Öztrak, “Merkez Bankası TL’yi; AKP Türkiye’yi yönetemez oldu” diye konuştu.

Merkez Bankası’nın 28 Ocak gece yarısı yaptığı faiz artırımının ardından Başbakan’ın Merkez Bankası’nı “Faizlerdeki artış döviz kurunu indirmez, borsayı artırmaz ise Merkez Bankası sonucuna katlanır” diye tehdit ettiğini söyleyen Öztrak, “11 yıllık Başbakan TCMB’yi kullandığı araçlar nedeniyle sorgulamaması gerektiğini, bunun TCMB’nin araç bağımsızlığına müdahale olarak anlaşılacağını öğrenemedi” ifadelerini kullandı. Öztrak, Başbakan ve Merkez Bankası’nın birlikte oynadığı oyunun Türkiye’de faizlerin yüzde 100 artmasına neden olduğunu söyledi ve “Böyle giderse bu faiz artışı da piyasaların ateşini söndürmeye yetmeyecek” dedi.

-BAŞBAKAN BOŞ KONUŞMAYI SÜRDÜRÜRSE CİDDİ BİR FELAKETİ TETİKLEYEBİLİR-

Başbakan’ın “B ve C planlarımız var, alışılmamış tedbirler uygulayacağız” ifadelerini de değerlendiren Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Başbakan bu sözlerle piyasadaki risk algısını artırmaktadır. Dünyada likidite azalırken devleti yönetenler ağızlarından çıkan her lafa dikkat etmeli, boş konuşmamalıdır. B ve C planınız varsa ne olduğunu söyleyeceksiniz. Böyle tehditvari açıklamalar sadece işi kötüleştirir. Küresel likiditenin hızla azaldığı ve döviz ihtiyacının bu kadar yüksek olduğu bir ortamda sermaye hareketleri ile ilgili oyun kurallarının değiştirileceğine dair müphem ifadeler bir daha tekrarlanırsa ciddi bir felaketi tetikleyebilir. Başbakan yarattığı tehlikenin hala farkında değil.

-2000’Lİ YILLARDAKİ SENDROMLARI YAŞAMAYA BAŞLADIK-

“Türkiye 2000’li yıllarda benzer şeyleri yaşamıştı. O dönem Başbakan merdivende tökezlese piyasa etkileniyordu. Şimdi de Başbakan her konuştuğunda, İstanbul’da her operasyon yapıldığında aynı sendromu yaşamaya başladık. Bugün istikrarın önündeki en büyük tehdit Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dır. Başbakan durdurulamazsa ne faiz, ne dolar durdurulabilir, Türkiye kur-faiz sarmalına sıkışıp kalır.”

-FAİZ ARTIRIMININ FATURASI NE OLACAK?-

“Hükümetin ekonomide çıkardığı yangını söndürmek için yüzde 100’ün üzerinde faiz artırılmak zorunda kalındı. Bu faiz artırımının faturası önce Türkiye’nin en büyük borçlusu olan devlete çıkacak, sonra Hazine’nin üstüne binecek faiz yükü karşılığında millete yeniden vergiler salınacak. Daha az yatırım, daha düşük büyüme ve daha fazla işsizlik olarak millete ayrı bir fatura daha kesilecek. Tüketici kredileri ve ticari kredilerde faizler yükselecek.”

-BAŞBAKAN MÜTEAHHİTLERE HARAÇ HAVUZU YAPTIRMIŞ-

Türkiye yatırımları çekecek faktörlerini artırmak zorundadır. Yapısal reformların mutlaka gerçekleştirilmesi gerekiyor. Saydamlık, hesap verebilirlik, bağımsız Merkez Bankası ve bağımsız kurulların varlığı… Hükümetin sosyal tansiyonu düşürme becerisinin olması da sermayeyi ve yatırımları çekecek faktörler olacaktır. Bu hükümet bunu yapabilir mi? açıkça söyleyeyim bu Başbakan’ın bu ülkeyi yönetme kabiliyeti artık kalmamıştır. Başbakan enerjisini “yolsuzluk ve rüşvet” iddialarından kurtulmaya harcamaktadır. Her gün yeni ses kayıtları ve tapeler internete düşmektedir. Sızan bilgiler doğruysa Başbakan kendi medyasını oluşturmak için müteahhitlere haraç havuzu yaptırmış; kesilen bu haraçlar karşılığında kamu ihaleleri müteahhitlere paylaştırılmış. Bu korkunç iddialara muhatap olan Başbakan’ın yapması gereken kenara çekilip yapılan soruşturmaların önünü açmaktır. Bunlar Yüce Divanlık suçlardır. Başbakan’ın kendine duyulan güvenin tamamen bittiğini, ekonomik ve sosyal yaşamı derin bir istikrarsızlığa sürüklediğini görmesi lazım. Ülke yeniden hasta adam haline geliyor. Başbakan’ın milleti dinleme ve sentez yapma kabiliyeti kalmamıştır ve sürekli tansiyonu yükseltmektedir. Başbakan artık kendisini değil ülkesini düşünmelidir, kenara çekilmelidir.”

-BUNU SÖYLEYENİN SONU HÜSRAN OLUR-

CHP’li Öztrak, Merkez Bankası’nın faiz artırımında zamanlama hatası yaptığı eleştirilerinin hatırlatılması üzerine Öztrak, kendisinin de faiz artırımını sevmediğini fakat ekonomide bir sıkıntı varsa “acı da olsa ilacın içilmesi gerektiğini” anlattı. Öztrak, “Başbakan faiz enflasyonu artırır diyor. Ben bürokratik hayatımda bunu söyleyen çok Başbakan ve Bakanla çalıştım. Hepsinin sonu hüsran oldu. Ekonomi teorisinde olmayan şeylerle konuyu geçiştirmek sorunu çözmez” dedi. Başbakan’ın Merkez Bankası üzerinde kurduğu vesayetin ve Merkez Bankası’nın Başbakan’dan tebrik almak için bu vesayeti kabul etmesinin bugün bu olağanüstü faiz artırımına neden olduğunu söyleyen Öztrak, “Piyasalar bu yüksek faiz artırımıyla biraz sakinleştirilmiştir ama bunun böyle kalacağına dair bir emare de yoktur. Başbakan her konuştuğunda faiz ve döviz sıçramakta, rezervler erimektedir” dedi.

-YENİ FON HAZIR: KESTİĞİ HARAÇLARI AKTARABİLİR-

Başbakan Erdoğan’ın “ekonomide alışılmadık B ve C planları” ile ilgili açıklamasının sorulması ve “Büyük Türkiye Fonu” oluşturulacağı yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine Öztrak şunları söyledi:

“Tapeler doğru ise zaten bir fon kurulduğu görülüyor. Belki o fonu basında hakimiyet sağlamak için değil Türkiye’yi kurtarmakta kullanırlar. O fonu oluşturan iş adamları için sürecin çok acılı olduğu konuşmalardan anlaşılıyor.”

BAŞBAKAN SERMAYE HAREKETLERİNE KONTROL GETİRMEYİ Mİ DÜŞÜNÜYOR?

ANKARA – 30 OCAK 2014 – CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Başbakan’ın faiz oranlarını düşük tutarken döviz kurunu kontrol altına almak istediğini, ekonomideki “imkansız üçlü” teorisine göre sermaye hareketlerinin serbest olduğu ülkelerde bunun mümkün olmadığını hatırlatarak, “Sermaye hareketlerine kontrol mü getireceksiniz?” diye sordu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yazılı olarak yanıtlanması istemiyle verdiği soru önergesinde, Başbakan’ın İran gezisi dönüşünde yaptığı açıklamalara değindi ve Başbakan’ın ekonomide almayı planladığı “alışılmışın dışında tedbirlerin” ne olduğunu sordu. Öztrak, Başbakan Erdoğan’a şu soruları yöneltti:

“Uzmanlık alanının ekonomi olduğunu söyleyen” bir Başbakan olarak, faizi ve döviz kurlarını düşük tutacak “alışılmışın dışında” ekonomi politikası öneriniz nedir? Döviz kurunu ve faiz oranlarını aynı anda kontrol edebilecek alışılmışın dışındaki adımlarınız sermaye hareketlerine sınırlama getirmeyi kapsıyor mu? Mevcut küresel iklimde, Türkiye’nin 2014 yılında yaklaşık 225 milyar dolar olan dış finansman ihtiyacını ‘yabancı sermaye hareketlerine kontrol uygulayarak’ karşılaması mümkün müdür?”

Soru Önergesinin Tam Metni İçin: Soru Önergesi_Recep Tayyip Erdoğan_ Faiz_30 Ocak 2014

FAİZ ARTIRIMININ FATURASI MİLLETE ÇIKACAK

ANKARA – 29 Ocak 2014 – Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Merkez Bankası’nın faiz artırım kararının millete “daha düşük büyüme”, “daha az yatırım” ve “daha büyük işsizlik” olarak fatura edileceğini belirterek, “Bu büyüklükte faiz artışının tek bir sorumlusu vardır. O da Başbakan ve Hükümetidir. Hükümet devlet krizini derinleştirirse, saydamlıktan ve hesap vermekten kaçmaya devam ederse korkarım ki bu faiz artışı da yetmeyecek; millete ödetilen bedel de boşa gidecektir” dedi.

Öztrak, Ukrayna Başbakanı Mikola Azarov’un “Kendimi değil ekonomiyi düşünüyorum” diyerek istifa ettiğini hatırlatarak, “Başbakan artık kendisini değil, ülkesini düşünmelidir. Ne yapması gerektiğini öğrenmek istiyorsa Ukrayna’daki meslektaşına bakması yeterli olacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Genel Başkan Yardımcısı Öztrak yaptığı yazılı açıklamada şunları belirtti:

 

-FAİZ KARARI EKONOMİNİN BAŞARISIZ YÖNETİLDİĞİNİ GÖSTERİYOR

Başbakan’dan ‘tebrik’ bekleyerek faiz silahını 10 gün öncesine kadar ağzına alamayan, döviz kurunu rezerv eriterek tutmaya çalışan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) dün gece yarısı olağanüstü boyutta faiz artırmak zorunda kaldı. Politika faizi % 4,5’den; % 10’a çekildi. Yani politika faizinde % 100’den fazla artış yapıldı. Gece yarısında % 100’den fazla faiz artışı yapmak zorunda kalan bir ekonomi iyi yönetilen bir ekonomi değildir.

-FATURA YİNE MİLLETE

11 yıldır sıcak paraya yaslanarak ekonomiyi şişiren, Türkiye’nin eriyen rekabet gücüne ve iç tasarruflarına kayıtsız kalan AKP iktidarı, beceriksizliğinin faturasını yine milletimize fatura etti. Türkiye’de kurumların itibarını yok eden, muhatap olduğu yolsuzluk ve rüşvet suçlamaları karşısında bir devlet krizi çıkaran, ekonomiye ve faize ideolojik bakan Başbakan bugün milletin ödeyeceği faiz yükünü kat be kat artırdı. AKP iktidarı ve Başbakan’ın kötü yönetiminin bedeli faizlerde % 100’den fazla artış oldu. Bu faiz artırımının faturası önce Türkiye’nin en büyük borçlusu olan devlete çıkacaktır. Hazine’nin üstüne binecek faiz yükü vergilerle vatandaşın sırtına aktarılacaktır. Aynı zamanda bu olağanüstü faiz artışı, “daha az yatırım”, “daha düşük büyüme” ve “daha büyük işsizlik” olarak da millete fatura edilecektir.

-BAŞBAKAN VE HÜKÜMETİ EN BÜYÜK FAİZ LOBİSİ

Faiz lobisinin kim olduğu artık görülmüştür. Para politikasına ideolojik bakan, kibirli söylemiyle toplumu geren, ekonomiyi istikrarsızlaştıran ve sıcak paraya bağımlı hale getiren Başbakan ve hükümeti bu ülkedeki en büyük faiz lobisidir. Başbakan benim yetkim yok, ben istemedim TCMB bağımsız, faizi onlar artırdı, sorumlu onlar diyerek sorumluluktan kurtulamaz. Bu büyüklükte faiz artışının tek bir sorumlusu vardır. O da Başbakan ve Hükümetidir.

-YATIRIMCILAR GÖRMEZDEN GELMEZ

Küresel sermayenin gelişen ve yükselen ekonomilere dönük iştahındaki azalma bizim gibi ülkelerin çekici yönlerini geliştirmeleri gereğini ortaya çıkarmaktadır.  Bu çerçevede cari açığın ve kamu maliyesinin iyi yönetilmesi, rekabet gücünü artıracak reformların gerçekleştirilmesi, saydamlık, hesap verebilirlik, gerçekten bağımsız Merkez Bankası ve kurullar, güçlü bir hukuk devleti, kuvvetler ayrılığı, gelişen bir demokrasi, hükümetlerin sosyal tansiyonu düşürme becerisi tüm yatırımcıları ve yatırımları çekecek faktörler olacaktır. Çatlayan AKP koalisyonu ve ortaya saçılan yolsuzluk ve rüşvet pisliğinin üstünün hukuk devletini tepeleyerek, bağımsız bir soruşturmaya izin vermeyerek örtme gayretleri, değişen küresel iklimde yatırımcılar tarafından görmezden gelinmez.

-BAŞBAKAN UKRAYNA’DAKİ MESLEKTAŞINDAN ÖRNEK ALSIN

Hükümet devlet krizini derinleştirirse, saydamlıktan ve hesap vermekten kaçmaya devam ederse korkarım ki bu faiz artışı da yetmeyecek; millete ödetilen bedel de boşa gidecektir. Başbakan artık kendisini değil, ülkesini düşünmelidir. Ne yapması gerektiğini öğrenmek istiyorsa Ukrayna’daki meslektaşına bakması yeterli olacaktır.

 

MERKEZ BANKASI PİYASADAN DAYAK YİYECEK, FATURA MİLLETE ÇIKACAK

ANKARA – CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, piyasanın Merkez Bankası’nın döviz satarak kuru tutmasının mümkün olmadığını artık gördüğünü belirterek, “Başbakan’dan aferin alacağız diye faiz silahını kullanmaktan çekinirseniz, piyasadan temiz bir dayak yiyeceksiniz. Dayağı yedikten sonra da faizi daha da fazla artıracak ve bu milletin ödeyeceği faturayı daha da ağırlaştıracaksınız” diye konuştu.

-Öztrak: Reel sektörün 167 milyar dolar; Türkiye’nin 417 milyar dolar açık pozisyonu var. 22 Mayıs 2013’de dolar kuru 1,85 TL iken, şimdi 2,30 oldu. O günden bu güne dolar kurundaki yüzde 25’lik devalüasyonun reel sektöre maliyeti 75 milyar TL; Türkiye’ye toplam maliyeti ise 188 milyar TL’ye ulaştı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak TBMM’de düzenlediği basın toplantısında ekonomideki ve siyasetteki son gelişmeleri değerlendirdi. Sözlerine dün HSYK yasası görüşmelerinde CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan’a yapılan saldırıyı kınayarak başlayan Öztrak, AKP’nin suçluluk telaşıyla cinnet geçirmeye başladığını belirterek, “Bugün TBMM’de milletin vekiline yumruk sallayanlar, Mart ayında milletin sillesini yiyecekler” dedi.

Uğur Mumcu suikastının 21. Yıldönümünde cinayetin arka planındaki karanlık ilişkilerin halen aydınlanmadığını ifade eden Öztrak, Mumcu’nun Rabıta’da yazdığı karanlık ilişkiler ağının bugün “yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının” tapelerinde ve ses kayıtlarında görüldüğünü, karanlık ilişkiler ağının Türkiye’nin geleceğini kararttığını belirtti.

-YÜKSEK FAİZLE ALINAN DOLARLAR BİR GÜNDE ERİDİ-

Türkiye’nin kısa vadeli dış borcundaki rekor artışa ve yetersiz döviz rezervlerine dikkat çeken Öztrak, ülkeye gelen sıcak para miktarının son iki yılda 100 milyar dolar artarak 2013 yılı Kasım ayında 260 milyar dolara ulaştığını ifade etti. Öztrak, Türkiye ekonomisindeki bu kırılganlıkların yanında Merkez Bankası’nın itibarının bitirildiği ve bankanın Başbakanın kontrolü altına girdiğini ifade etti. Öztrak, TCMB’nin 3 milyar dolara yakın döviz satmasına karşın, dolar kuru 2,30 TL’yi aştığını, Euro kurunun da 3,15’lere dayandığını hatırlatarak, “Hazine Müsteşarlığının, bir gün önce, dışarıdan yüzde 5,85 faizle borç aldığı 2,5 milyar dolar tek bir günde satıldı. Dışarıdan yüksek faizle alınan dış borç ile sıcak para yangını söndürülmeye çalışılıyor” diye konuştu. Öztrak şunları söyledi:

“Bakın tam bir yıl önce Hazine dışarıdan yüzde 3,5 faizle borçlanırken, şimdi yüzde 6’ya yakın faizle dışarıdan borçlanabiliyor. Başbakan’ın içerideki faiz takıntısı yüzünden Hazine’nin dışarıdan yüksek faizle aldığı borçlar, TCMB tarafından ateşin üzerine boca ediyor. Bu dış borçların faizi ve ana parası yarın bir gün milletin ödediği vergilerle ödenecek.”

-TCMB PİYASADAN DAYAK YİYECEK, FATURA MİLLETE ÇIKACAK-

Öztrak “Merkez Bankası’nın döviz rezervlerini eriterek döviz kurunu tutmasının mümkün olmadığını artık piyasa görmüştür. Piyasa Merkez Bankası’nın üzerine oynadığında kazanacağının kokusunu almıştır. Uyarıyorum: Başbakan’dan aferin alacağız diye faiz silahını kullanmaktan çekinirseniz, piyasadan temiz bir dayak yiyeceksiniz. Dayağı yedikten sonra da faizi daha da fazla artıracak ve bu milletin ödeyeceği faturayı daha da ağırlaştıracaksınız” tespitinde bulundu.

-DAVOS’TAN KONUŞMAKLA OLMUYOR, BAŞBAKAN’IN YÜZÜNE SÖYLE: Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın yaptığı faiz ve kur konusunda Merkez Bankası’ndan başkasının dinlenmemesi gerektiği yönündeki açıklamalarını da hatırlatan Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Brüksel’e giderken Başbakan yanında oturuyordu. Başbakan Brüksel de ‘Merkez Bankası’nı faiz artırmadığı için tebrik ederim’ dedi. Davos’un dağlarından bağırmak önemli değil burada bağıracaksınız, Sayın Babacan. Başbakan’ın yüzüne ‘Konuşmayın, siz konuştukça döviz satmak zorunda kalıyoruz’ diyeceksin. Bu memleketin cesur siyasetçilere ihtiyacı var.

-BAŞBAKAN TEBRİK ETTİĞİ GİBİ SORUŞTURMA DA AÇTIRABİLİR: Merkez Bankası yöneticileri de unutmasınlar: Bugün faiz artırmadılar diye kendilerini tebrik eden Başbakan, yarın döner neden bu kadar döviz sattınız diye halklarında soruşturma açtırabilir.

-DEVALÜASYONUN TÜRKİYE’YE FATURASI 188 MİLYAR TL: Reel sektörün 167 milyar dolar; Türkiye’nin 417 milyar dolar döviz açık pozisyonu var. 22 Mayıs 2013’de dolar kuru 1,85 TL iken, şimdi 2,30 oldu. O günden bu güne dolar kurundaki yüzde 25’lik devalüasyonun reel sektöre maliyeti 75 milyar TL; Türkiye’ye toplam maliyeti ise 188 milyar TL’ye ulaştı.

-İFLASLAR BAŞLADI: İş dünyası isyan noktasına geldi. İflaslar başladı. Reel sektörün açık pozisyonunu görmeyip kurdaki yükseliş iyidir diyen ekonomi bakanları var. Yaşanan kesintisiz devalüasyonun nerede duracağı belli değil. Yatırımlar yapılamaz hale geldi, özelleştirme ihaleleri iptal edilmeye başlandı. Hafta içinde Derince Limanının özelleştirmesi başarısızlıkla sonuçlandı. Şans oyunları özelleştirmesi Mayıs ayına ötelendi. Zam sağanağı yolda, tüketici güveni hızlı bir şekilde bozuldu.

ÇOK TEHLİKELİ BİR KRİZE DOĞRU GİDİYORUZ: Hükümet, bir devlet ve sistem krizi yarattı. Ekonomik kırılganlık ile devlet krizini bir araya getirirseniz her an ortaya çok tehlikeli bir ekonomik kriz çıkabilir.

TÜRKİYE GELİŞMEKTE OLAN EKONOMİLER LİGİNDEN DÜŞMEK ÜZERE: Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Davos’ta uluslararası yatırımcıları ikna etmeye uğraşıyor. Ama şu anda Davos’ta “Türkiye’nin yükselen piyasa ekonomisi olmadığı” söylenmeye başlandı. Türkiye başbakanın bağımsız kurumlara müdahalesi, uzlaşmaz tutumu ve yolsuzluğu hukuksuzlukla örtme çabası sonucunda hak etmediği bir lige düşmek üzere.

Yaşanan sıkıntılardan çıkış için öneriler de getiren Öztrak şunları ifade etti:

-EKONOMİ ÇAPASI-

-Ekonominin yeni küresel iklimde içsel dayanıklılığını artırmak için özellikle üç alanda çapaların sağlamlaştırılmasına ihtiyaç vardır. İlki ekonomik çapalardır. Bu çerçevede ekonominin günlük işleyişinden siyaset derhal elini çekmelidir. Ekonomide keyfi uygulamalar, siyaseten salınan cezalar, dağıtılan veya iptal edilen ihaleler, başbakana ve kişiye özel düzenlemeler, verimli ve etkin çalışan bir ekonominin önündeki en büyük engeldir. Bu çerçevede bazı reformların hızla yapılmasına ihtiyaç vardır. Vergi denetimi siyasetin güdüm ve kontrolünden çıkarılmalıdır.

Bağımsız düzenleyici ve denetleyici kurumların üzerinden siyasetin gölgesi ve korkusu kalkmalıdır. İhale Kanunu uluslararası standartlara uygun şekilde yeniden düzenlenmelidir. Kamu yönetiminde vatandaşa hesap vermek esas kılınmalıdır. Bu çerçevede TBMM’de plan ve bütçe komisyonunda ayrı bir kesin hesap komisyonu kurulmalı ve başkanlığına ana muhalefet partisinden bir milletvekili getirilmelidir. Sayıştay raporları mutlak surette tastamam TBMM’ye sunulmalıdır.

-HUKUK VE ADALET ÇAPASI

Çapaların kuvvetlendirilmesi gereken diğer bir alan hukuk ve adalettir. Hukuk devleti prensibi çok büyük yara almıştır. Hukukun üstünlüğü ve kuvvetler ayrılığı üzerine büyük gölge düşmüştür. Yürütme ve yargı arasında çatışma görüntüsüne derhal son verilmelidir. Türkiye AB normlarına uygun bir hukuk sistemine mutlaka sahip olmak zorundadır. Bunun için ciddi bir yargı reformu toplumsal bir mutabakat ile gerçekleştirilmelidir. Unutmamak gerekir ki hukukun üstünlüğü iyi işleyen bir piyasa ve ekonomi için de en önemli destektir.

-DIŞ POLİTİKA ÇAPASI

Çapaların sağlamlaştırılması gereken üçüncü alan dış politikadır. Komşularla sıfır sorun diyerek başlatılan siyaset, sorunsuz sıfır komşu noktasına gelmiştir. Yakın komşularımız başta olmak üzere bölge ülkeleri ile dış ilişkilerimizi yeniden onarmak zorundayız. AB’ye tam üyelik hedefine alternatif bir takım oluşumların peşine düşmek beyhudedir. Türkiye AB’nin de hataları ile zayıflayan AB’ye tam üyelik çabasını derhal yeniden canlandırmalıdır.

 

-BU İKTİDARLA ÇÖZÜLEMEZ, ÇÖZÜM BAŞBAKAN’IN ÇEKİLMESİ

Burada sorulacak temel soru şudur. Gevşemiş, yitirilmiş tüm bu çapaları yolsuzluğa batmış AKP iktidarı yeniden sağlamlaştırabilir mi? Bu sorunun cevabı hem yurt içinde hem de yurt dışında hayırdır. Ne satılan milyarlarca dolar döviz ne de bakanların Davos’ta yaptıkları yol gösterileri artık güven vermiyor. Çözüm başbakanın derhal çekilmesindedir.

 

-ARTIK EKONOMİ KONUŞARAK SAKİNLEŞTİRİLECEK NOKTAYI GEÇTİ-

Bir soru üzerine ekonomi yönetiminin kur etkisinin geçici olacağı yönündeki açıklamalarını da değerlendiren Öztrak, “Türkiye ekonomisinin geldiği noktada konuşarak sakinleştirmek ve bir noktaya çekmek çok güç. Hükümetin hukuk tanımaz tutumu ve sıcak paraya dayalı ekonomi stratejisinin yarattığı tahribat büyüktür. İlk 3 ay olur sonra rayına girer gibi açıklamalarla piyasaları sakinleştirmek artık mümkün değil. Dünyada sıcak para azaldı. Siz evinizi düzene koyacaksınız. Evinizi düzene koyduğunuzu dışarıya gösteremezseniz hem para gelmez, sonra gelen para da çıkmaya başlar” dedi.

 

-AKP TÜRKİYE’Yİ LİGDEN DÜŞÜRECEK-

Başka bir soru üzerine TÜSİAD’ın yaptığı sert açıklamayı da değerlendiren Öztrak, “TÜSİAD’ın açıklamaları artık iş aleminde bıçağın kemiğe dayandığını gösteriyor. Türkiye 2002’de yaptığı reformlarla ve küresel konjonktürün etkisiyle dünyada önemli bir lige girdi. Bu önemli bir fırsattı. Bugün yapılanlar Türkiye’yi bu ligden düşürür. Bir kere bu ligden düşerseniz yeniden bu lige çıkmak için çok büyük fedakarlıklar yapmak zorunda kalırsınız. Bunu bu ülkeye yaşatmaya kimsenin hakkı yoktur” ifadelerini kullandı.

EKONOMİ KORTİZONLA TEDAVİ EDİLEMEZ HALE GELDİ

ANKARA – 23 Ocak 2014 – CHP’nin ekonomi raporuna göre büyümeyi kısa vadeli dış borçlarla şişiren AKP, yolun sonuna geldi. Kısa vadeli dış borçların ekonomiye yaptığı “kortizon etkisi” azalıyor. Türkiye, rekor kıran dış borçlara rağmen daha düşük büyümeye razı oluyor.

CHP Ekonomi Politikaları Genel Başkan Yardımcılığı’nın Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak’ın koordinasyonunda hazırladığı 83. Ekonomik Görünüm Raporunda, kısa vadeli dış borçlar ve Merkez Bankası’nın rezervleri mercek altına alındı.

-KISA VADELİ DIŞ BORÇ REKORU

Küresel ekonomide ucuz ve bol para döneminin sonuna gelinirken Türkiye’nin yüksek dış finansman ihtiyacı ve borçların kısalan vadesinin endişeleri artırdığının ifade edildiği raporda, Türkiye’nin kısa vadeli dış borcunun 2013’ün ilk 11 ayında 29 milyar dolar artarak 129,4 milyara dolara ulaştığı; bu artışın mevcut borç serilerinde bir rekor olduğu kaydedildi.

-EKONOMİ KORTİZONLA TEDAVİ EDİLMEZ HALE GELDİ

AKP’nin 2009 küresel krizinden sonra ekonomiye sıcak parayla “kortizon tedavisi” uyguladığının belirtildiği raporda, 2010-2011 döneminde büyümeyi artırmak için kısa vadeli dış borçlara yüklendiği ifade edildi. Buna karşın 2012-2013’de kısa vadeli dış borçlarda görülen olağanüstü artışa rağmen büyüme hızı düştü, kortizon tedavisi etkisini yitirdi, Türkiye “daha düşük büyümeyi, daha fazla kısa vadeli dış borçla yakalar hale geldi.”

-MERKEZ’İN REZERVLERİ YETERSİZ

CHP’nin raporunda Merkez Bankası’nın rezervlerinin kısa vadeli dış borç ve cari açığa göre yetersiz seviyede bulunduğuna dikkat çekildi. Buna göre AKP iktidara geldiğinde “her 100 dolarlık kısa vadeli dış borç ve cari açık” için TCMB kasasında “166 dolar rezerv” varken; 2013 Kasım ayında aynı miktar kısa vadeli borç ve cari açık için Merkez Bankası kasasında sadece “71 dolar rezerv” kaldı.

-TCMB’NİN BAĞIMSIZLIĞI BAŞBAKANLIK OFİSİNDE REHİN KALDI

Rezervlerindeki yetersizliğe karşın, “bağımsızlığını Dolmabahçe’deki Başbakanlık ofisinde bırakan Merkez Bankası’nın” ekonominin gerçeklerinden kopan hükümetin korkusuyla elindeki araçları kullanamaz hale geldiği belirtildi. Raporda, Hükümet’in muhatap olduğu “yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının” üzerini kapatmak için devlet krizi çıkarmaktan çekinmediği, AKP’nin bu tavrının siyasi risk primini artırarak döviz kurunun ateşini yükselttiği ifade edildi.

-REZERVLER GÜNEŞ GÖRMÜŞ KAR GİBİ ERİDİ

Döviz kurunu elindeki sınırlı rezervleri satarak dizginlemeye çalışan Merkez Bankası’nın rezervlerini hızla eritmesine karşın dolar kurundaki yükselişi engelleyemediği değerlendirmesinde bulunulan raporda, 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasından önce 43 milyar dolar seviyesinde olan net döviz rezervlerinin, 20 Ocak 2014 tarihi itibariyle 38 milyar dolara indiği kaydedildi. Merkez’in net döviz pozisyonu son bir ayda 5 milyar dolar eridi.

Raporun tam metnine ulaşmak için: RAPOR_No_83

Saray Fukaranın Tavuğunu Rantiyelerin, Faiz Lobilerinin Folluğuna Yumurtlatıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin bu yılın Ocak-Kasım dönemine milyonlarca çiftçi ve esnafa reva gördüğü desteğin, bir avuç faiz lobisine ve yandaşa...
Devamını oku

Ekonomi Arabasının Motoru Boğuldu, Şanzımanı Dağıldı

CHP’li Öztrak, ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadeleden sadece faiz lobileriyle sıcak para partileri vermeyi anladığını belirterek, “Yüksek faiz ve kontrollü kura...
Devamını oku

Tutuklanan TCMB Başkan Yardımcısının Attığı Diğer İmzalar Hakkında İç Soruşturma Yapıldı Mı?

CHP’li Öztrak, Bankalararası Kart Merkezi soruşturması kapsamında tutuklanan, Merkez Bankası’nın Başkan Yardımcısı Emrah Şener’in TCMB’deki görevi sırasında attığı diğer imzalarla...
Devamını oku

Resmi İşsiz Sayısı İle Gerçek İşsiz Sayısı Arasındaki Fark İlk Kez 10 Milyonu Aştı

CHP’li Öztrak, Haziran ayında gerçek işsiz sayısının 13,4 milyon kişiye ulaşarak rekor kırdığını; resmi işsiz sayısı ile gerçek işsiz sayısı...
Devamını oku

Sadece İstatistiklerle Yalan Değil; İstatistiklerle Talan

CHP’li Öztrak, TÜİK’in açıkladığı Haziran ayı rakamının beklentilerin ve diğer kurumların hesaplarının çok altında kaldığına, market fiyatlarındaki değişimler ile TÜİK’in...
Devamını oku

Faiz Harcamalarının Bütçe Üzerindeki Baskısı Artıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin hukuk tanımazlığı nedeniyle artan faizlerin bütçe üzerine her ay daha fazla baskı yaptığına dikkat çekerek, “İlk 4...
Devamını oku

Milli İradeye Darbe Süreci Ekonomik Görünümü Bozdu

CHP’li Öztrak, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’ndaki Türkiye ekonomisiyle ilgili tahminlerin, Sarayın millet iradesine darbe süreci sonrasında kötüleştiğine dikkat çekerek, “Uluslararası...
Devamını oku

Satılan Milyarlarca Dolar Rezervi Kimler Topladı

CHP’li Öztrak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından mali piyasalarda yaşanan tsunami sırasında ülkenin 40 milyar dolardan fazla...
Devamını oku

 İletişim

Bize her türlü görüş ve önerilerinizi bildirmek için sağ tarafta yer alan bilgilerden bize ulaşabilirsiniz.
CHP Genel Merkezi: Anadolu Bulvarı No: 12 06520
Söğütözü / ANKARA
Telefon: +90 (312) 207 40 00
Telefon 2: +90 (312) 420 59 48-49
Faks: +90 (312) 207 40 14
E-Posta: info@faikoztrak.com