Main menu
Second Menu
Faik ÖztrakBlog style 2

NATO-PA WASHINGTON VE CHICAGO TOPLANTILARI

 

 

NATO Parlamenter Asamblesi Toplantıları kapsamında 8 Mayıs-13 Mayıs 2016 tarihleri arasında ABD’deydik.

 

 

1

 

Program kapsamında Washington’daki Center for Strategic and International Studies’i (CSIS) ziyaret ettik. Transatlantik ilişkileri ve enerji güvenliği konularını konuştuk. Uzmanların sunumlarının ardından, dünyadaki gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulunduk.

 

 

 

 

3

 

NATOPA Ekonomi ve Güvenlik Konseyi ile Politika Komitesi’nin ortak toplantısı kapsamında ABD’li bürokratların sunumlarını izledik.

 

 

 

 

4

 

 

Partimizin ABD temsilciliğini ziyaret ettik. Temsilcimiz Yurter Özcan’ı özverili çalışmaları ve başarılarından dolayı kutladık.

 

 

 

 

 

5

 

Atlantik Konseyi’nde NATO’nun Varşova Zirvesi, Ukrayna ve Rusya İlişkileri, Transatlantik ticaret ve yatırım ortaklığı, Avrupa’nın geleceği konularında konuştuk. Anlatılan senaryolarda yer alan Türkiye’ye ilişkin değerlendirmeleri dinledik ve kendi değerlendirmelerimizi yaptık.

 

 

 

 

6

 

 

Carnegie Endowment’ta düzenlenen toplantılara katıldık. Ortadoğu politikaları hakkındaki değerlendirmeleri dinledik.

 

 

 

 

 

 

7

 

 

ABD Kongre Kütüphanesinde katıldığımız kahvaltılı toplantıdan bir kare…

 

 

 

 

8

 

NATOPA Toplantıları kapsamında Chicago’daki programlara da katıldık. Başkonsolosumuz Sn. Umut Acar’ı ziyaret ettik.

 

 

 

 

9

 

Chicago Council’deki politika ve ekonomi konularının tartışıldığı toplantının ardından Chicago Üniversitesinde küresel güvenlik, değişen dünya, Yeni Asya ve rekabetçilik konularının değerlendirildiği oturumlara katıldık. Son oturumda moderatörlük de yaptık.

 

 

TÜRKİYE VASATLIK TUZAĞINDAN NASIL KURTULUR?

ANKARA – Atılım Üniversitesi’nde 6 Mayıs 2016 tarihinde yapılan sunumda, dünya ve Türkiye ekonomisindeki son gelişmeler çerçevesinde, Türkiye’nin “Vasatlık Tuzağından” nasıl kurtulacağı anlatılmaktadır.

Dünyada ekonomik toparlanma yavaş seyrediyor, ucuz likiditenin azalmasıyla, ülkeler, sermaye akımlarını kendilerine çekecek faktörleri ön plana çıkarmaya çalışıyor. Buna karşın, büyük miktarda dış finansmana ihtiyacı bulunan Türkiye, hukuk devletini aşındırarak ve demokrasiden uzaklaşarak yatırım yapılabilir bir ülke olmaktan hızla uzaklaşıyor. Ekonomik özgürlükler, hukukun üstünlüğü, basın özgürlüğü, yolsuzluk algısı gibi alanlarda uluslararası kuruluşların hazırladığı endekslerde Türkiye’nin hızla gerilediği görülüyor. Bahsi geçen alanlardaki gerileme, ülkeye olan güvenin azalmasına, güvenin azalması yatırımların azalmasına neden oluyor.

Nitekim, Türkiye’deki özel kesimin yaptığı yatırımların reel seviyesi, halen 2011 yılındaki seviyenin altında seyrediyor. Diğer taraftan dış açık ve özel kesimin borçları hızla artıyor, dış finansman ihtiyacı ekonominin yumuşak karnı olmaya devam ediyor. Her yıl milli gelirinin yüzde 30’una yaklaşan bir dış finansmana ihtiyaç duyan Türkiye’de, dış finansman girişinin cari açıktan çok daha hızlı azaldığı, Merkez Bankası rezervlerinde ciddi bir erimenin yaşandığı görülüyor.

Türkiye ekonomisi içeride de ciddi sorunlarla karşı karşıya… 2030’a kadar devam etmesi öngörülen genç nüfus avantajını kullanamayan Türkiye, üretimde düşük ve orta teknolojili, “yükte ağır pahada hafif” ürünler üretebiliyor. Ülkedeki servet dağılımı giderek daha adaletsiz bir hal alıyor, toplum kesimleri arasındaki ekonomik bir uçurum oluşuyor. Bu tablo çerçevesinde, tıkanan Türkiye ekonomisinde kişi başına gelir son 8 yıldır artmıyor, hatta son iki yıldır geriliyor. Türkiye’nin potansiyel büyümesi yüzde 3-3,5 bandına düşerken, ülkemiz uzun vadeli hedeflerden giderek uzaklaşıyor.

Türkiye ekonomisinin içine düştüğü vasatlık tuzağından kurtulması için “Yeni Bir Büyüme ve Paylaşım Modeli” gerekiyor. Bu model 4 ayaktan oluşuyor:

Birinci ayağı, hukuk devletini yeniden tesis edilmesi ve ülkemizin güven uyandıran ve yatırımları kendisine çeken bir ülke haline getirilmesi oluşturuyor. Bu sağlam temel üzerine ikinci ayak inşa ediliyor…

Modelin ikinci ayağında, ekonomimizin rekabet gücü yüksek bir ekonomi haline gelmesinin yolunu açacak önlemler yer alıyor.

Üçüncü ayağı, yaratılan refahın hakça paylaşımı ve her vatandaşı kucaklayan “kapsayıcı bir büyümenin” inşası var.

Dördüncü ve son ayağı ise “sürdürülebilirliği sağlayacak” önlemler oluşturuyor. Bu çerçevede, gerek ekonomik ve sosyal istikrarın ve gerekse çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması amaçlanıyor.

 

Sunumun tam metni: Atılım Üniversitesi_Sunum_Mayıs 2016_son

NOT DÜŞERSE SONUÇLARI AĞIR OLUR

 

ANKARA- CHP’li Faik Öztrak, saray darbesinin ardından AKP’nin olağanüstü kongreye götürülmesiyle ortaya çıkan siyasi belirsizliğin ekonomide çok ciddi bir fatura çıkarabileceğini söyledi.

Ülke ekonomisindeki risklerin siyasi belirsizliklerle birleşmesinin ardından, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarından gelen uyarılara dikkat çeken Öztrak, “Türkiye’nin kredi notunun düşürülmesi, bu kez ‘teğet geçer’ denilebilecek bir gelişme olmaz” uyarısında bulundu.

Cumhurbaşkanının müdahaleleriyle Türkiye’nin kurumsal çöküşe sürüklendiğini belirten Öztrak,“Türkiye tek parti iktidarında politik risk yaratmayı başaran nadir ülkelerden bir tanesi oldu” dedi.  

 

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Atılım Üniversitesi’nde “Türkiye Vasatlık Tuzağından Nasıl Kurtulur?” başlıklı konferansta öğrencilerle bir araya geldi. Konferansta, dünya ve Türkiye ekonomisindeki gelişmeleri değerlendiren Öztrak, dünyada ekonomik toparlanmanın yavaş seyrettiğini, dünyada ucuz likiditenin azalmasıyla, ülkelerin sermaye akımlarını kendilerine çekecek faktörleri ön plana çıkarmaya çalıştığını vurguladı. Buna karşın büyük miktarda dış finansmana ihtiyacı bulunan Türkiye’nin, hukuk devletini aşındırarak ve demokrasiden uzaklaşarak yatırım yapılabilir bir ülke olmaktan hızla uzaklaştığını belirten Öztrak, “Türkiye’deki özel kesimin yaptığı yatırımların reel seviyesi, 2011 yılındaki seviyenin altındadır. Her yıl milli gelirinin yüzde 30’una yaklaşan bir dış finansmana ihtiyaç duyan Türkiye’de, dış finansman girişinin cari açıktan çok daha hızlı azaldığı, Merkez Bankası rezervlerinde ciddi bir erimenin yaşandığı ortadadır” diye konuştu.

 

EKONOMİ TIKANDI

Uzun bir süre kişi başına milli gelirin 10 bin doların üstüne çıkarılamadığı Türkiye ekonomisinin artık tıkandığını ve geriye gidiş başladığını kaydeden Öztrak, “2015 yılında dolar cinsinden milli gelir seviyesi 2008’in altında. Mevcut kadrolar hala 2023 hedeflerinden bahsediyor ama bu hedeflere ulaşmak artık hayal oldu” dedi. Yüksek finansman ihtiyacı ve rezerv erimesinin yanında artan terör tehdidi, göç gibi riskler de düşünüldüğünde Türkiye ekonomisinin ciddi risklerle karşı karşıya olduğunu söyleyen Öztrak, “Küresel ekonomideki konjonktür değiştiğinde biriken bu riskler, Türk ekonomisinde ani bir duruşa neden olabilir” değerlendirmesinde bulundu.

 

BU, BİR PARTİNİN İÇ MESELESİ DEĞİL

AKP’nin Olağanüstü Kongreye gitme kararını da değerlendiren Öztrak, özetle şunları ifade etti:

“Türkiye tek parti iktidarında politik risk yaratmayı başaran nadir ülkelerden bir tanesi oldu. Yüzde 49 oy almış bir parti iktidardayken aniden Başbakan değişiyor, referandum lafı ortaya çıkıyor. Dolara kuru bir günde 15 kuruş artıyor. Bunun bir sonucu var: 187 milyar dolar net döviz açığı bulunan şirketlerimiz, kurdaki oynamayla 28 milyar TL civarında kur farkı zararı yazdılar. Bu nedenle bugün Türkiye’de olup bitenler bir partinin kendi içinde yaşanan bir takım sıkıntılar olarak görülemez. Bu yaşananların bizlerin hayatını etkileyen çok ciddi sonuçları var.

 

Atılım Üniversitesi Konferans_2

BU SEFER “TEĞET” DENİP GEÇİLEMEZ

Yeni Hükümet senaryoları ortaya çıktığında yabancı yatırımcılar, reform sözlerine olan inancını da kaybediyor. Örneğin, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s iktidar partisinin olağanüstü kongreye götürüleceğinin açıklanmasının ardından, bu politik riskin Türkiye’nin kredi notu üzerinde baskı yaratabileceğini söyledi. Yetersiz rezervler ve çok yüksek seviyedeki reel sektör borçları gibi ciddi kırılganlıkları olan Türkiye’nin kredi notunun düşürülmesi, bu kez ‘teğet geçer’ denilebilecek bir gelişme olmaz. 2001’deki krizi Cumhurbaşkanı’nın Başbakan’a anayasa atmasıyla yaşadığımızı hatırlayın. Yaratılan bu politik belirsizlik, Türkiye’ye ciddi faturalar çıkarabilir.

 

TÜRKİYE KURUMSAL ÇÖKÜŞE GÖTÜRÜLÜYOR

Türkiye bugünkü yapı içinde süratle sistem çöküşüne, kurumsal çöküşe doğru gidiyor. Bir yanda, Cumhurbaşkanının seçimle gelmesinin, yönetimde çift başlılık yarattığı iddiasından yola çıkarak Türkiye’nin başkanlık sistemine geçmesi gerektiğini söyleyenler var. Oysa, bugün yaşanan siyasi belirsizliğin sebebi, Cumhurbaşkanının kendisine verilen yetkiler içinde kalmamasıdır. Türkiye’de Cumhurbaşkanını halkın seçmesi, Cumhurbaşkanına verilen yetkilerin değiştirildiği anlamına gelmez. Mevcut  Cumhurbaşkanı Anayasada belirtilen yetkilere talip olmak için Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olmuştur. Anayasada belirtilen çerçeve sürekli zorlanınca, yatırımcının gözündeki Türkiye algısı değişiyor. Bunların yavaş yavaş çökme noktasına giden bir devlet nizamının işaretleri olduğunu düşünüyorlar. Bu durumda öncelikle yapılması gereken hukuk devletini, demokrasiyi ve özgürlükleri güçlendirmektir. Böylece, insanlar Türkiye’ye yatırım yaptıkları zaman rahat çalışabileceklerini, malının ve mülkünün güven altında olduğunu, bir haksızlıkla karşılaştığında kendisini koruyacak bir hukuk sistemi olduğunu bilecekler. Bundan sonra eğitimden altyapıya kadar uzanan ciddi bir reform ajandanız olması gerekiyor. Ancak bu şekilde dünyaya, “Artık eskisi gibi değil, kasabada yeni bir şerif var” diyebilir ve dünyanın güvenini kazanabilirsiniz.

 

TCMB BAŞKANINA GÜVEN OLUŞMASINI BEKLEYECEK ZAMANIMIZ YOK   

Daha önce Merkez Bankası Kanunu değiştirilerek Başkan Yardımcısı yapılan bir isim, TCMB’nin başına getirildi. TCMB’nin içinden biri olması olumlu görülmekle birlikte, faizsiz bankacılık arka planından gelen bir başkanın TCMB’nin en önemli silahı olan faiz konusunda hangi adımları atabileceği önemli bir soru işaretidir. Bu anlamda TCMB piyasalar tarafından uzunca bir süre test edilecektir. İlk adımı hesaplıydı ama güveni sağlayabilmesi epeyce zaman alacak. Sorun şu ki Türkiye’nin bu kadar bol zamanı yok.

Sunumun tam metnine ulaşmak için: Atılım Üniversitesi_Sunum_Mayıs 2016_son

NATO-PA RABAT TOPLANTILARI

CHP Tekirdağ Milletvekili ve NATO Parlamenter Asamblesi Ekonomi ve Güvenlik Komitesi Başkanı Faik Öztrak, Fas’ın başkenti Rabat’ta yapılan NATO-PA toplantısına katıldı.

Toplantıların üçüncü gününde, CHP’li Öztrak’ın moderatörlüğünde yapılan “Yolsuzluk, Yönetişim ve Güvenlik” başlıklı seminerde yolsuzlukla mücadele için güçlü parlamentolara ihtiyaç olduğu, yolsuzlukların demokrasi ve güvenlik için de en önemli tehdit unsurlarından biri haline geldiği vurgulandı. Toplantıda ayrıca yapılan yolsuzlukların kalkınmanın önündeki en önemli engellerden bir olarak durduğu ifade edildi.

image image imageimageimage

PİYASALAR YENİ TCMB BAŞKANINI TEST ETMEYE HAZIRLANIYOR

ANKARA – IMF ve Dünya Bankası bahar toplantıları çerçevesinde Küresel Parlamenterler Konferansına Türkiye ve NATO-PA adına katılan CHP milletvekili Faik Öztrak, dünya ekonomisinde ve Türkiye ekonomisindeki gelişmeleri değerlendirdi.

 

2012’de TCMB yasası değiştirilerek Başkan Yardımcısı yapılan yeni TCMB başkanının o günden beri bu göreve hazırlandığının anlaşıldığını belirten Öztrak, piyasaların yakın zamanda TCMB’nin elindeki silahları serbestçe kullanıp kullanamayacağını test etmeye başlayacağı uyarısında bulundu. Öztrak, “Dileriz ve isteriz ki bu test başladığında tercihler, sarayın beklentileri veya ideolojik saplantılar doğrultusunda değil, ekonominin gerekleri çerçevesinde şekillenir. Aksi halde bunun bedelini tüm milletimiz öder” dedi.

 

Resmi verilere göre ekonominin yüzde 4 büyüdüğü bir dönemde gelen iflas haberlerine ve ödenemeyen kredilerdeki ciddi artışa da dikkat çeken Öztrak, “Bu tablo, Nasrettin Hoca’nın kedi ve ciğer hikayesini hatırlatıyor. Türkiye ekonomisi yüzde 4 büyüdüyse, bu büyüme kime gitti? Yok şirket iflasları ve tahsil edilemeyen krediler doğruysa tabeladaki yüzde 4’lük büyüme nasıl oldu?” diye sordu.

 

IMF ve Dünya Bankası’nın ilkbahar toplantıları çerçevesinde düzenlenen Küresel Parlamenterler Konferansı’na Türkiye ve NATO Parlamenter Asamblesi adına katılan CHP milletvekili Faik Öztrak, toplantılarda ele alınan konuları ve güncel ekonomik gelişmeleri yazılı bir açıklamayla değerlendirdi.

 

NATO-PA Ekonomi ve Güvenlik Komitesi Başkanlığı görevini de yürüten Öztrak,  IMF ve Dünya Bankası Başkanlarının da katıldığı konferansta, dünyada zayıf seyreden ekonomik büyümenin, ekonomik ve jeopolitik tehditlerin değerlendirildiğini söyledi. Konferansta, ekonomik büyümenin sürdürülmesinde yapısal reformların, maliye ve para politikalarının büyümeyi desteklemesinin öneminin de altının çizildiğini belirten Öztrak, bununla birlikte para ve maliye politikalarında disiplinin kaybedilmemesi üzerinde durulduğunu kaydetti. Ayrıca konferansta, ekonomik istikrarın sağlanmasında kapsayıcı büyümenin, sağlığın, eğitimin, kadın erkek eşitliğinin, yolsuzlukla mücadelenin, uluslararası vergilendirme düzenlemelerinin ve ekonomiyle ilgili kurumlarda yönetim kapasitesinin güçlendirilmesinin önemi vurgulandı.

Dünyanın kurumsal kapasite inşasını masaya yatırıldığı bir dönemde, Türkiye’de resmi kurumların verileriyle gerçek hayat arasındaki bağın giderek zayıfladığına dikkat çeken Öztrak açıklamasında şunları belirtti:

 

BİR ACAYİP “BÜYÜME(!)”

Türkiye’de özellikle son dönemde açıklanan ekonomik verilerle günlük yaşamın gerçekleri arasındaki ayrışma kurumların kalitesini ve güvenilirliğini sorgulatır hale geldi. Resmi rakamlara göre Türkiye ekonomisi 2015’te yüzde 4 büyüdü. Bu büyümenin yüzde 75’i ailelerin tüketiminden kaynaklandı. İç talebin nispeten yüksek olduğu bir dönemde, perakende devi şirketlerin iflas erteleme talebinde bulunur hale geldiğini görüyoruz. Yine başta tekstil, enerji, demir-çelik, turizm gibi pek çok sektörde arkası gelmeyen iflas erteleme haberleri, bu büyümenin kalitesi üzerinde soru işareti yaratıyor.

 

ÖDENEMEYEN KREDİLERDEKİ ARTIŞ 2009 KRİZİNDEN BİLE FAZLA

Yine milli gelirin yüzde 4 arttığı 2015’te bankaların tahsil edemediği tüketici kredileri yüzde 51 artarak 10 milyar TL’ye sıçradı. Bu, ekonominin yüzde 4,8 daraldığı 2009 krizinden bu yana sorunlu kredilerde en yüksek artıştır. Dolayısıyla, 2015 büyümesi ne şirketler kesimini ne de aileleri rahatlattı.

 

KEDİ BURADAYSA CİĞER NEREDE?

Bu tablo, Nasrettin Hoca’nın kedi ve ciğer hikayesini hatırlatıyor. Türkiye ekonomisi yüzde 4 büyüdüyse, bu büyüme kime gitti, kime yaradı? Yok şirket iflasları ve tahsil edilemeyen krediler doğruysa tabeladaki bu yüzde 4’lük büyüme nasıl oldu?

 

KURUMLARDA AŞINMA BÜYÜK BİR RİSK YARATIYOR

Türkiye’de kurumlarda yaşanan aşınma ekonomik istikrar ve kalkınma önünde en önemli risk unsurlarından biri haline geldi. Özellikle 2001 krizinden sonra siyasetin etki ve nüfuzunu ekonominin günlük işleyişinin dışına taşımayı amaçlayan bağımsız düzenleyici-denetleyici kurumlar bilinçli bir politikayla yıpratıldı. Bağımsızlığı yasayla güvence altına alınmış Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), kurumları yıpratmaya dönük politikaların son hedefi oldu. TCMB’nin para politikası araçlarını nasıl kullanacağına dönük talimatlar, Saray danışmanları tarafından verilmeye başlandı. Yine Sarayın tercihleri TCMB’ye yapılan Başkan atamasında belirleyici oldu. TCMB’ye atanan yeni Başkan’ın Başkan Yardımcılığına getirildiği 2012’de, bu göreve atanmaya niteliklerinin yetmediği, bunun için de TCMB Kanununun değiştirildiği anlaşılıyor. Yeni atanan TCMB başkanının, iddiaların aksine Başbakan ile Cumhurbaşkanının Dolmabahçe’de beş dakikalık araba yolculuğunda belirlenmediği, aksine 2012’den bu yana bu görev için hazırlandığı anlaşılıyor.

 

PİYASALAR YENİ TCMB BAŞKANINI TEST EDECEK

Peki, küresel kırılganlıkların halen yüksek olduğu, FED’in faiz artırım döngüsünü başlattığı bir dönemde TCMB’nin para politikasının en önemli aracını kullanmasında, ekonominin gerekleri mi yoksa Cumhurbaşkanlığı Sarayının beklenti ve yönlendirmesi mi belirleyici olacaktır? Bunu önümüzdeki günlerde hep birlikte göreceğiz. Piyasalar yeni Başkanın elindeki silahları serbestçe kullanıp kullanamayacağını, kullanacaksa hangi şiddette kullanacağını çok geçmeden test etmeye başlayacaktır.

 

BEDELİ MİLLET ÖDER

Dileriz ve isteriz ki bu test başladığında tercihler sarayın beklentileri veya ideolojik saplantıları doğrultusunda değil, ekonominin gerekleri çerçevesinde şekillenir. Aksi halde 185 milyar dolara yakın açık pozisyonu ile reel sektörümüz başta olmak üzere tüm ekonomi ve milletimiz bunun bedelini öder.

 

CHP’Lİ ÖZTRAK’TAN HAVUZ MEDYASINA CEVAP

ANKARA – CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Akşam gazetesinde yer alan iddialara yanıt verdi. Öztrak, CHP’nin kendi ismi üzerinden, hayali bir senaryoyla, başka bir partinin iç işlerine karışıyormuş gibi gösterilmeye çalışılmasının gazetecilik ahlakıyla bağdaşmadığını ifade eden Öztrak, iddiaların gerçek dışı olduğunu belirtti.

CHP’li Öztrak, Akşam gazetesine gönderdiği cevap ve düzeltme metninde özetle şunları kaydetti:

“Uzun yıllar devlete hizmet etmenin verdiği devlet anlayışım, siyaset anlayışım, ahlak anlayışım söz konusu haberinizde iddia edilen ilişki ve eylemler içinde olmama izin vermez. Bu çerçevede mensubu olmaktan her zaman gurur duyduğum Cumhuriyet Halk Partisi’nin, bir milletvekili olarak ismimin, başka bir partinin iç işlerine dönük senaryolara dâhil edilmesini, gazetecilik sorumluluğu, ciddiyeti ve ahlakıyla bağdaştıramıyorum.”

BÜYÜME RAKAMLARI AÇIKLANDI, AKP VATANDAŞA VERDİĞİ SÖZÜ TUTMADI

ANKARA – CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, gerçekleşen büyüme ve kişi başına gelir rakamlarıyla AKP’nin seçim meydanlarında vadetikleri arasında uçurum olduğunu belirtti.

 

“Söz verdik mi yaparız” diyen AKP, sözünü tutamadı. 2011 seçimlerinden önce AKP, 2015 yılı için 14 bin dolar kişi başına gelir vadetmişti. Gerçekleşme 9 bin 261 dolarda kaldı. AKP her bir vatandaşa 4 bin 739 dolar borçlu.

 

2015’te 1 triyon doların üzerine çıkacağı vadedilen milli gelir ise 720 milyar dolara düşerek 2008’in bile altına düştü.

 

AKP’nin yanlış politikaları 2023 hedeflerini artık ulaşılamaz hale getirdi. 2018’de 854 milyar dolar olarak ön görülen GSYH’nın, 2023’te 2,1 trilyon dolara ulaşması için, her yıl en az yüzde 19’luk bir büyüme hızına ihtiyaç var.

 

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak yaptığı yazılı açıklamada şunları belirtti:

 

Türkiye 2015’te tarımın ve kamu harcamalarının katkısıyla yüzde 4 büyüdü. 2015’te tarım büyümeye son 7 yılın en yüksek katkısını yaparken; büyümenin yüzde 27’si kamunun tüketim ve yatırım harcamalarından geldi. Rakamlar 2015’te uygulanan seçim ekonomisinin ve olumlu iklim koşullarıyla bu büyümenin sağlandığını ve bunun 2016’da sürdürülebilirliğinin olmadığını gösteriyor. Nitekim, Türkiye ve içinde bulunduğu Doğu Akdeniz bölgesi son 900 yılın en büyük kuraklık tehdidiyle karşı karşıya.

 

TÜRKİYE TARİHİNE KAYIP YILLAR OLARAK YAZILDI

Tabelada yazan büyüme geçici faktörlerin katkısıyla nispeten olumlu görünse de vatandaş açısından aynı şeyi söylemek mümkün değil. Nitekim 2008-2014 arasında 10 bin dolar tuzağına takılan kişi başına gelirin 2015’te 1134 dolar eriyerek 9 bin 261 dolara indiği görülüyor. Dolar cinsinden milli gelir ise 720 milyar dolar ile 2008’in bile gerisine gitti. AKP elinde son 7 yıl Türkiye tarihine kayıp yıllar olarak yazıldı.

 

HER VATANDAŞA 4 BİN 739 DOLAR BORÇLULAR

Oysa aynı AKP kadroları 2011 genel seçimleri öncesinde 2015’te her bir vatandaşa 14 bin dolar gelir vadetmişti. 2015 yılı için milli gelir vaadi ise 1 trilyon 76 milyar dolardı. Seçim meydanlarında, “Söz verdik mi yaparız” diye caka satanların şimdi gerçekleşmeyen vaatleri için her bir vatandaşa 4 bin 739 dolar borcu var.

 

2023 HEDEFLERİNE ULAŞMAK İMKANSIZ HALE GELDİ

2015 için bu sözleri verip yerine getiremeyen AKP kadroları, 2023 için aynı masalları vatandaşa anlatmaya devam ediyor. AKP, sıkılmadan 2023’te 25 bin dolar kişi başına gelir ve 2,1 trilyon dolarlık milli gelir rakamlarını ağzından düşürmüyor.

 

Türkiye, AKP elinde yıllık ortalama yüzde 4,7 büyümüştür. Aynı kadroların hazırladığı OVP’ ye göre 2016-2018 döneminde hedeflenen ortalama büyüme hızı ise yüzde 4,8’dir. OVP 2018’de her bir vatandaş için 10 bin 659 dolar gelir vaadinde bulunmaktadır. Yani az gidilmekte uz gidilmekte 2008’deki kişi başına gelir 2018’de zar zor aşılabilmektedir.

 

OVP’ nin 2018’e kadar olan hedeflerinin tutacağını kabul edersek, 2023 yılında kişi başına gelirin 25 bin dolar, GSYH’nın 2,1 trilyon dolar olması için, kalan dönemde ortalama büyüme hızının yüzde 19 civarında olması gerekmektedir. AKP’nin yanlış icraatları bu hedeflerin yakalanmasını imkansız hale getirmiştir.

 

AKP TÜRKİYE’NİN YAKASINDAN DÜŞMELİ

Bir Ege türküsünün ifadesiyle “Minareden at beni, in aşağı tut beni” diyerek; inandırıcı olmayan rakamlar ortaya koyan bu kadrolar şimdi milletten kendilerine inanmasını beklemektedir. Atalarımızın söylediği gibi “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.” AKP elinde geçen 10 yıl hafızalara kayıp yıllar olarak kaydedilmiştir. Türkiye potansiyeli olan, çok büyük bir ülkedir. Doğru vizyon, strateji ve politikalarla dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmesi elbette mümkündür. Ancak mevcut AKP kadroları ülkenin yakasından düşmedikçe, Türkiye’nin dünyanın en büyük ekonomileri arasına girmesi mümkün olmayacaktır.

Saray Fukaranın Tavuğunu Rantiyelerin, Faiz Lobilerinin Folluğuna Yumurtlatıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin bu yılın Ocak-Kasım dönemine milyonlarca çiftçi ve esnafa reva gördüğü desteğin, bir avuç faiz lobisine ve yandaşa...
Devamını oku

Ekonomi Arabasının Motoru Boğuldu, Şanzımanı Dağıldı

CHP’li Öztrak, ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadeleden sadece faiz lobileriyle sıcak para partileri vermeyi anladığını belirterek, “Yüksek faiz ve kontrollü kura...
Devamını oku

Tutuklanan TCMB Başkan Yardımcısının Attığı Diğer İmzalar Hakkında İç Soruşturma Yapıldı Mı?

CHP’li Öztrak, Bankalararası Kart Merkezi soruşturması kapsamında tutuklanan, Merkez Bankası’nın Başkan Yardımcısı Emrah Şener’in TCMB’deki görevi sırasında attığı diğer imzalarla...
Devamını oku

Resmi İşsiz Sayısı İle Gerçek İşsiz Sayısı Arasındaki Fark İlk Kez 10 Milyonu Aştı

CHP’li Öztrak, Haziran ayında gerçek işsiz sayısının 13,4 milyon kişiye ulaşarak rekor kırdığını; resmi işsiz sayısı ile gerçek işsiz sayısı...
Devamını oku

Sadece İstatistiklerle Yalan Değil; İstatistiklerle Talan

CHP’li Öztrak, TÜİK’in açıkladığı Haziran ayı rakamının beklentilerin ve diğer kurumların hesaplarının çok altında kaldığına, market fiyatlarındaki değişimler ile TÜİK’in...
Devamını oku

Faiz Harcamalarının Bütçe Üzerindeki Baskısı Artıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin hukuk tanımazlığı nedeniyle artan faizlerin bütçe üzerine her ay daha fazla baskı yaptığına dikkat çekerek, “İlk 4...
Devamını oku

Milli İradeye Darbe Süreci Ekonomik Görünümü Bozdu

CHP’li Öztrak, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’ndaki Türkiye ekonomisiyle ilgili tahminlerin, Sarayın millet iradesine darbe süreci sonrasında kötüleştiğine dikkat çekerek, “Uluslararası...
Devamını oku

Satılan Milyarlarca Dolar Rezervi Kimler Topladı

CHP’li Öztrak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından mali piyasalarda yaşanan tsunami sırasında ülkenin 40 milyar dolardan fazla...
Devamını oku

 İletişim

Bize her türlü görüş ve önerilerinizi bildirmek için sağ tarafta yer alan bilgilerden bize ulaşabilirsiniz.
CHP Genel Merkezi: Anadolu Bulvarı No: 12 06520
Söğütözü / ANKARA
Telefon: +90 (312) 207 40 00
Telefon 2: +90 (312) 420 59 48-49
Faks: +90 (312) 207 40 14
E-Posta: info@faikoztrak.com