Main menu
Second Menu
Faik ÖztrakBlog style 2

CHP SÖZCÜSÜ ÖZTRAK’TAN MHP GENEL BAŞKANI BAHÇELİ’YE YANIT

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, kendisine yönelik sözleri üzerine yaptığı yazılı açıklamada şunları belirtti: 

Sayın Bahçeli, kendisine yöneltilen McKinsey ile ilgili soruya cevap vermek yerine, bana Sayın Kemal Derviş’le olan ilişkimin sorulmasını istemiş. Aslında bunu en iyi bilmesi gereken kendisidir. Çünkü Sayın Bahçeli, dünyada tanınan bir bilim adamı ve uluslararası bir kuruluşta üst düzey bürokrat olan Sayın Derviş’i Türkiye’ye davet edip bakanlık teklif eden koalisyonun ortağıdır.

Diğer taraftan beni ülkemin Hazinesine Müsteşar olarak atayan kararnamenin altında da Sayın Bahçeli’nin imzası vardır. Dolayısıyla kendi iradesi ve imzasıyla kurulan bu ilişkinin bakan bürokrat ilişkisinden başka bir şey olamayacağını da en iyi bilmesi gereken Sayın Bahçeli’nin kendisidir. Ancak dünkü değerlendirmesinden sonra Sayın Bahçeli, kendisini Sayın Derviş’in kabineye dışarıdan bakan atanmasını kabul etme ve yine kendisini bu süreçte kendi Bakan arkadaşlarını dahi feda etme, noktasına getiren ilişkinin ne olduğunu kamuoyuna açıklama borcu altına girmiştir.

Ankara’da milletimize ekonomik krizin nedeni olarak ABD’nin ekonomik saldırısını gösteren ama New York’ta, ABD’li yatırımcılara, bir Amerikan şirketini Hazine’ye kayyum atadıklarını müjdeleyerek,  küresel sermayenin güvenini tekrar sağlayacaklarını sanan Sarayı ve çevresini uyarmak, kamuoyunun dikkatini çekmek, hem geçmişte benzer bir krizden çıkışı yönetenlerden biri olarak hem de partimin sözcüsü olarak görevimdir. Bu görev ve sorumluluk partimize “Hangi istiklal vardır ki Ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!” diyen ve emperyalizme karşı tarihin en şanlı savaşını veren Kurucu Genel Başkanımız ve ebedi şefimiz Mustafa Kemal Atatürk tarafından emanet edilmiştir.

Ağızlarından her fırsatta yerlilik ve millilik sözcüklerini düşürmeyenlerden de, bu konudaki tutum ve görüşlerini kamuoyuyla net bir şekilde paylaşmaları ve görüşlerini tarihin tanıklığına emanet etmeleri beklenmektedir.

TÜRK MALİYESİNDE, TÜRK HAZİNESİNDE BİR KOZMİK ODA VAKASI YAŞAMAK ÜZEREYİZ

 

BOLU – CHP’li Öztrak, Kamu Maliyesi Dönüşüm ve Değişim Ofisi’yle ilgili danışmanlık görevinin McKinsey’e verilmesine ilişkin, “İşi evirip çevirmeye ihtiyaç yoktur. McKinsey, Türkiye Cumhuriyeti Hazinesi’ne kayyum olarak atanmıştır” diye konuştu.

McKinsey’in devlet Hazinesinin en mahrem noktalarına kadar gidip oralardan bilgi alabileceğine dikkat çeken Öztrak, “AKP iktidarında daha önce orduda bir kozmik oda vakası yaşamıştık. Şimdi de Türk maliyesinde, Türk Hazinesinde bir kozmik oda vakası yaşamak üzereyiz” değerlendirmesinde bulundu.

 

 

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, CHP’nin Abant kampında düzenlediği basın toplantısında ekonomideki son gelişmeleri değerlendirdi.

 

Öztrak, şunları söyledi:

 

AKP Genel Başkanı, ABD’deki gezisinde şöyle bir söz etti: “Brunson olayının bizim ekonomimizle ilgisi yok.” Hatırlayın, önce şu sözler vardı: “Ezanımıza bayrağımıza saldırı oluyor, döviz kuru değil döviz kurşunu” şimdi oralardan Brunson olayının bizim ekonomimizle bir ilgisi yok noktasına geldik. Tam da bugünlerde bunun söyleniyor olması, Brunson’ın serbest bırakılacağına dair piyasa beklentilerini güçlendirdi. Bu çerçevede de TL’nin dolar karşısında bir miktar değer kazandı.

Yine New York’ta Yatırımcı Konferansında Sn. Cumhurbaşkanı’nın damadı, Hazine ve Maliye’den sorumlu bakan, YEP adını verdikleri Orta Vadeli Programı iş dünyasıyla, akademisyenlerle birlikte yaptıklarını söyledi. Ama sendikalar bu işin neresinde, ziraat odaları bu işin neresinde, meslek örgütleri bu işin neresinde, bununla ilgili hiçbir açıklama yapmadı. Ama ABD’de bir açıklama yaptı, “Biz bu OVP hedeflerinin izlenmesiyle ilgili olarak kurmuş olduğumuz Kamu Maliyesi Dönüşüm ve Değişim Ofisi’yle ilgili danışmanlık görevini McKinsey adlı firmaya verdik” dedi. “McKinsey ve 16 bakanlığın temsilcisi, tüm hedefleri ve sonuçları 3 ayda bir kontrol edecek” dendi.

 

DUYUNU UMUMİYE GİBİ

McKinsey bir yönetim danışmanlık şirketi. Ama aynı zamanda geçmişte, büyük siyasi ve ekonomik skandallarla iflas eden ENRON şirketine de danışmanlık yapmış olan bir şirket. 16 bakanlıktan uzmanlar ile çalışacak bir yabancı şirket. II. Abdülhamit bir Meclis kurmuştu. Bu Meclis’in adı da Düyunu Umumiye Meclisi idi. 7 kişilik bir Meclis, 5 tanesi yabancı, 2 tanesi yerli. Bu adeta Duyunu Umumiye Meclisi gibi bir düzenleme.

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HAZİNESİNE KAYYUM ATANDI

Hatırlayalım, OVP daha girişinde “Dolardaki sıçrama, ABD’nin yaptırımları nedeniyle meydana geldi” deniyordu. Şimdi OVP’nin hedeflerini bir ABD şirketi denetleyecek. Bunu da Türkiye’de değil ABD’de, ABD’li iş adamlarına bir müjde olarak söylüyorlar. İşi evirip çevirmeye ihtiyaç yoktur. McKinsey, Türkiye Cumhuriyeti Hazinesi’ne kayyum olarak atanmıştır.

 

NEW YORK’TA DOĞRU SÖYLÜYOR, ANKARA’DA ŞAŞIYORLAR

AKP iktidarının şöyle bir huyu var: New York’ta doğruları söylüyorlar, Ankara’ya gelince şaşıyorlar. McKinsey şirketiyle ilgili açıklamayı damat yaptı. Türkiye Cumhuriyeti’nin bir bürokrasisi var. Bu bürokrasi yıllardan beri bu ülkeye hizmet ediyor. Bu bürokrasinin bir tecrübesi de var. Bu tecrübeyi bir kenara itiyorsunuz, dışarıdan bir danışmanlık şirketine bu işleri veriyorsunuz. Açık söyleyeyim, Yönetim Kurullarına yapılan atamalar, Bakanlığa damadın atanması, bu şirketin getirilip danışman olarak tutulması, devletin adeta aile şirketi gibi yönetildiğini gösteriyor.

 

TÜRK MALİYESİNDE, TÜRK HAZİNESİNDE KOZMİK ODA VAKASI YAŞAMAK ÜZEREYİZ

Ne yapacak bu McKinsey? Hedeflere bakacak, sonuçlara bakacak. Sonuçları yeterli görmeyecek. Devlet Hazinesinin en mahrem noktalarına kadar gidip oralardan bilgi almak isteyecek. Sonra bunları tamamen kendisinde tutacak, kimseyle paylaşmayacak. AKP iktidarında daha önce orduda bir kozmik oda vakası yaşamıştık. Şimdi de Türk maliyesinde, Türk Hazinesinde bir kozmik oda vakası yaşamak üzereyiz.

 

BU ŞİRKETE NE KADAR ÖDENECEK?

Burada şu soruları mutlaka sormamız gerekiyor. Bu şirkete, bu danışmanlık görevi verilirken bir ihale yapılmış mıdır yoksa bu da AKP’nin huy edindiği, usul haline getirdiği adrese teslim ihalelerden birisi midir? İhale yapıldıysa ve bir sözleşme çerçevesinde çalışılıyorsa, bu kuruluşa kaç TL para ödenecektir? Bir başka önemli konu şu: Bu devletin bir bürokrasisi var ama 2015’ten bugüne kadar danışmanlık hizmetlerine 70 milyar TL ödenmiş. Bu senenin ilk 8 ayı da dahil ödenen para 70 milyar TL. Dolayısıyla kuruma ne kadar para ödeneceği konusunda mutlaka kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

NİTELİKLİ YATIRIMCI İŞZİLİK FONU MU?

Son olarak bir konuya değinmek istiyorum. Geçtiğimiz hafta belki fark etmediniz, Kamuoyunu Aydınlatma Platformu’nun sayfasında, iki kamu bankasına ilişkin iki tane haber vardı. Biri Vakıflar Bankası’nın sermaye benzeri borçlanma aracı ihracına ilişkindi ve ihraç tavanının 5 milyar TL olduğu açıklanmıştı. Bir de Halk Bankası’nın yine 5 milyar TL’lik sermaye benzeri kağıt ihracı var. Bunda da tavan 5 milyar TL idi, bunda da 3 milyar TL’lik bir satış yapılmış. Vade başlangıcı da 26.09.2018 olmuş. Peki bu kağıtlar kime satılmış? Diyor ki “nitelikli yatırımcı.”

Bu nitelikli yatırımcı kimdir? Piyasada, bu nitelikli yatırımcının aslında İşsizlik Fonu olduğu konuşuluyor. İşsizlik Fonu’nun bu bedelleri Hazine kağıtlarıyla ödediği söyleniyor. Bunların mutlaka açıklığa kavuşturulması lazım. Bu, bir takım dolambaçlı yollardan bu bankaların özel kredilerle ilgili yapacakları operasyonlarda kullanacakları devlet kağıtlarını buradan aldıklarını gösterir. Eğer bu borçların silinmesi karşılığında, bu kağıtlar, bu sermaye konuyorsa o zaman hiç tereddüdünüz olmasın, bugüne kadar söylediğimiz özel kesimin borcunun kamunun borcu olması operasyonu gerçekleşmeye başlamış demektir. Bu nedenle yetkililerin bir an önce bunların ne olduğu konusunda kamuoyunu aydınlatmaları gerekir.

 

KONKORDATOLAR EKONOMİNİN GERÇEK DURUMUNU GÖSTERİYOR

Geçtiğimiz hafta da konkordatolar devam etti. Ünlü bir yemek firmasının dahi konkordato ilan etmek zorunda kalmasının, aslında TL’nin değerindeki hareketlerin ekonominin gerçek durumunu yansıtmadığını açıkladığını düşünüyorum. Diğer taraftan faizlere baktığımız zaman da geçtiğimiz hafta artmaya devam etti.

 

GÜVEN PROBLEMİNİ ÇÖZECEK BİR PROGRAM GEREKLİ

Türkiye’nin çok ciddi sorunları var. Bu ülkenin gerçek sorunu olan güven problemini çözecek bir programı ortaya koyamazsanız, kredibilite meselesini halledemezseniz, Türkiye’deki bu sıkıntı giderek artacak demektir. Bu kriz aslında 6 ayda çözülür ama iktidarın, Cumhurbaşkanının, tek adamın mevcut yaklaşımıyla, bu krizin 6 yıldan önce çözülmesi mümkün değildir. OVP’ye de bakarsanız, büyümenin son derece düşük tutulduğunu da görürsünüz. Büyümeyi düşük tutarak gerçekçi olduğunuzu iddia ederek bu meseleyi çözmek mümkün değildir. Bir an önce ekonomide alınması gereken önlemler alınmalıdır. Hangi önlemler alınacak diye merak ediyorlarsa, ta krizin başında Genel Başkanımızın açıklamış olduğu 13 maddeye baksınlar, orada yapılacakları, hangi hattı hareketin izleneceğini açık seçik göreceklerdir.

 

IMF’DEN DE BETER

Öztrak bir soru üzerine şunları söyledi:

McKinsey ile bu çalışma açıkçası IMF’den de beterdir. McKinsey’in yönetiminde Türkiye yok. IMF’nin yönetiminde Türkiye’nin bir temsilcisi var. IMF bizim de ortağı olduğumuz bir kuruluş. Orada söz hakkımız var. Ama bu McKinsey, ileride “Ben beğenmedim bu işi, bu rakamlarda sorun var” dediği andan itibaren ciddi sıkıntı çıkacaktır. Ya da biz McKinsey’e bu rakamları başka yerde kullanma dediğimiz zaman ne kadar buna uyacaktır? Bu konularda da çok dikkatli olmak gerekir. Kuruluşu suçlamak istemiyorum ama bu iyi bir görüntü değildir. Türk bürokrasisinin bir yabancı kuruluşa denetletilmesi, Türk bürokrasisinin yapacağı işlerin bir yabancı kuruluşa yaptırılması her gün ağızlarından yerlilik ve millilik sözlerini düşürmeyen bu yönetimin her halde ne kadar yerli ve milli olduğunu açık seçik ortaya koymaktadır.

 

TÜRK EKONOMİ YÖNETİMİNİN VESAYET ALTINA ALINMASIDIR

Öztrak, basın mensuplarının başka bir sorusu üzerine ise şunları ifade etti:

Şirket denetleme yapacak, hedefe bakacak. Diyecek ki, “Bu hedef tutturulabilir değil”, yeniden politika belirleyecek. Bu gerçekten Türk ekonomi yönetiminin vesayet altına alınmasıdır. Türk bürokratlarının da şevkini kırar. Bu projeden bir an önce vazgeçilmesi lazımdır. Bu işleri denetleyecek bir sürü yerli firma var. Oturun bunlarla çalışın.

 

BU NE PERHİZ BU NE KAHANA TURŞUSU

Bir zamanlar yabancı derecelendirme kuruluşlarına demediğiniz kalmadı, yerli derecelendirme kuruluşu kuracağız dediniz. Şimdi kalktınız, TL’nin değerinin oynamasının nedeni ABD’nin Türkiye’ye karşı uyguladığı yaptırımlardır derken, şimdi Türkiye’nin uygulayacağı programı bir ABD firmasına teslim ediyorsunuz. Buna, “Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” derler.

OVP’NİN YÜKÜ VATANDAŞIN SIRTINA

 

 

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, Genel Merkez’de düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:

 

Bu hafta bu kürsüye ikinci defa çıkışım, çünkü iki tane önemli gelişme var. Bir, milletvekili arkadaşımız Enis Berberoğlu 16 ay sonra ilk defa geceyi evinde geçirebilme imkanına kavuştu, serbest kaldı. İkincisi de, Orta Vadeli Program açıklandı. Özellikle Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı şapkamla bu konudaki görüşlerimi de size aktaracağım.

 

YARGILAMANIN DURDURULMAMASI ANAYASAYA AYKIRI

Milletvekilimizin serbest kalmasından büyük bir mutluluk duyduk. Ama Yargıtay’ın vermiş olduğu karar son derece ilginç. Önce, dava arkadaşımızın hakkındaki davanın milletvekili seçildikten sonra dokunulmazlığı olmasına rağmen, Anayasaya aykırı olarak sürdürülmesi konusunda herhangi bir şey söylenmiyor. Dava sonucu onanıyor, ondan sonrada kendisinin milletvekili olması nedeni ile milletvekilliğinin sona ermesine kadar serbest kalması gerektiğini söylüyor. Eğer milletvekilliği nedeniyle serbest kalıyorsa, yani dokunulmazlığı nedeniyle serbest kalıyorsa, aynı dokunulmazlık nedeniyle 24 Haziran’dan sonra o yargılamanın durdurulmasını gerektiriyordu. Ama bu yapılmadı. Burada böyle bir dengesizlik var. O nedenle de hukukçu arkadaşlarımız özellikle, bu gerekçeli kararı görmek için bekliyor. Ama tekrar söylüyoruz, Enis Berberoğlu’nun yargılanma sürecinin 24 Haziran’dan sonra durdurulmaması Anayasaya aykırıdır. Bundan böyle yeniden Meclis’te kendisiyle birlikte çalışma imkanına kavuştuğumuz içinde son derece mutluyuz.

 

SIKINTININ ARKASINDAKİ İKİ NEDEN

Aslında ekonomiye geçeceğim ama ekonomiye geçmeden önce Enis Berberoğlu kararıyla ekonomi arasındaki ilişkiye dair de bir şeyler söylemek istiyorum. Dün Orta Vadeli Program açıklandı biliyorsunuz. Sabah doların, Türk Lirası cinsinden değeri 6 lira 15 kuruşlar, 10 kuruşlar, buralara kadar düşmüştü. Bakan, Orta Vadeli Programı açıkladıktan sonra Türk Lirası’nın dolar karşısındaki değeri 6,30’un üzerine attı. Sonra da akşam Enis Berberoğlu’nun serbest kaldığı haberi gelince, tekrar 6,20’nin altını zorlamaya başladı. Hep söylüyoruz, Türkiye’nin bugün yaşadığı sıkıntılı durumun arkasında 2 tane önemli neden vardır. Bir, ekonominin iyi yönetilmemesi; iki, siyaseten de Türkiye’nin iyi yönetilmemiş olması, demokratik standartların ve hukukun üstünlüğünün yıpratılması, yıpranmış olmasıdır.

 

VATANDAŞIN KRİZİ FARKLI, YÖNETENLERİN KRİZİ FARKLI

Tek adam diyor ki “Kriz mriz yok. Bu kriz bizim krizimiz değil.” Ama dün değil evvelki gün aşure dağıtımında, Belediye Başkanlığının önünde bir genç işsizim diye kendini yakmaya kalktı. Dolayısıyla öyle görünüyor ki vatandaşın krizi farklı, bu ülkeyi yönetenlerin krizi çok çok farklı.

 

ÇÖZÜM ORTAKLARI GÖRÜLDÜ

Orta Vadeli Programı açıklamanın arkasındaki, böyle kriz dönemlerinde temel neden şudur; hızla yitirilen güveni geri getirmeniz lazım. Hızla yitirilen güveni getirmeniz lazım ki süreci ekonomide asgari daralmayla ya da büyümede asgari yavaşlamayla atlatabilesiniz. Ve bu güveni geri getirebilmek de kolay bir iş değildir. Önce bir kere çevre koşullarına bakmak lazım. Yani bu program nasıl bir ortama doğmuştur. Bir, Türkiye ciddi bir liyakat meselesiyle karşı karşıyadır. Programı açıklayanın, tek adamın, yani Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı olan Cumhurbaşkanı’nın damadı olması, bu kişinin ülkenin bir bakanlığında bulunuyor olması, liyakat algısı bakımından sorun yaratmaktadır. Objektif olarak bu böyledir. Zaten dün de kendisi açıkçası bu süreçler konusunda, devletin nasıl işlemesi gerektiği konusunda çok da fazla bilgi sahibi olmadığını ortaya koymuştur. Yani siz bir program açıklıyorsunuz, neye göre açıklıyorsunuz? Orta Vadeli Programı kanuna göre açıklıyorsunuz. Kanunla kendisine verilmiş olan ismi değiştirdiler. Ne dediler, YEP, Yeni Ekonomi Programı. Bir kere bu olacak bir şey değil. Baktım salona ben görmedim, belki vardır ama o salonda iş adamları vardı. Hep diyorlar ya çözüm ortaklarımız, çözüm ortaklarımız. Ama orada ben sendikacıları görmedim, işçi sendikalarını görmedim. Esnaf da görmedim çok fazla. Çiftçi hiç yoktu. Bu programda iktidarın çözüm ortakları kimler, açık seçik o tabloda gözüküyordu.

 

PROGRAMIN DOĞDUĞU ORTAM SORUNLU

Bir diğer önemli sorun, yine programın doğduğu ortamla ilgili olarak, hemen bu program açıklanmadan bir hafta önce Cumhurbaşkanı kendisini Türkiye’nin son gümüşlerinin devredildiği Varlık Fonu Anonim Şirketi’nin Yönetim Kurulu Başkanlığı’na, damadını da Başkanvekilliğine atadı. Değerli arkadaşlar, yurtdışıyla konuşuyoruz, insanları dinliyoruz. Gördüğümüz manzara şu, bu bizi hızla Ortadoğu’nun batmış devletlerine benzetiyor. Haneden işi. Burası bir Cumhuriyet ama bu yapılanlaR ciddi bir haneden görüntüsü veriyor. Kendi kendini şirket başına getirmeler.

HİBE SÖZLEŞMESİNİ HAZİNE’NİN SİTESİNE KOYSUNLAR

Diğer taraftan bir diğer önemli sıkıntı, bugün de Sayın Kalın açıklama yapmış, bu uçan saray meselesidir. Uçan sarayla ilgili olarak, devletin kesesinden bir kuruş para çıkmamış. Şimdi uçan sarayın hibe olarak dahi alınmasının ne kadar ciddi bir sorun olduğunu defalarca dile getirdik ve bunun, bu milletin onurunu zedeleyeceğini ifade ettik. Ama bugün diyor ki Sayın Kalın, “devletin kasasından bir kuruş para çıkmamıştır.” Arkadaşlar bir daha tekrarlıyorum, Hazine’nin internet sayfasına bu uçakla ilgili hibe sözleşmesinin bir örneğini koysunlar. Görelim bakalım, gerçekten hibe mi, değil mi? Hibe sözleşmesini Hazine’nin internet sayfasına koysunlar. Arkadaşlar bu sarayla ilgili olarak ne dendi? Boyanıyor dendi. Bu boya paraları ne kadar? Muhtemelen içi de yenileniyor. Bu içinin yeniden tefrişatıyla ilgili ne kadar para ödenecek? Bizim duyduğumuz 100 milyon dolar. Demek ki milletin cebinden, milletin vergileriyle bir 100 milyon çıkıyor. Yoksa bunu da mı Katar Emiri boyatıyor, içini yeniletiyor? Bir diğer konu, bu uçağı uçurmanın bir maliyeti var. Bunun yıllık maliyeti 20 milyon dolar. Bunu da mı Katar Emiri verecek?

 

BÖYLE YAPARSANIZ, PROGRAMIN ADİL OLDUĞUNA İNANDIRAMAZSINIZ

Şimdi programı açıyorsunuz, birçok yerinde liyakat geçiyor. Liyakatle ilgili zaten çok ciddi bir problem var. Yine birçok yerinde bu programının tasarruf lafı geçiyor. Tasarrufu kim yapacak? Yani yoksa yine itibardan tasarruf olmaz zihniyetiyle, sarayın harcamalarında hiçbir tasarruf olmayacak mı? Bu böyle olduğu zaman siz bu milleti, bu programın adil olduğuna nasıl inandıracaksınız? O zaman bu milletten bu programa nasıl destek bekleyeceksiniz? Millet desteklemediği zaman, bu programa güven olmadığı zaman nasıl büyüme olacak? Nasıl işsizlik daha az olacak? Böyle bir şey olması mümkün değil.

 

HALKTAN KOPTULAR

Bundan 2-3 gün önce Meksiko City’e giden Meksika Cumhurbaşkanı’nın tarifeli uçağı, tarifeli uçak kullanıyor, Obrador’un tarifeli uçağı aşırı yağışlar nedeni ile 3 saat geç kalkmış. Obrador’a demişler ki, “Efendim sizden önceki Cumhurbaşkanı’nın almış olduğu bir uçak var. Niye bu özel uçakla gitmiyorsunuz?” Demiş ki, “Döner dönmez zaten bu uçağı satacağım. Başkanlık uçağına binmeyeceğim. Bu kadar yoksulluğun olduğu bir ülkede lüks bir uçağa binmekten utanırım. Artık bu kadar saçmalık yeter. Kibirli davranan siyasetçilerin iktidarı uzun sürmez.” Şimdi siz bu uçağa bindiğiniz zaman zaten o noktada inandırıcılığınız, halkın nezdinde inandırıcılığınız kayboluyor. Hep söylüyorum, halktan koptular, halktan, milletten koptular.

 

MİLLETİ KUR İLE FAİZ ARASINA SIKIŞTIRDILAR

Diğer taraftan, hatırlayın bu programdan açıklanmadan önce, geçtiğimiz hafta faizleri 6,25 puan arttırdılar, 17,75’ten 24’e çıkarttılar. Hemen arkasından yine bildiğimiz kayıkçı kavgası, “Faiz sebep midir, sonuç mudur” falan derken 6,25’lik faiz artışının etkilerini ciddi ölçüde zayıflattılar. Üstüne de şimdi bu program geldi. Yatırımcı yüzde 40 civarında faizle kredi kullanmak zorunda kalacak. Döviz kuru da 6,30’ların altına düşmeyecek. Milleti kur ile faiz arasına sıkıştırdılar.

 

CİDDİ BİR CİDDİYET SORUNU

Bu Orta Vadeli Program’la ilgili olarak ciddi bir ciddiyet sorunu var. Ne dediler? Kanun şunu diyor, Orta Vadeli Program yılın Eylül ayının ilk haftasının sonuna kadar yayınlanır. Ne zaman yayınladılar? 20 Eylül’de yayınladılar. Bununla ilgili toplantıyı sabah saat 11’de yapacaklarını söylediler, yarım saat geciktiler. Şimdi bu programın her yerinde Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin hızlı karar alma imkanını vereceği yazılıyor. Bir Orta Vadeli Programı dahi zamanında açıklayamadılar ama her yerinde “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi bu işi kolaylaştıracak” diyorlar.

 

BU ÖZENSİZLİK GÖSTERGESİ

Yine baktığımız zaman bu OVP ile ilgili olarak, YEP dedikleri OVP’yle ilgili olarak, yani kanuni adını nasıl değiştiriyorlar onu da bilmiyorum ama, bir tek isminin değiştiğini görüyoruz. Bir YEP isminin ilave edildiğini görüyoruz ama içerideki tedbirler manzumesine, tablolara, şunlara, bunlar baktığınız zaman, bundan önceki OVP’lerden hiçbir farkı yok. Diğerlerinin adeta bir devamı yani dağ fare doğurmuş oluyor. Diğer taraftan tavsiye ederim, açıklanan OVP’nin yedinci sayfasının son paragraflarına bir bakın. Devletin fiyatlandırmalarıyla ilgili bir bölüm. Aynı paragraf alt alta 2 defa tekrarlanmış. Bu özensizlik arkadaşlar, bu kadar gün bekledikten sonra, bu kadar önemli bir dokümanı hem geç yayınlıyorsunuz, hem toplantıya geç geliyorsunuz, hem de içinde hatalar oluyor. Maddi hata oluyor yani. Bu olacak bir şey değil.

 

PARALEL BÜTÇELER VAR

Diğer taraftan bana göre, ki bu çok önemli, bu programda ciddi bir saydamlık sorunu var. Bakın, bütçe üzerinden bir takım rakamlar söyleniyor, bütçe açığını şuraya çekeceğiz, bütçe açığını buraya çekeceğiz, girmiyorum onların detayına. Olur mu, olmaz mı, zor, kolay, hiçbirine girmiyorum. Ama söyleyeceğim bir şey var. Türkiye’de bu OVP, Türkiye’de paralel bütçeler olduğunu kabul etmiyor. Türkiye’de bütçe kadar büyük paralel bütçeler var değerli basın mensupları. Hangisi, kamu özel işbirliği programları. 70 milyar dolarlık sözleşme imzalandı dedim 2013’te. Toplam imzalanan sözleşme tutarı 120 milyar doları geçiyor. Bu kadarlık bir kamu altyapı yatırımı var. Bu görünmüyor. Bununla ilgili verilen garantiler, bütçenin içinde gözükmüyor. Bir TOKİ var, Toplu Konut. Ne yapıyor biliyor musunuz? Devletin, milletin arazilerini alıyor, devlete ait, Hazine’ye ait arazileri alıyor, onları satıyor, devlete bina yapıyor. Bu binalar da gözükmüyor bütçede. Bir başka önemli kalem, Cumhurbaşkanı’nın kendisini yönetim kurulu başkanlığına, damadının da yönetim kurulu başkanvekilliğine atadığı Varlık Fonu. İstediği kadar parayı, hiçbir resmi kurumun denetimine tabi olmadan harcayabiliyor. Siz bu OVP’nin içine bunlarla ilgili sınırları koymalıydınız ki, bunlarla ilgili hesapları koymalıydınız ki, hem içerde hem dışarda insanlar sizin samimiyetinize, yani tasarruf tedbirlerinizin samimiyetine inansın. Ama bunu yapmadılar.

 

OVP’NİN YÜKÜ VATANDAŞIN SIRTINA

Bir diğer önemli değerlendirme şu, diyorlar ki 75,9 milyar Türk Liralık tedbir koyduk. Ne koydunuz? Yani 16 milyar Türk Liralık geliri arttıracaklar, 59,9 milyar yaklaşık 60 milyar da harcamayı kesecekler. Neyi kesecekler? 60 milyarın yarısı 30,9 milyarı yatırımlar. Kamunun yatırımlarını kestiğiniz zaman kim etkilenecek? Millet etkilenecek. Altyapı yeteri kadar geliştirilemeyecek, millete giden bir takım hizmetlerde aksamalar olacak. Teşvikleri azaltacaklar, 13,7 milyar Türk Lirası. Ne oldu üretim? Sosyal güvenlik harcamalarını 10 milyar Türk Lirası azaltacaklar. Emeklilere müjde veriyorlar, geliyoruz, maaşlarınızla ilgili gerekli düzenlemeleri yapacağız. Emekli zaten perişan olmuş. Geçen gün anlattım, adam gidiyor, marketin kasasına geliyor, fiyatların farkında değil, faturayı gördüğünde başlıyor arabayı boşaltmaya, insanın içi yanıyor. Şimdi bu emeklilere de gidecek paralardan kesecekler. Mal ve hizmet alımlarını 2,5 milyar azaltıyorlar. Bu da esnafları etkileyecek. Bir de diğerleri var… 16 milyar da geliri arttıracağız diyorlar ama hangi gelirleri artacak, bir sürü laf söylenmiş ama gerçekten düzenleme nedir bunu bilmiyoruz. Harcama 41 milyar Türk Lirası artıyor. Bakın buradan 75,9 milyar tasarruf ediyorlar, buna karşılık faiz harcamaları 2018’den 2019’a 41 milyar Türk Lirası artıyor. Bu şunu gösteriyor, aslında OVP yükü çiftçinin, emeklinin, çalışanların sırtına yüklemeye hazırlanıyor. Buna karşılık rantiyelerle ilgili hiçbir düzenleme yok, 41 milyar ilave faiz ödeyecek.

 

İŞİ YAVAŞLATMAK İSTİYORSAN “KOMİSYONA HAVALE” EDERSİN

Yine bir başka önemli konu bence, OVP’nin içinde bir madde var, mega yatırımlar, mega projeler maddesi, mega projeler, mega yatırımlar, kamu özel işbirliği kapsamında, dış finansmanla devam edecek diyor. İkinci dokunmadığı da kendi yandaşı olan holdingler. Şimdi bu manzarayla siz, bu programın adil olduğu konusundaki güveni nasıl yaratacaksınız? Yine bir sürü onun dışında bakıyorum, ofis kuruyorlar, komite kuruyorlar, mekanizmalar var, kurullar var, platformlar var, merkezler var, programlar var. Ben bürokrasiden geliyorum, bir işi yavaşlatmak istediğimiz zaman biz bu işleri komisyona havale ederdik. Şimdi bunlar da ofislere, komitelere, mekanizmalara, şunlara, bunlara havale ediyorlar.

KRİZDEN 6 AYDA ÇIKILIR AMA BU İKTİDAR 6 YILDA ÇIKAMAZ

Neden bu biliyor musunuz? Çünkü bunlar, bu iktidar Türkiye’de kriz olduğuna inanmıyor. Kriz olduğuna inanmadığı içinde bir Orta Vadeli Program yapmış, getirmiş, 3 sene boyunca bu Orta Vadeli Programda büyüme hızı yüzde 5’i yakalayamıyor, Türkiye’nin potansiyel büyümesi olan yüzde 5’i yakalayamıyor. Finans ahalisi de “Çok gerçekçi bir program oldu, düşük büyüme koydular” diye alkışlıyor. Türkiye 2002 yılında Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı açıkladı. Programın ikinci yılında büyüme hızı yüzde 5’ti, onun da üstüne çıktı, 6 oldu. Türk ekonomisinin çok ciddi bir potansiyeli vardır. Yeter ki bu potansiyeli doğru kullanmayı bilin. Hep söylüyorum, doğru bir yönetimle bu krizden 6 ayda çıkılır. Ama şu andaki mevcut yönetim bu krizden 6 yılda çıkamaz. Yaptıkları orta vadeli programdan belli oluyor.

 

ELİNİ TUTAN MI VAR?

Dün dışarısı da bunu fark ediyor bakın. Dün Orta Vadeli Program açıklandı, dediler ki, 2018’de büyüme hızı 3,8, 2019’da da 2,3. Bizim de ortağımız olduğumuz Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) de Türkiye’yle ilgili tahminlerini aynı gün açıkladı. 2018’de onlar büyüme hızı OVP’nin 3,8 dediğini 3,2, gelecek yıl 2,3 dedikleri büyüme hızını da 0,5 olarak tahmin etti. Sonuç böyle olur, çünkü inandırıcılığınız yok. Bakın YEP eylem planı, yani OVP’de yer alan tedbirlerin hangi tarihte uygulanacağını gösteren bir eylem planı için diyor ki “Şimdi yayınlamayacağım, bütçeyle beraber yayınlayacağım.” Niye şimdi yayınlamıyorsun, elini tutan mı var? Hani Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi hızlı karar almayı sağlayacaktı, sıkıntı olmayacaktı, şuydu, buydu. Arkadaşlar açık, seçik performans kriterleriyle, vatandaşın takip edemediği programlar başarısız olmaya mahkumdur. Bu eylem planı da bir an önce açıklamak durumundalar.

 

BUNUN ADI DENGELEME DEĞİL STAGFLASYON

Diğer bir takım konularda var ama izin verirseniz ben bu çok rakam detaylarına girmek istemiyorum. Bir tek şey söyleyeceğim. 2013 yılında Türkiye’nin milli geliri 950 milyar dolardı. Bu program 2020 yılında Türkiye’nin Gayri Safi Yurtiçi Hasılasının 926 milyar dolar olacağını söylüyor. Yani, 2013 yılının yaklaşık 24 milyar dolar altında. Ne oldu bizim 2023 hedeflerimiz? Yine bu programda işsizlik ortalama olarak 2019-2021 döneminde yüzde 11,6. Ama bu işi bilenler diyorlar ki, bu işsizlik oranları çok iyimser. 1980’le 2002 yılları arasında Türkiye’de işsizlik yüzde 8,3, 2003-2017 arasında yüzde 10,7. Şimdi önümüzdeki üç yılda ortalama işsizlik rekor kıracak. 2019 yılında çok yüksek bir işsizlik öngörülüyor. Düşük bir büyüme öngörülüyor, yüzde 2,3. Yine iyimser bu da, yüzde 2,3. Enflasyonda yüzde 16 gibi oldukça yüksek bir rakam. Buna da dengeleme diyorlar. Arkadaşlar bunun adı dengeleme mengeleme değil. Bunun adı resmen stagflasyon, durgunluk içinde enflasyon.

BİR FIRSAT DAHA KAÇTI

Dolayısıyla bu Orta Vadeli Program’la ilgili fırsat da yine bir pansuman ve aspirin tedavisi manzumesinden oluşan tedbirler nedeniyle yitirilmiş oldu. Bir kere daha tekrarlıyorum, bu işin en başında, Cumhuriyet Halk Partisi olarak 13 maddelik bir eylem planını, 13 ana başlık altında verdik. Bunlar Türkiye’de artık işlerin eskisi gibi olmayacağını, dünya standartlarında ekonominin yönetileceğini, dünya standartlarında bir demokrasisinin olacağını öngören düzenlemelerdi. Bu düzenlemeleri yapmadıkları, yapamadıkları, bundan kaçtıkları sürece, bu ekonominin düzelmesi son derece güçtür.

Hepinize saygılar sunuyorum. Sorularınız varsa alayım.

 

MECLİS BAŞKANINA BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR

SORU – Efendim, Enis Bey’in durumuyla ilgili bazı açıklamalarınız oldu ama bundan sonra Cumhuriyet Halk Partisi’nin atacağı bir adım var mı? Anayasa Mahkemesi seçeneğinden bahsediliyor. Meclis Başkanıyla bir görüşmeniz olacak mı? Çünkü kararın mecliste okutulması durumunda vekilliğinin düşmesi de söz konusu olacak. Ne yapacaksınız?

FAİK ÖZTRAK – Biraz önce söyledim, daha fazla açıklamada yapmadan önce gerekçeli kararın yayınlanmasını bekliyoruz. Hukukçu arkadaşlarımız gerekçeli kararı gördükten sonra nasıl hareket edeceğimiz yönünde bir eylem planını oluşturacağız. Ama burada bir şey daha söyleyeyim, tabi ki Meclis Başkanına büyük görev düşüyor. Yani güçler ayrılığı çerçevesinde meclise mutlaka sahip çıkması lazım.

 

MHP DE SORUMLULUK ALTINDADIR, KENDİNİ BU İŞLERDEN SIYIRAMAZ

SORU – Milliyetçi Hareket Partisi liderinin önemli bir açıklaması oldu yerel seçimlere ilişkin. İstanbul’a bir aday çıkartmayacaklarını ve Ak Parti’nin adayını destekleyeceklerini söylediler. Siz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak nasıl değerlendireceksiniz?

FAİK ÖZTRAK – Milliyetçi Hareket Partisi’nin lideri zaten baştan beri ittifakı devam ettireceklerini söylüyor. Dolayısıyla bizim bu konuyla ilgili yapacağımız herhangi bir değerlendirme yok ama şunu da söylüyorum, hem bunu söyleyeceksiniz, hem bu uçak milletin içine sinmez diyeceksiniz, hem ekonomik gelişmelerden şikayet edeceksiniz, bu olmaz. İttifaksa, ittifakın sorumluluğu tüm alanları kapsar. Dolayısıyla bu uçaktan da, bu uçağın alınmasıyla, bu uçağın hibe olarak gelmesi ve kullanılmasıyla ilgili, ekonomideki kötü gelişmelerle ilgili, Milliyetçi Hareket Partisi de sorumluluk altındadır. Hiç kendini bu işlerden sıyıramaz.

 

GIDA KRİZİ TEHLİKESİ

SORU – Orta Vadeli Planla ilgili sormak istiyorum. Merkez Bankası’nın faiz artışı bir argüman olarak, bir araç olarak kullanıldı. Orta Vadeli Planda açıklandı. Bu kur artışını durduramadı. Durduramadığı gözüktü. Bundan sonra kullanılabilecek bir araç var mı? İkinci sorum, finans ve bankacılık sektöründeki borç, borca dönük Orta Vadede Planda ne var? Siz buna nasıl yaklaşıyorsunuz? Çünkü, sanırım tam alınan bir karar yok. Üçüncüsü, tarım üretici ve çiftçiye yönelik yaklaşımını nasıl görüyorsunuz planın?

FAİK ÖZTRAK – Şimdi birincisi, Trakya’da Babaeski’de Tarım Festivali vardı. Genel Başkanımızla birlikte oraya katıldık. Orada gördüğümüz manzara şu, çiftçi ekim gübresini atmayacak. Şuanda gübre fiyatları almış başını gitmiş. Çiftçi ürün fiyatıyla, gübre fiyatı arasında sıkışmış kalmış. Ne demek ekim gübresini atmayacak? Demektir ki verim çok düşük olacak. Demektir ki kalite çok düşük olacak. Demektir ki önümüzdeki yılda ciddi bir gıda kriziyle karşı karşıya kalma tehlikesi var, bunu da Genel Başkanımız orada açıkça ifade etti.

 

KÜRESEL SERMAYENİN KURUDUĞU ORTAMDA YÖNETMEYİ BİLMİYORLAR

Merkez Bankası, Orta Vadeli Program, tabi bunlar önemli araçlardı. Her seferinde bu araçlar etkisiz hale geliyorsa, ilacın dozu yetersiz kalıyorsa ki ilaç yetersiz kalsın diye de her şey yapılıyor, şu ilaçla bu alınmaz, bu ilaçla bu alınmaz, bu ilaçla bu alınmaz deniliyor. Hemen hayır, o ilacın etkisini ortadan kaldıracak diğer her türlü ilaç alınıyor. Ama bunu yaptığınız zaman her seferinde daha etkili ilaç kullanmak zorunda kalırsınız, daha etkili ilaç ne demektir? Daha düşük büyüme, daha fazla istihdam kaybı, yani daha fazla işsizlik demektir. Onun için söylüyorum, biran önce güven veren tedbirleri almak lazım, bu işi bitirmek lazım. Türk ekonomisi güçlüdür, Türk ekonomisi tedbirler doğru olduğu zaman 6 ayda bu tedbirlere hemen cevap verir. Yeniden sıçrayıp yukarı doğru gitmeye başlar. Ama bu tedbirler alınmıyor. Çünkü hastalık ve tedavi, teşhis, bunlar doğru konulmuyor. Çünkü hayatlarında bu tür bir hastalıkla karşı karşıya kalmamışlar. Bir kriz görmemişler. Binmişler küresel sermaye kayığının üstüne 2002 yılında, 2002 yılı sonundan itibaren 2003 yılında, kucaklarında da tüm dünyada güven uyandıran bir program bulmuşlar, yaslanmışlar ikisine, bugüne kadar gelmişler. Şimdi küresel sermayenin kuruduğu bir ortamda, yanlış yapılmaması gerektiğini, sürekli doğruların yapılması gerektiğinin farkında değiller. O nedenle de maliyet her geçen gün biraz daha yükseliyor.

 

YEREL SEÇİMLER BU GİDİŞE DUR DEME FIRSATI

SORU – Yerel seçimlerle ilgilide adaylar çok merak ediliyor, özellikle 3 büyük ilde. Öncelikle Bahçeli’nin yine açıklamasında 3 büyük ili kaybedersek, Cumhurbaşkanlığı sistemi tartışmaya açılır ifadesi vardı. Özellikle CHP ve HDP’ye geçmesi durumunda. Bunlarla ilgili bir değerlendirme isteriz. Hem de adaylarla ilgili Muharrem İnce ismi konuşuluyordu ki son olarak kendisinin yine Genel Başkanlık adaylığının sürdüğünü söyledi. Bazı köşe yazarları bugün Meral Akşener ismini İstanbul için dile getirdi. İsimlerle ilgili bu tartışmaya nasıl yaklaşıyorsunuz?

FAİK ÖZTRAK – Şöyle, bende sizler gibi gazetelerde izliyorum birtakım tartışmalar var ama isimlerle ilgili olarak kararı verecek olan, Cumhuriyet Halk Partisi’nin isimleriyle ilgili olarak kararı verecek olan Parti Meclisi’mizdir. Onun kararların dışında benim başka bir şey söylemem mümkün değildir ama şunu ifade edeyim, Mart ayında yapılacak olan yerel seçimler tek adam parti devleti rejiminin bu şekilde, frensiz, kontrolsüz, dengesiz bir şekilde gidişinin önünü kapatabilir. Hangi şartlarda? Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu seçimlerde bütün büyük illeri ve diğer illerde de çok önemli sonuçlar almasıyla birlikte, muhalefetin alacağı bu sonuçlarla birlikte, bu gidişe dur deme imkanı ortaya çıkar. Türkiye yeniden bir demokratik nizama, demokratik sisteme, tek adam parti devletinden kurtulmaya doğru gider. Bakın bu tek adam parti devleti rejiminin bu ülkeyi ne hale getirdiğini vatandaşlarıma bir kere daha hatırlatmak istiyorum. 24 Haziran’da seçim oldu, Türk Lirası’nın haline bir bakın. Şu enflasyona bir bakın, şu büyümeye bir bakın. İş bulamadık diye kendilerini yakmaya kalkan gençlere bakın. Fiyatların altında ezilen, kasalara, sepetlerindeki malları iade etmek zorunda kalan emeklilere bir bakın. Birde bu rejimde uçan saraylarda uçmaya kalkanlara bakın. Çok açık söylüyorum, bu sistemin milletimize hiçbir şey vermeyeceği 3 ay geçmeden belli olmuştur. Bu nedenle de bu rejimin kendisine bir çeki düzen vermesini, daha sonrada demokratik sistemin önünün açılmasının yolu, bu mali idare seçimleridir. O nedenle bu mali idare seçimlerinde milletimizin oylarını kullanırken, hem kimlerin kendilerine en iyi hizmeti vereceğine bakmaları, hem de bu seçim sonucunda Türkiye’de ki demokratik dengeleme yapısının nereye doğru gidebileceğini görmeleri gerekir diye düşünüyorum. Değerlendirmeleri gerekir. Sonunda ne yapacaksa milletimiz yapacaktır.

Evet, teşekkür ediyorum arkadaşlar.

 

BU İKTİDAR KRİZİ 6 YILDA AŞAMAZ

 

Aslında krizden 6 ayda çıkılır ama…

BU İKTİDAR KRİZİ 6 YILDA AŞAMAZ

 

TEKİRDAĞ – CHP’li Öztrak, Türkiye’nin ekonomik krizden doğru politikalarla 6 ay içinde çıkabileceğini ama mevcut iktidarın 6 sene bile geçse krizin altından kalkamayacağını söyledi. 2002 krizi sonrasında Hazine Müsteşarı olduğunu hatırlatan Öztrak, “Türkiye ekonomisi o dönemde 6 ayda kendini topladı. Ama bu yönetim ‘Kriz yok, manipülasyon var’ diyerek, uçan saraylar alarak, kendini Varlık Fonu Şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı atayıp damadını da vekil yaparak, Türkiye’deki krizin farkında olmadığını göstermiştir. 6 sene bile geçse bunlar bu krizin altından kalkamaz” diye konuştu.

 

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, CHP Tekirdağ İl Başkanlığı’nda basın toplantısı düzenledi.

 

 

BERBEROĞLU VE ERDEM SİYASİ TUTSAK

Toplantıya Gaziler Günü’nü kutlayarak başlayan CHP’li Öztrak, bu önemli günde en büyük gazi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün daha iyi anlaşılması gerektiğini kaydetti. CHP PM üyesi Eren Erdem’in 19 Eylül’de görülecek davasının iptal edildiğini, 3 aydır tutuklu olan Erdem’in duruşmaya çıkarak savunma yapamadığını belirten Öztrak, “Hem Milletvekilimiz Enis Berberoğlu hem de PM üyemiz Eren Erdem siyasi tutsaktır” diye konuştu.

Bu hafta başlayan yeni Eğitim ve Öğretim yılında öğrenci ve öğretmenlere de başarılar dileyen Öztrak, basın toplantısında özetle şunları söyledi:

 

 

YEREL BASIN ZOR DURUMDA, İKTİDAR ÖNLEM ALMALI

Eğitim deyince akla hemen kağıt geliyor. TL’nin aşırı değer kaybetmesi sonucu, 98 yıllık Resmi Gazete’nin artık kağıda basılmayacağı açıklandı. Ama bunun çok daha ciddi sonuçlarının yerel basında olduğunu biliyorum. İşten çıkarmalar var, kağıt meselesi yerel basınımız açısından önemli bir problem. İktidarı bir an önce kağıt fiyatlarıyla ilgili önlem almaya çağırıyorum.

 

DÖVİZLE SÖZLEŞMEYİ YASAKLIYOR AMA VATANDAŞLIĞI DÖVİZLE SATIYOR

Erdoğan bugün “Türkiye’de artık dolarla sözleşme yapılmayacak” diyor. Fakat Hazine ve Maliye Bakanlığı, döviz kredisi kullanarak yatırım yapanların dövizle sözleşmelerinin devam edeceğini söylüyor. Şu yapılan AVM’lerin çoğu dövizli krediyle yapılmıştır. O halde, AVM’lerde dövizle kira kontratlarını TL’ye çevirmenin mümkün olmayacağı anlaşılıyor. Ama daha vahimi var. Bu sabah bir karar yayınladınız, şu anda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını dolara endeksli satıyorsunuz, sonra da “Türkiye’de kriz yok bu manipülasyon” diyorsunuz.

 

KİM EZİLİYORSA YANINDA OLACAĞIZ

İstanbul’daki yeni Havalimanı çalışanları bir eylem yaptı, bu eylemle ilgili olarak Ulaştırma Bakanlığı bir açıklama yapmış. Bakanlık Gezi Olaylarından başlıyor, bazı marjinal gruplar diyor, HDP ve CHP’li vekillerin destek verdiği provokasyonlar diyor.

Bu iktidar partisi bizi sürekli HDP ile yan yana getirmeye çalışıyor. Bizim arkadaşlarımız oraya durumu gözlemlemek için gitti. Orada bir ıstırap var, tahtakurusu içinde yatan işçiler var, dayak yediklerini söyleyen işçiler var. “Basına yansımıyor ama işçiler iş kazalarında ölüyor” deniyor, tutuklanan 24 işçi var. Öyle anlaşılıyor ki çalışma izni olmadan çalışan işçiler var. CHP’li vekiller provokasyon yapmak için değil emekçinin hakkına sahip çıkmak için oraya gitti ve bundan sonra da bu ülkede kim eziliyorsa onların yanında durmaya devam edeceğiz.

 

ATANMIŞLAR, SEÇİLMİŞLERLE İLGİLİ YORUM YAPAMAZ

Bakanlık açıklamasında İGA’dan bahsediyor. Bu İGA inşaatı yapan şirket. Anlamı İstanbul Grand Airport. Bir de sabahtan akşama yerli ve millilik taslıyorlar. Şirkete işçilerin sorunlarını giderme talimatı verilmiş. İşçinin sorununu gidermek üzere oraya Çalışma Bakanlığı yetkililerinin gitmesi lazım, devlet budur.

Bugünkü Ulaştırma Bakanı bir atanmıştır, siyaset yapmamalıdır. Ama açıklamada Gezi’den başlayıp CHP milletvekillerini suçlamaya kadar geliyorsa bunu anlamak da mümkün değildir. Bugün idarenin yaptığından veya yapmadığından bir tek kişi sorumludur. O da tek adam parti devletinin başı Erdoğan’dır. Milletvekilleriyle ilgili bir şey söylenecekse bunu siyasi sorumlu söylemelidir. Atanmışlar, seçilmişlerle ilgili yorum yapmaya başlarsa her şey birbirine girer kaos olur. Bugüne kadar “bürokrasinin milli irade üzerinde ipoteği var” dediler. “Vesayeti kaldıracağız” dediler, şimdi bürokrat bakanları başımıza vasi olarak getirme niyetindeler, bunu kabul etmek mümkün değil.

 

MİLLETİN HAL-İ PÜR MELALİ BU…

Dün TÜİK 2017 Yaşam Koşulları Araştırmasını yayınladı. Bu ülkede 54,6 milyon yurttaşımız konut masrafları altında eziliyorum diyor. 47,5 milyon vatandaş borçlar ve taksitleri ödemekte zorlanıyorum diyor. Buna konut taksitleri dahil değil. 26,8 milyon vatandaşımız soframa iki günde bir, bir kap et yemeği koyamıyorum diyor. 16,3 milyon vatandaşımız evimin ısınma masrafını karşılamakta zorlanıyorum diyor. 46,8 milyon yurttaşımız evimdeki eski mobilyaları değiştiremiyorum diyor. 25 milyon vatandaşımız beklenmedik harcama çıkarsa ben bunu karşılayamıyorum diyor. Milletimizin hal-i pür melali bu. Maaş ve ücretlerin toplam gelir içindeki payı düşmüş, ne artmış? Gayrı menkul rantları, hisse senetlerinden, Hazine kağıtlarından vesaire elde edilen gelirler artmış. Üretenlerin gelirlerinden alınmış, rantiye gelirlerine ilave olmuş.

 

TEK ADAM ARZUSU GÖZLERİNİ KÖR ETTİ

Enflasyon sene başından bu yana mevcut serinin rekorunu kırmış, TL sene başından bu yana yüzde 40 değer kaybetmiş, son 3 yılda TL’de değer kaybı yüzde 70. Alışveriş durmuş, vadeli satışlar durmuş. Şirketler sıkıntıda. Sonra “Bu kriz değil manipülasyon” diyorsunuz. Türkiye’yi borca batırdılar, üretime dayalı büyümek yerine sıcak parayla ekonomiyi şişirmeyi tercih ettiler. Tek adam arzusu gözlerini kör etti. Ne ekonomi ne demokrasi gördüler. Ekonomi bu hale geldi.

 

HİBEYSE BELGELERİ AÇIKLANSIN

Şimdi, “Bu kriz bizim krizimiz değil” diyorlar. Bu kriz sizin kriziniz değil. Siz o kadar bu işlerin farkında değilsiniz ki kalktınız kendinize uçan saray almak için araştırma yapmışsınız. Katar Emiri de “Ben uçağı satmam hediye ederim” demiş. Dünyanın en pahalı ve lüks uçağını. ABD’de Obama bu uçağı sipariş etti, Trump iş başına gelince bu kadar pahalı uçak alınır mı diye müdahale etti. Ülkede pazar yeri yangın yeri, aile bütçeleri perişan. Yumurta fiyatı bir ayda yüzde 20, elektrik fiyatı iki ayda yüzde 18 artmış. Daha da artacak. Hal böyleyken “Bu kriz bizim krizimiz değil, kendimize uçan saray alalım” diyorsunuz. Bir de boyatıyorsunuz, içini yeniliyorsunuz. Aldığımız bilgilere göre boyama yenileme işleri 100 milyon dolarmış. Soruyorum, bu Uçan Sarayın boyanması işinin yapılması kaç dolardır. İkinci soru, hibe diyorsunuz, bunun esas ve usulleri var. Hibe olması bizim onurumuza dokunuyor. Hibeyse bunun hibe mektubunun, anlaşmasının Hazine’de olması lazım, Hazine bunu internet sitesine koysun, milletimiz de bunun hibe olduğunu görsün.

 

BU KRİZ 6 AYDA AŞILIR AMA BUNLAR 6 YILDA AŞAMAZ

Geçtiğimiz hafta Merkez Bankası, AKP döneminin en yüksek faiz artışını yaptı. Faiz 17,75’ten 24’e çıktı. Piyasada kredi faizinde yüzde 40’tan aşağısı konuşulmuyor. Bu faizle çiftçi, esnaf, vatandaş, iş adamı ayakta kalamaz. Yatırımcıyı götürüp bankaya teslim ettiniz.

Bu krizin üstesinden aslında 6 ayda gelinir. 2002’de Türkiye bir kriz yaşadı, ben Hazine Müsteşarı oldum, Türkiye ekonomisi 6 ayda kendini topladı. Ama bu yönetim “Kriz yok, manipülasyon var” diyerek, uçan saraylar alarak, kendini memleketin elde kalan son gümüşlerinin devredildiği Varlık Fonu Şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı atayıp damadını da vekil yaparak, Türkiye’deki krizin farkında olmadığını göstermiştir. 6 sene bile geçse bunlar bu krizin altından kalkamaz.

 

İKİ HAREKET YAPTINIZ, BERBAT ETTİNİZ

Bir krizi yönetmek güven işidir. Adil olduğunuzu göstereceksiniz. Vatandaşa yapma dediğinizi siz yaparsanız olmaz. Kendinizi Varlık Fonu Şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı yapar, uçan saray alırsanız vatandaşa “tasarruf et, biraz sıkıntı çekeceksin ama düze çıkacağız” dediğin zaman vatandaş buna inanmaz. Türkiye’de 16 yıldır yapılmış en yüksek faiz artışını yaptınız ama bunları yaparak güveni bitirdiniz. Aslında faiz artışı nefes imkanı sağlıyordu, bunun arkasına güçlü bir programı koysaydınız bu iş yavaş yavaş düzelirdi. Ama siz 6,25’lik faiz artışının etkisini ve hatta OVP’nin beklenen etkisini yaptığınız iki hareketle bitirdiniz. Şimdi piyasada pompalanıyor, yarın şöyle böyle olacakmış. Etkisi olmayacak.

 

VATANDAŞLIKTA DAMPİNG

Bugün Tekirdağ’da bir esnafla konuşuyordum, “Bak Faik Bey bu enflasyon değil devalüasyon; 8,4 şiddetinde deprem, etkilerini yavaş yavaş görüyoruz. Yarın öbür gün şuraya bir demet döviz konduğunda, karşısına onun 3 katından yüksek tapular koymak zorunda kalacaksın” dedi. Durum bu. Türkiye’de artık dolara endeksli vatandaşlık satılıyor bir de damping yapmışlar.  Eskiden 2 milyon dolarlık yatırım yapana veriliyordu, şimdi 500 bine veririz diyorlar. İşler vahim, daha vahimi bunun farkında olmayan bir iktidar tarafından yönetiliyor olmamız. 24 Haziran’dan bu yana tek adam parti devleti rejiminde her iş kötüye gidiyor. “Bu tek adam parti devleti rejiminden hayır gelmez” dedik. Vatandaşın cebi boşaldı.

 

KILIÇDAROĞLU BABAESKİ’YE GELİYOR

Toplantıda Tekirdağ gündemiyle ilgili değerlendirmelerde de bulunan Öztrak, Babaeski’deki Tarım Festivali’ne CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun da katılacağını söyledi. Çiftçilerin girdi fiyatıyla ürün fiyatı arasında sıkıştığını belirten Öztrak sözlerini şöyle sürdürdü:

 

TÜRKİYE GIDA KRİZİNE DOĞRU GİDİYOR

Çiftçi, ekim gübresi atmayacağım diyor, bu verim ve kalite düşecek demek. Türkiye gıda krizine sürükleniyor. İlk etkileri tarım üzerinde göreceğiz. Sanayiye ve diğer kesimlere de etkisi olacak.

 

 

BİZ YAPALIM DİYORUZ, ONLAR VERMİYOR

Tekirdağ’da daha Büyükşehir olmadan Şehir Hastanesi için araziyi İl Genel Meclisi kararıyla tahsis ettik. Şu anda orada göstermelik hafriyat yapılıyor ama ben biliyorum ki o inşaat yürümüyor. Sağlık Bakanlığı’ndaki müzakereler devam ediyor. Biz yapalım diyoruz bu sefer onlar vermiyor. Yirmiyi aşkın Hazine arazisiyle ilgili taleplerimiz var, belediyelerimiz park yapsın, tesis yapsın diye… Bunların hepsi Ankara’da sümenaltı edilmiş vaziyette. AKP milletvekilleri bunları neden takip etmiyor?

 

HAYRABOLU YOLU BİR BAŞKA BAHARA

Hayrabolu yolu… Kamyonlar orada gidip geliyor. Ama söyledim, bu ödenekle bu yol bitmez. Şimdi bu yol gecikeceği için bu yolun ödeneği de alınıp başka yere tahsis edilecek. Bir an önce bitsin diye, Cumhurbaşkanı öyle dedi, bir tek Kamu Özel İşbirliği projelerine dokunmayacağız, diğerlerine dokunacağız dedi. Dolayısıyla Hayrabolu Yolu da bir başka bahara kalmış oldu.

 

SOYBİS KÜTÜĞÜNÜ VERMİYORLAR

Belediyelerimizin kriz süreci derinleştikçe sosyal hizmetlerini artırması lazım. Bununla ilgili bir SOYBİS kütüğü var. O kütükte ihtiyacı olan insanlar var. Bunu bize verin diyoruz, yok sistem bozuldu, şu oldu bu oldu diyorlar, vermiyorlar. Sonra Ankara’daki iktidar bize belediyeciliği öğretmeye kalkıyor. Şurada Galata Deresi var. Saray… Islahı yapan müteahhit gitmiş TESKİ’nin arıtma tesisinin borularını patlatmış, her yerde kanalizasyon akıyor. Bir sürü yol var bitiremedikleri.

 

BİZ HERŞEYİN HESABINI VERMEYE HAZIRIZ

TESKİ’nin bugüne kadar tamamlanan ve süren projeler için toplam 664 milyon TL yatırım yaptığını ayrıca Büyükşehir Belediyesi’nin yatırımının 1 milyar TL civarında olduğunu ifade eden Öztrak, şunları belirtti:

Yüzüncüyıl’da çökme oldu. Çökme yarım metre. Savunmak için söylemiyorum. Eski su hattı var, onun altından yeni yağmur suyu şebekesi geçiyor. Eskiden yapılmış olan şebekede bir çatlak çıkıyor ve o, yeni yapılan sistemin içine akıyor, burada bir çökme oluyor. Bu çökme ulusal basına kadar gündeme geldi. Çok şükür can kaybı yok, araçlarda olan zararı Büyükşehir Belediyemiz tazmin edecek. Burada herhangi bir sıkıntı var mı kontrol ve yapımla ilgili, gerekli incelemeleri Büyükşehir Belediyemiz yapacak. Hiçbir şey yapmıyorlar ama belediye ile ilgili en ufak bir sıkıntı oldu mu ulusal basında ilk sıralara çıkıyor. Buyursunlar, biz her şeyin hesabını vermeye hazırız.

 

CHP YEREL SEÇİMDE İDDİALI

Öztrak, Tekirdağ’ın vergi ödemede hep ilk 10 il arasında olmasına karşın merkezi yönetim yatırımlarında 2014’te 32. Sırada iken 2017’de 41. Sıraya düştüğünü ifade etti.  Öztrak, CHP’nin önümüzdeki yerel seçimlerde de tüm belediyeleri kazanacaklarını söyledi.

 

BİZ DARBECİYE DARBECİ DERİZ

Toplantının soru cevap bölümünde ise Öztrak, İş Bankası’ndaki CHP hisseleri tartışmasıyla ilgili soru üzerine Türkiye’de krizi saklamak için bu tartışmaların ortaya atıldığını belirtti. CHP’nin sadece yüzde 28’lik Atatürk hisselerini temsil ettiğini, partinin buradan bir gelir elde etmediğini, gelirin Türk Dil ve Tarih Kurumu’na devredildiğini, bankacılık işlemlerine karışmadıklarını belirten Öztrak, “Atatürk’ün hisselerini Atatürk’ün vasiyeti gereği temsil ediyoruz. Bu çok mühim. Vasiyet özel bir sözleşmedir, sözleşme özgürlüğüne tabidir. Özel bir sözleşmeyi devlet kararıyla değiştirmeye kalkarsanız, bu mülkiyet hakkına müdahaledir. Mülkiyet hakkına müdahale ederseniz krizi kendiniz yaratmış olursunuz. Yatırımcı gelmez. Nasıl bu kadar rahat konuşabiliyorlar? 12 Eylül generallerinin beceremediğini bunlar becermeye çalışıyor. Biz sivil darbe deyince de kabul etmiyorlar. Bizim partimizde darbeciye darbeci denir” değerlendirmesinde bulundu.

 

BU İKTİDARI FRENLEMENİN VE DENGELEMENİN YOLU YEREL SEÇİMDE CHP’YE DESTEK VERMEK

Bir başka soru üzerine Öztrak, belediye seçimleriyle ilgili aday takviminin Ekim ayında başlayacağını, CHP gündeminde artık kavga olmadığını söyledi. CHP’nin neyle karşı karşıya olduğunu bildiğini belirten Öztrak, devlet yeniden yapılandırıldığını, tecrübeli kriz döneminde çalışmış uzmanların personel havuzlarına devredildiğini, yerel seçimlerin bir de genel yanının olduğunu kaydetti. Öztrak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu gidişin önüne bir fren ve denge mekanizması koymanın yeri bu seçimlerde CHP’ye gerekli desteği vermektir. Ancak bu şekilde bu iktidarı frenlemek ve dengelemek mümkündür.”

Öztrak, başka bir soru üzerine de CHP’nin yerel seçimlerde ittifak gündeminin olmadığını, diğer partilere oy veren seçmenlerin tümünün oyuna talip olduklarını, bu konuda bir görüşme içinde olmadıklarını belirtti.

BU SİZİN KRİZİNİZ DEĞİL, SIRTINA ÇÖKTÜĞÜNÜZ MİLLETİN KRİZİ

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI VE PARTİ SÖZCÜSÜ FAİK ÖZTRAK’IN BASIN TOPLANTISI
(17 EYLÜL 2018)
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, bugün MYK sürerken düzenlediği basın toplantısında şunları belirtti:

MECLİS AÇILIR AÇILMAZ 3 YASA
Bugün 2018-2019 ders yılı başladı. 18 milyon öğrencimiz için ders zili çaldı. Tabi birçok sorunlar var eğitim, öğretim yılı başlarken. Bunların başında şunu duyuyoruz, birçok ders kitabı öğrencilerimize daha ulaşmamış. Öğretmeni olmayan okullarımız var. Bunun yanı sıra istediği okula giremeyen öğrencilerimizde açık liselere yönlendirilmişler. Meclis açılır açılmaz ilk işimiz bir Öğretmen Meslek Yasasını, Meclis’e sunmak olacak. Bu yasada öğretmenlerimize, öğretmenler gününde bir maaş ikramiye verilmesi, 3600 ek göstergenin verilmesi gibi hususlar olacak. Öğretmenlerimizi bu sözleşmenin baskısı aslında, sözleşmeli olmanın baskısı altından biran önce kurtarmak istiyoruz.

BÜTÇE AÇIĞI VE MEVSİM ETKİLERİNDEN ARINDIRILMIŞ İŞSİZLİK ARTIYOR
Bugün Merkez Yönetim Kurulu toplantımızda Meclis İçtüzüğüyle ilgili olarak Grup Başkanvekillerimiz bize bilgi verdiler. Aslında resmen bize intikal etmiş bir şey yok ama ortada iktidar partisinin içtüzük önerileriyle ilgili bir takım söylentiler var. Bunlarla ilgili bir takım değerlendirmelerde bulundular. Konuyla ilgili açıklamaları Grup Başkanvekillerimiz sizlere yapacaklar. Yine bugünkü toplantıda ekonomideki son gelişmeleri ele aldık. Onun dışında yine bu kapsamda Türkiye’de ekonomiyi de ilgilendiren uçan saray meselesini, diğer konuları da nedir, ne değildir, bunları da gözden geçirme imkanını bulduk.
Değerli basın mensupları, bu sabah gelirken önce işsizlik verileri açıklandı. İşsizlik rakamları yeniden çift haneli hale geldi, yüzde 10,2. Yine her zaman söylediğim aylıkları karşılaştırmak bakımından kullanılan bir işsizlik göstergesi var, mevsim etkilerinden arındırılmış. O da yüzde 11’e tırmanmış vaziyette, artmaya devam ediyor, son 4 aydır sürekli artıyor. Dolayısıyla işsizlik meselesi ciddiyetini koruyor. Bu çerçevede genç işsizliğinde yüzde 19’u aşmış olması da yine önemle üzerinde durulması gereken bir husus. Bunun dışında yine ekonomiyle bir başka veride, bankaların ticari işletmelere dağıtmış oldukları pos cihazları var. Geçen yıl pos cihazı sayısı 1 milyon 700 binmiş. Bu yıl, Haziran ayında 1 milyon 600 bine düşmüş. Yani yaklaşık yüzde 7’lik bir azalma var. Bu da ekonomideki sıkıntıyı gösteriyor. Diğer taraftan biraz önce bütçe açıklandı. Bütçe açığı geçen sene 25 milyar Türk Lirasıymış, 25,2 tam rakam. 50,8 milyar Türk Lirası’na ulaşmış. Yani bütçe açığımız yüzde 102 artmış, ikiye katlanmış. Faiz giderlerimiz geçen yıl 38 milyar TL imiş, bu yıl 50 milyarı geçmiş, bütçeden ödenen faizler. Buda yüzde 31 buçuk bir artış yapıyor.

BU SİZİN KRİZİNİZ DEĞİL, SIRTINA ÇÖKTÜĞÜNÜZ MİLLETİN KRİZİ
Değerli basın mensupları, aslında ekonomide tüm göstergeler hızla kötüye doğru gidiyor. Ama geçtiğimiz hafta tek adam, TESK Genel Kurulu’nda, “Bu kriz bizim krizimiz değildir” dedi. Evet, sizin kriziniz değil. Aslında bu kriz, sofrasına 2 günde bir, bir kap et yemeği koyamayan 29 milyon vatandaşımızın krizi. Bu kriz, 1 ay içinde aldığı yumurta yüzde 20 zamlanan, son 2 ayda kullandığı elektriğe yüzde 18, doğalgaza yüzde 14 daha fazla para ödemek zorunda kalan Ayşe Teyzemizin krizi. Bu kriz, faturayı görünce ay sonunu getirebilmek için, aldığı malları kasada bırakmak zorunda kalan emekli Ali Rıza Amca’nın krizi. Bu kriz, işini korumaya çalışan işçinin, emekçinin krizi. Bu kriz, işyerini korumaya çalışan esnafın krizi. Bu kriz, fabrikasını kurtarmaya çalışan sanayicinin krizi. Bu kriz, gübre fiyatlarıyla ürün fiyatları arasında ezilip kalan, arazisini önümüzdeki yıl nasıl ekeceğini düşünen çiftçimizin krizi. Evet, bu kriz sizlerin krizi değil. Bu kriz, sizlerin sırtına çöktüğünüz milletimizin krizi.
BU ÜLKENİN KATAR’IN HİBESİNE İHTİYACI YOK
Saraylarda oturuyorlar, efulileri içiyorlar, smoothieleri içiyorlar, aile boyu seyahatler yapıyorlar, gösterişli toplantılar yapıyorlar ama son bir şey yaptılar ki bu gerçekten her şeyin tuz biberi oldu. Türkiye’ye Katar, bir uçan saray hediye etmiş, hibe etmiş. Ama öncesi var. Diyor ki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Genel Başkanı, aslında diyor biz bu uçakla ilgilendik. Yani millet krizde inim inim inlerken, onlar bir uçan saray almak için gerekli girişimlerde bulunmuşlar. Katar Emiri’de demiş ki, “Ben bu uçağı Türkiye’ye satmam, hibe ederim.” Yazıktır, günahtır. Bu ülkenin Katar’ın hibesine ihtiyacı yok. Bu ülkenin Katar Emiri’nin kullandığı uçağı, kullanmaya ihtiyacı yok. Bu ülkenin yöneticilerinin saray uçaklarla, uçan saraylarla sağa sola gitmelerine de ihtiyaç yok, gerek yok. Bırakın Katar’ı, herhangi bir ülke kalkıp bize 500 milyonluk bir uçak hibe etse, bizim onurumuza dokunur, gururumuzu zedeler. Nerede kaldı bu iktidarın sabahtan akşama kadar ağzından düşürmediği yerlilik ve millilik? Bu mu onların yerli ve milli olma anlayışı?
MİLLETTEN KOPTULAR
Hep söylüyorum, milletten koptular, varsa yoksa kendi yandaşları. Bakın geçen gün tasarruf tedbirleri açıklanıyor. Hemen bitecek yatırımlara öncelik vereceğiz, şunu yapacağız, bunu yapacağız, yatırımlar durduruluyor. Öyle anlaşılıyor, öyle görülüyor. Kamu yatırımları duruyor. Ama bir şey söylüyor hemen arada. Diyor ki, kamu özel işbirliği projelerine devam edeceğiz. Niye? Bu kamu özel işbirliği projeleri aslında sizin hazineden dolarla garanti verdiğiniz ve açık söyleyeyim, yandaş holdinglerinize sunduğunuz bir takım projeler. Bunun sebebi yandaş holdingler kar etmeye devam etsin, budur.
HAVALİMANI GECİKECEK Mİ?
Bir de şuanda önümüzde bu uçan sarayın ineceği bir havaalanı meselesi var. Buna 3. Havaalanı diyorlar. Bu havaalanını açtıklarında ikincisini kapatacaklar. Dolayısıyla İstanbul’da 2 tane havaalanı olacak. Dolayısıyla bu 2. Havaalanı. Önce bu havaalanının pistlerinin çöktüğünü duyduk. Sonra taşımalarla ilgili yapılan ihalelerde sorunlar var dendi. Şimdi orada çalışan emekçiler ayakta. Emekçiler tahta kurusundan şikayet ediyor, dayak yiyorlar, ölen emekçiler var. İnsanca çalışma şartları istiyorlar. Onlar insanca çalışma şartları istiyorlar, üzerlerine TOMA’larla gidiliyor, biber gazı sıkılıyor, kapıları kırılıyor, emekçiler gözaltına alınıyor. Şuanda bir Genel Başkan Yardımcımız Sayın Veli Ağbaba ve 10 arkadaşımız sabahtan oraya gittiler. Ne oluyor? İstanbul Valisi açıklama yapıyor. Burada diyor bir provokasyon girişimi var diyor, havaalanının açılışıyla ilgili. Bu havaalanının açılışı galiba 29 Ekim’e yetişmeyecek. O nedenle de iktidar bunun yetişmemesiyle ilgili gerekçe arıyor. Gerekçe ne olursa olsun, Türkiye 24 Haziran’dan sonra tek adam rejimine geçmiştir. Kim ne yaparsa yapsın bir tane sorumlu vardır, o da tek adam. 29 Ekim’de bu havaalanı açılmazsa, bunun hesabı tek adamdan sorulacaktır.
KAMU YÖNETİMİNDE GÖRÜLMEMİŞ BİR OLAY
Geçtiğimiz hafta yine çok ilginç bir olay yaşadık. Hatırlayacaksınız, bu ülkenin elde kalan son gümüşlerinin devredildiği bir Varlık Fonu var. Tek adam önce kendini bu Varlık Fonu’nun Yönetim Kurulu Başkanlığına atadı, daha sonra damadını da başkanvekili yaptı. Örtülü ödeneği de ikisi kullanıyordu, birlikte kullanıyorlardı. Şimdi Varlık Fonu’nu da birlikte yönetecekler. Bu, kamu yönetiminde bugüne kadar görülmemiş bir olay.
MİLLETİN DERDİNE DERMAN OLACAĞINA VARLIK FONU’NA PATRON OLDU
Öyle anlaşılıyor ki önce Sayın Erdoğan herkesin Cumhurbaşkanı olmak yerine partisinin genel başkanı olmayı tercih etti. Geçen hafta yaptığı bu uygulamayla da Varlık Fonu’na patron olmayı, milletin derdine derman olmaya tercih etti. Bu görüntü bir çadır devleti görüntüsüdür. Bu görüntü, ülkenin zaten içine düştüğü güven sorunu problemini aşmasını daha da zorlaştırır. Bu ancak Ortadoğu ülkelerinde görülen bir tablodur ve çok açık söyleyeyim, Türkiye’nin artık Dünya’daki başarısız devletler ligine düşmesine ramak kalmıştır.
OVP NEDEN GECİKTİ?
Geçtiğimiz hafta yine Orta Vadeli Programı bu ayın 20’sinde, yani bu hafta açıklayacaklarını ilan ettiler. Kanun ne diyor? “Orta Vadeli Program Eylül ayının ilk haftasının sonuna kadar açıklanır” deniliyor. Yani 10 gün geç kaldılar. Buradan her hafta söylüyorum, kurbağanın gözü patladı diyorum, onlar bugün herkesin beklediği orta vadeli programı 10 gün geciktirmeyi göze alabiliyorlar. Şimdi söylüyorum, 100 günlük icraat programı açıkladılar, tutmadı. Yeni ekonomi modeli dediler, olmadı. Türk Lirası çökmeye, faiz coşmaya devam etti. Fiyatlar azdı gitti. Enflasyon aldı başını gitti. Şimdi bu iki önemli belge tutmadı, “Hadi bu sefer biraz pansuman tedbirleri, biraz aspirin tedavisiyle bu işi götürelim” dediler, o da tutmadı. Son hafta, geçtiğimiz hafta dolarla yapılan sözleşmeleri Türk Lirası’na çevirmeyi öngören bir yasal değişikliği açıkladılar. Açıkladılar ama bununla ilgili kur ne olacak, şu ne olacak, bu ne olacak, hala daha bütün belirsizlikler sürüyor, devam ediyor.
VATANDAŞIN SIRTINA YÜK YÜKLEMEYE GELİNCE BELİRSİZLİK YOK
Ama bu sabah Ankara Belediyesi bir açıklama yaptı. Vatandaşın kartında bulunan doğalgaz kontörlerini Türk Lirası’na çeviriyoruz. Hemen oldu, açık seçik, neden? Şimdi sabah bakıyorum basına vermişler. Eskiden kota varmış, şimdi kota olmayacakmış, şuymuş, buymuş. Arkadaşlar burada yapılan bir tek şey var, bundan böyle doğalgaz fiyatlarına yapılan zamlar anında vatandaşa yansıtılacak, bunun söylediği bu düzenlemenin söylediği şey bu. Vatandaşın sırtına yük yüklemeye gelince burada hiçbir tereddüt yok, hiçbir belirsizlik yok. Ama diğer işlere gelince hep bir tereddüt, hep bir belirsizlik.
BUNUN TÜRKÇESİ: BATIK ŞİRKETE BATIK DEMEYİN
Bir başka önemli düzenleme hafta sonunda yapıldı arkadaşlar. Bu düzenlemede muhasebeyle ilgili olarak, şirketlerin sermaye kaybının veya borca batık olmalarının hesabında, kur farklarının, kur farkı zararlarının dikkate alınmayabileceğine dair düzenleme yapıldı. Bunun Türkçesi şu demektir: “Batık şirkete batık demeyin.” Şirketlere de diyorlar ki, ya da kamuoyuna da şöyle bir açıklama olmuş oluyor, “Kur farkı zararını yazmayın. Biz Türk Lirası’nın kısa sürede yeniden eski değerine geleceğini tahmin ediyoruz.”
ŞİRKET BİLANÇOLARINA DEVLET ELİYLE MAKYAJ
Açıklayacaksınız Orta Vadeli Programı, göreceğiz bakalım orada kuru ne almışsınız. Bunun adı şirket bilançolarına devlet eliyle makyaj yapmaktır. Hatta bunu yaptığınız zaman, şirket bilançolarına olan güven biter ve bir takım çevrelerde de piyasada ciddi bir batık var, bu nedenle de bunu devlet eliyle gizlemeye çalışıyorlar izlenimi yaratırsınız. Açık söyleyeyim, bir iş yaparken, bir başkasını bozuyorlar.
SAATLİ BOMBA ETKİSİ
Bir cin fikir atılıyor ortaya ama o cin fikrin ekonomide bir saatli bomba etkisi yapacağı düşünülmüyor. Bunun başka yolları var. Bilançoyu bozmadan, bilançoda zararı, karı açık seçik göstererek de yapmanın yolları var. Yani enflasyon muhasebesi uygulamasını erkene çekin, gözüksün. Orada kredinin bugünkü kurlarla karşılığı, öbür taraftan alınan malın bugünkü kurlarla karşılığı da gözüksün. Arkadaşlar, bu şekilde bu işin gitmesi mümkün değil. Ben, iktidarı artık kendilerine bir çeki düzen vermeye çağırıyorum. Bu Orta Vadeli Program’da eğer aspirin tedavisinden ve pansumandan ibaret olursa bu, milletimize çok ciddi bedeller ödetir.
OVP DE YETMEZ, SİYASİ VE HUKUKİ REFORM LAZIM
Bakın ne olması lazım, aslında biz bu krizin başında 13 tane madde önerdik. 13 tane başlık. Bu başlık içinden seçecekleri bir takım, bu başlık altındaki bir takım düzenlemelerle ekonomiyle ilgili olarak gerekli güveni yaratmaları mümkün. Bakın, orta vadeli programda şunlar olmalı, bir kere acil ve orta vadeli bir takım önlemler görmeliyiz. Orta Vadeli Program, yatırımcıya, tüketiciye, vatandaşa, herkese bir ufuk vermeli. Borçlanmayı değil, üretimi öncelemeli. Ekonomiye güveni tekrar sağlamalı. Ayakları yere basmalı. Çapalar olması lazım, güveni sağlayacak şekilde ve bu çapaların takvimlenmesi lazım, bir takvime bağlanmış olması lazım. Ama şunu söyleyeyim, artık ekonomi için yapılmış olan bir Orta Vadeli Program da piyasalarda beklenen toparlanmayı sağlamaz. Türkiye’de demokrasiye olan bağlılığı, hukuk devletini, insan haklarını, basın özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü güçlendirecek siyasi ve hukuki reformlarında biran önce kamuoyuna açıklanması gerekir.
TEK ADAM REJİMİ 80 MİLYONU EZMEK İÇİN KURULDU
Hatırlayacaksınız 24 Haziran’dan önce Sayın Erdoğan, “Siz bu kardeşinize 24’ünde oyu verin, yetkiyi verin, ondan sonra bu faizle, şunla-bunla nasıl uğraşılır göreceksiniz” dedi. Ne oldu? Geldi, AKP iktidarının en yüksek faiz artışını yaptı. Sonrada buna oy veren vatandaşlar, “Bu da faizci çıktı” demesinler diye Merkez Bankası’yla bir kayıkçı kavgası başlattı. Arkadaşlar manzara ortada, 24 Haziran’da tek adam parti devleti rejimi başladı, zamlar azdı, TL’nin değeri çakıldı, faiz patladı ve bütün bu gelişmeler, daha üzerinden 2 ay geçmeden, 3 ay geçmeden tek adam düzeninin aslında 80 milyonu ezmek ve sömürmek için kurulduğunu ortaya çıkardı. Faiz sebep mi, sonuç mu? Yıllardır memleketi bu laflarla oyalıyorsunuz. Aslında şunu söyleyeyim, madem faizi bu kadar arttıracaktınız, çok daha düşük bir artışla bundan 1 yıl önce Türk Lirası’nın bu hale gelmesini, enflasyonunda buralara çıkmasını önleyebilirdiniz.
SEBEP ARIYORSANIZ UÇAN SARAY’IN AYNALARINA BAKIN
Şimdi soruyorsunuz, faiz sebep mi, sonuç mu? Sebep mi arıyorsunuz? Sebep arıyorsanız, şu yeni aldığınız uçan sarayın aynalarına bakın, bütün bunların sebebi orada göreceğiniz yüzdür. Sebep sizsiniz Sayın Erdoğan. Tek adam rejiminiz, ekonomide yaptığınız hatalar ve keyfilikler. Sonuç, faizdeki rekor artıştır. Bunlar şimdi kredilere yansıyor, kredi kartlarına dün yansıtıldı. Bakın değerli basın mensupları, ben açık söyleyeyim, bu faiz esnafı, tüccarı, çiftçiyi, vatandaşı batırır. Yatırımcıları, bankalara esir eder. Ekonomiyi durdurur.
FAİZ LOBİLERİNİN CHP’Yİ SEVECEK HALİ YOK
Şimdi bir rakam vereceğim. 1975’ten 2003 yılına kadar devletin bütçeden ödediği faiz 251 milyar dolar. Yani 28 yılda 251 milyar dolar ödenmiş. Son 16 yılda ödenen faiz ise 451 milyar dolar. Şimdi bu faiz lobileriyle kim el ele, kol kola? Faiz lobileri kimi seviyor, bu rakamlardan anlaşılıyor. Bu faiz lobilerinin Cumhuriyet Halk Partisi’ni sevecek hali yok. Bu faiz lobileri Adalet ve Kalkınma Partisi’ni ve onun genel başkanını çok seviyor arkadaşlar. Tekrar söylüyorum, milletin derdine derman olacak tedbirleri biran önce alın. Tek adam, tek sorumlu demektir. Artık yok dış güçler, yok Merkez Bankası, bu bahanelerin arkasına saklanmayın. Faizinde sorumluluğu sizdedir, ben açık söyleyeyim, tek adam parti devletinde, tek adamdan izin almadan kuş uçabilir mi? Ondan sonra diyeceksiniz ki “Faizi ben arttırmadım, sabrediyorum”… Yok böyle bir şey.
BUNUN NEDENİ YAĞMUR DEYİP KAÇAMAZSINIZ
Bir diğer önemli konu, biliyorsunuz Çorlu’da bir tren kazası olmuştu. Burada yurttaşlarımız hayatını kaybetmişti. Biz bununla ilgili olarak bir rapor hazırlamıştık ve bu tren kazasıyla ilgili olarak ciddi ihmallerin olduğunu ortaya koymuştuk. Ama bu hafta Ulaştırma Bakanı Çorlu’ya gitmiş demiş ki, “Bu kazanın nedeni yağmur.” Çocuklar öldü, pırıl pırıl gençler hayatını kaybetti, insanlar analarını, babalarını yitirdi, kollarından bacaklarından oldu, şimdi siz bu işten, “bunun nedeni yağmur” deyip, ellerinizi yıkayıp kaçamazsınız. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde hatırlayın bir araştırma önergesi vermiştik. Bu araştırma önergesi Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri ve Milliyetçi Hareket Partisi milletvekilleri tarafından reddedilmişti. Şimdi bakanların bu kadar rahat beyanlarda bulunmasının ve dolayısıyla bu insanların, yitirilen bu hayatların, bu uzuvların hesabının sorulmamasının nedeni bu iki partidir.
SİZE TAPU MÜDÜRLÜĞÜ MÜ YAPTIRDILAR?
Son olarak Suriye meselesine de kısaca değinmek istiyorum. Sayın Erdoğan diyor ki “Herkes parselasyon yapmış, Türkiye olarak bizim öyle bir derdimiz yok.” Sayın Erdoğan, bu parselasyon olurken size de tapu müdürlüğü yaptırdılar. Kim sizi kandırdı? Kimin dolduruşuna geldiniz? Şimdi, bizim öyle bir derdimiz yok diyerek, burada oyunu kaybettiğimizi mi söylemek istiyorsunuz?
ASKERİMİZİN TIRNAĞINA ZARAR GELSE SORUMLUSU TEK ADAMDIR
Bizim hala Suriye’de bini aşkın askerimiz vardır. Bunların tırnağına zarar gelirse, tek bir sorumlu biliriz. O da tek adamdır. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sorularınız varsa alayım, buyurun.
12 EYLÜL PAŞALARI DA DENEMİŞTİ
Soru – Sözcü yazarı Necati Doğru, Türkiye Varlık Fonu’nun yönetimindeki değişiklikten yola çıkarak, Türk Hava Yolları’nın Katarlılara satılacağı iddiasında bulunuyor. Siz buna katılıyor musunuz? Bununla ilgili bir öngörünüz var mı? İkinci sorum, İş Bankası’nın hisselerinin hazineye devredilmesi gerektiğini söyledi Cumhurbaşkanı Erdoğan. CHP’nin ukdesinde olduğunu biliyoruz. Bu konuyla ilgili değerlendirmeniz nedir?
Faik ÖZTRAK – Şimdi bir kere şunu söyleyeyim, İş Bankası hisseleriyle ilgili olarak, aslında bu İş Bankası hisselerine el koymayı 12 Eylül paşaları da denemişti. Ama sonuçta mahkemeden döndü. Şimdi görüyoruz ki, o dönemdeki darbenin müelliflerinin yapamadığını, bu dönemde Sayın Erdoğan yapmak istiyor. Ondan sonra biz, bu döneme sivil darbe dönemi dediğimiz zaman kızıyor. Arkadaşlar biz darbeye darbe demek zorundayız. Şimdi Varlık Fonu’nun Yönetim Kurulu Başkanlığına kendisini ataması, bu fonun kimin iradesiyle yönetileceğini açık seçik ortaya koyuyor. Bu fonun doğru düzgün denetimi de olmayacaktır. Dolayısıyla bu fondan her şey yapılabilir.
HARAMDIR, GÜNAHTIR, YAZIKTIR
Son olarak hibe, uçan saraya değindiğiniz için, onunla ilgili olarak bir şey daha söyleyeyim. Arkadaşlar, Türkiye’ye hibe edilen her şeyin mutlaka kaydı olur. Hibe mektubu olur, hibe anlaşması olur, hibe hazine envanterine geçer. Şimdi bu belgelerin saray tarafından kamuoyuna açıklanmasını bekliyoruz. Bunlar açıklansın ki, bunun hibe mi yoksa satın alma mı olduğu ortaya çıksın. Her iki halde de çok açık söyleyeyim, bugün bu ülke bu durumdayken, bu uçağı alıp kullanmak, uçan sarayla uçmak haramdır, günahtır, yazıktır.
BURNUMUZUN DİBİ
Soru – Efendim az, çok değindiniz ama gündemde İdlib operasyonu var. Bu bağlamda Türkiye’nin de bir takım diplomatik temasları var. Bugün Sayın Erdoğan Soçi’de. Azerbaycan dönüşünde Sayın Erdoğan’ın “Hepimiz birlikte çıkalım Suriye’den” şeklinde bir açıklaması olmuştu. Siz bununla ilgili ne düşünüyorsunuz? Sizce hükümetin bu çabaları, operasyonsuz bir çözüm getirir mi? Sizin muhalefet partisi olarak yaklaşımınız nedir? İdlib özelinde soruyorum efendim. Teşekkürler.
Faik ÖZTRAK – Şu anda ben açık söyleyeyim, yani İdlib’le ilgili manzaraya ve yapılan açıklamalara baktığımız zaman, Türkiye’nin giderek etkileştirilmeye çalışıldığını görüyoruz. Bu tabi Suriye’ye baktığınız zaman, Suriye’nin o bölgesi, şu anda orada parselasyonu yapmış olan, Sayın Erdoğan’ın deyimiyle, ne Rusya’nın, ne İran’ın ne de Amerika Birleşik Devletleri’nin komşusu. Bizim burnumuzun dibi. Dolayısıyla Türkiye, Suriye’yle ilgili olarak baştan itibaren çok ciddi hatalar yapmıştır. Ama sonuç itibariyle Suriye komşumuzdur. Dolayısıyla bu meselelerin Suriye yönetimiyle karşılıklı konuşarak halledilmesinde yarar vardır.
TÜİK’İN VERİ KALİTESİNDE CİDDİ SORUNLAR VAR
Soru – Efendim iki tane sorum olacak. Bütçe açık verdi, işsizlik 2 hane, sanayi üretiminde de artış olduğu ifade edildi. Bu dengeleri birbirinden ayırmak mümkün mü? Bunu nasıl yorumlamak lazım?
Faik ÖZTRAK – Şimdi gerçekten elimizde bir veri var. Temmuz ayını da kapsıyor işsizlik verisi. Haziran, Temmuz, daha öncede Mayıs. 3 aylık dönemi kapsıyor. Ona baktığımız zaman işsizlik artıyor ve kararlı bir biçimde artıyor. Biraz önce Haziran ayındaki pos cihazlarının durumunu verdim. Yine dönüp basına baktığımız zaman, basında konuşulanlar belli. En son çıkarılan şu biraz önce bahsettiğim kur farklarıyla ilgili olarak yapılan düzenlemeler, sanayicinin de, esnafın da, tüccarın da ciddi sıkıntı içinde olduğunu gösteriyor. Bütün bunlar yaşanırken, yine bütçe önemli ölçüde açık vermiş durumda, 2 katına çıkmış geçen senenin. Faiz giderleri artıyor. Bütün bunlar yaşanırken, Temmuz ayında nasıl oldu da sanayi üretimi yeniden yukarı doğru döndü tüm diğer göstergelere rağmen? Ben bunu anlamakta zorluk çekiyorum. Uzunca bir zamandır ben bunu ifade ediyorum. TÜİK’in veri kalitesinde ciddi sorunlar var. Bu, dediler ki bizim katma değer hesabımızla, üretim hesaplarımız tutmuyor. Burada bir düzeltme yaptılar. Son 2 aydır yine katma değerle üretim birbirinden ayrışmaya başladı. Dolayısıyla değerli basın mensupları, hükümete çeki düzen, iktidara çeki düzen versin dedim. Kendine bir çeki düzen vermesi gereken kuruluşta TÜİK. Ve bakın bugün Arjantin’de faizler yüzde 60’a çıkmışsa, Arjantin’in enflasyon verilerine duyulan güvensizliktendir. Yani hatırlayın geçtiğimiz hafta, ben burada açıklama yaptım. Marketlerde, pazarlarda, bakkallarda gıda fiyatları almış başını gitmiş, TÜİK’in hesaplarında yerinden kımıldamıyor.
MHP KENDİNİ VEBALDEN KURTARAMAZ
Soru – Alaattin Çakıcı konusu üzerinden Sağlık Bakanlığı arasında bir polemik var. Bu Cumhur İttifakı’nda çatlak konusuna kadarda ulaştı. Şimdi bakıldığında en son MHP’den gelen açıklamada, “Bizim kimseye diyet borcumuz yoktur” açıklaması. “Madem bu konudaki hassasiyetiniz ortada, o zaman FETÖ’nün siyasi ayağı konusunda da atacağınız adımı görmek isteriz” imasında bir açıklama yapıldı. Yani iş FETÖ’nün siyasi ayağı ve Cumhur İttifakı içerisindeki bağlantılar noktasında tartışmaya başlandı. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?
Faik ÖZTRAK – Değerli arkadaşlar, değerli basın mensupları, tabi Adalet ve Kalkınma Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi arasında bir ittifak var. Bu ittifak giderek bir ortaklık şekline bürünüyor. Ben açık söyleyeyim, şu anda ortada olan bu atışmalar, kavgalar, sözler, bunlarda bana kayıkçı kavgası gibi geliyor. Bu ortaklık bir şekilde yürüyor. Ve bu kavgalarla Milliyetçi Hareket Partisi kendini fiyat artışlarının vebalinden, faiz artışlarının vebalinden, işsizliğin vebalinden, durgunluğun vebalinden kurtaramaz.
Teşekkür ediyorum değerli basın mensupları.

CHP’Lİ ÖZTRAK: O CENAHTA FİLM KOPTU

CHP’Lİ ÖZTRAK: O CENAHTA FİLM KOPTU

 

ANKARA CHP’li Öztrak, AKP Sözcüsü Çelik’in iddialarına yanıt verdi. Hiç kimsenin Cumhuriyet Halk Partisi’ni sindiremeyeceğini ifade eden Öztrak, “AKP’nin partimizi etkisizleştirme siyasetinin işe yaramadığını ve yaramayacağını da gösterince anlaşılan o cenahta film kopmuş” diye konuştu.

Öztrak, üslup eleştirisiyle ilgili olarak da “Bence Adalet ve Kalkınma Partisinin Sözcüsü hem kendisine, hem de çiftçimize ‘al ananı da git’ diye hitap eden Genel Başkanına haksızlık ediyor. Hiç tereddütsüz Türkiye’de bu rekor açık ara kendisine ve Genel Başkanına aittir” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, Genel Merkez’de yaptığı basın toplantısında şunları söyledi:

DERDE DERMAN OLMAK YERİNE
Dün Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Sözcüsü Sayın Ömer Çelik MYK sonrası yaptığı basın toplantısında 36 dakika konuşmuş. 36 dakikanın 17 dakikası yani yarısından fazlası Cumhuriyet Halk Partisi ve Kılıçdaroğlu eleştirisine ayrılmış. Çelik, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin İl Başkanları toplantısı ibretlik” diye başlamış, hezeyan içinde ağzına geleni söylemiş. Öyle anlaşılıyor ki bunlar MYK toplantılarında milletin sıkıntılarını, bugün içinde bulunulan ekonomik krizi konuşmak yerine, milletin derdine derman olmayı konuşmak yerine Cumhuriyet Halk Partisi’ni ve Sayın Genel Başkanımız Kılıçdaroğlu’nu çekiştirmişler.
O CENAHTA FİLM KOPMUŞ
Sayın Erdoğan’ın yönetiminde Adalet ve Kalkınma Partisi özellikle kendisi eleştirildiğinde eleştirenleri hemen bir FETÖ’cü ya da diğer terör örgütleriyle ilişkili olduğuna dair yafta yapıştırıveriyor. Amaç suçlamak, sindirmek. Tek adam yapıcı da olsa bir eleştiriye tahammül edemiyor. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı “demokrasiyi getirmek için mücadele edeceğiz” diyor. “Bu görev öncelikle bize düşer” diyor. “Kuvayı Milliyecilere düşer” diyor. Başka Tayyip Erdoğan olmak üzere hiç kimsenin Cumhuriyet Halk Partisi’ni sindiremeyeceğinin altını çiziyor, AKP’nin partimizi etkisizleştirme siyasetinin işe yaramadığını ve yaramayacağını da gösterince anlaşılan o cenahta film kopmuş.
YILLARCA ORTAKLIK YAPMADINIZ MI?
Milletimiz şunu bilsin, bir daha söylüyorum, kimse Cumhuriyet Halk Partisi’ni sindiremez. Devlet kuran, milletin iradesinin, özgürlüklerinin her bir ferdinin yaşam biçiminin yılmaz savunucusu olmaya devam edeceğiz. Siz FETÖ’cülerle kol kola yıllarca ortaklık yapmadınız mı? “Ne istediniz de vermedim” diyeceksin, “beraber yürüdük bu yollarda” diyeceksin, “yurda gel artık” diye zırıl zırıl ağlayacaksın, sonra rant kavgasına tutuşup yıllarca ortaklık yaptığın kişileri terörist ilan edeceksin. Bu teröristlere Türk Silahlı Kuvvetleri içinde önce atama süreçlerinde yazdığın muhalefet şerhleriyle, sonra da yaptığın atamalarla darbe yapacak gücü vereceksin. Hain bir darbe teşebbüsünde bulunduklarında önce “hata yaptık Rabbim affetsin” diyeceksin, ondan sonrada “bu bize Allah’ın bir lütfu” diye devam edeceksin. Neden bu size Allah’ın bir lütfu? Çünkü sizin de onun arkasından sivil darbe yapıp rejimi değiştirmenizin önünü açtığı için herhalde. Devleti parti devleti yapıp mühürsüz oylarla yaptığınız referandumlarla tek adam rejiminin önünü açmadınız mı? OHAL’in de bir hukuku vardır, siz onu da bırakmadınız. Adeta haksızı haklı yapmak için özel bir çaba sarf ettiniz.
MİLLETİN ARKASINA SAKLANDINIZ
Birde tankların önüne çıkma hikâyesi var. O gece sizler ortağınızın hain darbesini önlemek için kimsenin önünde değildiniz. Uçaklarda, tünellerde saklandınız. Ne zamanki kahraman silahlı kuvvetlerimiz, polisimiz ve aziz milletimiz darbecileri bertaraf etmeye başladı siz ortaya çıktınız. Yani siz milletin önüne geçmediniz, milletin arkasına saklandınız. Partimiz ve Genel Başkanımız bunları milletimize anlattığı zaman her zaman olduğu gibi trol ağzıyla karalama kampanyasına başlıyorsunuz.
GENEL BAŞKANINIZA HAKSIZLIK EDİYORSUNUZ, ÜSLUPSUZLUK REKORU SİZDE
Siyasette üslupsuzluk rekorunun kime ait olduğu meselesine gelirsek arkadaşlar, bence Adalet ve Kalkınma Partisinin Sözcüsü hem kendisine, hem de çiftçimize dahi kalkıp “al ananı da git” diye hitap eden Genel Başkanına haksızlık ediyor. Bu rekor hiç tereddütsüz Türkiye’de bu rekor açık ara kendisine ve Genel Başkanına aittir.
KENDİ MİLLETVEKİLLERİNE KULAK VERSİNLER
Bir de partimizin içişlerine müdahale etme cüretinde bulunuyorlar. Parti Meclisimize kim katılacak, kim katılmayacak bunu söyleme izansızlığı noktasına geldiler. Bence bizi bırakıp biraz kendi partilerine kulak versinler. Onların vekillerinin ekonominin hanedan damadına emanet edilmesiyle ilgili görüşleri ne bunu bir alsınlar. Atanmış bakanları seçilmiş vekillerin önüne geçiren, kerameti kendinden menkul bu protokolle ilgili olarak milletvekilleri ne diyor bunu bir dinlesinler. Kendi iktidarı için partisini ikinci plana Cumhurbaşkanının atmasının, kendi grubunu, parti grubunu sarayın meclisteki bürosu gibi kullanmasına kendi milletvekilleri ne diyor bir otursunlar dinlesinler. Bizim partimizle ilgilenmeyi bıraksınlar.
MİLLETTEN KOPTUNUZ
Dünde söyledim millete 24 Haziran öncesi ne dediler? “Ayın 24’ünde siz bu kardeşinize yetkiyi verin, ondan sonra bu faizle, şunla bunla nasıl uğraşılır görün.” Millet size yetkiyi verdi, elinizi artık tutan yok, tek adamsınız ama enflasyon hortladı, faiz patladı, Türk Lirasının değeri serbest düşüşe geçti ortalıkta tık yok. Aspirin tedavisi. MYK’nızda Kılıçdaroğlu ve Cumhuriyet Halk Partisi’ni tartışıyorsunuz, milletten koptunuz, milletin meselelerini tartışmıyorsunuz, aylık 37 bin Türk lirası artı KDV’ye kiraladığınız lüks araçlarda gezip smoothie ve efuli içiyorsunuz, millete de aspirini dayıyorsunuz.
NE MENDERES’E NE POLATKAN’A NE ZORLU’YA SAYGINIZ VAR
Bir de Yassıada meselesi var. “Yassıada’yı demokrasi ve özgürlük adası yapacağız” dediniz, yapılan otel ve kongre merkezi oldu. Sizin demokrasi ve özgürlükten anladığınızda yine beton ve rant çıktı. Sizin ne Menderes’e, ne Polatkan’a, ne Zorlu’ya, ne demokrasiye saygınız var. Bu isimler bizim partimizin de isimleri. Rahmet İsmet İnönü’nün bu isimlerin asılmaması, kendi çocuklarımızın asılmaması için ne kadar çaba gösterdiğini tarih gayet iyi yazıyor. Biraz tarih okusanız Cumhuriyet Halk Partisinin bu konudaki yaklaşımını görme imkanını bulurdunuz. Bırakın bizimle uğraşmayı.
EKONOMİYİ SAVUNMASIZ BIRAKAN KİM?
Genel Başkanımız size milletin derdine derman olacak 13 maddelik bir önlem paketi önerdi. Teşekkür edeceğinize bizi döviz baronlarıyla işbirliği yapmakla suçladınız. E o zamanda kendisi dedi ki madem döviz baronlarıyla işbirliği yapıyorum beni mahkemeye ver dedi. Beni mahkemeye ver ben kimin döviz baronu olduğunu gösteriyim dedi köpürüverdiniz. Ülkeyi borca batırıp emir alır hale getirdiniz. Şimdi diyorsunuz ki “biz ekonomiyi iyi yönettik, suçlu olan bana emir veren.” Ekonomiyi bunların karşısında bu kadar savunmasız bırakan kim, bu kadar kırılgan hale getiren kim?
KURBAĞANIN GÖZÜ PATLADI
Genel Başkanımız size 9 soru sordu cevap yok. Bunlara, emperyalizme hiçbir zaman boyun eğmeyen milletimize emir verme cüretini veren kim değerli basın mensupları? “Tedbir al bunları elinin tersiyle gönder” diyoruz hiçbir şey yapmıyorsunuz. Kurbağanın gözü patladı. Siz sadece konuşuyorsunuz. Dış güçler, Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet Halk Partisi şunlar bunlar. Londra’dan, New York’tan borç bulamazsak Çin’den, Katar’dan alırız demeler. Aile boyu yurtdışı ziyaretler, el sıkışmalar, şaşa debdebe yaptığınız bu. Yani ortada başka bir şey yok. Söylüyoruz, ekonomiyi gereği gibi, gerektiği gibi tahkim edin, oyalamacılık, lafçılık, rantçılık yapmayın, milletin derdine derman olun.
HİÇ BİR ŞEYDEN HABERLERİ YOK
Dün bakıyorum AKP Sözcüsü şunu demiş; “önemli olan burada işleyen bir piyasa ekonomisine sahip olmamız.” İşte bu hiçbir şeyden haberleri olmadığını gösteriyor. Piyasa falan kalmadı arkadaşlar. Üç gün sonrasını göremeyen tüccar fiyat veremiyor. Yerel basın kağıt alamıyor, kağıt bulamıyor. Vadeli satış denen bir şey kalmadı. Her şey peşinle, nakitle alınıp satılıyor. Tekrar söylüyorum kurbağanın gözü patladı arkadaşlar. Bakın Habur sınırında un kamyonları bekletiliyor. Panik içinde bir sürü yanlış karar alıyorlar. Daha önceden bağıtlanmış kontratların yerine getirilmesiyle ilgili ihracatların yapılmasına izin vermiyorlar. Buralarda çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıyayız. Konkordatolar, iflaslar, arkadaşlar daha hala buradan dönülebilir ama tedbir alınırsa. Ama ortada tedbir yok, sabahtan akşama kadar Cumhuriyet Halk Partisini, Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanını nasıl etkisiz hale getirebiliriz diye konuşuyorlar. Başka da anladığım, gördüğüm kadarıyla bir iş yapmıyorlar.
Teşekkür ediyorum. Soru var mı?
Soru- Efendim dün Muharrem İnce katıldığı bir televizyon programında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı için kapıyı kapatmadı. Daha önce kendisinin Cumhurbaşkanı adayı olacağını yine ifade etmişti. Ama bu kez şu olmam, bu olmam şeklinde bir ifade kullanmam dedi. Bu yönde bir düşünce var mı, toplantıda gündeme geldi mi MYK toplantısında da çünkü yerel seçim masaya yatırılmıştı? Birde o olağanüstü MYK toplantısında gerçekleştirilen simülasyonda Tekirdağ dahil 9 belediyenin kaybedilebileceği şeklinde bir yorumun yer aldığı belirtiliyor ne dersiniz?
Faik ÖZTRAK- Şimdi Sayın İnce tabi Cumhuriyet Halk Partisinin Cumhurbaşkanı adayı. Her tarafa, her yere aday olma hakkı var. Dolayısıyla bununla ilgili daha fazla bir şey söyleyemem. Ama diğer konuyla ilgili olarak, arkadaşlar bende bunu izledikçe şaşırıyorum. Şimdi Abdülkadir bey Sayın Selvi bir güya kendi araştırma yapmış diyor ki en sonunda yazısının işte Tekirdağ başta olmak üzere Cumhuriyet Halk Partisi şu kadar yerde oy kaybedecek. Yine bugün bakıyorum işte Tekirdağ’da şöyle olacak, Tekirdağ’da böyle olacak. Arkadaşlar, Tekirdağ niye bu kadar çok ortada biliyor musunuz? Ben Tekirdağ milletvekiliyim size söyleyeyim. Tekirdağ Sayın Erdoğan’ın sıfır çektik dediği tek il. Bu benim içimde ukdedir dediği tek il. Dolayısıyla Tekirdağ üzerine özel bir harekat düzenlemiş görülüyor. Ama bende diyorum ki, o ilin milletvekili olarak Halep oradaysa arşın burada. Siz bir türlü Halep’i bulamıyorsunuz ama biz arşını gayet iyi kullanırız. Geçen defa Tekirdağ’da 12 – 0 sıfır yaptık. Bu defada 12 – 0 yapacağız. Aç tavuklar kendilerini darı ambarında sanmasınlar. Meydan boş değil, Tekirdağ’da da, diğer söylenen 9 ilde de Cumhuriyet Halk Partisi bütün seçimleri alacak.
Zaten bakın arkadaşlar, bugünkü sıkıntının nedeni ne? Bugünkü sıkıntının nedeni iktidar artık mahalli idare seçimlerinde başına geleceği görmeye başladı. Bunu gördüğü için seçimlere kadar Cumhuriyet Halk Partisini etkisizleştirmek istiyor. Cumhuriyet Halk Partisinin içerisinde bir kavga çıkması için elinden gelen her şeyi yapıyor. Bunlar bize sökmez, biz Cumhuriyet Halk Partisiyiz, burası Cumhuriyet Halk Partililerin partisi. Dolayısıyla bu çabaların hiçbir etkisi olmayacaktır ve Cumhuriyet Halk Partisi önümüzdeki yerel seçimlerde çok yüksek bir oy alacaktır ve bundan sonrada özellikle tek adam parti devletinin frensiz, kontrolsüz, dengesiz gidişinin önüne geçecektir. Ve tabi ki, milletimize en iyi hizmetleri bizim belediyelerimiz hep böyledir, biz belediyeciliği biliriz, en iyi hizmetleri vermeye devam edecektir.
Soru- Efendim tedbirler neler olabilir sıralayabilir misiniz? İkinci bir sorumda Habur’da bekletilen un yüklü 2 bin tıra ilişkin sizin öneriniz nedir?
Faik ÖZTRAK- Şöyle, tedbirleri zaten söyledik. Yani dedik ki, Türkiye’nin temel problemi yönetime güven kalmamıştır. Yönetime güven kalmadığı için yönetimin bugüne kadar yaptığı hatalardan geri dönmesi lazımdır. Başta liyakatin yerine sadakatin alması konusu olmak üzere Türkiye’de artık oyunun kurallarının değiştiğini, demokrasinin daha güçleneceğini, hukuk devletinin daha güçleneceğini, borçlanmaya bir sınır getirileceğini, ülkenin borç batağından kurtulacağına dair önlemleri sıraladık. Sayın Genel Başkanımız sıraladı. Bizce bunlardan başlanması doğrudur diye düşünüyoruz. Tekrar söylüyorum, sorunumuz güven sorunudur. Bu güvenin geri gelmesi içinde bu oyunun bugüne kadar Türkiye’ye olan güveni kaybettiren oyunun kurallarının değiştiğini göstermemiz lazımdır. Başka ne demiştiniz?
Soru- Habur’da bekletilen tırlar?
Faik ÖZTRAK- Şimdi burada yani bu kontratları imzalamışlar, unlar kamyonlara yüklenmiş kapıya gelmiş siz yasaklamışsınız un ihracatını. Dolayısıyla en azından kontratları yapılmış olanların kontratlarını yerine getirmelerine izin vermek lazım diye düşünüyorum. Ama bakın şunu söyleyeyim, şimdi iktidar üretici fiyatlarını baskı altında tutmak suretiyle örneğin buğday fiyatlarını baskı altında tutmak suretiyle tüketiciye fiyat artışlarını yansıtmak istemiyor. Doğru bir çabadır. Ama bunu yaptığınız zaman üreticiyi mağdur ediyorsunuz. Yani üreticinin gübresi yüzde 100 artacak, üreticinin ilacı yüzde yüz artacak, mazot artacak, tohum artacak ama üreticinin malının fiyatı artmayacak. O zaman bu şu demektir, önümüzdeki dönemde çok ciddi bir gıda kriziyle karşı karşıya kalırız. Ha siz şimdi fiyat artışları tüketiciye yansımasın mı istiyorsunuz? Takatiniz varsa, bütçede para kaldıysa har vurup harman savurduğunuzdan bütçede para kaldıysa üreticiye verdiğiniz destekleri arttırın. Gübre fiyatını düşük tutun, gübre sübvansiyonunu arttırın, mazotu arttırın, ilaca destek vermeye başlayın. Bunları yaparsanız o zaman üreticiyi de mağdur etmezsiniz. Ama bunu yapmayıp ilaç lobisine istediğin gibi fiyatı arttır de, gübre lobisine istediğin gibi fiyat arttır de, al bunları üreticinin sırtına yükle ondan sonrada bu fiyat artışlarının tüketiciye yansımasını engelliyorum de. Böyle şey olmaz. Bugün engellersin ette olduğu gibi, yarın yiyecek ekmek bulamazsınız.
Onun için hep söylüyoruz oturup da MYK’larında bizimle uğraşmayı bir yana bıraksınlar akil insanları çağırsınlar otursunlar memleketin derdine nasıl çözüm bulacaklarını düşünsünler. Şu ekonomik ve sosyal konseyi de biran önce toplasınlar. Orada aklın akıldan daha üstün olduğunu, sıkıntıyı her gün yaşayan kesimlerin kendilerine çok daha iyi yön vereceğini görecekler.
Soru- Ömer Çelik dava açacaklarını da söyledi hani Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu döviz baronları ve diktatör sözlerine dava açacağız dedi.
Faik ÖZTRAK- İşte Genel Başkanımızda ellerinden geleni artlarına koymasınlar o davada benim döviz baronlarıyla ilişkim olmadığını ama Man adalarında şirket satarak döviz kazananların, bunların vergisini kaçıranların kimler olduğunu açıklayacağım diyor.
Peki, teşekkür ediyorum arkadaşlar.

CHP’Lİ ÖZTRAK: “MİLLETE ASPİRİN YUTTURUYORLAR”

 

 

ANKARA – İktidarın 24 Haziran öncesi seçilmeleri durumunda ekonomiyi düze çıkarmayı vadettiğini ama artan enflasyon ve faize karşı sessiz kaldığını belirten CHP Sözcüsü Öztrak, “Millet size yetkiyi verdi, enflasyon hortladı, faiz patladı, Türk Lirasının değeri serbest düşüşe geçti. Sizden tık yok. Yani siz yeni yerli ve milli içeceklerinizi, ejder meyveli smoothieyi, starex meyvesi eşliğinde aloeverayı, liçi meyvesi eşliğinde efulilerinizi yudumlarken millete aspirin yutturmaya devam ediyorsunuz” diye konuştu.

 

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, MYK sürerken yaptığı basın açıklamasında şunları belirtti:

 

CHP 95 YAŞINDA

Dün partimizin 95. Kuruluş yıldönümünü kutladık. Gerçekten de önemli etkinliklerimiz vardı, bu etkinliklerimiz önümüzdeki günlerde de devam edecek. Bu vesileyle kurucu Genel Başkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “en büyük iki eserimden biridir” dediği ve yeni bir devlet kuran partimizin, cumhuriyetimizin, demokrasinin, demokrasimizin ve bize oy versin vermesin halkımızın tamamının yaşam biçiminin güvencesi olmaya devam edeceği yönündeki kararlılığımızın altını bir kez daha çizmek istiyorum. Dün aynı zamanda İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşunun ve savaş alanlarında milli mücadelenin tamamlanmasının da 96. yıldönümüydü. Bu vesileyle önderimiz Başkomutan Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere bu toprakları bize vatan yapan tüm şehit ve gazilerimizi rahmetle ve minnetle bir defa daha huzurlarınızda anmak istiyorum.

 

KAYIT PARASI KONUSUNDA ŞİKAYETLER GELİYOR

Bugün yaptığımız MYK toplantımızın gündeminde şu konular vardı. Ekonomideki son gelişmeleri ele aldık. Dış politikadaki gelişmeleri ele aldık. Sosyal gelişmeler üzerinde durduk. Ekonomi Masasının Ziraat Odaları Birliğine yaptığı ziyaret konusunda bilgi verdik, bilgi aldık. Bugün birinci sınıflar eğitime başlıyor. Bu konudaki sorunlar üzerinde durduk ve tabi ki her zaman olduğu gibi idari konuları da ele aldık. İlk önce eğitim konusu. Eğitimde birinci sınıflar bu sabah sınıflarına girdiler. Ben bütün çocuklarımıza zihin açıklığı diliyorum, başarılar diliyorum. Ama bir konuyu da burada huzurlarınızda gündeme getirmek istiyorum. Partimize bu kayıt paralarının, resmi okullarda kayıt paralarının devam ettiğine dönük ciddi şikayetler ulaşıyor. Bu şikayetleri burada huzurlarınızda dile getiriyor, iktidarın bu konuda önlem almasını bekliyoruz.

 

EKONOMİDE ASPİRİN TEDAVİSİ

Bu hafta yine ekonomide aspirin tedavisinin devam ettiğini görüyoruz. Hala ortada milleti rahatlatacak, yangını söndürecek bir program yok. Geçtiğimiz hafta enflasyon rakamlarının açıklanmasından sonra damat Hazine ve Maliye Bakanı, “Maliyet şokları sonrası kısa vadede geçici artış normal” derken, Merkez Bankası “Son dönemde enflasyon görümüne ilişkin gelişmeler fiyat istikrarı açısından önemli risklere işaret etmektedir. Merkez Bankası fiyat istikrarını desteklemek amacıyla gerekli tepkiyi verecektir” demişti. Enflasyon rekor kırdı, mutfaklarda yangın var ama her şey yolundaymış gibi Para Kurulu toplantısı hala bekleniyor. Ayın 13’üne kadar demek ki normal zamanı bekleyeceğiz. Demek ki, Merkez Bankasının bu önemli riskler sözcüğü gerçekliği yansıtmıyor. Ona göre de her şey normal ki normal zamanda Para Kurulu toplantısını yapmayı bekliyorlar.

 

ENFLASYON HORTLADI, FAİZ PATLADI

Millete 24 Haziran öncesi ne dendi bunu bir hatırlayalım değerli basın mensupları: “24’ünde siz bu kardeşinize yetkiyi verin ondan sonra bu faizle, şunla bunla nasıl uğraşılır göreceksiniz.” Millet size yetkiyi verdi, enflasyon hortladı, faiz patladı, Türk lirasının değeri serbest düşüşe geçti. Sizden tık yok arkadaşlar. Yani siz yeni yerli ve milli içeceklerinizi, ejder meyveli smoothieyi, starex meyvesi eşliğinde aloeverayı, liçi meyvesi eşliğinde efulilerinizi yudumlarken millete aspirin yutturmaya devam ediyorsunuz.

 

OYALAMACILIK, LAFÇILIK, RANTÇILIK

Öte yandan Suriye’de yeniden yükselen ateş ve bu ateşin tetikleyeceği yeni bir göç dalgasıyla yükselecek ciddi güvenlik sorunlarımız var. Bu konuyla ilgili geçtiğimiz hafta Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız gerçekten dört başı mamur bir açıklama yaptı. Bu açıklamayı da bir kere daha burada hatırlatmak istiyorum. Ama şimdi bakıyoruz bununla ilgili yurtdışında toplantılar yapılıyor. İran’a gittiler Tahran’a, resmi toplantıda birde baktık damat, evlat aile boyu katılım sağlanmış. Bir tek damat beyin bir çantacı danışmanı var eski çanta işlerini yapan bir danışmanı var o unutulmuş. “Londra’dan, New York’tan borç bulamazsak Çin’den, Katar’dan alırız” demeler, aile boyu ziyaretler, el sıkışmalar, şaşa debdebe bunların bildiği bir tek bu arkadaşlar. Sadece konuşuyorlar. Dış güçler şunlar bunlar. Ekonomiyi gereği takip etseydiniz, oyalamacılık, lafçılık, rantçılık yapmak yerine ekonominin bünyesini güçlendirseydiniz elin oğlu bize böyle kafa tutabilir miydi?

 

SİZ BECEREMİYORSANIZ TBMM ÇAĞRILSIN

“Dış düşman, dış düşman” diyorsunuz ama yurtiçine bir türlü geldiğiniz yok hep yurtdışındasınız. Bir defacık Türkiye’nin temel meseleleri nedir, nereden ileri geliyor, nasıl çözeceğiz, ehil, uzman insanlarla ciddi bir istişare yaptınız mı? Bu meselelere fikir yordunuz mu? Bundan dolayıdır ki bugün bu sıkıntıları çekiyoruz. Siz beceremiyorsanız Meclis Başkanı TBMM’yi tatilden çağırsın bu işi birlikte yapalım.

 

MİLLETİN SIRTINDAKİ YÜKÜNÜZ DAYANILMAZ HALE GELDİ

Millete dayatılan bu ucube rejimle beraber Türkiye hızla bir çadır devleti, Ortadoğu’nun modası geçmiş, başarısız devletler ligine düşmüş, hanedan devletleri görünümüne bürünüyor. Tek adam rejimi başlayalı daha iki ay geçti milletin sırtındaki yükünüz artık taşınamaz hale geldi.

 

BÜROKRASİ ALT ÜST EDİLDİ

Değerli basın mensupları, son dönemde eski AKP’li vekillerin 6 tanesini rektör yaptılar. Daha öncede 6 tanesi büyükelçi olmuştu. Bunlar kamuoyuna yansıdı. Ayrıca yine AKP’li vekillerin akrabalarının ve diplomasiyle ilgili olmayan iktidar partisine sadık bürokratların büyükelçilik gibi son derece kritik görevlere atanması da liyakatin tamamen yok olduğunu gösteriyor. Türkiye’yi bugüne kadar ciddi bir devlet yapan kurumları, kuralları olmuştur. Bir devleti ayakta tutan liyakat sahibi, akılcı esaslara göre işleyen bürokrasidir, kurumlarıdır, gelenekleridir, görenekleridir. Ancak bugün bürokrasimiz Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle altüst edilmiştir. Kurumlar keyfi biçimde kesilip biçilmekte ve felç edilmektedir. Yılların kurumsal birikimi ve kültürü bir gecede sıfırlanmaktadır. Memurlar oradan oraya savrulmakta, yılların uzmanlığı ve tecrübesi yok sayılmaktadır. Şu anda Başbakanlık uzmanları, devlet arşivleri uzmanları ve diğer pek çok kurumdaki uzmanlar tecrübe ve uzmanlık konularıyla alakasız işlerde görevlendirilmektedirler.

 

130 UZMAN HAVUZA ATILDI

Bu çerçevede benimde içinden yetiştiğim Devlet Planlama Teşkilatı ve onun devamı olan Kalkınma Bakanlığı’ndaki gelişmelere de kısaca değinmek istiyorum. Cumhurbaşkanlığı sistemiyle beraber Kalkınma Bakanlığı kapatılmış Cumhurbaşkanlığına bağlı Strateji ve Bütçe Başkanlığı isimli yeni bir kurum oluşturulmuştur. Görevi plan, program, strateji hazırlamak olan bu yeni kurumdan bölgesel kalkınma planlarını hazırlayacak birimler koparılmış ve Sanayi Bakanlığı’na bağlanmıştır. Bölgesel boyutu olmayan kalkınma planları olmaz arkadaşlar. Bunun ne kadar yanlış olduğunu önümüzdeki dönemde göreceğiz. İkinci bir yanlış Kalkınma Bakanlığı kapatılırken pek çoğunu da yakından tanıdığım 130 civarındaki tecrübeli uzman ve memur Devlet Personel Başkanlığı’ndaki havuza atılmıştır. Bu havuza atılan uzmanlar arasında 2001 krizini görmüş, bu konularda ciddi mesailer yapmış insanlarda vardır. Yine doktoralı, devlet tarafından yurtdışında yüksek lisans yaptırılmış pek çok kıymetli uzmanın kurumuyla bağı koparılmıştır. Bugün aspirin tedavisi yerine vatandaşın derdine derman olacak bir programı yapamıyorsak bunun bir nedeni de yıllardır bu programları yapan kurumların hercümerç edilmesidir. Şuanda bu programları yapacak uzmanları bulmakta zorlanıyorlar.

 

İYİ YETİŞMİŞ GENÇLER YURTDIŞINA GİDİYOR

Türkiye’de son dönemde önemli bir beşeri sermaye kaybının yaşandığını görüyoruz. Geçtiğimiz hafta TÜİK önemli bir istatistik açıkladı. TÜİK’in açıkladığı uluslararası göç istatistiklerine göre 2016’da Türkiye’den yabancı ülkelere göç eden vatandaşlarımızın sayısı 69 bin 326’yken aynı sayı geçtiğimiz yıl yani 2017 yılında yüzde 63,5 artmış ve 113 bin 326 kişiye çıkmış. Özellikle iyi yetişmiş gençlerimizin Türkiye’den umudunu kesip yurtdışında kendine hayat kurmaya çalıştığına dönük hikayelerin anlatıldığı bugünlerde TÜİK’in açıkladığı göç rakamlarının üzerinde ciddiyetle düşünmemiz gerekiyor. Türkiye ve siyaset gençlerine yeniden umut vermek zorundadır. Gençlerimize umut ise daha çok demokrasi, daha çok hak ve özgürlük, güçlü ve istikrarlı bir ekonomi ve kimseyi dışlamayan kapsayıcı bir devlet yönetimiyle verilebilir.

 

İKİNCİ ÇEYREK BÜYÜMESİ HORMONLU

Bugün 2018 yılının ikinci üç aylık dönemindeki büyüme rakamı açıklandı. Bu dönemde büyüme yüzde 5,2 olmuş. Burada bir hususu dikkatlerinize sunmakta yarar görüyorum. Bu büyüme rakamı 24 Haziran 2018 seçimleri öncesinde ekonominin kredi garanti fonlarıyla, bütçe harcamalarıyla, sıcak parayla hormonlandığı bir dönemde gerçekleşti. Bütün bunlara rağmen, bu kadar desteğe, bu kadar itici unsurlara rağmen mevsim ve takvim etkilerinden arındırıldığında büyüme yüzde 0,9 olmuş. Yine benim bu büyüme rakamlarıyla ilgili dikkatimi çeken bir başka hususta şu oldu. Gayrisafi Yurtiçi Katma Değer içinde geçen yani 2017’nin birinci çeyreğinde yüzde 39 olan ücretlilerin payı bu yılın birinci çeyreğinde yüzde 36’ya düşmüş. Bu ücretlilerin çok ciddi şekilde sıkıntıya doğru gitmekte olduğunu gösteriyor. Yani bir yılda 3 puanlık bir düşme gerçekten önemli. Buna karşılık karların payı artmış. Hangi karların payı artmış diye şöyle bir genelde baktığımda sektörler itibariyle büyümelere baktığımda bankacılık finans sektörünün çok ciddi bir büyüme gösterdiğini görüyorum. Demek ki hani bir oy verinde faizle nasıl mücadele edilir diyenler, o seçimden önce bu bankacılık sektörünün karlarının artmasına göz yummuşlar, buna karşılık ücretlinin payının ciddi şekilde gerilemesine politikalarıyla yol açmışlar.

 

3 BİN 600 EK GÖSTERGE NE OLDU?

Şimdi yine bugün madem 24 Haziran öncesine dönüyoruz bir konuyu burada bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim beyannamesini açıkladığı gün ne dedi 25 Mayıs’ta? “Polislerimizin, öğretmenlerimizin, hemşirelerimizin, din görevlilerimizin ve diğer idarecilerimizin emeklilik ek göstergelerini 3 bin 600’e çıkaracağız” dedi. Nerede arkadaşlar? 100 günlük eylem planında bunu göremedik. Köprüleri gördük, yolları gördük, kanalları gördük ama 100 günlük eylem planında çalışanlarımıza dönük, çalışanlarımızın özlük haklarına dönük bu düzenlemeyle ilgili herhangi bir açıklama görmedik. Ha diyeceksiniz ki Meclis tatildeydi meclisin açılması bekleniyor. Öyle değil. 25 Haziran’dan sonra meclis açıktı, torba yasalarda çıktı. Dolayısıyla arkadaşlar önümüzdeki dönemde mutlaka bunun takipçisi olacağız.

 

HALKBANKASI İÇİN BAĞIMSIZ DENETİM ŞART

Bir diğer önemli konu bence geçtiğimiz haftada önemini korudu, bugünde bence önemini koruyor. Bu Halk Bankası meselesidir. Halk Bankasındaki yanlış kur olayıyla ilgili olarak bağımsız denetimin şart olduğunu söylemiştim. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ikinci defa bir denetim yapmak üzere bankaya gitmiş tamam. Ama bu yetmez. Mutlaka bu konunun bağımsız denetim kuruluşları tarafından denetlenmesi kamuoyunun vicdanının rahatlatılması gerekir. Olay hafif değildir. Millet inim inim inlerken gece vakti yarım saatte binlerce kişi kimden haber alıp da ucuz döviz aldı bunu bulmak gerekir. Dolayısıyla bu konuyla ilgili olarak bir meclis araştırması da mutlaka vereceğiz değerli basın mensupları.

Benim söyleyeceklerim bu kadar, sizlerin sorusu varsa soruları alayım.

Soru- Efendim yeni çıkan bir torba yasayla 533 kanunda hazine gelirlerinin tek adama bağlanması ve belediyelerde ortak ittifaklar hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu bilgi hakkında birazcık açıklık getirebilir misiniz?

Faik ÖZTRAK- Şimdi şöyle değerli basın mensupları, benim görebildiğim kadarıyla Cumhurbaşkanlığı geçtiğimiz haftalarda bir tek hesap uygulamasına geçti ve kamunun tüm gelirlerini tek bir hesapta toplayıp o hesaptan da harcamaların yapılmasını öngördü. Bununla ilgili olarak kapsamda yanlış hatırlamıyorsam ilk çıkarılan kararnamede belediyelerde vardı. Ama sonra çıkarılan tebliğlerde belediyelerle ilgili düzenleme yer almadı. Şimdi özellikle yerel yönetim birimleri olan belediyelerin hesaplarının merkezden yani Ankara’dan yönetilmesi belediye fikrine aykırı bir olay. Belediyeyi niye kuruyorsunuz? Yereldeki tercihleri yakalasın diye, ona göre de harcama yapsın diye. Siz tutup ben belediyenin ne harcayacağını sen bilmezsin, Ankara belediyesinin ne harcaması gerektiğini sen bilmezsin ya da Tekirdağ belediyesinin ne harcaması gerektiğini sen bilmezsin. Ben Ankara’da Maliye Bakanlığındaki odamdan bunu daha iyi bilirim diyorsanız bunun demokrasiyle, yerelleşmeyle, yerel demokrasiyle bağdaşır hiçbir yanı yoktur arkadaşlar. Bu konuyla ilgili olarak gerekli yani bu kanunun bu şekilde uygulanmasının iptal edilmesiyle ilgili olarak gerekli müracaatlarımızı yapacağız. Bu düzenlemenin kanun demeyim de.

Soru- Yerel seçim çalışmaları çerçevesinde son durum hakkında bilgi verebilir misiniz? Bugünkü toplantıda herhangi bir yeni çerçeve çizdiniz mi?

Faik ÖZTRAK- Arkadaşlar Cuma günü o konuda toplantı yaptık. Bugünkü toplantıda artık o Cuma günkü toplantıda çizilen yol haritası üzerinden ilgili arkadaşlarımız çalışmalarına devam ediyorlar. Dolayısıyla bugün gündemimizde bugünkü toplantımızda daha çok size bahsettiğim konular vardı, açıkladığım konular vardı.

Soru- Efendim ikinci çeyrek rakamlarının hormonlu rakamlar olduğunu söylediniz. Şimdi bundan sonraki süreçte ne olacak? Yani üçüncü çeyrek, dördüncü çeyrek? Buna ilişkin öngörünüz nedir? Birde Halk Bankasının dışında yeni bir bankanın daha siber saldırıya uğradığı iddia ediliyor ya da öyle ifade ediliyor yöneticiler tarafından. Bu mevduat sahipleri açısından bir risk mi? Bankacılık sektörü açısından bakıldığında yeni tehlikeler mümkün mü?

Faik ÖZTRAK- Sizin sorularınıza yanıt vermeden önce biraz önce değinmediğim yani girişte değindiğim ama detayına değinmediğim bir konuya değinmek istiyorum. Ekonomi Masası geçtiğimiz hafta sonunda Ziraat Odaları Birliğini ziyaret etti. Tarımla ilgili görüş alışverişinde bulundu. Buradan çıkan değerlendirmelerde gübre, ilaç, tohum gibi girdilerin fiyatları büyük bir hızla artarken ürün fiyatlarının bunlara eşlik etmediğini ve önümüzdeki dönemde gerek üretim, gerek verim, gerek kalite konusunda ciddi düşüşlerin yaşanabileceğinin değerlendirildiğini anlattı arkadaşlarımız. Bu arada çiftçinin devletten alacağının 100 milyar liraya ulaştığı yani bu kanunda yapılan düzenleme nedeniyle alamadığı paraların 100 milyar Türk lirasına ulaştığı ama buna karşılık çiftçinin de bankalara 106 milyar Türk lirası borcu bulunduğu ortaya çıktı. Bu yem fiyatlarıyla artık hayvancılık yapmanın son derece güç olduğu yine tespit edildi. Bunun dışında bu kışın oldukça zor geçeceği, un fabrikalarının kapanmakta olduğu konusunda bir takım değerlendirmeleri arkadaşlarımız Tarım Politikalarıyla ilgili Genel Başkan Yardımcımız yaptı. Ve son olarak da bu süreç böyle devam ederse ciddi bir gıda kriziyle de karşı karşıya kalabileceğimiz yönünde bir uyarıda da bulundular.

Şimdi Halk Bankası gibi bir başka bankanın, daha doğrusu şöyle söyleyeyim, bugün dünyanın tüm ülkelerinde Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurumlarının bir diğer görevi de bu siber saldırılarla ilgili düzenleyici ve denetleyici çerçeveleri tespit etmek ve güçlendirmektir. Bu çerçevede gerekli önlemlerin alınması tabi ki biraz önce söylediğiniz gibi mudilerin güvenle mevduatlarını yatırıp çekebilmeleri bakımından önem taşımaktadır. Bunun da ben Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurumu tarafından yerine getirildiğini düşünüyorum.

Büyüme rakamlarıyla ilgili olarak hormonlu dememin nedeni, bu rakamlar biliyorsunuz seçim öncesindeki harcamaları arttırıcı, sıcak parayı destekleyici politikaların geçerli olduğu dönemde yapıldı. Bugün artık bunları devam ettirme takati kalmamıştır hükümetin. Devam ettirse de etkili olmamaktadır. Çünkü çok ciddi bir güven sorunu yaşanmaktadır ekonomide. Zaten Sayın Albayrak’ta demiş ki, yılın ikinci yarısında bu rakamlarla ilgili olarak bir mutedilleşme göreceğiz demiş. Ama Sayın Albayrak’ın bir lafı benim çok dikkatimi çekti arkadaşlar. Şimdi bakın, bu rakamlar diyor makroekonomik dengelenme politikası setini oluşturmayı gerektiriyor. Kim oluşturacak? Siz tek adam değil misiniz artık? Yani saray tek karar alıcı değil mi? Neyi bekliyorsunuz? Yani makroekonomik dengeleri oluşturacak politika paketini oluşturmak için neyi bekliyorsunuz, niye oluşturmuyorsunuz?

Arkadaşlar, Türkiye’nin her yerini geziyoruz, bu hafta milletvekili arkadaşlarımız, İl Başkanlarımızla birlikte yine kendi illerinde ekonomiyle ilgili, sivil toplum kuruluşlarını, kanaat önderlerini ziyaret edecekler. Ben açık söyleyeyim, sıkıntı her geçen gün biraz daha artıyor. Ama dönüp bakıyorsunuz ortada bu sıkıntıyı aşabilecek gerçekçi bir tedbir manzumesi yok, bir program yok. Bakınız Genel Başkanımız 13 madde halinde yapılması gereken işlerle ilgili önerilerimizi sundu. O gün bugündür bu alanda yapılmış olan hiçbir şey yok. Ben bu nedenle iktidarı biran önce önlem almaya davet ediyorum. Yani şimdi kucağımızda bir ödemeler dengesi, bir döviz krizi var, AKP’nin çıkarttığı bir kriz bu. Şimdi bundan sonrada AKP’nin bir ülkeyi bankacılık kriziyle karşı karşıya bırakmaması gerekiyor. Yani bu borçlar geri ödenmemeye başladığı zaman bu çok ciddi sorun olarak karşımıza çıkar. Onun için biran önce ne uygulanacaksa, nasıl bir program uygulamayı düşünüyorlarsa bu programı uygulamaya başlamalılar. Arkadaşlarımızı bu programları bilen, bu programları zamanında uygulamış… Bu bir birikimdir arkadaşlar, öyle bir senede olmaz. Mesela bir genel denge kültürü belli bir kurumda elde edinilen bir birikimdir. Bu genel denge kültürü olmadan işte bu makroekonomik dengeleme politika setini oluşturamazsınız. Biran önce bu arkadaşları alın, bu arkadaşlarla çalışmaya başlayın, bu arkadaşlarla birlikte programları oluşturun diyorum.

Soru- Efendim daha önceki açıklamalarınızda Cumhuriyet Halk Partisinin gündeminde bir ittifak olmadığını söylediniz.

Faik ÖZTRAK- Yine söylüyorum.

Soru- Ancak son MYK toplantısında bir ittifak simülasyonu da gündeme geldi ve bu noktada AK Parti – MHP ittifakı halinde neler yaşanacağı ve İYİ Partiyle bir ittifak kurulması halinde neler değişeceğine yönelik bir dizinin de yer aldığı ifade edildi. Bir görüş değişikliği var mıdır, Cumhuriyet Halk Partisi ittifak düşünüyor mu bu noktada İYİ Partiyle ya da herhangi bir partiyle?

Faik ÖZTRAK- Hayır arkadaşlar, yani bunu bir kere daha söylüyorum bu bir görüş değişikliği değil. Bu bir analiz. Karşı taraf diyor ki, biz seçime giderken ittifak yapacağız. Tabi o da biraz sıkıntılı bir durum ama yani şöyle, nasıl ittifak yapacaksınız? Yasalarda artık ittifak yok ki. Yani yerel yönetim seçimlerine ilişkin ittifak yapma imkanınız var mı? Niye? Gerekte yok. Çünkü bu seçimde millet kendine en iyi hizmet edecek olan adayı seçecek.

Şimdi burada adeta bir cephe oluşturulmak suretiyle ve bizi de buna zorlamak suretiyle milletin iradesine, milletin seçeceği adamlarla ilgili iradesine ipotek konmak isteniyor. Yani neden bu millet iradesine ipotek konmak istenir bunu anlamak mümkün değil bundan vazgeçsinler. Bu cephe mantığının bu ülkeye hiçbir zaman hiçbir yararı olmamıştır. Bunu yapanlara da yararı olmamıştır.

Soru- AK Parti – MHP ittifakı halinde 8 ili kaybedeceğiniz doğru mu?

Faik ÖZTRAK- Yok efendim böyle bir şey.

Soru- Seyit Torun’un ağzından bu haberlerde vardı.

Faik ÖZTRAK- Yani Seyit Torun’un ağzından diye bir şey yok. Deniyor ki işte Seyit Torun toplantıda bunu söyledi. Seyit Torun’un ağzından bunu duydunuz mu? Yok böyle bir şey. Sonra neye göre bakılıyor? Yani şunu söyleyeyim, eğer milletvekili seçimindeki şeye göre böyle bir hesap yapılıyorsa bu hipotetik bir hesaptır normalde baktığınız zaman. Çünkü bu tür seçimlerde 1+1 2 etmiyor.

Soru- Kazanacağınız yerlerde gösteriliyor büyükşehirlerden. Yani kaybedeceğiniz olduğu gibi…

Faik ÖZTRAK- Arkadaşlar, bu konu bugünkü MYK’nın gündeminde yoktu. Ben size bugünkü MYK’nın gündemiyle ilgili konuşuyorum.

Soru- Oya Berberoğlu’nun Sayın Deniz Baykal’la bir görüşme yaptığı hafta sonu yansıdı basına ve bu görüşmede hem Berberoğlu’nun tutukluluğunun sona erdirilmesi için Baykal’ın bir çağrı yaptığı ama aynı zamanda yargı bağımsızlığı konusunda hükümetin mücadelesini memnuniyet verici bulduğunu, Cumhurbaşkanının da cesaret vermesi gerektiğini söyledi. Hem bu açıklamasını, hem de kurultay tartışmalarıyla ilgili iç hesaplaşma artık bitmeli çağrısını da nasıl değerlendirirsiniz?

Faik ÖZTRAK- Efendim Cumhuriyet Halk Partisi şuanda önümüzdeki dönemdeki mahalli idare seçimlerine kilitlenmiştir. İçimizde sürekli bir kavga varmış izlenimi verilmeye çalışılmaktadır, kavga yoktur. Elele tutuşuyoruz, bu mahalli idare seçimlerinde en doğru adaylarla en iyi sonucu almak için yürüyoruz. Çünkü biliyoruz ki, bu seçim ucube tek adam parti devleti rejimine dur diyeceğimiz, kontrol altına alabileceğimiz son seçimdir. Bundan sonrası çok daha zor olacaktır. Bu çerçevede de yolumuza devam ediyoruz.

Diğer konularda tabi onlar önceki dönem Genel Başkanımızın takdirleridir. Onlarla ilgili izin verirseniz herhangi bir yorum yapmayım.

Soru- Sayın Genel Başkanın yarın İstanbul’da bir programı olduğu belirtiliyor. MÜSİAD görüşmesi takvimde var mı, detayında neler olacak, hangi başlıklar görüşülecek MÜSİAD’la?

Faik ÖZTRAK- Var efendim, yani bütün kurumlarla mümkün olduğu kadar biraz önce dedim geçtiğimiz hafta Ziraat Odaları Birliğiyle görüştük, ondan önce Türk-İş’le görüştük, bu hafta MÜSİAD’la görüşeceğiz. Bu arada organize sanayi bölgelerini ziyaret ediyoruz. İstanbul’da da bir organize sanayi bölgesinin ziyareti de var aynı zamanda. Konu malum yani bu kurumlara niye gidiyoruz ki? Türkiye’nin bu sıkıntılı süreçte neler yapması gerektiği konusunda fikirlerimizi paylaşmak üzere gidiyoruz, onlarında fikirlerini dinliyoruz.

Teşekkür ediyoruz arkadaşlar.

EKONOMİDE İHTİYACIMIZ DOĞRU TEŞHİS, DOĞRU TEDAVİ, DOĞRU İLAÇ

İZMİR – Türkiye’nin 1990’lı yıllardan beri dünyanın en güçlü 20 ekonomisi liginde olduğunu belirten CHP’li Öztrak, “Bu ekonomi doğru ilaç verildiği zaman kısa sürede toparlanma potansiyeline sahiptir. Bundan önceki tüm krizlerde bunu göstermiştir. Doğru teşhis, doğru tedavi, doğru ilaçlar… ihtiyacımız olan budur” diye konuştu.

 

Öztrak, Türkiye’nin ekonomideki sıkıntılı günlerden çıkmak için aspirin tedavisini bırakıp, ekonominin yarışma gücünü artıracak inovasyon ve teknolojik atılımın önünü açacak, yatırımcılara güven verecek, hukuk devletini ve demokrasiyi güçlendirecek, acil ve orta vadeli tedbirleri ve yapısal reformları içeren güçlü çapalara sahip, ayakları yere basan bir programı derhal uygulamaya başlaması gerektiğini söyledi.

 

87. İzmir Enternasyonal Fuarı’nın açılışında konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, şunları belirtti:

 

Sözlerime başlarken sizlere, bir başka programı nedeniyle bugün aramızda bulunamayan genel başkanımız Sn. Kemal Kılıçdaroğlu’nun sevgi, saygı ve başarı dileklerini iletiyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

 

CUMHURİYETİN YÖNÜNÜ VE DÜŞÜNCESİNİ GÖSTERİYOR

İzmir Enternasyonal Fuarı’nın tarihimizde çok önemli bir yeri var. İzmir Fuarı, Cumhuriyetimizin yönünü ve düşüncesini gösteren müstesna örneklerden biri. Yeni Cumhuriyet, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde emperyalizme karşı verdiği onurlu mücadeleyle ve savaş meydanlarında kazanılan bağımsızlık savaşıyla işin bitmediğinin bilincindeydi. Bağımsızlığın muhafazası için ekonomik, bilimsel ve kültürel alanda da zaferler gerekiyordu. Bu yıl 87’ncisi düzenlenen İzmir Enternasyonal Fuarı bu mücadelenin önemli bir parçasıdır. Fuarın temelleri 1923 yılında İzmir İktisat Kongresi’nde atılmıştır. Kongre mekanı olarak, Kordon’daki Aram Hamparsumyan Hanı seçilir. Kongre münasebetiyle açılan sergilerle başlayan süreç, önce  “mahalli sergi” ye, 1933 yılında ise fuara evrilir ve uluslararası nitelik kazanır.

 

EKONOMİK BAĞIMSIZLIK, MİLLİ BAĞIMSIZLIK

İzmir İktisat Kongresi, toplumun ve ekonominin bütün kesimlerini bir araya getiren bir ortak akıl platformudur. Çiftçi, tüccar, sanayici, işçi grupları kendi içlerinde tartışmış, konuşmuş ve Mustafa Kemal Atatürk’ün açış konuşmasındaki ifadelerle “istiklal-i tam” için hakimiyet-i milliyeyi, hakimiyet-i iktisadiye ile tarsin etmek”, yani sağlamlaştırmak için izlenmesi gereken önerileri belirlemiştir. Atatürk yine bu konuşmasında “Yabancı sermayeye düşman değiliz. İsteriz ki yabancı sermaye bizim çalışmamıza ve yetersiz kalan servetimize katılsın. Ama eskisi gibi değil. Geçmişte devlet yabancı sermayenin jandarmalığını yaptı ama yeni Türkiye Cumhuriyeti buna uyamaz, burasını esir ülkesi yaptıramaz” derken dış finansmanın akılcı yönetiminin ve ülkeyi sıcak paracılara teslim etmemenin ekonomik, dolayısıyla, milli bağımsızlığımız bakımından önemini belirtmiştir.

 

HAKSIZ YAPTIRIMLAR KABUL EDİLEMEZ AMA…

Daha Lozan görüşmeleri sürerken toplanan İzmir İktisat Kongresi’nde alınan kararlar, o günden bugüne dünya ekonomisinde şartlar çok değişmiş olsa da, güçlü, yerli ve milli bir ekonomiye sahip olmanın temellerini belirleyen ilkeler olarak bu gün de önemini koruyor. Ekonomimizde son dönemde görülen sıkıntılar izlenen “ekonomiyi sıcak parayla şişirme” stratejisinin bir sonucudur. Bu strateji ekonomiyi dış borca ve dolara bağımlı hale getirmiştir.  Bu da ekonominin küresel piyasalarda yarışma gücünü azaltarak yerli üretimi tasfiye etmiş yerine rant gelmiştir. Trump yönetiminin ülkemize karşı uyguladığı haksız yaptırımlar kabul edilemez. Ama bunun ekonomimizde tetiklediği dalganın boyu, Trump’ın üslubunun bize benzeyen diğer ekonomilerde neden olduğu çalkantılardan çok fazladır. Bu, sıcak para politikası nedeniyle üreten kesimlerin rekabet gücünü yitirmesinin sonucudur. Ekonominin iyi yönetilemediğini ortaya koymaktadır.

 

EKONOMİMİZ DOĞRU İLAÇLA KISA SÜREDE TOPARLANIR

Ekonomide olan biteni “ekonomik saldırı”, “döviz kurşunu” sözlerinin arkasına gizlemek ve aspirin tedavisi uygulamayı sürdürmek ise krizi derinleştirmekten başka bir işe yaramayacaktır. Kurdaki hareketler şirketlerde çok ciddi kur farkı zararlarına neden olmakta şirketleri borçlarını ödemekte zorlamaktadır. Enflasyon artmakta, işsizlik artmakta, ekonomi daralma sürecine girmektedir. Evet, bu gün ekonomide sıkıntılarımız var ama bu umutsuz olacağımız anlamına gelmiyor. Türkiye 1990’lı yıllardan beri dünyanın en güçlü 20 ekonomisi ligindedir. Bu ekonomi doğru ilaç verildiği zaman kısa sürede toparlanma potansiyeline sahiptir. Bundan önceki tüm krizlerde bunu göstermiştir. Doğru teşhis, doğru tedavi, doğru ilaçlar… ihtiyacımız olan budur.

 

EN BÜYÜK ZENGİNLİK GENÇ NÜFUS

Hala dünyanın en büyük zenginliğine sahibiz: Üretime katkı sağlayabilecek genç bir nüfusa. Bu nüfusun kadın-erkek ayırmadan eğitimle, işle buluşturulması, çağımızın gerekleri çerçevesinde üretime koşulması gerekiyor. Diğer taraftan Türkiye 1,5 milyarlık nüfusa, 58 ülkeye ve 21,5 trilyon dolarlık bir pazara 4,5 saatlik bir uçuş mesafesinde. Hem sahip olduğumuz demografik fırsat penceresini, hem de coğrafi avantajımızı hızla kullanmalıyız.

 

YENİLİKÇİ OLMAK TEK SEÇENEK

İşte böyle bir konjonktürde Türkiye’nin ilk büyük fuarı olan İzmir Enternasyonal Fuarı’nın bu sene inovasyon çatısı altında, teknoloji ana konusu ile kapılarını açıyor olması ülkemizin gideceği, rekabet gücünü yeniden kazanmak için gitmesi gereken yönü de işaret etmesi açısından çok önemlidir. Çağımızda yaşanan hızlı ve köklü değişimler rekabetçi olmak ve üretmek için ekonomilere yenilikçi olmaktan başka seçenek bırakmamaktadır. Bu durum ülkelerin araştırma-geliştirme faaliyetlerine stratejik boyutta önem vermelerine yol açmaktadır. Sıcak paraya, dış borca bağımlı olmayan, yüksek katma değerli üretim ve Endüstri 4.0 dönüşümünü yapabilecek bir ekonomiye evrilmemizin yolu inovasyon ve teknolojiye yatırımdan geçmektedir.

 

ASPİRİN TEDAVİSİ DEĞİL AYAKLARI YERE BASAN BİR PROGRAM LAZIM

Bu sıkıntıdan çıkmak için bize lazım olan, aspirin tedavisini bırakıp, ekonominin yarışma gücünü artıracak inovasyon ve teknolojik atılımın önünü açacak, yatırımcılara güven verecek, hukuk devletini ve demokrasiyi güçlendirecek, acil ve orta vadeli tedbirleri ve yapısal reformları içeren güçlü çapalara sahip, ayakları yere basan bir programı derhal uygulamaya başlamaktır.

 

TÜİK BU FİYATLARI HANGİ MARKETTEN ALIYORSA BİZE DE SÖYLESİN

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI VE PARTİ SÖZCÜSÜ FAİK ÖZTRAK’IN BASIN AÇIKLAMASI

(03.09.2018)
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, bugün MYK toplantısı sürerken yaptığı basın toplantısında şunları söyledi:
Geçtiğimiz hafta ve bu hafta sonu yine üç tane şehidimiz var Batman ve Hakkari’de. Bu sefer ateş Samsun’a, Zonguldak’a ve Ankara’ya düştü. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, acılı ailelerine, milletimize başsağlığı diliyorum.
Değerli basın mensupları, gündem ağırlıklı olarak yine ekonomi. Ağustos ayında Türk Lirası yüzde 40’a yakın değer kaybetti. Bu Türkiye’nin dalgalı döviz kuru rejimine geçtiği 2002 yılından bu yana bir ayda Türk Lirası’nın en yüksek değer yitirişi. Yine geçtiğimiz hafta döviz kuru döviz kurşunu meselesi gündemdeydi. Tabi şu soruyu sormamız lazım, bu döviz kuru nasıl döviz kurşunu haline geldi? Aslında Genel Başkanımızın geçtiğimiz hafta sormuş olduğu 9 tane soru var. Bu sorular cevaplanabilse bu döviz kurunun nasıl döviz kurşunu haline geldiğini göreceğiz.

DÖVİZ KURUNU DÖVİZ KURŞUNU HALİNE GETİREN TEK ADAM HIRSI
Döviz kurunu döviz kurşunu haline getirip Trump ve diğer emperyalist güçlerin eline veren aslında demokrasiyi ve ekonomiyi bitiren tek adam olma hırsıdır. 2009’dan sonra ekonomide işin kolayına kaçılmıştır. Ekonominin içsel dayanıklılığıyla ilgili sorunları gidermek, yapısal reformları gerçekleştirmek yerine sıcak parayla ekonomiyi şişirmeyi ve ülkeyi dış borca batırmayı iktidar tercih etmiştir. Diğer taraftan 2013 yılından itibaren giderek güçlenen otoriterleşme eğilimi de hukuk devletini bitirmiştir. İşte döviz kurunu döviz kurşunu haline getiren ve emperyalistlerin eline bize karşı kullanılabilecek bir silah olarak veren yaklaşım budur. Hep söylüyoruz bu ülke yönetilmiyor. Bu ülke savruluyor. Şimdi vatandaşa dönmüşler, “Bu da geçer yahu” diyorlar. Sayın Erdoğan bunu söylediğinde aslında Türk Lirası serbest düşüşe geçmiş vaziyette. Tek bir ayda gerçekleşen en yüksek düşüşü realize etmiş durumdayız.

ENFLASYONDA REKORLAR
Bugün enflasyon rakamları açıklandı aylık enflasyon yüzde 2,3. Ağustos aylarının rekoru yani mevcut seride Ağustos ayları itibariyle bu rakam rekor. Yıllık enflasyon oranı ise 17,9. Bu da tüm serinin rekoru yıllık enflasyon oranı olarak. İlk 8 ayda gerçekleşen yüzde 12,3’lük enflasyon oranı da tüketici fiyatları bazında bu da rekor ve ilk kez ilk 8 ayda çift haneli rakamları yakalamış bulunuyoruz. Önümüzdeki döneme baktığımızda özellikle üretici fiyatlarının Ağustos ayında 12 aylık yani yıllık olarak yüzde 32,13 oranında artmış olması, çekirdek enflasyon rakamları enflasyondaki bu hızlanmanın süreceğini gösteriyor.

TÜİK BU FİYATLARI HANGİ MARKETTEN ALIYORSA BİZE DE SÖYLESİN
Ama bu seride bir konu benim çok dikkatimi çekti değerli basın mensupları, gıda fiyatları artışı. Gıda ve alkolsüz içecek fiyatlarındaki artış. Ağustos ayında bir ay önceye göre gıda fiyatları ve alkolsüz içecek fiyatları yüzde 0,06 artmış. Şimdi buradan soruyorum aracılığınızla, TÜİK derhal bu fiyatları hangi marketlerden aldığını açıklasın, bizlerde o marketlere gidelim, vatandaşlarımızda o marketlere gitsin, artmayan fiyatlardan gıda ürünlerini alalım. Arkadaşlar pazar yeri yangın yeri, marketler yangın yeri ama TÜİK’in rakamlarına dönüyorsunuz bakıyorsunuz gıda fiyatları artmamış. Bunun takdirini kamuoyuna bırakıyorum. Bu fiyat artışlarından sonra nihayet Merkez Bankası tedbir alacağını açıkladı, enflasyon karşısındaki duruşunu radikal bir biçimde değiştireceğini söyledi. Sayın Albayrak da “En önemli önceliğimiz enflasyonla mücadele olacak” dedi. Evet, bu ortamda hükümetin en önemli önceliği iki konuda olmalıdır. Biri enflasyonla mücadele, diğeri de borç meselesini halletmek.

ELEKTRİK VE GAZ FİYATLARI
Şimdi enflasyonla mücadele konusuna baktığımız zaman elektrik ve gaz fiyatları dikkatimi çekiyor. Elektrik ve gaz fiyatları geçen ay arttırılmıştı. Biliyorsunuz bu fiyatlar üç ayda bir arttırılıyordu ama birde baktık bu ayda yine elektrik ve gaz fiyatlarına zam yapıldı. Hane halklarına yüzde 9 yani evlerimize verilen elektrik ve gaza yüzde 9, buna karşılık sanayiye verilen elektriğe yüzde 14. Arkadaşlar bunlar enflasyona yansıyacaktır. Nasıl mücadele edeceksiniz enflasyonla? Döviz kuru almış başını gidiyor, bunu durduramıyorsunuz, nasıl mücadele edeceksiniz enflasyonla? Merkez Bankası kalkmış bu ayın 13’ünde yapacağı para kurulu toplantısına randevu veriyor. Ama bu arada fiyatlar almış başını gidiyor. Döviz o da almış başını gidiyor.

NET REZERVLER 30 MİLYAR DOLARIN ALTINDA
Değerli basın mensupları, 4 kişilik bir ailenin fon ve vergi kesintileri de eklendiğinde, Elektrik Mühendisleri Odası hesaplamış, aylık elektrik faturası 126 Türk Lirasına çıkıyor. Bu geçen yıla göre 31 liralık bir artış demek. Bunlar oluyor, yılbaşında 423 dolar olan asgari ücret 173 dolar düşerek Türk Lirası’nın bu hareketi neticesinde 250 dolara iniyor. Yılsonuna kadar ödenecek dış borç 26 – 27 milyar dolar. Bunun üzerine 12 milyar dolarda cari açığı ekleyin 40 milyar dolar para bulmak gerekiyor. Net rezervlerimiz ise 30 milyar doların altına düşmüş. Yani bulmanız gereken bu parayı piyasalardan temin edemediğiniz zaman bunu rezervlerinizi azaltarak finanse etmenizde çok zor gözüküyor. Ama diğer taraftan bir bakıyorsunuz bir başka tartışma geçtiğimiz hafta yine gündemde. Ahlat’a Cumhurbaşkanlığı külliyesi oldu şimdi butik külliye.

O DA BAKAN, BİZİM BAKANIMIZ DA BAKAN
Hatırlayın böyle bu ilginç bir terminoloji şu anda AKP liderinin gündeminde gelişiyor. Arazi değil kupon arazi, gemi değil gemicik, saray değil külliye, külliye değil butik külliye. Diğer taraftan Arjantin’de yeni Sanayi Bakanımız bir toplantıya katılıyor. Dönerken bir bakıyor Endonezyalı mevkidaşı, ekonomisi en az bizim kadar büyük olan Endonezya’nın Sanayi ve Teknoloji Bakanı herkesin bindiği tarifeli uçakla dönüyor. Ama Sayın Bakana devletin tahsis etmiş olduğu özel uçak var. Bakan Endonezyalı bakanın bu haline üzülüyor ondan sonra Endonezyalı bakanı alıyor kendi uçağıyla İstanbul’a kadar getiriyor. Arkadaşlar, Endonezya’nın bakanı da bakan, bizim bakanımızda bakan. Yine Endonezya’nın bakanı tarifeli uçakla gidip gelirken bizim bakanımız devletin kendisine tahsis ettiği özel uçaklarla gidip geliyor? Biz çok mu zenginiz yani Endonezya’dan? Emeklinin parasını ödemekten, ikramiyesini, parasını bayramdan önce vermekten imtina edeceksiniz ama bu arada bakanlar başka ülkelerin bakanlarını tarifeli uçaklardan alıp kendi özel uçaklarıyla taşıyacaklar. Bu olacak iş değil.

KÜREKLERİ VATANDAŞ ÇEKİYOR
Vatandaşa tasarruftan bahsediyorlar ama ortada tasarruf falan yok. Saraylara araç, uçak saltanatı bütün hızıyla devam ediyor. “Hepimiz aynı gemideyiz” diyorlar, vatandaşa kürek çektiriyorlar, kendileri ejder meyveli smoothie içip keyif çatıyorlar. Paramız pul oluyor ama bu da geçer diyorlar. Pahalılık vatandaşın ciğerini delip geçiyor.
HALKBANK OLAYINI BAĞIMSIZ DENETÇİLER İNCELEMELİ
Geçtiğimiz hafta Cuma gecesi 22.01’le 22.39 arasında Halk Bankasında birden bire dövizle müthiş bir tenzilat yapıldı. Döviz o dakikalarda Türk Lirasının dolar karşısındaki değeri o dakikalarda kriz öncesine döndü. Bu sürede yapılan işlemlerin büyüklüğü 4,6 milyon dolar civarında. 2 bin 569 tane işlem yapılmış. Dolar işlemleri ise bin 256 müşteri dolar cinsinden işlem yapmış. Bu da 3,3 milyon dolar. Kabaca bu rakamlara baktığımız zaman bu dakikalarda bankanın potansiyel olarak 9,3 milyon Türk lirası zarar etmiş olması lazım. Bankaya BDDK’nın uzmanları davet edilmiş, bilim teknoloji kurulunun uzmanları davet edilmiş, incelemeler yapmışlar, bunlar hep açıklanıyor. Ama daha henüz ortaya açıklanan bir rapor yok. Değerli basın mensupları, aslında ben şunu söyleyeyim, bu yetmez. Bu konu aynı zamanda bağımsız denetçilere de inceletilmeli. Hatta bir bağımsız denetçi yetmez, yani o sürede olan işlemleri incelemek için. Bir bağımsız denetçi işlemleri incelemeli, diğer bağımsız denetçide bu bağımsız denetçinin yapmış olduğu incelemeyi incelemeli ki milletin vicdanı rahat etsin.

BU FİYATTAN KİMLER DÖVİZ ALDI?
Kim bu fiyattan döviz aldı, kime bu fiyattan dövizler satıldı? İşlemler iptal edilmiş tamam ama bununla ilgilide doğru düzgün herhangi bir açıklama ortada yok. Bakın burada hatırlayalım bir gazetemizin el değiştirmesi sürecinde bir devlet kurumunun gazetenin yeni sahipleriyle ilgili olarak yapmış olduğu bir keyfi işlem neticesinde o gazeteye yaklaşık 264 milyon Türk Lirası kazandırılmıştı. İşte böyle bir yönetim anlayışından bahsediyoruz. Dolayısıyla bunların olduğu bir ülkede güveni sağlayabilmek için, adalet duygusunu tesis edebilmek için mutlaka ve mutlaka kamuoyuna açık saydam, şeffaf, kamuoyunun güvenebileceği kurumlar tarafından denetim yapılması lazım.

DERENİN TAŞIYLA DERENİN KUŞUNU VURMA HİKAYESİ
Geçtiğimiz haftanın tartışılan konularından bir başkası da Türk Telekom’du. Türk Telekom’u biliyorsunuz 2005 yılında Türk Telekom özelleştirildi. Yüzde 55 hissesi Oger Ortak Girişim Grubuna satıldı ve bedeli de 6,5 milyar dolardı. Bu grup özelleştirme bedelinin bir kısmını hemen vermiş, diğer kısmını da bankalardan borçlanmak suretiyle vermiş. Ancak ilk defa 2013 yılında bu şirketin 4 milyar 750 milyon dolarlık borcunun, Türk bankalarına olan borcunun yeniden yapılandırıldığını gördük. Demek ki sıkıntı orada başlamış. Ancak bu süre içinde yani 2006 – 2014 döneminde Oger yaklaşık 6,6 milyar dolar temettü almış. Yani şirket ödediği özelleştirme parasını 9 yılda çıkarmış. Ama bankalara olan borcunu ödememiş. Şimdi 8 yıl sonra bu şirket devlete iade edilecek, Türk Telekom devlete iade edilecek. Türk Telekom’un yüzde 55 hissesi bankalara ödenmemiş borçlar karşılığında verilmiş durumda. Yani hikaye şu, tam bir derenin taşıyla ya da çayın taşıyla çayın kuşunu vurma hikayesi. Peki buna izin veren yani bu temettüleri borcunu ödeyemeyen şirkete ödeyen Telekom’un yönetiminde kim var? Aslında devletin atadığı insanlar. Bugün dönüp bakın Telekom yönetiminin neredeyse tamamına yakınının sarayda olduğunu göreceksiniz. Bu aslında Türkiye’de işlerin nasıl yürütüldüğü konusunda da bir fikir veriyor çok açık söyleyeyim. Burada Telekom yönetimi ülkenin menfaatlerini koruyacak yaklaşım içinde olmamıştır kanaatindeyim.

10 MİLYAR TL DERDE DEVA OLMAZ
Değerli basın mensupları, son bir haftadır yine hükümet bir takım tedbirler alıyor. Bunlardan bir tanesi KOBİ desteği. Güzel. Yani Türkiye’de döviz cinsinden borçlanan kuruluşların bugün üstlendikleri kur farkı zararı mevcut dolar kuruyla 600 milyar Türk Lirasına geldi. Bu kuruluşların bankalara bu borçları ödemesi her geçen gün biraz daha zorlaşıyor. Bu çerçevede Kobilere verilen destek kredisi uygulaması doğrudur ama burada 600 milyar Türk Liralık kur farkı var, burada da 10 milyar Türk Lirası var. Yani bu 10 milyarla kimin derdine deva olacaksınız? Çok açık söyleyeyim, burada bu uygulamanın son derece kurallı bir biçimde ve son derece şeffaf olarak yapılması lazım. Kime verilecek bu paralar? Orada 600 milyar Türk liralık bir ihtiyaç var bu 10 milyarı kime dağıtacaksınız?

BUNA DA DÜŞÜK FAİZLİ KREDİ DİYORLAR
Bu arada bir şey daha söyleyeyim, Sayın Hisarcıklıoğlu diyor ki, bu kredinin faizi yüzde 22 olacak. Bundan önce uygulanan bu kredinin Mart ayında en son uygulaması yapılmış bu senenin Mart ayında. Faizi ne kadarmış biliyor musunuz? Yüzde 12. İşte memleketin içine düştüğü hal bu. Mart ayında yüzde 12 olan faizler bugün 10 puan artarak neredeyse yüzde yüz artarak yüzde 22’ye gelmiş. Buna da ucuz diyorlar, düşük faizli kredi diyorlar.

BUNLAR PANSUMAN DÜZENLEMELERDİR
Yine bir takım uygulamalar işte bu döviz hesaplarından vergi alınıp Türk lirası hesaplardan vergi alınmaması, Merkez Bankası bünyesinde Türk Lirası swap piyasasının açılması. Bu düzenlemelere baktığımız zaman açık söyleyeyim, bu düzenlemeler tamamen pansuman düzenlemeleri. Memleketin gerçek sorunu olan demokrasi açığı ve ekonomideki yapısal açıkları çözecek hiçbir önlem bunun içinde yok.

NİHAYET SÖYLEDİ: EKONOMİDE YAPISAL SORUNLAR VAR
Ama Sayın Erdoğan nihayet şunu dedi, Türkiye’ni ekonomide çözmesi gereken yapısal sorunları var. Evet var neredesiniz, niye bugüne kadar çözmediniz? Daha ilk gün Genel Başkanımız 13 maddelik bir paket açıkladı. Aslında bu paket iktidar için iyi bir yol göstericidir. Çünkü gerçekten ekonominin yapısal açıklarına ve demokrasi açığına işaret eden önlemler vardır. Diğer taraftan şunu söyleyeyim, zamanında buna benzer bir krizi yönetmiş bir Hazine Müsteşarı olarak söylüyorum sizlere bunu. Popülizmle, “Vatan, millet, Sakarya” diyerek bu iş artık gitmez. Ya da hayali düşmanlar göstererek. Trump yönetiminin yaptıkları hiçbir şekilde kabul edilemez. Ama bunları sadece bizde yapmıyor, bütün dünyada yapıyor. Neden bizde yaptığı bin etki yaparken dünyada diğer ülkelerde yaptığı 10 etki yapıyor. Onun için bir an önce bu etkileri asgariye indirecek, geçmişte yapılmış olan hataları telafi edecek, ayakları yere basan tedbirleri alma kararlılığını iktidar göstermelidir. Acil ve orta vadeli tedbirlerden oluşan, ciddi çapaları olan somut ve güven veren bir program hazırlanıp hemen uygulamaya geçilmelidir. Aksi takdirde bunun millete çıkacak faturası çok yüksek olacaktır.

ORTAK AKIL KULLANILMALI
Yine bu süreçte ortak akıl kullanılmalıdır. Bakın Türk-İş’e gittik, şimdi bu süreçten en fazla etkilenecek kesimlerden biri işçi kesimi. Ama olan biten, alınan tedbirlerle ilgili olarak Türk-İş’in hiç görüşü alınmamış. Yine bu süreç işlerken saydamlık son derece önemli. Milletimiz, “iktidarın en yakınları kendini kurtardı, bu işin faturası bize çıkacak” dememelidir. Başarılı olmasını istiyorlarsa bu programın buna sebep olmaması lazım. Geçtiğimiz haftalarda söylemiştim ekonomi masasını kurduk. Ekonomi masası ilk ziyaretini geçtiğimiz Cuma Türk-İş’e yaptı.

İTHAL ETE MAHKUM ETTİNİZ, HİÇ OLMAZSA KONTROL EDİN
Son olarak da bu Şarbon hastalığı meselesine değinmek istiyorum. Gerçekten ailelerimizin gündemini önemli ölçüde işgal ediyor. Bakınız Türkiye’de iktidar üreticiyi desteklemek yerine ithalat tipine sarılmıştır. ABD Tarım Bakanlığı verilerine göre Türkiye ABD’nin ardından dünyanın en fazla sığır ithal eden ikinci ülkesidir. Nüfusu bizim 17 katımız olan Çin’in sığır ithalatı Türkiye’nin onda biridir. Ülkeyi ithal ete mahkum ettiler. Bari hiç olmazsa bunu ithal ederken doğru düzgün kontrol etsinler, hastalıksız etleri getirsinler. Ama bunu dahi yapamıyorlar. Biz eloğluna tarım ürünü ihraç etmeye kalktığımız zaman binlere kontrolden geçiyor ama her nedense onların ürünleri elini kolunu sallayarak neredeyse bu ülkeye giriyor. Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum, sorularınız varsa alayım.

Soru- Yerel seçimlerde AK Parti ve MHP arasında bir ittifak gündemde. Cumhuriyet Halk Partisi’nin de bir ittifak arayışı var mı? Özellikle HDP’yle bir ittifak yapacağı konuşuluyor, iddia ediliyor, kulislerde bu bilgi var. Birde AK Parti ve MHP ittifakını nasıl değerlendirirsiniz yerel seçimlerle?
Faik ÖZTRAK- Şimdi değerli basın mensupları, Cumhur cephesinin ne yapacağını bilemiyorum. Ama Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim bir iddiamız var. Biz diyoruz ki, belediyeciliği biz biliriz. Bu nedenle de biz bu seçimlere tabanda mutabakatı sağlayacak, bundan önceki seçimlerde gerek Adalet ve Kalkınma Partisine oy vermiş gerek MHP’ye oy vermiş gerekse diğer partilere oy vermiş seçmenlerinde oyunu alabilecek, en yüksek oyu alacak, millete yapacağı hizmetlerin en üst seviyede olacağı ve halkın hizmetinde olacaklarına ikna edecek, halkın belediye başkanlarıyla çıkacağız. Gündemimizde ittifak yok. Ben bunu söylüyorum, diyorlar ki “Yarım ağızla söylediler…” O zaman yarım ağızla söylediğimi düşünen değerli basın mensupları dudaklarımı okusun, gündemimizde kesinlikle ittifak yok.

Soru- Efendim olasılıkları görüştünüz mü acaba toplantıda, yani ne yönde bir hazırlık yapacaksınız yerel seçimlere yönelik?
Faik ÖZTRAK- Şöyle, Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bu yerel seçimlerin Türkiye’nin kaderi bakımından en önemli seçimlerden biri olduğunu düşünüyoruz. Tek adam parti devleti rejiminin sınırsız, keyfi, frensiz bir şekilde ilerlemesini durduracak, Türkiye’de yeniden demokrasi standartlarını güçlendirecek seçimin yerel seçimler olduğunu düşünüyoruz. Aynı zamanda bu yerel seçimlerin millete hizmet seçimi olduğunu da düşünüyoruz.
Bakın arkadaşlar, ben “belediyeciliği biliriz” derken şunun altını çiziyorum, gidin İstanbul’a bakın bütün belediyelere insanlar nerelere gidip nefes alıyor, hangi belediyeler var orada? Dolayısıyla bu çerçevede hem projelerimiz yani ortak kullanılacak projeler, hem de yerel projelerimiz konusunda, adaylar konusunda gerekli çalışmaları bu konuyla ilgili Genel Başkan Yardımcısı arkadaşımız yapıyor. Zaman zamanda sizleri bu konuda bilgilendiriyor, partiye de bilgi veriliyor ve süratle bu yönde ilerliyoruz. Bakın şunu söyleyeyim, bugün şununla ittifak yapacak, bununla ittifak yapacak, şu geliyor, bu geliyor bu lafların hepsi yerel yönetimlerde yaklaşan Cumhuriyet Halk Partisi iktidarının korkusuna kapılmış olan seslerdir.

Soru- Efendim CHP Genel Merkezi önünde Mahir Kılıç bir eylem yapıyor. CHP’nin bu konuda sorunu çözümleme girişimi oldu mu?
Faik ÖZTRAK- Bu işten atılan arkadaşımız mı?
Soru- Evet.
Faik ÖZTRAK- Yani muhtemelen ilgili arkadaşlarımız o konuyu görüşüyorlardır.

Soru- Efendim arkadaşımızın sorusuna entegre olarak yerel seçimlerle ilgili olarak, bugün gazetelerde vardı yine MHP’yle AK Parti ittifak yaptığında, 2014 seçimleri baz alındığında CHP bazı illeri kaybediyor. İşte bunların içinde Hatay, Tekirdağ, Eskişehir gibi illerde var. İttifak yapmayacağız dediniz, ittifak gündemimizde yok dediniz. Peki bu hamleye karşı ittifak olursa sizin karşı hamleniz ne olacak CHP’nin?
Faik ÖZTRAK- Biraz önce söyledim tabanda tüm seçmenlerin oyunu alacak, her partiye bundan önce oy vermiş seçmenlerin oyunu alacak, tabanı birleştirecek adaylar ve politikalar olacak.
Soru- Parti dışından isimlerde olabilir mi kamuoyuna mal olmuş isimler?
Faik ÖZTRAK- Biraz önce söyledim yani tüm seçmeni birleştirecek, seçmene hitap edecek halkın adaylarıyla yürüyeceğiz dedim.
Teşekkür ederim.

CHP EKONOMİ MASASINDAN TÜRK-İŞ’E ZİYARET

ANKARA – CHP Ekonomi Masası, Türk-İş’i ziyaret etti. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizden çıkış için iktidarın hamaseti bırakıp acil ve orta vadeli tedbirleri içeren, güçlü çapaları olan, dış dayatmalara karşı ekonomiyi tahkim eden, güvenilir bir programı hemen uygulamaya başlaması gerektiğini belirtti.

Öztrak, bu süreçte ekonomideki tüm oyuncularla bir araya gelinmesinin ve mutabakat sağlanmasının önemine dikkat çekerek, Ekonomik ve Sosyal Konseyin bir an önce toplanması gerektiğini vurguladı.

CHP’nin ekonomideki gelişmeleri izlemek ve çözüm önerileri oluşturmak üzere kurduğu Ekonomi Masası bugün Türk-İş’i ziyaret etti. CHP Genel Başkan Yardımcıları Faik Öztrak ve Veli Ağbaba ile CHP Konya Milletvekili Abdüllatif Şener’den oluşan CHP heyeti, Türk-İş Genel başkanı Ergün Atalay ve Yönetim Kurulu Üyeleriyle bir araya geldi.

Görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan CHP’li Öztrak, CHP Ekonomi Masası’nın çalışmalarına başladığını, bu çerçevede CHP heyetlerinin ekonominin önemli aktörlerini ziyaret edeceğini, ayrıca Masa’ya yerelden bilgi akışının sağlanması için partinin her il örgütünde bir İl Başkan Yardımcısının görevlendirileceğini ifade etti.

MÜTTEFİKLİK HUKUKUNA UYMAZ AMA…

Öztrak yaptığı konuşmada, ABD ile yaşanan Brunson krizinin başlangıcından bugüne Türk lirasının değer kaybının yüzde 40’a yaklaştığını kaydetti. Trump yönetiminin açıklamalarının müttefiklik hukukuna uymadığını belirten Öztrak, buna karşın iktidarın ekonomide yaşanan krizin sebebi olarak sadece ABD yönetiminin haksız yaptırım ve açıklamalarını göstermesinin de doğru olmadığını, asıl sebebin Türkiye ekonomisinde biriktirilen kırılganlıklar olduğunu ifade etti.

TEK ADAM REJİMİYLE BÜYÜLENDİLER

İktidardakilerin tek adam parti devleti kurma adımlarını atmaya başladığı 2014’teki Cumhurbaşkanlığı seçiminden bu yana TL’nin dolar karşısında yüzde 200’den fazla değer yitirdiğini hatırlatan Öztrak, “Tek adam rejimiyle büyülenen iktidar yönetimi, ekonomiyi falan unuttu” diye konuştu.

GÜVENİLİR BİR PROGRAMA İHTİYAÇ VAR

İktidarın TL’deki değer kaybının üstesinden gelmek için uyguladığı pansuman niteliğindeki  tedbirlerin bu işin içinden çıkmak için yeterli olmadığını söyleyen Öztrak, “İktidar hamaseti bırakıp acil ve orta vadeli tedbirleri içeren, güçlü çapaları olan, dış dayatmalara karşı ekonomiyi tahkim eden, güvenilir bir programa hemen başlamalıdır” dedi.

EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY TOPLANMALI

Bu süreçte uygulanacak tedbirlerde adaletli olunması gerektiğinin altını çizen Öztrak, tedbirlerin belirlenmesinde tüm kesimlerin mutabakatının sağlanmasının önemli olduğunu ifade etti. Öztrak, bu çerçevede ekonomideki bütün oyuncuları bir araya getiren Ekonomik ve Sosyal Konsey’in vakit kaybetmeden toplanması gerektiğini, bu adımın hazırlanacak programa güveni artıracağını, Türkiye’nin içinden geçtiği günlerde ortak akla ihtiyaç duyulduğunu, ekonomideki sıkıntıların nedeninin ve çözümlerin ancak bu şekilde bulunabileceğini kaydetti.

Saray Fukaranın Tavuğunu Rantiyelerin, Faiz Lobilerinin Folluğuna Yumurtlatıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin bu yılın Ocak-Kasım dönemine milyonlarca çiftçi ve esnafa reva gördüğü desteğin, bir avuç faiz lobisine ve yandaşa...
Devamını oku

Ekonomi Arabasının Motoru Boğuldu, Şanzımanı Dağıldı

CHP’li Öztrak, ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadeleden sadece faiz lobileriyle sıcak para partileri vermeyi anladığını belirterek, “Yüksek faiz ve kontrollü kura...
Devamını oku

Tutuklanan TCMB Başkan Yardımcısının Attığı Diğer İmzalar Hakkında İç Soruşturma Yapıldı Mı?

CHP’li Öztrak, Bankalararası Kart Merkezi soruşturması kapsamında tutuklanan, Merkez Bankası’nın Başkan Yardımcısı Emrah Şener’in TCMB’deki görevi sırasında attığı diğer imzalarla...
Devamını oku

Resmi İşsiz Sayısı İle Gerçek İşsiz Sayısı Arasındaki Fark İlk Kez 10 Milyonu Aştı

CHP’li Öztrak, Haziran ayında gerçek işsiz sayısının 13,4 milyon kişiye ulaşarak rekor kırdığını; resmi işsiz sayısı ile gerçek işsiz sayısı...
Devamını oku

Sadece İstatistiklerle Yalan Değil; İstatistiklerle Talan

CHP’li Öztrak, TÜİK’in açıkladığı Haziran ayı rakamının beklentilerin ve diğer kurumların hesaplarının çok altında kaldığına, market fiyatlarındaki değişimler ile TÜİK’in...
Devamını oku

Faiz Harcamalarının Bütçe Üzerindeki Baskısı Artıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin hukuk tanımazlığı nedeniyle artan faizlerin bütçe üzerine her ay daha fazla baskı yaptığına dikkat çekerek, “İlk 4...
Devamını oku

Milli İradeye Darbe Süreci Ekonomik Görünümü Bozdu

CHP’li Öztrak, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’ndaki Türkiye ekonomisiyle ilgili tahminlerin, Sarayın millet iradesine darbe süreci sonrasında kötüleştiğine dikkat çekerek, “Uluslararası...
Devamını oku

Satılan Milyarlarca Dolar Rezervi Kimler Topladı

CHP’li Öztrak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından mali piyasalarda yaşanan tsunami sırasında ülkenin 40 milyar dolardan fazla...
Devamını oku

 İletişim

Bize her türlü görüş ve önerilerinizi bildirmek için sağ tarafta yer alan bilgilerden bize ulaşabilirsiniz.
CHP Genel Merkezi: Anadolu Bulvarı No: 12 06520
Söğütözü / ANKARA
Telefon: +90 (312) 207 40 00
Telefon 2: +90 (312) 420 59 48-49
Faks: +90 (312) 207 40 14
E-Posta: info@faikoztrak.com