Main menu
Second Menu
Faik ÖztrakBlog style 2

YAPILAN REVİZYON, BÜTÇE HAKKINA SAYGISIZLIKTIR

 

 

ANKARA – CHP’li Öztrak, TÜİK’in yaptığı yeni Milli Gelir hesabındaki tutarsızlıkları TBMM gündemine taşıdı. Yeni hesap yönteminin pek çok analizi imkansız hale getirdiğini ve izaha muhtaç pek çok husus barındırdığını ifade eden Öztrak, “Yeni Milli Gelir hesabı, bütçenin dayandığı, ekonomideki hedef ve tahminleri daha mürekkebi kurumadan geçersiz kılmıştır. Bu yapılan, TBMM’nin bütçe hakkına saygısızlıktır” değerlendirmesinde bulundu. 

 

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan’ın yanıtlaması talebiyle verdiği yazılı önergesiyle, TÜİK tarafından yenilenen Milli Gelir hesabıyla ilgili tutarsızlıkları TBMM gündemine taşıdı. Kurum’un yaptığı hesap değişikliğinde, temel yıl olarak “istikrarlı” bir yıl seçmesi gerekirken, Türkiye ve dünya ekonomisinin küçüldüğü, kriz yılı olan 2009 yılını seçtiğine dikkat çeken Öztrak, bu durumun önemli teknik sıkıntılar yarattığını ifade etti.

 

VERİLER UÇTU, ANALİZ YAPILAMIYOR

Milli Gelir 2009 üzerinden hesaplanırken, hesaplamada en önemli araç olan “Arz-Kullanım ve Girdi-Çıktı tablolarının” baz yılının 2012 olarak alındığına dikkat çeken Öztrak, bunun sebebinin kamuoyuna açıklanması gerektiğini belirtti. Milli Gelir analizlerinde önemli yer tutacak “2009 fiyatlarıyla Milli Gelir düzeyinin” de kamuoyuna açıklanmadığını kaydeden Öztrak, bu durumun analizlerde ihtiyaç duyulan üretim ve harcama kalemlerinin büyümeye katkısıyla ilgili hesaplar ile göreli fiyat hareketleri hesaplarını yapmayı da imkansız hale getirdiğini ifade etti.

 

İZAHA MUHTAÇ

Öztrak, Milli Gelir hesabında yapılan yenileme sonucu, ekonominin büyüme hızında hep aynı yönde gerçekleşen büyük farkların olduğunu belirterek, bunun sistemik bir hatanın işareti olabileceği uyarısında bulundu. Avrupa’da yapılan önceki hesap yöntemi değişikliklerinde, büyüme hızında çok az değişiklik görülürken Türkiye’deki hesap değişikliğinde farkın çok yüksek olduğuna dikkat çeken Öztrak, Türkiye’de eski ve yeni Milli Gelir serileri arasındaki farkın özellikle 2011 sonrasında olağanüstü açıldığını, bunun izaha muhtaç olduğunu söyledi.

 

TÜİK’İN AÇIKLAMASI HATANIN KABULÜ

TÜİK’in, revizyonla ilgili yaptığı yazılı açıklamada eski seri ile yeni hesaplanan seri arasında yüzde 10,79’luk seviye farkı olduğunu, bu farkın 7,97 puanlık kısmının “ölçüm sorunlarından” kaynaklandığını ifade ettiğini kaydeden Öztrak, “Bu bir anlamda TÜİK’ in olağanüstü ölçüm hataları yaptığının kabulü anlamına gelmektedir” değerlendirmesinde bulundu.

 

YATIRIMLAR PATLADI, KAYNAĞI BELİRSİZ

TÜİK’in yaptığı yeniden hesaplamada, yatırımların Milli Gelir içindeki payındaki olağanüstü artışın, bazı harcamaların yatırım olarak kabul edilmesiyle açıklanamayacak kadar büyük olduğunu belirten Öztrak, yatırımlardaki kamu-özel ayrımının ortadan kalkmasının da birçok kritik değerlendirmenin yapılmasının önüne geçtiğini ifade etti.

 

ARALIK’TA REVİZYON BAŞKADIR…

TÜİK’in yaptığı revizyonun zamanlamasının da oldukça sorunlu olduğunu söyleyen Öztrak, TBMM’de 2017 Bütçesi görüşülürken yapılan revizyonun, Bütçeye dayanak olan Orta Vadeli Program ve Orta Vadeli Mali Plan’da Milli Gelire oranla sunulan tüm hedef ve tahminleri daha mürekkebi kurumadan geçersiz kıldığını kaydetti. Bunun, en hafif tabirle “TBMM’nin bütçe yapma hakkına iktidarın saygı duymadığının göstergesi” olduğunu belirten Öztrak, “Ana revizyon en azından gelecek yılın ilk üç ayına ötelenmeli, 2017 bitene kadar da yeni ve eski milli gelir serileri beraberce yayımlanmalıydı. İktidar bu yolu tercih etmemiştir” eleştirisini getirdi. TÜİK’in mevsim ve takvim etkisinden arınmış serilerin bir sonraki haber bültenine bıraktığını anımsatan Öztrak, “Bu durum, revizyonun aceleye getirildiği konusunda kuşkuları artırmaktadır” dedi.

 

Öztrak, Kalkınma Bakanı Elvan’a şu soruları yöneltti:

“Yeni Milli Gelir serilerine temel teşkil eden arz-kullanım ve girdi-çıktı tabloları 2012 yılı referans alınarak hazırlanmasına rağmen, yeni milli serisinin baz yılı neden 2009 olarak belirlenmiştir? Kriz yılı olmayan bir dönem, örneğin 2012, neden baz yılı olarak alınmamıştır?       Farklı baz yıllarına göre alternatif çözümler alınmış ve bu çözümler arasından 2009 yılı seçilmiş midir? Seçildiyse bu seçimi kim yapmıştır? Yeni milli gelirde cari GSYH düzey olarak verilirken, sabit fiyatlarla GSYH neden düzey olarak verilmemiştir? Üretim ve harcama kalemlerinin büyümeye katkısının hesaplanabilmesi için sabit fiyatlarla GSYH’yı düzey olarak kullanıcılara sunmayı düşünüyor musunuz? Eski ve yeni milli gelir serilerinde ekonominin büyüme hızında özellikle 2011’den sonra ortaya çıkan ciddi farklılıkların sebebi nedir? Yeni milli gelir serisinde yatırımlar neden kamu-özel ayrımında verilmemiştir? İlerleyen aylarda yatırımları kamu özel ayrımında kullanıcıya sunmayı düşünüyor musunuz? Yeni milli gelir serilerinde, GSYH’ya oran olarak, yatırımlardaki artışın ne kadarlık kısmı tüketim ve cari harcama kalemlerinin yatırım harcaması olarak gösterilmesinden kaynaklanmaktadır? Milli Gelir revizyonunu yapmak için 2017’nin ilk çeyreği neden beklenmemiştir? 2017 Bütçe Kanunu ve ona dayanak teşkil eden resmi dokümanlardaki hedef ve tahminlerin takibine imkân tanımak için yeni seriyle beraber eski seriyi de 2017 boyunca yayımlamayı düşünüyor musunuz?”

Soru Önergesinin Tam Metni: milli-gelir_-soru-onergesi_19-12-2016

HAYRABOLU YOLUNDA SORULAR YANITSIZ KALDI

ANKARA – Ulaştırma Bakanı, 2016 Ek Yatırım Programına alınan Tekirdağ-Hayrabolu yolunun henüz ihale hazırlık aşamasında olduğunu açıkladı. Ne kadar ödenek konulduğu, ihalenin ne zaman yapılacağı gibi kritik sorular ise yanıtsız kaldı.

 

Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan, CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak’ın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Tekirdağ’ın yollarıyla ilgili sorduğu sorulara yazılı yanıt verdi. Öztrak’a gelen yanıtta, Saray-Kapaklı yolu ve Muratlı-Karıştıran yolu ile Malkara-Süleymanpaşa yolunun kalan 5 kilometrelik kesiminin 2017 yılının ikinci yarısında bitirilmesinin planlandığı ifade edildi.

 

ÖDENEK VE İHALE TARİHİ BELİRSİZ

Bakanlığın yazılı cevabında, CHP’li Öztrak’ın “Tekirdağ-Hayrabolu yolunun 2016 Ek Yatırım Programına alındığı söyleniyor. Alındı mı?  Ne kadar ödenek kondu? İhalesi ne zaman yapılacak?” sorularına yatırım programına yeni giren yolun “ihale hazırlıklarının devam ettiği” şeklinde yanıt verildi. Yol için ayrılan ödeneğin ne kadar olduğu, ihalesinin ne zaman yapılacağı gibi önemli sorular ise yanıtsız kaldı.

Bakan Ahmet Arslan imzalı cevap yazısında, “Yatırım Programına yeni girmiş olan 52 km uzunluğundaki söz konusu yolun, bölünmüş yol projesi onaylı olup, mevcut hali 2X1 Bitümlü Sıcak Karışım Kaplamalı olup, ihale hazırlıkları devam etmektedir” denildi.

 

CHP’Lİ ÖZTRAK NE SORMUŞTU?

CHP’li Öztrak, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Ulaştırma Bakanına şu soruları yöneltmişti:

“Tekirdağ-Hayrabolu yolunun 2016 ek yatırım programına alındığı söyleniyor, alındı mı? Ne kadar ödenek konuldu, ihalesi ne zaman yapılacak? Yine, Saray-Kapaklı yolunun 2017’de bitirileceği söyleniyor, bitirilecek mi? Muratlı-Karıştıran duble yolunun asfaltının 2017’de biteceği söyleniyor, programda olduğu söyleniyor, bu da bitecek mi? Malkara-Süleymanpaşa yolu duble yol oldu ama her yıl bir tarafı kapatılıyor bakım için. Bu ne zaman bitecek?”

 

ÜLKE SEVR ŞARTLARINA GERİ DÖNDÜ

ANKARA – CHP’li Öztrak, Hükümetin 2009 yılında döviz geliri olmayan şirketlerin dövizle borçlanmasının önünü açmasının sonuçlarının bugün görüldüğünü ifade etti. O günden bu yana özel sektörün artan döviz borçları nedeniyle kurdaki her dalgalanmada ciddi zararı ettiğine dikkat çeken Öztrak, “Başbakanının ‘Dolardan bize ne; dolsa ne olur, dolmasa ne olur?’ dediği Ekim ortasından bu yana şirketlerin kur farkı zararı 80 milyar TL oldu. Bu parayla 10 tane Yavuz Sultan Selim Köprüsü yapılır” diye konuştu.

 

TBMM Genel Kurulu’nda Ekonomi Bakanlığı Bütçesi üzerinde konuşan CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, 14 yıllık AKP iktidarının sonunda Türkiye’nin tarihinin en ciddi yönetim kriziyle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Dini siyasette kullanma geleneğinden gelen kadroların kurduğu koalisyonun, 14 yıldır ülkeyi yönettiğini ifade eden Öztrak, Hükümetin yanlış politikaları nedeniyle ortaya çıkan her sorunda “kandırıldık” demesini eleştirdi. CHP’li Öztrak özetle şunları söyledi:

 

ÜLKE SEVR KOŞULLARINA GERİ DÖNDÜ

14 yıl istikrar türküleriyle Türkiye’yi tek başına yöneten bu iktidar, şimdi ülkeyi ancak OHAL’le yönetebiliyor. Hükümetin bazı üyeleri bu durumu, “Birinci Dünya Savaşı’ndan bu yana karşılaşılan en sıkıntılı dönem” olarak tarif ediyor. Bu Lozan Anlaşması’nı beğenmeyen kadroların, güzel ülkemizi bugün yeniden Sevr koşullarına getirdiklerinin itirafıdır.

 

BORÇ MİLLETE YÜKLENDİ

Ekonomi iflas etti. Bunu Cumhurbaşkanı, “Tulumbada su bitti” diyerek tüm dünyaya ilan etti. Peki, tulumbada su neden bitti? İktidar, göreve geldiği dönemde küresel piyasalara sel olup akan dolarları kalıcı sandı. Borç olarak gelen Dolarları har vurup harman savurdu. Ülkeye hazmedebileceğinin üzerinde dolar girmesine göz yumdu. TL aşırı değerlendi, ihracatçı cezalandırıldı, ithalatçı sevindirildi. Cari açık rekorlar kırdı. Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısının övündüğü gibi devletin borcu ülkenin gelirine oranla 39 puan düştü. Ama vatandaşın ve şirketlerin borcu aynı dönemde 60 puan arttı. Borcu devletin sırtından aldınız, milletin sırtına bıraktınız.

 

BİR GECEDE YÜZDE 20 ZENGİNLEŞTİK

CHP’li Öztrak, TÜİK’in açıkladığı revize edilen son milli gelir rakamlarıyla ilgili olarak da şu değerlendirmelerde bulundu:

Tulumbada su bitince iktidar, müflis tüccar gibi eski defterleri karıştırmaya başladı. TÜİK bir kalem oynattı, Türkiye bir gecede yüzde 20 daha zengin oldu. Tasarruf sorunu falan kalmadı. Meğer bugüne kadar yanlış veriler üzerinden yanlış politikalar üretip boş yere milleti bunaltmışsınız. Yoksa burada da mı kandırıldınız?

 

SARAY RAKAMLARA MÜDAHALE Mİ ETTİ?

Cumhurbaşkanı, Muhtarlar Toplantısında çıktı: “TÜİK verileri açıklandığında ekonominin gayet iyi olduğu görülecek” deyiverdi. Anlaşılan bu rakamları millet görmeden Saray gördü. Şimdi ben soruyorum: Saray bu rakamlara müdahale etti mi? Saray’ın bu açıklaması TÜİK’in rakamların toplanması, işlenmesi ve yayımlanması konusundaki bağımsızlığına büyük bir gölge düşürmüştür.

 

ALLAH ETMESİN, BAŞINIZA BİR ŞEY GELMESİN

Hatırlatayım. Yunanistan, istatistiklerini AB standartlarına uydururken verilerle oynayan istatistik kurumu yöneticileri bugün hapis cezasıyla yargılanıyor. Brezilya’da ise önceki Cumhurbaşkanı Rousseff, bütçe açığını gizlemek maksadıyla bütçe istatistiklerine müdahale ettiği için azledildi. Allah etmesin, sizin de başınıza bir şey gelmesin diye sizi şimdiden uyarıyorum.

 

BÜTÇE HAKKINA SAYGISIZLIK

Yine bu revizyonla şu anda önümüzdeki 2017 Bütçe Tasarısının dayandığı milli bütçe tahmin raporu ve Orta Vadeli Program da geçerliliğini yitirdi. Yapılan, Meclis’in bütçe hakkına ciddi bir saygısızlıktır.

 

SICAK PARACILARIN İNSAFINA KALDIK

16 Haziran 2009’da Resmî Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararıyla, döviz geliri olmayan şirketlere de dövizle borçlanma imkanı getirildi. Bu kararnameden sonra Türkiye’de şirketlerin döviz borcu hızla arttı. 2009’da 67 milyar dolar olan Türk şirketlerinin net döviz borcu bugün 213 milyar dolara çıktı. Benzer ekonomiler liginde artış hızı olarak Çin’in ardından ikinci sıraya geldik. Bu nedenle dünyanın en kırılgan ekonomileri arasına girdik. Sıcak paracıların insafına kaldık. Peki, bu kararnamenin altında kimlerin imzası var: Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ve dönemin Maliye Bakanı Mehmet Şimşek.

 

O PARAYLA 10 TANE YAVUZ SULTAN SELİM KÖPRÜSÜ YAPILIR

Bu borçlar nedeniyle Başbakanının “Dolardan bize ne; dolsa ne olur, dolmasa ne olur?” dediği Ekim ortasından bu yana şirketlerin kur farkı zararı 80 Milyar TL oldu. Bu parayla 10 tane Yavuz Sultan Selim Köprüsü yapılır.

 

ÇIKIŞ YOLU

Bu sıkıntılı günlerden kurtulmak için hemen yapılması gerekenler şunlardır: İlk olarak OHAL’i bir an önce kaldırın, TBMM de ortak akılla, mutabakatla yasaları çıkaralım. Karşı karşıya kaldığımız vahim sorunları geniş bir uzlaşmayla, hukuk çerçevesinde aşalım. 2014 yılından bu yana yaşanan fiili Başkanlığın, ülkeyi ne hale getirdiği de ortadadır. İkinci adım olarak, rejim tartışması ve referandum projesi derhal rafa kalkmalıdır. Üçüncü adım AB çapasını sağlamlaştırmaktır. Bu, Türkiye’nin uygar ve medeni bir mahallede adres sahibi olmasına ve ülkeye duyulan güvenin artmasına hizmet edecektir. Tıpkı 2004-2007 arasında görüldüğü gibi Türkiye’nin risk primini düşürecektir. AB’nin Türkiye’ye karşı elbette hataları vardır. Ancak sorunlar, müzakereler kesilerek değil, konuşarak çözülmelidir. Dördüncü adım olarak mevcut iktidara güven kalmamıştır. Güveni sağlamak için yeni ve tüm ulusun içine sinecek bir uzlaşmaya ihtiyaç vardır. Kısa dönemde bunlar yapılırsa ekonominin ateşi düşer. Eğer bunları bu Mecliste başarabilirsek ülkeyi içine düşürüldüğü Sevr koşullarından hızla çekip çıkarır, milletten de hak edilmiş bir hayır duası alırız.

BORCA BATTIK!

HER BİR YETİŞKİN YURTTAŞIN BORCU AKP DÖNEMİNDE YÜZDE 1195 ARTTI

BORÇ ARTARKEN GELİR DE SERVET DE ERİYOR

 

TBMM – CHP’li Öztrak, AKP’nin göreve geldiği 2002’de Türkiye’deki her bir yetişkinin 470 dolar borcu varken, 2016 itibariyle bu rakamın yüzde 1195 artarak 6 bin 89 dolara çıktığını ifade etti.

 

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, TBMM Genel Kurulu’nda, MHP’nin ekonomide yaşanan olumsuzlukların ekonomiye etkilerinin araştırılması amacıyla verdiği araştırma önergesi üzerinde konuştu. Hükümetin, acil çözüm bulunması gereken meselelere ciddiyetle eğilmemesini ve yapılan uyarıları “kriz tellallığı” olarak nitelemesini eleştiren Öztrak, “Biz kriz tellallığı yapmıyoruz, sizi göreve davet ediyoruz” diye konuştu. Hükümetin 2016 başında yüzde 4,5 büyüme hedefiyle yola çıktığını, Ekim ayında ise bunu yüzde 3,2’ye çektiğini hatırlatan Öztrak, göstergelerin, bu iddiasız rakamın bile artık yakalanamayacağını ortaya koyduğunu kaydetti. TL’nin dolar karşısında değer kaybının sürdüğünü belirten Öztrak, özetle şunları söyledi:

 

TL DİĞER PARALARDAN FAZLA DEĞER YİTİRDİ

Türkiye’nin notunun düştüğü 23 Eylülden bu yana Türk Lirası, dolar karşısında yüzde 14 değer kaybıyla benzer ekonomiler içinde en fazla değer yitiren para birimi oldu. ABD’de seçimlerin yapıldığı 8 Kasım’dan bu yana benzer ülke para birimleri arasında Meksika’nın ardından en çok değer kaybeden ikinci para birimi yine Türk Lirası.

 

DOLAR MI DOLMAZ MI DİYEMEZSİNİZ…

Türkiye’de 2002’de 6,5 milyar dolar olan reel sektörün net döviz borcu bugün 210,5 milyar dolara geldiyse, ithalatın millî gelire oranı yüzde 22’den yüzde 27’lere çıktıysa, Sayın Başbakan gibi ‘Dolardan bana ne? Dolsa ne olur, dolmasa ne olur?’ diyemezsiniz. Bu sözün söylendiği Ekim ayı ortasından bugüne kadar reel sektörün bilançosuna yazdığı kur farkı zararı 62 milyar TL’ye ulaştı. İthal girdilerde zam furyası başladı. Yılın başında 446 dolar olan asgari ücret, bugün 383 dolara düştü. Protesto edilen senetlerin tutarı bu yılın ilk on ayında, geçen yıla göre yüzde 21 arttı, 9,6 milyar Türk Lirasına çıktı.

 

BORCA BATTIK! ARTIŞ: %1195

Küresel Servet Raporu’na göre 2002’de bu memlekette her bir yetişkin yurttaşın borcu 470 dolar iken 2016 itibarıyla aynı borç yüzde 1195 artarak 6 bin 89 dolara çıkmış. Biz borçlardaki hızlı artışı gündeme getirdikçe AKP, ‘Bu borçlar yatırıma gidiyor, millî geliri artırıyor’ dedi ama şimdi görüyoruz ki borç artarken ne yatırım ne gelir ne de servet artmış. 2011’de özel kesim yatırımlarının millî gelir içindeki payı yüzde 18 iken 2016’da yüzde 15’e düşmüş, özel kesimin yatırım iştahı kesilmiş.

 

GELİR DE SERVET DE ERİYOR

OVP’de 2016’da 726 milyar dolar milli gelir öngörülüyor. Bu, 2008’deki, yani bundan tam sekiz yıl önceki 742 milyar dolarlık milli gelirin altında. Küresel Servet Raporuna göre millî servet 2016’da 1 trilyon 63 milyar dolar olarak hesaplanmış oysa 2007’de bu rakam 1 trilyon 676 milyar dolardı. Dokuz yılda millî servetimiz 600 milyar dolar erimiş.

 

MERKEZ’İN İTİBARINI SIFIRLIYORSUNUZ

Durum çok ciddi. Doğruları yaparsanız milletin cebindeki yangını en az hasarla söndürürsünüz. Ama bakınız, geçtiğimiz Cuma günü bir Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısı yapıldı, “Top Merkez Bankası’nda” dendi, Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplantısının hemen öncesinde, “Yeniden bir Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısı yapalım” dediniz. Millet “Ne oluyoruz? Yine Merkez Bankasına müdahale mi edecekler?” diye düşündü. Bu toplantıyı dün sabah iptal ettiniz. Bu yaptığınız doğruydu, yanlıştan dönmüştünüz ancak bu sabah bir de baktık iptal edilen toplantı Saraya alınmış. Bu yapılacak iş değil. Merkez Bankasına müdahale görüntüsü veren her eylem Banka’nın itibarını sıfırlar, bu da millete daha yüksek faiz faturası olarak geri döner. 2006’da bunu millete yaşattınız, on yıl sonra aynı şeyi bir daha yaşatmayın.

 

ÇÖZÜM MİLLİ MUTABAKAT

Artık mevcut iktidar yoruldu, güvenilirliği kalmadı, sorunlar hızla ağırlaşıyor, millet işini yitirme, borcunu ödeyememe, arabasının ruhsatını, evinin tapusunu bankalara kaptırma tehlikesiyle karşı karşıya. Bu gidişe dur demek, ekonomimizi gittiği bu tehlikeli yoldan çevirmek için öncelikle siyasetin ekonominin günlük işleyişine müdahalesini ve siyasi belirsizliğin gölgesini ülkenin üstünden kaldırmalıyız. Eski paradigmalardan kurtulup milletin önüne yepyeni bir büyüme ve bölüşüm stratejisini koymalıyız. Bu çerçevede belirsizliği artıran Olağanüstü Hâli, başkanlık sistemi ve referandum tartışmalarını bir de son dönemde ortaya çıkan Şanghay İşbirliği’ne katılma gibi hayali söylemleri ülkenin gündeminden derhal çıkarmalıyız. Millî bir mutabakat içinde millete ve ekonomiye ufuk verecek yeni bir ekonomi programını hazırlamalıyız.

KRİZİN ADI KONULMAK ÜZERE: BORÇ KRİZİ

 

ANKARA – CHP’li Öztrak, dolar kurundaki dizginlenemeyen yükselişin borç yükü altındaki vatandaşları ve şirketleri vuracağını belirterek, “Bugüne kadar örtülü olarak yaşadığımız adı konulmayan kriz, açık seçik bir ‘borç krizine’ dönüşme yoluna girdi” uyarısında bulundu.

 

Öztrak, bu gidişe dur demek için ekonomide belirsizlik yaratan Başkanlık tartışmalarına son verilerek derhal milletin asıl sorunlarına odaklanacak bir ‘milli bir mutabakat’ sağlanması, bu çerçevede millete ve ekonomiye ufuk verecek yeni bir ekonomi programın yazılması gerektiğini ifade etti.

 

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, döviz kurundaki artışı değerlendirdiği yazılı açıklamasında şunları belirtti:

 

VATANDAŞI VE ŞİRKETLERİ VURACAK

Hükümetin 2017-2019 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programında yer alan tahminlere göre gelecek yıl 3,18 TL olması gereken dolar kuru bugün itibariyle 3,30 TL’nin üzerine yerleşti. Dolar kurundaki artış başta beyaz eşya, ev elektroniği, otomotiv gibi ithalatın yoğun olduğu veya ithal girdi kullanan pek çok sektörde fiyat artışlarını tetikleyecektir. Artan enflasyon, hâlihazırda borç yükü altında ezilen vatandaşlarımızın sıkıntısını daha da ağırlaştıracaktır. Bir taraftan da çok ciddi döviz borcu bulunan özel sektörü devasa bir kur farkı zararıyla baş başa bırakacaktır.

 

BAŞBAKANIN KÜÇÜMSEDİĞİ FATURA: 59 MİLYAR TL

Başbakan’ın “Dolardan bize ne! Dolsa ne olur, dolmasa ne olur” dediği Ekim ortasından bu yana TL dolar karşısında 28 kuruş değer kaybetti. 210 milyar dolardan fazla net döviz borcu olan Türk şirketleri döviz kurundaki bu artış nedeniyle 59 milyar TL kur farkı zararı yazdı. Bugüne kadar örtülü olarak yaşadığımız adı konulmayan kriz, açık seçik bir “borç krizine” dönüşme yoluna girdi.

 

İKTİDAR DURUMUN CİDDİYETİNİN FARKINDA DEĞİL

Kurdaki artışa başta kayıtsız kalan iktidar, doların rekor üstüne rekor kırmasıyla Ekonomi Koordinasyon Kurulunu toplamıştır. Ancak toplantıda da sorunun doğru teşhis edilemediği görülmüştür. Başbakan Türkiye’nin benzer ekonomilerden neden olumsuz yönde ayrıştığına yanıt verememiştir. Bunun yerine Dolardaki artışı ABD seçimlerine ve küresel gelişmelere bağlama kolaycılığını seçmiştir. Yine Sarayın gölgesi Merkez Bankası üzerindeyken, Başbakan topu Merkez Bankası’na atarak sorumluluktan kaçmaya çalışmıştır.

 

EKONOMİ İÇİN EN BÜYÜK TEHDİT

İktidardaki bu ciddiyetsizlik, ekonomimiz için en büyük tehdit haline gelmiştir. Moody’s not indiriminin olduğu 23 Eylül’den bu yana, Türk Lirası benzer ülke para birimleri içinde dolara karşı yüzde 15 ile en fazla değer yitiren para birimidir. Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nun toplanması doların ateşini düşürmeye yetmemiş, Kurul’un toplandığı 18 Kasım 2016’da da TL, benzer ülke para birimleri arasında en fazla değer kaybeden para birimi olmuştur.

 

HÜKÜMET YORGUN, ÜLKE YÖNETİLMİYOR

Ülkemiz kritik bir noktadayken; ekonomik, jeostratejik, siyasi risk ve belirsizlikler had safhaya ulaşmıştır. Tüm bu belirsizlik ve riskler ülkenin kırılgan fay hatlarında gerilimleri artırmaktadır. Hükümet, yorulduğunu, artık ülkeyi yönetme kabiliyetini kaybettiğini kabul etmek yerine bu topraklarda 1878’den beri var olan Parlamenter Sisteme kabahat bulmaya başlamıştır.

 

ÇIKIŞ YOLU MİLLİ MUTABAKAT VE YENİ PROGRAM

Bu gidişe dur demek, ekonomimizi gittiği bu tehlikeli yoldan çevirmek için öncelikle siyasetin ekonominin günlük işleyişine müdahalesini ve siyasi belirsizliğin gölgesini ülkenin üstünden kaldırmamız gerekmektedir.

Bu çerçevede, belirsizliği artıran Başkanlık sistemi tartışmalarını ve referandumu ülkenin gündeminden derhal çıkarmalıyız. Milli bir mutabakat sağlayarak millete ve ekonomiye ufuk verecek yeni bir ekonomi programını hazırlamalıyız. Ekonominin kanayan yaraları daha da ağırlaşmadan, ülkenin ve milletin sorunlarını her türlü siyasi çıkar ve beklentinin önüne koyacak, ülkemizdeki ortak aklı kullanacak mekanizmaları bir an önce oluşturmamız gerekmektedir. Bu siyasi ciddiyet ve anlayış gösterilmelidir. Aksi halde korkarım ki ödenecek fatura daha da büyüyecek, milletimizin aşı, işi, daha da küçülecektir.

 

PATİNAJ BİTTİ, EKONOMİ ARTIK GERİ KAYIYOR

 

TBMM – CHP’li Öztrak, Türkiye’nin üçüncü çeyrekte daralma riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade ederek, “Sanayi üretimi üçüncü üç ayda yüzde 3,2 daraldı. Tarımdan iyi bir katkı gelmezse 27 çeyrek sonra ekonomi ilk kez daralacak” diye konuştu.

 

Uzun süredir patinaj yapan ekonomide artık geriye gidişin başladığı uyarısında bulunan Öztrak, “Araba artık geri kayıyor. Vatandaşın geliri önce 10 bin dolarlardan 9 bin dolarlara indi, maalesef, şimdi, 8 bin dolarlara düşmesi riski ufukta belirdi” değerlendirmesinde bulundu.

 

TBMM’de görüşülen Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerine söz alan CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Hükümetin son yıllarda bütçe kanunlarıyla Meclis’e ait olan bütçe hakkını gasbettiğini, bir taraftan da bu kanun aracılığıyla bütçeyle ilgisi olmayan birtakım yasal düzenlemeleri gerçekleştirdiğini ifade etti. Hükümet’in bu düzenlemeyle, daha önce Anaysa Mahkemesi tarafından iptal edilen bazı hükümleri tekrar TBMM’ye getirdiğini ifade eden Öztrak, tasarının birbiriyle alakasız alanlarda düzenlemeler içeren bir mini torba yasa halinde düzenlenmesini de eleştirdi. Öztrak özetle şunları söyledi:

 

TİTANİK BATARKEN ÇALAN ORKESTRA GİBİ

On dört yılın birikmiş sorunlarıyla kırılganlaşan ekonomide fay hatları artık çatırdıyor, iktidar ise Titanic batarken çalmaya devam eden orkestra gibi. Bakanlar Kurulunda sorumluluk ve ciddiyetle konuşan birkaç isim dışında kimse kalmadı.

 

27 ÇEYREK SONRA EKONOMİ DARALACAK

Ekonomi büyümekte zorlanıyor. 2016’nın 2’nci üç aylık döneminde ekonomide belirginleşen yavaşlama eğilimi işbirlikçi yobazların darbe girişiminin de etkisiyle 3’üncü çeyrekte daralmaya dönüşme olasılığıyla karşı karşıya. Sanayi üretimi 3’üncü üç ayda yüzde 3,2 daraldı. Tarımdan iyi bir katkı gelmezse 27 çeyrek sonra ekonomi ilk kez daralacak.

 

PATİNAJ BİTTİ, GERİ KAYIYOR

Ekonomi zaten uzunca bir süredir patinaj yapıyordu ancak araba şimdi geri kayıyor. Vatandaşın geliri önce 10 bin dolarlardan 9 bin dolarlara indi, maalesef, şimdi, 8 bin dolarlara düşmesi riski ufukta belirdi.

 

FATURA MİLLETE ÇIKAR

Başbakan, ‘Dolardan bize ne; dolsa ne olur, dolmasa ne olur’ dediği günden bugüne kadar reel sektörün bilançolarındaki kur farkı zararı 41 milyar TL oldu. Böyle yönetmeye devam ederseniz bu zarar artacak, şirketler ya kapanacak ya küçülecek ya da zam yapacak. Bu zarar işsizlik olarak zam olarak milletin sırtına yüklenecek.

 

BAŞKANLIK İŞİ VE AŞI ARTIRACAK MI?

2015 yılının Mart ayında Sayın Cumhurbaşkanı millete Gaziantep’te ‘Verin 400 milletvekilini, bu iş huzur içinde çözülsün’ demişti. Millet 400 milletvekilini vermedi ama millette huzur da kalmadı. Milletin dertleri çığ gibi büyüyüp sahipsiz kaldı, ama iktidar başkanlık derdinden vazgeçmedi. Diyelim ki Başkanlık geldi; milletin aşı, işi artacak mı, borcu azalacak mı, terör bitecek mi, istikrar gelecek mi? Türkiye’nin şu anda en çok ihtiyaç duyduğu şey ciddiyettir. Oysa, Türkiye’de öylesine gayriciddi bir dönem yaşıyoruz ki ‘Türkiye’de her şey olabilirsiniz ama rezil olamazsınız’ sözü iktidar sahipleri tarafından haklı çıkarılıyor.

 

BAŞKANLIK SİSTEMİNDE DEMOKRASİNİN ÖMRÜ KISA

İstatistikler başkanlık sisteminin siyasi istikrarı sağlama konusunda parlamenter sistemden çok daha başarısız olduğunu gösteriyor. Başkanlıkla yönetilen ülkelerde demokrasi çok daha sık inkıtaya uğruyor. Başkanlıkta yirmi yıl olan demokrasi ömrü, parlamenter sistemde ortalama yetmiş bir yıla uzuyor. Milletin aş, iş ve refahın durumunu gösteren Birleşmiş Milletler İnsani Gelişmişlik Endeksi’ndeki sıralama bakımından da durum aynı. Bu ligdeki ilk 20 ülkenin sadece 2’si başkanlıkla yönetilirken, sondaki 20 ülkenin 19 tanesi başkanlık veya yarı başkanlıkla yönetiliyor. Zenginlik istiyorsak rejimin adı bellidir. Bu vatan topraklarında uzlaşmayı, birlik beraberlik içinde yaşamayı istiyorsak rejimin adı bellidir. İstikrar ve huzur istiyorsak rejimin adı yine bellidir. Bu rejimin adı, güçlendirilmiş parlamenter sistemdir.

 

BÖLÜNMEYE TAŞIYICI ANNELİK YAPAR

Hiç tereddüttünüz olmasın, başkanlık sistemi tartışmaları gündemde kaldıkça bu ülkenin ufkunu karartmaya devam edecektir. Bu sistem ülkenin birliğine, bütünlüğüne hizmet etmeyecek, bölünmesine ise taşıyıcı annelik yapacaktır. İmralı’daki bölücü terör örgütü başının ‘Recep Tayip Erdoğan’ın başkanlığını destekleriz’ dediğini lütfen hatırlayın. Başkanlık sisteminin sonunda gideceği yerin federasyon olduğunu o da çok iyi biliyor. Basına yansıdığı kadarıyla önerilen sistem, bugün önerdiğiniz sistem Cumhurbaşkanına ülkenin tapusunu vermeyi öngörüyor.

 

YAPILMASI GERKEN BELLİ

Yapılması gereken bellidir. Ekonomiyi büyütmek için, bir: Belirsizliği artıran başkanlık tartışmalarını bir yana bırakalım. Demokrasimizi, kuvvetler ayrılığını ve hukukun üstünlüğünü güçlendirecek reformlara odaklanalım. Olağanüstü Halden çıkıp olağan hale geçelim. İki: Ülkenin dünya arenasında yarışma gücünü artıracak reformları beraberce bu Meclisten geçirelim. Büyümenin nimetlerinin tüm milletimize ulaşmasını sağlayacak, geliri adil paylaştıracak, yoksulluğu babadan evlada geçen bir miras olmaktan çıkaracak, büyümenin niteliğini ve kapsayıcılığını güçlendirecek reformları yapalım. Yine, torunlarımızın bize emaneti olan doğamızı koruyalım. Sosyal denge ve uyumumuzu muhafaza edecek, ekonomik dengeleri bozmadan büyümenin sürdürülebilirliğini sağlayacak adımları bir an önce atalım.

Konuşmanın video kaydı için:

TEKİRDAĞ’DA TERMİK SANTRALLER YASAKLI LİSTESİNDEN ÇIKARILIYOR

TBMM – CHP’li Öztrak, Çevre Bakanlığı tarafından hazırlanan Tekirdağ ile ilgili yeni çevre düzeni planında, daha önce bölgede “yasaklı sanayiler” listesinde yer alan “kömüre dayalı termik santrallere” izin verildiğini belirtti.

 

Tekirdağ’ın zaten hızlı göç aldığını ve çarpık sanayileşmeye bağlı çevre sorunları yaşadığını söyleyen Öztrak, “Bu düzenleme, Tekirdağ’da bir de kömüre dayalı termik santral yapılarak çevre sorunlarının daha da ağırlaştırılmasının önünü açmaktadır” diye konuştu.

 

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda konuşan CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Tekirdağ’ın hızlı sanayileşme ve kentleşme nedeniyle ciddi çevre sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu ifade etti ve Ergene Nehri’nde sanayi kuruluşlarının arıtma tesislerinin yetersizliği nedeniyle kirliliğin devam ettiğini, bu çerçevede denetimlerin sıkılaştırılmasına ihtiyaç olduğunu vurguladı.

OSB’lerden çıkan arıtma çamurlarının bertarafı için Çevre Bakanlığı ile Namık Kemal Üniversitesi’nin geliştirdiği ortak projeyi hatırlatan CHP’li Öztrak, bu projenin bir an önce Tekirdağ’da hayata geçirilmesinin şart olduğunu söyledi. Madencilik faaliyetleriyle ilgili halkın ve sivil toplum örgütlerinin ÇED süreçlerindeki itirazlarının dikkate alınmamasını da eleştiren Öztrak, “İlimizin verimli tarım topraklarının ve ormanlarının korunması her geçen gün biraz daha zorlaşıyor. Tarımsal ilaç, gübre ve hayvancılık faaliyetleri sonucu oluşan atıkların geri kazanımından enerji elde edilmesiyle ilgili olarak Bakanlık öncü projeleri Tekirdağ’da hızla hayata geçirmeli” diye konuştu. Öztrak özetle şunları söyledi:

 

MEVZUAT AÇIKLARI YÜZÜNDEN TARIM ALANLARI ZİYAN OLUYOR

Tekirdağ Büyükşehir olduktan sonra bir hafriyat meselesiyle karşı karşıyayız. Mevzuat, hafriyat toprağının öncelikle geri kullanımını yani mera ve toprak ıslahında kullanılmasını emrediyor. Ancak bu alanda Toprak Kanunu’nun ve Çevre Kanunu’nun uygulamaları çakışıyor. Bu nedenle sadece görüş alma süreleri altı ayı buluyor. Diğer taraftan ilgili mevzuat hafriyat yönetimini, kontrolünü ve denetimini Büyükşehir Belediyelerine, ceza kesme yetkisini ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığına veriyor, bu da işleri daha da zorlaştırıyor. Belediyeler hafriyatı değerlendirecek alanı süratle bulamazsa kaçak dökümler artıyor. Tekirdağ gibi yüzde 80’i tarım arazisi olan bir şehirde bu tip mevzuat açıkları tarım alanlarının ziyan olmasına neden oluyor. Bu sorunu çözmek için yürütmede Büyükşehir Belediyelerine öncelik tanıyacak ve izin süreçlerinde kolaylık sağlayacak düzenlemeler bir an önce yapılmalı.

 

TERMİK SANTRAL YASAKLI LİSTESİNDEN ÇIKARILIYOR

2013 ve 2014 yıllarında hem 1/100.000 ölçekli Ergene Havzası Çevre Düzeni Planı hem de 1/25.000 ölçekli Tekirdağ İli Çevre Düzeni Planı mahkeme kararıyla kısmen iptal edildi. Ardından 1/100.000’lik planın, mahkeme kararlarını dikkate alarak Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanması Bakanlık tarafından uygun görüldü. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi 1/100.000 ve 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planlarının yapılması işini ihale etti, yapımı da şu anda devam ediyor. Ama sonradan Bakanlık, 14 Ekim 2016 tarihinde aynı işi “Havza Planı” adı altında ihale etti. Çevre Bakanlığı kendi hazırlattığı yeni çevre düzeni planını Büyükşehir Belediyesine göndermiş. Belediyenin planlarından önemli bir farklılık var. Daha önce bölgede “yasaklı sanayiler” listesinde yer alan “kömüre dayalı termik santraller” bu listeden çıkarılmış. Bu, zaten hızlı göç alan, çarpık sanayileşmeye bağlı çevre sorunları yaşayan Tekirdağ’da bir de kömüre dayalı termik santral yapılarak çevre sorunlarının daha da ağırlaştırılmasının önünü açtı.

 

HESABINI KİM VERECEK?

Bu düzenleme kapsamında da ilk olarak Çerkezköy’de 60 hektarlık bir alanda Elektrik Üretim Anonim Şirketi tarafından bir termik santral yapılmasına izin verildiği anlaşılıyor. Çerkezköy, Tekirdağ’da nüfusun en yoğun olduğu ilçelerdendir. Çok ciddi hava ve çevre kirliliği sorunları var. Aynı zamanda Çerkezköy, çarpık kentleşme nedeniyle ciddi sel felaketleri yaşamış bir ilçemiz. Duyduğumuza göre bu termik santral Ambardere Taşkın Önleme Barajı’nın yapım bölgesi olarak tasarlanan alanda yapılacak. Oysa bu barajın yapımı, bölgedeki taşkınların önlenmesi için Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından gerekli görülüyor. Yarın öbür gün büyük bir sel felaketiyle karşılaşılması durumunda bunun hesabını kim verecek?

 

YOL YAKINKEN TERMİK SANTRALDEN VAZGEÇELİM

“Termik santralde yerli kömür kaynağı kullanacağız” diyorsunuz. Merak ediyorum, bu bölgede ne kadar linyit rezervi var? Bu santrale başka ilçe veya bölgelerden kömür gelecekse Trakya’nın yollarında oluşacak tahribatın, artacak trafik kazalarının hesabını kim verecek? Trakya ve Tekirdağ Türkiye’nin önemli tarım havzalarından. Bu bölgede ekolojik ve çevresel dengeleri gözetmeden yapılacak bu tür yatırımların maliyeti çok büyük olur. Zaten Istrancaların suyunu İstanbul’a vererek Tekirdağ’da taban suyu seviyesini olağanüstü düşürdünüz. Şimdi de regül atör barajdan vazgeçip ciddi su kullanan bir termik santral yapmanın yaratacağı su sıkıntısını düşünün. Bunun yaratacağı çevre tahribatının geri dönüşü de mümkün olmaz. Bunun hesabı kimden sorulacak? Sayın Bakan, gelin Tekirdağ’da termik santral yapma işinden yol yakınken vazgeçelim. Huzurumuz kaçmasın, kaynaklarımızı ve zamanımızı israf etmeyelim.

 

AKP DÖNEMİNDE TUSKON’A NE KADAR PARA AKTARILDI?

TBMM – CHP’li Faik Öztrak, Ekonomi Bakanına, FETÖ’ye yakınlığıyla bilinen Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu’na (TUSKON), 2003-2016 yılları arasında bütçeden ve İhracatçı Birliklerinin fonlarından ne kadar kaynak aktarıldığını sordu.   

 

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda söz alan CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Türkiye’nin gelişmekte olan ekonomiler için elverişli olan son 14 yıllık dönemi yeterince iyi değerlendiremediğini, üretimi, aşı ve işi artıramayan Türkiye’de, mutlu bir azınlık servetine servet katarken geniş kitlelerin borca battığını söyledi.

 

KİŞİBAŞINA GELİR 9 YIL ÖNCEYE DÖNDÜ

2008 yılından sonra tüm ekonomilerin yavaşladığını ama Türkiye’nin rakiplerinden daha hızlı yavaşladığını ifade eden Öztrak, “Kişi başına gelir 2015’de 9 bin 261 dolara düştü. 2017 bütçesine esas teşkil eden Orta Vadeli Programa göre ise 2016 yılında kişi başına gelir 9 bin 242 dolar olacak. Bu dokuz yıl öncesinin seviyesinin da altında” diye konuştu. Öztrak sözlerini şöyle sürdürdü:

 

ÖNCE ORTA TEKNOLOJİ TUZAĞINDAN ÇIKMALIYIZ

Şu teşhisi yapmak zorundayız: Orta teknoloji tuzağından çıkmadan, orta gelir tuzağından ve borç tuzağından çıkamayız. AKP ekonomide bu dönüşümü yapacak adımları atmadı. 2002’de yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracat içindeki payı yüzde 6,2 iken, bu yılın ilk dokuz ayı itibarıyla aynı ürünlerin toplam ihracat içindeki payı yüzde 3,4’e geriledi.

 

AKP ÇÖZÜMÜN NEREDE OLDUĞUNU KAVRAYAMADI

İşin kötüsü, iktidarda geçen on dört yıla rağmen AKP hâlâ çözümün nerede olduğunu kavrayamadı. Geçen gün Sayın Cumhurbaşkanı cari açığı düşürmek için yerli kömür kaynaklarını kullanmaktan bahsediyordu. Cari açık yerli kömürle değil, inovasyonla, ürettiğimiz ürünlerde bilgi ve teknolojinin payını artırmakla, dünya piyasalarındaki yarışma gücünü artırarak kapanır. Örnek mi istiyorsunuz? Güney Kore’ye bakın. Dünya Bankası verilerine göre 2015’de Güney Kore kullandığı enerjinin yüzde 82’sini, Türkiye ise yüzde 74’ünü ithal etmiş. Aynı yıl Güney Kore yüzde 6 cari işlemler dengesinde fazla verirken Türkiye yüzde 4,5 açık vermiş. Demek ki enerji faturasıyla ilgili değil bu iş.

 

KAFA KARIŞTIRAN ENERJİ HESABI

Son olarak orta vadeli programdaki bir tutarsızlığına da değinmek isterim. Petrolün varili 52,5 dolarken 2015’de Türkiye yüzde 4 büyümüş ve 37,8 milyar dolarlık enerji ithal etmiş. 2017 öngörülerinde ülkenin nüfusu 2015’e göre 1,6 milyon kişi artıyor. Petrol fiyatları da kabaca 2015 seviyelerinde. Hedeflenen büyüme hızı ise yüzde 4,4’e çıkıyor ama nasıl oluyorsa oluyor, enerji ithalat faturası 32 milyar dolara düşüyor. Enerji ithalatında iki yılda 6 milyar dolarlık gerilemeyi bu Hükûmet nasıl başaracak, hangi politikalarla başaracak?

Öztrak TBMM Plan ve Bütçe Komisyonundaki çalışmaların soru cevap bölümünde ise Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’ye şu soruları yöneltti:

 

TUSKON’A NE KADAR KAYNAK VERİLDİ?

2003-2016 yılları arasında bütçeden ve İhracatçı Birliklerinin fonlarından ihracatı geliştirmek ve yurt dışı tanıtım faaliyetlerini desteklemek amacıyla TUSKON’a ne kadar kaynak verilmiştir?

Geçen gün, “Dolara müdahale bizi oyuna çekmek demektir, o oyuna girmeyiz” dediniz. Bu, Merkez Bankası’nın politikalarına müdahaledir. Yine kısa süre önce, “TÜİK’in belirlediği yöntem hatalı, faizi bir puan artırıyor, bu yöntemi değiştirmemiz lazım” diye açıklama yaptınız. Bu, TÜİK’in istatistik toplama sistemine ve veri hesaplama sistemine müdahaledir. Son olarak, “Tefeciliğe soyunan bankalarla ilgili gereği yapılır, hem de şiddetli bir şekilde yapılır” dediniz. Bu da piyasaya müdahaledir. Bir Sayın Bakanın bu kadar çok kendi alanı dışındaki kurumlara müdahale etmesinin ekonomiye zarar verdiğini düşünmüyor musunuz?

HAZİNE GARANTİLERİ MERCEK ALTINDA

TBMM – CHP’li Öztrak, büyük projeler hakkında bir çerçeve kanun çıkarılarak, Kamu-Özel İşbirliği Projeleri kapsamında verilen örtülü ve açık garantiler, koşullu yükümlülükler ve dış finansman süreçlerinin tek bir hesapta izlenmesi gerektiğini ifade etti.

 

Kamu-Özel İşbirliği kapsamında verilen garantilerin ve koşullu yükümlülüklerin artık uluslararası kuruluşların da dikkatini çekmeye başladığını kaydeden Öztrak, “Hükûmeti bir kez daha uyarıyorum. Döneminizde sıcak para bağımlısı hâline getirilmiş ekonomimizde çarkları döndürmek için yıllık 200 milyar dolar para bulmak gerekiyor. Saydamlık ve hesap verebilirlik sağlanamazsa, bu 200 milyarı bulmakta giderek daha fazla zorlanacağız” diye konuştu.

 

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı konuşmada, İstanbul-İzmir Otoyolu Projesiyle ilgili soruları yeniden gündeme getirdi. 2013 yılında zamanın Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın yanıtlaması talebiyle verdiği önergede, sözleşmede belirtilen tarihlerde sonradan yapılan değişiklikleri, getirilen KDV muafiyetlerini ve konsorsiyum tarafından bulunacak dış finansmana Hazine garantisi sağlanacağı iddialarını sorduğunu ifade eden Öztrak, soru önergesine de Bilgi Edinme Hakkı çerçevesinde kurumlara yaptığı başvurulara da yanıt verilmediğini söyledi.

 

Yaklaşık 3,5 yıldır soru önergesinin ve Ulaştırma Bakanlığı’na yaptığı bilgi edinme başvurusunun yanıtlanmadığını, T.C. Başbakanlık Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu’na yaptığı başvurunun ise “Soru önergesine Bakanlık tarafından cevap hazırlanması nedeniyle” olumsuz yanıt verildiğini ifade eden Öztrak, özetle şunları söyledi:

 

NEREDE MİLLET İRADESİ?

Geçen yıl 2016 Bütçe Kanunu üzerinde Genel Kurulda grubum adına yaptığım kapanış konuşmasında da aynı soruları Ulaştırma Bakanına bir defa daha yönelttim, yine yanıt alamadım. Şimdi, yeni Bakanımıza soruyorum: Ağzından ‘millet iradesini’ düşürmeyenler, neden milletin vekilinin millet adına sorduğu sorulara üç buçuk yıldır cevap vermiyorlar?

 

AZİZ NESİNLİK HİKAYE…

Bu Aziz Nesinlik hikâyeyi niye anlattım biliyor musunuz? Kamu-Özel iş birliği projeleri kapsamında gerçekleştirilen projelerle ilgili olarak saydamlıktan ve hesap vermekten nasıl kaçınıldığını göstermek için. Bunu gideremezsek ileride başımıza ciddi işler açılacak. Kamu -Özel İşbirliği kapsamında verilen garanti ve koşullu yükümlülükler artık uluslararası kuruluşların da dikkatini çekmeye başladı. Uluslararası Para Fonu’nun üç sayfalık son ülke değerlendirme notunda sırf bunun için gerçekten uzun bir paragraf ayrılmış.

 

ÇERÇEVE KANUN GEREKİYOR

Artık, yap-işlet-devret modeliyle yapılanlar başta olmak üzere, bu projelerin hesapları açık ve şeffaf şekilde ortaya konulmalı. Çıkarılan yasalarla otomatik olarak verilen borç üstlenim garantileri ve Hazine dışındaki bakanlıkların verdiği mahrum kalınan gelir garantileri borç hesaplarında görünmüyor. Bunu gidermek için derhal bir çerçeve kanun çıkarılarak kamu-özel iş birliği projeleri kapsamında verilen örtülü -açık garantiler ve koşullu yükümlülükler ile dış finansman süreçleri tek bir hesapta izlenmeli. Verilen garantilerin ne kadar olduğu, ne kadar yolcu ya da geçiş garantisi verildiği, bunun ne kadarının gerçekleştiği aylık olarak kamuoyuna açıklanmalı.

 

ÇARKLARI DÖNDÜRECEK PARAYI BULAMAYIZ

Ben buradan Hükûmeti bir kez daha uyarıyorum. Döneminizde sıcak para bağımlısı hâline getirilmiş ekonomimizde çarkları döndürmek için yıllık 200 milyar dolar para bulmak gerekiyor. Bunun için sadece borçlarla ilgili değil koşullu yükümlülüklerle ilgili de saydamlık ve hesap verir olmak şart. Aksi takdirde bu 200 milyarı bulmakta giderek daha fazla zorlanacağız.

Öztrak, Tekirdağ’ın yollarıyla ilgili olarak da Ulaştırma Bakanı’na şu soruları yöneltti:

TEKİRDAĞ’IN YOLLARINI SORDU

Son olarak, bazı projelerle ilgili bilgi almak istiyorum: Şimdi, bu havaalanı, köprü, yol, limanlar için Bakanlığınızca verilen yolcu ve yük trafik garantisinin TL karşılığı nedir, toplam olarak bugüne kadar verilen bu yolcu ve yük garantilerinin TL karşılığı nedir? Yine, son olarak bölgemle ilgili olarak: Tekirdağ-Hayrabolu yolunun 2016 ek yatırım programına alındığı söyleniyor, alındı mı? Ne kadar ödenek konuldu, ihalesi ne zaman yapılacak? Yine, Saray-Kapaklı yolunun 2017’de bitirileceği söyleniyor, bitirilecek mi? Muratlı-Karıştıran duble yolunun asfaltının 2017’de biteceği söyleniyor, programda olduğu söyleniyor, bu da bitecek mi? Son soru: Malkara-Süleymanpaşa yolu duble yol oldu ama her yıl bir tarafı kapatılıyor bakım için. Bu ne zaman bitecek? Bu yol, son derece önemli bir yol hem sınır kapısına gidiyor hem Çanakkale’ye gidiyor. Gerçekten, Türkiye’nin göz önünde olan yollarında bir tanesi. Bununla ilgili olarak da artık ne zaman bu yıllık düzenli hâle gelmiş olan yol kapatmalar bitecek diye soruyorum.

Saray Fukaranın Tavuğunu Rantiyelerin, Faiz Lobilerinin Folluğuna Yumurtlatıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin bu yılın Ocak-Kasım dönemine milyonlarca çiftçi ve esnafa reva gördüğü desteğin, bir avuç faiz lobisine ve yandaşa...
Devamını oku

Ekonomi Arabasının Motoru Boğuldu, Şanzımanı Dağıldı

CHP’li Öztrak, ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadeleden sadece faiz lobileriyle sıcak para partileri vermeyi anladığını belirterek, “Yüksek faiz ve kontrollü kura...
Devamını oku

Tutuklanan TCMB Başkan Yardımcısının Attığı Diğer İmzalar Hakkında İç Soruşturma Yapıldı Mı?

CHP’li Öztrak, Bankalararası Kart Merkezi soruşturması kapsamında tutuklanan, Merkez Bankası’nın Başkan Yardımcısı Emrah Şener’in TCMB’deki görevi sırasında attığı diğer imzalarla...
Devamını oku

Resmi İşsiz Sayısı İle Gerçek İşsiz Sayısı Arasındaki Fark İlk Kez 10 Milyonu Aştı

CHP’li Öztrak, Haziran ayında gerçek işsiz sayısının 13,4 milyon kişiye ulaşarak rekor kırdığını; resmi işsiz sayısı ile gerçek işsiz sayısı...
Devamını oku

Sadece İstatistiklerle Yalan Değil; İstatistiklerle Talan

CHP’li Öztrak, TÜİK’in açıkladığı Haziran ayı rakamının beklentilerin ve diğer kurumların hesaplarının çok altında kaldığına, market fiyatlarındaki değişimler ile TÜİK’in...
Devamını oku

Faiz Harcamalarının Bütçe Üzerindeki Baskısı Artıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin hukuk tanımazlığı nedeniyle artan faizlerin bütçe üzerine her ay daha fazla baskı yaptığına dikkat çekerek, “İlk 4...
Devamını oku

Milli İradeye Darbe Süreci Ekonomik Görünümü Bozdu

CHP’li Öztrak, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’ndaki Türkiye ekonomisiyle ilgili tahminlerin, Sarayın millet iradesine darbe süreci sonrasında kötüleştiğine dikkat çekerek, “Uluslararası...
Devamını oku

Satılan Milyarlarca Dolar Rezervi Kimler Topladı

CHP’li Öztrak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından mali piyasalarda yaşanan tsunami sırasında ülkenin 40 milyar dolardan fazla...
Devamını oku

 İletişim

Bize her türlü görüş ve önerilerinizi bildirmek için sağ tarafta yer alan bilgilerden bize ulaşabilirsiniz.
CHP Genel Merkezi: Anadolu Bulvarı No: 12 06520
Söğütözü / ANKARA
Telefon: +90 (312) 207 40 00
Telefon 2: +90 (312) 420 59 48-49
Faks: +90 (312) 207 40 14
E-Posta: info@faikoztrak.com