ANKARA- CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, “Hükümet DEİK mevzuatında yaptığı baskın değişikliklerle iş dünyası üzerindeki kontrol ve baskısını artırdı. Bu suretle ekonominin günlük işleyişine daha fazla müdahale ederek, kendine yeni siyasi rant; yandaşlarına ise yeni ikbal kapıları açmanın peşinde olduğunu ortaya koydu” dedi.
Öztrak Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’na ilişkin son düzenlemeleri yazılı bir basın açıklaması ile değerlendirdi. Öztrak’ın yazılı basın açıklaması şöyle:
-KEYFİ YÖNETİM GÜÇLENİYOR
“Sivil toplum, katılımcı ve çoğulcu demokrasinin en büyük teminatıdır. Bu temeller AKP iktidarı tarafından sistemli bir şekilde aşındırılmaktadır. Farklılıkları zenginlik, çok sesliliği özgürlük olarak görmeyen bundan korkan AKP zihniyeti Türkiye’de çoğunlukçu ve keyfi bir yönetimi hakim kılmaya çalışmaktadır.
-DENETİM, YILDIRMA ARACI OLDU
Bu keyfiliğin ve otoriterleşmenin en fazla yaşandığı alanlardan biri de ekonomi dünyasıdır. İş dünyasının sağlıklı rekabet koşullarında faaliyet göstermesini sağlayacak düzenleyici ve denetleyici çerçeveler, bağımsız kurullar hızla zayıflatılmakta; işçilerimizin iş yaşamında güvenliğini sağlayacak düzenlemeler görmezden gelinmektedir. Bir yanda vergi ve sosyal güvenlik denetimlerinin tehdit ve yıldırma aracı olarak kullanılması, bazı iş adamları için yeni norm haline getirilirken; bazı iş adamlarının vergi ceza ve borçlarından kurtarılması için özel düzenlemeler yetmemekte adrese teslim düzenlemelerle af üstüne af çıkarılmaktadır. Bağımsız düzenleyici ve denetleyici kurumlara vesayet makamı olarak görülmekte, ekonomide kurallılık, şeffaflık ve hesap verebilirliğin altı oyulmaktadır.
-HÜKÜMET DEİK’E EL KOYDU
AKP iktidarında istişare mekanizmaları çalıştırılmamakta, “ben yaptım oldu” anlayışı ekonomi ve devlet yönetimine hakim kılınmaktadır. Nitekim 2010 Anayasa referandumuna tatlandırıcı olarak kullanılan Ekonomik ve Sosyal Konsey 2009 Şubat ayından bu yana bir kez toplanmamıştır.
Ekonomide keyfi yönetimi tesis etme stratejisi kapsamında atılan son adım ise 11 Eylül 2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı torba kanundur. Bu torba kanunla sivil bir inisiyatifle iş dünyasının kurduğu Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’na (DEİK) devlet tarafından bir gecede el konulmuştur. 20 Eylül 2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelikle ise DEİK, Ekonomi Bakanının iki dudağına bakan bir kurum haline dönüştürülmüştür.
-OTORİTER ZİHNİYETİN YANSIMASI
Nitekim yönetmelikle DEİK’in en yetkili organı olan Genel Kurul’a 25 üye doğrudan Ekonomi Bakanlığınca atanmaktadır. Ekonomi Bakanı istediği anda Genel Kurulu toplantıya çağırabilmektedir. Ayrıca Ekonomi Bakanı DEİK’in Yönetim Kurulu Başkanı’nı atamakta ve istediği anda görevden alabilmektedir. Bunun anlamı DEİK Yönetim Kurulu Başkanının Genel Kurul’a karşı değil Ekonomi Bakanı’na karşı sorumlu olmasıdır.
Yine çıkarılan yönetmelikle Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türkiye İhracatçılar Meclisi, Türkiye Sanayici ve İş Adamları Derneği, Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği ve Türkiye Müteahhitler Birliği’nin yıllık gelirlerinden % 1’ine, Bakanlıkça el konulmaktadır. Bu kuruluşların bazılarının gelirlerinin gönüllü katılımlardan oluştuğu dikkate alınmaksızın yapılan bu düzenleme ve Torba Kanunla Ekonomi Bakanlığı’na verilen DEİK Bütçesini denetleme yetkisi, sivil toplumdan korkan otoriter zihniyetin yansımasıdır.
-YANDAŞA RANT, MUHALİFE ENGEL
DEİK’te çalışan mevcut personelin işine bir gecede son verilmesi de çalışanlara karşı bu hükümetin hiçbir saygısı olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.
Bu yapılanlar AKP iktidarı kendisine yeni rant, yandaşlarına ise yeni ikbal kapıları açmanın peşinde olduğunu göstermektedir. Hükümetin itimadına mazhar iş adamlarının veya kuruluşların yurtdışındaki ticari iş ve yatırımları kolaylaşırken, hükümetin hoşlanmadığı iş adamlarının veya kuruluşların iş ve yatırım yapmaları daha da güçleştirilecektir. Bu, AKP iktidarının bu güne kadar bu ülkede yaşanan tüm krizlerin ana nedeni olan ekonominin günlük işleyişine müdahale etme alışkanlığını acımasızca sürdüreceğini ortaya koymaktadır.
-İŞ DÜNYASI SESSİZ KALMAMALI
AKP Hükümeti attığı bu adımlarla Türkiye’nin kalkınma, aş ve iş mücadelesine zarar vermekte, 2001 krizinden sonra ekonomiyi ayağa kaldıran çapaları birer birer kopararak, bizim gibi ekonomilerin aleyhine gelişen küresel iklimde ekonomiyi korunaksız bırakmaktadır. İş dünyası atılan bu adımlara sessiz kalmamalı ve giderek artan bu keyfi yönetim anlayışı karşısında sesini yükseltmekten çekinmemelidir.”
Kamuoyunu saygı ile bilgilendiririm.
ANKARA- CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, TESK Genel Kurulu’nda Hükümet ve Cumhurbaşkanına söz hakkı verilirken anamuhalefete söz verilmemesini eleştirerek, “Esnafın sorunları konuşulması gereken Genel Kurul, TESK yönetiminin tutumu nedeniyle siyasi şov alanına dönüştürüldü. CHP’nin görüşlerinin dile getirilmesinin engellenmesini kınıyorum” diye konuştu.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, CHP İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’la birlikte TBMM’de düzenlediği basın toplantısında TESK’in 19. Olağan Genel Kurulu’nda muhalefete söz verilmemesini eleştirdi. CHP milletvekilleri Mehmet Ali Susam ve Sinan Aygün’le birlikte katıldıkları Genel Kurul’un siyasi bir şova dönüştüğünü ifade eden Öztrak, “Esnaf kongrelerinde esnaf sorunları dile getirilir. Bu çerçevede biz de esnafın sorunlarını çözecek bir stratejiyi dile getirmek üzere hazırlanmıştık. Ama bu fırsatı bulamadık. Zaten Genel Kurul’da esnafın sorunları da konuşulmadı. Birbirlerine akil adamlık nedeniyle teşekkür ettiler. Ama bundan önceki Genel Kurulda 1,9 milyon olan esnaf sayısının 1,6 milyona düştüğünü, 300 bin esnafın kepenk indirdiğini kimse dile getirmedi” dedi.
Esnafın sorunlarının nasıl çözüleceğine ilişkin somut önerilerini ifade etme imkanı bulamadıkları için bunu basın toplantısı ile yapma gereği duyduklarını belirten Öztrak, Türkiye’nin 2000’lerin başında dünyanın en büyük 15 imalat sanayi ekonomisinden biri iken bu ligden düştüğünü, tarımın da aynı dönemde büyük darbe aldığını, çiftçinin ülkedeki şartlar nedeniyle yaklaşık bir Konya büyüklüğündeki tarım alanını ekmekten vazgeçtiğini, bunun yerine büyük üreticilerin Sudan’dan arazi kiralayarak tarım yaptığını ifade etti.
-BU DEĞİRMEN BURAYA KADAR DÖNER
Esnafın da borçlarını ödeyememe noktasında olduğunu kaydeden Öztrak, “Tarlada üretemeyeceksin, fabrikada üretemeyeceksin, o zaman esnaf ne satacak? İthal mal satacak. Çiftçide para yok, işçide para yok bu mallar nasıl alınacak? Borçla. Borç nereden gelecek? Dışarıdaki sıcak paracıdan. Borçla yani taşıma suyla değirmen ne kadar döner? Ancak bu kadar döner. Cari açıkla, durgunlukla boğuşmaya başlarsın, artık borçlanamazsın, esnaf önce veresiye satar, sonra rafa malı borçla koyar, sonra da para olmayınca dükkanı bankaya bırakır gider” dedi.
-BABACAN, MEĞER FIFA GÖZLEMCİSİYMİŞ…
Mevcut iktidarın göreve geldiği 2002 yılında 53 olan AVM sayısının 2014’ün ortasında 333’e çıktığını belirten Öztrak, “Sadece İstanbul’daki AVM sayısı 97’ye ulaştı. İstanbul’daki AVM’lerin sayısı Londra, Paris ve Berlin’deki AVM’lerin toplam sayısına eşit. Şimdi ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı çıkmış, inşaattaki ölçüsüz ranttan şikayet ediyor. Bu rantları dağıtmak için ‘kalem oynatan’ sizin belediyeleriniz, sizin TOKİ’niz, sizin Meclis grubunuz… Bir hafta önce torba yasayla gerçekleştirdiğiniz son Ataşehir operasyonu sırasında Sayın Bakan neredeymiş? Biz Sayın Babacan’ı sahada hem de forvette top oynuyor zannediyorduk, meğer statta FIFA gözlemcisiymiş” diye konuştu.
-ESNAFI DESTEKLEMEK ANAYASAL GÖREV
AKP’nin TESK’in hazırladığı “Büyük Mağazaların Kuruluş ve Faaliyetlerini İzne Bağlayan Yasa Taslağını” sümen altında beklettiğini, CHP Milletvekilleri tarafından hazırlanan AVM’leri şehir dışına taşıyacak yasa tekliflerini ise TBMM gündemine almadığını belirten Öztrak, esnaf ve sanatkarları koruyucu ve destekleyici tedbirleri almasının Anayasal bir görev olduğunu belirterek, esnafın sorunlarını çözecek düzenlemelerin esnafla birlikte yapılması gerektiğini söyledi.
-CHP’NİN ESNAF STRATEJİSİNİN İPUÇLARI
CHP iktidarında uygulanmak üzere hazırlanan “Esnaf ve Sanatkarı Destekleme ve Geliştirme Stratejisinin” ipuçlarını TESK Genel Kurulu’nda vermeyi planladıklarını ama buna fırsat bulamadıklarını söyleyen Öztrak, hazırlanan stratejiyle ilgili şu bilgileri verdi:
Sıfır faizli işletme kredisi: Partimizin stratejisi kapsamında, esnafın uygun koşullarla finansmana erişimi için her türlü tedbir alınacak. Halk Bankası yeniden esnafın bankası olacak. Esnafa bir yıl boyunca ödediği vergi ve sigorta primi tutarında sıfır faizli işletme kredisi verilecek. Bununla birlikte Kefalet Kooperatiflerinin verdiği kredi miktarları artırılacak. Mevduatların yatırım kredilerine dönüştürülen kısmında uygulanacak zorunlu karşılıklar düşük tutularak yatırım kredileri desteklenecek.
Enerjide vergiler düşecek: Enerji üzerindeki vergi yükü azaltılarak enerji maliyetleri düşürülecek. Esnaf ve sanatkarlar başta olmak üzere reel kesimin istihdamını olumsuz etkileyen kamusal yükleri azaltılacak.
Sigorta primlerinde işveren payı düşecek: Kayıt dışı ekonominin boyutunu sınırlamak için KOBİ’ler ile esnaf ve sanatkarlar için işveren sigorta primleri düşürülecek. Mülteci ve sığınmacıların ticari faaliyetleri kayıt altına alınacak. Kayıt dışılıkla etkin mücadele sayesinde düzgün çalışan esnaf haksız rekabetten korunacak.
AVM’ler şehir dışına: Esnaf ve sanatkarların makine ve teçhizat alımlarında vergi teşviki sağlanacak, yerli girdi kullanımını teşvik edecek tedbirler alınacak. Esnafların kuracağı ortak satın alma, pazarlama, lojistik gibi kümelenme oluşumlarına vergi indirimleri sağlanacak. Avrupa Birliği ülkelerinde olanlara benzer; üreticiyi, KOBİ’yi ve esnafı koruyan bir “Hipermarket Yasası” çıkarılacak. AVM’ler şehir dışına taşınacak.
Girişimciye başlangıç sermayesi: Belediyelerde kurulacak Esnaf Masalarını sayesinde esnaf belediyelerde işlerini hızla sonuçlandıracak. Esnafın nitelikli eleman ihtiyacını karşılamak üzere İŞ-KUR, KOSGEB, ilgili Oda ve Derneklerin birlikte çalışarak “mesleki eğitimi” geliştirecek. Uygulamalı girişimcilik eğitiminin işlevselliğini artırılacak, sertifika almaya hak kazanan gençler başlangıç sermayesiyle desteklenecek. Kadın girişimcilerin de önü açılacak. Kadın esnaf ve sanatkarların ödedikleri sigorta primlerinde en az yüzde 5 oranında indirime gidilecek.
-İSTEMEZÜK DEMESİNLER, ÖNERİLERİMİZDEN YARARLANSINLAR
İktidarın yıllardır CHP’nin somut önerilerine önce “istemezük” diyerek karşı çıktığını, fakat 3-4 yıl geçtikten sonra CHP’nin söylediği noktaya gelindiğini belirten Öztrak, “Reform önermiyorsunuz diyorsunuz. Esnafımız, sanatkarımız 8-9 ay daha, seçimlere kadar bizim iktidara gelmemizi beklemesin. Bizim bu önerilerimizden yararlanın. Buna gücenmeyiz. Yeter ki esnafımız, sanatkarımız kazansın” dedi.
-CHP’Lİ SUSAM: ESNAFIN SORUNLARINI CHP ÇÖZECEK
CHP’li Susam da Genel Kurul’da 2 milyon esnafın sorunların çözümü için en üst makamlara ulaşma şansını yakaladığını fakat bunun gerçekleşmediğini, CHP olarak Genel kurul’a çok hazırlıklı şekilde gittiklerini, CHP’nin esnafla ilgili çok net bir stratejisinin olduğunu, esnafın sıkıntılardan CHP iktidarında çıkacağını ifade etti.
-BAŞBAKAN AÇIKÇA “BU İŞE KARIŞMA” DEMELİ
Öztrak, Bank Asya ile ilgili tartışmalar ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kredi derecelendirme kuruluşları ile ilgili açıklamalarının sorulması üzerine, bankaların itibar müesseseleri olduğunu, bir banka hakkında siyasilerin konuşmasının bu itibarı yıpratacağını, bankaların zor durumda olması halinde bile burada görevin BDDK’da olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanının banka batırma noktasına gitmesinin ekonomiye duyulan güveni de sarsacağını belirten Öztrak, “Bankacılık sistemi yan yana duran domino taşları gibidir. Bunların arasında ilişkiler vardır. Bunlardan bir tanesini yeterli önlemi almadan devirirseniz tüm sistemi devirirsiniz. Buna sistemik risk denir. Bu konuşmalar sistemik risk ortamını hazırlar” dedi. Tartışmaların Bank Asya ile başladığını, bugün ise konuşulan banka sayısının 10’a çıktığını ifade eden Öztrak, bankacılığın yıpratan bu tartışmaların Cumhurbaşkanı ve Hükümetin ekonomi yönetmeyi bilmediklerinin göstergesi olduğunu söyledi. Hükümetin görevin BDDK’da olduğu yönündeki açıklamalarının “ilgili yere ulaşmadığının” göründüğünü söyleyen Öztrak, “Bu mesajı Başbakan açık ve net şekilde vermelidir. Genel düzenleme Hükümetin, banka bazında uğraşmak da BDDK’nın işidir. Başbakan açıkça ‘Başkaları lütfen bu alan karışmasın’ demelidir” değerlendirmesinde bulundu.
-SÖZLEŞMEYİ İPTAL ETMEK SORUNU ÇÖZMEZ
Öztrak kredi derecelendirme kuruluşlarının sözleşmesini iptal etmenin ülkeye borç verenlerin ilişkisini kesmeyeceğini, oysa Türkiye’nin mevcut iktidar tarafından borç bağımlısı bir ekonomi haline getirildiğini, dolayısıyla sözleşmeyi iptal etmenin sorunu çözmeyeceğini vurguladı. Öztrak, ekonominin sorununun rating kuruluşları değil kötü yönetim olduğunu söyledi.
ANKARA – CHP iktidarında izlenecek ekonomi politikalarının çerçevesinin çizildiği bu çalışma, 11 Eylül 2014 tarihinde CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na sunulmuştur. Çalışmada, “Üreten, Zenginleşen ve Hakça Paylaşan” Türkiye’nin nasıl kurulabileceği anlatılmıştır.
Çalışmanın;
-İlk bölümünde, son 12 yılda ekonomide yitirilen fırsatlar,
-İkinci bölümünde, CHP’nin ekonomide yapacakları,
-Üçüncü bölümünde, küresel ekonomideki ana eğilimler ve muhtemel gelişmeler,
-Dördüncü bölümünde, Türkiye için yeni bir üretim ve paylaşım modelinin ana hatları,
-Beşinci bölümünde, seçimlere giderken CHP’nin ekonomi alanında izlemesi gereken stratejiler ele alınmıştır.
Çalışmanın tam metnine ulaşmak için: CHP Ekonomi Pozisyon Kağıdı-11.09.2014
ANKARA – CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, “Acımasızca çevrilen sömürü çarklarının, modern kölelik düzenin faturasını milletimiz, Soma’da yerin dibindeki maden ocaklarında 301 canla, İstanbul göklerindeki Rezidans inşaatında 10 canla ödedi” dedi.
Öztrak, İstanbul’da bir projenin inşaatında 10 işçimizin yaşamını kaybetmesi ile ilgili yazılı basın açıklamasında şunları belirtti:
“12 yıldır bu ülkede acımasız bir büyüme modeli uygulanıyor. Üretmeden tüketmek, kazanmadan harcamak 12 yılın ekonomik düsturu oldu. Vatandaşlarımızın umudu ile maaşı arasındaki fark kredi kartı borcu ile kapatılır hale geldi. İşçiyi borca batırıp AVM ve Rezidans inşaatlarına, madenlere, zimmetleyen sömürü düzeni, artık makyaj tutmaz hale geldi.
Son 12 yılda Türkiye’deki AVM sayısı 53’den 333’e çıktı. İstanbul’daki AVM sayısı Londra, Paris ve Berlin’deki AVM’lerin toplam sayısına ulaştı. Ormanlarımız, tarihimiz ve kültürümüz yağmalandı, şehirlerimizi gökdelenlerle doldu. Sadece İstanbul’daki gökdelenlerin sayısı 324’e çıktı. Bu AVM ve gökdelenler, işçilerimizin canı ve kanı üzerinden yükseldi.
Bu yıl, acımasızca çevrilen sömürü çarklarının, modern kölelik düzenin faturasını milletimiz, Soma’da yerin dibindeki maden ocaklarında 301 canla, İstanbul göklerinde Rezidans inşaatında 10 canla ödedi. Bu yılın ilk sekiz ayında inşaatlarda yaşamını yitiren işçilerimizin sayısı 237’ye ulaştı.
“İş cinayetleri”nin adı “iş kazası” oldu. Adam sendeciliğin, köşe dönmeciliğin neden olduğu iş cinayetleri, işin fıtratına bağlandı veya sektörel vaka olarak değerlendirildi. İşte bu zihniyet nedeniyle, Türkiye iş cinayetlerinde Avrupa birincisi, dünya üçüncüsü oldu.
Çelik ve beton yığınlarını, kömür damarlarını “kâr damarı” haline getiren bu sömürü düzeninde, devletin “ar damarı” çatladı. Bu iktidar devleti sömürü düzeninin işbirlikçisi yaptı. Devlet kömür madenlerinde rödovansla, şehir merkezlerinde ise TOKİ eliyle rantın ve sömürünün önünü açtı.
İstanbul’da hafta sonu yaşanan facianın sorumlusu çakılan asansör değildir. Esas sorumlu, çakılan bu çarpık düzen ve ona kol kanat geren, işbirlikçiliğine soyunan siyasi felsefe ve onun iktidarıdır. Maliyeti düşürüp, karı ve rantı artırmak için tüm düzenleyici ve denetleyici kuralları gevşeten, kamu ihale mevzuatında 113 kez değişiklik yapan, özerk kurumları vesayet altına alan AKP iktidarı, kurban edilen işçilerimizi “şehit” ilan ederek sorumluluktan kurtulamaz.
Soma’daki facianın ardından 118 gün geçmesine rağmen, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) Madenlerde Sağlık ve Güvenlik Hakkındaki 176 sayılı sözleşmesini imzalamayan, maden şehitlerimize söz verilen hakları TBMM’de bekleten bu hakları vergi kaçakçılarının kasa affına kılıf yapan AKP iktidarıdır. Şimdi aynı iktidar rezidansta kurban edilen 10 işçimizin ardından ILO’nun 167 sayılı İnşaatlarda Sağlık ve Güvenlik Hakkındaki Sözleşmesini hatırlamaktadır.
Sorun zihniyettir, sistemdir ve bunu getiren siyasi kadrolardır. Bu zihniyet ve onun işbirlikçisi kadrolar değişmeden bu acıların son bulması mümkün değildir. Cumhuriyet Halk Partisi, ülkemizde bu acıların bir daha yaşanmaması için gereken her mücadeleyi vermektedir ve verecektir. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında bu güzel topraklarda “vicdanlı büyüme” modeline geçilecektir. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında ar damarı, kâr damarı olmaktan çıkacak; iş ve işçi güvenliği en öncelikli politikamız olacaktır”.
ANKARA – CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, bugüne kadar uyguladığı ekonomi politikalarıyla Türkiye’yi sıcak paracılara teslim eden Başbakan Yardımcısı Babacan’ın dünyada sıcak para rüzgarının sona ermesiyle üretimden bahsetmeye başladığını belirterek, “Sayın Babacan’ın açıklamaları bugüne kadar izlediği ekonomi politikalarının inkarı ve reddi niteliğindedir” dedi.
Öztrak son açıklanan enflasyon rakamlarının yılsonunda çift haneli enflasyona adım adım yaklaşıldığını gösterdiğini belirterek, “Memurlar, Hükümetin yandaş sendikayla imzaladığı ve memura enflasyon farkı verilmesini ortadan kaldıran toplu sözleşme nedeniyle her ay biraz daha fazla ezilmeye devam ediyor” değerlendirmesinde bulundu.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın dün bir TV programında yer alan ekonomideki son gelişmelere ilişkin açıklamalarını değerlendirdi. Öztrak yaptığı yazılı açıklamada şunları belirtti:
“58, 59, 60, 61. ve son olarak da 62. Hükümetin ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı olarak 12 yıldır ekonomiyi yöneten Sayın Babacan’ın açıklamaları bugüne kadar izlediği ekonomi politikalarının inkarı ve reddi niteliğindedir.
Bugün gelinen noktada 12 yıldır izlenen ekonomi politikalarının elbette sahiplenilecek bir hali yoktur. Bu politikalar Türkiye’yi Dünyanın en kırılgan 5 ekonomisinden biri yapmıştır.
Şimdi bu tablonun siyasi sorumluları, ekonominin önüne bir “yeni” sıfatı takarak yitirilen 12 yılın vebalinden sıyrılabileceklerini zannetmektedirler.
– CHP önce “Üretim” dedikçe, Hayır! önce “Tüketim” diyen,
– CHP “Sanayi ve Tarım” dedikçe, Hayır! “AVM ve İnşaat” diyen,
– CHP “vatandaşın geliri artsın” dedikçe, Hayır! “Borcu artsın” diyen,
– CHP’nin “Eriyen rekabet gücüne tedbir alın” uyarılarına “Cari açık finanse edildiği sürece sorun değildir” diyerek gözlerini kapayan,
– CHP’nin “Sıcak paraya güvenmeyin” uyarılarına,”Artık paradigmalar değişti” diyerek kulak tıkayan siz değil miydiniz Sayın Babacan?
12 yıldır dünyada esen sıcak para rüzgarıyla yelkenlerini şişiren AKP iktidarı, şimdi rüzgar kesilince kendini inkar ederek “üretimden”, “sanayiden”, “rekabet gücünden”, “gelir ve tasarruf artışından” bahsetmektedir.
Bu ifadelerinin samimiyetten ve inandırıcılıktan ne kadar uzak olduğunu rakamlar açıkça göstermektedir. 12 yıldır izlenen politikalar neticesinde Türkiye’de devlet de, şirketler de, aileler de borca batmış, rekabet gücümüz erimiş, üretim tabanımız aşınmıştır.
Sayın Babacan’ın elinde;
-Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin iç borcu 155 katrilyon TL’den 436 katrilyon TL’ye,
-Türkiye’nin dış borcu 130 milyar dolardan 387 milyar dolara,
-Vatandaşın bankalara borcu 4 milyar dolardan 160 milyar dolara,
-Türkiye’nin cari açığı 626 milyon dolardan 52 milyar dolara,
-Reel sektör şirketlerinin döviz açık pozisyonu 6,5 milyar dolardan, 170 milyar dolara,
-Ülkenin döviz açık pozisyonu 85,5 milyar dolardan, 423 milyar dolara çıkmıştır.
Sayın Babacan ekonominin direksiyonundayken, 2007’den bu yana duran yapısal reformlar ve sıcak parayı yönetememenin ülkenin rekabet gücü üzerinde yarattığı ağır hasar sonucunda; imalat sanayimizin milli gelir içindeki payı % 17,6’dan % 15,5’e inmiş; şikayet ettiği AVM’lerin sayısı ise 53’ten 333’e çıkmıştır.
Bir taraftan “Bizim yaptığımız düzenlemeleri ABD yapsa, krize girmezdi” diye böbürleneceksin, bir taraftan da “Ülkenin bu hali sürdürülemez tedbir gerek”, “yeni ekonomi” diyeceksin.
Bir taraftan, “Hukuk olmazsa kişi başına 25 bin dolar geliri yakalayamayız” diyeceksin, diğer taraftan bir önceki dönemin Başbakan Danışmanı banka batırmaya soyunacak, senin planlarını veto edecek, gıkın çıkmayacak.
Ekonominin manzarası budur. Ekonomiye vasi tayin ettiği sıcak paracıların baskısıyla bakanlık koltuğunda kalmanın sevinçli telaşı içinde olan Sayın Bakana “Daha önceleri neredeydiniz?” diye sormak milletimizin en doğal hakkıdır.
Diğer taraftan son açıklanan Ağustos ayı enflasyonu da “Yılsonunda çift haneli enflasyona yüzde 1 bile ihtimal vermiyorum” diyen Babacan’ın ekonomiyle ilgili öngörülerinin ne kadar isabetli olduğunu ortaya koyuyor. Enflasyon, seçimler nedeniyle ertelenen kamu zamlarına rağmen tahminlerin üzerinde geliyor. Memurlar, Hükümetin yandaş sendikayla imzaladığı ve memura enflasyon farkı verilmesini ortadan kaldıran toplu sözleşme nedeniyle her ay biraz daha fazla ezilmeye devam ediyor.