Main menu
Second Menu
Faik ÖztrakBlog style 1

AKP’NİN İÇİNDEKİ KAVGA EKONOMİYİ TEHDİT EDİYOR

ANKARA – 27 Haziran 2014 -CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, AKP’nin ekonomide şeffaflık, hesap verebilirlik, öngörülebilirlik adına atılmış adımlardan geri döndüğünü bunu da “vesayetten kurtuluş” gibi takdim etmeye çalıştığını belirterek, “Lafı eğip bükmeye de gerek yok. Hodri meydan! Çıkarsınlar bir yasa. ‘Merkez Bankası’nın bağımsızlığına son verdim’ deyiversinler bakalım. 2001’den sonra atılan çapalar sayesinde bir tek ekonomiyi yangın yerine çevirememişlerdi; anlaşılan şimdi sıra ona geldi” diye konuştu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak TBMM’de düzenlediği basın toplantısında ekonomideki ve siyasetteki son gelişmeleri değerlendirdi. AKP’nin dış politikasının, Türkiye’yi bölgedeki her meselenin ve çatışmanın tarafı haline getirdiğini ifade eden Öztrak, IŞİD’in Musul’daki Türk Konsolosluğu’nu basıp konsolosluk çalışanlarını kaçırdığını, 31 Türk şoförü de rehin tuttuğunu hatırlatarak, “Bu müessif olayın üzerinden tam 16 gün geçti. Ancak son dönemde yaşanan her rezalette ‘Bu ülkenin sabrını test etmeyin’ diyerek, çatlamadık sabır taşı bırakmayan iktidar mensupları şu ana kadar muhalefete saldırmaktan ve yaşanan rezalete yayın yasağı getirmekten başkaca bir şey yapamamıştır. Hükümetin yaptığı açıklamalara bakarsak 80 vatandaşımız rehine değil, IŞİD’in adeta misafiri” diye konuştu.

-REHİNELERİ GETİRMEK İÇİN CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNİ Mİ BEKLİYORLAR

Öztrak, Hükümetin Türk vatandaşlarını geri getirmek için neyi beklediğini anlamanın mümkün olmadığın ı belirterek, “Umarım vatandaşlarımızın rehineliğinin ne zaman sonlanacağı bizdeki cumhurbaşkanlığı seçimine endekslenmemiştir. Bu durum, seçim malzemesi haline getirilmeyecektir” değerlendirmesinde bulundu. Irak’taki Türkmenlerin durumuna da değinen Öztrak, 3 yıl önce “Telafer’e dokunan Türkiye’ye dokunur” diyen Dışişleri Bakanı’nın Türk Konsolosluğunun basılmasına, Telafer’in yakılıp yıkılmasına sessiz kalmasını eleştirdi. Türkiye’nin bölgede imrenilen ülke iken, istenmeyen ülke haline geldiğini kaydeden Öztrak, yaşanan gelişmelerin Türkiye ekonomisini de olumsuz etkilediğini belirtti.

-AKP’NİN İÇİNDEKİ SAVAŞ TÜRKİYE’Yİ TEHDİT EDİYOR

Hükümetin çevre ülkelerden kaynaklanan risklere, ekonomideki kırılganlıklara karşı bu günlerde koltuk savaşıyla meşgul olduğunu ifade eden Öztrak, Hükümetin kendi arasındaki kavgaya ekonomide üzerine titrenmesi gereken kurumları malzeme yaparak devam ettiğini söyledi. Öztrak, ekonomi yönetimindeki çekişmenin bir tarafında Recep Tayyip Erdoğan, yardımcısı Numan Kurtulmuş ve Ekonomi Bakanı; diğer tarafında ise Bülent Arınç, Ali Babacan ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in olduğunu ifade etti. Bu savaşta Merkez Bankası ve diğer bağımsız kurumların da savaş alanı haline geldiğini kaydeden Öztrak, Merkez Bankası üzerinden yapılan “vesayet” tartışması hakkında şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu vesayet tartışması sıradan, masum bir tartışma değildir. Bu, AKP içinde başlayan koltuk ve iktidar mücadelesinin, Türkiye’de 2001 krizinden sonra gerçekleştirilen reformlarla getirilen ve ekonominin krizlere karşı dayanıklılığını artıran kurumları, kuralları ve kazanımları tehdit eden noktaya vardığını göstermektedir. AKP içinde bir kadro, devletin ekonominin günlük işleyişine müdahalesini sınırlayan, piyasaların hatalarını azaltan, kurallı, ön görülebilir, saydam ve hesap vermeyi öngören yapıdan kurtulmak istiyor. Bunu da vesayetle mücadeleymiş gibi göstererek demokratikleşme ambalajına sarıyor.”

-ENFLASYONDAN ŞİKAYET EDER GİBİ YAPIP FAİZ BASKISI YAPIYOR

Merkez Bankası’nın bu tür tartışmalar içine çekilmesini çok tehlikeli bir yolun başlangıcı olduğunu belirten Öztrak, Erdoğan’ın TCMB’nin enflasyon hedeflerini tutturamadığı eleştirisini de hatırlatarak, “Enflasyon hedefini Başkanın hatası nedeniyle tutturulamadığı ortaya çıkarsa başkanın istifasını isteyebilirsiniz. Ancak burada hükümet için sorun olan, enflasyon hedefinin tutturulamaması değil, Merkez Bankası Başkanının bu hedefi tutturmak için kullandığı faizin seviyesidir. Hükümet enflasyondan şikayet eder gibi yapıp bankaya faiz düşürmesi için baskı uygulamaktadır” dedi.

-FAİZ TARTIŞMALARININ FATURASI DA MİLLETE ÇIKACAK

TCMB’nin Hükümetin baskısıyla faiz indirmesini piyasalarda da enflasyon hedefinin tutturulabileceği konusunda kuşku yarattığını söyleyen Öztrak, “AKP’nin Merkez Bankası’nın araç bağımsızlığını bir vesayet olarak kabul etmesi, enflasyon hedefine ulaşmanın olmazsa olmazı olan bankanın güvenilirliğini sıfırlamıştır. Bu kavgalar nedeniyle TCMB faizleri indirmek isteyeceği yere kadar indiremeyecek veya enflasyonu kontrol edebilmek için gerekenden çok daha fazla yükseltmek zorunda kalacaktır. Bu da, milletin sırtına üretim, yatırım ve istihdam cinsinden çok ciddi bir maliyet yükleyecektir” diye konuştu.

-SAVUNDUĞU ŞEYLER AKADEMİK UNVANINA YAKIŞMIYOR

Türkiye’de 2001 krizinden sonra ekonomide kurallılık, şeffaflık ve hesap verebilirliği artırmak amacıyla çok ciddi reformlar yapıldığını, bu reformlarda, 57. hükümetin ve kendisinin de içinde oldu o dönemdeki ekonomi bürokrasisinin ciddi katkıları bulunduğunu anlatan Öztrak, AKP’nin bu reformların nimetlerinden yararlandığını söyledi. Öztrak şöyle devam etti:

“Küresel krizin nedenlerini ve neo-liberal politikaları doğru anlayamamış AKP’li siyasilerin, ekonomide keyfiliği, kuralsızlığı artırmayı amaçlayan, hesap vermekten kaçınmayı hedefleyen girişimlerine yanlış zaviyeden teorik kılıflar aramasını da akademik unvanlarına yakıştıramıyorum. Yakıştıramadığım diğer bir husus ise daha düne kadar ‘Siyasete Harun olarak girenleri, Karunlaştıkları’ için eleştiren bu siyasilerin şimdi aynı Karunların hesap dahi vermemelerini sağlayacak koşulları savunmalarıdır.”

-YASA ÇIKARSINLAR, HODRİ MEYDAN

Kurallı ekonominin halkı kapitalizmin ve piyasanın aşırılıklarından korumak için varolduğunu belirten Öztrak, AKP döneminde ekonomide şeffaflık, hesap verebilirlik, öngörülebilirlik adına atılmış adımlardan geri dönüşün başladığını, hükümet içindeki bir grubun şimdi de bu geriye dönüşü hızlandırmaya ve bunu da bir “vesayetten kurtuluş” gibi takdim etmeye çalıştığın söyledi. CHP’nin kurallı piyasa ekonomisini, hukukun üstünlüğünü, şeffaflığı, hesap verebilirliği savunmaya devam edeceğini ifade eden Öztrak şunları söyledi:

“Lafı eğip bükmeye de gerek yoktur. Hodri meydan, çıkarsınlar bir yasa. ‘Merkez Bankası’nın bağımsızlığına son verdim, enflasyon hedeflemekten vazgeçtim. Faizi de ne kadar para basılacağını da artık Hükümet belirleyecek; hangi banka ne yapacak, kim banka kuracak, artık hükümet karar verecek’ deyiversinler bakalım. 2001’den sonra atılan çapalar sayesinde bir ekonomiyi tümden yangın yerine çevirememişlerdi; anlaşılan şimdi sıra ona geldi.”

-AKP’NİN BİLDİRDİĞİ İSİMLER, SEÇİM HESABINI GÖSTERİYOR

AKP’nin yolsuzluk komisyonuna ihsas-ı reyde bulunmuş isimleri önerdiğinin ifade edilmesi ve bu konudaki görüşünün sorulması üzerine, “Bizim verdiğimiz isimleri bu kadar titizlikle takip ederken neden kendi verdikleri listeye ihsas-ı reyde bulunmuş isimleri koyuyor. Bu yolsuzlukların Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce tartışılmasını istemiyorlar. Fezlekelerin milletvekillerinin eline geçmesini istemiyorlar. Çünkü fezlekelerdeki iddialar rezalet. Bunların konuşulmasının önüne geçmek için milletin yapılan yolsuzluğu öğrenmesini engellemek için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar” dedi.

-DEMOKRATİK HAKLAR REHİN ALINDI

Bir soru üzerine AKP’nin TBMM’ye sunduğu çözüm süreciyle ilgili tasarıyı da değerlendiren Öztrak, şunları söyledi:

“Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde eğer Erdoğan Cumhurbaşkanı adayı olursa ve seçilirse devir teslim törenine kadar Başbakanlık elinde kalacak. Bunu ‘tarihi bir karar’ olarak niteleyen Abdullah Öcalan da orada. Açık söyleyeyim, kültürel haklarla ilgili yetkiyi bile hükümete vererek bir kere o bölgedeki halkımıza çok ciddi haksızlık yapılıyor. Türk milletinin Türk halkının zekasıyla alay ediyorlar. Bu düzenlemeyle, demokratik bir takım haklar, demokratik düzenlemeler Cumhurbaşkanı olmak isteyen Başbakan ve eş başkan olmak isteyen Abdullah Öcalan tarafından rehin alınmıştır. Halkın talepleri Cumhurbaşkanlığı masasında pazarlık konusu yapılmaktadır. Tarih ve getiriliş biçimi bunu gösteriyor. İkinci gördüğüm şey, bu yasal düzenlemede hesap verme diye bir şey yoktur. Üçüncüsü de bu düzenlemeyle getirilen, süreçleri yürüten kişilere ve devlet memurlarına getirilen korumalar önümüzdeki dönemde çok ciddi sıkıntılara yol açacaktır. Genel Başkanımızın dediği gibi buradan önemli faili meçhuller yeniden çıkmaya başlar”.

-TEZVİRATLA ÜLKE YÖNETİLMEZ

Öztrak, Hükümetin bir cemaate karşı eylem planları hazırladığı iddiasıyla ilgili bir soru üzerine de müphem iddialarla mağduriyet ve düşmanlık yaratmanın yanlış olduğunu insanlar neyle suçlanıyorsa bunun açıkça ortaya konması gerektiğini, aksi takdirde Türkiye’nin tezviratla yönetilen bir ülke haline geleceğini, tezviratla yönetilen bir ülkenin de demokrasi olmasının mümkün olmadığını ifade etti.

CHP: EKONOMİ VERİMSİZLİK TUZAĞINDA

ANKARA- CHP’nin ekonomi raporuna göre bütçe gelirleri zayıf seyrini sürdürürken giderler şişiyor. Bütçenin gider kalemlerinde en çarpıcı artışlar personel harcamaları, sosyal güvenlik açıklarının kapatılmasını ve belediyelere bütçeden ayrılan payları kapsayan cari transfer harcamalarında gerçekleşti.

Yılın ilk beş ayında bütçe dengesinde geçen yıla göre 7 milyar TL bozulma görüldüğünün ifade edildiği raporda, “Hükümetin 12 yıllık iktidarında 8. mali affa sarılmasının ardında da bu gerçekler yatıyor. Normal yöntemlerle tahsil edilemeyen gelirler mali af gibi vergi adaletini bozan, dürüst mükellefi cezalandıran yöntemlerle toplanmaya çalışılıyor değerlendirmesinde bulunuldu.

Rapora göre milli gelirde 10 bin dolar tuzağına yakalanan Türkiye ekonomisi, emek verimliliğinde yeni bir tuzakla karşı karşıya. Ekonomide katma değer istihdamdan daha az artıyor. Dış ticarete kapalı ve verimliliği düşük sektörlerde istihdam yaratmanın ekonominin sorunlarını çözmeyeceğinin ifade edildiği raporda, Türkiye, şimdi bu tuzağa yakalanmış görünmektedir deniyor.

CHP Ekonomi Politikaları Genel Başkan Yardımcılığı’nın Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak’ın koordinasyonunda hazırladığı 97. Ekonomik Görünüm Raporu’nda Mart ayına ait işsizlik rakamları ve Mayıs ayı bütçe verileri değerlendirildi.

TÜİK’in açıkladığı işgücü ve istihdam rakamlarına göre 2014’te işgücü piyasasına girenlerin sayısında “olağanüstü bir artış” yaşanmaya başladığının ifade edildiği raporda, çalışma çağındaki nüfus son bir yılda 1 milyon 131 bin kişi, işgücüne dahil olan nüfusun ise 1 milyon 733 bin kişi arttığına dikkat çekildi. Bununla birlikte 1 milyon 482 bin kişiye ilave istihdam yaratıldı. İşsizlik rakamlarındaki bu dikkat çekici tablonun tam da TÜİK’in iş gücü ve istihdam serilerinde yöntem değişikliği yaptığı bir döneme denk gelmesinin ilginç bir tesadüf olduğunun belirtildiği raporda, “Türkiye ekonomisinde son bir yılda yaratılan her 100 istihdamdan 58’inin dış ticarete kapalı hizmet ve inşaat sektörlerinden geldiğini görülüyor” denildi.

-ZAYIF BÜYÜMEYLE YÜKSEK İSTİHDAM PARADOKSU

Rapora göre işsizlik rakamlarında asıl dikkat çekici nokta ise Türkiye ekonomisi son üç yıldır potansiyeli olan yüzde 5’in altında büyürken; rakamların “zayıf büyümenin daha fazla istihdam yarattığını” göstermesi. “AKP’nin ilk yıllarında ‘istihdamsız büyüme’ kavramıyla tanışan Türkiye, şimdi de ‘zayıf büyümeyle istihdam’ kavramıyla tanışıyor” denilen raporda, 2014’ün ilk üç ayında Türkiye ekonomisindeki her yüzde 1 büyümenin toplam istihdamda yüzde 1.26 artış getirdiği vurgulandı. Bu dönemde gerçekleştirdiği katma değer artışına nazaran en fazla istihdam yaratan sektör ise inşaat sektörü oldu. 2014’ün ilk üç ayında inşaat sektöründe yaratılan her yüzde 1’lik katma değer artışı, bu sektörün istihdamını yüzde 2,4 artırdı.

-EKONOMİNİN YENİ HASTALIĞI: VERİMSİZLİK

Ekonomide daha düşük katma değer artışlarının daha çok istihdamla sağlanmasının, çalışan başına üretimin düştüğü anlamına geldiğinin ifade edildiği raporda, özellikle dış ticarete kapalı inşaat ve hizmet sektörlerinde emek verimliliğinin 2010’dan bu yana gerilediği, sanayideki verimliliğin ise 2010 seviyelerinde kaldığı vurgulandı.  Dış ticarete kapalı ve verimliliği düşük sektörlerde istihdam yaratarak Türkiye ekonomisinin rekabet gücünü artırmanın, çalışanlara hak ettiği ücret artışlarını sağlamanın ve başta cari açık olmak üzere ekonominin yapısal kırılganlıklarına çözüm üretmenin mümkün olmadığının kaydedildiği raporda, “Türkiye, şimdi bu tuzağa yakalanmış görünmektedir. 2008’den bu yana 10 bin dolar tuzağına yakalanmış Türkiye ekonomisinin buradan kurtulması, niteliksiz iş ve istihdam tuzağından kurtulmasına bağlıdır” denildi.

-İÇ TALEPTE TOPARLANMA YOK

CHP’nin raporunda, 2014’ün Mayıs ayında bütçe gelirleri ve vergi gelirlerinde önceki yılın aynı ayına göre sırasıyla yüzde 7,6 ve yüzde 7,3 artış görülse de bu rakamlar enflasyondan arındırıldığında gelirlerin “reel olarak” sırasıyla yüzde 1,9 ve yüzde 2,1 gerilediği ifade edildi. Raporda, toplam bütçe geliri ve vergi geliri, mal ve hizmet üzerinden alınan dolaylı vergi, dahilde alınan KDV tahsilatı, özel tüketim vergisi ve ithalde alınan KDV tahsilatı rakamlarının yılın ikinci üç ayında iç talepte toparlanma olmadığını gösterdiği kaydedildi.

-FAİZ GİDERLERİ İKİYE KATLANDI

Rapora göre bütçenin gelir tarafında zayıf seyir sürerken; giderler hızla artmaya devam ediyor. Mayıs’ta faiz hariç giderler geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,2; faiz giderleri ise yüzde 99,9 arttı. Faiz dışı bütçe giderleri içinde en çarpıcı artış ise yüzde 17,3 ile personel harcamalarında gerçekleşti. Gerek kamu yatırımlarında gerekse kamunun mal ve hizmet alım giderlerinde frene basılmaya başlandığının ifade edildiği raporda, yılın ikinci üç ayında kamunun yatırımlarından ve tüketiminden büyümeye ilk çeyrektekinden daha sınırlı katkı gelmesinin sürpriz olmayacağı ifade edildi.

-ASLAN PAYI PERSONELE, SOSYAL GÜVENLİK AÇIKLARINA VE BELEDİYELERE GİTTİ

Nisan ve Mayıs döneminde bütçenin gider tarafındaki “cari transferler” kalemindeki artışa da dikkat çekilen raporda, bu kalemin altındaki “sosyal güvenlik açıklarının kapanması için yapılan transferlerin” yüzde 34,6; “mahalli idareler gelir paylarında” yüzde 19,8 arttığı vurgulandı. Raporda, Büyükşehirlerdeki ilçe belediyelerinin çok ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadığı, Büyükşehir Yasası öncesinde aldıkları payı artık alamadıkları halde bütçede mahalli idarelere ayrılan gelir paylarındaki artışın da kamuoyuna açıklanması gerektiği ifade edildi.

-8. MALİ AFFIN ARDINDAKİ GERÇEK

Bu gelişmelerin etkisiyle yılın ilk beş ayında bütçe dengesi, geçen yıla göre 7 milyar TL bozulduğunun dile getirildiği raporda, “Tüm bu gelişmeler bütçede işlerin pek de iyi gitmediğini gösteriyor. Özellikle personel maaşları, cari transferler gibi tasarruf imkanı düşük harcamaların bütçe içindeki ağırlığı faiz dışı harcamaların kontrol edilmesini güçleştiriyor. Bu da bütçe dengesi üzerindeki riskleri artırıyor. Hükümetin 12 yıllık iktidarında 8. mali affa sarılmasının ardında da bu gerçekler yatıyor. Normal yöntemlerle tahsil edilemeyen gelirler mali af gibi vergi adaletini bozan, dürüst mükellefi cezalandıran yöntemlerle toplanmaya çalışılıyor” değerlendirmesinde bulunuldu.

Raporun Tam Metnine Ulaşmak İçin: RAPOR_No_97

 

 

IRAK KRİZİNİN FATURASI 8,5 MİLYAR DOLAR

ANKARA– CHP, hazırladığı raporla Irak’ta yaşanan krizin Türkiye’ye faturasını mercek altına aldı. Rapora göre petrolün varil fiyatının artmasıyla Türkiye’nin enerji faturası 4,5 milyar dolar kabaracak, bölgeye yapılan ihracat 2,5 milyar dolara yakın azalacak, ihracata bağlı taşımacılık hizmetleri ve krizin Türk müteahhitlerinin bölgedeki işlerine yapacağı etkiyle birlikte fatura 8,5 milyar doları bulacak.   

 

CHP Ekonomi Politikaları Genel Başkan Yardımcılığı’nın Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak’ın koordinasyonunda hazırladığı “Irak Krizi ve Türkiye Ekonomisi Üzerine Olası Etkilerinin” değerlendirildiği 96. Ekonomik Görünüm Raporu yayımlandı. Raporda, AKP’nin ölçüsüz hayallerle bölgedeki sorunlara taraf olarak “komşularla sıfır sorun” noktasından, “sorunsuz sıfır komşu” noktasına geldiği, bu durumun ülkenin itibarına zarar verdiği gibi Türkiye’ye yönelik ekonomik, siyasi ve sosyal riskleri de artırdığı belirtildi. Bunun son örneğinin de Musul’da Türk Konsolosluğu çalışanları, özel harekatçılar ve çocuklar dahil 49 Türk vatandaşı ile 31 TIR şoförünün rehin alınması olduğunun kaydedildiği raporda, artan risklerin kısa, orta ve uzun vade de ekonomiye de ilave yükler getireceği vurgulandı. Raporda, 11 Haziran’da, IŞİD’in Türkiye’nin Musul Konsolosluğu’na saldırması ve görevlilerin rehin alınmasıyla başlayan süreçte Türkiye’de para ve sermaye piyasalarında yaşanan gelişmeler değerlendirildi.

 

-KURU VE BORSAYI VURDU

Rapora göre Musul’da yaşanan kriz nedeniyle TL dolar karşısında, 10-18 Haziran tarihleri arasında % 2,2 değer yitirdi. Sermaye piyasası da artan jeopolitik risklerden olumsuz etkilendi. 10-18 Haziran tarihleri arasında Borsa İstanbul yüzde 4,4 değer yitirdi, şirketlerin piyasa değeri aynı dönemde 22,5 milyar TL eriyerek 568 milyar TL’ye indi. Türkiye’nin uluslararası risk primi, 9-19 Haziran arasında yüzde 11 artış gösterdi.

 

-MUSUL KRİZİ, ENFLASYONA 1 PUAN EKLEYECEK

Raporda, Musul’da yaşanan olayların Türkiye’ye orta vadeli etkileri de masaya yatırıldı. Buna göre Hükümet’in 2014 ekonomik programını yaparken Brent tipi petrolün varil fiyatını 103,2 dolar olarak öngörmesine rağmen, Irak’taki gelişmelerin etkisiyle petrol fiyatları 8-18 Haziran tarihleri arasında yüzde 5 artarak 114 dolara ulaştı, Brent tipi petrol fiyatı da son 9 ayın zirvesine çıktı. Petrol fiyatlarında her 10 dolarlık artışın enflasyonda ilave 0,4-0,5 puan artış yarattığının ifade edildiği raporda, Cumhurbaşkanlığı seçimi nedeniyle ötelenen enerji zamlarının yarattığı baskıya ilave olarak petrol fiyatlarından gelecek 0,5 puanlık baskı da göz önüne alındığında “enflasyona önümüzdeki dönemde ilave 1 puanlık baskının gelmesinin makul göründüğü, yaşanan gelişmelerin enflasyonu yüzde 9’un üzerine taşımasının sürpriz olmayacağı” değerlendirmesinde bulunuldu. Enflasyon görünümünde bozulmanın hızlanmasının Merkez Bankası’nın faizleri düşürme kararını da etkileyeceğinin belirtildiği raporda, Başbakan’ın beklediği kadar bir faiz indiriminin güç olduğu, TCMB’nin sınırlı bir faiz indirimiyle yetineceği ifade edildi.

 

-CARİ AÇIĞA İLAVE YÜK…

CHP’nin raporuna göre petrol fiyatlarındaki artış sadece enflasyona değil, cari açığa da ilave yük getirecek. 2014‘de ekonomik dengeler hazırlanırken 45-46 milyar dolar civarında net enerji faturası tahmin edildiği; Brent tipi petrolün varil fiyatında görülecek 10 dolarlık sapmanın Türkiye’nin enerji faturasına kabaca 4-4,5 milyar dolar yük getireceğinin belirtildiği raporda yaşanan krizin ihracatı da etkileyeceği belirtildi. Raporda, Irak’ın Türkiye’nin ikinci büyük ticaret ortağı olduğunun altı çizilerek “2013 itibariyle toplam ihracatın yüzde 8’i sadece bu ülkeye yapıldı. Bu ihraç pazarında yaşanan olaylar nedeniyle Irak’a ihracatta yüzde 10’luk bir kayıp cari açığa ilave 1,4 milyar dolar yük getirecektir” denildi. “Irak’ın aynı zamanda Ortadoğu’daki diğer pazarlara erişim açısından rolü de düşünüldüğünde fatura daha da kabaracak. Irak dışında Ortadoğu pazarına yapılan ticaretin de yüzde 10 daralması durumunda ilave kayıp 1 milyar dolar civarında olacak.

 

-FATURA 8,5 MİLYAR DOLARI BULUYOR

Raporda ayrıca “Tüm bunların yanında Türkiye’nin bölgeye ihracatının zarar görmesi, karayolu ihraç taşımalarına da büyük darbe vuracak. Nitekim, Türkiye’nin karayoluyla toplam ihraç taşımalarının neredeyse yarısı Irak başta olmak üzere Ortadoğu bölgesine yapılıyor. Bölgeye yapılan ihracatın gerilemesi Türkiye’nin ulaştırma sektörünü de olumsuz etkileyecek. Tüm bu etkiler ve müteahhitlik sektöründe yaşanacak sıkıntılarla birlikte hesaplandığında Irak krizinin derinleşmesi veya uzaması durumunda cari açık üzerinde yaratacağı ilave toplam yük GSYH’ya oran olarak 1 puana kadar (8-8,5 milyar dolar) ulaşacak. Krizin boyutu daha da artar veya petrol fiyatları 120 dolarların üzerine giderse bu maliyetin çok daha yukarılara çıkması da söz konusu olabilecek” tespitinde bulunuldu.

 

-EKONOMİDE MANEVRA ALANI KALMADI

Hükümetin yanlış politikalarının bedelinin vatandaşa yüzde 9’ları aşan bir hayat pahalılığı, cari açığa 8-8,5 milyar dolarlık ilave yük ve başta Güneydoğu olmak üzere pek çok ilde daha yüksek işsizlik olarak ciro edileceğinin ifade edildiği raporda şunlar belirtildi:

Ancak işin daha da kötüsü ekonominin dengeleri bu şoku emecek manevra alanına sahip değil. Hükümet yerel seçimler öncesi izlediği popülist politikalarla bütçede hareket alanı bırakmamıştır. Dolayısıyla kamu maliyesiyle bu şokun telafi edilmesi imkanı kalmamıştır. Yine para politikası da ‘yüksek enflasyon ve yüksek cari açık’ nedeniyle fazla bir hareket alanına sahip değildir. Hükümet derhal dar, mezhepçi dış politika anlayışını terk etmeli, taraf değil uzlaştırıcı olarak Türkiye’nin yumuşak gücünü kullanmalı, ülkemize yönelik risk algısını ve primini azaltmalıdır.

Raporun Tam Metnine Ulaşmak İçin: RAPOR_No_96

BÜYÜMEDE “YANLIŞ HESAP”KUŞKUSU

 ANKARA – CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Türk mali sisteminin üçte ikisini oluşturan Bankacılık sektöründeki büyüme rakamlarında şüphe yaratan çelişkiyi TBMM gündemine taşıdı.

 

Yılın ilk çeyreğinde, bankacılık sektöründeki büyüme rakamları fiyat etkilerinden arındırılırken TÜFE rakamları kullanılması gerekirken, bunun yerine farklı bir hesap yapıldığına dikkat çeken Öztrak, “Zımni deflatör(reel fiyatları hesaplamada kullanılan rakam) ile TÜFE’nin gelişimi arasındaki bu fark sektörün reel katma değeri ve dolayısıyla ekonominin büyüme hızını doğrudan etkileyecek bir gelişmedir” dedi.

 

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın yanıtlaması talebiyle verdiği soru önergesinde, 2014’ün ilk çeyreğinde finans sektöründe fiyat haraketlerini de içeren katma değerin, son bir yılda, % 4,5 gerilediğini; buna karşın aynı sektörde fiyat hareketlerinden arınmış sabit katma değerin % 14 arttığını belirterek, tüketici enflasyonu artarken; finans sektöründeki hizmetlerin fiyatının nasıl düşürüldüğünü TÜİK açıklamalıdır dedi.

 

-MALİ SEKTÖR BÜYÜRKEN; KÂRINDA ARTIŞ YOK

BDDK verilerine göre Türk mali sisteminin üçte ikisini oluşturan Bankacılık sektörünün vergi öncesi karlılığının 2014 yılı ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 18,3 düştüğüne dikkat çeken Öztrak, Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre bankacılık sektöründe istihdam edilenlerin sayısında da ciddi bir artış bulunmadığını, yani bu sektörün emek kullanımında ve buna paralel ücret ödemelerinde de reel olarak belirgin bir artış olmadığı ifade etti.

 

-REEL İLE CARİ ARASINDA DAĞLAR KADAR FARK ÇIKTI

Buna karşın TÜİK tarafından açıklanan “finans ve sigorta faaliyetleri” sektörüne ait cari ve fiyat hareketlerinden arındırılmış sabit katma değer hesaplarında izaha muhtaç noktalar olduğunu belirten Öztrak, sektörde fiyat hareketlerini de içeren “cari katma değer” son bir yılda yüzde 4,5 gerilerken;  fiyat etkilerinden arınmış “reel katma değerin” yüzde 14 arttığını vurgulayarak, bu durum sektörün yurtiçi fiyatlarında ciddi düşüş olduğu anlamına gelir dedi. Nitekim TÜİK’e göre mali sektörde sunulan hizmetlerin fiyatı son bir yılda % 16,1 düşmüş görünüyor; oysa aynı dönemde tüketici enflasyonu % 8 artış gösterdi dedi.

 

-BÜYÜME HESABINI DOĞRUDAN ETKİLER

Öztrak, mali sektör katma değerinin fiyat hareketlerinden arındırılması için TÜİK’in Tüketici Fiyat Endeksi’ni kullandığını ifade ettiğini, ancak bu sektörde sabit katma değerin bulunması için kullanılan fiyat endeksi ile TÜFE rakamları arasında çok ciddi bir fark bulunduğunu belirtti. Öztrak “Zımni deflatör (reel katma değeri hesaplamada kullanılan endeks) ile TÜFE’nin gelişimi arasındaki bu fark sektörün reel katma değeri ve dolayısıyla ekonominin büyüme hızını doğrudan etkileyecek bir gelişmedir” dedi.

 

Ortaya çıkan tablonun TÜİK’in büyüme rakamlarının güvenilirliği konusunda haklı kuşkular uyandırdığını ifade eden Öztrak, Bakan Yılmaz’a şu soruları yöneltti:

“-Finans sektörüne ait reel katma değer hesaplamalarında dikkate alındığı söylenen TÜFE ile Finans ve Sigorta Faaliyetleri Zımni Deflatörü arasındaki bu farkın nedeni nedir?

-Mali kesimin başat sektörü olan bankacılık sektörünün karlılığı düşerken ve ücret gelirlerinde kayda değer bir artış yokken bu sektör toplam büyümeye tek başına yüzde 40 katkıyı nasıl yapmıştır?

-TÜİK’in yayımladığı verilerin kalitesini ve tutarlılığını kontrol edecek bir iç denetim mekanizması var mıdır?”

Soru Önergesinin Tam Metni İçin: Soru Önergesi_Cevdet Yılmaz_GSYH_2014Q1_12Haziran2014doc (1)

GÜNEY SINIRIMIZ PEŞAVER’E DÖNDÜ

ANKARA- CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, hükümetin yanlış dış politikası nedeniyle Türkiye’nin güney sınırının Peşaver’e döndüğünü, Musul’da Türkiye’nin hükümetin büyüttüğü IŞİD canavarının saldırısına uğradığını belirtti.

Hükümetin Musul’da yaşanan olayın sorumluluğundan kaçamayacağını belirten Öztrak, dar bir mezhep penceresinden dış politikasını şekillendiren her an Ortadoğu bataklığına çekilme riski olan Türkiye’nin risk priminin uluslararası finansal piyasalarda yeniden gözden geçirileceği uyarısında bulundu.    

 

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak TBMM’de düzenlediği basın toplantısında ekonomide ve siyasette yaşanan son gelişmeleri değerlendirdi. Önce Lice’de Türk bayrağının indirilmesini, ardından Musul’da Türk konsolosluğunun basılmasının ve çalışanlarının rehin alınmasını şiddetle kınadığını ifade eden Öztrak, böyle milli meseleler karşısında birlik ve beraberliğin korunması gerektiğini ifade etti. CHP olarak Türk vatandaşlarının kurtarılması için hükümetin “devlet sorumluluğu içinde” atacağı her adımın destekçisi olacaklarını ifade eden Öztrak, “Bununla beraber, dar ve mezhepçi dünya görüşünü dış politikaya yansıtarak, Türkiye’yi Ortadoğu bataklığına sürükleyen AKP hükümetinin, bu yaşananlar karşısında mutlaka siyasi bir sorumluluğu olmalıdır” diye konuştu.

 

-SORUMLULUKTAN KAÇMAYA ÇALIŞIYORLAR

Hükümetin her kriz anında olduğu gibi Musul olayında da sorumluluğu üzerinden atmaya çalıştığını, Dışişleri Bakanı’nın olayın ardından yaptığı ilk açıklamada, konsolosluğa üç gün önce tahliye talimatı verdiklerini ancak tahliye kararına ilişkin takdiri oradakilere bıraktıklarını söylediğini hatırlatan Öztrak, “Dışişleri Bakanı’nın bu sözleri, ‘Ben talimatı verdim ancak oradaki arkadaşlar konsolosluğu tahliye etmemiş. Sorumlusu konsolos ve orada çalışanlar’ anlamına gelir” dedi.

 

-GÜNEY SINIRIMIZ PEŞAVER’E DÖNDÜ

“Türkiye’nin tüm güney sınırı artık bir Peşaver, bir Afganistan görüntüsü veriyor” diyen Öztrak, AKP’nin politikaları nedeniyle Türkiye’nin güney sınırlarının “perfore sınır” statüsüne geçtiğini söyledi. Öztrak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hükümet Ortadoğu’da ulaştırmada karşılaşılan dar boğazları aşmak için muhatap bulamıyor. İhracatçı Mısır limanlarına erişemez hale geldi. Suriye’de durum zaten malum, şimdi de Irak’ın güneyine erişim tamamen koptu. Peki, Türk ihracatçısı Ortadoğu’ya nasıl mal satacak, TIR’larımız bu bölgeye nasıl gidecek? Bunun sorumlusu da Hükümet değil, İskenderun limanı yetkilileri ve TIR şoförleri olur herhalde.”

 

-KAMU GÖREVLİLERİ YAZILI EMİR OLMADAN İŞ YAPMASIN

Dünyanın hiçbir yerinde 12 yıllık bir iktidarın siyasi sorumluluklarından bu derece kaçmadığını kaydeden Öztrak, kamu görevlilerine de seslenerek, “Bunların ipiyle kuyuya inilmez yazılı emirsiz iş yapmayın üstünüze yıkarlar” diye konuştu.

 

-TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKASI RİSK PRİMİNİ ARTIRIYOR

Musul’da yaşanan olayların Türkiye ekonomisine etkilerine de değinen Öztrak, hükümetin yanlış dış politikasının artırdığı jeostratejik risklerin, yanlış ekonomi politikalarının yarattığı kırılganlıklarla birleşince tahrip gücü yüksek bir karışım ortaya çıkardığını belirtti. Öztrak, Musul’daki olayın ardından TL’nin dolar karşısında tek bir günde yüzde 1,8 değer yitirdiğini, borsanın ise tek bir günde yüzde 3,25 düştüğünü ifade eden Öztrak, artan risklerin ekonomiye orta ve uzun vadede etkileri olacağını söyledi. Dar bir mezhep penceresinden dış politikasını şekillendiren her an Ortadoğu bataklığına çekilme riski olan Türkiye’nin risk priminin uluslararası finansal piyasalarda yeniden gözden geçirileceğini ifade eden Öztrak, “Sonunda faturası vatandaşa çıkacak risk primindeki bu artışın sorumlusu AKP’nin dış politikası ve Dışişleri Bakanıdır” dedi.

 

-FAİZ LOBİSİ BÜYÜDÜ, BAŞBAKAN ÖVÜNDÜ

Bu hafta açıklanan ekonomik verilere de değinen Öztrak, TÜİK verilerine göre 2014’ün ilk üç ayında Türkiye ekonomisinin yüzde 4,3 büyüdüğünü, bunun memnuniyet verici olduğunu fakat büyümenin yüzde 40’ını Başbakanın “faiz lobisi” dediği Finans ve Sigorta sektöründen geldiğini vurguladı. Öztrak, “Hükümetin başı büyüme rakamlarını övgüyle karşıladı; emeği geçen herkese de teşekkür etti. büyümeye yaptığı katkı göz önüne alındığında Başbakan’dan en büyük teşekkürü de ‘faiz lobisi’ almış oldu. Faiz lobisinin gerçek patronunun Erdoğan olduğu her geçen gün biraz daha net anlaşılıyor” değerlendirmesinde bulundu.

 

-TÜİK AÇIKLAMA YAPMALI-

Büyüme rakamlarındaki ciddi tutarsızlıklara da değinen Öztrak, mali hizmetler ve sigortacılık sektörünün cari fiyatlarla son bir yılda yüzde 4,5 küçülürken, enflasyondan arındırıldığında yüzde 14 reel büyüme görüldüğüne dikkat çekti. Bu hesaba göre vatandaşın yüksekliğinden şikayet ettiği banka ücret ve komisyonlarında önemli bir düşüş yaşanmış olması gerektiğini belirten Öztrak, bu durumun büyüme rakamlarında da ciddi soru işaretleri yarattığını vurguladı. Üretim sürecinde karı azalan, istihdamı kayda değer bir artış göstermeyen bankacılık sektöründe verilerin bu dönemde yüzde 14 büyüme gösterdiğini, aynı şekilde bankacılık sektörünün ekonomideki büyümenin yüzde 40’ını tek başına sağladığını ifade eden Öztrak, “Bu sektörde büyüme yüzde 14 değil yüzde 7 olsa, birinci çeyrekte büyüme yüzde 3.5’ e kadar düşer. Bu tablo GSYH rakamlarının güvenilirliği konusunda haklı kuşkular uyandırmaktadır. TÜİK bu konuda kamuoyuna derhal bir açıklama yapmalıdır” diye konuştu.

 

-DEVLET ÇİFTÇİNİN YANINDA OLMALI

Tarımda yaşanan sıkıntıların bu yılın üçüncü üç ayında milli geliri olumsuz etkileyeceğini belirten Öztrak, Türkiye’de Konya Ovası büyüklüğünde bir tarımsal alanın kışın yaşanan kuraklıktan olumsuz etkilendiğini, kuraklıktan etkilenmeyen ülkenin diğer bölgelerinde yaşanan sel, dolu ve fırtınaların da meyve ve hububat rekoltesini düşüreceğini ifade etti. Öztrak, bu olumsuz tabloya rağmen çiftçiyi bir parça rahatlatabilecek tarım sigortasının, devlet kontrolüne geçtikten sonra işleyişinde, çiftçi aleyhine ciddi bir katılaşma olduğunu söyledi. Öztrak, “Özellikle Tekirdağ ve Trakya’dan bu konuda şikâyetler her geçen gün artmaktadır. Bu sıkıntılı dönemde devleti çiftçinin yanında olmaya çağırıyorum” dedi.

 

-TARLANI SAT MADENCİ OL, DİYOR

20 dönümün altındaki tarlalara getirilen satış yasağını da değerlendiren Öztrak, tarımda etkinlik ve ölçek ekonomisi için toplulaştırmanın önemli olduğunu ancak bunun küçük çiftçiyi tasfiye ederek yapılmaması gerektiğini belirtti. Yapılan düzenlemeyle devletin küçük çiftçiye, “Tarla satarak borcunu kapatacaksan elindeki arazinin tamamını sat, git; çağ dışı ocaklarda madenci ol” dediğini ifade eden Öztrak, şunları söyledi:

“Topraklar bölünmesin istiyorsanız çiftçiye önce kanunda yazan desteği verin. Çiftçinin kullandığı girdilerin fiyatı katlanacak, malı para etmeyecek, destek vermeyeceksin; sonra da borca batırıp elinde ne var ne yoksa sat git diyeceksin. İşte AKP iktidarının adaleti budur. Bayrağa sahip çıkamıyor, yurtdışındaki vatan toprağına, memuruna sahip çıkamıyor, küçük çiftçiye sahip çıkamıyor bu ne biçim iktidar. İktidar olmak muktedir olmayı gerektirir.”

 

-AKLANMAK HEM HAK HEM ÖDEV

Merkez Bankası’ndaki görevden almalara da değinen Öztrak, “Hem görevden almalar hem atamalar, Başkan’ın tasarrufu mu yoksa Başbakan’ın tasarrufu mu?” diye sordu ve iktidarın Merkez Bankası’nın özerkliğinin önemini çok acı bir şekilde anlayacağını söyledi. HSYK’nın yaz kararnamesindeki atamalara da değinen Öztrak, hükümetin muhatabı olduğu yolsuzluk ve rüşvet iddialarının üzerini bürokraside terör estirerek örtemeyeceğini ifade etti ve “İktidarda olanların muhattap oldukları yolsuzluk iddialarıyla ilgili olarak yargı önünde aklanmaları, hem bir hak, hem de bir ödevdir. bu hükümet ve ilgili bakanları adalet önünde bu ödevi er ya da geç yerine getireceklerdir” dedi.

 

-HÜKÜMET BESLEDİĞİ CANAVARIN SALDIRISINA UĞRADI

El-Nusra militanlarına destek sağlanmasıyla ilgili İçişleri eski Bakanı Muammer Güler döneminde çıkarıldığı iddia edilen genelge hakkındaki soruyu yanıtlayan Öztrak, bu konuda pekçok iddia olduğunu, bunların araştırılması gerektiğini belirterek, “Bunu üzerinde çok fazla yorum yapmak zor ama öyle anlaşılıyor ki hükümet kendi beslediği, büyüttüğü canavarın saldırısına maruz kalmıştır” diye konuştu. Bir IŞİD komutanının Türkiye’de tedavi edildiği iddiaları hakkında bir soruyu da yanıtlayan Öztrak, “Yaralıyı tedavi etmek bir insani borçtur. Ama teröristse hemen ardından gerekeni yapmanız lazım. Tedavi edip yeniden oraya insanları öldürmesi için gönderirseniz bu olmaz. Bu kabul edilemez” dedi.

Basın Toplantısının Ham Metnine Ulaşmak İçin: hAM mETİN_13 HAZİRAN 2014 tarihli toplantı

CHP: BÜYÜMENİN KAZANANI FAİZ LOBİSİ

ANKARA – CHP, yılın ilk 3 ayındaki büyüme rakamlarını mercek altına aldı. CHP’nin raporuna göre yüzde 4,3’lük büyümenin yüzde 40’ı Başbakan’ın “faiz lobisi” dediği finans sektöründen geliyor. İlk çeyrekteki büyümenin dörtte birinin de kamunun tüketim ve yatırım harcamalarından geldiğinin ifade edildiği raporda, “Hükümet önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimleri şansa bırakmak istemiyor” denildi.

CHP Ekonomi Politikaları Genel Başkan Yardımcılığı’nın Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak’ın koordinasyonunda hazırladığı 95. Ekonomik Görünüm Raporu’nda 2014’ün ilk çeyreğindeki büyüme rakamları değerlendirildi.

 

-TÜRKİYE “FAİZ LOBİSİYLE” BÜYÜDÜ

Raporda, 2014’ün ilk üç ayında hizmet sektöründeki büyümenin yarısının, ekonomideki toplam büyümenin ise yüzde 40’ının finans sektöründen geldiği ifade edildi. “Başbakan ilk üç ayda sürekli faiz lobisini suçlarken, faiz lobisi büyümenin lokomotifi olmuş” değerlendirmesinde bulunuldu.

 

-TÜİK DERHAL AÇIKLAMALI

Raporda, BDDK ve TÜİK verileri karşılaştırılarak finans sektöründeki bu büyümenin ciddi şekilde sorgulanması gerektiği ve TÜİK’in bu konuda açıklama yapmasının beklendiği ifade ediliyor. BDDK verilerine göre 2014’ün ilk çeyreğinde bankacılık sektörü kârlılığında önemli düşüş görüldüğüne, personel sayısında ise geçmiş yıllardan farklı belirgin bir artış olmadığına dikkat çekilen raporda, “Bu durumda kritik soru, sektörün kârlılığı düşerken ve ücretlerde kayda değer bir artış yokken, bu sektör toplam büyümeye tek başına yüzde 40 katkıyı nasıl yapmıştır? Bunu TÜİK’ in hemen açıklaması gerekmektedir” denildi.

Diğer taraftan, aynı sektörde ciddi bir deflatör sorunu olduğunun da altı çizildi. Vatandaşlar bankalardaki ücret, aidat ve komisyonların yüksekliğinden şikayet ederken, resmi rakamların bu sektörün uyguladığı fiyatlarda ciddi bir düşüşe işaret ettiği de vurgulanarak, TÜİK’in bu konuda da bir açıklamada bulunması gerektiği ifade edildi.

 

-BÜYÜMENİN DÖRTTE BİRİ KAMUDAN

2014’ün ilk üç ayında kamunun tüketim ve yatırım harcamalarının büyümeye 1,1 puan katkı yaptığının ifade edildiği raporda, yüzde 4,3’lük büyümenin dörtte birinin kamunun tüketim ve yatırım harcamalarından geldiğine dikkat çekildi. CHP’nin raporunda, büyümeye kamunun katkısıyla ilgili olarak “Bu da hükümetin önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimleri şansa bırakmak istemediğini açıkça gösteriyor” denildi.

 

-İHRACATTAN BÜYÜMEYE BÜYÜK KATKI

Net ihracatın ilk çeyrek büyümesine anlamlı bir katkı yaptığının ifade edildiği raporda, büyümenin yüzde 62,4’ünün net dış talep artışından yüzde 37,6’sının ise iç talep artışından geldiği belirtildi. Raporda, artan döviz kurlarından gelen rekabet avantajının Türk ihracatçılar ve dış rekabete açık sektörlerde üretim yapan Türk şirketler tarafından iyi değerlendirildiği belirtilerek, “Bu aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi’nin yıllardır yaptığı uyarıların haklılığını da teyit ediyor” ifadeleri kullanıldı.

 

-BU YOLUN SONU YOK

Diğer taraftan, raporda Avrupa Merkez Bankası’nın faiz indirimi kararının ardından AKP’den yapılan açıklamaların “eski paradigmaya” dönüş işaretleri gösterdiği vurgulandı. AKP’nin ülkeye gelmesini beklediği sıcak parayla vatandaşı borca batırıp önümüzdeki seçimlere suni bir refah ortamı yaratma çabasında olduğunun belirtildiği raporda, “Türkiye’ye 12 yıldır büyük zararlar vermiş bu modelde ısrarın sonu hüsrandır. Bu modelin sonu, başta dış ticarete açık sanayi ve tarım sektörlerimizin tasfiye olmasıdır. Bu modelin sonu artan cari açık, borç yükü ve nihayetinde topyekûn mülksüzleşmedir. Türkiye’nin bu tuzaktan kurtulması için bu iktidardan kurtulması şarttır” değerlendirmesinde bulunuldu.

Raporun Tam Metnine Ulaşmak İçin: RAPOR_No_95

Saray Fukaranın Tavuğunu Rantiyelerin, Faiz Lobilerinin Folluğuna Yumurtlatıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin bu yılın Ocak-Kasım dönemine milyonlarca çiftçi ve esnafa reva gördüğü desteğin, bir avuç faiz lobisine ve yandaşa...
Devamını oku

Ekonomi Arabasının Motoru Boğuldu, Şanzımanı Dağıldı

CHP’li Öztrak, ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadeleden sadece faiz lobileriyle sıcak para partileri vermeyi anladığını belirterek, “Yüksek faiz ve kontrollü kura...
Devamını oku

Tutuklanan TCMB Başkan Yardımcısının Attığı Diğer İmzalar Hakkında İç Soruşturma Yapıldı Mı?

CHP’li Öztrak, Bankalararası Kart Merkezi soruşturması kapsamında tutuklanan, Merkez Bankası’nın Başkan Yardımcısı Emrah Şener’in TCMB’deki görevi sırasında attığı diğer imzalarla...
Devamını oku

Resmi İşsiz Sayısı İle Gerçek İşsiz Sayısı Arasındaki Fark İlk Kez 10 Milyonu Aştı

CHP’li Öztrak, Haziran ayında gerçek işsiz sayısının 13,4 milyon kişiye ulaşarak rekor kırdığını; resmi işsiz sayısı ile gerçek işsiz sayısı...
Devamını oku

Sadece İstatistiklerle Yalan Değil; İstatistiklerle Talan

CHP’li Öztrak, TÜİK’in açıkladığı Haziran ayı rakamının beklentilerin ve diğer kurumların hesaplarının çok altında kaldığına, market fiyatlarındaki değişimler ile TÜİK’in...
Devamını oku

Faiz Harcamalarının Bütçe Üzerindeki Baskısı Artıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin hukuk tanımazlığı nedeniyle artan faizlerin bütçe üzerine her ay daha fazla baskı yaptığına dikkat çekerek, “İlk 4...
Devamını oku

Milli İradeye Darbe Süreci Ekonomik Görünümü Bozdu

CHP’li Öztrak, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’ndaki Türkiye ekonomisiyle ilgili tahminlerin, Sarayın millet iradesine darbe süreci sonrasında kötüleştiğine dikkat çekerek, “Uluslararası...
Devamını oku

Satılan Milyarlarca Dolar Rezervi Kimler Topladı

CHP’li Öztrak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından mali piyasalarda yaşanan tsunami sırasında ülkenin 40 milyar dolardan fazla...
Devamını oku

 İletişim

Bize her türlü görüş ve önerilerinizi bildirmek için sağ tarafta yer alan bilgilerden bize ulaşabilirsiniz.
CHP Genel Merkezi: Anadolu Bulvarı No: 12 06520
Söğütözü / ANKARA
Telefon: +90 (312) 207 40 00
Telefon 2: +90 (312) 420 59 48-49
Faks: +90 (312) 207 40 14
E-Posta: info@faikoztrak.com