Main menu
Second Menu
Faik ÖztrakBlog style 1

KENDİSİNE ÇEKİ DÜZEN VERMESİ GEREKEN BAŞBAKANLIK KOLTUĞUNDA OTURAN ZATTIR

ANKARA- CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Erdoğan’ın Merkez Bankası hakkında yaptığı açıklamaları değerlendirerek, “Kendine çeki düzen vermesi gerekenin Merkez Bankası değil,  Başbakanlık koltuğunda oturan zattır” dedi.

Öztrak yaptığı yazılı açıklamada şunları belirtti:

Bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti’nin hiçbir Başbakanı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası(TCMB) Başkanlarını “Sen dalga mı geçiyorsun? Kendine çeki düzen ver” diye azarlamadı.

Öncelikle, Başbakanların TCMB başkanlarına bu üslupla hitap etmeleri kabul edilemez. Çünkü bu üslup hem Başbakanları hem de Merkez Bankası Başkanlarını küçük düşürür.

İkinci olarak, Başbakanlar TCMB Başkanlarıyla kamuoyu önünde tartışmaz, basın aracılığıyla konuşmaz. Devlette para politikalarının ciddi olarak tartışılacağı forumlar vardır. Bu forumları kullanmak yerine çıkıp oy devşirme amacıyla kamuoyu önünde Merkez Bankası Başkanını azarlarsanız bunun sonucu her iki tarafa da duyulan güvenin yitirilmesi olur. Güven yitirilirse fatura ülkeye ve ülkenin borca batmış vatandaşlarına çıkar. Nitekim, Başbakanlık makamında oturan kişinin bu konuşmalarının etkileri döviz piyasasında görülmeye başlanmıştır.

Diğer taraftan Başbakan’ın TCMB Başkanı hakkında “Vakti dolunca gereğini yaparız” demesi TCMB Başkanını vaktinden önce topal ördek durumuna sokarak, Banka’nın önümüzdeki dönemde kullanacağı araçların ve iletişim stratejisinin piyasalar üzerindeki etkisini büyük ölçüde yıpratmıştır. Dünyada Merkez Bankası Başkanları bir açıklamalarıyla ekonominin seyrini değiştirir. Erdoğan’ın, itibarını yerle bir ettiği ve piyasaları yönlendirme kabiliyetini bitirdiği Merkez Bankası’nın bu noktadan sonra para politikasını nasıl yürütebileceği merak konusudur.

Erdoğan’ın açıklamalarında dikkat çeken bir diğer husus da enflasyon hedeflerinin tutturulamamasının sorumluluğunu Merkez Bankası’na yüklemesidir. Oysa, Merkez Bankası enflasyon hedefini tek başına belirlememektedir ve bu konuda Merkez Bankası’na para politikası aracılığıyla, hükümete ise maliye politikası aracılığıyla düşen sorumluluklar vardır. Ayrıca, enflasyon hedefi, AKP hükümeti işbaşına geldiğinden bu yana tutturulamamaktadır. Bugüne kadar Merkez Bankası Başkanlarını azarlamayan hükümetin başının, neden şimdi bu yola tevessül ettiği başka bir soru işaretidir.

Ekonomideki başarısızlıkların sorumlusu, enflasyonun sorumlusu, faizin sorumlusu, büyüyemenin sorumlusu sadece Merkez Bankası değildir. Bunda mutlaka başta Başbakan olmak üzere hükümetin de sorumluluğu vardır. “Bu işte hükümetin hiçbir günahı yoktur” diyen hükümetin başı ekonomiye yaklaşımının da Soma faciasına yaklaşımdan farklı olmadığını göstermiştir. TCMB yönetimine bu yükleniş bir istifaya zorlama taktiği ve Erdoğan’daki “paralel devlet” paranoyasının yeni bir tezahürü de olabilir.

Dünyada büyük Merkez Bankaları dolar, avro basmayı her an durdurabileceklerinin işaretlerini veriyor. Bizim gibi ekonomilere sermaye akışının yavaşlayacağı yeni bir konjonktüre giriyoruz. Bu yeni iklimde, Merkez Bankası’nın kredibilitesine ve Banka’ya duyulan güvene her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olacak. Korkarız, önümüzdeki günlerde Başbakan’ın TCMB’ye karşı giriştiği bu saldırgan tavrın bedelini özellikle kendisi tarafından borca batırılan milletimiz ödeyecektir. Durumun farkında olan ekonomiden sorumlu bazı bakanlar daha şimdiden Türkiye’de Merkez Bankası’nın bağımsız olduğunu dünyaya anlatmak ve Başbakan’ın bu yaklaşımını dengeleyebilmek için ortalara dökülmüşlerdir.

Burada kendine çeki düzen vermesi gereken Merkez Bankası değil Başbakanlık koltuğunda oturan zattır.

İŞSİZLİĞE SİHİRLİ DEĞNEK DOKUNDU

İŞSİZLİĞE SİHİRLİ DEĞNEK DOKUNDU

ANKARA- CHP’nin ekonomi raporuna göre TÜİK’in işsizlik rakamlarında “AB’ye uyum” kapsamında yaptığı güncellemeler sonrasında 2005-2013 yılları arasında ortalama yüzde 10,7 olan işsizlik oranı yüzde 9,8’e geriledi. Yeni yöntemle hesaplanan işsizlik oranı 2014’ün Şubat ayı hariç her yıl sistematik olarak eski serinin altında kalıyor.

Rapora göre işsizliği dizginleyen istihdamdaki “olağanüstü” artış oldu. Resmi verilere göre son bir yıl da istihdamda görülen yüzde 5,5’lik artış yüzde 9 büyüme hızının yakalandığı 2010-11 dönemindeki istihdam artışlarına yakın. Oysa son bir yılda Türkiye ekonomisinde büyümenin yüzde 4 civarında olması bekleniyor.

Bütçe sonuçlarının da değerlendirildiği raporda, harcamalarda en yüksek artışın sosyal güvenlik kuruluşları ve mahalli idareler başta olmak üzere cari transfer kalemlerinde görüldüğü ayrıca personel ve mal ve hizmet alımlarında yüksek artışların olduğu ve bütçenin harcama esnekliğinin giderek azaldığı da belirtildi. Diğer taraftan yatırım ve sermaye transferlerindeki artışlara da dikkat çekilerek, “Hükümet arka arkaya seçimlerin olacağı bir dönemde anlaşılan işi şansa bırakmak istememiş ve başta yatırım ile transfer harcamalarında olmak üzere popülizme son sürat devam etmiş” denildi.

CHP Ekonomi Politikaları Genel Başkan Yardımcılığı’nın Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak’ın koordinasyonunda hazırladığı 93. Ekonomik Görünüm Raporu’nda 2014 Şubat ayı işsizlik rakamları ve 2014 Nisan ayı bütçe sonuçları değerlendirildi.

TÜİK’in AB’ye uyum kapsamında güncellediği işgücü ve istihdam verilerinin mercek altına alındığı rapora göre yapılan güncellemeler sonrası 2005-2013 döneminde ortalama yüzde 10,7 olan işsizlik oranı 1 puana yakın düşerek yüzde 9,8’e geriledi. Yeni yöntemle hesaplanan işsizlik oranı 2014’ün Şubat ayı hariç her yıl sistematik olarak eski serinin altında kalması dikkat çekici.

Raporda yeni işsizlik rakamları ile ilgili yer alan tespitler özetle şöyle:

-İŞGÜCÜ AZALDI, İŞGÜCÜNE DAHİL OLMAYANLAR ARTTI

Yeni seride “işgücüne dahil olmayan nüfus” eski seriye göre daha yüksek. Yeni seride işgücüne katılmayan nüfus, eskisine göre 2005’de 700 bin kişi; 2014 Ocak ayında ise 1 milyon 262 bin kişi daha yüksek görünüyor. Yeni seride, “işgücü” rakamları ise eskisine göre önemli ölçüde aşağıya çekilirken; işgücünün alt kalemlerini oluşturan “istihdam edilenlerin” ve “işsiz olanların” sayısı da aşağı doğru düzeltilmiş. Yeni seride işgücü rakamlarındaki düşüş 2011 ve 2012 yılları için 1 milyonun üzerinde, 2014 Ocak ayında ise 775 bin kişi.

-VERİMLİLİĞE VERİ DOPİNGİ

Yeni serilerle ekonominin rekabet gücüne ilişkin analizleri sağlıklı bir şekilde yapma imkanı da kayboldu. İstihdam rakamlarının değişmesiyle “çalışan başına katma değer” ve “emek verimliliği” gibi hesaplar da farklılaştı. Yeni seride 2005-2013 dönemi için ortalama emek verimliliği, eskisine göre ortalama yüzde 3,1 daha yüksek. Diğer bir ifadeyle, Türkiye bir anda “aynı miktardaki üretimi daha düşük bir istihdam düzeyiyle yapar” hale gelmiş görünüyor.

-YENİ VERİLER, YENİ REKORLAR…

Yeni seride özellikle işgücü rakamlarında sıra dışı gelişmeler görülüyor. Buna göre 2014’ün Şubat ayında çalışma çağındaki nüfus, önceki yılın aynı dönemine göre 1,1 milyon (yüzde 1,6) artarken işgücündeki artış 1,6 milyon kişi(yüzde 6) oldu. İşgücüne tek bir yılda 1,6 milyon kişi civarında bir katılım veya tek bir yılda işgücünde yüzde 6’lık artış mevcut seride bir rekor. Buna bağlı olarak Şubat’ta işgücüne katılım oranı da son bir yılda, 1,9 puan artarak yüzde 49,1’e çıktı. İşgücüne katılım oranında tek bir yılda 2 puana yakın bu artış da yeni bir rekor.

-İSTİHDAMDA OLAĞANÜSTÜ ARTIŞ

Rapora göre işgücü arzının ve işgücüne katılımın arttığı bir dönemde işsizliğin çok daha fazla artmasını dizginleyen, istihdamdaki “olağanüstü” artış oldu. TÜİK’in rakamlarına göre son bir yılda toplam istihdam 1 milyon 296 bin (yüzde 5,5) artarak son 26 ayın en yüksek seviyesine çıktı. Son bir yılda yaratılan bu istihdam, ortalama yüzde 9 büyüme hızının yakalandığı 2010-11 dönemindeki istihdam artışlarına yakın. Oysa son bir yılda Türkiye ekonomisinde büyümenin yüzde 4 civarında olması bekleniyor.

-BİRÇOK İSTİHDAM GÖSTERGESİNDE GERİYE DOĞRU KARŞILAŞTIRMA İMKANI KALMADI

Kır kent ayrımı, istihdam edilenlerin iktisadi faaliyet kolları, eğitim durumu gibi birçok önemli göstergede de eskiyle karşılaştırma imkanı kalmadı.

-VERGİ GELİRLERİ REEL OLARAK GERİLEDİ

CHP’nin raporunda Nisan ayı Merkezi Yönetim bütçe sonuçları da değerlendirildi. Nisan’da Merkezi Yönetim bütçe gelirleri, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,7 artarken vergi gelirlerindeki artış yüzde 7,2’de kaldı. Geçtiğimiz yılın Nisan ayına göre enflasyonun yüzde 9,4 olduğu dikkate alındığında Nisan’da vergi gelirlerinin reel olarak gerilediği görülüyor. Özellikle yurtiçi talep ve ekonomik aktivite açısından önemli bir gösterge olan “mal ve hizmet üzerinden alınan vergilerde” ise durum daha da ciddi. Toplam vergi gelirlerinin yüzde 40’ını oluşturan mal ve hizmet üzerinden alınan vergiler Nisan’da, bir önceki yılın aynı dönemine göre sadece yüzde 4,5 artış gösterdi. Bu artış enflasyondan arındırıldığında söz konusu vergi grubunda reel olarak yüzde 4,5’lik gerileme var.

-BÜTÇEDE TAM GAZ POPÜLİZM

Bütçenin gelir tarafındaki sıkıntılara rağmen harcama tarafında kesenin ağzı açılmış. Bütçe harcamalarının yüzde 60’a yakını personel, mal ve hizmet alımı, sosyal güvenlik kurumlarına transferler gibi tasarruf imkanının sınırlı olduğu kalemlerden oluşuyor. Nisan’da faiz dışı bütçe harcamaları, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 22,9 arttı. Yılın ilk dört ayındaki artış ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17 oldu. Yapılan harcamalara bakıldığında en yüksek artış sosyal güvenlik kuruluşları ve mahalli idareler başta olmak üzere cari transfer kalemlerinde. Nisan’da sosyal güvenlik kuruluşlarına yapılan transferler, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 23,6, mahalli idarelere yapılan transferler ise 24,8 arttı. Aynı dönemde personel harcamalarındaki artış yüzde 14,9; mal ve hizmet alım giderlerindeki artış yüzde 15,6 oldu. Yılın ilk dört ayı itibariyle, geçen yılın aynı dönemine göre, en yüksek artışın yatırımlar ve görev zararı nedeniyle KİT’lere yapılan transfer kalemlerinde olduğunun belirtildiği raporda, “Hükümet arka arkaya seçimlerin olacağı bir dönemde anlaşılan işi şansa bırakmak istememiş ve başta yatırım ile transfer harcamalarında olmak üzere popülizme son sürat devam etmiş” değerlendirmesinde bulunuldu. Rapora göre geçtiğimiz yılın Nisan ayında 595 milyon TL fazla veren bütçe dengesi, bu yılın aynı ayında 2,7 milyar TL açık verdi. Buna karşın yılın ilk dört ayında bütçe açığı, geçen yılın aynı dönemine göre, 3,9 milyar TL artarak 4,2 milyar TL’ye çıktı.

Raporun Tam Metnine Ulaşmak İçin: RAPOR_No_93_Tam Metin

 

UĞUR KURT, BAŞBAKAN “DİKTATÖR OLSAM SOKAĞA ÇIKAMAZSINIZ” DERKEN VURULDU

ANKARA – CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Başbakan Erdoğan’ın TOBB Genel Kurulu’ndan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu dinlemeden ayrılmasını sert sözlerle eleştirerek, “Erdoğan rakibine tükürüp kaçan çocuk gibi davranarak karizmayı çizdirdi” diye konuştu.

 

Merkez Bankası’nın faiz indirimi kararını da değerlendiren Öztrak, faiz indirimleri kendilerinin de desteklediğini fakat enflasyon rekorlar kırarken faiz indirimine anlam veremediğini belirterek, “Merkez Bankası’nın, faiz kararlarını ‘Dolmabahçe rüzgarı’nın belirlediği ortada” dedi.

 

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, TOBB Genel Kurulu’nda yaşananları değerlendirdi.

 

 -O DİKTATÖR DEĞİLİM DERKEN, UĞUR KURT VURULDU

Erdoğan’ın kendisinin diktatör olmadığını iddia ettiği sırada İstanbul’da bir cenaze törenine katılan 30 yaşında bir gencin polisin bir başka toplumsal olaya müdahalesi sırasında başından vurulduğunu ve hayatını kaybettiğini hatırlatan Öztrak, faillerin bir an önce ortaya çıkarılması gerektiğini ifade etti. Erdoğan’ın kibir hastalığının ve nezaketsizliğinin her geçen gün daha da arttığını, bu yaklaşımın toplumu kutuplaştırdığını, gençlerin yaşamını yitirmesine sebep olduğunu belirten Öztrak, “Başbakanın bu şiddeti adamlarına da yansıyor. Dün Soma’da vatandaşı tekmeliyorlar, bu gün vatandaşımız ölümünden sonra sosyal medyada ‘bu ülkede eşek gibi sessizce yaşayacaksınız’, ‘arpanız bol geldiyse önünüzden alırız’ diye yazma cüretini gösteriyorlar” ifadelerini kullandı. .

 

-TÜKÜRÜP KAÇAN ÇOCUK GİBİ…

“TOBB salonunda dün bir tiyatro oyunu sahnelendi” diyen Öztrak, Erdoğan’ın TOBB Genel Kurulu’nda önce “mahalle delikanlılığı” girişiminde bulunduğunu ama sonra Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasını dinlemeden kaçarak o girişimi kendi eliyle yerle bir ettiğini ifade etti ve “Erdoğan rakibine tükürüp kaçan çocuk gibi davranarak karizmayı çizdirdi” diye konuştu.

 

-HERKES SUÇLU, BİR KENDİ PAK

Öztrak, Başbakan Erdoğan’ın aynı toplantıda Soma’da hayatını kaybeden 301 canın sorumluluğunu da işçiye, işverene ve sendikalara yıktığını kaydeden Öztrak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Daha önce maden kazalarının bu işin fıtratında olduğunu 1800’lü yılların İngilteresi’nde yaşanan maden kazalarıyla açıklamaya çalışmıştı. TOBB Genel Kurulu’nda da ‘Araba muayenelerinde de sağlık çantalarını arkadaşlarından ödünç alıyorlar’ diyerek vatandaşı suçladı. Sendika suçlu, işveren suçlu dedi. Ama ‘Bu işte benim de sorumluluğum var’ diyemedi. Hükümetin başı, işçiyi borca batırıp madenlere zimmetleyenlerin, o firmalara ruhsat verenlerin, madenleri gerektiği gibi denetlemeyenlerin, taşeronluğu işçinin ‘yaşam şekli’; 19. yüzyılın vahşi kapitalizmini 21. yüzyılda Türkiye’nin kaderi haline getirenlerin suçundan ve sorumluluğundan hiç bahsetmedi.”

 

-DİKTATÖR DEMEYE DEVAM EDECEĞİZ

Türkiye’de “kuvvetler ayrılığı”, “hukukun üstünlüğü”, “temel hak ve özgürlükler” ve “yargı bağımsızlığı” gibi rejimin adını demokrasi yapan tüm unsurları adım adım yok etmeye çalışanların kendisine “diktatör” denince öfkelendiğini söyleyen Öztrak, Erdoğan Türkiye’yi hibrit demokrasiden otoriter demokrasiye doğru sürükledikçe, CHP’nin “diktatör” demeye devam edeceğini ifade etti.

 

-GEZİ’DE DEĞİL 22 MAYIS’TA BAŞLADI

Erdoğan’ın TOBB’daki konuşmasında ekonomide geçen yıl başlayan bozulmanın suçunu Gezi Olaylarına yıktığını, oysa herşeyin Gezi’den önce, 22 Mayıs’ta, ABD Merkez Bankası’ndan(FED) gelen “likiditeyi daraltacağız” açıklamasıyla başladığını söyledi. Türkiye’nin FED açıklamasıyla oluşan ters rüzgara olağanüstü bir cari açıkla yakalandığını, Türkiye’nin en riskli ekonomilerinden biri ilan edildiğini belirten Öztrak, Gezi eylemlerinin FED açıklamasından sonra başladığını, ekonomideki hasarın sorumlusunun Başbakan ve Hükümet olduğunu belirtti.

 

-SOMA, TURNUSOL KAĞIDI

Soma’nın artık vicdanlarımızı “taşeronlaştırmadan” tartışılmaya başlanmasının, samimi bir özeleştiriyle yapılması gerekenlerin konuşulmasının gerektiğini ifade eden Öztrak, “Türkiye’nin 13 Mayıs 2014’te Soma’da yaşadığı facia bir milat, bir turnusol kâğıdıdır. Adam sendeciliğin, köşe dönmeciliğin,  sömürü çarklarının, modern kölelik düzenin acı faturası 301 canımızla ödenmiştir. 301 canı aramızdan alan madencinin güvenliğinden kısıp ‘kömür damarını’, ‘kâr damarı’ haline getiren ‘ar damarı’ çatlamışlardır. Onları aramızdan alanlar gözünü kâr bürümüş 19. yüzyılın vahşi kapitalizmini 21. yüzyılın Türkiyesi’ne ‘kader’ diye yutturmaya çalışanlardır” dedi.

 

-HESAP İŞÇİYE, SENDİKAYA VE İŞVERENE KALIR

Hükümetin de ucuz kömürün gelmesi için yaşananlara göz yumduğunu ifade eden Öztrak, “Bu fiyattan ne getirirsen alırım” diyerek bu talan düzeninin destekçisi, işbirlikçisi olan hükümetin de Soma’da sorumluluğu olduğunu ifade etti. Soma’da Türkiye’nin “sömürü düzeninin” en çirkin haliyle yüzleştiğini ifade eden Öztrak, “Hükümetin başı, Soma’da yaşanan kâbusun sorumlularından hesap sorulacağını söylüyor. Peki, bu hesap kimden sorulacak? Dün TOBB’da yaptığı konuşmada duyduk; arabanın muayene zamanı ilk yardım çantasını arkadaşından ödünç alan şoförden. Yani işçiden, sendikadan ve işverenden” diye konuştu.

 

-BİR DÖNEMİN SONU GELDİ

Türkiye’nin, çalışanları borca batırarak iş yerlerine, iş yerlerinin kaderini de iktidarın iki dudağının arasına zimmetleyen çarpık, merhametsiz ve vicdansız bu modeli daha fazla sürdüremeyeceğini söyleyen Öztrak, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu düzen, Türkiye’yi her geçen gün kısa vadeciliğe ve vasatlık tuzağına hapsediyor. bu düzen, ülkemizi bir tıkanmaya ve kendi sonunu hazırlamaya götürüyor. İnsani ve sağlıklı bir üretim yerine köşe dönmeciliği; uzun vadeli yatırım planları yerine, imar planlarını takip etmenin ödüllendirildiği bir dönemin artık sonuna yaklaşıyoruz.”

 

-AKP DÜZENİNİ İNSANCILLAŞTIRACAĞIZ

“Bu düzende büyük sanayicilerimiz müteahhit; tarlasından koparılan çiftçimiz ise madenlerde modern köleler haline gelmiştir. Bu yapıyı mutlaka değiştirmek zorundayız. 19. yüzyılın vahşi kapitalizmi nasıl ki sosyal demokrasi ve sosyal devletle ehlileştirildiyse; biz de 21. yüzyılın Türkiye’sinde AKP’nin merhametsiz ekonomik düzenini, adaletsizlikleri, eşitsizlikleri sosyal demokrasiyle, sosyal devletle, kurallı ekonomiyle, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığıyla, hesap verebilirlik ve saydamlıkla, daha fazla demokrasiyle insancıllastıracağız.”

 

-ENFLASYON REKOR KIRARKEN FAİZ İNDİRİLDİ

Merkez Bankası’nın dün aldığı faiz indirimi kararını da değerlendiren Öztrak, karardan memnun olduklarını, kararın kredi faizlerine yansımasını beklediklerini ifade etti. Merkez Bankası’nın kararında indirim gerekçesi olarak azalan belirsizlik ve risk priminde düzelme gösterildiğini anımsatan Öztrak, buna karşın S&P’nin bu sabah yaptığı açıklamada sert iniş riskinden, siyasi ortamın öngörülebilirliğinin azalmasından, cari açığın hala yüksek olduğundan ve en önemlisi güçler ayrılığındaki bozulmadan bahsederek negatif görünümü değiştirmediğini belirtti.

Düzgün işleyen bir ekonomide faiz indiriminin enflasyondaki düşüşe eşlik etmesi gerektiğini söyleyen Öztrak, Türkiye’de ise yılın ilk 4 ayında enflasyonun yüzde 4,96’yla rekor kırmasına, fiyat artışlarındaki temel eğilimleri gösteren çekirdek enflasyon göstergelerinden H çekirdek enflasyonunun da 2008 Ekim ayından buyana ilk kez çift haneyi görmesine rağmen faiz indirimi yapıldığına dikkat çekti.

 

-FAİZ KARARINI DOLMABAHÇE RÜZGARI ETKİLEDİ

Diğer taraftan enerji zamlarının seçim sonrasına bırakıldığını, enflasyonun da koşar adım çift haneye doğru yürüdüğünü belirten Öztrak, şunları söyledi:

“Merkez Bankamız faizleri indiriyor, sonra da ‘sıkı duruşunu’ devam ettireceğini, ‘enflasyonu izleyeceğini’ belirtiyor. Açıkçası Başbakan’ın ekonomi teorisine müthiş katkılarına alışmıştık ama Merkez Bankası’ndan bu kadarını beklemezdik. Yani hem faiz düşürüyor hem de ‘sıkı duruşunu’ devam ettiriyor. Kendilerini tebrik ediyoruz. Kusura bakmasınlar, enflasyonu izleyip gözlerini yormalarına gerek yok. Sonuçta, enflasyon rekorlar kırarken faiz düşüren Merkez Bankası’nın, faiz kararlarını ‘Dolmabahçe rüzgarı’nın belirlediği ortada. Buradan tekrar ve tekrar uyarıyorum. bugün siyasilere hoş görünmek için verdiğiniz kararların hesabı yarın sizden sorulur.”

 

-TÜRKİYE’DE VAHŞİ ÖZELLEŞTİRME VAR

Öztrak basın mensuplarının soruları üzerine özelleştirmeleri de değerlendirerek şunları ifade etti:

“Türkiye’de bugün vahşi özelleştirme yaşanıyor. Sadece paraya odaklanıyorlar. Ne iş güvenliği var ne işçilerin muhafazası var ne istihdam şartı var. Doğu Almanya ile Batı Almanya birleştiğinde yapılan özelleştirmelere bakın. Ön planda olan işçinin güvenliğinin ve kuruluşun devamlılığının sağlanmasıdır. Bizde paraya ve yandaşa yönelik bir özelleştirme var. Bunu geçmişte Rusya’da gördük. Mafya tipi özelleştirme deniyor.”

KONUŞMANIN TAM METNİ İÇİN: Faik Öztrak_23 Mayıs 2014 Tarihli Toplantı_Ham Metin

KAYNAĞI BELİRSİZ PARADA “MANİDAR” REKOR

ANKARA – CHP’nin ekonomi raporuna göre son 12 ayda kaynağı belirsiz para girişlerinin izlendiği net hata ve noksan kaleminden Türkiye’ye giren para 12,7 milyar dolara ulaşarak tüm Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı. Raporda, resmi finansman hesaplarından para girişinin durduğu bir dönemde kaynağı belirli olmayan para girişindeki rekorların “manidar(!)” olduğu ifade edildi.

 

CHP Ekonomi Politikaları Genel Başkan Yardımcılığı’nın Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak’ın koordinasyonunda hazırladığı 92. Ekonomik Görünüm Raporu’nda 2014 Mart ayı ödemeler dengesi verileri ve kurdaki gelişmeler değerlendirildi.

 

-CARİ AÇIKTAKİ DÜZELMENİN YÜZDE 58’İ ALTINDAN

Raporda, Mart ayına cari işlemler açığının 3,2 milyar dolar gelmesiyle, yılın ilk üç ayında cari açığın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30,8 gerileyerek 11,5 milyar dolara indiği ifade edildi. Cari açıktaki gerilemeye en önemli katkının net altın ticaretinden geldiğinin kaydedildiği raporda, “Nitekim yılın ilk üç ayında ‘parasal olmayan net altın ticareti hariç’ cari açık 11,5 milyar dolardan 13,1 milyar dolara çıkıyor; önceki yılın ilk üç ayına göre cari açıktaki düzelme 5,1 milyar dolardan 2,1 milyar dolara iniyor. Bir başka ifadeyle 5,1 milyar dolarlık düzelmenin 3 milyar doları altın ticaretinden geliyor. Dolayısıyla bu yılın ilk üç ayında cari açıktaki her 100 dolarlık düzelmenin 58 doları altın ticaretinden kaynaklanıyor” denildi.

 

-ALTIN İHRACATINDAKİ ARTIŞIN NEDENİ BELİRSİZ

Raporda, İran’a doğal gaz karşılığı altın ödenmesi nedeniyle 2012’de zirveye çıkan, 2013’ün ilk aylarından itibaren de gerilemeye ve normalleşmeye başlayan altın ihracatının, Şubat’tan itibaren yeniden artmaya başladığı belirtildi. CHP’nin raporuna göre son iki ayda altın ihracatı İran’dan İsviçre’ye kayıyor, artışın nedeni ise belirsiz.

 

-CARİ AÇIĞIN FİNANSMANI BOZULUYOR

Cari açıkta görülen gerilemeye rağmen cari açığın finansmanında ciddi sıkıntılar yaşandığının belirtildiği rapora göre Mart ayında 3,2 milyar dolarlık cari açığa karşın finans hesabından Türkiye’ye gelen net para 64 milyon dolarda kaldı. Yılın ilk üç ayında ise finans hesabında 39 milyon dolarlık para çıkışı görülüyor. Oysa geçtiğimiz yılın ilk üç ayında bu kanaldan Türkiye’ye 27,9 milyar dolar para gelmişti.  Diğer taraftan, yabancıların portföy yatırımlarından çıkışının Mart ayında da sürdüğü görülüyor. Mart ayında “yabancılara ait portföy” hesabından 523 milyon dolarlık çıkış oldu. Geçtiğimiz yılın ilk üç ayında 7,3 milyar dolar para girişi görülen “yabancılara ait portföy hesabından bu yılın ilk üç ayında toplam çıkış 2,2 milyar dolara ulaştı. Rakamlar cari açığın finansmanında önemli bir bozulmaya işaret ediyor.

 

-KAYNAĞI BELİRSİZ PARADA CUMHURİYET TARİHİNİN REKORU

Ödemeler dengesinin finansmanında asıl dikkat çekici gelişme ise kaynağı belirli olmayan para hareketlerinin izlendiği “net hata noksan” kaleminde görüldü. Raporda, Mart’ta Türkiye’ye 2,4 milyar dolar kaynağı belirli olmayan para girişi olduğu; ülkeye ilk üç ayda aynı yolla gelen paranın 6,6 milyar dolara ulaştığı belirtilerek, “Mevcut ödemeler dengesi serisinde, yılın ilk üç aylık dönemleri itibariyle, bu bir rekor. Yine son 12 ayda Türkiye’ye kaynağı belirli olmayan para girişi 12,7 milyar dolara ulaştı. Bu da tüm Cumhuriyet tarihinin rekoru. Resmi finansman hesaplarından para girişinin durduğu bir dönemde kaynağı belirli olmayan para girişindeki rekorlar, oldukça manidar!” denildi.

 

-5 MİLYAR DOLARLIK REZERV ERİDİ

Rapora göre cari açık rakamları, yılın ilk üç ayında her 100 dolarlık cari açığın 58 dolarının kaynağı belirli olmayan para girişiyle finanse edildiğini gösteriyor. Geriye kalan 42 dolar da Merkez Bankası kasasındaki rezervler eritilerek kapatılmış. Yılın ilk üç ayında 4,9 milyar dolarlık rezerv satılmış.

Raporun Tam Metnine Ulaşmak İçin: RAPOR_No_92

-SOMA’DA HAYATINI KAYBEDEN HER MADENCİNİN AİLESİNDEN BİR KİŞİYE KAMUDA İŞ VERİLMELİ

ANKARA CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Soma’da yaşanan facianın yaralarını sarmanın devletin görevi olduğunu, yaşamını yitiren madencilerin veya eşlerinin kredi kartı, tüketici kredisi, konut kredisi gibi borçlarının bankaların inisiyatifine bırakılmadan devlet tarafından üstlenilmesi gerektiğini belirtti. Öztrak, “Madencilerimizin ailelerinde çalışma çağında olan işsiz aile bireylerinden en az birine devlet tarafından iş imkânı sağlanmalıdır” önersinde bulundu.

 

Başbakan Erdoğan’ın Soma’da kendisini protesto eden bir vatandaşa “İsrail dölü” şekilnde bağırmasıyla ilgili olarak da Öztrak, “Görüntüleri izledim, Başbakan’ın söyledikleri duyuluyor. Kendi sesi olduğu da anlaşılıyor. Eğer tape ya da montaj demezse bu ülkenin Başbakanı nefret suçu işlemiştir” ifadelerini kullandı.

 

Öztrak, “Ağzından milli iradeyi düşürmeyen, biz millete efendi değil hizmetkar olmaya geldik diyenler, şimdi borca batırıp madenlere zimmetledikleri insanlara, onların yakınlarına kabadayılık yapmaya, yere düşen gençleri özel kalem müdür yardımcılarına tekmeletmeye başladı” diye konuştu.

 

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Soma’da yaşanan maden faciasını değerlendirdi. Türkiye’nin yasının 3 güne sığmayacak kadar büyük olduğunu ifade eden Öztrak, Enerji Bakanı’nın verdiği rakamlara göre 302 madencinin hayatını kaybetmiş olabileceğini, bu madenle ilgili daha önce CHP’nin araştırma önergesi verdiğini, meslek odalarının da önemli uyarılarda bulunduğunu, buna karşın madeni işleten firmanın Enerji Bakanı tarafından daha 9 ay önce örnek işletme olarak gösterildiğini söyledi. Öztrak, madeni işleten firma sahibinin daha birkaç ay önce “Türkiye kömür işletmelerinin tonunu 130-140 dolara mal ettiği kömürü; ben bu madende 24 dolara çıkarıyorum” diye övündüğünü, Çalışma Bakanı’nın da Mart ayında yapılan teftişlerde eksik görmediklerini açıkladığını belirterek, “Anlaşılan işin ve işçinin güvenliğinden, madende kullanılan malzemenin niteliğinden taviz vermeden bu kadar büyük bir tasarrufun nasıl sağlandığını sorgulayan olmamış. Denetim yapanlar madenin yeryüzünde kalan kısmının pejmürdeliğini fark etmemişler” dedi.

 

-HÜKÜMETİN HİÇ Mİ SORUMLULUĞU YOK?

Soma’daki kömür madenini taşeron kullanarak işletme kararını alan ve çalışanların güvenliğini düşünmek yerine kazanacağı paraya odaklanan, teknik denetçiyi bile devletin değil, işletmenin çalışanı yapan hükümetin olaydaki sorumluluğuna dikkat çeken Öztrak, “CHP’nin araştırma önergesine ret oyu veren AKP’li milletvekilleri rahat uyuyabiliyorlar mı? İki yıl önce çıkardığı bir genelgeyle, madenlerin satış, kira, irtifak, takas, tahsis, devir işlemlerine izin verme yetkisini kendinde toplayan bunu da televizyonlarda ballandıra ballandıra anlatan Başbakan, madenlerin denetimini neden bakanlıklarda bıraktı? Maden ruhsatlarının verilmesinde yetkiyi kendine alan, ama aynı madenlerin denetimini bakanlara bırakan; madenlerdeki kazaların sorumluluğunu ise kadere ve işin fıtratına havale eden hükümetin başının bu olayda hiç mi sorumluluğu yok?” diye sordu.

 

-VAHŞİ ÖZELLEŞTİRMENİN SONUCU

Kendinden önceki hükümetlerin milletin vergileriyle yaptıkları tesisleri satıp, bütçe açıklarını kapatmayı, yandaş iş adamı yaratmayı iş bilmek sanan Hükümetin vahşi özelleştirme siyasetinin en son bedelinin Cumhuriyet tarihinin en büyük can kayıplı maden kazası olduğunu ifade eden Öztrak, olay sonrasında sergilenen kriz yönetimsizliğinin de felaketin bilançosunun artmasına sebep olduğunu belirtti.

 

ILO PROTOKOLÜ NEDEN İMZALANMADI?

Türkiye’de sendikalı bir madencinin ortalama günlük yevmiyesi yaklaşık 27 dolara gelirken ABD’deki bir madencinin yevmiyesinin 260 dolar olduğunu kaydeden Öztrak, “ABD’deki madenci Türkiye’dekinin neredeyse 10 katı para kazanıyor. Buna karşılık bir milyon ton taş kömürü üretmek için hayatını kaybeden madencilerin oranı bizimkinin 361’de biri. Dünyanın en riskli işlerinden birini yapan madenciye hem hakkını vermiyoruz, hem de ABD’nin yaptığı gibi canını koruyacak tedbirleri almıyoruz” diye konuştu. Türkiye’nin halen Uluslararası Çalışma Örgütü’nün Zambiya ve Zimbabve gibi Afrika’nın en az gelişmiş ülkeleri dahil 28 ülkenin imzaladığı 176 sayılı “madenlerde güvenlik ve sağlık” protokolünü imzalamadığını da hatırlatan Öztrak, “Bu protokole imza atılsa ve gereği yerine getirilseydi belki Soma’dan kömür çıkaran firma maliyetini ton başına 24 dolara indiremeyecekti ama, 302 can da bugün aramızda olacaktı. Bu protokole neden hala imza atmadığını hükümet açıklamak zorundadır” dedi.

 

-MADENCİLİĞİN FITRATINDA ÖLÜM YOK, SİYASETİN FITRATINDA İSTİFA VAR

Türkiye’yi 2023’te en büyük 10 ekonomiden biri yapacağını ileri süren Erdoğan’ın olayın ardından yaptığı açıklamada Soma’da yitirilen canları meşru göstermek için ülkeyi 150 yıl öncesinin İngilteresiyle, 100 yıl öncesinin ABD’siyle kıyasladığını, teknolojiyle ve etkin denetimle zaiyatın sıfıra indirilebileceğini bile bile “ölüm madenciliğin fıtratında var” dediğini kaydeden Öztrak, “21. yüzyılda ölüm madenciliğin fıtratından çıktı ama aldığı oyun yüklediği sorumluluğu yerine getiremeyen onurlu siyasetçinin görevinden istifa etmesi siyasetin fıtratında hala duruyor” dedi.

 

-VATANDAŞA ŞİDDET UYGULAYAN HESABINI VERECEK

Erdoğan’ın Soma’daki vatandaşların üzerine yürüdüğü, Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel’in de yerdeki vatandaşı tekmelediği görüntülere değinen Öztrak, şunları söyledi:

”Ağzından milli iradeyi düşürmeyen, biz millete efendi değil hizmetkar olmaya geldik diyenler, şimdi borca batırıp madenlere zimmetledikleri insanlara, onların yakınlarına kabadayılık yapmaya, yere düşen gençleri özel kalem müdür yardımcılarına tekmeletmeye başladı. Hübris sendromuna tutulan, yani kibir hastalığına yakalanan, ‘Ben vatandaşa değil sadece tarihe ve Allah’a karşı hesap verebilirim’ duygusunu taşıyan bu Başbakanın bunu görmesi mümkün değil. Ama bu yaşananları kabul etmek, sineye çekmek, tevili kabul etmek de mümkün değil. Acılı vatandaşlara bağıran, itip kakan, tekme atan, attıran, şiddet uygulayan bunun hesabını er geç verecektir.”

 

-ÖLEN MADENCİLERİN AİLELERİNE KAMUDA İŞ İMKANI ÖNERİSİ

Öztrak, Soma’da yaşanan facianın yaralarını sarmanın devletin görevi olduğunu, bazı bankalar sosyal sorumluluk çerçevesinde Soma’da hayatını kaybeden işçilerin kredi borçlarını silmiş olsa da bu işlemler bankaların inisiyatifine bırakılmadan yaşamını yitiren madencilerin veya eşlerinin kredi kartı, tüketici kredisi, konut kredisi gibi borçlarının devlet tarafından üstlenilmesi gerektiğini belirtti.Öztrak ayrıca, “Madencilerimizin ailelerinde işsiz olan çalışma çağındaki aile bireylerinden en az birine devlet tarafından iş imkânı sağlanmalıdır” önerisinde bulundu.

 

-BAŞBAKAN NEFRET SUÇU İŞLEDİ

Öztrak, Başbakan Erdoğan’ın Soma’da bir vatandaşa şiddet göstermesiyle ilgili görüntülerin hatırlatılması ve değerlendirmesinin sorulması üzerine, seçilmişlerin de atanmışların da maaşını vatandaşın ödediğini, kimsenin vatandaşın üzerine yürüme, hakaret etme ve tartaklama hakkı olmadığını söyledi. Özellikle Başbakanlık makamında oturan kişinin herkesi kucaklaması ve bu acılı günlerde Somalılara sahip çıkması gerektiğini söyleyen Öztrak, “Bu davranışı hiçbir şekilde izah etmek mümkün değildir” dedi.

Başbakan Erdoğan’ın olay sırasında vatandaşa “İsrail dölü” şeklinde bağırdığının belirtilmesi ve bunun bir nefret suçu olup olmadığı yönünde değerlendirmesinin sorulması üzerine de Öztrak, “Bir insana bir ırkın ismini kullanarak hakaret ediyorsanız bu nefret suçudur. Görüntüleri izledim, Başbakan’ın söyledikleri duyuluyor. Kendi sesi olduğu da anlaşılıyor. Eğer tape ya da montaj demezse bu ülkenin Başbakanı nefret suçu işlemiştir” ifadelerini kullandı.

 

-TÜRK MİLLETİ BUNU KALDIRMAZ

Başbakan’ın da özel kalem müdür yardımcısının da şiddet görüntülerinin sebebinin kendilerine yönelik hakaretler olduğu iddialarını da hatırlatılması üzerine Öztrak, dünyanın her yerinde siyasetçilerin eleştirildiğini, hatta yumurta atıldığını, demokratik ülkelerde siyasetçilerin protestolara karşı vatandaşlarının üzerine yürümediğini, protestocuyu yere yıktırıp özel kalemine tekmeletmediğini anlatan Öztrak, “Bunu Türk milleti kaldırmaz. Kimse bu milletin efendisi değildir. Seçildi, görevini yapması için milletin oturttuğu bir insandır. Sen kendini seçenleri, maaşını vergisiyle ödeyenleri nasıl dövebilirsin. Gereği mutlaka yapılmadır” diye konuştu.

 

-SON 10 YILIN YENİ ZENGİN MODELİ

Bir soru üzerine Soma’daki kömür işletmesiyle hükümet arasında ilişki olduğuna yönelik iddiaları da değerlendiren Öztrak, böyle bir olayda AKP’li milletvekillerinin ve bakanların soruşturma sonucu çıkmadan konuşmaması gerekirken maden sahibi hakkında olağanüstü hoşgörülü açıklamalar yaptığını söyledi. Madenin modern bölümünde makinelerle madencilik yapıldığını, fakat dünyada terk edilmiş emek yoğun yöntemlerle madencilik yapan bir başka bölüm daha olduğunun anlaşıldığını ifade eden Öztrak, “Bu holdingin İstanbul’da diktiği bir de kule var. Bu model son 10 yılın yeni zenginlerinin modeli” ifadelerini kullandı.

 

-BUNA DA CÜRET ETTİLERSE…

Soma’da gerçek ölü sayılarının gizlendiği iddialarının sorulması üzerine de Öztrak, “Bunları araştıracak namuslu müfettişler var, gazeteciler var, başta biz olmak üzere siyasi partiler var. Buna cüret ettilerse daha hangi noktalara gidebileceğimizi merak ediyorum” dedi.

 

-ZONGULDAK’TAKİ TRAJİ-KOMİK TABLOYA DOĞRU GİDİYORUZ

Madeni işleten firmanın yaptığı basın toplantısında kendilerinin bir ihmali olmadığı yönünde açıklama yaptığının hatırlatılması üzerine Öztrak şu değerlendirmelerde bulundu:

“Zonguldak’ta yaşadığımız traji-komik tabloya doğru yaklaşıyoruz. Maden sahibinin sorumluluğu yok. Bakanların sorumluluğu yok. Verdiğimiz araştırma önergesini reddeden AKP milletvekillerinin sorumluluğu yok. Başbakan’ın zaten hiç sorumluluğu yok. Anlaşılan yine tek sorumlu borca batmış, borcunu ödemek için çok yoğun çalışan madenciler olacak.”

 

 

CHP’NİN EKONOMİ RAPORU: MEMURA ENFLASYON FARKI ÖDENMELİ

ANKARA- CHP’nin ekonomi raporunda, Hükümet ile Memur-Sen arasında yapılan toplu sözleşme çerçevesinde bu yıl enflasyon farkı almayacak memurların, artan enflasyon karşısında ezileceği belirtilerek, “Hükümet mutlak surette gerekli düzenlemeleri yaparak memura enflasyon farkını vermeli” denildi.

 

CHP Ekonomi Politikaları Genel Başkan Yardımcılığı’nın Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak’ın koordinasyonunda hazırladığı 91. Ekonomik Görünüm raporu yayımlandı. 2014 Nisan ayı enflasyon verilerinin değerlendirildiği raporda, Nisan’da tüketici enflasyonunun yüzde 1,34 olduğu, böylece 2014’ün ilk dört ayında enflasyonun yüzde 5’e ulaşarak mevcut serilerde bir rekor kırdığı ifade edildi. Tüm yıl için hedeflenen yüzde 5,3’lük enflasyona, henüz yılın ilk dört ayında yaklaşıldığının belirtildiği raporda, 12 aylık enflasyonda ise yüzde 9,4’le son iki yılın en yüksek seviyesine çıkıldığı kaydedildi.

 

-KURDAKİ ARTIŞ HENÜZ TAM OLARAK FİYATLARA YANSIMADI

Raporda, mal ve hizmet gruplarının tüketici enflasyonuna yaptığı katkılara bakıldığında tüm alt gruplara yayılmış bir fiyat artışının olmadığına dikkat çekildi. Özellikle seçimler nedeniyle ertelenen enerji zamlarının kurdaki artışın fiyatlara yansımasını geciktirdiğinin belirtildiği raporda, Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasında bu zamların yapılmasıyla, hem üretici fiyatlarında hem tüketici fiyatlarında kayda değer artışların sürebileceği ifade edildi.

 

-ÇEKİRDEK ENFLASYONA DİKKAT

Merkez Bankası’nın faiz kararlarında dikkate aldığı, fiyat artışlarındaki temel eğilimleri gösteren H ve I çekirdek enflasyon göstergelerinde de önemli artışların yaşandığına dikkat çekilen raporda, “H çekirdek enflasyonunda” son 70 ayın; “I çekirdek enflasyonunda” ise son 54 ayın en yüksek artışının yaşandığı vurgulandı. Rapora göre çekirdek enflasyon verilerine 12 aylık olarak bakıldığında ise “H çekirdek endeksinde” yüzde 10,05 ile son 66 ayın, “I çekirdek endeksinde” yüzde 9,74 ile son 85 ayın en yüksek artışı gerçekleşti.

 

-MUTFAKTA YANGIN VAR

Son yağışlara rağmen yaşanan kuraklık ve pekçok bölgede görülen dolu afeti nedeniyle bu sene meyve ve işlenmemiş gıda ürünlerinin fiyatlarına ilave baskı gelebileceğinin belirtildiği raporda, “Nisan’da üretici fiyatlarının alt gruplara bakıldığında en yüksek fiyat artışının ‘meyve ve sebzeler, işlenmiş ve korunmuş gıda’ grubunda gerçekleştiği görülüyor. Bu grubun üretici fiyatları yüzde 17,2 arttı. Bu, meyve sebze fiyatlarında son 110 ayda kaydedilen (2005 Şubat ayından bu yana) en yüksek artış” denildi.

 

-HÜKÜMETİN AÇIKLAMALARININ İKTİSAT TEORİSİ ÇERÇEVESİNDE İZAHI ZOR

Enflasyonun görünümündeki bozulmaya karşın Hükümetin, “Bizim için kur ve faizin seviyesi enflasyondan daha önemli”, “faiz enflasyonun bir sonucu değil, sebebidir” gibi “iktisat teorisi çerçevesinde izahı zor olan” açıklamaların geldiğinin kaydedildiği raporda, ekonomi yönetiminin dar gelirli vatandaş için enflasyonun ne kadar önemli olduğunu anlayamadığı vurgulandı. Raporda, vatandaşın geliri artmazken enflasyonun artmasının satın alma gücünü erittiği belirtilerek, “Nitekim bu yılın ilk altı ayı için emekli maaşına yüzde 3,3 zam yapılmasına karşın yılın ilk dört ayında enflasyonun yüzde 5 olması, emekli aylıklarının satın alma gücünü Aralık ayına göre kötüleştirdi. Yine net asgari ücrete bu yılın ilk altı ayı için verilen yüzde 5,3’lük zam ilk dört ayda erimiş durumda” denildi.

 

-MEMURA ENFLASYON ZAMMI VERİLMELİ

Raporda bu sene enflasyondan en çok etkilenecek kesimin ise memurlar olacağı belirtilerek, Hükümet ile Memur-Sen arasında imzalanan toplu sözleşmeye göre memura 2014’ün tamamı için seyyanen brüt 175 TL (net 125-130 TL civarında) zam verildiği, enflasyon farkının da sözleşmede öngörülmediği anımsatıldı. Rapora göre memura verilen bu zamla 2013 sonunda 2 bin 036 TL olan ortalama memur maaşı 2014 için 2 bin 167 TL’ye çıktı, yani ortalama memur maaşına yüzde 6,4 zam yapılmış oldu. Buna karşın Merkez Bankası’nın yılsonu enflasyon tahmini yüzde 7,6; piyasanın enflasyon beklentisi ise yüzde 8-8,5 aralığında. Raporda, bu tablo karşısında 2014’te memur maaşının enflasyon karşısında erimesinin kaçınılmaz olduğu vurgulanarak, “Hükümet mutlak surette gerekli düzenlemeleri yaparak memura enflasyon farkını vermeli” denildi.

 

-EKONOMİ GÜNAHLARINA YENİLERİNİ EKLEYECEKLER

Ekonomide kural ve kurumların, “istikrarlı bir makroekonomik çerçeve ve rekabet gücü olan bir ekonomi için” zaruri olduğunun ifade edildiği raporda, 2001 krizinde yaşanan acı tecrübenin ardından kurallı bir ekonominin alt yapısının büyük ölçüde oluşturulduğu fakat özellikle 2007’den sonra AKP iktidarının ekonomide kurallılık adına atılmış tüm adımları ortadan kaldırmaya, kurumsal kapasiteyi yok etmeye başladığı belirtildi. 2001 krizinin ardından yürürlüğe giren Kamu İhale Kanunu’nda yapılan değişikliklere, ekonomi yönetimindeki düzenleyici ve denetleyici kurumların siyasetin içine çekilmesine, yürütme üzerinde TBMM denetiminin engellenmesine, yargı kararlarının dinlenmez hale gelmesine, Merkez Bankası’nın faiz kararlarına yapılan açık müdahalelere dikkat çekilen raporda, “Dolayısıyla ekonomiden sorumlu siyasilerin ‘Bizim için enflasyon önemli değildir’ açıklaması göz ardı edilecek masum bir açıklama değildir. Bu açıklama 2007’den sonra ekonomide işlenen günahlara yenilerinin ekleneceği anlamına gelmektedir. Türkiye ekonomide kalıcı bir istikrarı tesis etmek ve rekabet gücünü tahkim etmek için en başta hukukun üstünlüğü, kurallar ve kurumlar ile sorunu olan ve her geçen gün daha güvenilmez hale gelen bu iktidarı değiştirmek zorundadır” ifadelerine yer verildi.

Raporun Tam Metnine Ulaşmak İçin: RAPOR_No_91

 

CHP’DEN MEMURA ENFLASYON FARKI ÖNERİSİ

ANKARA- 9 Mayıs 2014 – CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, memurların, Hükümetin Memur-Sen’le yaptığı toplu sözleşme sonucunda bu yıl enflasyon farkı almayacağını ve artan enflasyon karşısında ezileceğini belirterek, “Hükümete açık çağrıda bulunuyorum. 2014 için memura enflasyon farkı ödemesini içeren bir düzenlemeyi derhal hazırlayın. Eğer bütçe dengeleri hükümetin söylediği gibi iyi gidiyorsa, ekonomide işler tıkırında ise memuru ezmeyin, hakkını verin” dedi.

 

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, Nisan ayı enflasyon verilerini değerlendirdi. Nisan’da tüketici enflasyonunun yüzde 1,34 olduğunu, ilk 4 ayda ise enflasyonun yüzde 5’e ulaştığını belirten Öztrak, “2014 yılının 12 aylık enflasyon hedefi olan yüzde 5,3’e ilk 4 ayda ulaşıldığı görülüyor” dedi.

 

-BU YIL MEMUR ENFLASYONA EZİLDİ

Açıklanan verilerin hayat pahalılığının bu yıl dar ve sabit gelirli vatandaşları ezeceğini gösterdiğini ifade eden Öztrak, yılın ilk 6 ayı için emekli maaşlarına yapılan yüzde 3,3’lük zammın ilk dört ayda eridiğini vurguladı. Öztrak, bu yıl enflasyondan en çok mağdur olacak kesimin ise memurlar olduğunu, 2013 yılında yapılan ve yetkili sendika Memur-Sen ile hükümet arasında imzalanan toplu sözleşmede 2014 için kamu görevlilerinin maaşına tüm yıl için seyyanen brüt 175 TL zam yapıldığını belirtti. Toplu sözleşmede bunun dışında 2014 yılı için memurlara herhangi bir enflasyon farkı da öngörülmediğini hatırlatan Öztrak, yapılan bu düzenlemeyle ortalama memur maaşındaki artışın yüzde 6,4 olduğuna dikkat çekerek, “Daha yılın ilk dört ayında enflasyon yüzde 5, Merkez Bankası’nın yılsonu enflasyon tahmini yüzde 7,6, piyasaların yılsonu enflasyon tahmini ise şimdilik yüzde 8,5 civarında. Yani bu yıl memur enflasyona ezdirildi” diye konuştu.

 

-O SENDİKA HESAP VERMELİ

Toplu sözleşmenin Memur-Sen’le hükümet arasında kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklarla imzalandığını, diğer sendikaların uyarı ve itirazlarının dikkate alınmadığını söyleyen Öztrak, “’Memura 3+3 zam meydanlara çıkma nedenidir’ diyen bu sendika enflasyon farkı olmadan yüzde 6,4’lük zamma imzayı bastı. Şimdi 2 milyon 700 bin civarındaki memurumuzu ve onların ailelerini enflasyona ezdirenlerin çıkıp ne yapacaklarını anlatmaları, bunun hesabını vermeleri gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

 

-MEMURA ENFLASYON FARKI ÖDENSİN

Öztrak, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin “Bizim için kur ve faiz enflasyondan daha önemlidir” açıklamasını da eleştirerek şunları söyledi:

“Sayın Bakan sizlerin enflasyon kaygınız olmayabilir ama vatandaşın cebinde, mutfağında yangın var. Hükümet memura yaptığı ayıbı mutlaka telafi etmelidir. Ben hükümete açık çağrıda bulunuyorum. 2014 için memura enflasyon farkı ödemesini içeren bir düzenlemeyi derhal hazırlayın. Eğer bütçe dengeleri hükümetin söylediği gibi iyi gidiyorsa, ekonomide işler tıkırında ise memuru ezmeyin, hakkını verin.”

 

-BAKAN GERÇEKLERİN FARKINDA DEĞİL

IMF raporlarına göre Türkiye’nin 22 ülkeden oluşan “Merkez, Doğu ve Güneydoğu Avrupa Ekonomileri” liginde, Belarus’tan sonra en yüksek enflasyona sahip ülke olduğunu, OECD’nin 2014 Ekonomik Görünüm Raporuna göre de Türkiye’nin bu yıl 34 üye ülke içinde en yüksek enflasyona sahip ülke olacağını ifade eden Öztrak, Türkiye’nin rakipleriyle arasındaki enflasyon farkı arttıkça sanayinin ezileceğini belirtti. Enflasyonun önemli olmadığını söyleyen Ekonomi Bakanı’nın bu gerçeğin farkında olmadığını söyleyen Öztrak, enflasyonla mücadele sorumluluğunun sadece Merkez Bankası’na ciro edilemeyeceğini, bunun disiplin ve eşgüdüm gerektiren bir süreç olduğunu belirtti.

-BUNA LOBİCİLİK DEĞİL MÜDAHALE DENİR

Bir ülke kamu ihalelerinde şeffaflığı ve rekabetçiliği sağlayacak mevzuata sahip değilse, kamu ihalelerinde fiyatlar siyasi müdahalelerle daha yukarıda oluşuyorsa para politikasının buna yapabileceği bir şey olmadığını kaydeden Öztrak, Türkiye’nin 2001 krizinin ardından büyük bedeller ödeyerek kurallı ekonominin alt yapısını oluşturduğunu fakat özellikle 2007’den sonra iktidarın ekonomide kurallılık adına atılmış adımları ortadan kaldırmaya başladığını söyledi. Öztrak, kriz sonrasında yürürlüğe giren Kamu İhale Kanunu’nun 33 kez değiştirildiğini, yeni kurulan düzenleyici ve denetleyici kurumların siyasetin oyun alanına çekildiğini, yürütme üzerinde TBMM denetiminin engellendiğini, yargı kararlarının dinlenmez hale geldiğini ve Merkez Bankası’nın bağımsızlığı yok sayılarak Banka’nın faiz kararlarına açıkça müdahale edildiğini belirterek, “Merkez Bankası Başkanı’nın herkesin lobi faaliyetinde bulunabileceği açıklaması kısmen doğru. Fakat Başbakan hariç, hele hele bir de bu lobi faaliyeti Dolmabahçe’deki Başbakanlık çalışma ofisinde olursa kimse kusura bakmasın bunun adı lobi değil Merkez Bankası kararlarına açıkça müdahaledir” dedi.

 

-HAZİNE’NİN 3. HAVALİMANI İLE İLGİLİ BEYANI YANILTICI

Ekonomiden sorumlu siyasilerin ‘Bizim için enflasyon önemli değildir’ açıklamasının masum bir açıklama olmadığını, bunun 2007’den sonra ekonomide işlenen günahlara yenilerinin ekleneceği anlamına geldiğini söyleyen Öztrak, kamu-özel işbirliği çerçevesinde özel kesimin dış kredi borçlarına verilen Hazine garantilerinin bunun bir işareti olduğunu ifade etti. Hazine’nin, İstanbul’a 3. hava alanına garanti verilmediği yönündeki açıklamasını da değerlendirerek, “Bu borcu Devlet Hava Meydanları İşletmesi(DHMİ) üstlenecek. Anlaşma bu şekilde yapılacak. Borç, Hazine’nin defterinde değil DHMİ’nin defterinde yazacak. DHMİ sermayesi kime ait? Bu borç nasıl ödenecek? Ya Hazine’ye devredip kar payından kesecek ya da sermayesini artırıp Hazine’den bu parayı alıp ödeyecek. Muhasebe tanımlarıyla Hazine garantisinin olmadığını söylemek sadece Hazine Müsteşarlığı’nın ve bürokrasisinin bunun altına imza atmadık deyip rahatlamasına imkan verir. Bunun bedelini sonunda Hazine öder. Bunlar halkı yanıltıcı beyanlardır” dedi. Öztrak, kamu-özel işbirliği çerçevesinde özel kesimin kredilerine verilecek Hazine garantilerinin incelenmesi için parti olarak bir araştırma önergesini de Meclise bu hafta içinde verdiklerini söyledi.

 

-HER İMZANIN HESABI SORULUR

MASAK, SPK, Borsa İstanbul gibi önemli kurumlarda yaşanan bürokrat kıyımının “bürokraside cadı avı” görüntüsü verdiğini belirten Öztrak, hükümetin bürokrasiyi korkutup hukuksuz iş ve işlemleri için kendine dikensiz gül bahçesi yaratma çabalarının beyhude olduğunu, atılan hiç bir imzanın saklanamayacağını ve yapılan her işin hesabının günü gelince sorulacağını ifade etti.

 

-OECD’NİN DE Mİ SES KAYDI VAR?

OECD’nin açıkladığı “Daha İyi Yaşam Endeksi” verilerine de değinen Öztrak, Türkiye’nin bu endekste tüm OECD ülkeleri ile Brezilya ve Rusya’nın da dahil olduğu 36 ülke içinde sonuncu olduğunu belirterek, endeks verilerinin Türkiye’de insanların çok çalışıp az kazandığını, doğru dürüst dinlenme ve barınma imkanı bulamadığını, çevre ve doğa koşullarının sürdürülebilir olmadığını, eğitimin ise yapılan tüm harcamalara rağmen kötü durumda olduğunu gösterdiğini kaydetti. Öztrak, “Şimdi hükümetin başı OECD’nin bu verilerine bakarak, ‘OECD’nin de ses kaydı var, onlar da dinlendi’ derse şaşırmamak gerek” diye konuştu. Öztrak, bugün teşvikle ilgili yapılan düzenlemenin CHP’nin önerisinden çok daha dar kapsamlı olmakla birlikte olumlu olduğunu belirterek hükümete teşekkür etti.

 

-RUSYA’DAN YOLSUZLUKLA KARIŞIK BASKI İTHAL EDİYORUZ

Öztrak basın mensuplarının soruları üzerine Hükümetin basın özgürlüğü konusunda karnesinin kötü olduğunu, yapılan düzenlemelerle daha da kötüleştirildiğini ifade etti. Öztrak, bugün dünyanın Rusya’daki yolsuzlukla karışık baskı rejiminin Ukrayna gibi ülkelere ihracından rahatsız olduğunu, bu yaklaşımların Türkiye’ye de bulaşmaya başladığını, bunun dünyada endişe yarattığını ifade etti.

 

-SAYGIYLA KARŞILAMAK LAZIM

Öztrak MYK’daki değişikliklerle ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine de şunları söyledi:

“Tüzüğümüz gereği mevcut Genel Başkan Yardımcıları arasında değişiklik yapma yetkisi Genel Başkan’a ait. Yorucu bir dönemden çıktık. Tüm arkadaşlarımız değerli hizmetler verdiler. Yeni bir döneme girerken MYK’dan ayrılan arkadaşlarımız partimizin en yetkili organı olan Parti Meclisi üyeliği görevine devam ediyorlar. Genel Başkanımız farklı bir görev dağılımıyla yürümeyi tercih etti. Bu kararını saygıyla karşılamak lazım.”

 

YILIN İLK 4 AYINDA ENFLASYON REKOR KIRDI

ANKARA – CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Hükümetin 2014 yılı için öngördüğü yüzde 5,3’lük enflasyona daha yılın ilk 4 ayında yaklaşıldığını belirterek, “Önümüzdeki ay tüketici fiyatlarında yüzde 0,7’nin üzerindeki her artış yıllık enflasyonu çift haneye taşıyacaktır” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, yaptığı yazılı açıklamada, rakamların 2014’ün Türkiye için kayıp yıl olacağını gösterdiğini ifade ederek şunları belirtti:

-ENFLASYONDA İLK 4 AY REKORU

Nisan’da tüketici enflasyonu beklentilerin çok üzerinde artarak % 1,34 oldu. 2014’ün ilk 4 ayında ise enflasyon % 4,96 seviyesine çıkarak mevcut seride rekor kırdı. 12 aylık enflasyon Nisan’da % 9,38 ile son iki yılın en yüksek seviyesine çıkarken, aynı dönemde Yurtiçi Üretici enflasyonu % 13’e ulaştı.

-ÇEKİRDEK ENFLASYON ÇİFT HANEYİ GÖRDÜ

Fiyat artışlarındaki temel eğilimleri gösteren H ve I çekirdek göstergeleri de enflasyondaki görünümün giderek bozulduğuna işaret ediyor. Nisan’da 12 aylık H çekirdek enflasyonu % 10’u aşarak 2008 yılı Ekim ayından bu yana ilk kez çift haneyi gördü. Yıllık I çekirdek enflasyonu ise % 9,74’le 2007 yılı Mart ayından bu yana, en yüksek seviyeye ulaştı.

-ENERJİ VE İLAVE GIDA ZAMLARI YOLDA

Diğer taraftan, vatandaşın günlük yaşamında en çok kullandığı ürün ve hizmetlerin fiyatlarındaki artışlar ise çok daha yüksek. Yıllık gıda enflasyonu % 13’ü aşıp son 42 ayın en yüksek seviyesine geldi. Ulaştırma fiyatlarındaki yıllık artış ise % 14’e dayandı. Seçim nedeniyle ötelenen enerji zamlarının ilerleyen günlerde yapılması, kuraklık ve dolu nedeniyle gıda fiyatlarında gerçekleşecek ilave zamlar, vatandaşın bütçesindeki yükü daha da artıracaktır.

-ÇİFT HANELİ ENFLASYON GELİYOR

Rakamlar Türkiye’nin Orta Vadeli Programda öngörülen % 5,3’lük yıllık enflasyon hedefinden giderek uzaklaştığını gösteriyor. Mayıs ayında tüketici fiyatlarında % 0,7’nin üzerindeki her artış yıllık enflasyonu çift haneye taşıyacaktır.

-EKONOMİ YÖNETİMİ GÖZLERİNİ KAPATIYOR

2014 sonunda çift haneye yakın bir enflasyon olasılığı her geçen gün artarken, ekonomi yönetimi, “Bizim için kur ve faiz düzeyi enflasyondan daha önemli” diyerek, hem ekonomiden ne kadar anladığını, hem de vatandaşın eriyen gelirine ve bütçesinde artan yüke gözlerini nasıl kapattığını gösteriyor.

-2014, “KAYIP YIL” OLACAK

Diğer yandan, Merkez Bankası ile Hükümet yılsonu enflasyon tahmininde bile anlaşamıyor, koordinasyon sağlayamıyor. Hükümet bu kritik dönemde Başbakan ve Cumhurbaşkanının siyasi geleceğini düşünmekten ekonomideki sorunlara mesai harcayamıyor. Tüm bu gelişmeler, 2014’ün Türkiye ekonomisi için kayıp bir yıl olacağını açıkça gösteriyor.

 

Saray Fukaranın Tavuğunu Rantiyelerin, Faiz Lobilerinin Folluğuna Yumurtlatıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin bu yılın Ocak-Kasım dönemine milyonlarca çiftçi ve esnafa reva gördüğü desteğin, bir avuç faiz lobisine ve yandaşa...
Devamını oku

Ekonomi Arabasının Motoru Boğuldu, Şanzımanı Dağıldı

CHP’li Öztrak, ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadeleden sadece faiz lobileriyle sıcak para partileri vermeyi anladığını belirterek, “Yüksek faiz ve kontrollü kura...
Devamını oku

Tutuklanan TCMB Başkan Yardımcısının Attığı Diğer İmzalar Hakkında İç Soruşturma Yapıldı Mı?

CHP’li Öztrak, Bankalararası Kart Merkezi soruşturması kapsamında tutuklanan, Merkez Bankası’nın Başkan Yardımcısı Emrah Şener’in TCMB’deki görevi sırasında attığı diğer imzalarla...
Devamını oku

Resmi İşsiz Sayısı İle Gerçek İşsiz Sayısı Arasındaki Fark İlk Kez 10 Milyonu Aştı

CHP’li Öztrak, Haziran ayında gerçek işsiz sayısının 13,4 milyon kişiye ulaşarak rekor kırdığını; resmi işsiz sayısı ile gerçek işsiz sayısı...
Devamını oku

Sadece İstatistiklerle Yalan Değil; İstatistiklerle Talan

CHP’li Öztrak, TÜİK’in açıkladığı Haziran ayı rakamının beklentilerin ve diğer kurumların hesaplarının çok altında kaldığına, market fiyatlarındaki değişimler ile TÜİK’in...
Devamını oku

Faiz Harcamalarının Bütçe Üzerindeki Baskısı Artıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin hukuk tanımazlığı nedeniyle artan faizlerin bütçe üzerine her ay daha fazla baskı yaptığına dikkat çekerek, “İlk 4...
Devamını oku

Milli İradeye Darbe Süreci Ekonomik Görünümü Bozdu

CHP’li Öztrak, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’ndaki Türkiye ekonomisiyle ilgili tahminlerin, Sarayın millet iradesine darbe süreci sonrasında kötüleştiğine dikkat çekerek, “Uluslararası...
Devamını oku

Satılan Milyarlarca Dolar Rezervi Kimler Topladı

CHP’li Öztrak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından mali piyasalarda yaşanan tsunami sırasında ülkenin 40 milyar dolardan fazla...
Devamını oku

 İletişim

Bize her türlü görüş ve önerilerinizi bildirmek için sağ tarafta yer alan bilgilerden bize ulaşabilirsiniz.
CHP Genel Merkezi: Anadolu Bulvarı No: 12 06520
Söğütözü / ANKARA
Telefon: +90 (312) 207 40 00
Telefon 2: +90 (312) 420 59 48-49
Faks: +90 (312) 207 40 14
E-Posta: info@faikoztrak.com