Main menu
Second Menu
Faik ÖztrakBlog style 2

TÜRKİYE ENFLASYONDA RAKİPLERİNİ ÜÇE KATLADI  

 

EDİRNE – Fiili tek adam yönetiminde hayat pahalılığı vatandaşın cebini yaktı, enflasyon yeniden çift haneye çıktı. Benzer ülkelerde enflasyon ortalama yüzde 4-4.5 seviyesindeyken, Türkiye’de yüzde 12’ye dayandı.

 

Fiili tek adam yönetiminin başladığı 2014’ten bu yana ülkenin ve milletin geliri düştü, borcu arttı. Vatandaş enflasyonun yanında işsizlikle de baş edemez hale geldi. İşsizler ordusuna 653 bin kişi eklenirken, iş arayan her 100 gençten 22’si iş bulamadı.  

 

Tek adam yönetimi ve OHAL’le tıkanan ekonominin önünün açılmasının hala mümkün olduğunu belirten CHP’li Öztrak, “OHAL kaldırılmalı, hukukun üstünlüğünü sağlayacak yeni bir anayasa için çalışmalara derhal başlanmalı. Ekonomide zaman kaybetmeden reformlara girişilmeli. Fakat maalesef mevcut Hükümetin bunları yapacak iştah ve kapasitesi yok” diye konuştu.    

 

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Keşanlı Yönetici İşadamları Derneği ile Keşan Belediyesi işbirliğiyle düzenlenen “Gündeme Dair Halk Buluşması” programında ekonomideki son gelişmeleri değerlendirdi. CHP’li Öztrak’ın yaptığı “Tek Adam Yönetimleri Milletin Ekmeğini Küçültür” başlıklı sunumda yer alan bilgilere göre yapılan makyaj niteliğindeki güncellemelere rağmen, Türkiye’nin büyüme hızı son dönemde ciddi şekilde düştü. Fiili tek adam yönetiminin başladığı 2014 yılında 12 bin 112 dolar olan kişi başına gelir, 2016’da 10 bin 807 dolara kadar indi. Fiili tek adam yönetimi vatandaşın cebinden 1305 doları çekip aldı.

Tek adam yönetiminin fiilen başladığı 2014 yılından bu yana ekonomide yaşanan gelişmeler şu şekilde:

 

YATIRIM GELMİYOR

Küresel Rekabet Gücü Endeksi’nde 2014 yılından bu yana 10 sıra gerileyen Türkiye, potansiyelinin çok daha altında yatırım çekebildi. Her yıl 30-35 milyar dolar doğrudan yabancı sermaye yatırımı çekebilecek Türkiye’ye, 2016 yılında sadece 12 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırım geldi.

 

İŞSİZ SAYISI 653 BİN KİŞİ ARTTI

Tek adam yönetiminde Türkiye’nin işsizler ordusuna yüzbinler ekledi. İşsiz sayısı, 2014’ten 2017 Şubat ayına kadar geçen sürede 653 bin kişi artarak 3,7 milyon kişiye ulaştı. Tek adam yönetiminin en büyük bedelini ise gençler ödedi. İş arayan her 100 gençten 22’si iş bulamaz hale geldi.

 

ENFLASYONDA BENZER ÜLKELERE FARK ATTIK

Aynı dönemde hayat pahalılığı vatandaşın cebini yaktı. Yaklaşık 5 yıl aradan sonra yeniden çift haneye yerleşen enflasyonla Türkiye benzer ülkelere fark attı. Güncel verilerle enflasyon Endonezya’da yüzde 4.0, Hindistan’da yüzde 3.0, Rusya ve Brezilya’da yüzde 4.1, Meksika’da yüzde 5.8, Güney Afrika’da yüzde 5.3 iken Türkiye’de enflasyon benzer ekonomileri üçe katlayarak yüzde 11.7’ye ulaştı.

 

BORCA BATTIK

Fiili tek adam döneminde borçların toplamı milli geliri aştı. 2016’da 2,6 trilyon TL’lik Milli Geliri olan Türkiye’de ailelerin, şirketlerin ve devletin borçlarının toplamı 2,8 trilyon TL’ye ulaştı.

 

2014’TEN SONRA EKONOMİDE TIKANDIK

CHP’li Öztrak, 2014’ten sonra Anayasa’nın askıya alınmasının, Türkiye’nin “hukukun üstünlüğü yerine, üstünlerin hukukunun işlediği” bir ülkeye dönüşmesinin ekonomiyi olumsuz etkilediğini ifade etti. Darbe girişiminin ve ardından gelen OHAL rejiminin yarattığı belirsizliğin son Anayasa değişikliğiyle daha da derinleştiğini ve bir devlet krizi haline geldiğini ifade eden Öztrak, Hükümet’in reform yapma iştah ve kapasitesini yitirdiğini vurguladı.

Ekonomideki olumsuz tablo karşısında Hükümet’in Kredi Garanti Fonu aracılığıyla kredi kullandırma, vergi borçlarını yapılandırma gibi tek seferlik tedbirlere ve şeffaf olmayan uygulamalarla piyasaya müdahale etme yollarına başvurduğunu ifade eden Öztrak, Türkiye’nin zaman geçirmeden alması gereken tedbirleri şu şekilde sıraladı:

 

OHAL KALDIRILMALI

“Öncelikle ekonominin yarışma gücünü artırmak için yapısal reformlara başlanmalı, yatırım iştahı artırılmalı. Bunun için OHAL biran önce kaldırılmalı. Ülkemizin demokrasisine olan güveni zedeleyen seçim güvenliği sorununun üstesinden gelinmeli. Seçim güvenliğini sağlayacak düzenlemeler yapılmalı, yeni seçim hilelerine izin verilmemeli. Kamu yönetiminde liyakat ilkesi yeniden tesis edilmeli.”

 

YENİ BİR ANAYASAYA İHTİYAÇ VAR

“Dış dünya ile ilişkiler onarılmalı. Devlet krizine son verecek, kuvvetler ayrılığını güçlendirecek, hukukun üstünlüğünü sağlayacak yeni bir Anayasa hazırlıklarına başlanmalı. Ekonomide artan keyfi ve şahsa özel uygulamalara son verilmeli, hesap verebilirlik ve şeffaflığı sağlamak adına adımlar atılmalı. TCMB’nin yetki alanına müdahale edilmemeli, finansal istikrarı tehdit edecek adımlardan derhal geri dönülmeli. Kamunun mali dengelerine dikkat edilmeli.”

Faik Öztrak’ın yaptığı sunumun tam metni için: Keşan Sunum

ŞAİBELERİ GİDERMEZSEK ALTINDA KALIRIZ

TBMM – Zarrab davası ve Malta Belgeleriyle Türkiye’nin adı uluslararası ortamda giderek daha fazla şaibeli işlerle anılmaya başlandı. Bu durumun ülke için ciddi kırılganlık yarattığını ve milli güvenlik için risk yarattığını belirten CHP’li Öztrak, “Türkiye hakkındaki iddiaları yok sayamayız. Açıkça konuşulmalı, şaibeleri ortadan kaldırmalıyız. Aksi takdirde bu şaibenin altında kalırız” diye konuştu.

 

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, TBMM Genel Kurulu’nda Türkiye’nin ABD’deki lobi faaliyetlerinin finansmanı hakkında CHP Grubu adına söz aldı. Türkiye’nin isminin son dönemde gizli kapaklı işlerle anıldığını, özellikle Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı’nın adının karışmasının usulsüz işlemlerin devletten talimat alarak yapıldığı izlenimini güçlendirdiğini kaydeden Öztrak, Zarrab’ın avukatlarının Cumhurbaşkanıyla sarayda yaptığı görüşmeye dikkat çekti. Zarrab’ın avukatlarından birinin aynı zamanda Türkiye’nin lobi faaliyetlerini yürüten ekibin içinde olduğunu anımsatan Öztrak, Zarrab davasına işaret ederek “Bunun arkasındaki dosya millî güvenlik açısından önemli bir kırılganlık yaratır. Bunun açıklığa kavuşturulması lazımdır. Bu ancak açıklığa kavuştuktan sonra kırılganlık yaratan bir dosya olmaktan çıkar” diye konuştu.

 

Son dönemde, ABD’de Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak atanan ve sonrasında da ABD Başkanı tarafından görevden alınan Michael Flynn’in Türkiye’nin lobi faaliyetleriyle ilişkisinin de gündeme geldiğini ifade eden Öztrak özetle şunları söyledi:

 

GARİP İLİŞKİLER YUMAĞI

“Türkiye’deki darbe girişimini öven bu şahsa Türkiye’den bir Türk iş adamının 530 bin dolar ödeme yaptığı ve bu şahsın Türkiye’nin lobisini yapmak üzere kiralandığı anlaşılıyor. Bu ödemeyi yapan Türkiye-ABD İş Konseyi Yürütme Kurulu Başkanı Ekim Alptekin’in aynı zamanda geçmişte Ruslarla da çok ciddi ticari ilişkileri olduğu anlaşılıyor. Bir tarafta darbe girişimini öven Flynn, bir tarafta geçmişte Ruslarla iş ilişkileri olan Ekim Alptekin. Bu ilişkiler Amerika Birleşik Devletleri’nin büyük basın organlarında sorgulanıyor.

 

BAKANLARLA ESKİ CIA BAŞKANINI BİR ARAYA GETİREN TOPLANTI

Ekim Alptekin’in verdiği bilgilerden anlıyoruz ki Kamil Ekim Alptekin; Amerika Birleşik Devletleri’nde Michael Flynn ve eski CIA Başkanı ile Türk Dışişleri Bakanını ve Türk Enerji Bakanını aynı masaya oturtmuş, bir toplantı yapılmış. Elbette bu toplantıda ne konuşulduğunu bilmiyoruz. Eğer bu konuyla ilgili bir araştırma komisyonu kurulursa Meclisimizin bunları öğrenme imkânı ortaya çıkar.

 

TÜRKİYE’NİN İTİBARI SARSILIYOR

Amerika’da lobi faaliyeti yapılır ama bunun nasıl yapılacağı bellidir. Öyle anlaşılıyor ki Türkiye adına bir lobi faaliyeti yürütülmesi için bir iş adamı üzerinden bir para ödenmiş. Bir iş adamının kendi cebinden yarım milyon dolar ödemesi son derece zor. O zaman, bunun bir şekilde devlet üzerinden giden bir para olma ihtimali son derece yüksek. Peki dolaylı olarak bir iş adamının üzerinden bu parayı verdiğiniz zaman ne oldu? 530 bin dolar verildi, ondan sonra da bu adam Millî Güvenlik Danışmanlığından azledildi ve ciddi şekilde ismi Amerika’da birtakım skandallara karıştı. Ruslarla ilişkisi var, öyle anlaşılıyor ki darbe girişiminde bulunan örgütle ilişkisi var. Dolayısıyla, bu tür ödemeler Türkiye’nin, gerçekten, bırakın lobisinin yapılmasını, itibarının ciddi ölçüde sarsılmasına yol açar.

 

TÜRKİYE’NİN ULUSAL GÜVENLİĞİNE ZARAR VERİR

Türkiye’de darbe girişiminde bulunan örgütün yurt dışında halkla ilişkiler faaliyetlerindeki maharetini ve Rusların diğer ülkelerdeki seçimlere müdahale ederek hibrit savaş teknikleri kullandığı iddialarını hatırlatan Öztrak, “Türkiye’nin ismi orada bütün bunlarla birlikte anılır hâle geldi. Dolasıyla, bu ilişkiler saydam olmayan ağlar üzerinden yürütülürse, bu Türkiye’nin ulusal güvenliğine çok ciddi ölçüde zarar verir” diye konuştu.

 

İDDİALAR CİDDİ, YOK SAYILAMAZ

Bir diğer iddia, Malta dokümanlarıyla ilgili ve bu dokümanlar çerçevesinde de yurt dışında ses getiren birtakım dosyalar ortaya çıktı. Bu iddialar çerçevesinde, Enerji Bakanının eskiden yöneticisi olduğu şirketin birtakım offshore işlemleriyle vergi kaçırmaya çalıştığına, daha sonra Türkiye’de bu şirketin işlerini kolaylaştırmak bakımından, Olağanüstü Hâlin verdiği yetki kapsamında çıkarılan birtakım düzenlemelerle, varlık barışına ilişkin birtakım düzenlemelerle işlerinin kolaylaştırıldığına dair çok ciddi iddialar var. Yine Başbakanın ailesiyle ilgili birtakım iddialar da var. Bunlar son derece önemli iddialar, bunların Mecliste sorgulanması lazım. Değerli arkadaşlar, bunu böyle elimizin tersiyle itip “Bunlar ciddi iddialar değildir” dediğimiz zaman bu olmuyor, Türkiye’nin itibarına çok ciddi şekilde zarar veriyor.

 

ŞAİBEYİ GİDERMEZSEK ALTINDA KALIRIZ

Yapmamız gereken açıktır: Saydam olacağız, hukuk devleti olacağız. Onun için hukuk devletini mutlaka ayağa kaldırmamız gerekiyor, kuvvetler ayrılığını güçlendirmemiz, bütün yöneticileri hesap verir duruma getirmemiz gerekiyor. Millet adına hesap sorulduğunda herkes hesabını vermeli. Seçimlerin adil olması konusunda yeniden bu Seçim Kanunu’na, her şeye bakmamız lazım. Özellikle bu halk oylaması milletin vicdanında çok ciddi yaralar açmıştır, yatırımcıların, dünyanın kafasında da ciddi kuşkulara neden olmuştur. Ve son olarak şunu söyleyeyim, OHAL’i mutlaka kaldırmalıyız. OHAL gerçekten Türkiye’nin itibarını zedeliyor. Bu meselelerin açıkça konuşulamamasının arkasında OHAL’in getirdiği birtakım yetkiler de vardır. Bunlar açıkça konuşulmalı, hesap verilmeli ve ondan sonra da alnımız ak olarak çıkıp demeliyiz ki: “Türkiye, Türk yönetimi bu tür şaibeli işlerin içinde olmaz. Bu, yabancı devletlerin ya da Türkiye’ye kasteden güçlerin eseridir”. Aksi takdirde bu şaibenin altında kalırız.

 

YEREL BASIN ADETA CEZALANDIRILIYOR

ANKARA – Yerel basının can suyu olan resmi ilanların fiyatlarındaki yıllık güncellemeyle ilgili Bakanlar Kurulu kararı gecikti. İlan fiyatlarının artmaması, kağıt, kalıp, boya gibi dövizle alınan malzemeleri kullanan ve dövizdeki artışla bunalan yerel basını iyice köşeye sıkıştırdı.

CHP’li Öztrak, “Yerel gazetelerin aylık zorunlu giderlerini karşılamasında önemli rol oynayan resmi ilan tarifesindeki artış geciktirilerek yerel basın bir anlamda cezalandırılmış oluyor” değerlendirmesinde bulundu.   

 

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması talebiyle verdiği soru önergesiyle özellikle, yerel basın için can suyu olan resmi ilanlara ilişkin yeni fiyat tarifelerinin belirlenmemesini TBMM gündemine taşıdı.

 

DOLAR ARTTI, İLAN FİYATLARI ARTMADI

Özellikle yerel gazeteler için hayati öneme sahip resmi ilanlara ilişkin fiyat tarifesinin her yıl Basın İlan Kurumu Genel Kurulu’nun tavsiyesiyle, Bakanlar Kurulu tarafından belirlendiğini hatırlatan Öztrak, her yıl ilk aylarda Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu fiyat güncellemesinin bu yıl geciktiğine dikkat çekti. Dövizle alınan kağıt, kalıp, film, boya gibi zorunlu malzemelerin maliyetinde dolardaki yüzde 21’lik artış yüzünden ciddi yükseliş yaşandığını ifade eden CHP’li Öztrak, buna rağmen resmi ilan fiyatlarının güncellenmemesinin yerel gazeteleri zor duruma düşürdüğünü ifade etti.

 

GEÇEN YILIN FİYATLARI DEVAM EDİYOR

Öztrak’ın soru önergesinde yer alan bilgilere göre resmi ilan ücretlerinde tirajı 50 binin altındaki gazeteler için halen geçen yıl belirlenen 10,40 TL’lik sütun/santim birim fiyatı uygulanıyor. 2016 yılının Kasım ayı sonunda Basın İlan Kurumu Genel Kurulu 12 TL’lik birim fiyat önerisini kabul ederek Bakanlar Kurulu’na gönderdi. Fakat bu konudaki Bakanlar Kurulu kararı Resmi Gazete’de yayımlanmadığı için hala geçen yılın fiyatı uygulanıyor.

 

YEREL BASIN ADETA CEZALANDIRILIYOR

Yerel gazetelerin aylık zorunlu giderlerini karşılamasında önemli rol oynayan resmi ilanların tarifesinde artış geciktirilerek yerel basın bir anlamda cezalandırılmış oluyor. Bakanlar Kurulu Kararı, Mayıs ayında yayımlansa bile yürürlüğe girişi takip eden ayın başı (1 Haziran 2016 tarihi itibariyle) olacak. Kararın Haziran ayına kalması durumunda ise yeni fiyatların uygulanması Temmuz ayına kadar uzayacak.

 

YENİ TARİFE NE ZAMAN YAYIMLANACAK?

CHP’li Öztrak, önergesinde Başbakan Yıldırım’a şu soruları yöneltti:

“Resmi ilan fiyat tarifesinde güncellemenin gecikmesinin sebebi nedir? Basın İlan Kurumu’nun kabul ettiği 12,00 TL’lik birim fiyatla ilgili olarak Kurum ile Hükümetiniz arasında bir anlaşmazlık söz konusu mudur? Döviz kurlarındaki artış nedeniyle artan maliyetler karşısında özellikle yerel basının desteklenmesi konusunda bir çalışmanız bulunmakta mıdır? Bu yıla ait resmi ilan fiyat tarifesinin Resmi Gazete’de ne zaman yayımlanması planlanmaktadır?”

Soru Önergesinin Tam Metni: Yerel Basın Soru Önergesi_24052017

SURİYELİ İŞSİZLERE ÇÖZÜM BULDUK, KENDİ İŞSİZİMİZE BULAMADIK

 ANKARA – CHP’li Öztrak, iş bulma ümidini yitirenlerle birlikte Türkiye’de işsiz sayısının 6,4 milyona ulaştığına dikkat çekerek, “Ülkede işsizlik alarm verirken Adalet ve Kalkınma Partili Cumhurbaşkanının Çin’de basın mensuplarına ‘Suriyelileri vatandaş yapıp iş vermekten’ söz etmesi milletle dalga geçmektir” değerlendirmesinde bulundu.

 

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, TÜİK tarafından açıklanan Şubat dönemi işsizlik rakamlarını yazılı bir açıklamayla değerlendirdi. Öztrak, açıklamasında şunları belirtti:

 

BAŞKANLIK FATURASI

Bu yılın ilk üç ayına ait işsizlik rakamları başkanlık rejimi hevesinin millete faturasının her geçen gün biraz daha ağırlaştığını ortaya koyuyor. Yılın ilk üç ayına ait rakamları gösteren Şubat dönemi işsizlik verilerine göre işsiz yurttaşlarımızın resmi sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre, 676 bin kişi artarak 3,9 milyona çıktı. İşsizlik oranı da bu dönemde 1,7 puan artarak yüzde 12,6’ya ulaştı.

 

GENİŞ İŞSİZ SAYISI 6,4 MİLYON

Çalışmak isteyen ancak iş bulmaktan umudunu kestiği için iş aramaktan vazgeçenlerle beraber gerçek işsiz sayısı ise Şubat’ta 6,4 milyon oldu.

 

GENÇLERİMİZ İŞSİZ!

Gençlik haftasını idrak ettiğimiz günlerde açıklanan genç işsizliğine ilişkin rakamlar ise oldukça ürkütücü görünüyor. Geçen yılın aynı ayına göre 250 bin kişi artan genç işsizlerin sayısı Şubat’ta 1,1 milyonun üzerinde seyrediyor. Genç işsizlik oranı ise geçen yıla göre 4,7 puan artarak Şubat ayında yüzde 23,3 oldu.

 

SURİYELİLERE İŞE BULMANIN PEŞİNDELER

Rakamlar, bütçeden gerçekleştirilen olağanüstü harcamaların, istihdam ve yatırım teşviklerinin işsizlik üzerindeki etkisinin oldukça sınırlı kaldığını gösteriyor. Nitekim sanayide istihdam son aydır kesintisiz gerilemeye devam ediyor. İşsizlik alarm verirken Adalet ve Kalkınma Partili Cumhurbaşkanı, Çin’de basın mensuplarına “Suriyelileri vatandaş yapıp iş vermekten” söz ederek adeta milletle dalga geçiyor. Sadece son bir yılda üniversite mezunu işsizlerimizin sayısı 252 bin kişi artarak 921 bine çıkmışken, partili Cumhurbaşkanı Suriyeli üniversite mezunları için kafa yoruyor. Zaten eşit ve adil şartlarda gerçekleştirilmeyen halk oylamasında bir de tam kanunsuzlukla milletin ekseriyetinin verdiği Hayır oyunu Evete çevirenlerin, bu millete daha çok ağır bedeller ödeteceği anlaşılıyor.

BAŞKANLIK BELİRSİZLİĞİNİN FATURASI ÇIKMAYA BAŞLADI

 

ANKARA – Başkanlık referandumunun faturası halka çıkmaya devam ediyor. Enflasyon, Nisan ayında da rekor tazeledi. Türkiye’nin 2017 sonunda yeniden çift haneli yıllık enflasyonla karşı karşıya kalacağının görüldüğünü belirten CHP’li Öztrak, “Hükümet, önümüzdeki dönemde belirsizliği giderecek ekonomideki kırılganlıkları ortadan kaldıracak önlemler alamazsa, vatandaşımızın daha ağır faturalar ödemesi kaçınılmaz olacak” değerlendirmesinde bulundu   

 

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, bugün açıklanan Nisan ayı enflasyon rakamlarıyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada şunları ifade etti:

 

ENFLASYON REKOR TAZELİYOR

Türkiye’nin gündemine zorla sokulan başkanlık referandumunun yarattığı belirsizliğin milletimize çıkardığı fatura her gün kabarıyor. Milletin cebini yakan enflasyon, Nisan ayında rekor tazeledi. Nisan ayında 12 aylık tüketici enflasyonu yüzde 11,9 ile son 102 ayın, 12 aylık üretici enflasyonu ise yüzde 16,4 ile son 105 ayın zirvesine çıktı. Yılın ilk dört ayında tüketici enflasyonu yüzde 5,7 ile, mevcut fiyat endekslerinde ilk dört aylık dönemler itibariyle yeni bir rekor kırdı.

 

ENFLASYON HEDEFİ YALAN OLDU

Diğer taraftan, Orta Vadeli Program’daki 2017 için yüzde 6,5’lik enflasyon hedefinin yüzde 88’i daha yılın üçte biri biterken gerçekleşti. Mevcut seride yılın geri kalan üçte ikilik bölümünde gerçekleşen enflasyon ortalamasının yüzde 4,9 olduğu düşünüldüğünde, 2017 sonunda yeniden çift haneli enflasyonla karşı karşıya kalmak artık sürpriz olmayacak.

 

VATANDAŞA DAHA ÇOK FATURA ÇIKAR

YSK’nın hukuku katleden kararıyla gayrimeşru hale gelen bir halk oylamasının ardına sığınarak; denetimsiz, frensiz, önü diktaya açık bir başkanlık rejimi apar topar kurulmaya çalışırken; milletimiz ayakta kalma mücadelesi vermektedir. Devlet organları arasında uyumu gözetmekle görevli olan Cumhurbaşkanı, artık bir partinin üyesidir. Bunun Türkiye’de parti devletinin kapılarını aralaması kaçınılmazdır. Hukuken 2019’a kadar sorumsuz siyasi partili bir Cumhurbaşkanı tansiyonu düşürmez, aksine gerginlikleri daha da artırır. Hele hele partili bir Cumhurbaşkanı’nın yüksek yargıyı hemen dizayn etmeye başlayacağı düşünüldüğünde; kaybolan hukuk güvenliğinin belirsizliği daha da artırması kaçınılmazdır.

 

BELİRSİZLİKLER BİTMEYECEK

Artık topal ördek konumundaki Hükümet ise, önümüzdeki dönemde, ekonomideki belirsizlikleri kaldıracak önlemleri alacak durumda değildir. Kabine değişikliği beklentileri, yeni rejimin nasıl şekilleneceği konusundaki kargaşa ve uyum yasalarından, ekonomiyle ilgili sorunlara fırsat kalmayacağı anlaşılmaktadır. Vatandaşlarımızın ödeyeceği faturanın kabarması maalesef kaçınılmaz görünmektedir.

ZARRAB’IN İADESİ İÇİN ABD’YE NE TAAHHÜT EDİLDİ?

 ANKARA – Kara para aklama ve dolandırıcılık iddialarıyla ABD’de yargılanan Zarrab’ın savunma avukatları, Türkiye’ye gelerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüştü. Avukatlar, görüşmeyle ilgili Amerikan mahkemesine verdikleri bilgilendirme yazısında, Zarrab davasında “diplomatik çözüm arandığını” belirterek, davanın “ABD’nin ulusal güvenliği açısından” önemli olduğunu vurguladı.

 

CHP’li Öztrak, Reza Zarrab’ın Türkiye’ye iadesi için “Türkiye Cumhuriyeti tarafından, Amerikan ulusal güvenliğini sağlamakla ilgili herhangi bir taahhütte bulunulmuş mudur?” diye sordu.

 

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Başbakan Binali Yıldırım tarafından yanıtlanması talebiyle verdiği soru önergesiyle, “kara para aklama, banka dolandırıcılığı ve İran’a uygulanan ambargonun delinmesine yardımcı olmak” iddialarıyla ABD’de yargılanan Reza Zarrab’ın savunma avukatlarının Türkiye’ye gelerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesini TBMM gündemine taşıdı. CHP’li Öztrak, soru önergesinde özetle şunları belirtti:

 

ERDOĞAN’LA GÖRÜŞTÜLER

Türkiye’de ismi yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla gündeme gelen Reza Zarrab’ın yargılandığı davayla ilgili ABD ile Türkiye Cumhuriyeti arasında gizli kapılar ardında bir takım görüşmelerin yürütüldüğü iddiaları ABD basınında yer aldı. Buna göre ABD’deki davada Zarrab’ı savunan avukatlar, Türkiye’ye gelerek başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere bazı devlet yetkilileriyle gizli toplantılar yaptılar. Erdoğan’la görüşen Zarrab’ın savunma ekibindeki isimler arasında, New York Eski Belediye Başkanı Rudolph W. Giuliani de bulunuyor. Giuliani, ABD Başkanı Trump’a yakın bir isim olarak biliniyor.

 

ABD’NİN ULUSAL GÜVENLİK MESELESİ

ABD’deki mahkemeye Türkiye’deki temaslarıyla ilgili yazılı açıklamada bulunan Reza Zarrab’ın avukatları, söz konusu davalarla ilgili olarak “Türkiye ile ABD arasında diplomatik bir çözüm yolu aradıklarını” ifade ettiler. Mahkemeye yapılan açıklamada, Zarrab davasının “ABD’nin ulusal güvenliği açısından önemli olduğuna” işaret edildi.

 

TÜRKİYE, ABD’YE NE TAAHHÜT ETTİ?

CHP’li Öztrak, önergesinde Başbakan Binali Yıldırım’a şu soruları yöneltti:

“Türkiye Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri ile Reza Zarrab’ın iadesi konusunda herhangi bir müzakere yapmakta mıdır? Bu müzakereleri yürüten makam, doğrudan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı makamı mıdır? Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık veya Dışişleri Bakanlığı makamları bu müzakerelerde yer almakta mıdır? Reza Zarrab’ın Türkiye’ye iadesi karşılığında Türkiye Cumhuriyeti tarafından, Amerikan ulusal güvenliğini sağlamakla ilgili herhangi bir taahhütte bulunulmuş mudur? Türkiye Cumhuriyeti’nin yurtdışında tutuklu bulunan diğer vatandaşları için bu tür özel müzakereler yürütülmekte midir? Reza Zarrab için en üst düzeyde yürütüldüğü iddia edilen bu özel müzakere sürecinin ülke menfaatleri bakımından anlam ve önemi nedir? Türkiye’ye gelerek Cumhurbaşkanı ve diğer devlet yöneticileri ile görüştüğü iddia edilen ve Reza Zarrab’ın savunma heyetinde bulunan Rudolph W. Giuliani veya bu şahsın ilişkili olduğu şirketlerle Türkiye Cumhuriyeti arasında lobicilik veya hizmet alımı gibi nedenlerle herhangi bir ticari sözleşme var mıdır?

Soru Önergesinin Tam Metni: Soru Önergesi_R.ZARRAB

 

BORSADAKİ “HERİF” VARLIK FONU MU?

 

ANKARA – Hafta başında borsadaki olağanüstü yükseliş, piyasada “herif” olarak adlandırılan gizemli bir yatırımcı fonun Borsa İstanbul’a müdahale ettiği kuşkularını beraberinde getirdi.

 

Borsadaki söz konusu artışın Ekonomi Bakanı’nın yaptığı “Borsa haftaya yükselecek” açıklamasının hemen ardından geldiğine dikkat çeken CHP’li Faik Öztrak, “Sayın Bakan borsanın yükseleceği tarihi nereden biliyor? Yaklaşan referandum öncesi piyasaya Varlık Fonu kullanılarak siyasi bir müdahale mi yapıldı?” diye sordu. 

 

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması talebiyle verdiği soru önergesiyle, son dönemde borsadaki artışın arkasında piyasaya Varlık Fonu üzerinden yapılan siyasi müdahalenin olduğu iddialarını TBMM gündemine taşıdı.

 

İŞLEM HACMİ 1 GÜNDE YÜZDE 74 ARTTI

CHP’li Öztrak’ın soru önergesinde yer alan bilgilere göre Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin Türk kağıt ve senetlerine yabancıların yoğun talebi olduğu, borsanın hafta başında yükseleceği yönündeki açıklamasının hemen ardından, Borsa İstanbul 100 (BIST 100) endeksinde ve borsadaki işlem hacminde izaha muhtaç gelişmeler yaşandı. Bakan Zeybekci’nin “aldığı teknik bilgilere” dayandırdığı bu açıklamayı yaptığı 7 Nisan 2017 Cuma günü ile sonraki işlem günü olan 10 Nisan 2017 Pazartesi günü arasında BIST 100 endeksi yüzde 3.1 artarken, borsadaki işlem hacmi de yüzde 74 artarak 6,2 milyar TL’ye sıçradı. Bu, borsada son haftalarda bir tek günde görülen en yüksek artış oldu.

  

TEK BİR ARACI ŞİRKET ÜSTÜNDEN

Fakat resmi veriler, Bakan Zeybekci’nin “borsadaki artışın ardında yabancı yatırımcıların BIST’e olan kuvvetli talebinin yattığı” iddiasını doğrulamadı. Diğer taraftan, borsada tek günde gerçekleşen olağanüstü artışın, özellikle “tek bir aracılık şirketinden yapılan işlemlerden” kaynaklandığı bilgisi kamuoyuna yansıdı. Buna göre bahsi geçen aracılık şirketinin 10 Nisan’da Borsa İstanbul’dan yaptığı 208 milyon TL tutarındaki net alım, en çok işlem yapan ikinci aracılık şirketinin yaptığı net alımın 3 katından fazla oldu.

 

GİZEMLİ “HERİFTEN” PİYASA OPERASYONU

Ekonomisi Türkiye’ye benzeyen ülkelerin borsalarında anlamlı bir değişme yokken, BIST’te görülen olağanüstü yükseliş, piyasada “herif(ahbap) bağlantısı” olarak bilinen, kimliği belirsiz bir fonun yaptığı alımlarla Borsa’ya müdahale edildiği şüphelerini beraberinde getirdi. Bakan Zeybekci’nin ve BIST Başkanının borsadaki artışı referandumla ilişkilendirmeye çalışması da yaklaşan referandum öncesinde Borsa İstanbul’da siyasi bir operasyon yapıldığı kuşkularını destekledi. CHP’li Öztrak, önergesinde şu soruları gündeme getirdi:

 

BORSAYI SÜPÜREN VARLIK FONU MU?

“6741 sayılı Kanunla Başbakanlığa bağlı olarak kurulan Türkiye Varlık Fonu veya bu fona bağlı bir fon/iştirak Borsa İstanbul’da hisse senedi alım-satımına başlamış mıdır? Türkiye Varlık Fonu veya buna bağlı bir fon bu tür işlemlere başladıysa hangi tarihler itibariyle Borsa İstanbul’da bu işlemler yapılmış ve ne kadar hisse senedi alınmıştır? Sermayesi kamuya ait başka bir kuruluş, bağlı ortaklık veya yurtiçi/yurtdışı iştirak Borsa İstanbul’da, 10 Nisan 2017 tarihinde ve sonrasında hisse senedi alımı yapmış mıdır? Kamu kaynakları kullanılarak, 10 Nisan 2017’de ve sonrasında Borsa’da alım yapıldıysa bunun talimatı tarafınızdan mı verilmiştir? Türkiye Varlık Fonu, İşsizlik Sigortası Fonu veya kamu ile irtibatlı herhangi bir kuruluşa referandum öncesinde döviz piyasasında fiyat hareketlerini etkilemeye dönük bir işlem yapma talimatı hükümetinizce verilmiş midir?

 

BIST BAŞKANI, AYNI ZAMANDA VARLIK FONU YÖNETİCİSİ

Borsa İstanbul’da, 10 Nisan 2017 tarihinde ve sonrasında gerçekleşen olağanüstü fiyat hareketleriyle ilgili olarak Sermaye Piyasası Kurulu herhangi bir inceleme yapacak mıdır? Borsa İstanbul Başkanının aynı zamanda, Türkiye Varlık Fonu yönetim kurulu üyesi olması, olası bu tür incelemelerin selameti için sıkıntı doğurmayacak mıdır? Sayın Ekonomi Bakanı Borsada olağanüstü fiyat hareketlerine neden olduğu iddia edilen fonun işlem yapacağı tarihi nasıl bilmiştir? Bu konuda kendisinin bilgisine başvurmayı düşünüyor musunuz?”

Soru Önergesinin Tam Metnine Ulaşmak İçin: Soru Önergesi_BİST_Varlık Fonu_13.04.2017

TEK ADAM HEVESİ MİLLETİ CEBİNDEN VURDU

 

İşte tek adamlık hevesinin millete faturası…

TEK ADAM HEVESİ MİLLETİ CEBİNDEN VURDU

 

ANKARA – Tek adamlık hevesinin ülkeye ve vatandaşlara faturası ağır oldu. Fiili tek adam yönetiminde geçen 2 yılı aşkın sürede ülkede büyüme yavaşladı, vatandaşın geliri eridi, borçlar tavan yaptı. İşsizliğin ve enflasyonun yeniden çift haneye çıktığı bu dönemde, ülkeye giren kaynağı belirsiz para ise büyük artış gösterdi.

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak hazırladığı “Tek Adam Rejimi, Küçültür Milletin Ekmeğini” başlıklı raporla, 2014’ten bu yana süren fiili tek adam yönetiminin ülkeye ve vatandaşlara faturasını ortaya koydu.

Tek adam yönetimlerinin ülkelere huzur, barış ve istikrar getirmediğinin Libya, Mısır, Irak, Suriye örneklerinde açık şekilde görüldüğünün hatırlatıldığı rapora göre “demokratik parlamenter rejimin bekleme odasına alındığı” iki yılı aşkın sürede ülke ekonomisinde yaşanan gelişmeler özetle şöyle:

 

FİİLİ TEK ADAMLIK VATANDAŞI CEBİNDEN VURDU

Türkiye’nin çok partili yaşama geçtiği 1946 ile 2014 arasında geçen dönemde parlamenter sistemde iş başına gelen 47 Hükümetle ekonominin ortalama büyüme hızı yüzde 5,2 oldu. Parlamenter sistemin bekleme odasına alınıp, fiili tek adam yönetimi uygulanan 2015 ve 2016’da ise ekonominin ortalama büyüme hızı, yapılan makyaja rağmen, yüzde 4,5’e düştü. Milli gelir parlamenter sistemle geçen 1946 ile 2014 arasında her yıl ortalama 13,6 milyar dolar artarken, fiili tek adam yönetiminde geçen son iki yılda milli gelir toplamda 78 milyar dolar, yılda 39 milyar dolar geriledi. Böylece 2014’te 12 bin 112 dolar olan kişi başı gelir, 2016’da 10 bin 807 dolara düştü. Fiili tek adam yönetimi her bir vatandaşın cebinden 1305 doları çekip aldı.

 

İŞSİZLER ORDUSUNA YÜZ BİNLER EKLENDİ

Fiili tek adam yönetiminden önceki 31 yılda iş başına 17 hükümetin geldiği hatırlatılan raporda, bu dönemde ortalama yüzde 9,3 olan işsizliğin, fiili tek adam yönetiminde geçen son iki yılda yeniden çift haneye çıktığına işaret edildi. Fiili tek adam yönetiminde Türkiye’nin işsizler ordusuna yüz binlerce kişi eklendi. İşsiz sayısı 2014 Ağustos ayından 2016 sonuna kadarki dönemde 763 bin kişi artarak 3,7 milyon sınırını aştı. Fiili tek adam yönetiminden önceki 31 yılda işsiz sayısı yıllık ortalama 50 bin kişi artarken, fiili tek adamlık döneminde işsiz ordusuna her yıl katılanların sayısı neredeyse beşe katlanarak 239 bine çıktı.

 

TEK ADAM, ÇİFT HANELİ ENFLASYON GETİRDİ

Geliri düşen, iş imkânı bulamayan vatandaş, bu dönemde bir taraftan da hayat pahalılığıyla baş etmeye çalıştı. Tek adam yönetimi çift haneli işsizliğin yanında çift haneli enflasyon da getirdi. Nohut, mercimek, zeytinyağı, yumurta gibi gıdalardaki fiyat artışı vatandaşın cebini yaktı. Etin yanına yaklaşılmaz oldu, sofraya konan her 1 kg etin 316 gramı fiili tek adamlık hevesine kaptırıldı. Akaryakıt fiyatlarındaki artış nedeniyle vatandaşlar, otomobillerinin deposunu doldurmak için iki yıl önceye göre yüzde 23 daha fazla para ödedi.

 

BORÇ GIRTLAĞI GEÇTİ

Fiili başkanlık vatandaşın ekonomisiyle birlikte ülkenin ekonomisini de sarstı. Dış borcun milli gelir içindeki payı fiili tek adam yönetiminde 4 puandan fazla artarak yüzde 47,2’ye çıktı. Türkiye’nin toplam borçluluğunu ifade eden ailelerin, şirketlerin ve kamunun borçlarının toplamı ise Türkiye’nin milli gelirini geçti.

 

ŞİRKETLERE DEV FATURA

Şirketlerin net döviz borcu tek adam yönetiminde 22 milyar dolar artarak 200 milyar doları aştı. Fiili tek adam yönetiminde dolar kurundaki olağanüstü artış, şirketlere büyük fatura çıkardı. Başkanlık tartışmalarının gündeme getirildiği 11 Ekim 2016’da 3,06 TL olan dolar kuru Mart 2017 sonunda 3,64 TL’ye çıktı. Tartışmaların başladığı geçen Ekim ayından bu yana şirketlerin kur farkı zararı 117 milyar TL’ye ulaştı.

 

FİİLİ TEK ADAM YÖNETİMİNDE KAYNAĞI BELİRSİZ PARA GİRİŞİ REKOR KIRDI

Ülkenin ve milletin parası pul olurken ülkeye giren “kaynağı belirsiz para” ise rekor kırdı. 1980 ile 2002 arasında Türkiye’ye kaynağı belirsiz para girişi toplamda 0 (sıfır) idi. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin görevde olduğu yıllarda ise kaynağı belirsiz para girişi 41,8 milyar dolara ulaştı. Bu kaynağı belirsiz paranın 21,4 milyar doları fiili tek adam yönetimindeki son iki yılda Türkiye’ye girdi.

 

SOFRANIN BEREKETİ KAÇMASIN DİYE HAYIR!

Türkiye’nin gündemini esir alan tek adam yönetiminin ülkede huzur da bereket de bırakmadığının belirtildiği raporda, ekonomiyi sağlıklı bir büyüme zeminine yeniden oturtmak için ortak akla her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulduğu vurgulandı. Bunun için 16 Nisan referandumunda tek adam yönetimine hayır demek gerektiği ifade edilerek, “Milletin aşı, işi eksilmesin, sofraların bereketi kaçmasın diye HAYIR!” denildi.

Raporun Tam Metnine Buradan Ulaşabilirsiniz: Rapor_Tek Adam Rejimi

MİLLİ GELİR MAKYAJ TUTMADI

ANKARA – Milli gelirde makyaj niteliğindeki güncellemelere rağmen, milletin geliri erimeye devam etti. Küresel krizden bu yana en düşük büyümenin kaydedildiği 2016’da, kişi başına gelir 10 bin 807 dolarla 8 yıl önceki seviyesinin altına indi.  

 

Fiili başkanlığın başladığı 2014’te 12 bin 112 dolar olan kişi başına gelirin, 2016’da 10 bin 807 dolara düştüğüne dikkat çeken CHP’li Faik Öztrak, “Tek adam olma arayışı milletin cebinden 1305 doları çekip aldı” değerlendirmesinde bulundu.

 

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, 2016 yılına ait milli gelir ve ekonomik büyüme verilerini yaptığı yazılı açıklamayla değerlendirdi. Büyüme rakamlarının “mızrağın artık çuvala sığmadığını” gösterdiğini ifade eden Öztrak, yapılan sıradışı ve izahı güç revizyonlara rağmen ana resmin değişmediğini, milletin aşının ve işinin erimeye devam ettiğini ifade etti.

 

Öztrak, yazılı açıklamasında şunları belirtti:

 

KRİZDEN BU YANA EN DÜŞÜK BÜYÜME

Adalet ve Kalkınma Partisi elinde zaten sıkıntılar içinde olan Türkiye ekonomisi, demokratik parlamenter rejimin bekleme odasına alındığı ve fiili tek adamlık yönetiminin uygulandığı son iki yılda, önemli bir irtifa kaybına uğramıştır. Makyajlı milli gelir serilerinde 2016’ya ait yüzde 2,9 büyüme hızı, küresel krizin yaşandığı 2009’dan bu yana kaydedilen en düşük büyüme hızıdır.

 

MAKYAJ YETMEDİ

Gelen büyüme oranı 2012-2015 arasındaki makyajsız ortalama büyüme ile uyumlu, buna karşın makyajlı serilerle ciddi bir ayrışma içindedir. 2012-2015 arasında eski seriye göre ortalama büyüme yüzde 3,3 iken, aynı dönemde yeni seriyle ortalama büyüme hızı yüzde 6,1’dir. Dolayısıyla 2016 için açıklanan yüzde 2,9’luk büyüme hızı, makyajlı seride, son dört yıl ortalamasının yarısı bile değildir.

 

FİİLİ TEK ADAM YÖNETİMİNDE BÜYÜME ZAYIFLADI

Diğer taraftan, çok partili demokratik parlamenter rejime geçtiğimiz 1946’dan 2014’e kadar, Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından kurulan 4 hükümet de dahil, Türkiye’yi toplam 47 hükümet yönetmiştir. Bu 47 hükümet döneminde Türkiye ekonomisi, eski milli gelir serisiyle, ortalama yüzde 5 büyürken; fiili tek adam yönetiminin olduğu son iki yılda eski seriye göre yüzde 3,4 büyümüştür. Buna karşın önceki 47 hükümet döneminde Türkiye, yeni milli gelir serisiyle, her yıl ortalama yüzde 5,2 büyürken; fiili tek adam yönetiminde geçen son iki yılda ortalama yüzde 4,5 büyümüştür. Yapılan tüm makyaja rağmen fiili tek adam yönetiminde ekonominin kesilen nefesi, zayıflayan kalp atışları gizlenememiştir.

 

DOLAR CİNSİNDEN GELİR 2012 SEVİYESİNİN ALTINDA

Ekonomide yaşanan irtifa kaybı kendisini en iyi dolar cinsinden milli gelir rakamlarında göstermiştir. Dolar cinsinden milli gelir son üç yıldır gerilemektedir. 2013’te 950,4 milyar dolar olan GSYH, 2016’da 856,8 milyar dolara düşmüştür. Bu, 2012’deki 871 milyar dolarlık milli gelirin bile altındadır. Türkiye, gündemi esir alan, ülkenin ufkunu karartan fiili tek adam yönetimiyle son 4-5 yıldaki “makyajlı kazanımlarını” bile sıfırlamıştır.

 

FİİLİ TEK ADAM YÖNETİMİNİN FATURASI

Diğer taraftan 1946 ile 2014 arasında Türkiye’de iş başına gelen 47 hükümet milli geliri her yıl ortalama 13,6 milyar dolar artırırken; fiili tek adam yönetiminin uygulandığı 2014-2016 arasında dolar cinsinden milli gelir her yıl ortalama 39 milyar dolar düşmüştür.

 

TEK ADAM OLMA HEVESİ VATANDAŞIN CEBİNDEN 1305 DOLARI ÇEKİP ALDI

Yine makyajlı rakamlarla kişi başına düşen gelir de gün görmüş kar gibi erimektedir. 2014’te 12 bin 112 dolar olan kişi başına gelir, 2016’da 10 bin 807 dolara düşmüştür. Tek adam olma arayışı milletin cebinden 1305 doları çekip almıştır. Kaldı ki 2016’ya ait kişi başına düşen gelir, 2008’de 10 bin 931 dolar olan kişi başına gelirin altındadır. Vatandaşın makyajlanmış geliri bile 8 yıl öncesinin altına düşmüştür.

 

ORTAK AKLA İHTİYAÇ VAR

Türkiye’nin gündemini esir alan, ufkunu karartan tek adamlık yönetimi ülkenin huzurunu ve bereketini kaçırmış; milletin işini de aşını da elinden almıştır. Bu gidişe dur demek ve ekonomimizi sağlıklı bir büyüme zeminine yeniden oturtmak için ortak akla her zamankinden daha çok ihtiyaç vardır. Bu ihtiyacı karşılamanın ön koşulu ise 16 Nisan’da tek adam yönetimine HAYIR demek ve demokratik parlamenter rejimimizi daha da güçlendirmektir. Milletimiz ferasetiyle ülkenin geleceğine, özgürlüğüne, demokratik parlamenter rejime, aşına, işine sahip çıkacak; tek adam yönetimine HAYIR diyecektir. Bizim bu konuda inancımız tamdır.

 

 

 

Saray Fukaranın Tavuğunu Rantiyelerin, Faiz Lobilerinin Folluğuna Yumurtlatıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin bu yılın Ocak-Kasım dönemine milyonlarca çiftçi ve esnafa reva gördüğü desteğin, bir avuç faiz lobisine ve yandaşa...
Devamını oku

Ekonomi Arabasının Motoru Boğuldu, Şanzımanı Dağıldı

CHP’li Öztrak, ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadeleden sadece faiz lobileriyle sıcak para partileri vermeyi anladığını belirterek, “Yüksek faiz ve kontrollü kura...
Devamını oku

Tutuklanan TCMB Başkan Yardımcısının Attığı Diğer İmzalar Hakkında İç Soruşturma Yapıldı Mı?

CHP’li Öztrak, Bankalararası Kart Merkezi soruşturması kapsamında tutuklanan, Merkez Bankası’nın Başkan Yardımcısı Emrah Şener’in TCMB’deki görevi sırasında attığı diğer imzalarla...
Devamını oku

Resmi İşsiz Sayısı İle Gerçek İşsiz Sayısı Arasındaki Fark İlk Kez 10 Milyonu Aştı

CHP’li Öztrak, Haziran ayında gerçek işsiz sayısının 13,4 milyon kişiye ulaşarak rekor kırdığını; resmi işsiz sayısı ile gerçek işsiz sayısı...
Devamını oku

Sadece İstatistiklerle Yalan Değil; İstatistiklerle Talan

CHP’li Öztrak, TÜİK’in açıkladığı Haziran ayı rakamının beklentilerin ve diğer kurumların hesaplarının çok altında kaldığına, market fiyatlarındaki değişimler ile TÜİK’in...
Devamını oku

Faiz Harcamalarının Bütçe Üzerindeki Baskısı Artıyor

CHP’li Öztrak, Hükümetin hukuk tanımazlığı nedeniyle artan faizlerin bütçe üzerine her ay daha fazla baskı yaptığına dikkat çekerek, “İlk 4...
Devamını oku

Milli İradeye Darbe Süreci Ekonomik Görünümü Bozdu

CHP’li Öztrak, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’ndaki Türkiye ekonomisiyle ilgili tahminlerin, Sarayın millet iradesine darbe süreci sonrasında kötüleştiğine dikkat çekerek, “Uluslararası...
Devamını oku

Satılan Milyarlarca Dolar Rezervi Kimler Topladı

CHP’li Öztrak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından mali piyasalarda yaşanan tsunami sırasında ülkenin 40 milyar dolardan fazla...
Devamını oku

 İletişim

Bize her türlü görüş ve önerilerinizi bildirmek için sağ tarafta yer alan bilgilerden bize ulaşabilirsiniz.
CHP Genel Merkezi: Anadolu Bulvarı No: 12 06520
Söğütözü / ANKARA
Telefon: +90 (312) 207 40 00
Telefon 2: +90 (312) 420 59 48-49
Faks: +90 (312) 207 40 14
E-Posta: info@faikoztrak.com